Arkitera.com TAKIP

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKIV

Haberler

Metin Hepgüler'in Doğan Tekeli'ye Cevabı

Yer İmi ve Paylaşım
Tarih: 15 Temmuz 2008
Arkitera Mimarlık Merkezi olarak Metin Hepgüler'le gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ardından Doğan Tekeli, Hepgüler'in iddialarına yaptığı bir açıklamayla yanıt vermişti. Metin Hepgüler, söyleşide dile getirdiği geçmişe ilişkin konuların birer iddia değil, belgelerini halen sakladığı gerçekler olduğunu belirtti. Hepgüler'in cevabını ve ekte sunduğu belgeleri aktarıyoruz:

"Benimle yapmış olduğunuz mülakatımızdaki tüm veriler hakikattir. Doğan Tekeli Bey’in genç ortaklarının ısrarı ile yazdığını söyledikleri ve size neşriyat için gönderdikleri cevaplarına doğan hukuki hakkımı kullanarak ve ilgili belgeleri ekleyerek bilgileriniz ve yayına açmanız için gönderiyorum.

Genç ve gelecek nesillerin, özellikle meslekdaşlarımızın, hakikatleri bilmelerinde toplumsal değer yargılarının teessüsü bakımından gerek vardır. Bu gereğin yerine getirilmesi için sayın merkezinizin görevi önemlidir.

Sayın Doğan Tekeli Bey’in cevapları, her zaman olduğu gibi, şahsıma yönelik kişisel küçültmeleri “tahrifatı” içermektedir. SİTE Kollektif Şirketi ortağı olabilmem için rahmetli anne ve ablamın rica, benim de “iyi bir talebe olduğum” iddiası ile ısrarda bulunmuş olduğumu, Tünel’deki iki odalı bürolarına habersiz girerek, zorla yerleştiğimi, beni ve çalışmalarımı tanımadıklarını ve nihayet iyi niyetleri ve ısrardan bunalımları neticesinde üçüncü ortak olarak kabule mecbur kaldıklarını söylemektedirler.

Ancak bu deyimlerini takip eden yazılarında bir hata yaparak "Kendisinin iştiraki ile beş yıl sürecek oldukça verimli bir ortaklığa başlamış olduk" hakikatini ifade etmektedirler.

SİTE Kollektif Şirketini benimle birleşmeden önce kurdukları doğrudur. Ben benimle kurduklarını söylemedim. Kısa süre sonra benimle ortaklığa başlanıldı.

Rahmetli annem ve ablamın beni ortak almaları için Doğan Bey’e ricada bulundukları, o günlere dek beni tanımadıklarını ifadeleri ortaklığımız süreci ve sonrasında kullanılan bir taktik olmuştur. Aynı ifadelerin (müşterek imzaladığımız yarışmalarda aldığımız ödüller dahil) bastırdıkları kitapta ismimi yazmamaları, Doğan Bey’in Mimarizm Ocak 2008 röportajında yine beraber yaparak imzaladığımız 44 yarışma projesi ödülünü kendi isimlerine göstermeleri ve yine aynı röportajında benim Doğan Bey’e ısrarla ortak olmamı rica ettiğim, bilahare İsviçre’ye giderek beş yıl orada kaldığım ve buna rağmen ismen ve maddeten ortaklığımı devam ettirdikleri, maddesel katkım olmadan, bir kapı tokmağı getirerek, SİTE apartmanına ortak olduğum, kendime araba almak için kendisini borca zorladığım ifadeleri hakikatleri çarpıtan, kabulü imkansız, kişisel ve çirkin iddialardır.

a. İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne 130 üzerinden 129 puan ile girdim ve diploma projemde en yüksek dereceyi alarak mezun oldum. Talebelik sürecinde ve Doğan Bey ile ortak olmadan önceki bir buçuk yıl içerisinde kazandığım ödüllerin listesi ektedir. Talebelik sürecinde 12 ve takip eden bir buçuk yılda 3 ödül olmak üzere, toplam 15 ödül kazandım. Kendilerinin ifadelerine göre aynı süreçte aldıkları ödül 2 adettir.

