Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
OGRENCI PROJELERI

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Yenikapı’ya müze istasyon fırsatı doğdu

Tarih: 30 Eylül 2008 Kaynak: Radikal Yazan: Funda Özkan
İstanbul’daki trafik keşmekeşinin kurtuluşu olarak gösteriliyor, bir yakayı diğerine denizin altından bağlayacak tüp geçit projesi Marmaray. Yenikapı, hem Marmaray‘ın Avrupa yakasındaki çıkış istasyonu olacak, hem de Taksim metro hattının bitiş noktası. İstanbul ulaşımında önem arz edecek bu iki istasyonun aynı zamanda müze olduğunu şöyle bir gözünüzün önüne getirir misiniz?

Marmaray inşaatının bir arkeolojik kazıya dönüşmesiyle birlikte çıkan şimdilik 10 bini aşkın tarihi eserin bir kısmının sergilendiği bir müze.

60 bin metrekarelik Marmaray ve metro inşaat alanının halen 30 bin metrekaresinde arkeolojik kazı yapılıyor. Arkeologlar kazıların tamamlanabilmesi için en az iki yıla ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Buna karşılık 2009 yılında bitirileceği planlanan Marmaray inşaatı, arkeolojik kazı nedeniyle 2011‘e erteleniyor. İstanbul Büyükşehir de trafik sorununun tez elden çözülmesi için sabırsızlanıyor.

Oysa Yenikapı‘da dünyanın en heyecan verici kent arkeolojisi çalışmalarından biri yapılıyor. Neredeyse kentin 10 bin yıllık tarihine ışık tutuluyor.

Bu kazı buldozerler kapıdayken, bir ‘kurtarma kazısı’ şeklinde mi olmalı? İnşaata kadar kurtarılabilen kurtarılsın, geri kalanının üstünden iş makinaları mı geçsin? Baraj inşaatı nedeniyle Zeugma‘nın başına gelenler, bir kez daha mı tekrarlansın?

Bugüne kadar bulunmuş en büyük Roma limanı Theodosius ve liman kenarındaki surlar için bakın ne diyor İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Dr. İsmail Karamut:

“Bu surlar Konstantine’ye ait olabilir. Yenikapı’da surların ucunu bulduk ama sonu nereye gidiyor bilinmiyor çünkü binaların altına doğru devam ediyor.”

O zaman o binalar kamulaştırılsın, yıkılsın. İstanbul’un geleceği orada çünkü. Uzun zamandır kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışanlardan, İstanbul 2010 Kentsel Uygulamalar Direktörü Korhan Gümüş “İstanbul’a gelen turist kadar turist günyüzüne çıkarılacak tarihi kalıntılara gelecektir” diyor. Haksık mı bir dünya mirası var Yenikapı’da.

Sözü Korhan Gümüş‘e bırakıyorum:

“Marmaray geciksin, mimari bir müdahale yapılmasın demiyorum. Mimarlıkla arkeolojinin birbirine rakip olmayacağı bir durum yaratmak mümkün. İstanbul’un tarihi orada yeniden yazılıyor. Arkeoloji ile mimarlık niye birbiriyle çelişsin? Neden birini tercih edelim ki? Kolaylıkla deniz feneri, Bosforus ırmağının taşları, bir mozaik gibi yanyana duran amfora kalıntıları, jeolojik katmanlar, bunların hepsi mimari programa dahil edilir. Arkeoloji ile mimarlık birbiriyle iletişim içinde yaratıcılık temelli ele alınsa, bugün çelişki olarak yaşadığımız konular muazzam bir tasarım konseptine dönüşür, bütün dünyanın ilgisini çeker, İstanbul zenginleşir. Bu projenin ihtiyaç karşılansın, iş görülsün diye bu şekilde ele alınması İstanbul halkına atılmış en büyük kazıktır. Kenara da bir müze yaparız, olur biter diye düşünüyorlar.

Oysa biz en az iki senedir konuların birbiriyle ilişkili olarak ele alınması gerektiğini ve çoklu ortama açılması gerektiğini söylüyoruz. Zaman kaybetmeden projeyi geliştirecek çok taraflı bir proje yönetim organı ve önerilen işleri yapacak bir çalışma grubu oluşturulmalı. Bir dolu tasarımcıyı seferber edebiliriz. Dünyanın en ünlü tasarımcıları, yerel mimarlarla birlikte bu projeye destek vermeye hazır.

Radikal’de iki sene önce yazdığım yazıda buna benzer bir projenin İtalya’da nasıl geliştirildiğini bir örnek olarak anlattım. Massimilano Fuksas, Renzo Piano, Zaha Hadid, Anish Kapoor, Dominique Perrault, Rem Koolhaas, Jean Nouvel gibi bir çok tasarımcıyı yerel mimarlarla birlikte davetli bir yarışmaya çağıralım dedim. Bunun için bu işi layıkıyla yapabilecek kişilerden bir tasarım programı geliştirme takımı oluşturduk. Bundan iyi bir 2010 projesi olur mu? Göz göre göre önüm&uum