Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
OGRENCI PROJELERI

Haberler

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Süleymaniye’de Geç Revivalizm

Tarih: 29 Kasım 2005 Yazan: Korhan Gümüş
Süleymaniye semtinde bir şeyler oluyor. Belediye tarafından binalar sahiplerinden satın alınıyor, bunların yıkılarak yerlerine ‘yeni geleneksel ahşap konutlarının inşa edileceği’ söyleniyor. Bunun için de mimari ‘tasarım’ çalışmaları yapılıyor. Peki bu operasyonun gerekçesi ne? Bölgedeki ahşap yapı stoğunun hızla erimesi, semtin bir çöküntü alanı haline gelmesi. Belediye bu operasyonla bu gidişe karşı durmayı hedefliyor. Kent yönetimi bugüne kadar inşaat şirketlerinin yaptığını yapıyor: Kendi mimarına işi veriyor. Yapıları kamulaştırmaya gerek duymadan satın alıyor. Tasarım kararları alıyor. Bir mimar tıpkı bir şirketle iş yapar gibi kent yönetimine bağlı olarak proje yapıyor, tasarım hizmeti yerine getiriyor. Kent yönetiminin bir şirketi tarafından yürütülen bu operasyon sonucunda yapılacak olan konutların gene bu şirket tarafından satılması söz konusu olabilecek. Belediyenin kamusal nitelikli bir operasyonu bir şirket gibi gerçekleştirmesi söz konusu. Böylece İstanbul’da kamunun piyasa aktörü gibi hareket ettiği yeni bir dönem başlıyor.

1. “Süleymaniye Projesi”, bir kamu projesi olmakla birlikte, konsepti tartışılmamış, mimari hizmet türü nesnel koşullara kavuşturulmamış bir tasarım ve inşaat projesi.

2. Bu projede yer alan örnekler 20. yüzyıl başına ait ahşap yapıların taklitlerinden oluşuyor. Bölgedeki ahşap yapı stoğundan ve bazı varsayımlardan yola çıkarak, taklit yapıların yapılmasının güncel koruma pratikleri ile bir ilgisi olması mümkün değil. Bu projelendirme süreci ile yapılan uygulama bölgedeki mimarlık kalitesini olumsuz yönde etkileyecek ve İstanbul’un Tehdit Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alması için bir yeni gerekçe oluşturacak.

3. Bu durumda bölgedeki kültür varlıklarında sürmekte olan tahribatın devam edeceği açık. Önemli olan kaybolmuş kültür mirasını varsayımlara göre inşa etmek değil, şu anda mevcudiyetini koruyan yapıların korunması olmalı. Yanı başında korunmaya muhtaç kültür mirası dururken, onu kaderine terkedip, imitasyon yapılar yapmanın nasıl bir koruma anlayışı ile bağdaştırıldığı anlaşılamıyor. Asıl hedef binaların taklitlerini varsayımlara göre yeniden inşa etmek değil, şu anda mevcudiyetini koruyan yapıların korunması olmalı. Süleymaniye, son on yıllardaki büyük kayıplara rağmen, hala çok sayıda tarihi yapı stoğuna sahip. Bunlardan bazıları küçük müdahalelerle bazıları ise daha kapsamlı restorasyon projeleri ile kurtarılmayı beklemekte. Bu yapılar koruma altına alınmayıp kendi hallerine bırakılıyor. Buna karşılık kaynak, emek, zaman şuursuzca harcanırken gerçek değerler tek tek kaybedilecek, fakat artık yerlerinde olmadıkları için İBB Süleymaniye Projesi kapsamına girmeye, yeni inşaat alanı olarak değerlendirilmeye hak kazanabilecekler.

4. Bu uygulamanın devam etmesi, zaman, para, emek kaybının yanı sıra dünyada kabul görmüş koruma ilkeleri çerçevesinde, anlamlı ve doğru bir koruma bilinci ile kazanılabileceklerin kaybı; bu değerlere sahip olmakla dünyaya borçlu olduğumuz geleceğe aktarılacak bilginin kaybı. Eğer, İstanbul’da şu sıralar sürmekte veya başlamak üzere olan bu proje durdurulmazsa, yapılması gereken tek şey kalıyor: Bugün yapılmakta olanlar için bütün duyarlı insanlara çağrı yapılması. Çünkü bu yapılmazsa İstanbul’un araştırmacıları, akademisyenleri, mimarları, siyasetçileri büyük bir vebal altına girecekler.
5. Buna karşılık toplantıda bölgedeki tarihi yapı stoğunun nasıl onarılacağına, kendi evini tamir etmek isteyen kişilerin kamu destekleri ile nasıl bir yöntemle yönlendirileceklerine dair bir bilgi yok. Oysa bugün küçük müdahaleler ile bir çok yapıyı özgün halleriyle korumak mümkün. Özgün örneklerin giderek azaldığı dikkate alınırsa, kamu tarafından önceliğin bunlara verilmesi gerekli.

6. Bölgede yaşayan halk, mülk sahipleri ile ilgili hiç bir program bulunmamakta. Onların binaların satarak semti tkerketmeleri bekleniyor. Oysa bu ölçekteki kentsel uygulamalar yalnızca fiziksel çevre ile ilgili tasarımlardan ibaret olmamalı.

7. İstanbul’da belli amaçlarla yeniden canlandırma projeleri yapılabilir. Örneğin değişik dönemlere ait konut tipleri varsayımsal olarak inşa