Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
MIMARLIK HARITASI

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

İhsan Bilgin ile Europan Süreci ve Sümer Mahallesi Üzerine

Tarih: 9 Eylül 2008 Yazan: Burcu Karabaş - Arkitera.com

Zeytinburnu Sümer Mahallesi, Arkitera Mimarlık Merkezi’nin 8. döneminin Türkiye’de düzenlenmesini sağladığı Europan yarışmasına konu olan alanlardan biriydi. Üzerinden zaman geçtiği için “unutulan”, fakat şu günlerde tekrar gündeme gelen Europan süreci ve Sümer Mahallesi’ni ele alarak birincilik ödülü kazanan proje, bölgede KİPTAŞ’ın gerçekleştirmeyi planladığı “kentsel dönüşüm” projesi nedeniyle tekrar gündeme geldi. Europan 8’in Türkiye Ulusal Komite Başkanı Prof.Dr. İhsan Bilgin ile yarışmanın getirilerini ve bu getirilerin kentsel dönüşüm bağlamında taşıdığı değeri konuştuk.


Fotoğraflar: Arkitera Mimarlık Merkezi

Burcu Karabaş: 2005 yılında Türkiye’nin de katıldığı Europan yarışmasının Ulusal Komite Başkanı’ydınız. Fikirlerinizi almak istediğim konuları daha önce mutlaka tartıştığınızı ve konuştuğunuzu tahmin ediyorum, ancak yarışma ve yaşananlar hakkında en fazla bilgiye sahip kişilerden biri olarak süreci bir de sizden dinlemek istedik... Başlangıçta belediyelerin ve özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliği ile başlayan süreç, yarışmanın unutulmasıyla sonuçlandı. Arkitera Mimarlık Merkezi’nin yarışmaya konu olan alanlardan bazılarının Türkiye’den seçilmesi konusunda görüşmelere başladığı tarihten itibaren yaşanan sürece baktığımızda, aslında Europan’ın sadece bir yarışmadan ibaret olmadığını görüyoruz. Düzenlendiği dönemde her şey planlandığı gibi gitseydi bugün İstanbul ve Türkiye’de kentsel dönüşüm ve mimari yarışma kavramlarına farklı bir bakış açısı söz konusu olacaktı diyebilir miyiz? Sürecin başında vizyonunuz ne yöndeydi?

İhsan Bilgin: Europan ilk ortaya çıktığı 1980’den beri ilgimi çeken ve izlediğim bir etkinlikti. 2 yılda bir Avrupa’da tekrarlanan bu yarışma ağının en cazip yanı, Avrupa coğrafyasının sorunlarını -ve özellikle de jenerik değil somut ve yerel sorunlarını- mimar çevresinin gündemine taşıması idi. Europan’ın kalıcı bir merkezi, hiyerarşisi yok. 1980’ler sonrası postmodern dünyanın tipik örgütlenme tarzı içinde kurgulanmış. Ülkeler her seferinde değişen ulusal komiteler kuruyorlar. Görevleri, yerel yönetimlerle ve müdahale gücü olan kurumlarla işbirliği içinde, çeşitli kentlerin üzerinde çalışılmaya değer ve dönüşme potansiyeli taşıyan kritik noktalarını saptamak. Saptanan alanları, yine değişken bir koordinasyon kurulu aracılığıyla Avrupa mimarlık kamuoyuna bir yarışma programı ile duyuruyorlar. Böylelikle bir çok Avrupa şehri, sorunsallaştırılmış parçaları ile mimarlık kamuoyunun karşısına konmuş, uğraşılacak bir sorunlar silsilesinin parçası olarak yeniden gündeme getirilmiş oluyor. Geniş bir 40 yaş altı mimar kesiminin 50 civarında şehrin 100 civarında yeri ve konusuyla aynı anda karşı karşıya gelmesi ilham verici bir ortama aracılık ediyor. Mimarlarla şehirler ve sorunları, adeta bir sanal panayır ortamında karşılaşmış oluyor.

Europan’a konu olan sorunların öyle tek dokunuşta çözülüp kenara konacak cinsten olmamaları tercih ediliyor. Bir süreç olarak tasarlanması ve çeşitli aktörlerle işbirliği içinde gündeme alınması gereken sorunlar seçiliyor. Bu nedenle, yarışmalar sonucunda birinci seçilen projelerden, gelecekteki müzakere sürecinin başlangıcı olma kapasitesini taşımaları bekleniyor. Mimarın da projesini süreci tetiklemeye yatkın bir başlangıç olarak görmeye hazır olması gerekiyor. Hemen inşa edilmeye yönelik projeler elde etmeyi hedefleyen Türkiye’deki yarışmalarla Europan’ın farkı tam da bu noktada. Türkiye’den alıştığımız ve esasen 1950’ler Almanyası’nın yeniden-inşa zamanlarından devralınmış yarışma formatı katılımcısını soru sormaya teşvik etmez, sorulmuş sorunun yanıtını bekler. “Fikir yarışması” olarak adlandırılan ve gençleri hedefl