“Doğa ile Bütünleşen Şehirler Hala Mümkün”

6 Aralık 2018 akşamı İş Sanat'ta dördüncüsü yapılan T Buluşmaları’nın konuğu, MAD Architects’in kurucusu mimar Ma Yansong oldu. Yansong, çalışmalarında doğa ve mimarlık arasında kurguladığı ilişkiyi ve tasarım felsefesini anlattı.

Şişecam Düzcam’ın “Mimarinin Şeffaf Yüzü” sloganıyla başlattığı, Arkitera Mimarlık Merkezi iş birliğiyle düzenlenen mimarlık etkinliği T Buluşmaları’nın dördüncü konuğu Pekin merkezli yenilikçi mimarlık ofisi MAD’in kurucusu Ma Yansong oldu. “Building Nature (Doğayı İnşa Etmek)” başlıklı sunumu ile ünlü mimar, doğanın kendisini “suni olan” ile nasıl harmanladığını ve çalışmalarında doğadan nasıl ilham aldığını anlattı.

“Şehirlerde Ana Yönlendirici İnsan ve Doğa Olmalı”

Batı ve doğu kentlerinde doğanın ele alınış şekillerini kıyaslayarak sunumuna başlayan Yansong, batı kentlerinde doğa ile yapay çevre arasında keskin sınırların olduğunu ve gözlemlediği modern kent felsefesinin doğu kentlerine kıyasla farklı bir noktada olduğunu söyledi. Doğu-Batı kıyaslamasında Pekin ve Manhattan örnekleri üzerinden ilerleyen mimar, batı kentlerine kıyasla Pekin’de doğal ile yapay öğelerin daha iç içe geçmiş olduğunu gözlemlediğini anlattı. “Modern kentleşme felsefesi” olarak ifade ettiği yaklaşımı temel olarak güç ve kapitalizmin yönlendirdiğini ifade eden Yansong, bu yaklaşımın dünyanın kaderi haline geldiğini, ancak doğa ile bütünleşen şehirlerin hala mümkün olduğunu dile getirdi.

Öğrencilik döneminde daha rekabetçi, daha güçlü bir anıt tasarlamak üzerine herhangi bir gayretinin olmadığını ve doğa ile ilişkilendirdiği bir özgürlük peşinde olduğunu söyleyen Yansong; doğa ile dünyayı bir tuttuğunu ve mimarinin dünyadan beslenmesi gerektiğini belirtti.

Konuşmasında çeşitli projeleri üzerinden tasarım felsefesini örneklendiren Çinli mimar, Paris kent merkezinde inşa edilen son gökdelen olan ve kent silüetinde yaratmış olduğu görüntüden ötürü “Paris’in yarası” olarak anılan Tour Montparnasse için hazırladıkları “Mirage” projesine değindi. Bina için hissedilen pişmanlığı yansıtıcı öğeler ile yeniden anlamlandırmaya çalıştıklarını ve kenti kendi cephesine yansıtarak çevresi ile bütünlük kuran bir tasarım hazırladıklarını anlatan mimar, artık bu tipte yapıların kent merkezlerinde neden tercih edilmediğinin ve mevcut yapıların saklanması için neden yeni girişimlerde bulunulduğunun “hafıza mekanlar” ve “güç simgesi” kavramları ışığında sorgulanması gerektiğini belirtti.

Yansong’un doğa ve mimarlığın harmanlanması konusunda verdiği örneklerden bir diğeri ise, inşaatı devam etmekte olan Quzhou Spor Kampüsü oldu. Ünlü mimar, Quzhou projesi ile kentin tarihini, kültürel değerlerini ve mimariyi bir araya getirerek yapay tepeciklerle doğayı taklit eden suni bir yapı kurgulamayı hedeflediklerini söyledi ve doğa ile ziyaretçiler arasındaki etkileşimin, doğal ışık ve yeşil öğeler kullanılarak sağlandığını anlattı. Doğa ve ziyaretçi etkileşimine başka bir örnek olarak Pekin’deki bir anaokulu projesine değinen Yansong, bu projede gökyüzünü dünyaya açılan bir kapı olarak ele aldıklarını söyledi ve çatıda bir oyun alanı yaratarak gökyüzü ve çocuklar arasında nasıl bir ilişki kurguladıklarını anlattı.

Quzhou Spor Kampüsü

“Binalar da Geleneksel Topoğrafyanın Bağlamına Oturtulabilir”

Mimarinin malzeme ve şekillerden ibaret olmadığını vurgulayan Yansong, çevrenin de tasarım çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ve bir proje hazırlarken doğal olanı korumanın yanında bu alana yeni bir öğe eklemek fikri üzerinden hareket ettiklerini dile getirdi. İkonik bir yapı olarak kentte fark yaratan, ancak yeni bir suni tepecik olarak topoğrafya ile uyum içerisinde peyzaja dahil olmayı başaran Harbin Opera Evi’ni bu kapsamda örnek olarak seyirciler ile paylaşan mimar, anaokulu örneğindeki gökyüzü-insan ilişkisini “üzerinde yürünebilen çatı” ile burada da sürdürdüğünü aktardı. Opera Evi’nin şeffaf cepheleri ile iç mekan ve dış mekan arasında nasıl bir bütünlük sağladıklarını anlatırken, gün ışığının baş rolde olduğu optik oyunlar ile doğal bir öğeyi iç mekana nasıl uyarladıklarını açıkladı. 

Harbin Opera Evi

Doğa ile bütünleşik yapılar kurgulamanın, çevre dostu ve sürdürülebilir yapılar inşa etmenin yanı sıra görsel anlamda da mekaniklikten uzak; doğal ışık, topografya gibi doğal değerler ile birliktelik yaratan tasarımlar ile mümkün olduğundan bahseden Yansong, bu doğrultuda ofis olarak yürüttüğü çalışmalardan örnekler ile sunumuna devam etti. Cephesiyle bir kayalığı andıran ve çevresindeki yapılara kıyasla yanındaki kent parkı ile doğrudan bir bütünlük sağlamayı başaran Pekin’deki Chaoyang Park Plaza, sunumun dikkat çeken örneklerinden biri oldu.

Chaoyang Park Plaza

Mimariye fonksiyonun ötesinde de anlamların yüklenebileceğini söyleyen Yansong, modern kent tipolojisinin ve bu modern tipolojinin bir parçası olan gökdelenlerin doğadan kopuk oluşumlar olduğunu belirtti. Bu yapıların nasıl insani bir hal alacağı sorusu üzerinde düşünülmesi gerektiğini vurgulayan mimar, insan doğasına uygun şehirler yaratmak için yeni bir kentleşme anlayışına ihtiyacımız olduğunu söyleyerek sunumunu tamamladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir