Sulukule’de “Kentsel Dönüşüm” projesi kapsamında Kasım ayından beri 200’ün üzerinde bina yıkıldı. Tüm tepkilere rağmen, projeyi “Dünyanın en sosyal projesi” olarak nitelendiren Fatih Belediyesi, Sulukule sakinlerini Taşoluk’ta inşa edilen TOKİ konutlarına taşımayı planlıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın, UNESCO heyetinin incelemelerinin ardından yaptığı “projeyi olumlu buldular” şeklinde açıklama, Heyetin Başkanı Francesco Bandari tarafından bizzat düzeltildi: “Üzerinde hâlâ çalışılması gereken bir projeyi onaylamayız.” Topbaş ise Sulukule halkının her şeye rağmen kendi kültürünü devam ettirebileceğini savunarak, “Yine darbukasını çalacaksa çalsın. Kimse çalma demiyor” dedi. Tüm bu tartışmalar sürerken, Sulukule’deki kiracılara, buradan taşınmaları için sözleşme imzalatıldığı ortaya çıktı. Hatta kiracıların taşınmaları istenen konutların, henüz bitirilmediği belirlendi. Avukat Hilal Küey, UNESCO heyetinin ziyaretinin ardından gündeme gelen sözleşmeyi NTVMSNBC’ye değerlendirdi.
Unesco Kuralları Çiğneniyor
Sulukule’de yaşayan birkaç kişi için bu projeye iptal davası açmıştım. Dava Aralık sonunda açıldı, halen devam ediyor. Yürütmeyi durdurma konusunda henüz bir karar yok, ama bugünlerde bir karar alınacak. Davanın olumlu sonuçlanmasını bekliyoruz. ‘Sosyal Dönüşüm Projesi’, kiracılara Sulukule Mahallesi’nde yaşama hakkı tanımıyor. Sadece uygun ödeme koşullarını karşılayabilen bazı Sulukulelileri Taşoluk’a taşıyor. Oysa bu mahalle, Bizans Dönemi’nden beri Roman kültürüne sahip. Romanlılar oradan çıkarılıyor. 2006’dan beri yıkımlar yapılıyor ve durmadan el değiştiriyor. Roman mülk sahibini orada bırakmazsanız, bu kültürü nasıl koruyabilirsiniz? Uluslararsı sözleşmelere göre özgün kültürlerin korunması gerekiyor. 2010’da Kültür Başkenti hazırlıkları var ve özgün kültürleri, İstanbul’un 100 yıllardan beri oluşmuş kültürlerini korumuyoruz. Ayrıca UNESCO kurallarına göre hareket etmiyoruz, o kurallar çiğneniyor.
Sulukulelinin Hakkı Satılıyor
Bu sözleşme, uluslararası sözleşmelere aykırı. Sözleşmeye göre, oradaki Roman mahallesini bozmamak gerekiyordu. Sözleşmenin tarafı olarak Belediye ve TOKİ, ev yapacak ve kendi evinin borcunu ödeyecek. Teslim sırasında da birtakım vergiler var, bunları da kendisi ödeyecek. Orada yaşayan insanların koşulları iyi değil, onlar güçsüz insanlar. Bu paraları nasıl ödeyecekler? 1 milyarlık damga vergisi onlar için yıkım. Dolayısıyla el değiştirmeye bakıyor, o hakkını satmaya çalışıyorlar. Ayrıca Belediye ve TOKİ, Taşoluk’ta evlerin kiralarını ‘ucuz’ olarak değerlendiriyor, fakat Sulukuleliler için hiç de ucuz değil. Dolasıyla bir hak tanımış gibi gözüyor sözleşmede; ancak 3 ay içinde evinizi boşaltın, eviniz bitsin bitmesin 3 ay sonra boşaltmak ve bitmemiş evlere taşınmak zorundasınız. Sözleşme özetle şöyle diyor; ‘Evler bitmemiş olabilir, söz vermiyorum ama, siz o şeklide teslim alacaksınız ve vergileride ödeyeceksiniz’ yazıyor.
Paralarının Olmadığını Biliyorlar
Sözleşme gereği ev vermek zorunda olan taraf devlet. ‘Evleri bitiremeyeceğim’ demeye hakkı yok. Devlet istediğini yapıyor ama, Sulukuleliler tüm yükümlülüklerini yerine getirmek zorundalar. Böyle birşey olamaz... Bu sözleşme, dava yoluna başvurduğun takdirde tabii ki iptal olur, çünkü hukuki değer taşımıyor. Böyle tek taraflı sözleşme mi olur? Yani hiçbir geçerliliği yok. Fakat Belediye ve TOKİ, dava açabilecek paralarının olmadığını da biliyor. Hukuken geçersiz bir sözleşmeyi, yalan olarak Sulukulelileri imzalamaya zorluyor. Bu davranış devlete yakışmıyor. Bu insanların durumlarından yararlanıyorlar. Ayrıca dava açılsa da, üç ay içinde bitmez. Bu sürecinde farkındalar ve bundan da faydalanıyorlar. Aralık’ta açtığımız davanın daha sonucunu bekliyoruz. Aradan kaç ay geçti. Yargı yavaş işliyor. Kamuoyu bunu duymalı; devlet zorlayıcı ve hukuken geçersiz sözleşmelerden vazgeçmeli.
