
ODTÜ Kuzey Kampüs Binaları
6 Ekim 2005 Perşembe günü Arkitera Diyalog’un 3 aylık bir aradan sonra ikinci dönemi başlıyor. Bu dönemin ilk konukları Tülin Hadi ve Cem İlhan oluyor.
Sadece Türkiye çapında katıldıkları yarışmalarda değil yurtdışında aldıkları ödüller ve başarılı mimari çalışmaları ile isimlerinden sıkça sözettiren çift mimari çalışmalarını TECE Mimarlık olarak devam ediyorlar. Yaşasın Kentler Yarışması’nda aldıkları İkinci Bölge Ödülü ve Büyük Mısır Müzesi Yarışması Katalogu’nda yer almaları ve ODTÜ Kuzey Kampüsü Yarışması’nda aldıkları birinci ödül neticesinde projenin inşa edilmiş olması bunun örnekleri.
Diyalog günü kendilerine ayrılan 2 saatlik zaman diliminde yöneltilen soruları cevaplayacaklar. Arkitera Forum’da http://forum.arkitera.com/showthread.php?t=5779 adresinde kendileri için açılan konu başlığı altında soru ve görüşler şimdiden yöneltilebiliyor.
Tüli Hadi-Cem İlhan’ın ardından Arkitera Diyalog’a, 27 Ekim’de 5 Nokta Tasarım Grubu, 24 Kasım 2005’de Boran Ekinci, 22 Aralık’ta Gülsün Sağlamer konuk olacak.
Arkitera Diyalog Hakkında...
11 Temmuz 2001’de Nevzat Sayın’ın konuk olması ile başlayan Arkitera Diyalog toplantıları 2004 yılı sonuna kadar 53 Diyalog buluşmasında 70 konuk ağırladı. Diyalog ile ilgili hazırlanan sayfalar ve Forum’daki buluşmaların toplam izlenme sayısı 500.000’i aştı.
Diyalog buluşmalarında zaman zaman keyifli sohbetler, övgüler, zaman zaman da yoğun eleştiriler, ağır tartışmalar da yaşanıyor. Tecrübeli, başarılı konuklarla meslekdaşları ve mimar adayları arasında hiçbir ortamda olamayacağı kadar büyük bir bilgi paylaşımı gerçekleşiyor. Bu özellikleri ile bugüne kadar yapılmamış bir formatta gerçekleşen etkinliklere katılanlar, bu güne kadar sorulmamışları sorarak, konuşulmamışları konuşarak, alanında ilk olan bu buluşmalara sinerjileriyle destek verdiler.
Katılacak konuklar ile ilgili bilgi almak için kendileri ile ilgili hazırlanan sayfaları ziyaret edebilirsiniz. Arkitera Diyalog’a katılmak, konuklarımıza soru yöneltmek için Forum’a üye olmanız yeterli.
- Arkitera Diyalog'da Tülin Hadi-Cem İlhan
- Arkiv'de Tülin Hadi
- Arkiv'de Cem İlhan
- Arkitera Proje'de ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüs Binaları
6 Ekim 2005, 19:21Yazan: Tülin Hadi & Cem İlhanHerkese teşekkür ederiz...
6 Ekim 2005, 19:07Yazan: Tülin Hadi & Cem İlhanTürkiye'de sadece odaya kayıtlı 40.000 mimar oldugunu anımsıyorum...Çok fazla sayıda mimarımız var ve bunların çok azı gerçek anlamda mimarlık yapıyor - yababiliyor.İşveren kesimle iletişime geçip, onlara nitelikli projeler üretebilmek ve kabul ettirmek çok güç.İşveren kesime ulaşmak için isim yapmış olmak yada siyasi bağlantılara sahip olmak ! ? gerekiyor. Bir çok yetenekli, orta yaşa ulaşmış meslekdaşımız; küçük bürolarda yada yurtdışında, düşük ücretlerle, kapasitelerinin çok altında çalışmalarla yok olup gidiyorlar...Bu nasıl aşılabilir ?
İyi çalışmalar...
Bu sorun artık neredeyse bütün iş alanları için geçerli. Sihirli bir formül de yok. Hepimiz bir çıkış yolu bulmaya çalışıyoruz. Ama piyasaya gerekenin kat be kat mimar arzı olduğu da bir gerçek. Yanlış olan bugün mimarlık eğitiminin salt "yaratan" orkestra şeflerine odaklanması. Oysa meslek formasyonu çok zengin bir çeşitliliğin de taşıyıcısı. Biraz açarsak: mimarlığın tarihi, teorisi; proje yönetimi; pazarlaması; yayıncılık; eğitimcilik; yapı endüstrisi (detay/malzeme geliştirme vb); üretim (şantiyecilik). Fena alternafitler değil.
