+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Zincir Müzeler Dönemi

Yazar: Musa İğrek
Kaynak: Zaman
30 Haziran 2014, 08:29
  defa okundu.

Avrupa ve Amerika’daki büyük sanat kurumlarının müze ihracı artıyor. New York’taki Guggenheim ve Paris’teki Louvre markalaşan müzelerin başını çekerken Londra, Guggenheim Müzesi ile işbirliği için çalışmalara başladı.

Louvre Abu Dabi Müzesi ise Aralık 2015'te kapılarını açacak.

Dünya mimarlık literatürüne 'Bilbao Etkisi' (Bilbao Effect) olarak geçen kavrama meraklısı aşinadır. Kısaca değinecek olursak, senelerce bir endüstri kenti olarak ömrünü devam ettiren İspanya'nın Bask bölgesindeki Bilbao, ekonomik krizler ve işsizlikle boğuşan kendi halinde bir şehir iken bir anda talihi döner. İspanyolların bile çok yüz vermediği, pek yolunun düşmediği Bilbao, 1997'de açılan Guggenheim Müzesi ile yeni bir çehreye kavuşur ve dünyanın dört bir yanından sanatseverlerin ziyaret ettiği bir kent haline gelir. New York'ta 1959'da kurulan Guggenheim Müzesi, elindeki dev koleksiyonu sergilemek için mekan sıkıntısı yaşarken Avrupa'da yeni bir mekan arayışına girince Bilbao'daki müze hayata geçirilir. Dünyaca ünlü mimar Frank Gehry, müzeyi kentin gecekondu mahallesine inşa eder, binanın ihtişamı da göz doldurur; öyle ki müze inşaat halindeyken bile günlerce konuşulur ve tartışılır. Açıldıktan sonra "modern zamanların en önemli binası" olarak tanımlanır ve kent bir anda sanatseverlerin ve turistlerin akınına uğramaya başlar. Müzenin hem mimari hem de turistik katkısı pek çok şehri kıskandırır; zira her yıl müzeyi ziyaret eden insan sayısı yaklaşık bir milyonu bulmaktadır.

Bir kentin talihini bir anda değiştiren bu türden vakalara rastlamak çok kolay olmasa da her şehrin biraz Bilbao etkisi yaşamaya meraklı olduğu söylenebilir. Özellikle yerel yönetimler, kültür sanat kurumları, büyük şirketler, 'marka' müzeleri kendi şehirlerinde şube açmaya çağırırken, dünyada zincir müzeler gitgide çoğalıyor. Guggenheim ve Louvre bu markalaşan kurumların başını çekerken, "gelecek, zincir müzelerin mi olacak?" sorusu iyiden iyiye tartışılmaya durdu. Londra, geçtiğimiz günlerde Guggenheim Müzesi ile işbirliği için çalışmalara başladığını duyurdu. Londra'nın Türk kökenli Belediye Başkanı Boris Johnson, müzenin Londra'da açılmasıyla şehrin bir kültür merkezi olarak konumunu daha da artıracağını dile getirdi. Fakat, Bilbao etkisinin her şehre uyduğunu söyleyemeyiz, zira Berlin'de 1997-2013 arasında faaliyet gösteren Deutsche Guggenheim ve 2001-2008 arasında faaliyet gösteren Las Vegas Guggenheim Hermitage da bir başarısızlık örneği olarak değerlendiriliyor.

SÜNNET DÜĞÜNÜ YAPILAN MÜZE!

Pek çok şehir, Guggenheim markasını kentine çekmek için epey çaba harcıyor, fakat zincir müzelerin kültürel üretime katkısı konusu çetrefilli. Yakın zaman önce, Fransız hükümetiyle Abu Dabi şehri arasında imzalanan ve 30 yıl geçerli olacak anlaşma kapsamında inşa edilmesine karar verilen Louvre Abu Dabi Müzesi, Aralık 2015'te kapılarını açacağını duyurdu. Bu fikir 2007'de ilk kez paylaşıldığında dünyanın dört bir yanından arkeologlar, sanat tarihçileri 'müzeler satılık değil' sloganıyla eylem başlatmıştı. Guggenheim Abu Dabi de 2015'te açılmayı planlarken, daha inşaat halindeki müzeye karşı protestolar ve tartışmalar sürüyor. Uluslararası sanatçı grupları ve eylemciler Guggenheim'ı '52 Hafta' adını verdikleri yeni bir kampanyayla boykot ederek, her hafta yeni işler üreteceklerini ve müzenin inşaatında çalışan göçmen işçilere karşı insanlık dışı uygulamalara dikkat çekeceklerini duyurdu.

Avrupa ve Amerika'daki büyük sanat kurumlarının müze ihracaatı artıyor. Bu konuda şehirlere destek veren marka müzeler gerekli altyapıyı hazırlayarak destek oluyor. Bu gelişmelerin sonuncusu ise İngiltere'nin önemli müzelerinden Victoria & Albert'ın, Çin'in Shenzhen kentinde açılacak tasarım müzesi için masaya oturması. Ülkenin tasarım sanatını dünyaya tanıtmayı amaçlayan bu müzenin 2016'da açılması planlanıyor. Müzede Victoria & Albert için bir galeri ve sergi alanı da yer alacak.

Dünyada yaşanan bu trende rağbet artarken ülkemizdeki hayli ironik duruma da değinmek gerek. Bir tarafta geçtiğimiz nisan ayında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 2014 Yılı En İyi Müze Ödülü'ne Bayburt'un Bayraktar köyünde kurulu Baksı Müzesi layık görülürken, öte tarafta Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi'nde düzenlenen sünnet düğünü!... Müzelerin bazı bölümlerinin çeşitli faaliyetler için kullanılması Avrupa'da yaygın olsa da bu türden bir vaka pek bir kalıba sığmıyor. Fakat, dünyada artan bu zincir müzelerin kültürel üretime nasıl bir katkıda bulunacağını ise zaman gösterecek.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler