Tarih: 4 Eylül 2008 Yazan: Deniz Boran - Arkitera.com
TC Anayasası’nın konut hakkına yönelik 57. maddesinde: Devletin, “şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak, ayrıca toplu konut teşebbüslerini desteklemekle yükümlü olduğu” ifade edilir. Birbirinden kopuk disiplinler oldukları hakkında tartışmaların süregeldiği kentsel planlama ve mimarlık alanlarını bir araya getiren bu kanun hükmünün bir kısmı anayasal öngörülerin ötesine geçememiş olsa da, bir kısmına oluşturulan çeşitli kurumlarla karşılık bulunmaya çalışıldı.
1984 yılında Türkiye'de konut üretim sektörünün teşvik edilmesi, sosyal konuta yönelik artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanmasını sağlamak yönünde genel idare dışında Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı’nın kurulması da esasen bu anayasal yükümlülüğün bir sonucuydu.
Kuruluşundan bu yana başta 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile özerk ve esnek hareket etme imkanı sağlanan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)’nın yetkilerindeki artış hakkında dikkatleri üzerinde toplayan en son gelişme ise 2008 Ağustos ayı başlarında 5793 sayılı kanunun Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve Özelleştirme İdaresi’ne (ÖİB) geniş imar yetkileri verilmesiydi.
Kanun uyarınca, 2003 yılından bu yana konut üretiminde atağa geçen TOKİ tarafından yapılan tüm imar planlarının, belediyelere veya valiliğe intikal ettirildiği tarihten itibaren 3 ay içinde onaylanması, bu süre zarfında onaylanmayan planların ise TOKİ tarafından resen onaylanması mümkün kılınıyor.
Ayrıca kanun, üzerinde tartışmaların yoğunlaştığı Türkiye’deki konut üretimi artık neredeyse tamamen devletin bir kurumu olan merkezi bir aktöre mi devrediliyor sorusunu akıllara getiriyor. Bugün gitgide derinleşerek toplumsal bir sorun haline gelen sosyal konut ihtiyacını karşılamak esas amacıyla kurulan TOKİ’nin dünden bugüne kadar geçen süreçte konut ve kentleşme sorunlarının çözümüne yönelik önceliklerinde değişiklikler olduğu görülüyor. TOKİ faaliyetlerinde görülen çeşitlenmeler arasında konut üretimine yönelik kutuplaşma (standart konutlar-lüks konutlar), son dönemde gündeme gelen alışveriş merkezi ve park inşaatları, kurumun ekonomik beklenti ve ekonomik kaygılar ışığında şekillenenen, piyasa taleplerine cevap veren bir yapıya büründüğü yönündeki tartışmaları tetikliyor.

Fotoğraflar: Arkitera Mimarlık Merkezi
Tam bu tür tatışmalar süregelirken, Ağustos ayının başından itibaren yolu Karaköy’den geçen, Rıhtım Caddesi’ne veya Karaköy Vapur İskelesi’ne düşenler, etrafı kapatılmış bir binanın önünde, restorasyon çalışması olduğunu belirten büyük bir tabela ile karşılaşıyorlar. Tabelada dikkati çeken esas nokta ise binada bir restorasyon çalışması olduğu ibaresinin altında yer alan isim: TOKİ.
Restore edildiği belirtilen yapı, Sağlık Bakanlığı’nın Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Karaköy Sahil Sağlık Denetleme Merkezi” binası. Yapım yılı ve mimarı hakkında bilgi edinemediğimiz Sahil Sağlık Denetleme Merkezi binasında bu çalışmalar başlamadan önce, Türk Boğazları’ndan geçecek gemilerin geçişlerine izin verilmesi için yetkili acenteleri aracılığıyla seyir, gemi ve personel bilgilerini içeren bir dilekçe ile başvurarak sağlık izinleri verilmesi faaliyetleri yürütülüyordu.

Karaköy’de devam eden bu restorasyon faaliyetleri ile ilgili olarak TOKİ Krediler Şube Müdürü Lokman Tuncer ile yaptığımız görüşmeler sonucunda, bina ile kendilerinin birebir alakalı olmadıkları ve kendilerine bağlı bir şirket olan Vakıf İnşaat’ın sorumluluğunda yürütülen bir ç








