Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
OGRENCI PROJELERI

Haberler

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

“Mimarlık ve Felsefenin Yükselen Birlikteliği”

Tarih: 23 Kasım 2005 Yazan: Şebnem Şoher - Arkitera.com

   

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü işbirliği ile başlatılan “Mimarlık ve Felsefe” toplantılarının üçüncüsü “Zaman . Mekan / Mekan . Zaman” teması altında 18-19 Kasım 2005 tarihlerinde İTÜ Taşkışla’da düzenlendi.

Açılış konuşmalarının ardından Atilla Yücel başkanlığında yapılan ilk oturumda; Doğan Kuban, Hasan Ünal Nalbantoğlu, Faruk Akyol, Hüseyin Kahvecioğlu ve Ahmet Elhan sunuşlarını gerçekleştirdiler.

Öğle arasından sonra gerçekleşen oturum, İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Bina Bilgisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Ferhan Yürekli’nin “Doğuda ve Batıda Zaman” başlıkla sunuşuyla başladı. Yaptığı sunumun amacının, bir mimar olarak kafasını kurcalamakta olan bir sorunun yanıtını aramak olduğunu söyleyen Yürekli, zaman kavramına ilişkin farklı disiplinlere ait tanımlarla konuşmasına devam etti. Yürekli, zaman ve mekan ilişkisini ise kültürlerle ilişkilendirerek açıkladı. Hayatın, birinden diğerine sıçranarak oryante edildiği “zaman ada”larından söz eden Yürekli, mimarlıkta da varolan bu ada kavramını; döneminin gerçeğine uygun olmayan, bir takım zaman adacıklarına saplanıp kalmış ve bunların yanısıra zamanı yaşayan ve bir takım stilleri değil zamanın gerçeğini yansıtan mimari örneklere ait görselleri kullanarak açıkladı.

Yurtdışında olması nedeniyle toplantıya katılamayan Şafak Ural’ın sunuşunu ise, Faruk Akyol gerçekleştirdi. “İçiçe Geçmiş Zamanlar” başlıklı konuşmanın içeriği, zaman kavramını belirleyen birbirinden bağımsız fiziksel, biyolojik, psikolojik unsurlar ve farklı zaman anlayışlarının birbiriyle ilişkilendirilmesiydi. Akyol, birbirinden bağımsız bu üç zaman anlayışının tanımlarını yaptıktan sonra, her tanımın kendi içindeki farklılıkları ve farklı zaman anlayışlarının, farklı yorum, açıklama ve sonuç olarak farklı zaman kavrayışlarına yol açtığını belirtti. Sunumda, kişisel tarihlerin birbirinden bağımsız oluşundan, kronolojik zaman anlayışının bütün bu kişisel tarihleri tek bir eksen üzerinde sıraladığından ve ortak beğeninin sonucu olarak sanat eserinin, tüm zaman anlayışlarından bağımsız hale geldiğinden bahsedildi. Akyol konuşmasını; “Geçmiş ve gelecek bizim için içiçe geçmiş zamanlardır. Önemli olan bunu anlayabilmektir.” diyerek tamamladı.



“Ya Anlamın Zamanı Yoksa?”
Ardından, Meltem Narter, zaman ve mekanın psikoloji disiplini içindeki yerlerini kestirmenin zorluğunu, bu zorluğun nedeninin de insan davranışlarını meydana getiren kavramların evrenselliği ve zaman ve mekandan bağımsızlığı olduğunu söyleyerek sunuşuna başladı. “Ya Anlamın Zamanı Yoksa?” başlıklı sunuş, Narter’in psikoloji disiplininin sorgulanan araştırma nesnesine bağlı olarak bugüne kadar geçirmiş olduğu değişimleri anlatmasıyla sürdü. Sunuşunun son bölümünde, içinde bulunduğu zaman diliminden, içine doğulan kültür, tarih, coğrafyadan bağımsız bir insanın düşünülemeyeceğine ve insanın dışsal olayları kendine göre yorumladığını belirtti.

Sanem Yazıcıoğlu ise konuşmasına, programda yer alan “Zamanı Unutmak / Unutma Zamanı” adlı başlığı “Unutma Zamanı / Zamanı Unutmak” olarak düzelterek başladı. Daha önceki “Mimarlık ve Felsefe Toplantısı”nda gerçekleştirmiş olduğu “Anımsamanın Koşulu olarak Mekan” adlı sunuşun devamı niteliğinde olduğunu belirttiği sunuşun ilk bölümünde, mitoslara göre ya da bilimsel araştırmanın konusu olan, farklı kriterler gözönünde bulundurularak oluşturulmuş değişik biçimlerdeki zaman kavrayışlarından bahsetti. Sunuşunun ikinci bölümünde ise, dönemin kültürel özelliklerinin, o döneme ait koşulları anlaşılır