Dolayısı ile bendenizi tanımadan, ısrarımla ortak aldıkları hakikat dışıdır.

b. 1957 yılında başlayan ortaklığımızdan önce, kendilerinin iki odalı Tünel’deki bürolarına haberleri olmadan girdiğim ve eşyalarımı yerleştirerek, ısrarlarına rağmen çıkmadığım ifadeleri ise isimlendirmek istemediğim çirkin bir suçlamadır. Bilmediklerini söyledikleri bürom, İstiklal Caddesi’nin o zamanki en iyi ve yeni binası Metro Han'ın 5. katında idi. Doğan ve Sami Beyler bendenizi ziyarete gelirlerdi.

c. Ortaklığımız sürecinde İsviçre’de Dr. Rohn bürosuna giderek beş yıl kaldığım, bu süreçte girdiğimiz konkurlarda, benim haber ve iştirakim olmadığı halde isim ve imzamı atarak proje hazırladıkları gülmemi engelleyemediğim isnatlarıdır.

Arkitera röportajımda bildirdiğim gibi, İsviçre’nin o süreçteki en önemli bürosuna Prof. Salvisberg-Dr. Rohn bürosuna, Doğan ve Sami Beyler ile Avrupa’da ilk Türk mimari bürosunu açabilmek için ön çalışmaları yapmak programı ile gittim. Kaldığım süreç 5 yıl değil, 22 aydır. Dr. Rohn ekteki belgesinde çalışmalarım ile aldığım 7 yarışma ödülü (4’ü milletlerarası, 3’ü İsviçre yarışması) ve yaptığım 4 ön ve tatbikat projesinin imzalı referansı ektedir. (Ek Belge No:1)

Bu muvaffakiyetim dolayısı ile belgesi imzalı ekli davetiyeyi ortağı olduğum SİTE Kollektif adına Dr. Rohn’dan alarak İstanbul’a Doğan Bey’e bildirdim. (Ek Belge No:2)

Doğan Bey’in menfi ısrarlarına rağmen Sami Bey, hanımı ile daveti kabul ederek Dr. Rohn bürosuna gelerek, benimle beraber bir süre çalışma imkanı buldu. O süreçte, kendi adımıza yaptığımız ve birincilik ödülünü alan AEW Binası projemiz, serbest imza hakkımız henüz olmadığı için jüri tarafından iptal edildi.

Sami Sisa ile yurtdışında olduğumuz bu süreçte Türkiye’de yalnız kaldığı için yarışma imkanı bulamadığı ve şirketin iş alamadığı Doğan Bey tarafından defaatle bize bildirilerek geri dönüşümüz istenmiş ve Sami Bey, Doğan Bey’in özellikle anne ve aile efradına yaptırdığı ısrarlar nedeni ile benden önce İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır.

d. Benim İsviçre’de bulunduğum süreçte (iki proje hariç) her çalışma ve konkurda, röportajımda belirtmek zorunda kaldığım gibi fikri ve fiili iştirakim maksimum olmuştur. Bu hakikatin Doğan Bey’i rahatsız ettiğini, çünkü bana istinad ettirmek istediği öne çıkma gayretini daima kendinin vermek istediği imajı olduğunu yine misal ve belgeleri ile bilmekteyim. İştirakim sürecinde yoğun konkur çalışmaları yaparken kendilerinin GSA’ya (kadroda olmadığı halde) asistan olabilmek için devamı, Mimarlar Odası ve özel toplantılara yalnız olarak daimi iştirakleri, arzu ettikleri önderlik vasfının temini için stratejik tatbikatları olmuştur.

SİTE Samuel Sisa’nın Sİ’si ve Doğan Tekeli’nin TE’sinden oluşuyorsa neden takiben Doğan Tekeli-Sami Sisa olarak kendi ismi başa alınıyor? Neden benim iştirakimden evvel tüm çalışmalarına kendi ismi önde konuluyor? Neden ayrılmamızı takiben benim yurtdışında olduğum sırada bastırdıkları kitapta müşterek yaptığımız çalışma ve konkurlarda benim ismim geçmiyor ve arka kitap sahifesinde müşterek kazanılan yarışmalara bir nokta konuluyor?

e. Kendisini yemeğe davet ederek, rahmetli Sami’nin eşit hisse almamasını istediğimi bildirmektedir. Kollektif şirkette hisseler eşittir. Aksine, kendisine, Sami Sisa’nın yahudi cemaatinden getirdiği işlerin, SİTE için önemini belirttim ve özellikle her konkurda isimlerimizin yer değiştirerek, sıra ile öncülük etmesi gerektiğini, bu şeklin ortaklıkta kimseyi ön plana çıkartmadan meslekte muvazeneyi temin edeceğini söyledim. İstemeyerek kabul ettiği bu şekil, benim iştirakimden sonra yapılan konkurlarda tatbik edilmiş olup, müesseselerin konkur neticelerinin bildirilerinde görülmektedir. Ayrılmamızı takiben yine eski sistemine dönmüştür.

İsviçre’de beş devamlı yıl kaldığımı ve SİTE özel proje çalışmalarıma iştirak etmediğimi söyledikleri süreçte ise, yapılan bir - iki özel işten önemlisinin referansı ektedir. (Ek Belge No:3)

Bu süreçte SİTE için yaptığım çalışmalar, ekteki Sami Bey, Doğan Bey ve diğer ilgililerin yazılı belgelerinde (Ek Belge No:4, Ek Belge No:5, Ek Belge No:6, Ek Belge No:7, Ek Belge No:8) ve SİTE ortaklığı ilk çalışanlarından D. Palasis’in belgelerinde görülmektedir. (Ek Belge No:9)

f. 1967 yılında SİTE Kollektif Şirketinin tasfiyesi mevzuunda Doğan Bey’in iddialarındaki hakikat dışı hususları aşağıda belirtmek mecburiyetindeyim:

SİTE isminin kullanılmamasını ve Sami Sisa ile iki yıl ortaklık yapmamasını şart olarak istedim. Nedeni: 10 yıla yakın süre SİTE namı altında ve hissemin çok üzerinde mesleki ve maddi manevi hizmetim ile şirkete getiri temin ettim. Şahsi ismim SİTE ortaklığı altında kaldı. Elde edilen referansları, aynı isim altında veya ayrılmadan ortak olarak devamları halinde kendilerine maledecekleri kaçınılmaz netice olacaktı.

İşlerin, büronun ve malzemenin bölüşümünü avukatlar ve Noter huzurunda yaptık. Yapılan açık arttırmada Neyir Tekstil fabrikası Sami Bey’e, İMÇ’nin mesleki kontrollük hizmeti Doğan Bey’e bırakıldı. Diğer proje ve mesleki kontrollükleri arttırma sonucu ben aldım. Aynı durumda büronun arttırması da verdiğim rakam ve ödeme ile bende kaldı. Bunu yapmaya mecburdum çünkü sayın Tekeli’nin şahsi ön plana çıkma ve çalışmaları maletme gayesi, referans ve adresi bırakmam ile on yıllık çalışmalarımı sıfırlayacaktı.

Ödeme yapmadığım ifadelerini de düzeltmek mecburiyetindeyim. Arttırma neticesi beliren tüm rakamlar kendilerine biriktirmiş olduğum o zamanın devlet tahvili %3 faiz garantili kağıtları ile ve mevcut tüm nakit param ile ödendi.

Noter vesikaları noter arşivinde kalacak şekilde avukat, noter ve taraflarca imzalandı ve Tünel Noterince alındı.

g. Ayrılmamızı hemen takip eden günlerde Doğan ve Sami Beyler ayrılma şartına uymayarak birleştiler. SİTE ismini kullanmayarak kendi isimleri ile yine (Tekeli-Sisa olmak üzere) o dönemde açılan Kurtboğazı Yerleşimi proje yarışmasına ayrı isimler ile girdiler. Neticede ben birinci, Doğan Bey ikinci ödülü aldı. Yine takiben katılınan Maçka Oteli yarışmasında ben üçüncü ödülü aldım. Bu muvaffakiyeti takiben MIT Merkezi, Gölbaşı Polis Eğitim Tesisleri, Harbiye Orduevi ve Sosyal Tesisleri, Sofya Atatürk Evi yarışmaları birinciliklerini aldım.