Unesco Gitti, Sözleşme Çıktı
UNESCO da bunun farkında değil, çünkü onlar denetimi bitirdikten sonra bu sözleşme ortaya çıktı. Kamuoyu da bilmiyordu, kiracılara sözleşme imzalatılmaya başlayınca öğrenildi. UNESCO’nun raporu da, ‘sosyal yanı dikkate alınarak yürülüğe girmesi gerektiği’ni vurguluyordu. Sosyal yandan anlaşılanı gördük... Burada yaşayan insanları sokağa atmak olmasa gerek. Roman kültürü, ancak Sulukule Mahallesi’yle birlikte yaşar. O insanları, o kültürü sokağa atamazlar.
TakipYorumlarYorum Sayısı: 9424 Eylül 2008, 10:58Yazan: Gökçe ArasMimar, şehir planlamacıları ve sosyologların aralarında bulunduğu bir grup, Fatih'te ''Sulukule'' olarak bilinen bölgede Fatih Belediyesi'nce yürütülen yenileme projesine alternatif bir proje hazırladı. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
22 Temmuz 2008, 11:00Yazan: Emine MerdimSulukule Guardian'da. Video: Oldest Roma settlement in Istanbul under threat | World news | guardian.co.uk
14 Mart 2008, 14:08Yazan: RedRapsodyeee!! mezbelelik devam etsin o zaman :) Etmesin elbette, eğer konuyu yakından izliyorsanız Roman mahallesindeki alternatif çalışmalardan haberiniz vardır. Bir yerin rehabilitasyonu oranın tamamen yıkılıp, rant elde edip yeniden imarıyla sağlanamaz. Bu denenmiş, araştırılmış ,ortaya konmuş. Daha titiz,yavaş ve bilimsel bir rehabilitasyon süreci izlenmeliydi. Belediyeler heryeri güzelleştirmek adına çok hızlı yıkım-yapım yolunu izliyorlar. Kendilerince haklı nedenleri olabilir, fakat bu şekilde toplumun büyük çoğunluğunu psikolojik ve kültürel çöküntüye ittiklerini ileride anlayacaklar. Bu toplumu arındırma, temiz toplum yaratma kaygısı geri dönüşsüz bir şuursuzluk ve çöküntü yaratacak. Mutlu hissetmediğiniz şehir asla güzel olamaz. Plazadan gördüğünüz değil, sokakta yürürken yaşadığınız kenttir. Bunun yaşamayı sevmeyen, plaza-otomobil-ev üçgeni dışında bir yaşamı olmayanlar için bir anlam ifade etmesini beklemiyorum.
14 Mart 2008, 11:53Yazan: mimar mahmuteee!! mezbelelik devam etsin o zaman :)
14 Mart 2008, 11:06Yazan: RedRapsodyo bölgede şantiyesi olmuş birisi olarak yıkım kararını çok olumlu karşılıyorum .arabayla giderken biraz yavaşlayın bakalım başınıza neler geliyor?Ancak bu insanlara çok daha iyi koşullarda yaşama imkanı sağlanarak şehre uyumları sağlanmalı Bu görüşlerinizin 60 yıllık olduğunu söylesem ve 60 yıl sonunda bu felsefenin çöktüğünü, bu felsefeyi başlatanlar vazgeçmişken şimdi sizin savunucusu olduğunuzu? 60 derken insaflı davranmak istedim aslında 160 yıllık. UNESCO kültür mirasına dahil 'Romanlar' ve Roman yaşam tarzını öldürerek kente katmak , dahiyane! Gözlerimin dolmasına neden olan bir görüntü: 'Fotogrametrik rölöve almak için yapının üzerine yerleştirilmiş pointer fişlerini koluna takmış müziğini sürdürerek sessizce tepki gösteren Roman.' Kim düşündüyse son yıllarda gördüğüm en güçlü eylemdir bu. ' Benim de Rölövemi al diyor adam'. Bak benim kültürüm bu, yaşam tarzım bu, ben böyle varım, apartmanda yaşayamam, klarinet çalamam apartmanda diye haykırıyor sessiz kalarak. Daha önce okumadıysanız Korhan GÜMÜŞ'ün yazısı' Kentten Geriye Ne Kalacak' Açık Radyo
14 Mart 2008, 10:44Yazan: mimar mahmuto bölgede şantiyesi olmuş birisi olarak yıkım kararını çok olumlu karşılıyorum .arabayla giderken biraz yavaşlayın bakalım başınıza neler geliyor?Ancak bu insanlara çok daha iyi koşullarda yaşama imkanı sağlanarak şehre uyumları sağlanmalı
13 Mart 2008, 16:35Yazan: Emine MerdimElimize bugün ulaşan basın bülteni ve fotoğraflar... [CENTER][CENTER]BASIN AÇIKLAMASI[/CENTER][/CENTER] [CENTER][CENTER] [/CENTER][/CENTER] DOZER DIKKAT BURADA INSAN YASIYOR! Biz Sulukule’nin en yoksulları, kiracılarız. Sulukule’nin ne Fatih Belediyesi’nin “Kentsel Yenileme Projesi”nde, ne de Taşoluk ev listelerinde görebileceğiniz yüzüyüz. Bizi “kentsel yenileme projesi”nde göremezsiniz, çünkü insan yerine koyulup, hesaba katılmadık. Bizi Taşoluk ev listesinde de göremezsiniz, çünkü bu listeye yazılmaya teşebbüs dahi edemeyecek kadar yoksuluz. Bugün burada yok sayılmaktan kurtulmak, görünür olmak için sizlerin karşısına çıkıyoruz. Biz Sulukule’li yoksul kiracılar: Sevtap, Sabriye, Türkan, Necla, Cemal, Bilen, Güllü, Hayriye, Gökçe, Cevriye, Sami, Erdoğan ve daha onlarcası: Yoksuluz, yoksunuz, ama bugün yine de iyi kötü başımızı sokabileceğimiz bir damımız var; yarın ise sokaktayız… Fatih Belediyesi onlarca yıldır yaşadığımız mahalleden bizi atmak istiyor, evlerimizi başımıza yıkıyor. Son olarak 7 Mart günü Belediye evlerimizin kapısına “yıkılacak” anlamına gelen “X, Y” işaretleri koymaya başladı. Belediye farkında mı, bilmiyoruz: Kırmızı çarpı işareti koyduğu, koyacağı evlerde biz yaşıyoruz; o evlerde yatıp o evlerde kalkıyoruz; o evlerde çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Yıkılırsa sokakta kalacağız. Belediye diyor ki, “Sulukule için dünyanın en sosyal projesini yaptım”. Sokağa atılmanın neresi sosyal? Proje mimarları diyor ki, “Sulukule projesi romantik ve insani bir projedir”. Sokağa atılmanın nasıl bir “romantik ve insani” tarafı var? Bu proje “sosyal” ve insani” ise, neden içinde biz yokuz? Neden biz yoksul kiracıların fikri hiç sorulmadı? Bize hiç danışılmadı? Belediye diyor ki: “Projeden ev edinmek için anlaşan ev sahipleri ‘evimi yıkın’ diye dilekçe verdi. Vatandaşın dilekçesini işleme koymak zorundayız.” Mülk sahibi vatandaşa hizmet aşkı içinde dozer gönderen Belediye’yi tebrik ediyoruz. Ne kadar, ne kadar hızlı ve güzel çalışan bir belediye! Oysa aynı Belediye öte yandan ev sahiplerine şöyle tebligat gönderiyor ve diyor ki “Evini kiracısıyla birlikte 31 Mart’a kadar boşalt. Elektrik ve suyu kapat, anahtarı bana getir. Getirmezsen, projeden ev alma hakkını kaybedersin.” Yani ev sahipleri üzerinde baskı kurarak elektriğimizi, suyumuzu kestiriyor, evlerde yaşama imkanını ortadan kaldırıyor. Mahallede her gün ev sahipleri ile kiracılar arasında kavga çıkmasına neden oluyor. Belediye böylece ellerini kirletmediğini mi zannediyor? Bizim gözümüzde masum kaldığını mı sanıyor? Bu ülkede kiracı hakları diye bir şey yok mu? Taşoluk’a niye gitmediniz mi diyeceksiniz? Taşoluk’a ev için müracaat eden kiracılar Taşoluk ev listesine yazılmaktan başka çare bulamayan kiracılar 15 gün önce sözleşme imzalamak üzere Ziraat Bankası’na çağrıldı. Burada “sosyal proje”nin bir sürprizi daha yaşandı. Banka, damga pulu vergisi için 1000 YTL isteyince, gerisin geriye mahalleye döndüler. Damga pulu vergisini veremeyen, 15 sene her ay o taksitleri nasıl verecek? Bizler gelir durumuzu bilecek kadar gerçekçiyiz. O yüzden TOKI Taşoluk evlerine müracaat etmeye teşebbüs bile etmedik. Bizler buradan evlerimizi, yuvamızı, hayatımızı, geleceğimizi başımıza yıkmadan Fatih Belediye başkanı Mustafa Demir'e sesleniyoruz Başkan, medya önünde "dünyanın en sosyal projesi" diyorsun. Sorduk soruşturduk: Sosyal proje ne demek? "İNSAN YARARINA YAPILAN PROJE" demekmiş. Başkan, biz de sana medya önünde soruyoruz: Üzerimize koyduğun çarpı işareti ne kadar sosyal? İstanbul’un çeşitli mahallelerinde, “kentsel iyileştirme” yapılacak diye, hayatı daha da kötüleştirilen, evleri yıkılan, yıkım sonrası çadır ve barakalarda yaşayan çok sayıda aile var. Buralarda aileler elektriksiz, susuz, sağlık hizmetleri olmaksızın ve tuvalet dahil hiçbir temel ihtiyaçları karşılayamadan yaşıyorlar, çocuklar da okullarından olmuş. Evlerimiz yıkılırsa bizler de bu mahallelerdeki gibi sokakta kalacağız. Son kez sesleniyoruz; Bizler ne TOKİ'nin Taşoluk konutlarının bedellerini, ne de Sulukule dışındaki yerlerin daha yüksek olan kiralarını ödeyecek durumdayız. Bizler alternatif barınma imkanları sağlanmadan evlerimizden çıkmayacağız. UNUTMAYIN İŞARETLİ EVLERDE HALA TENCERE KAYNIYOR. Sulukuleli Kiracılar[COLOR=black][/COLOR]
11 Mart 2008, 11:57Yazan: Burcu Oztaskin[SIZE=2]Sulukule’de yıkımların başlayacağının habercisi.[/SIZE] [SIZE=2]Belediye görevlileri gelip evleri işaretlemiş. Ali Baba ve 40 Haramiler’de vardi böyle bir sey...[/SIZE] [SIZE=2]Bir grup da bu olayi protesto ediyor.[/SIZE] [SIZE=2]Ellerine boyalari alip binalara çiçekler böcekler çizeceklermiş bu hafta icinde[/SIZE]
2 Mart 2008, 15:32Yazan: yilmazMetin beyin yazısında Venedik için niye kentsel yenileme yapılmıyor diye sorduğunu gördüm. Venediğe defalarca gittim ve kaldığım hiçbir yerde (Roma'nın aksine) rutubet yoktu. Çünkü daha önce defalarca kentsel dönüşüm/yenileme çalışmaları yapılmıştı. Son olarak Ocak 2007 tarihinde yayınlanan bir çalışma da Venedikte Arsenal bölgesi için bir kentsel yenileme önerisi getiriyor. Burada ilginç olan İstanbul Deklerasyonu 1996 kapsamında bir urban regeneration önermesi. İsteyenler belgeye http://www.bepress.com/cgi/viewcontent.cgi?article=1038&context=feem adresinden ulaşabilirler. Biraz geç oldu ama kabahat benim geç gördüm. Bu konu pek öyle kalıplarla yaklaşılabilecek bir konu olmadığı gibi her durum için farklı öneriler geliştirilmesi şart. Ama öneri geliştirmek yerine kavrama global saldırı düzenlenirse, en korkunç kentsel dönüşümle de kader gibi yüz yüze kalacağız demektir. -17 Ağustosta olduğu gibi-... Selamlar Yılmaz
28 Şubat 2008, 18:11Yazan: Gül KeskinUrban Land Institute (ULI) tarafından 27 Şubat 2008 tarihinde İstanbul Swissotel’de “Kentsel Dönüşümün Başarılı Örnekleri” başlığıyla gerçekleştirilen toplantıda Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir Sulukule projesiyle ilgili bilgi verdi ve burada yenilenen alanları, ekonomik ömrünü tamamlamış, hala iç göçe maruz, deprem riski altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan tarihi eserlere sahip bölgeler olarak tanımladı. Pınar Özden'in (Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi 2. Başkanı), Fatih Belediyesi Başkanı’nın “Evrensel ve tarihsel değerleri olan eserleri projede koruyoruz.” sözlerine ithafen geçtiğimiz günlerde tescilli bir yapının yıkıldığını hatırlatması üzerine ise Başkan’ın eleştiriye yanıtı “Yanlışlıkla olabilir” oldu. ULI Tarafından Düzenlenen Toplantıda "Kentsel Dönüşüm Projeleri" Masaya Yatırıldı
Bütün yorumları forumda okuyun!










