Nazlı Bir Cephe ile Teknoestetiği Yakalayan Bir Bina

Ford Otosan Ar-Ge Binası'nı proje mimarlarından Cem İlhan'dan dinledik.

Geçtiğimiz aylarda açılan Sancaktepe’deki Ford Otosan Ar-Ge Binası’nı TeCe Mimarlık’tan Cem İlhan öncülüğünde MuuM Mimarlık’tan Murat Aksu ve Umut İyigün, Arkitera.com’dan Derya Gürsel ve Bahar Bayhan katılımıyla gezme fırsatı bulduk. Dış kabuğu ve iç mekanda yaratılan ortak alanları ile dikkat çeken projeyi mimarlarından Cem İlhan’dan dinledik.

Ford Otosan’ın Sancaktepe’de bulunan arazisinde davetli bir yarışma ile elde ettiği proje, Teğet Mimarlık, Yalın Mimarlık ve TeCe Mimarlık arasından TeCe Mimarlık’ın tasarımı ile şekillendi. Ford Otosan’ın tüm ArGe çalışanlarını bir araya getirme düşüncesiyle hayata geçirdiği proje, TeCe ekibinin de tasarımda temel çıkış noktalarından biri olmuş. Gezi sırasında projenin tasarım süreci hakkında bilgi veren Cem İlhan, yapının üzerinde bulunduğu arazinin geometrisi, çevre yerleşimler, yoldan geçerken oluşan algı gibi birçok faktörün tasarıma etki ettiğinden bahsetti. Ekip, yapıyı tek bir büyük kütle olarak tasarlamaktansa parçaları arsanın kenarlarına yaslayarak ikiye bölmeyi tercih etmiş. TEM’den monoblok gibi, oldukça kapalı görünen bu binanın iki blok halinde ortaya çıkmasının birçok avantajı olduğunu belirten İlhan, TEM’e bakan bloğun diğer bloğu hava kirliliğine, gürültüye karşı koruduğunu ve iki blok arasında geniş bir ortak alanın yaratıldığını söylüyor.

Arazinin hiçbir topografik özelliği olmamasına karşın burada yapay bir topografyanın kurulabileceği düşünülerek kafeterya ile yol arasında kalan bölge çökertilmiş ve burada bir avlu oluşturulmuş. Bu alan, özellikle öğlen saatlerinde, yemekten sonra dinlenmek isteyen çalışanların merdivenlerde oturarak soluklanabileceği, diğer taraftan firmanın kutlama etkinliklerine ev sahipliği yapabilecek aktif açık alan olarak öne çıkıyor.

Peyzaj projesinde Deniz Aslan ve ekibiyle çalışan TeCe Mimarlık, binanın hem içinde hem dışında birçok ortak mekan yaratmaya dikkat etmiş. Projede çatılarda ve avlularda aktif tarım alanı, dinlenme mekanları gibi farklı kullanımlar için çeşitli peyzaj önerileri bulunmakta. 

“Cephe Malzemesi O Kadar Uğraştırdı ki Rüyama Girdi”

Projenin en etkileyici tarafı hiç şüphesiz dış kabuk. Dışarıdan brütal bir etki yaratan ancak yakınlaştıkça yapının şeffaflığını ortaya çıkaran mesh cephe, tasarımın en keyifli ama aynı zamanda en zorlu tarafı olmuş. “Güneş kırıcı kullanabilirdik ama biz daha ileriye götürüp hakikaten bir kütleyle sarıp, onu ağır bir malzemeymiş gibi okutup ama içinde şeffaflaşmak dediğimiz şeyi yapmak istedik.” diyen Cem İlhan, kaplamanın mekanik yükü azaltma, yalıtım sağlama konusunda da oldukça faydasını gördüklerini belirtiyor. Yapının tümünün giydirilmediğini, yer yer yırtılan noktalar olduğunu söyleyen İlhan, kaplama malzemesinin oldukça uğraştırıcı olduğunun da altını çiziyor.

Ekip, ışığın değişmesiyle günün her saatinde istenen masif etkiyi yaratmanın mümkün olmayacağını görerek yeni çözümler aramaya gitmiş. Yapının görüntüsünü homojenleştirmek için branda germek veya olduğu gibi bırakmak fikri arasında kaldıklarını, hatta ofisin bu yüzden ikiye bölündüğünü, bazı meslektaşlarının ise bu yapının bir arge binası olması nedeniyle teknoestetiği bulunduğunu ve olduğu gibi kalması gerektiği önerisi yaptığını söyleyen İlhan, “o kadar nazlı bir cephe ki, çok acı çektik, rüyama girdi” sözleriyle bu süreçte yaşadıkları sıkıntıyı ifade ediyor.

Cem İlhan, son olarak Ford Otosan’ın proje sürecinde gösterdikleri desteği de ifade etti. “Konsepti kaybetmemek adına bütçe için bizi hiç zorlamadılar ve tüm proje paydaşlarına karşı bizi korudular” diyen İlhan, mimari projede işverenin tutumunun önemini bir kez daha hatırlatmış oldu.

TeCe Mimarlık’ın projesini buradan inceleyebilirsiniz.

Etiketler

1 Yorum

  • melih-cimenli says:

    Günümüzde tasarım pratiği okuması yapmaya çalışırsak inşa edilen yapılarda öncelik sanırım teknoestetiklik olacak, daha tekil formların yüzeyleşmesi, düzlemleşmesi, sanatsal estetiğin teknoesktetiğe dönüştüğü daha teknolojik kullanıma yönelik yapılar. Mimarların işi daha kolaylaşıyor bi bakıma. Bütünün formu sonrası iş işlevsel çözümlere kalıyor. Elbette güzel yapılar çıkmaz çıkmayacak demek değil bu. Yapıyı görüp adamakıllı gezmek ve deneyimlemek isterdim. Ama ‘NAZLI’ bir cepheden tam olarak ne anlatılmak istendiğini göremiyorum.

Bir yanıt yazın