Şeker Sigorta, TSKB Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Tofaş-Aygaz İstanbul Merkezi, Kav Sanayii, Ytong ilave tesisleri, General Electric, Philips-Tekfen, Fürsan Fermentasyon Ürünleri, Bayer Tarım, Rabak Alüminyum Fabrikaları yine bürolar arası seçimle kurmuş olduğum MHM Metin Hepgüler Mimarlık şirketine verilerek kazanılıp, yapıldı.

h. Son olarak Doğan Bey’in ayrıldıktan 42 sene sonra, anlam veremediğini söyledikleri mevzua cevaplarımı (kişiselliğe temas olmadan) burada vermek mecburiyetindeyim.

İnancım kalıcı mesleki muvaffakiyetlerin, milletlerarası değer yargılarının odağı olduğudur ve asla özel kuruluş ve şahısların destekleri alınmadan, adları kullanılmadan varılabilenler olmalarıdır. Bu inanç ve prensipler ile çalışarak Architects Association ve ITAC Milletlerarası Türk Mimarlar Grubu, isim veya soyadlarımın baş harfleri ile değil, çok inandığım milletimizin sanatsal değerini dünyaya tanıtmak gayesi ile kurulmuş mesleki gruplardır.

Eski ortağımızın sorduğu 42 yıl sonra mevzuu bahis edilmek mecburiyetinin neden doğduğunu kendileri çok iyi bilmektedir. Ekte mesleki faaliyet listeleri, mesleğimiz mensuplarına bir fikir verebilmesi için takdim edilmektedir.

Genç ve gelecekteki meslekdaşlarıma başarılar diler, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözünü hatırdan çıkarmamalarını dilerim."

Ek Belge No:10 Milletlerarası en önde gelen design firmaları
A - Architects (Mimarlar)
İlk A - Metin Hepgüler

Ek Belge No:11/1 - Metin Hepgüler’in Okul Süreci (1948 - 1953) ve Takip Eden 18 Ayda (1949 - 1956) Katıldığı Yarışmalar
- Doğan Tekeli Ve Ortaklarının Aynı Süreç İçinde Katıldığı Yarışmalar

Ek Belge No:11/2 Metin Hepgüler Doğan Tekeli ve Sami Sisa’nın Ortak Projeleri

Ek Belge No:11/3 Doğan Tekeli ve Sami Sisa’nın Metin Hepgüler’ den sonra Katıldığı Yarışmalar

Ek Belge No:11/4 Prof. Metin Hepgüler’in Sami Sisa ve Doğan Tekeli’den sonra Katıldığı Yarışmalar
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!

6 Ekim 2008, 17:37Yazan: Mir_Alexandrmrb hocam bu dönem ki projemiz otoshowrom olarak belirlen di sizden projeyle ilgili yardım alabilirmiyim şimdiden teşekürler

20 Temmuz 2008, 23:21Yazan: RedRapsody"mesleki rekabet" bu yönde gelişmeyi tetikleyen bir durum olabilir fakat gördüğüm kadarıyla türkiyenin en "deneyimli" ve "başarılı" mimarları arasında "mesleki rekabet", "kişisel rekabet"e indirgenmiş. beklenen, bu tarz bir eleştiri yerine mimari dilde, mimarlık terminolojileri çerçevesinde yönlenen bir eleştiri aslında... (devamı)

16 Temmuz 2008, 20:46Yazan: ex Cathedra...Mimarlık eylemini ve bunun aktörü mimarları "karanlıklar prensi" gibi bir gölge içine yerleştirme beklentisine pek katılmadığımı belirtmek isterim... Merhaba, Ben mimarlık eylemi ile aktörünün farkını kastetmiştim. Mesleğimizin ürünü olan yapılı çevre ile ilgili onu üreten meslektaşlarımızın mesleki düşünceleri olmadan elbette ki karanlıkta kalır ve zorlanırız... (devamı)

16 Temmuz 2008, 20:16Yazan: luminaMimarlık eylemini ve bunun aktörü mimarları "karanlıklar prensi" gibi bir gölge içine yerleştirme beklentisine pek katılmadığımı belirtmek isterim. Hele geleceğin ve genç nesillerin bu gölge vasıtasıyla aydınlatılacak öğrenciler olarak görülmesi konusundaki beklentiye keskin bir şüpheyle bakılması taraftarıyım... (devamı)

16 Temmuz 2008, 19:42Yazan: ex CathedraEfendim, Saygıyla izlediğimiz ve, kendi kulvarımızda becerebildiğimiz kadarı ile, örnek almaya çalıştığımız büyüklerimizin küçüklerinden bu sözleri işitmeleri çok acıdır. Mimarlık Mesleği'nin ustalarının, tarihte olduğu gibi, karanlıkta kalmayı tercih etmeleri ve mesleklerinin ürünü olan eserleri aracılığı ile geleceği ve genç nesilleri aydınlatmaları beklenir... (devamı)

16 Temmuz 2008, 10:44Yazan: aysegulAslı Özbay'ın sözlerine katılıyorum. Durumu çok güzel özetlemiş. Ayrıca Metin Bey'in Sami Sisa ile ilgili içinde biriktirip biriktirip Sami Bey'in ölümünden 8 yıl sonra açıklamalar yapmasını en kibar ifadeyle çok çirkin bulduğumu belirtmek isterim. Gençlere "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözünü hatırlatan Metin Bey'in uzun uzun yazılar yazması ironik... (devamı)

16 Temmuz 2008, 10:19Yazan: voyageurvaktinde başarılı işler yapmış insanlar, ancak günümüz koşullarında artık düşüncelerinin ne kadar ileri gittiğini bilemiyorum. yeni projelere yeni tekniklere ne kadar hakim oldukları da ayrı birşey. burda eskide kalmış projeleri üzerinden yok bilmemkaç tane ödül kazandım, şu kadar puanla girdim diye tartışmalarla insanlar benim gibi oyalanıp bunları okuyup yazı yazıyor... (devamı)

16 Temmuz 2008, 10:11Yazan: MrT Bunca yıl sonra, bu denli özel konulara cevap vermek zorunda kalmış olmalarının, kendilerine ne denli sıkıntı verdiğini tahmin etmek zor değil. Ama lütfen üzülmesinler... mimarlık dünyamızın son 50 yılını biraz dikkatle izleyenler, Doğan ve Sami beyleri severek saymayı sürdüreceklerdir... (devamı)

16 Temmuz 2008, 09:53Yazan: osezer"mesleki rekabet" bu yönde gelişmeyi tetikleyen bir durum olabilir fakat gördüğüm kadarıyla türkiyenin en "deneyimli" ve "başarılı" mimarları arasında "mesleki rekabet", "kişisel rekabet"e indirgenmiş. beklenen, bu tarz bir eleştiri yerine mimari dilde, mimarlık terminolojileri çerçevesinde yönlenen bir eleştiri aslında... (devamı)

16 Temmuz 2008, 07:03Yazan: Aslı ÖzbayDoğan Tekeli ve Sami Sisa ikilisi, mimarlığımızın gurur kaynağı işlere imza atmış, çok değerli bir ekiptir. Sadece tasarımları ve uygulamalarıyla değil, zarif ve "hazımlı" tavırlarıyla, meslek ortamının sevgi ve saygısını kazanmayı başarmışlardır. "Türk Mimarlığını Dünyaya Tanıtmak" amacını, zaman zaman gazetelerde kendi üzerlerinden yayımlanmış "... (devamı)

Bütün yorumları forumda okuyun!
YUTAS
Takvim
<<Temmuz 2009>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

JAN A DE KREIJ