Amerika/n camileri

Zaman Gazetesi yazarlarından Ahmet Kurucan'ın Amerika'daki camiler üzerine yazısı...

İster Amerika ister Amerikan deyin; her ikisi de doğru. İlki camilerin yer almış olduğu kara parçası, ikincisi aidiyeti ifade ediyor.

Ama bir manada yanlış olan onlara cami denilmesi. Hemen itiraz etmeyin; izaha çalışayım. Bizim İslam kültür ve medeniyetinde mescit, namazgâh, musalla değil de özellikle cami dediğimiz an aklımıza gelen çağrışım farklıdır ve farklı olmak zorundadır. Zira mescit, namazgâh, musalla, cami hepsi namaz ibadetini cemaat halinde yerine getirmek amacıyla yapılmış binalar olsa dahi, aralarında müthiş farklar vardır. İbadet için yapılan bu mekânların büyüklü-küçüklü olmasından müştemilâtına, minarelerinden tezyinâtına uzanan farklar zaten bu farklı isimlendirmenin nedenidir.

İşte Amerika/n camilerine bu zaviyeden baktığınızda içlerinde Detroit/Michigan’daki ‘Amerikan İslam Merkezi’ camii gibi bazı camiler hariç bizim tarihi mirasımızda yerini alan Sultanahmet, Selimiye, Süleymaniye camileri ya da Mescid-i Nebi, Mescid-Aksa, Ezher, II. Hasan, Emevi, Cihannümâ vb. camileri gibi değil. Aşağıda vereceğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere bunların büyük bir çoğunluğu farklı amaçlarla yapılmış binaların satın alma veya kiralama yoluyla günlük, haftalık ibadet ihtiyaçlarını karşılamak için tadilâtla mescit şekline çevrilmiş yerlerdir.

11 yılda bin 209 cami

Resmî ya da yarı resmî sayılacak istatistiklere göre, 7 milyon civarında Müslüman’ın yaşadığı Amerika’da 2011 Kasım ayı inceleme sonuçlarına göre 2.106 adet cami var. Benzeri bir raporlama çalışması 2000 yılında da yapılmış. 2000’de ise 897 cami varmış. Bunun manası son 11 yılda tam 1209 cami yapılmış. Müthiş bir yükseliş. İki rapor arasında yapılan kısa gezintide toplam/yekün rakamlar açısından dikkat çeken ilk unsur bu. İkincisi ise raporu hazırlayanların değerlendirmesi. Şöyle diyorlar: 1990’lı yıllardaki camiler genelde cuma ve günlük namaz kılma fonksiyonunu icra eden mescitler iken, 20 yıl içinde yavaş yavaş büyümenin, yani cami olmanın yanı sıra oyun, konferans salonlarından sınıf ve kütüphanelere, basketbol, futbol, tenis sahalarından; düğün vb. törenlerin yapılabileceği çok amaçlı salonlara uzayan müştemilatlı binalar haline gelmiş.

En az cami Türklere ait

Malum Amerika’nın 50 adet eyaleti var. Bu eyaletler arasında en çok camisi olan eyalet 257 ile New York. Ardından 246 ile Kaliforniya geliyor. Üçüncü sırada ise 166 rakamı ile Texas yerini alıyor. Yeni cami inşasında ise sıralama oldukça değişik: İlk sırada Texas, Texas’ı takiben Florida ve Georgia yerini alıyor.

Camilerin kırsal alan, büyük şehir merkezi veya yerleşim yeri ve dış mahallelere göre dağılımı şöyle: % 36 büyük şehirlerin yerleşim alanlarında, % 28’i suburb denilen kenar mahallelerde, % 20’si kırsal alan ve kasabalarda, % 17’si ise metropolitan şehirlerin merkezlerinde. Bu % 17 içinde 192 cami ile New York ilk sırada. Kaliforniya 120 cami ile ikinci, Şikago, 90 cami ile üçüncü sırada. Ardından Philadelphia 63, Detroit ve San Francisco 62, Atlanta 55, Kuzey New Jersey 53, Houston 42, Dallas 39 cami ile sıralamada yer alıyor.

2.106 caminin % 56’sı Müslümanların yani kurulu dernek veya vakıfların mülkü, % 30’u ise kira. Geriye kalan % 14 ise üniversitelerde, üniversitelerin mekân tahsisi ile kurulan mescitler. Bu konuda çarpıcı bir başka istatistik; toplam camilerin % 30’u sıfırdan cami olarak inşa edilmiş ve bunun büyük bir kısmını 2000’den bugüne yapılan camiler oluşturuyor.

