Arkitera.com

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKIV

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

TOKİ

Tarih: 18 Ağustos 2008 Kaynak: Evrensel Yazan: Cengiz Bektaş
Antalya Mimarlar odasıyla Konya Mimarlar Odası, önemli bir inceleme, değerlendirme toplantısı düzenlemişlerdi.
TOKİ’nin (Toplu Konut İdaresi) uygulamalarını inceleyip, tartışacaktık ilgililerle.

8-9 Ağustos günleri Konya’daydık. İmar İskan Bakanlığı Müsteşarlığı da yapmış, kent bilimcisi Prof. Dr. Cevat Geray’dan en genç mimarlara dek birbirimizden bilgi aldık. Değişik illerimizdeki pek çok TOKİ uygulamasından örnekler sunuldu. Gördüklerimiz konut konusunu bilenlere acı verdi.

TOKİ’nin tek amacı vardı sanki: Para kazanmak. Bunun için en ucuza yapıp satmak… İnsanlarımıza, gereksinimlerine uygun, yaşama kültürlerine uygun, içinde mutlu olabilecekleri konut üretmek için kurulmuştu bu devlet kurumu. Oysa on yıllarda tam bir yap-satçı olup çıkmıştı... Hem de devletin tüm olanaklarından yararlanarak...

Her şeyden önce ülke fiziki planlamasına dayanan bir şehircilik tasarımına oturmuyordu yaptığı işler. Nerede “hazine” yeri varsa orada, ormanmış, kentten çok uzakmış, bir kültürel- sosyal değerimizi silip süpürüyormuş, hiç bunlara bakmadan konut (sözüm ona) üretiyordu.

Kentin olmazsa olmaz koşulu, kültür üretmek, üretilen kültürü, tarihsel, sosyal birikimi paylaşabilmektir. Yapılan işlerde böyle bir istek okunmuyordu...

Konutlar esnek değildi… Tek tip “üniforma”lar gibiydiler... Seçilen yapım yöntemi (tünel kalıp) buna olanak veriyordu...
Bizim insanımızın yaşama kültürüne uymuyorlardı. Bu konuda bir ön çalışma, araştırma, inceleme görülmüyordu.
Yeryüzünün rastlantı bir yerinde tek tür insanlar için yapılacaklardı sanki. “Biz bunları kimin için yapıyoruz?” diye bir soru sorulmamıştı.

Kiralık konut hiç düşünülmemişti. Sanki herkes bu konutları ödeyebilecekti. Birkaç yazı öncesi ginelediğim gibi, varlılar varsızlara kilim dokumuyorlardı. Hem de bu ülkenin birikimleriyle...

Birbirleriyle eş ilde bile ilişkileri yoktu bu yerleşmelerin. Bulundukları ilin kültür üretim yerleriyle de ilişkileri kurulmamıştı. Kendi aralarında bile büyük boşluklar, uzaklıklar vardı. İnsanlarımız yabancılaşsınlar, yalnızlaşsınlar, kimliksizleşsinler isteniyordu sanki.

Böyle bir konu için 35 yıl önce bir çalışma yapmıştık. Önce sosyal bilimciler, sosyal planlamacılar, kent bilimi uzmanları, sosyologlar, ekonomistler vb uzmanlardan oluşan 9 kişilik bir takım kurmuştuk. Bu takımla kullanıcılar arasında bir sormaca gerçekleştirmiştik. İşin istendiği Edirne’de, gerçeklere dayalı bir inceleme, araştırma yapmıştık. 200 yapraklı bir betik oluşturmuştu araştırmalarımız...

Bu araştırmada saptadığımız yaşama kültürüne göre geliştirdiğimiz konut türlerini, 1/20 ölçekli modellerle kullanıcılara sunmuştuk. Onların eleştirilerine göre tasarılarımızı gözden geçirmiş, giderek değişiklikler yapmıştık. O günün ölçüleriyle yarı gidere konutlar üretilmesini sağlamıştık. Bizim yeme, yıkanma, yatma vb alışkanlıklarımıza uygundu konutlar... Üniversite rektörü de, bakkal da mutlu olmuşlardı konutlarında...

TOKİ yöneticileri, Konya’daki toplantımızda konuşacaklarımızı, eleştirilerimizi, değerlendirmelerimizi duymağa, dinlemeğe gerek görmemişlerdi. Sanırım onlar en iyiyi bildiklerini düşünüyorlardı.

O gece, TOKİ başkanı bir TV yayınında, bundan sonra Selçuk-Osmanlı esinleriyle kimlikli(?) bir mimarlık arayacaklarını söyledi.

Hitler de, Stalin de böyle önceden kendi zavallı beğenilerine göre biçem belirlemelerine göre mimarlık ürettirmeğe kalkışmışlardı. İnanın, böylesi düşünceler ülkeleri çıkmaza sokmuşlardır hep...

En az 40 yıldır bu konuda kafa yoruyorum. Bilgi, üretmeğe çalışıyorum. Örnekler gerçekleştirdim. Yabancı ülkelerden öğrendiğim bir şeyler de var. TOKİ’nin ürettiği gibi konutlarda oturanların çoğunluğu ruh bilimsel sağlık uzmanlarına başvurdular bir süre sonra... Bu konutlarda yetişecek yeni kuşaklar çok büyük sorunumuz olacak bir gün...
TOKİ yeni yasalara dayanarak istediği yere el koyabilecek, istediği tür yapı üretebilecekmiş.

Kartallılar bunun örneğini yakında yaşayac