6 Ekim 2005, 19:02Yazan: Tülin Hadi & Cem İlhanArkitera kariyer ilanlarinda mimar arayanlarin cok sık kullandigi tanımlamalar var. Yeni mezun hevesli mimar, hırslı mimar, kaliteli mimar vs... gibi.
Merak ettigim siz ofisinize mimar secerken neler ariyorsunuz?
Bu tarz verilen ilanlarin yeni mezunlarin hevesini kırdıgını dusunuyormusunuz ki - benim kiriyor.
Ayrica ofislerin kendi okullarindan mezunlari tercih ediyorlar, sizin icinde gecerli mi?
Bizim okullar ve etiketler ile ilgimiz yok. Kendini yetiştirmeye meyilli herkese ihtiyacımız oldukça kapımız açıktır. Önemli olan önüne konan işi kendi işiymiş gibi sorumluluk ve disiplin ile yapması. Kimse işin ucundan tutulmasından hoşlanmaz. Diğer büroların kastettiği de aslında bu olsa gerek.
6 Ekim 2005, 19:00Yazan: sokratesMerhaba...
Türkiye'de sadece odaya kayıtlı 40.000 mimar oldugunu anımsıyorum...Çok fazla sayıda mimarımız var ve bunların çok azı gerçek anlamda mimarlık yapıyor - yababiliyor.İşveren kesimle iletişime geçip, onlara nitelikli projeler üretebilmek ve kabul ettirmek çok güç.İşveren kesime ulaşmak için isim yapmış olmak yada siyasi bağlantılara sahip olmak ! ? gerekiyor. Bir çok yetenekli, orta yaşa ulaşmış meslekdaşımız; küçük bürolarda yada yurtdışında, düşük ücretlerle, kapasitelerinin çok altında çalışmalarla yok olup gidiyorlar...Bu nasıl aşılabilir ?
İyi çalışmalar...
6 Ekim 2005, 18:50Yazan: MermaidArkitera kariyer ilanlarinda mimar arayanlarin cok sık kullandigi tanımlamalar var. Yeni mezun hevesli mimar, hırslı mimar, kaliteli mimar vs... gibi.
Merak ettigim siz ofisinize mimar secerken neler ariyorsunuz?
Bu tarz verilen ilanlarin yeni mezunlarin hevesini kırdıgını dusunuyormusunuz ki - benim kiriyor.
Ayrica ofislerin kendi okullarindan mezunlari tercih ediyorlar, sizin icinde gecerli mi?
6 Ekim 2005, 18:44Yazan: Tülin Hadi & Cem İlhanMerhaba Tülin Hanım,
Şandor ve Sevinç Hadi'nin kızı olmanın artıları ve eksileri nelerdir?
Başarılı bir mimar çiftin kızı olarak, mimarlık yaparken üzerinizde bu sorumluluğun ağırlığını hissediyor musunuz? Bu yükü Cem Bey ile mi paylaşıyorsunuz? Cem Bey olmasa önünüzde nasıl bir kariyer olurdu, hiç düşündünüz mü?
Hadiler'in kızı olmak çok gurur verici. Özellikle mimarlıktaki birikimim artıkça ve ne yapmak istediğimi anladıkça bu durum beni daha da mutlu ediyor. Ben mimarlık sohbetlerinin arasında, zaman zaman paftaları çizerek kazıyarak ve aile üyelerinin elleri ile işler ürettiği -ki buna hayranımdır- bir ortamda büyüdüm. Bunlar hep yön gösterici oldu. Yine de ailemin mimarlık yaptığı koşulları ile şimdiki arasında farklar var. Mimar-işveren ilişkileri, işlerin yapılma süreçleri ve süreleri o dönemden farklı. Önümdeki örnekten sonra karşılaştığım manzara biraz bocalamam neden oldu. Cem ile beraber çalışırken, Hadi ismine yaslanmamak ve kendi kendimize ve kendi yaptıklarımız ile varolmak önemli bir tercih ve karar idi. Mimarlıkta aynı inanç ve hedefleri paylaştığımız için Cem ile çalışmak hep çok zevkli oldu. Cem olmasaydı kendi başıma çalışıyor, elimle bir takım işler yapıyor olurdum.
6 Ekim 2005, 18:36Yazan: Tülin Hadi & Cem İlhanMerhabalar,
Sorum Cem İlhan'ın mimarlık doktorası yapması üzerinden olacak. Acaba Türkiye'de mimarlık eğitimini nasıl buluyorlar? Gençleri özendirici, heyecanlandırıcı, dinamik ve mimar olmaya heveslendirici bir sistem var mı? Yoksa pek çok bölüm gibi mimarlık da durağanlığa ve ezberciliğe kendini teslim mi etmiş?
Tesekkurler
Sizin sorunuzun içinde Türkiye'deki eğitimin ne vahim durumda olduğunu anlıyoruz. Eğitimcilik adanmışlık istiyor. Yani mimarlık birikiminin aktarılıp paylaşılmasının ön koşulu o işten heyecan duymak, bu heyecanı da etrafa yayabilmektir. Ben şahsen "sistem"den önce mimarlığı "virüs"ünü bulaştıracak hocaların varlığına inanıyorum. Bahsettiğim eğitimcilerin kişisel eğilimlerinin ne olduğu değil. Eğitim kurumunun kendi bünyesinde böyle farklı eğilimdeki eğitimcileri barındırabilme kabiliyeti. (Mimar Sinan'daki fakülte bunun şahikasıdır.)
Bir de şunu eklemek lazım "yapan" hocaların ağırılığını koyması şart. Eğitim kurumunun sık oyuncu değişiklikleri ile bu profile sahip karizmatik mimar-hocaları bünyesine dahil etmesi gerekiyor.
6 Ekim 2005, 18:26Yazan: Emine MerdimDiyalog anı...
6 Ekim 2005, 18:20Yazan: Tülin Hadi & Cem İlhanBenim sorum da, arena'nın "son söz kimin" sorusuna biraz paralel. Az çalışanlı bir ofis olduğunuz için kurumsal bir ofis ortamınız olmadığını düşünüyorum. Bu bilinçli bir tercih mi? Türkiye'de kurumsal çalışan ofis sayısı oldukça az zaten. Kurumsal bir ofis olmanın avantaj ve dezavantajları sizce nelerdir? Kurumsallaşmamanın da yine iyi ve kötü yanları hakkında ne düşündüğünüzü belirtirseniz sevinirim.
İyi diyaloglar..
Biz öteden beri küçük, az çalışanlı bir “atölye” olmayı tercih ettik. Bir taraftan da şartlar öyle olmasını gerektirdi. Zorlu krizlere ekibin büyüyüp küçülebilmesi sayesinde dayandık. Tabi epeyce de yorulduk. Kurumsal bir yapı iş bölümünüzü artıracağı için bu yorgunlukları azaltırdı. Öte taraftan bölünmüş her parçanın bir araya gelişini izlemek, kontrol etmek de ayrıca yorucu olurdu. Dünyanın değişen koşulları karşısında eninde sonunda pek çoğumuzun kurumsullaşmaya alışması gerekecek.
Bürolara büyüme meselesine eklemek istediğimiz birkaç not var.
Atölyeleri ya da küçük büroları büyüten süreçler, kendi iradeleri dışında da gelişiyor. Herşey sizin kontrolünüzde değil. Sindire sindire büyümek en sağlıklısı. Şunu da ekleyelim: büyük iş büroyu büyütür mantığı da son derece tartışmalı bizce. Son anda toplanmış kadrolar ile kaliteli iş üretilemez. En küçük krizde de anında "küçülürsünüz."
Bizim bünyemiz böyle heyecanları pek kaldırmıyor.
6 Ekim 2005, 18:17Yazan: sokratesTürkiye'de sadece odaya kayıtlı 40.000 mimar oldugunu anımsıyorum...Çok fazla sayıda mimarımız var ve bunların çok azı gerçek anlamda mimarlık yapıyor - yababiliyor.İşveren kesimle iletişime geçip, onlara nitelikli projeler üretebilmek ve kabul ettirmek çok güç.İşveren kesime ulaşmak için isim yapmış olmak yada siyasi bağlantılara sahip olmak ! ? gerekiyor. Bir çok yetenekli, orta yaşa ulaşmış meslekdaşımız; küçük bürolarda yada yurtdışında, düşük ücretlerle, kapasitelerinin çok altında çalışmalarla yok olup gidiyorlar...Bu nasıl aşılabilir ?
İyi çalışmalar...
Bütün yorumları forumda okuyun!










