+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Galata'da yayaya özel sergi

Kaynak: Radikal
13 Haziran 2011, 10:28
  defa okundu.

Boğaz manzarasıyla pazarlanan İstanbul üzerine düşünüp taşınmak için 'Yumuşak Şehir' sergisi iyi bir fırsat olabilir.

Galata'da yayaya özel sergi

İstanbul, uzun zamandır çekiştiriliyor. Üstelik dev projelerle, resmi olarak... Yeterince büyük değilmiş gibi... Yeterince uzun ve yeterince dertli. İktidarın üzerine büyük yatırım yaptığı ve diğer bütün yatırımcıları iştahlandırarak, kendi mimarilerince kenti parsellediği, kentin geleceğinin süper karanlık olduğu şu günlerde kamusal alanda kentin en turistik bölgesi Galata'da kent üzerine bir sergi yapmak anlamlı olabilir mi? Kesinlikle. Öte yandan bu, bir süredir sokağa çıkmak yerine galerilerde kent üzerine söz söylemeyi tercih edenlere de güzel cevap...

Genç küratör, aslında şehir bölge planlamacı ama okuldan mezun olduğunda şehri planlayarak ona müdahale etmemeye yemin etmiş. Nihan Çetinkaya, bu kararının üzerine Paris'te kültürel incelemeler okumuş. Türkiye'de kamu ve özel sektörün sanatla olan ilişkisi üzerine kapsamlı bir inceleme yapmış. İstanbul'a döndükten sonra da P1'i kurmuş. Kendi projelerini gerçekleştireceği bir yapı bu... Soft City'nin ilkini geçtiğimiz yıl gerçekleştiren Çetinkaya, ikincisinin ana mekanı olarak Alan İstanbul'u kullanıyor. Ana sergi burada ve serginin devamı Galata'nın sokaklarında. 'Yumuşak Şehir', 1974 tarihli Johathan Raban'ın kitabına atıfta bulunuyor. Kitaptaki şu formülü sergiye uygulamayı deniyor:

İstanbul'a yeni kurgular
"İster beğenin, ister beğenmeyin, kent sizi kendisini yeniden yaratmaya, içinde yaşayabileceğiniz bir kalıba dökmeye davet eder. Kendinizi de. Kim olduğunuza bir karar verin, kent çevrenizde yine sabit bir biçim alacaktır. Onun ne olduğuna bir karar verin, bir nirengi noktasına göre çizilmiş bir harita gibi, sizin kimliğiniz ortaya çıkacaktır." Serginin kalabalık sanatçı kadrosu içinde yabancı sanatçılar da var, Monika Bulanda, Sameer Farooq, Ramos Fernandez gibi...

Serginin en ilginç işlerinin başında, kendine ait bir gerçekliği olan ve ona ne kadar dayatıldıkça o kadar kendi gerçeklerini türetme ustası İstanbul'a yeni kurgular armağan edecek yüreklilikteki iki iş geliyor. Biri Neriman Polat'ın Tatar Beyi sokakta yer alan gerçeğinden ayırt edilmesi güç emlak bürosu. Diğeri Erkin Gören'in Tophane Cüneyt Konuşur başlıklı ses kaydı... Gören'in sesini değiştirerek Cüneyt olduğunu anlamak güç. Şiddeti kınayan ama içinde büyük bir öfke olduğunu itiraf eden Cüneyt'e inanmamak da...

Volkan Kaplan'ın Tophane'ye doğru inen sokakta yer alan 'Şehir Korku' içinde film afişi, Gümüş Özdeş'in stensili, Yeşim Akdeniz Graf'ın Tütün Deposu'nun tam karşısındaki kahvehanede yer alan horozlu pentürü, Antonio Cosentino'nun İzak ve İsmail yerleştirmesi serginin diğer kenti, hayal ettikleri biçimiyle, yanılsamalarla, özlemlerle görme biçimlerini çoğaltma çabası taşıyan işleri... Galata'nın vaat ettiği tarihi İstanbul, İstanbul'a vaat edilen üçüncü köprü, her an haritalarla, en rasyonel hesaplarla, bol rakamlı projelerle tekrar tekrar üretilen, bir yandan da tıbbi kongre afişlerinde bile yansımalı Boğaz manzarasıyla pazarlanan İstanbul üzerine düşünüp taşınmak için 'Yumuşak Şehir' sergisi iyi bir fırsat olabilir.

Nadir bir tavır
Burçak Bingöl'ün CDA projects'de açtığı ilk kişisel sergisi 'Nadireler Kabinesi' başlığını taşıyor. Sanatçı, ilk solosu olması nedeniyle eteğindeki bütün taşları döktüğü bir sergi yapmış. Serginin en büyük özelliği resimlerin, videonun yanı sıra seramik malzemeyle kurduğu bağ. Seramik malzemeyi nasıl başarıyla; malzemenin çabuk kategorize edilir olma dezavantajını göz önüne alarak güncellediği. Vitra Seramik atölyesinde ürettiği Günebakan ismini verdiği seramikten mobese kameraları bunun en güzel örnekleri... Bunun ilk işaretini Bingöl, geçtiğimiz Contemporary İstanbul'da yer alan seramik piknik tüpüyle vermişti. Bingöl, bu nadir tavrı geliştirerek sürdürüyor. Hatta seri üretim döşemelik bir kumaştaki deseni yine seramikten piknik tüpüne, oyuncak bir bebeğe, bidona ve tesisat borularına uyguladığı bir yerleştirme de yapmış. Öngörülemeyen dönüşüm başlığı altındaki bu yerleştirmede sanatçı, aynı desenden duvar kağıdı üretmiş. Moda tasarımcısı Simay Bülbül'e bir elbise diktirmiş. Açılışta da onu giymiş. Lakin sergi sadece seramikten kameralardan ibaret olabilirmiş. Hatta, üretimleri hep zanaat kategorisine hapsedilen ve bunu kırmaya çalışan Candeğer Furtun'un izinde, kullandığı malzemenin bu coğrafyadaki dramatik tarihini de anımsayarak geçmişteki tüm kadın seramik sanatçılarının başta Füreya olmak üzere intikamını almaya pekala soyunabilirmiş.

Reklam

Etiketler


Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler