Süleymaniye bölgesi baharda şantiyeye dönüşecek; betonarme yapıların yerine Osmanlı tarzında yapılar dikilecek. Bölge halkı ise başka yerlere sürülecek...
Kadir Topbaş ve ekibinin 'gözbebeği' İstanbul Müze Kent Projesi'nin gelecek ilkbaharda çok konuşulacağı kesin. Üç yıl içinde, önce Süleymaniye'de, ardından Haliç'te, sonra da tüm sur içi bölgesindeki binlerce ev yerle bir edilecek. Burada yaşayan 100 bine yakın kişi sur dışına çıkarılacak. Süleymaniye'de ise yaklaşık 10 bin dolayında kişi göçe zorlanacak. Yıkılan betonarme yapıların yerinde asılları, yani Osmanlı dönemindeki halleri boy gösterecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki şirketlerden biri olan KİPTAŞ, iki aydan beri Süleymaniye bölgesinde sessiz sedasız çalışıyor: Mülk sahiplerinin izini sürerek onlara 'kârlı bir proje'den söz ediyor ve onları masaya oturmaya ikna ediyor.
Mal sahiplerinin karşısında sadece üç seçenek var: 1. Mülklerine sahip çıkacaklar: Söz konusu binayı İBB tarafından çizilen mimari projeye uygun olarak inşa ettirecekler. Onlara uygun kredi olanakları sunulacak. 2. Mülklerini satacaklar: "Benim gücüm bu işe yetmez," diyenler karşılarında müşteri olarak KİPTAŞ'ı bulacaklar. İstedikleri meblağ peşin ödenecek.
3. Mahkemelik olacaklar: Hiçbir çözüm üretilememişse devlet 'gücü'nü gösterecek; İBB mülkü istimlak ederek uygun gördüğü meblağı mülk sahibinin adına bankaya yatıracak. Bundan sonrası vatandaşa kalmış. İster kabul eder, isterse mahkemeye başvurur. Eğer, mahkeme mülke daha fazla bir değer biçerse İBB de karara uyacak. Kadir Topbaş'ın "Mahkeme bir misli daha fazla takdir etse bile ben öderim," dediğini duyuralım. Düşünce aynen şöyle: "Bu işten biz (belediye) zararlı çıkmayız, mülk değer kazanacağı için problem olmaz. Dava devam ederken biz de işimize devam ederiz."
Yani Bedrettin Dalan döneminde yaşanan istimlak davalarının benzerleri ufukta görünüyor. Özetle, Nisan 2006 sonrası Süleymaniye şantiyeye dönüşecek.
Emlak fiyatları fırlayacak
Oysa mülk sahiplerinin uyanık olması, mülklerini hemen elden çıkarmaması önerilir. Çünkü KİPTAŞ'ın müteahhitliğe soyunduğu Süleymaniye, 'nezih' insanların oturacağı mutena bir semte dönüştükten sonra bugün 100 bin YTL'ye alıcı bulan binaların değeri 5-10 misli artacak. Bu işten alan ve satan rolündeki KİPTAŞ haliyle kârlı çıkacak.
Gelelim üç yıl içinde İBB'nin kâr kapısı olacak Süleymaniye'ye... Osmanlı dönemindeki bahçeli ahşap evlerin yerini, 70 sonrası kargacık burgacık betonarme ucubeler işgal etmiş. Yeşilin izi yok; bu binalar genellikle depo, atölye, imalathane, bekâr odası ve otopark olarak kullanıyor. Kaldırımsız sokaklarda ise trafik tam bir kaos. Bölgede gündüzleri mahşeri bir kalabalık var, geceleri inler cinler hora tepiyor. Süleymaniye'yi 'ihya edecek' Müze Kent Projesi'nin esas mimarı Kültür ve Turizm eski Bakanı Erkan Mumcu. Tarihi binaların yakılıp, yerlerinde otoparklar açılması Mumcu'yu harekete geçirmiş.
Aydınlar projeye karşı
Müze Kent, aslında çok başlı bir dev: Kültür ve Turizm Bakanlığı, İBB, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve Eminönü Belediyesi bir protokolle bir araya gelmişler. Bu nedenle geleceği de tartışmalı. Devlet, bu proje için ilk etapta 400 milyon YTL kaynak ayırmış. Amaç; 'İstanbul'un tarihsel kimliğini korumak, yaşatmak, geliştirmek ve gelecek nesillere sunmak'. Müze Kent'in yöneticisi şehir ve bölge planlamacısı Prof. Dr. Cengiz Eruzun, bu projeye baş koyduğunu söylüyor.
Eruzun, mafya tarafından yakılıp yıkıldıktan sonra otopark yapılan ahşap evlerin, eski fotoğraf ve gravürlerden yola çıkılarak yenilerinin yapılacağını söylüyor. Yapılar depreme karşı dayanıklı olacak. Eruzun, mimari çevrelerde projeye dudak bükülmesini anlayamıyor. Ona göre eleştiriler daha çok aydınlardan ve düzeni bozulan otopark mafyasından geliyor: "Bu projede katılım olmadığı söyleniyor. Nasıl bir katılım olacak? Süleymaniye işgal edilmiş. Otopark mafyası var. Ara sokaklara giremezsiniz. Böyle bir yer. Böyle bir kesimdeki insanları doğrudan katmak mümkün değil. Oradan doğru çıkmaz çünkü. Önce halka yönelik bir anket yaptık. Tabii ki mülk sahiplerine de sorular sorduk. Fazla bir şey çıkmadı. İstanbul'un en görkemli noktası olan Süleymaniye, birtakım yanlış olaylar ve uygulamalarla köhneme noktasına gelmiş. Çalıştığımız bölgede 1400 ile 1700 arasında yapı var, bunların 900'e yakını tescilli. İkinci derece tarihi eser olan yapıla