Türkiye, Almanya, İngiltere gibi ulus devlet olmayan ve kuruluşundan bugüne çok ırklı, çok kültürlülüğü esas alan -tarihî şartların sevkiyle bir zorunluluktu bu Amerika için- Amerika’da bu camilerin etnik kökenlere göre dağılımı nasıl bir tablo arz ediyor? Sanırım en çok merak edilen konular arasındadır bu. Türk okuyucusunu nazara alınca “Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa’da şöyleyiz, acaba Amerika’da nasılız?” diye soran ve merak edenler vardır. İşte cevabı: Camilerin % 33’ü Pakistan, Hindistan, Afganistan ve Bangladeş kökenli Müslümanlara ait. “Ait” tabiri ile inşasından bakım görümünü ve mütevelli, imam, müezzin vb. görevlilerle birlikte hâlâ devam eden faaliyetlerinin kimler tarafından yapıldığı ve yürütüldüğünü kasdediyorum. Yoksa bu camiler başka etnik kökene mensup Müslümanlara kapalı gibi bir mana ima ediyor değiliz. İkinci sırada % 30 ile Afrika kökenli Amerikalıların. Üçüncü sıradaki yüzdelik rakamımız; % 27 ve Araplara ait. Müslüman olmuş beyaz Amerikalılara ait cami oranı % 2. Türkler ise listenin en sonunda; % 1.

Her camide 15 kişi Müslüman oluyor

Kendilerini Şii olarak tanımlayan Müslümanlara ait oran, toplamda % 7. Bir başka anlatımla 2.106 caminin % 7’si Şiilerin. Şiilerin en çok yaşadığı yer ise Kalifoniya merkez olmak üzere Batı eyaletleri. Oradaki Sünnî oranı % 17, Şiiler ise %37.

Camiler denince akla gelen bir başka husus da ihtimal İslamî tercih etme oranı ve camilerin bu çerçevede oynamış olduğu roldür. Yıllık ihtida eden yekün rakam üzerinde yapılan incelemeye göre ortalama her yıla 15 kişi düşüyor. Yani her camide yılda 15 kişi İslam dinini tercih ettiğini deklare ediyor. Müslüman olanların % 59’u erkek, % 41’i kadın. Bunların % 64’ü Afrika kökenli insanlar. Beyaz oranı ise % 22. Latino-Hispanik kökenliler % 12. Müslüman olanların yaşları ile alakalı bir istatistiği de paylaşayım sizlerle. % 41’i 20-40; % 17’si 40-60; % 32’si 60-80 yaşları arası ve % 8’i ise 80 yaş ve üzeri.

Son bir bilgi; mezhep durumları. Özelde Amerika, genelde ise bütün dünya Müslümanları açından önem arz eden önemli bir veri bana göre bu. Bu Müslümanlar, Hanefi, Şafiî, Maliki, Hanbeli ya da Maturidi, Eş’ari gibi fıkhi veya itikadi bir mezhebi takip edip-etmemede kendilerini nerede görüyorlar? Aşağıda arz edeceğim sonuç cami imamları ile yapılan mülakat sonucu elde edilmiş rakamlardır. İmamların % 56’sı kendini şöyle tanıtıyor: “Kur’an, sünnet ve günümüzdeki İslam alimlerinin yorumlarına göre hareket ediyorum”; % 31 Kur’an, sünnet ve mazideki ulemânın görüşlerini esas alıyorum.” diyor. Tahmin ettiğiniz gibi bu ‘bir mezhebi bütünüyle takip ediyorum’ manası taşımıyor; aksine Kur’an ve sünnette açık cevabını bulamadığım, tereddüde düştüğüm yerlerde mezhep imamlarının görüşlerine de bakıyor ve birini esas alıyorum demek. Pekâla “ben bir mezhebe bağlıyım” diyenlerin oranı nedir? Cevap; % 11. Yalnız bu cevap 2000 yılında % 6 imiş. Dolayısıyla son 11 yılda % 5’lik bir artış söz konusu. Selefiyim diyenler ise % 1.

Bu önemli meselede isterseniz etnik kökenlere ait dağılımı da verelim. Afrika kökenli Amerikalı Müslümanların % 69’u Kur’an, sünnet ve modern ulemayı takip ediyorum, % 19’u eski âlimlere de bakıyorum, % 7’si bir mezhebe bağlıyım diyor. Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Bangladeşli Müslümanlarda oranlar sırasıyla şöyle: % 44, % 38 ve %18. Arapların ise % 56, % 36 ve % 6.

Son rakamlar, yine imamlarla yapılan mülakat sonucundan. “Amerikan toplumu İslam’a karşı düşman mı?” sorusuna imamların sadece % 2’si “kesinlikle düşman” diyor; % 23’ü evet düşman, % 50 ise hayır düşman değil diyor. 2000’li yıllarda yapılan istatistiki çalışmada “evet, düşman” diyenlerin oranı % 56 imiş. Neredeyse yarı yarıya bir düşme söz konusu ki Amerika toplumuna dışarıdan bakanlar için araştırmanın en ilginç sonuçlarından biri olarak görülebilir bu.

Etiketler

Bir yanıt yazın