Son günlerin en çok konuşulan romanı Masumiyet Müzesi gerçek oluyor. Orhan Pamuk'un roman kurgusuna uygun biçimde Çukurcuma'da yıllar önce satın aldığı binaya kurulacak Masumiyet Müzesi'nin 2010'da kapılarını açması bekleniyor.
Yazarın yıllardır üzerinde çalıştığı bir müzenin adı olan "Masumiyet Müzesi", romanıyla birlikte hayal olmaktan çıkıp gerçekleşme aşamasına geçti.
Müzede Pamuk'un roman kahramanı Kemal'in sevgilisi Füsun'un dokunduğu eşyayla oluşturulan koleksiyon sergilenecek.
Müze fikrinin gerçekleşmesinde en önemli rolü projenin mimarı İhsan Bilgin oynuyor.
İhsan Bilgin müzenin 2003'te tamamlandığını ancak ondan sonra romanın yazılmasını beklediklerini söylüyor.
Müze romanda kurgulanan bir hayatın gerçek hayata taşınması açısından da bir ilk.
Orhan Pamuk, müzenin hazırlık sürecinde dünyanın dört bir yanındaki müzeleri ziyaret etmiş ve gündelik eşyanın nasıl sergilendiğini araştırmış.
Yazar ayrıca müzede sergileyeceği eşyayı da yine dünyanın dört bir yanındaki bit pazarlarını dolaşarak toplamış.
Pamuk, kitaba sahip olanlar için Masumiyet Müzesi'ne girişi bir defalığına ücretsiz yapacak.Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 72
31 Ekim 2008, 14:49Yazan: luminaBu ara, Delft Üniversitesi tarafından 1988 yılında basılmış, Adolf Loos ve Le Corbusier'nin mekan konstrüksiyonlarını ve bu konstrüksiyonun elemanter yapılarını inceleyen "Raumplan versus Plan Libre" kitabını tekrar gözden geçiriyorum. Kitap içinde Beatriz Colomina'nın "On Adolf Loos and Josef Hoffman" başlıklı makalesi buradaki tartışmayı başka yönleriyle de tetikleyebilecek malzemeyi sunuyor. Makale genel olarak, Loos ve Hoffman'ın modern dünyada yaşayan bireylerde, iç ve dış (mahrem/özel ve toplumsal/kamusal) ayrımlarının yarattığı şizofrenik parçalanmayı fark ederek (olumlanacak bir kaynak görerek) mimarlık üzerinden bu parçalanma ya da yarılmayla yüzleşmeyi seçtikleri düşünme güzergahlarına işaret ediyor. Makale içinden seçtiğim bazı ifadelerin buradaki konuyla ilişkisini kurmaya çalışmak iyi olabilir. "Loos için, "dış"ı "iç"in deneysel sürekliliğinde görünür kılmak ümitsiz bir çabaydı. (Çünkü) her ikisi birbirine indirgenemeyecek sistemler. İç, kültürün, nesnelere dayalı tecrübenin mekanını konuşurken, dış medeniyetin yani enformasyonun dilini konuşur. İç, dışın ötekisidir; aynı şekilde enformasyonun deneyimin ötekisi olması gibi. (For Loos it was hopeless to try to render the outside in the experiential terms of the inside. They are two irreducible systems. The interior speaks the language of culture, the language of the experience of things; the exterior speaks the language of civilization, that of information. The interior is the other of the exterior, in the same way as information is the other of experience.)" "Artık sabitlenmiş ve ebedi olan, konuşan şeyler tarafından korun(a)mayan modern insan, kendini anlamı olmayan nesnelerle kuşatılmış bulur. (No longer protected by the fixed and the permanent, by the things that speak, he (modern man) how finds himself surrounded by objects without meaning.)... İç dünya ve dış dünya ikiliği maske(si)yle (sabitlenmiş, ebedi, kendisi konuşan) değil sadece öznenin kendisi tarafından üstesinden gelinebilir. Modern insan, sanatçı ve ilk(s)el gibi, kendi içsel dünyasına uzanarak ve kendi yaratımı sayesinde evrende bir düzen tesis edip içinde bir yer bulabilir. (The duality of inner self/outside world can only be overcome by the subject, not by his mask. The modern, like the art








