Mimarlardan Satranç Tasarımları

8 genç mimar Jai and Jai Gallery sergisi için satranç tasarladı. Türkiye'den Team Fores ekibinin satranç tasarımını da haberimize dahil ederek sizlere güzel bir koleksiyon sunuyoruz.

Mimarlıkla satranç her zaman bağlantılı olmuştur. Mesela oyundaki kale gerçek bir kaledir. Fakat bağlantılar daha da derine iner, bilinen standart Staunton seti 1849’da mimar Nathan Cook tarafından tasarlanmıştı. Cook satranç takımını tasarlarken Londra’nın neoklasik binalarından ilham almıştı.

Los Angeles’daki Jai and Jai Gallery, yeni sergileri için dünyanın farklı yerinden 8 genç mimarı satranç takımları tasarlamaları için buluşturdu. Biz ise bu 8 mimarın yanına Türkiye’den Team Fores ekibinin tasarladıkları satranç takımını da ekleyerek sizlere ilginç bir koleksiyon sunuyoruz.

Skyline of Archetypes – Jimenez Lai

Bureau Spectacular mimarlık ve tasarım ofisinin kurucusu Jimenez Lai tasarımında satranç taşlarının tasarımına odaklandı. Hepsi aynı dili paylaşsa da her parça birbirinden farklı ve onları birbirinden ayırt eden şey ise boyutları.

A Staunton Chess Set Cut Into Halves and Then Put Back Together- Jonah Rowen

Standart, klasik bir takımdan başlayan Rowen, satranç tahtası dahil olacak şekilde her parçayı böldü, dengeledi ve yeniden inşa etti. Basit ve akıllıca bir yol seçen Rowen’ın tasarımı aynı zamanda en mimari olanlardan biriydi.

in Turn – Maxi Spina

Spina da satranç takımının her bir parçasının yeniden tasarlanmasına odaklandı. Her bir parça orijinal parçaların imajı ile kodlandı ve hepsi yeni, alışılmamış parçaları oluşturması için kalıplandı ve kesildi. Yarattıkları ürün aslında bir salyangozdan motor kaskına kadar pekçok şeye benziyor.

Castle – Andrew Kovacs

Mimar ve bir koleksiyoner olan Andrew Kovasc farklı bir bakış açısı geliştirdi. Tek bir parçaya yoğunlaşan Kovasc, ziyaretçilerin ölçek algısını aşan büyüklükte bir kale yarattı. Kalede yaşayan minyatür insanları temsil eden heykelcikler ise tasarımın aslında mimari bir yapı olduğunu vurguluyor.

 

Why I Dont Like Chess – Pieterjan Ginckels

Bu ilginç tasarımda Ginckels satranç taşları olarak çivileri kullandı. Ahşap satranç tahtasına çakılmış çiviler oyunun zorluğuna yoruculuğuna gönderme yapıyor.

The World is Flat- Laurel Consuelo Broughton

Dünyayı simgeleyen bir kürenin yerine yerleştirilen tasarımda Broughton, satranç tahtası ve taşları üzerine algımızı değiştiriyor, bu oyunun nasıl oynanabileceği konusunda kafalarda soru işaretleri yaratıyor.

Possible Hidden Courtesans – The LADG: Andrew Holder & Claus Benjamin Freyinger

Bu şiirsel fakat oynamanın mümkün olmadığı tasarımda satranç taşları, yansıtıcı akrilik bir tahta üzerine rastgele yerleştirilmiş. Örtülere sarılan parçalar minyatür antik heykeller gibi görünüyor.

After Chebyshev – Erin Besler & Andrew Nagata

Adını Rus matematikçi Pafnuty Chebyshev’den alan bu set, senaryolaştırılarak tasarlandı ve ekranda hayat buldu. Soyut bir tasarım olan bu sette maddiyatını kaybeden parçaların satranç tahtasıyla ilişkisi koparıldı.

Team Fores – Serter Karataban

Türk mimarlık ofisi Team Fores tarafından tasarlanan bu satranç takımı satrancın felsefesinden ilham alıyor. Mimar Serter Karataban tasarımını şöyle anlatıyor:

Eski zamanlarda Hint imparatorlarından biri, döneminin Pers İmparatoru’na bir Satranç Takımı ile yanında bir mektup göndermiş. Mektubunda oyunu anlatmazken, bir mesaj vermek istemiş.”Kim daha çok düşünüyor, kim daha iyi biliyor, kim daha ileriyi görüyorsa o kazanır. İşte hayat budur.”

Satranç oyununu çok iyi oynayamıyor olsam da, akıl yürütme şeklini, sabredebilme erdemini, planlama ve ileriya ait olanı da görebilme yetisini geliştirdiği için mesleğim için faydalı olduğunu düşünüyorum. Eskiden ofisimizde satranç oynardık ve oyuna ara vermemiz gerektiğinde tahtayı kaldırırken, piyonların yerlerinin kayması oyunun bozulmasını sebep olurdu. Bu tasarımlar ve bu takımların ortaya çıkması, bu denli saf ve samimi bir ihtiyaçtan ileri gelmiştir. Satranç kolayca öğrenildiği düşünülen oldukça rasyonel ama bir o kadar da derin anlamlar barındıran, ciddiyetle oynanması gereken bir oyundur. Tıpkı mimarlık gibi.


Fotoğraf: Ceyda Atıcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir