İMÇ, 1960’da İstanbul Belediyesi tarafından, tüm sektörleri biraraya getiren bir alışveriş merkezi olarak tasarlanır. Proje için açılan yarışmayı ünlü mimarlar Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler kazanır. Ve son dönemde İstanbul’un dört bir yanında mantar gibi biten alışveriş merkezlerinin, erken dönem örneği olarak 1967’de tamamlanır.
Tasarlanırken çevresindeki kentsel koşullarla ilişkisi ön planda tutulan İMÇ, eski şehir ile kent merkezi arasında canlı, akıcı bir köprü oluşturan, günlük hayatın içinde olan modernist bir yapıdır.
Kuzgun Acar, Bedri Rahmi
6 bloktan oluşan ve 2300 işyerini barındıran çarşı, açık alanlarda 60’lı yılların sanatsal üretimini yansıtan 9 sanat eserine de ev sahipliği yapar. Ünlü sanatçılarımız Kuzgun Acar‘ın duvar heykeli, Füreya Koral‘ın seramik panosu, Bedri Rahmi Eyüboğlu‘nun 2 mozaik panosu, Eren Eyüboğlu‘nun mozaik panosu, Yavuz Görey‘in dekoratif havuz-çeşmesi, Ali Teoman Germaner‘in duvar rölyefi, Sadi Diren‘in seramik panosu ve Nedim Günsur‘un mozaik panosu, İMÇ açıldığından beri açık alanda halkla iç içedir.
Biliyorsunuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi İMÇ’yi yıkmak ve yerine Osmanlı mimarisiyle 50 adet ahşap villa yapmayı planlanıyor. (Villaları Kiptaş yapacak) İMÇ yetkilileri, yürütmenin durdurulması için dava açmış, Danıştay 6. Dairesi de yürütmeyi durdurmuştu. Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, geçtiğimiz ay bu kararı bozdu ve yürütmenin durdurulmasını kaldırdı. Şimdi Danıştay 6. Dairesi, Yıldız Üniversitesi’nden 3 profesörün hazırladığı bilirkişi raporunu da dikkate alarak dosyayı yeniden inceleyecek ve İMÇ’nin geleceği için karar verecek.
Bu işe gönül koyunca...
Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı Başkanı Faruk Pekin, işte tam bu noktada İMÇ’de açık havada sergilenen bu 9 eserin İstanbullu gönüllü sanatseverlerce temizlendiği haberini verdi. Önceki gün İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı’nın da katıldığı bir açılış yapıldı.
Vakfın İMÇ Yönetimi ve gönüllü Tangram Ekibi’yle yürüttüğü ortak proje sonucunda, açık havada 40 yıldır duran 9 eser uzman bir restoratörün denetiminde temizlenmiş, tahrip olmuş ufak parçalar tamamlanmış. İlaveten hangi eserin kime ait olduğunu belirten bilgilendirme levhaları konulmuş. Böylelikle 40 yıldır sessiz sedasız sergilenen eserlerin kime ait olduğu da artık ilk bakışta bilinecek.
Faruk Pekin’e göre “İstanbul’da bu kadar değerli eserin açık havada birarada bulunduğu başka bir örnek yok.” Projeyi sırtlayan gönüllü Tangram ekibinden Emre Eryüksel “Bizler bilmeyenlere bu eserleri anlatmak, bilenlere de hatırlatmak istedik. Büyük ustaların bu eserlerine dokunabilmek bile unutulmayacak bir deneyimdi,” diyor.
İMÇ’nin sadece mimarisiyle değil, içinde barındırdığı eserlerle de gerek mimarlık gerekse sanat tarihimizde önemli bir yeri olduğunu bizlere yeniden hatırlattılar.
Sağolsunlar.Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 22
4 Ağustos 2008, 16:38Yazan: cmoltay
Belki havanda su döğüyor olabilirim,mahkeme o günden bu güne kararını vermiş olabilir.
Koruyalım sonra içerisine bir fonksiyon koyarız. Aman AVM demeyin midem kalkıyor.
İMÇ'ye şöhret hayali ile gelip de hayallerini yakalamış ya da yakalayamamış müzisyen adayları anısına bir Türkiye "POP" Kültürü müzesi belki de...
20 Temmuz 2008, 19:43Yazan: AZMİ AÇIKDİLİMÇ Bloklarının yıkılması haberleri üzerine projenin müelliflerinden olan Doğan Tekeli ve Metin Hepgüler ile Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci’den görüşlerini istedik. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz. Bu haberin üzerinden 13 ay geçmiş, bilirkişi raporları mahkeme neticesi ne olmuş bilmiyorum. Araştırılsa bulunabilir de, Arkitera'dan başka güvenilir haber platformu tanımıyorum. Ancak Arkitera'dan da ses yok.Bilirkişiler yani Emre Aysu, Hakkı Önel Yıldız'dan hocalarımdı. Mesleklerin de hem başarılı, hem deneyimli, hem de çok dürüsttürler. Doğru raporu vereceklerinden eminim. Vermişlerdir de zaten. Süleymaniye sırtlarında ki bu çarşı tarihi doku düşünülerek çizilmiş ve yarışmayı kazanmış. Ayrıca mimarlık tarihi için de bir kazanım. Fener,Balat,Süleymaniye,SSK binaları, Unkapanı,Zeyrek,devamında Aksaray Valide Camii, Belediye Binası, Yenikapı. Doku'ya bakın. Haliç'den Yenikapı'ya. İstanbul Tarih de korursan tarih. İşte Kültür Başkenti. Çarşı'nın yıkılması değil tahrip olan kısımlarının tadil edilip ilk projesine uygun haline getirmek doğru olanıdır. Aksi takdirde, Kültür Başkenti derken kültür mantarına benzetiriz İstanbul'umuzu. (Yarımada için söylüyorum). Belki havanda su döğüyor olabilirim,mahkeme o günden bu güne kararını vermiş olabilir. Koruyalım sonra içerisine bir fonksiyon koyarız. Aman AVM demeyin midem kalkıyor.
17 Temmuz 2008, 17:32Yazan: OKAYmimarlar odası web sitesinde yer alan hürriyet gazetesinde çıkan bir haber,
ilginç bir tartışmayı başlatabilr
http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=Belge&Sub=detail&RecID=1282
6 Eylül 2007, 15:31Yazan: Emine MerdimİMÇ Blokları'nın internet sitesi açıldı.
http://www.imc.org.tr/
26 Haziran 2007, 16:19Yazan: cgdmhaftasonu önünden geçerken şöyle bir imç ye baktım da o tabela yığınlarından ve gereksiz bir takım imalatlardan acil bir şekilde kurtulabilse keşke!!! binanın kendine özgünlüğü ve yalınlığı o kadar güzel ortaya çıkacak ki ,
dahası o çok keyifli tasarım öğesi ,duvar panosu da ' Sn.Füreya Koral'ın çalışması' hak ettiği saygıyı ve özeni görecek en azından bir devrin kendine özgünlüğüne sahip çıkılabilecek böylesi diye düşündüm naçizane...
sonra da çoğu zaman fark etmediğimiz ama bir dönemin vazgeçilmezleri o duvar panolarından, heybeliadada yıkılmış olanı ve beşiktaşta üstü bir güzel hiç acımadan boyanmış olanı aklıma geldi :Ç
26 Haziran 2007, 10:55Yazan: Gökçe ArasRadikal 2'de hafta sonu yayınlanan Korhan Gümüş'ün İMÇ Blokları üzerine görüşlerine buradan ulaşabilirsiniz.
22 Haziran 2007, 10:29Yazan: Gökçe ArasİMÇ Bloklarının yıkılması haberleri üzerine projenin müelliflerinden olan Doğan Tekeli ve Metin Hepgüler ile Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci’den görüşlerini istedik.
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
19 Haziran 2007, 21:35Yazan: Omer YilmazOktay Ekinci ve Cengiz Eruzun İMÇ'nin yıkılması ile ilgili görüşlerini bir an evvel kamuoyu ile paylaşmalıdır.
19 Haziran 2007, 21:33Yazan: Omer YilmazBugünkü Milliyet'te İSMD başkanı Doğan Tekeli ile yapılmış Türk mimarisi nereye gidiyor? başlıklı bir söyleşi var...
5 Haziran 2007, 18:40Yazan: Emine MerdimİMÇ Blokları'nda işyeri sahibi Yaşar Teoman Serinkaya'nın elimize ulaşan mesajı:
Hiçbiri değil, adını, sıfatını bulmakta, ele alıp bir yere koymakta güçlük çektiğimiz binlerce örnekte olduğu gibi kavramların, sözcüklerin yetmediği yer olmalı... Hiçbir yer burası.
Küçük hayatlarımızı, kendiliğinden akıp süren küçük vakitlerimizde küçük dükkanlarımızda geçinmeye çalışıyoruz. Zor kanaat, değişen herşeye evrilerek, kemiksizleşmeden ama... Geçinmeye gönlümüz var yani!
Onların yok!
Onlar merkezi yönetim erkini, yerel yönetim birimlerini, ne bulurlarsa, ne uygun olursa kullanarak, zor kullanarak, “projeler”le, “prestij”le, güç ile para ile gizli açık cepheden açılıyorlar üzerimize!
Geçtiğimiz Aralık, Ocak aylarındaa İMÇ Blokları’nın caddeye bakan yüzünde İBB iştiraki Bilpark AŞ’nin işlettiği otoparklar (Altı blokta birden) iptal edilmişti. Uyarısız, tebligatsız, habersiz.
Trafik Vakfı çekicileri ve Eminönü Belediyesi araçları, zorbirliğiyle ilk hafta cansiparane temizlediler, çektiler otomobilleri, parkedenler hiçbiri uyarı tabelası olmadan (Çizgileri, parkomatları duran) otoparktan nereye götürüldüğü belirsiz otomobilllerini ceza ödeyererek, sersefil, İMÇ’ye geldiklerine bin pişman aramaya koyuldular. Tam 45 gün bu kanunsuz, hukuka uygunsuz saçma süreci yaşadık.
Elimiz armut toplamadı tabi. Hiç alışık olmadığımız kadar spekülasyon ürettik. Fahri görevliler eliyle bizi temsil eden kurullar beklediler ve sonunda yetki kargaşası bitti. Bilpark işletmeye devam etti.
“Spekülasyon” sandığımız söylentilerden biri de; 1991’de alınmış bir karar dayanarak, “İstanbul 2010 Kültür Başkenti” projesi kapsamında yeniden İMÇ’nin yıkımının başlanacağı idi.
1974’ten bu yana çarşıdayım. Ülkemizin kaderiyle birlikte içinden geldiğimiz tarihsel süreçte ne krizler, ne yöneticiiler, ne dönemler geldi, geçti. Nereye savrulacağını kestiremeden yaşamayı da öğrendik.
90’ların ikinci yarısından bu yana Galata-Tünel, Fener-Balat üzerindeki şablon, şimdi Fatih Eminönü’ne konulacak. 1973’ten bu yana “UNESCO Projesi”ne rağmen sökemedikleri Sultanhamam’a dişleri geçirmeyince Unkapanı-Fatih Atpazarı’nı yokluyorlar.
Demoralizasyon, motivasyon çöküntüsü, giderek önce kiracıların (hava parası kaygısıyla) terketmesi, kira ve mülk değerlerinin düşmesi, mülk satışlarının paniğe dönüşmesi... Öngörülebilir bir senaryo değil mi? Ben üç paralık bir esnaf bunu tahayyül edebiliyorsam, onlar..?
Haberiniz olsun. Zihniyet alelacele işliyor, derinden, dipten yokluyor. Genel seçimlerde sandıktan iktidar çıkmasalar ne gam? Yerel yönetimlerde padişah saltanatı pekişiyor!
Biraz matbuat meczubu olmak hasebiyle, biraz da herşeye rağmen “güruh değil yurttaş, hemşehri topluluğu” halinde yaşama inadımdan olacak, o günlerde Cumhuriyet’en Deniz Som’un “Vaziyet” köşesine bir küçük çıtlatmıştım bu konuyu. İlgi görmeyince... Çok kişisel bir dert olarak yorumlamış, yorumlanabilecek olduğunu düşünüp, avunmuştum. Unutmamıştım ama... Altından ne çıkacağını yaman merak ediyordum.
30.05.2007’de Cumhuriyet 3. sayfada göbekten girdi, işledi bu konuyu... 01.06.2007 Cuma günü ise Referans gazetesine, buradan giderek de Milliyet internet sitesine haber olduk.
Demokrat Parti ile başlayan inşaat, yol ve otomobil fetişizmi üzerinden medeniyet arayışı sürüyor. Özal-Demirel AŞ ile bulmuştuk belamızı. Demek dahası varmış ki arıyorlar.
Tepebaşı eski TÜYAP binasına ucube bir tüzel kimlik giydirdiler. Nasıldı tam olarak? Şöyle miydi: “İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi”. Ne yakışıklı, tumturaklı bir ismi var. Cismi? Kolay emir alan, uygulayan, renksiz, kokusuz, tortusuz, tatsız memurlar eliyle kenti şehr-i İstanbul’u masabaşında kesip biçeceksiniz, dayanaklar bulacaksınız, üst perdeden “Demokratik Katılım, Kentsel Dönüşüm, AB Projeleri vs.” Kulağa hoş gelen sunumlarla süsleyeceksiniz bu günahı.
Günahtır, kanunsuzdur, göründüğü gibi değildir. Bunu hepimiz kestirebiliyoruz. Ancak görünmediği gibi de değil; bu kadarla kalmayacak günah sandığımız suçları, altından çok daha erişilmez bir çapanoğlu çıkacak gibi görünüyor! Aklımız ermez yani o kadar karanlık ufuklara...
Zira, böyle bir şey pişiriyorsanız, kokusunu, kaynama noktasını, tuzunu biberini, şekerini de düşünürsünüz herhalde... Böyle acemi aşçı gibi... Olmaz değil mi?
Biliyorlardır, önceden tebliğ etmeleri gereken bir şeyleri. Herhalde... değil mi?
Bu kadar yazı, bu kadar kaygı, endişe, öfke... kendim için, çıkarım için değil bunca sıkıntım. Helvaya döndük, iklime göre pekişmeyi de dağılıp un ufak olmayı da gördük ve yaşadık
Zaten... ve alıştık.
Yalnızca haber etmekten başka, ses vermekten başka derdim yok.
Yaşar Teoman Serinkaya
İMÇ 1. Blok 1310 Unkapanı-İstanbul
Bütün yorumları forumda okuyun!







