+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Roberto Burle Marx ve Tropikal Modernizm

8 Ocak 2019, 14:05
  defa okundu.

Peyzaj Mimarlığı'nın Öncüleri dosyamız kapsamında, Brezilyalı peyzaj mimarı, ressam, mücevher, kumaş ve sahne tasarımcısı Roberto Burle Marx'ı inceliyoruz.

Roberto Burle Marx ve Tropikal Modernizm

Roberto Burle Marx, Avrupa tarzı resmi bahçeleri kendi ülkesinin yemyeşil tropikal florasıyla birleştirirken ithal çiçekler ve katı simetri ile, Eski Dünya’nın bahçelerini taklit etmek yerine bahçelerini azulejo seramikleri, yemyeşil bromeliadlar ve tropik orkideler ile donatıyor.


Mineral Roof Garden (1983)

1928 yılında Almanya'da sanat eğitimi görürken Dahlem Botanik Bahçeleri'ndeki tropik bitkiler ilgisini çekiyor. Dahlem Botanik Bahçeleri'ne yaptığı ziyaretten oldukça etkileniyor ve tropikal bitkilerin farklı sanatsal olanakları üzerine çalışıyor. Ulusal Güzel Sanatlar Akademisi'nde sanat eğitimi almak için 1930'da Rio'ya döndüğünde kafasındaki fikirleri test etmeye başlıyor ve evinde bitkiler üzerinde denemeler yapıyor. Marx'ın bu ilgisi profesörü olan mimar Lucio Costa'nın gözünden kaçmıyor ve Schwartz Evi için bahçe tasarımı yapmasını istiyor.


Casa Schwartz teras bahçesi (1932)

Marx, ilk bahçesini Lucio Costa'nın evi için tasarlıyor ve Brezilya florasını kullanarak bina için asma bahçeleri meydana getiriyor. Bunu takip eden diğer önemli tasarımları arasında Brazilya Dış İşleri Bakanlığı, 1958 Brüksel Uluslararası Fuarı'ndaki Brezilya pavyonu ve 1959'da yapmış olduğu Venezuela'daki Parque del Este of Caracas yer alıyor. 1962'de Rio de Janeiro'nun sahilinde 300 dönümlük (122 hektar) geniş bir alana yayılmış Flamengo Park'ı tasarlıyor. Bunu takiben, Paris UNESCO Binası (1963), Brazilya ABD Büyükelçiliği (1967, 1972), Brazilya İran Büyükelçiliği (1971) ve Rio de Janeiro Uluslararası Havaalanı (1978) için çevre düzenlemesi yapıyor.


Copacabana kordunu, Rio de Janeiro.

Marx'ın yenilikçi ve modernist tasarımları çok vakit geçmeden tanınırlık kazanıyor. Ressam kimliğini hiçbir zaman bırakmayan Marx, peyzaj tasarımlarını da sanat eseri olarak ele alıyor, cesur kombinasyonlarla büyük ölçekli dikimler yapıyor ve renkli amorf döşeme desenlerini paleti olarak kullanıyor.


Parque Ibirapuera (1953)

Marx, yaşamı boyunca dünyanın farklı yerlerinde 2.000 civarı bahçe tasarlıyor ve 50'ye yakın bitki çeşidi keşfediyor.

Neden doğa, bir yandan, bir çocuğun kayık olarak kullanabileceği kadar geniş ve sağlam bir yaprak, bir yandan ise, tüm üreme organları barındıran, toplu iğne ucu kadar minik çiçek bir yaratır? Benim ilahım, doğanın gücü ve gizemidir. Bu gizemlerin peşini bıraktığım gün, öleceğim gündür. *

* 1989’da LA Times dergisine verdiği bir söyleşiden alıntı.

--

Peyzaj Mimarlığı'nın Öncüleri serisinin diğer yazıları için buraya tıklanıyınız.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler