Arkitera.com ICON DERGISI

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
OGRENCI PROJELERI

Haberler

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Kariyerinin 50’nci yılında Boğaz Köprüsü’ne kafe tasarlıyor

Tarih: 29 Eylül 2008 Kaynak: Hürriyet Yazan: Hakan Gence
Prof. Dr. Yüksek Mühendis-Mimar Bayram Nihat Güner (77), Türk mimarisinin önemli isimlerinden. Şehir düzenlemelerinden otellere, üniversitelerden toplu konutlara hemen her alanda yaptığı binalar var. Karadeniz Teknik Üniversitesi, Topkapı Eresin Oteli, Ataköy 6. Mahalle bunlardan sadece birkaçı.

Dubai’de Black Pearl Adası’nı, Irak’ta bir toplu konut kompleksini, Cezayir’de bir makarna fabrikasını da yapmış. Bu yıl kariyerinin 50. yılını kutluyor ama yeni projelerinin de sonu gelmiyor. "Genç görünüyorum çünkü öğrenmeye hep açık oldum" diyor.

Mimarlığa bakış açınız nedir?
Düşünün, doğada çiçekler rengarenk. Arılar, kuşlar bile renk seçiyor. İnsanların doğasında da sanat geni var. Ben mimarlığı bir fonksiyon veya yapı mühendisliği olarak değil, taş ve toprakla yapılan sanat olarak görüyorum. Fakat Türkiye’de mimarlık barınma ihtiyacını karşılamak, uyurken kendini emniyette hissetmek gibi tamamen fonksiyonel bir şey olarak algılanıyor.

Eğitim binalarından, turizm yapılarına kadar pek çok farklı disiplinde çalışmanız var. Bunlardan sizi en mutlu eden hangileri?
Turizm yapıları. Çünkü apartman projeleri bana çok kolay geliyor ve beni tatmin etmiyor. Ama turizm yapılarındaki her çalışmada yenilikler yaratıyorsunuz. Bu yapılarla Türkiye’ye gelen turistlere hangi ülkede olduklarını hissettirmeyi seviyorum.

Sizce Türk mimarisinde 50 içinde artı ve eksileriyle neler değişti?
Şehirleşmenin hızına göre binaların şekli değişti. İnsanlar köyden şehre hazırlıksız geldi. Köyden gelenler devlete ait arsalara gecekondular yaptı. Bazıları bahçe içinde ve hatta güzeldi bile. Sonra bunların yerini 3-4 katlı apartmanlar aldı. Bir süre sonra o da yerini 8-10 katlı binalara bıraktı. Tabii 3-5 katlı binalar yapılırken büyük sermayesi olmayanlar, mühendis eli değmeden sağlam olmayan işler ortaya çıkardı. Bunlar depreme dayanıksız konutlar oldu. Şimdiyse arsa değerinin yükseldiği yerlerde rezidanslar çoğalıyor. Bu yapılar çekirdek aile ve tek başına yaşıyan bireylerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik.

Dekorasyon ve mimaride dünyanın daha gerisinde olduğumuz dönemler oldu. Şimdi dünyayla birlikte mi ilerliyoruz?
Eskiye göre sanatçının değeri artık daha iyi anlaşılıyor. Son 15-20 yılda sanayiyle mimaride ve dekorasyonda dünyayla aynı seviyede gidiyoruz.

İlk toplu konutunuzu 1970’te Bursa’da yaptınız. Bu sene de Eyüp’te bir toplu konut projeniz var. Toplu konutlarda neler değişti?
İlk yaptığımız toplu konutlar daha fonksiyonel ve modern mimarinin etkisindeydi. Şimdikiler daha post modern. Daha özgürüz.

Galata, Cihangir popüler semtler oldu. Sizce sırada hangi semt var?
Bunu bilsem oradan arsa alırım zaten!

Rezidansları bırakıp yazlık evlere gideceğiz
Rezidanslara bakış açınız nasıl?

Çağdaş yaşam bunu gerektiriyorsa tabii rezidanslar da yapılacak. Bence bu binaları mimari olarak eleştirmek yerine oralara olan ulaşımı konuşmalıyız. Eksikler varsa onları eleştirmeliyiz.

Peki 10 yıl sonra ne olacak? Şehir merkezine uzak alanlarda mahalle konseptli siteler yapılıyor. Mahalle yaşantısına geri mi dönülecek?
Dik ve yüksek yapıları önce gelir seviyesi yüksek olanlar tercih etti. Bir süre sonra huzursuzluk başladı ve şehir dışına çıkıldı. Yüksek binalara da gettolardaki düşük gelirliler yerleşti. Bu aslında bir döngü. Zamanla dediğiniz gibi mahalle hayatına ve az katlı binalara geri dönüş olacak. Ayrıca Türkiye’deki mevcut binaların yüzde 15 kadarı ikinci konut denen yazlık evler. Bir süre sonra insanlar yazlık binalarına yönelecek.

Rezidanslar insanların sosyal yaşamlarını nasıl etkileyecek?
Bu yapılarda çok insan oturuyor ama yine pek çok kişi birbirini tanımıyor. Sosyal ilişkileri zayıflıyor.

Loft evler bizde çok talep görür mü dersiniz?
Loftlar yeni evliler veya tek başına yaşayanlara hitap ediyor. Bizde çok talep olacağını zannetmiyorum. Şimdi rezidans ve loftlarda az nüfuslu aileler var. Çocuksuz veya tek çocuklu yaşam. Ama dediğim gibi bu yalnızlık duygusunu arttırıyor. Bu aileler bu duyguya çok dayanamayacak. İleride bu evlerde o