İspanya’daki Parque Central’in İlk Aşaması Tamamlandı

Gustafson Porter + Bowman, İspanya’nın Valencia merkezindeki, uzun bir süre demiryolu hatları ve sanayi arazileri için kullanılmış olan yeni kentsel peyzaj bölgesi Parque Central’in ilk aşamasını tamamladı.

Projenin ilk aşaması, çeşitli yaş grupları ve toplulukların kullanımı için yeni bir yeşil alan oluştururken bir İspanyol kentinin özelliği olan Akdeniz manzarası eşliğinde yemeğin ve suyun keyfini size vadediyor.

Gustafson Porter + Bowman’ın tasarımı, bölgenin geleneksel seramiklerinden ilham alan bir dizi büyük kase biçiminde oluşturulmuş çok seviyeli bahçelerden oluşuyor. Bu bölgeler ziyaretçileri, parkın ofisi olarak tasarlanmış eski tarım binasının yenilenmesiyle oluşan alanın kalbine çekiyor. Gelen ziyaretçi burada çocuk bahçesi, çiçek bahçesi, meyve bahçesi ve Demetrio Ribes sanat meydanı ile karşılaşıyor.

Valencia bir İspanyol şehri ve zengin bir tarihi olan tarım, bahçe kültürü, akuakültürüne ilaveten zanaat ve sanat tarihine sahip, başka hiçbir yerde eşi olmayan bir Akdeniz şehri. Valencia’nın benzersiz özelliklerini vurgulamada, beklenmedik duyusal deneyimlerle dolu bir park sunan başarılı bir proje yaptığımıza inanıyorum.

Gustafson Porter + Bowman ortağı Mary Bowman

Gustafson Porter + Bowman, projesinde mermer, granit ve Valencia’ya özgü calatorao kireçtaşı dahil bir dizi malzeme kullandı. Bölgedeki florayı ve faunayı işleyen proje şehir için önemli bir ekolojik bileşen ve kamusal alan haline geliyor. Park, hepsi bölgeye özgü bitkilerle birlikte Akdeniz iklimine adapte olan bitkilerden oluşan 1.000 ağaç, 85.000 çalılık ve 70 bitki türü içeriyor.

Parka her girişlerinde ziyaretçiler, projenin seyir stratejisinin bir parçası olarak, onları içeriye yönlendiren ve kanalı filtreleyen benzersiz bir su sistemiyle karşılanmakta. Parque Central aynı zamanda sürdürülebilir bir drenaj sistemi kurmayı hedefliyor. Bu yüzden de kase formlu toprak, suyu tekrar şehre geri dönüştürme amaçlı merkezi hazneye akan yağmur suyunu gizlice topluyor.

Sekiz yıl boyunca geliştirilen parkın ilk aşaması, şu anda daha önceden demiryolu hatları ve terminaller tarafından ayrılmış mahalleleri birbirine bağlıyor. Yeni park, kentin ana tren yollarının yeraltına taşınmasıyla boşalan 66 hektar arazilik daha büyük bir projenin parçası. Bu alanın yarısından fazlası ekilecek ve tamamlanan 23 hektarlık park, biyoçeşitliliği yeniden sağlayarak, yeni kamusal alan yaratarak, kültürel olanaklar ve ofis olanakları sağlayarak, fiziksel ve sosyal ayrımı tersine çevirerek, suyun kalitesinin iyileştirerek önemli sorunların çözülmesine yardımcı olacak ve çevredeki yerleşim bölgeleri arasında hareketlilik ve erişilebilirliği arttıracak.

Gustafson Porter + Bowman’ın 2011’de Valencia merkezli firmalar olan Nova Ingeniería, Grupotec Engineers ve Barcelona merkezli mimar Borgos Pieper ile ortak olarak geliştirdiği proje, Zaha Hadid Architects, Foreign Office Architects ve West 8 gibi uluslararası rakiplere karşı uluslararası bir yarışmayı kazandı. Proje, 2019 Dünya Mimarlık Festivali’nde dünyanın dört bir yanından gelen 16 projenin kentsel peyzaj listesinde finalisttir.

zeppelin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir