Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Ahmet Misbah Demircan: Tarlabaşı Ekonomik Bir Değer Olarak Görülmüyordu

Tarih: 26 Mayıs 2008 Yazan: Burcu Karabaş - Arkitera.com

İhale süreci 2007 yılının ilk yarısında başlayan Tarlabaşı Yenileme Projesi, Anıtlar Kurulu’ndan alınan onay sonrası halkın ve uzmanların görüşüne sunuldu. Aralarında proje alanında yaşayanlar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve özel sektörden uzmanların bulunduğu bir çevrenin katkılarıyla, deneyimli danışmanlar ve mimari gruplar tarafından hazırlanan ve şu anda avan proje aşamasında olan proje, son halini almadan önce halkın ve uzmanların öneri getirebilmesini sağlamak amacıyla “Tarlabaşı Geleceğini Paylaşıyor” adıyla sergilenmeye başlandı. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ev sahipliğini yaptığı bir davetle açılan sergi, 22 Haziran 2008 tarihine kadar Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde görülebilecek.

Yapılan bu açılış, aynı zamanda Beyoğlu’nun ihtiyacı olan bir sanat mekanını da bölgeye kazandırması açısından önem taşıyor. TC Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katıldığı açılış ve tanıtım toplantısı, Beyoğlu’ndaki Markiz Pastanesi’nde basın mensuplarının da katıldığı kısa bir kahvaltıyla başladı. Yetkililer arasında İstiklal Caddesi’ndeki tarihi binalar hakkında görüş alışverişi yapılırken Beyoğlu Sanat Galerisi’ne geçildi ve ilk olarak Tarlabaşı’nın dünü, güncel fotoğraflarla bugünü ve 3 boyutlu görsellerle planlanan geleceğinin tanıtıldığı kısa tanıtım filmi gösterildi. Filmin ardından Ahmet Misbah Demircan, projenin amacını, ilkelerini ve geçirdiği aşamaları anlatan bir konuşma yaptı.


Fotoğraflar: Arkitera Mimarlık Merkezi

Gap İnşaat’ın uygulama yönetimini üstlendiği Tarlabaşı Rölöve - Restitüsyon - Restorasyon Projesi’nin tanıtım filmi, Tarlabaşı’nın Pervititch tarafından hazırlanan haritasıyla başladı, bölgenin havadan fotoğraflarıyla devam etti. Bugün harap durumda olan tarihi bina ve eserlerin gösterimiyle süren film, dönüşüm değil de “yenileme” amacı taşıdığının sürekli vurgulandığı projenin 3 boyutlu tanıtım görselleriyle sona erdi.

Filmden sonra Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, projenin başlayabilmesi için 2,5 - 3 yıllık bir hazırlık sürecinden geçtiğini belirterek konuşmasına başladı. Şu anda ise avan projelerin Anıtlar Kurulu tarafından tasdik edildiğini ve bölge sakinleriyle anlaşma süreci içinde bulunulduğunu belirtti. (Toplantıda sunulan belgelerde, 18 Şubat 2008 tarihinden beri “Beyoğlu Belediye Başkanlığı Yenileme ve Uygulama Birimi” Tarlabaşı Binası’nda bire bir görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor.) Bölgede sadece mülklerin yenilenmesi değil, bir kültür mirasının da ihya edilmesi söz konusu olduğu için bugüne kadar geçirilen süreçte sivil toplum örgütleri, vatandaşlar ve tarihi eserlerin korunmasına yönelik organizasyonların aktif katılımcılar olarak yer aldığını ve bu katılımcıların kesintisiz olarak bilgilendirilerek önerilerini dinleme ihtiyacı hissettiklerini ekledi.

Demircan, projenin önemini ve hayata geçirilme sebeplerini anlatırken, İstanbul’da “Metruk binalar neden onarılmıyor?” sorusunun çok sık duyulduğunu, bu sorunun en fazla dile getirildiği bölgelerden birinin de Beyoğlu, özellikle de Tarlabaşı olduğunu vurguladı. Yapılan bilgilendirmelere göre, restorasyon sonucunda %52’si konut alanı, %12’si ticaret, %17’si turizm yapısı ve %14’ü ofis yapısına ayrılacak şekilde bir dağılım söz konusu olacak. İhtiyaç duyulan bu yenileme projesine başlayabilmek için öncelikle bugüne kadar neden gerçekleştiril(e)mediğini anlamanın gerekli olduğunu, bu amaçla da bazı analizler yaptıklarını anlattı:

“Yaptığımız analizlerde karşılaştığımız ilk sonuçlardan biri, bölgede parsellerin çok küçük olmasıydı. Buradaki 28 – 30 m’lik parseller geçmişte halkın ihtiyaçlarını karşılıyordu, evet. Fakat çağımızda yaşam koşullarının değişmesiyle oldukça yetersiz kaldıklarını gördük.” Fonksiyonel kullanımlar için daha geniş parsellere ihtiyaç olduğunu belirten Demircan, sokakların dar olmasının ise otopark yapılmasını imkansız hale getirdiğini, ortaya çıkan ulaşım problemlerinin sokakların kullanımını engellediğini anlattı. Yenileme Projesi’nde ise konut edinen her mal sahibine birer otopark alanı tahsis edilmesi planlanıyor. Ticaret ve turizm yapılarının bodrum katlarına ise yeterli kapasiteye sahip otoparklar inşa edilecek.


Yenileme Öncesi ve Sonrası Tarlabaşı Caddesi


Yenileme Öncesi ve Sonrası Fıçıcı Abdi Sokak


Bu faktörlere bölgenin zamanla geçirdiği yozlaşmanın da eklenmesi sonucunda, binalar onarılsa dahi çevresel koşulların yaşam olanaklarını indirgediğini gözlemlediklerini vurgulayan Demircan, Tarlabaşı’nın sit alanı olmasının da projeleri engelleyen nedenlerden biri olduğunu söyledi. Belediye Başkanı’na göre bürokratik engeller nedeniyle yatırımcının bölgeye eğiliminin az olması veya hiç olmaması, yenilemenin gerçekleşememesinin önemli sebeplerinden bir diğeri. Bu durumu “Tarlabaşı ekonomik bir değer olarak görülmüyordu, yıllarca ‘Yenilense dahi kullanılmaz’ düşüncesi hakimdi.” şeklinde açıklayan Demircan, bu analizlerin sonucunu vatandaşların da katıldığı toplantılarda elde ettiklerini ve bölgenin en az % 80’i toplu olarak ele alınmadan bir dönüşüm yapılmasının imkansız olduğunu vurguladı. Aşılması gereken en önemli engellerden birinin mali külfet olduğunu anlattı ve “Bu durum karşısında devletin tek seçeneği kamulaştırma idi” diye ekledi.


Yenileme Öncesi ve Sonrası Tarlabaşı Caddesi

Yapılan gözlemler ve alınan kararlar sonucunda, 5366 sayılı kanuna göre mülk sahiplerinin belediye ve yatırımcı ile buluşmasının ve “kat karşılığı metodu” ile yeni projelerde tekrar mal sahibi olmalarının esas alındığını anlatan Demircan, pozitif tepkiler aldıklarını anlattı ve içinde bulunduğumuz günlerde vatandaş - belediye - yatırımcı üçlüsünün yeni projeler üzerinde görüşmeye devam ettiklerini ekledi. Bu süreçler ve karar mekanizmaları oluşturulurken Beyoğlu Belediye Başkanlığı, Beyoğlu Kaymakamlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, Koruma Bölge Kurulu, Mahalle Muhtarları, Tapu ve Kadastro Müdürleri ve Tarlabaşı Derneği ile düzenli toplantılar yapılıyor.

“Bu problem çözülmüş gibi, ancak bir de kiracılar var,” diyen Demircan, “Bu sorunu çözmek için ise belediyemiz TOKİ ile bir ön protokol imzaladı.” şeklinde devam etti. Yapılan anket çalışmalarında bölge sakinlerinin %71’inin kiracı olduğu hazırlanan tanıtım kitapçığında belirtiliyor. Belediye Başkanı, TOKİ ile yapılan bu anlaşmanın yenileme bölgesinde kiracı konumunda bulunan vatandaşların projeye başlandığında çekilişsiz kurasız daire sahibi olması için yapıldığını anlattıktan sonra projenin detayları ve takvimiyle ilgili bilgi verdi.

“Şu Anda Tarlabaşı’nın Tamamında Bir Yenileme Projesi Söz Konusu Değil...”
Sözlerine böyle devam eden Ahmet Misbah Demircan, bölgenin yaklaşık %3,5’ine denk gelen bir alanın yenilenmesini hedeflediklerini anlattı. Bu proje, aslında bir deneme niteliği de taşıyor. Alınan sonuçların nitelikli olmasının projelerin devam etmesi için gerekli koşulları oluşturacağını düşünen Demircan, ilk etapta yenilenmesi planlanan binaların bir kısmının şu anda zaten kullanılmadığını ve olası bir depremde yıkılma riskinin çok büyük olduğunu söyledi. Alandaki yapı stoğunun %40’ının tamamen boş olduğu da bölgeye ilişkin verilen sayısal bilgiler arasında.

Demircan’ın bahsettiği %3,5’lik alan, “Tarlabaşı 1. Etap Yenileme Projesi” adı altında Bülbül, Çukur ve Şehit Muhtar Mahalleleri’ni kapsıyor. Yaklaşık 20.000 m2'lik bu alanda bulunan 278 bina yenileme kapsamına giriyor.


Tülin Hadi, Cem İlhan

Tarlabaşı’ndaki binaların tarihi özellikler taşıması, alanın bir “dönüşüm” değil de “yenileme” projesine tabi tutulmasının sebebi. Yapıların çoğunu 1870 İstanbul yangınları sonrası ucuz malzeme kullanılarak ve kagir yapı tekniğiyle yapılan hizmetli konutlarının oluşturduğu belirtiliyor. Bu amaçla bina yüksekliklerinin ve cephelerinin değişmeyeceğini ve korunacağını vurgulayan Demircan, bu özellikleri taşıyan bir yenileme projesi olarak yine Beyoğlu’nda bulunan Pera Müzesi’ni örnek gösterdi: “Müzenin dış duvarları muhafaza edildi, ancak içi günümüz koşul ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yenilendi. Bizim de Tarlabaşı’nda hedeflediğimiz bu şekilde bir değişim...”



Mehmet Alper

Beyoğlu Belediyesi’nin sunduğu dökümanlara göre, alandaki yapılara müdahale kararları, özgün mimari değerleri, değişmişlik, yapısal durumu ve tarihi doku içindeki konumu dikkate alınarak veriliyor. Tescilli yapıların nitelik kaybına uğramamış olanlarında plan ve cephe muhafaza edilecek. İç mekanlarında taşıyıcı duvarları kaldırılarak özgün yapısı bozulmuş olan ancak cephesiyle sokağın kimliğine katkıda bulunan yapıların cephesi korunması, ancak planların yeni projedeki işlevlere göre yeniden yorumlanması planlanıyor. Strüktürünü ayakta tutması mümkün olmayan yapıların bazılarının sadece cephesi, bazıları ise plan şemalarıyla birlikte aslına uygun olarak inşa edilecek. Proje alanındaki sokakların morfolojisinin ve adlarının aynı kalması da amaçlananlar arasında.


Han Tümertekin

Konuşmasının sonunda, konuyla ilgilenenlerin ve öğretim üyelerinin sergiyi gezdikten sonra proje ile ilgili görüşlerini sunmak ve öneri getirmek için bu amaçla oluşturulan irtibat noktalarına başvurabileceklerini belirten Demircan, “İlgililerin ve halkın görüşleri bizim için çok önemli” cümlesiyle bunu vurguladı.


Hasan Kıvırcık

Ahmet Misbah Demircan’dan sonra kürsüye çıkan TC Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, konuşmasına “Kıymetini bilmediğimiz bir kentte yaşıyoruz. Böyle projeler İstanbul’un değerini anlamamızı sağlayacak.” cümleleriyle başladı. İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilmesi için çalışmaların hızla devam ettiğini ve zamanla yarışıldığını anlatan Günay, bu kapsamda yapılan fiziksel mekan yenilemeleri ve sanat etkinliklerinin önem taşıdığını, bu bağlamda hem Beyoğlu’na kazandırılan bu yeni sanat merkezinin, hem de açılışının böyle önemli bir proje ile yapılmasının İstanbul için anlamlı olduğunu belirtti. Yenileme projesinin şeffaf bir ihale sürecinden geçerek halkın ve bilim insanlarının desteğiyle yine saydam aşamaların kaydedilmesini olumlu bulduğunu söyleyen Günay, özellikle bu niteliklerinin de proje sergisini görülmesi gereken bir etkinlik haline getirdiğini ekledi.


Projenin Mimarları ve Danışmanları Ahmet Misbah Demircan ile Birlikte

Toplantıda sunulan dökümanlarda, uzlaşma sürecinin tamamlanması ve kamulaştırma işlemlerinin tescilinin gerçekleşmesi sonucunda 2008 yılı sonunda inşaatların başlaması planlanıyor.

50 Soruda Tarlabaşı Yenileme Projesi
1- Tarlabaşı Kentsel Yenilenme Projesi'nin amacı nedir?

İstanbul'un tarihi değerler açısından en önemli bölgelerinden biri olan Tarlabaşı bugün,
- küçük parsellerden oluşan yapısı ile çağdas ihtiyaçIarı karşılamayan yapı stoğuna sahip,
- dar sokaklar ve otopark sorunu nedeniyle ulaşılamayan bir mekan,
- kötü çevre koşullan nedeniyle mülk sahiplerinin yatırım yapmadığı bir alan ve
- yüksek proje maliyeti ve uzun süreli prosedür nedeniyle yenilenemeyen yapılarla kaplı bir mekandır.

Bölge, gerekli bakım ve onarım calışmaları yapılamadığı için giderek yok olmaya ve çökmeye yüz tutmuştur. Tarlabaşı’nın yenilenmesini sağlayacak bu projeyle çöküsün durdurulmasi, bölgenin daha güvenli, sağlıklı, yaşanabilir ve kentle bütünleşmiş bir alan haline getirilmesi, Tarlabaşı'nda yeni bir yaşam merkezi oluşturulması hedeflenmektedir.

2- Her isteyen kendi yenilemesini kendisi yapamaz mıydı?
Bütünleşik bir alanda herkesin kendi çözümünü üretmesi, tek tek dairelerde veya binalarda yapılacak yenilenmelerle geniş bir bölgenin yenilenmesi hem finansman hem de örgütlenme açısından imkansızdır.

Bölgenin mevcut ekonomik ve sosyal dokusu gereği, sorun ne kadar bütünleşikse çözüm de o kadar bütünleşik olmak durumundadır. Bu bir tercih olmanın ötesinde bir zorunluluk haline gelmiştir. Tarlabaşı'na "toplu ve bütünleşik çözüm" şarttı.

3- Tarlabaşı Kentsel Yenileme Projesi'nin tarihçesi nedir?
Proje alanı, 16.06.2005 tarih ve 5366 sayih kanuna dayanarak 20.02.2006 tarih ve 2006/10172 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Yenileme Alanı ilan edilmiştir.

10.11.2006/63 tarih/sayılı Belediye Meclisi Karan ile uygulama usul ve esasları belirlenen ihale 16.03.2007 tarihinde gercekleştirilmiştir.

En avantajlı teklifi vererek ihaleyi kazanan firma ile 04.04.2007 tarihinde sözleşme imzalanmıştır.

4- Tarlabaşı 1. Etap Yenileme Projesi hangi alanları kapsıyor?
Beyoglu Tarlabaşı'nda yer alan Bülbül, Çukur ve Şehit Muhtar mahallelerinden oluşmaktadır. Bakanlar Kurulunun 2006/10172 sayılı kararı ile Beyoğlu İlçesi'nde360, 361, 362, 363, 385, 386, 387, 593 ve 594 nolu adalan kapsayan yaklaşık 20.000 metrekarelik alandır.

5- Projenin sahibi kim?
Projenin sahibi, Beyoğlu Belediyesi ile birlikte alandaki tüm maliklerdir.

6- Proje İstanbul'a ve Beyoğlu'na ne kazandıracak?
Yenileme sayesinde alanda var olan fiziksel ve sosyo-ekonomik sorunlar çeşitli projeler ve eğitim programları ile önemli ölçüde azaltılacak veya yok edilebilecektir.

Bununla birlikte hem alanda hem de yakın çevresi icin tehdit oluşturan unsurlar da azalacaktır. Yenilenen alanın getireceği artı değerden hem bu alanda yaşayanlar hem de yakın çevre olumlu olarak etkilenecektir.
Ayrıca, proje diğer yenileme projeleri icin örnek olacaktır.

7- Proje, bölge insanına ne kazandıracak?
Proje, mekansal yenilemenin yanı sıra toplumsal ve ekonomik gelişmeyi de hedeflemektedir. Bu nedenle, ilk kez Stratejik Sosyal Plan Beyoğlu Belediyesi tarafindan yatırımcı ve mülk sahiplerinin katılımı ile hazırlanmıştır.

Böylelikle, bölge halkı, daha saglıklı ve güvenli bir çevrede yaşamaya devam ederken yeni istihdam olanaklanndan öncelikle faydalanacak ve oluşturulan kapasite artırımı programları ile yeni iş olanaklarına ulaşma becerileri artacaktır. Pek çok bölge insanı, yapmakta oldukları işlere göre çok daha nitelikli meslekleri öğrenme ve kendilerine ekonomik fırsatlar yaratma imkanı bulacaktır.

8- Proje alanında yaşayanların sosyal profili nedir?
Proje alanında yaşanların sosyal profilleri, bire bir görüşmelerde ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Alanda çok kültürlü bir yap mevcut olup, farklı etnik-dini gruplar bir arada yaşamaktadır. Daha çok Doğu - Güneydoğu Anadolu'dan ve Karadeniz Bölgesi'nden göç edenler, Azınlıklar (Rum, Ermeni, Süryani), Proje alanında uzun süreli oturanlar vb.

9- Proje alanında mülk sahiplerinin kökeni nasıl bir profil çiziyor?
Proje alanında yaşayanların büyük bir çoğunluğu Mardin, Siirt, Batman, Erzincan, Diyarbakir, Rize gibi Anadolu'nun çeşitli kentlerinden gelmişlerdir. Bir başka ifadeyle, proje alanında yaşayan mülk sahipleri Anadolu coğrafyasının mozağini oluşturmaktadır.

10- Proje alanında yaşayan mülk sahipleri hangi işleri yapmaktadır?
Proje alanında yaşayan mülk sahipleri, çoğunlukla katı atık toplayıcısı - seyyar satıcı - midyeci gibi düşük gelirli ve kalifiye olmayan işlerde çalışmaktadır. Ayrıca, mülk sahiplerinin pek çoğu sosyal güvenceden yoksun bulunmaktadır.

11- Proje alanında yaşayanların ne kadarı kiracı, ne kadarı mülk sahibi?
Proje ile ilgili kitleyi:
- "Proje alanında yaşayan mülk sahipleri",
- "Proje alanı dışında yaşayan mülk sahipleri",
- "Kiracılar" ve "Kira ödemeden yaşayanlar" şeklinde sınıflandırabiliriz.

Yapılan anket çalışmalarında %71'inin kiracı olduğu tespit edilmiştir.

12- Proje alanında yer alan yapıların oturulabilirlik durumu nedir?
- Alandaki yapı stoğunun %4o'i tamamen boştur.
- Yapıların boş olmasının birinci ve temel nedeni, mülk sahiplerinin alanı terk etmeleri, ikinci nedeni ise bakım ve onarım yapılamaması nedeniyle oluşan yapı riskidir.

Her iki etken, olumsuz anlamda birbirini etkilemekte ve bölgedeki çöküşü hızlandırmaktadır.

13- Proje alanında yer alan yapıların tarihi değeri nedir?
Alandaki yapıların çoğu, 1870 İstanbul yangınları sonrası ucuz malzemelerle, kagir yapı tekniğiyle yapılmış olan hizmetli konutlarından oluşmaktadır.

14- Proje alanında yaşayanların istihdam durumu nedir?
Bölge halkını "imalat ve üretime dayalı işyerlerinde çalışanlar", "sosyal güvenceden yoksun tanımlanamayan işlerde çalışanlar", "yurt içi ve yurt dışı göçmenler" ve "geçici ikamet edenler" şeklinde sınıflandırabiliriz.

Anket çalışması verilerine göre alanda yaşayanların %66'sı herhangi bir sosyal güvence kapsamında değildir. Eski sosyal güvenlik sistemi bazında ayrıştırılacak olursa, alanda yasayanların %26'si SSK, %7'si Bağ-Kur ve %1'i Emekli Sandığı kapsamında çalışmaktadır.

15- Bölgedeki kiracılar ve mal sahipleri için neler yapılacak?
Bu noktadaki en temel yaklaşım hiçbir mülk sahibinin mağdur edilmemesi, kiracılara da çeşitli kolaylıklar sağlanması esası üzerine oturtulmuştur.

Mal sahipleri ile uzlaşma kosulları çok alternatifli olarak oluşturulmuştur. Kiracılar icin TOKİ tarafından İstanbul'da üretilen konutlardan kuraya girmeksizin satın alma hakkı ve önceliği tanınmıştır.

16- Gecikme halinde mal sahiplerinin mağduriyetleri nasıl engellenecek?
Kat karşılığı anlaşma yolunu seçen mal sahiplerine yeni konutları kendilerine teslim edilinceye kadar kira yardımı yapılacaktır.

Yüklenicinin kusuru nedeniyle işin gecikmesine ilişkin cezai şartlar Satış Vaadi Sözleşmesinde düzenlenmiştir.

17- İşyerlerini taşımak zorunda olanlara özel bir destek sağlanacak mı?
İşyerleri olanlar için inşaat boyunca oluşabilecek gelir kaybı - kira kaybı gibi hususlar uzlaşma görüşmeleri boyunca çözümlenmeye çalışılmaktadır.

Bu konularla ilgili alternatifler, Belediye-Yatırımcı-Tarlabaşı Derneği işbirliği ile çözülmeye çalışılmaktadır.

18- Proje alanında yaşayan çocukların durumu nedir?
Görüşme yapılanlar arasında verilen bilgilere göre, 80 ilkogretime (ilkokul ve ortaokul) giden çocuk bulunmaktadır. ilkokula giden çocuklar yakın çevredeki (Dolapdere, Kasımpaşa, Feriköy ve Taksim) Hüviyet Bekir ilköğretim Okulu, Kasımpaşa İlköğretim Okulu, Feriköy İlköğretim Okulu ve Taksim İlköğretim Okulu'na gitmektedirler.

Liseye giden 20 çocuk bulunmaktadır, bunların bir kısmı üniversite sınavına hazırlanmaktadır. Mülk sahiplerinin çocuklarından 6 tanesi üniversiteye gitmektedir. Proje alanında 4 tane engelli, 2 tane de kalbi delik olan cocuk, 7 yaş altında 47 çocuk bulunmaktadır.

Alanın boşaltılması sürecinde, bu çocukların aileleriyle birlikte taşınacakları bölgedeki okullara yerleştirilmesinde gerekli destek ve kolaylık sağlanacaktır.

19- Proje alanında yaşayan gençlerin durumu nedir?
Proje alanında 55 tane 17 - 25 yaş arası, öğrenimini tamamlamamış kalifiye olmayan işlerde çalışan (midye satıcılığı vb. gibi) veya calışmayan genç bulunmaktadır.

25 yaş üzeri olup kalifiye olmayan işlerde çalışan, evli olan ve/veya işsiz genç sayısı 60'tır. 25 yaş üzeri kalifiye işlerde (bankacılık, inşaat mühendisi, öğretmen, otomotiv sektorü vb.) calışan genç sayısı ise 14’tür.

20- Bu çocuklara ve gençlere proje kapsamında nasıl bir eğitim, yaşam, gelecek imkanları sunuluyor?
Tüm öğrencilerin geçici ve kalıcı yeni okulları belirlenecek ve yeni kayıt ile uyum sürecini içeren bir program hazırlanacaktır.
Ayrıca İş Geliştirme, Meslek Edindirme ve eğitim programlarından yararlanmaları sağlanacaktır.

21- Hangi ailenin nereye taşınacağı, çocukların hangi okullara gideceği belirlendi mi?
Kimi aileler yeni bir ev tutarak kiraya çıkmayı tercih etmekte, kimileri başka semtlerdeki evlerine veya akrabalarının yanına taşınmaktadır. Yeni adreslerin belli olmasını takiben okulların nakilleri sırasında Beyoğlu Belediyesi tarafından destek sağlanacaktır.

22- Tarlabaşı yenileme Projesi alanında yaşayanlarla nasıl bir uzlaşma yoluna gidiliyor?
Alanda yaşayanlarla uzlaşma yoluna gidilirken, aşağıdaki Uzlaşma İlkeleri uygulanmaktadır:
- Her bir mülk sahibi projede yaratılan birimlerden almaya hak kazanacaktır
- Her bir hissedar için proje öncesi değer ile proje sonrası değer dikkate alınarak hesaplanan pay hakları baz alınarak
öncelik en küçük hissedardan başlamak üzere seçim yapılacaktır.
- Her bir mülk için proje öncesi değerle, proje sonrası değer farkı oluşması durumunda mahsuplaşmaya gidilecektir,
- İnşaat süresi boyunca, proje alanında yaşayan mülk sahiplerine kira yardımı yapılacaktır.
- İhale tarihi öncesinden beri alanda olduğunu belgeleyebilen kiracılar için taşınma yardımı yapılacaktır.
- Kiracılara sosyal konutlardan kurasız olarak satın alma önceliği tanınacaktır.
- İş Geliştirme ve Meslek Edindirme programlarından alanda yaşayan herkes eşit olarak yaralanacaktır.

23- Proje alanında yaşayanlarla görüşmeler ne zaman başladı?
Bu proje, tamamen açık, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yönetilmektedir. 18 Şubat 2008 tarihinden beri "Beyoğlu Belediye Başkanlığı Yenileme ve Uygulama Birimi" Tarlabaşı binasında bire bir görüşmeler yapılmaktadır. İlk görüşmeler çerçevesinde toplam 432 hissedar ile yüz yüze veya vekaleten toplantı yapılmıştır. Bu toplantılarda kendilerine,
- Maket üzerinden proje anlatılmış,
- Değer tespitleri bildirilmiş,
- Pay hakları söylenerek, proje alanında ne kadar bağımsız bölüm alabilecekleri ve seçenekler ortaya konulmuştur.

İkinci görüşmelerde ise yer seçimi yapmaları için randevu almaları sağlanmıştır. Her bir hissedar ile 15-30 dakika arasında görüşme yapılmış, görüşmeler esnasında mülk sahiplerinin beklentileri ile projenin sunmuş olduğu olanaklar tartışılmış ve özellikle bölgede yaşayan mülk sahiplerinin talepleri alınmıştır.

24- İlk bilgi verme sonrası, yer seçimi için ne yapılıyor?
Yer secimi için görüşme talep eden 173 farklı hissedar ile yapılan görüşmeler sonucunda toplam 105 kişi yenileme projesi ve yer seçimi hakkında olumlu düşüncelerini sunmuş ve bunların büyük bir çoğunluğu konut rezerve etmiştir.
Toplam 40 kişi, önerilen alternatifleri beğenmemiş ve olumsuz görüş bildirmişler ya da ikinci görüşmeye katılmamışlardır. Toplam 28 kişi ise net bir karar açıklamamıştır. Yer seçimine gelen her bir görüşmeci ile en az 1,5 saat süren yer seçimi toplantıları yapılmaya devam edilmektedir.

Proje, sadece uzmanların ve akademisyenlerin çalışmalarıyla değil, bölgede yaşayanların ve mülk sahiplerinin de görüş ve önerileriyle hazırlanmıştır. Henüz nihai halde değildir. Avan proje, sergi ve internet ortamında halkın gorüşlerine sunulmuştur. Proje, son ana kadar halkın görüş ve önerilerine açık olacak, uygun öneriler doğrultusunda ve Koruma Kurulu’nun onayıyla gerekli revizyonlar yapılabilecektir.

25- Proje kapsamında yer alan mülk sahiplerine ne gibi haklar sunuluyor?
Görüşmelerde mülk sahiplerine projenin değer paylaşımı esasına dayalı olarak hazırlandığı anlatılmış ve kendilerine Sermaye Piyasası Kurulu'na kayıtlı bir şirket tarafından yapılan mevcut hisse değerleri bildirilmiştir.

Mülk sahiplerine hisselerinin mevcut değeri söylendikten hemen sonra, yeni projeden bedel ödemeden alabilecekleri pay hakları açıklanmıştır.

Projenin temel ilkesinin, her mülk sahibinin yeniden projede bağımsız bölüm almaları olduğu belirtilerek, pay hakkı bir bağımsız bölüm almaya ulaşmayanlar için yaklaşık ödeyecekleri farklar da söylenmiştir.

26- Proje kapsamında yer alan mülklerin değerleri nasıl belirleniyor?
SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Şirketi tarafından belirlenen değerler üç temel araştırmaya dayanarak belirlenmiştir: - Arsa değeri (İmar hakları, konumu, büyüklüğü),
- Bina değeri (bina büyüklüğü, kullanımı, amortismanı, teknik altyapısı vb),
- Piyasa degeri (emlaklardan genel beklenti tespiti, gerçekleşen reel satış değerleri, ihaleler vb).

27- Proje kapsamında işletmesi ve işyerleri olanlara ne haklar sunuluyor?
Proje alanında işletmesi olan (fırın, atölye, dükkan, otel vb.) veya işletmelere kiraya veren mülk sahiplerine,
- İnşaat süresi içinde işletme kayıpları,
- Kiraya verenlerin kira kayıpları,
- İşyeri kapatılması sonucunda çalışanların sigorta ve tazminatları,
- Taşınma masrafları
konulannda çeşitli haklar sunulacak, mağduriyetleri engellenecektir.

28- Alanda oturan kiracılara ne gibi haklar sunuluyor?
Kiracılar için kalıcı birtakım öneriler geliştirilmeye çalışılmaktadır. TOKİ tarafından geliştirilen sosyal konut projelerinde maliyetine, kurasız ve öncelikli olarak konut sahibi olmaları için Beyoğlu Belediyesi ve TOKİ arasında protokol imzalanmıştır.

29- Kira ödemeden oturanlara bir hak sunulacak mı?
Binanın mülk sahibi ile hiçbir hukuki ilişki kurmaksızın, mülk sahibinin bilgisi dışında mülkü işgal edenlere proje kapsamında herhangi bir hak sunulmamaktadır. Ancak, bu nitelikteki kişilere, oluşturulacak sertifikalı eğitim programlarından yararlanma imkanı sağlanacaktır.

30- Mülk sahiplerine kira yardımı yapılıyor mu?
Proje alanında oturan veya proje alanı dışında kirada oturmakla birlikte bir başka mülkü olmadığını beyan eden hissedarlara 400 YTL aylık kira yardımı yapılmaktadır.

31- Mülk sahibi olmayanlara kira yardımı yapılıyor mu?
Hayır yapılmıyor.

32- Küçük hissesi olan mülk sahiplerine, iştirak halindeki ya da çok nüfusa sahip hissedarlara ne gibi öneriler sunuluyor?
Bu alandan mülk edinerek borçlanma yoluyla mali yük altına girmeleri yerine, öncelikle sosyal konutlardan faydalanmaları öneriliyor.

Yine de bu alanı tercih eden mülk sahipleri ile geri ödemeleri yer teslimi sonrasında bağlayacak şekilde sözleşme düzenlenmektedir.

33- İnşaatlar kısmi olarak mı başlatılacak? Bölge tamamen boşaltılacak mı?
Uygulama başlamadan önce, proje alanında yaşayanların tamamı inşaat süresi içinde proje alanından ayrılacaklardır.
Uzlaşma sürecinin ardından özellikle proje alanında yaşayanlara yıkım programı bildirilecektir. Yıkım programı çerçevesinde alanda yaşayanlar geçici ya da kalıcı yeni yerleşme alanlarına gideceklerdir. Beyoğlu Belediyesi bu taşinma sürecinde destek verecektir. 

34-  İnşaatlar ne zaman başlayacak?
Uzlaşma sürecinin tamamlanması ve kamulaştırma işlemlerinin tescilinin gerçekleşmesini takiben 2008 yılı sonu itibariyle inşaatın başlaması planlanmaktadır.

35- Bölgede yaşayanlara yönelik İş Geliştirme ve Meslek Edindirme programlarında neler olacak?
Proje sürecinde, kısa dönemde inşaat ve restorasyon işlerinde istihdam sağlamak üzere kapasite artırımı eğitim çalışmaları başlatılacak ve kurslardan sertifika alanlar için projede garantili iş olanağı sağlanacaktır.

Ayrıca, proje sonrası bölgede gelişecek olan turizm ve ticaret gibi hizmet sektörlerinde istihdam edilmek üzere mesleki eğitim programına katılıp sertifika alanlara iş bulma konusunda öncelik tanınacaktır.

36- Proje kapsamında yaşayanlara yönelik hangi eğitim olanakları sunuluyor ?
Proje alanında yaşayan ve projenin fırsatlarından yararlanmak isteyen hedef gruplara yönelik birtakım eğitim programları başlatılacaktır. Bu programlar sosyo-ekonomik yapının geliştirilmesine yönelik olacaktır.
Gençlere Yönelik Sertifikalı Kurslar:
- İstihdam Odaklı Mesleki Eğitim Programları
- Yeteneklerin Arttırılması Programları (Bilgisayar, Yabancı Dil)
- Sanatsal Becerilerin Geliştirilmesi Programları (örn. Müzik, Tiyatro, Sinema)

Kadınlara Yönelik Eğitim Programları:
- Okuma-Yazma Kursları
- İstihdam Odaklı Eğitim Programları
- Anne Çocuk Sağlığı

Kendi iş Kurma Olanaklarının Geliştirilmesi:
Küçük Ölçekli İş Geliştirme için Kredi Sağlama: Mikro-Kredi Olanakları

37- Bu uygulamaların finansmanı nasıl karşılanıyor?
Her bir program için Beyoğlu Belediyesi önderliğinde farklı stratejik ortaklıklar oluşturularak finansman ve istihdam olanakları yaratılacaktır.

Katılımcılar bu eğitim programları karşılığında hiç bir ödeme yapmayacaktır.

38- Tüm bu süreçler ve karar mekanizmaları oluşturulurken hangi kurumlarla iş birliğine gidiliyor?
Beyoğlu Belediye Başkanlığı, Beyoğlu Kaymakamlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Bölge Kurulu, Mahalle Muhtarları, Tapu ve Kadastro Müdürleri ve Tarlabaşı Derneği ile düzenli toplantılar gerçekleştirilmektedir.

Stratejik Sosyal Planın bir diğer önemli bileşeni kamu, özel ve sivil işbirliği ortamlarının yaratılmasıdır. İşbirliği ortamlarının yaratılması için belediye ve yatırımcı arasinda yenileme yasası çerçevesinde başlayan işbirliğinin genişletilerek mülk sahipleri başta olmak üzere diğer sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin katılımları da sağlanmaya çalışılmaktadır.

39- Karar süreçlerine geniş bir katılımın olması nasıl sağlanıyor?
Tarlabaşı Yenileme Projesi'nin gerçekleştirilmesi aşamasına paralel olarak proje alanında yaşayanların, ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümüne yönelik olarak farklı stratejik ortaklıklar, proje bazında bir araya gelerek iş ve güç birliği oluşturacaktir. Tarlabaşı Stratejik Proje Ortaklıkları, her biri kendi yetki ve çalışma alanlarında uzmanlaşmış kamu, özel ve sivil örgütlerin bir araya geldikleri oluşumlardır.

Tarlabaşı proje alanında yaşayanların,
- Gereksinmeleri ve beklentileri 
- Ekonomik ve toplumsal öncelikleri
- İş potansiyelleri
- Projeye katılım
- Bilgilendirme ve bilinçlendirme
vb. konularda program, proje ve fikir üretecek, araştırma yapacak ve geniş katılımlı uygulamaların yapılmasını destekleyecektir.

40- Yenileme çalışmalarını kim üstleniyor?
Rölöve - Restitüsyon- Restorasyon proje ve uygulamalarının yönetimi Yüklenici Firma olan Gap İnşaat tarafından yapılacak veya yaptırılacaktır.

41- Restorasyon işlemleri esnasında mimari hangi kaygılar gözetiliyor?
Bu yapılara müdahale kararları, özgün mimari değerleri, değişmişlik, yapısal durumu (İTÜ İnşaat Fakültesi Yapı Statiği Bölümü tarafından hazırlanan Statik Raporlar esas alınmaktadır) ve tarihi doku içindeki konumu dikkate alınarak aşağıda belirtilen esaslar doğrultusunda gerçeklesmektedir.

- Tescilli yapıların bölgeye değer katan özgün ve nitelik kaybına uğramamış (değiştirilmemiş) olanlarında,
plan ve cephenin muhafazası yoluyla restorasyonu önerilmektedir.
- İç mekanlarda taşıyıcı duvarlar kaldırılarak özgün yapısı bozulmuş olan, ancak cephesi ve gabarisi ile
sokağa kimlik veren tescilli binaların cephesinin, uygulama projelerinde belirlenecek statik durum ve
yapıya özgü metotlarla korunmasına, plan yapılarının yeni projedeki işlevlerine uygun olarak
yorumlanmasına çalışılacaktır.
- Kendi strüktürünü ayakta tutmasına imkan olmayan yapılar, kimi durumda sadece cephesi ile kimi yapılarda plan şemaları ile birlikte aslına uygun olarak inşa edilecektir.

42- Restorasyon sonucunda bölgede nasıl bir imar planı ile karşılaşacağız? Ev-otel-işyeri dağılımı nasıl olacak?
Yenileme projesinin:
%52'si konut alanı,
%12'si ticaret,
%17'si turizm yapısı ve
%14'ü ofis yapısından oluşmaktadır.

43- Bölgenin altyapı, ulaşım vb. konularında ne gibi uygulamalar planlanıyor?
Yenileme Alanı Ulaşım Master Planı, Prof. Dr. Haluk Gerçek ve Yüksek Şehir Plancısı Orhan Demir tarafından hazırlandı. Tarlabaşı Bulvarına paralel Eski Çeşme ve Fıçıcı Abdi Sokaklarının yayalaştırılması ve trafik sirkülasyon şemaları ile otopark ve yaya girişlerini tanımlayan şemalara uygun olarak projeler oluşturuldu.

44- Projede otoparklara yer verilecek mi?
Projede konut edinen her mal sahibine daire büyüklüğüne bakılmaksızın birer otopark alanı tahsis edilecek ve tapuya işlenecektir. Yine ticaret ve turizm yapılarının da bodrum katlarına yeterli sayıda otopark yapılacaktır.

45- Proje hazırlanırken, dünyada hangi başarılı uygulamalardan örnek alındı?
Proje, pek çok Avrupa ülkesindeki yenileme çalışması izlenerek olusturuldu. Londra, Edinburg, Paris kentlerindeki yenileme deneyimleri ve metodları ile Tarlabaşı paralellikler taşımaktadır. Ancak, her ülkedeki yapı stoğunun ve sosyal durumun farklılıklarına uygun çözümlerin geliştirilmesi gerektiği gözardı edilmemiştir.

Tarlabaşı Projesi, bölgenin kendine has mimari karakteri, yaşayanların sosyal profili ve gereksinimleri dikkate alınarak oluşturulmuştur. Bu bilgiye ulaşmak için kapsamlı anket çalışmaları, fiziksel ve sosyal doku analizleri yapılmış, bina envanterleri, plan şemaları belirlendikten ve cephe rölöveleri tamamlandıktan sonra, sonuç ürünü olarak Avan Proje elde edilmiştir.

46- Proje tamamlandığında sokak adları değişecek mi?
Kesinlikle bir değişiklik olmayacak. Sokakların hem morfolojisi, hem adları aynı kalacak.

47- Projede hissesi olanlar bu hisselerini başkalarına ne zaman, nasıl devredebilecek?
Tapu devir işlemlerini takiben mülk sahipleri üçüncü kişilere satış yapabileceklerdir. Tapu devri öncesi satış yapmak isteyen mal sahiplerinin yüklenici firmanın uygun görüşünü alarak satış yapması gerekmektedir.

48- Projenin hayata geçirilebilmesi için bölge halkının onayı şart mı? Onay verenlerle vermeyenler arasında herhangi bir hak farklılığı doğacak mı?
Proje ve 5366 sayılı yasa gereği, mülk sahipleri ile uzlaşma esastır. Ancak sürecin aksamaması ve Tarlabaşı'nın yenilenebilmesi için uzlaşma sağlanamayan kişiler ile ilgili yasanın öngördüğü işlemlere başlanacaktır.

Projede eşitlik ve hakça bölüşüm esastır. Hiç kimseye Sermaye Piyasası Kurumu tarafından belirlenen değer dışında bir ödeme yapılması veya ihalede belirlenen pay hakkı dışında bir teklif verilmesi söz konusu değildir.

49- Projeyi kimler hazırladı? Proje hazırlanırken kimlere danışıldı?
Danışma Kurulu
Prof. Dr. Sercan Özgencil Yılmaz (Beykent Üniversitesi Mim. Böl. Bşk.)
Prof. Dr. Haluk Gerçek (İstanbul Teknik Üniversitesi)
Prof. Dr. Güzin Konuk (MSGSÜ Şeh. Böl. Plan. Böl. Bşk.)
Prof. Dr. Kadir Güler ve Prof. Dr. Zekai Celep (İTÜ Statik Rapor)
Dr. Sinan Genim
Orhan Demir (MSGSÜ-Plan Ofis)

Tasarım Grubu
Cem İlhan-Tülin Hadi (TeCe Mimarlık) 385 - 386 ADA
Mehmet Alper (Tures Mimarlık) 386 - 363 ADA
Hasan Calışlar-Kerem Erginoğlu (ESC Mimarlık) 387 ADA
Hasan Kıvırcık (MTM Mimarlık) 360 ADA
Han Tümertekin (Mimarlar Yapi Tasarım) 361 ADA
Nuran Karakaş (Duru Mimarlık) 362 ADA
Yavuz Selim Sepin (Sepin Mimarlık) 593 - 594 ADA

50- Projede revizyonlara gidilmesi mümkün mü? Akademisyenlerin ve halkın görüş ve önerilerine açık mı? Gerekli değişiklikleri kim yapacak?
Alanda yaşayanların görüş ve önerileri dikkate alınarak uzman gruplar tarafından hazırlanan proje, Yenileme Avan Projesidir.

Proje, herkesin görüş, öneri ve eleştirilerine açıktır. Bu amaçla hem sergi açılmış, hem de projeye ilişkin tüm bilgiler internet ortamına yüklenmiştir. Tarlabaşı Yenileme Projesi, açık, şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışının ürünüdür ve öyle devam edecektir.

Proje, mülk sahiplerinin talepleri ve ihtiyaçlarına göre revize edilmeye devam etmektedir. Kamuoyuyla paylaşım sonrası gelen eleştiriler ve değerlendirmelere göre gerekli görülen düzenlemeler Koruma Kurullarınn onayıyla gerçekleştirilecektir.

Konuyla İlgili LinklerTakipYorumlarYorum Sayısı: 19

18 Temmuz 2008, 12:11Yazan: crudeliaProje sergisini gezdim. Bazılarını daha başarılı bulmakla beraber genelde ciddi bir eksiklik var: Yükseltilen doku dar sokakları boğmuş ve sonuçta alt katları karanlık, monoton, yeşilsiz, ruhsuz kaba bloklara dönüştürmüş alanı. Bu muydu yani? Şimdiki Tarlabaşı'ndan daha mı iyi olmuş? 'Alaçatı'da şurada burada birkaç rum evini birleştirip orta avlusunu açıp beş yıldızlı otel yaptık' zihniyetinden ne farkı var? Her zamanki gibi bir kısmı alışveriş merkezi olacak, bir kısmı manzara görür süper rezidans haline getirilecek ve buna da dönüştürme projesi denecek? Neyin dönüştürüldüğü açık değil mi?

9 Temmuz 2008, 03:48Yazan: plug-inaçıkçası gentrification, dönüşüm yada ne derseniz; bu kavramları hem açıklamak hem de bu kavramlar üzerinden tasarlamak çok zor. Ama bana kalırsa Tarlabaşına ilişkin yapılan çalışmaların sergisini gezdiğimde edindiğim izlenim: bu projelerin hakikaten gerekliliği. Bu arada en çok, Erginoğlu-Çalışların projesini beğendiğimi belirtmek isterim. Bu alanın kuzeyinde yani yolun karşı tarafında yapmış olduğum fakat yasal belirsizliklerden(parsellerin satın alınması) ötürü, sonucu halen belirsiz olan projemi birkaç güne kadar burada yayınlamayı düşünüyorum..

7 Temmuz 2008, 19:10Yazan: didemHaberi hazirlayanlar herhalde asagidaki linke guvenmisler: Tarlabaşı Yenileniyor guvenmeyip ne yapmali bilmiyorum tabii :) Bu arada, Erginoglu-Calislar'in SDB Mimarlik olarak yer almasi, gecmiste Sibel Dalokay Bozer ile olan ortakliklarindan kalma eski bir bilgi olmali. Ya da belki ortak calisiyorlardir bu projede?

7 Temmuz 2008, 16:12Yazan: Emine MerdimHürriyet gazetesinde Tarlabaşı Dönüşüm Projesi ile ilgili Tarlabaşı 9 ünlü mimara emanet başlıklı bir haber vardı. Haberde bazı istatisiki veriler ile birlikte mimarları da tanıtmışlar. Gazeteleri anlamak oldukça güç, mimarlık gibi bilmedikleri bir konu söz konusu olduğu zaman fena halde hatalı haberler üretebiliyorlar. 3 yerde mimarlık ofislerini karıştırıp ve hatalı yazmışlar. SDB Mimarlık diye bir ofis var fakat başka birine ait, bu Rahmi Koç yazıp yanına Sabancı Holding yazmak gibi... Gerçi bu tür durumlara oldukça alıştık, biraz da normal karşılar olduk. Han Tümertekin (Mimarlık Yapı Tasarım) İTÜ Mimarlık mezunu. İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. 1986’da Mimarlar Tasarım ve Danışmanlık Hizmetleri AŞ’yi kurdu. 1992’den beri çeşitli üniversitelerde ders veriyor. 2004’te Assos’ta yaptığı B2 Evi ile Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü kazandı. Kerem Erginoğlu (SDB Mimarlık) Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni birincilikle bitirdi, yüksek lisans yaptı. Eğitimine ABD’de devam etti. Mesleki çalışmalarını Hasan Çalışlar ile sürdürüyor. Projeleri arasında Tuncel Ev, Harp Akademileri Kapalı Yüzme Havuzu, Suzuki Genel Müdürlüğü, Anadyr Kültür Merkezi var. Hasan Çalışlar (SDB Mimarlık) Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık mezunu. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Tuncel Evi ile Ulusal Mimarlık Sergisi Yapı Koruma Sanatı Ödülü’ne, Harp Akademileri Kapalı Yüzme Havuzu ile Ağa Han ve Mies van der Rohe Vakfı mimarlık ödüllerinde Türkiye adayı oldu. Kerem Erginoğlu ile birlikte 2004’te AMV Genç Mimar Ödülünü aldı.

27 Haziran 2008, 13:09Yazan: Zeynep GüneyTMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, 26 Haziran 2008 Perşembe günü İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, Tarlabaşı'ndaki yenileme ve dönüşüm projesini konu alan bir panel düzenledi. 23 konuşmacının yer aldığı toplantıda Tarlabaşı Kentsel Yenileme ve Dönüşüm Projesi’yle birlikte, bu tür dönüşüm projelerinin önünü açan 5366 Sayılı, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, Tarlabaşı’nda bu projenin uygulanmasıyla karşılaşılabilecek sorunlar ve geliştirilebilecek çözümler tartışıldı.

Haberin devamına ulaşmak için: 5366 Sayılı Yasa’nın Tarlabaşı’na Getirdiği Kentsel Çözüm

26 Mayıs 2008, 20:56Yazan: yilmazÜlkemizde henüz çok yeni bu projeler. Batıda ise ikinci dünya savaşı sonrasında başlamış halen daha devam ediyor. Gerek Arkitera’da gerek Mimdap’ta yayınlanan projelerin önemli bir kısmı “kentsel dönüşüm”ler kapsamında hazırlanmış projelerdir. Ancak bizim çok sağlıklı olmayan meslek ortamımızın tavrı biraz farklı; sözgelimi meslek odası daha projeler ortaya çıkmadan dava açtı. Hem de tüm toplantılara katılmış olmasına rağmen “dava dilekçesine” haberi olduğu tarih diye garip bir madde koyarak. Neden? Çünkü bu günkü yönetime oy veren kesimin bir bölümü bunu kenti koruma zannediyor. Halbuki bu alanın bir depremde çok ciddi hasarlara açık olduğunu görmüyorlar. Ayrıca onun dışında bu alanın batı ülkelerinde mimarlara iş sağlayan çok önemli bir alan olduğunu bile henüz görmüyorlar. (Geçen yıl Fransa da uygulaması yapılmakta olan iki tane proje üzerinde çalıştık: birisi bir fabrikanın dönüşümüydü. Diğeri yine bir fabrikanın artık mevcut olmayan gabarisinin kullanımı üzerineydi ve kentsel dönüşüm adı altında yapılıyordu) Bizde karşı çıkıyorlar neden? çünkü kimileri “bunu ancak ben yaparım başkası yaparsa engel olmalıyım” düşüncesinde. Kimileri ise “bu işin böyle yapılabileceği ortaya çıkarsa benim yıllardır savunduğum tezlerin yanlış olduğu anlaşılır” endişesinde. Bölgede oturanlar kat adedinin arttırılarak kendilerine daha fazla alan verilmesinin peşinde (hatta bunun için odanın desteğini bile talep etmişler)Yerel yönetimler başarılı olmanın peşinde ve tüm bu aktörler çok ince dengelerde bir araya geliyorlar. Eğer ortam müsaitse yaptığınız çalışmaları daha çalışmanın bitiminde ilgili sokakta sergilersiniz. Tıpkı geçmişte İzmit’te, Muğla’da, Amasya’da…… daha birçok yerde yaptığımız gibi. İnsanlar geldiklerinde bir menfaat söz konusu olmadığını gördükleri zaman içleri rahat ayrılırlar. Ama her yerde bu mümkün olmaz. Ayrıca ortada sağlam bir finansman olmadan da bu tür projeleri hayata geçiremezsiniz. Bunlar gerçekten kolay projeler değiller. Normal olarak bir mimari büroya bir parsel projesi siparişi verildiği zaman süre de bellidir ve çoğu durumda en fazla onbeş gündür. O da eğer tasarımı yeniden yapacaksa, yoksa eskinin çekmece şimdinin copy/paste/strech projelerini proje yerine koyarsak bir kaç saat.... onun da çoğu ozalitciye gitme gelme süresi. Burada bunların hiç birisi söz konusu değildir. Her detayı ince ince düşünmek zorundasınız. Öyle ki avan proje safhası bile uygulama projesinden detaylı olmak zorundadır. Han bürolarında yapılan ve damga pulu işlevi gören projeler çoğu kez toplum tarafından masum sayılırlar, göz yumulurlar ve sorun edilmezler. Mimarlar odası onlara karşı en ufak bir girişimi yoktur. Nitelik arayışları, iddiaları… yoktur. Halbuki İstanbul'un neredeyse tamamı bu projelerle katledilmiştir. İddiasız proje bir kentte bir kent cinayetidir. Dünyada kentsel dönüşüm projelerine bakılınca durum farklıdır. Çünkü tek bir parsel söz konusu değildir. (bu arada dünya parsel boyutunu aşalı yıllar oluyor) en azından bir ada hatta daha büyük alanlar sözkonusudur. Projenin sosyal yönü vardır (en zor tarafı da budur çünkü insanların imkanlarını geliştirmeniz gerekir.) (Halbuki parsel bazında yapılan çalışmalarda bu yoktur), Ekonomik boyutu vardır (yani finansmanını çok karmaşık sistemler içinden bulmanız gerekir), Altyapı boyutu vardır. Çünkü ortaya çıkacak sorunları da önceden düşünüp çözmeniz gerekir. Estetik boyutu vardır çünkü mevcut bir dokuya çağdaş mimari açısından bakmanız gerekir. Sürekli geri dönüşler vardır çünkü bu tür projeler doğaları gereği tartışılırlar. Ve bizim gibi hukuki altyapısını oluşturamamış sonucuna bakmadan olura olmaza dava açan meslek odalarının olduğu bir yerde bu tartışmalar mesleki boyutta değil politik boyutta geçer. Projeler ise politika ortamında kimsenin umurunda değildir. Ayrıca eleştirileri de sloganlaşmış kalıplarladır –"bu bir yağma projesidir" derler, "bu rant projesidir" derler- proje ne olursa olsun aynı kalıplar kullanılır. İnsanların evlerinden kovulduğu söylenir ama yapıların yarısının boş olduğu gizlenir. Deprem kelimesi mimari sorumluluğu da hatırlattığı için unutulur. Çöküntü kelimesi anlamsızlaşır. Dil sınırlanmıştır. Kelime haznesi de daralmıştır artık. Davranışlar da garipleşir: 95 planlarında olduğu gibi dava açarlar plan iptal olur sonra iptal olan planın yasını tutarlar. (3 emsaldi 10 emsale çıktı derler) Hani timsahlar da ağlarmış… Bu arada ortaya çıkan boşlukta gerçek anlamda "yağma" "talan" alır başını gider mimarlık ise neredeyse yapılamaz hale gelir. Kimin umurunda? Bu tür projelerde özellikle Türkiye’de sonucun başarılı olması ise çok fazla etkene bağlıdır çünkü toplumumuz batılı anlamda örgütlenememiştir. Modelleri eksiktir. Örneğin Kocaeli nde yapılan bir çalışmada (bu tür projeler için organize sanayi bölgelerinin örgütlenme modelinin kuran) sanayi odası sekreteri “organize kültür bölgesi” gibi bir tanım önermişti. Çünkü hukuki statü bulamıyorduk. Bir deprem Valisi “benim evimin banyosu akıyor onu da yapın” demişti. Halka gelince evinin çatısını yaptığımız (çünkü çatı yoktu ve yağmur kar evin içine yağıyordu) bir adam kirası arttı diye bizi şikayet etmişti. Bu uzun yıllar bir kötülük işareti olarak anlatıldı. Kimsenin evin içen yağan kara yağmura baktığı yoktu. Yine Avrupa Topluluğu’nun Türkiye’de bir örnek gösterme girişiminin amacı da yeni toplumsal örgütlenme modellerinin tanıtımını yapmaktı. (İlk Fener Balat projesinin amacı) Ama olmadı o tarihte Toki kredilerinin bile on yılı aşan yapılarda kullanılmasını kabul ettiremedik. Türkiye katkı koyamadı. (Avukatımız Derviş Parlak’ı bir kez daha anmak isterim) En sonunda “madem öyle alın bu parayı ne yapabiliyorsanız yapın” diyerek işin içinden çıkmışlardı. Onun için şeffaflık evet gayet tabi. Tartışma kesinlikle. Yarışma ile proje elde etme. En büyük temennim, hayalim.(çünkü gelişmişlik işaretidir bu, tıpkı tüm kamu yapılarının hatta özel yapıların da yarışmalarla elde edilmesi gibi) Ama burası Türkiye. Sınırlar var ve sınırlar sanılandan çok daha dar. Sınırları genişletmek zorundayız; zaten MİMARLIĞIN ÖNÜNÜ AÇIN sloganının kastettiği de bu değil mi? Yukarıda koşulları özetlemeye çalıştım ama umarım bunları sorunsuz, rahat, her aşaması şeffaf ortamlarda gerçekleştirebilmek için günün birinde yeteri kadar gelişmiş oluruz. Yılmaz Kuyumcu

26 Mayıs 2008, 14:04Yazan: martin hayda gelşu ana kadar gözümüzün önünde hiçbir veri olmadan getirilebilecek en olası yorum sürecin şeffaflığına dairdi ve bu şeffaflık talebi doğrultusunda artık yapılabilecek birşey yok. demek istediğim şu andan itibaren önümüze birtakım bilgiler gelmeye başlasa bile şeffaflık eleştirisi bağlamında artık çok geç. öte yandan özenle ve ısrarla bahsedilen "yenileme" kavramı başlı başına bir dönüşümün tetikleyicisi değilse nedir. sonuçta bölgenin rant bağlamında değeri değişecekse bu dönüşümü getirir. kullanıcı profili değişecek, bölgenin hali hazırda orada bulunan kullanıcıları burada tutunamayacaktır. renderlardan birkaçında gözüme çarpan elinde bond çantası ve üstünde takım elbisesiyle tarlabaşı sokaklarında salınan iş adamı profili de bence bunun bir göstergesidir. mimari anlamda nitelikli yorum yapabilmek için hala yeterli veriye sahip olmadığımız görüşündeyim. yeni bir kimlikle sarmalanan varolan yapılar(üstüne kat çıkılmış cumbalı yapılardan bahsediyorum) daha nitelikli görünmekle beraber bana beyoğlu tünel'deki richmond oteli anımsattı.

26 Mayıs 2008, 13:12Yazan: Burcu KarabasTarlabaşı Yenileme Projesi, Anıtlar Kurulu’ndan alınan onay sonrası halkın ve uzmanların görüşüne sunuldu. Aralarında proje alanında yaşayanlar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve özel sektörden uzmanların bulunduğu bir çevrenin katkılarıyla, deneyimli danışmanlar ve mimari gruplar tarafından hazırlanan ve şu anda avan proje aşamasında olan proje, son halini almadan önce halkın ve uzmanların öneri getirebilmesini sağlamak amacıyla “Tarlabaşı Geleceğini Paylaşıyor” adıyla sergilenmeye başlandı.

[image]


23 Mayıs 2008 Cuma günü Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın konuşmalarıyla açılan sergide Yenileme Projesi konuşuldu.

Habere ulaşmak için tıklayın.

26 Mayıs 2008, 00:56Yazan: badgeTarlabaşı için yapılan çalışmaların belirli bir şeffaflık anlayışı içinde halka sunulması gerçekten olumlu bir yaklaşım. Proje büyük bir emek ve belli ki özverili bir çalışma sonucu ortaya çıkmış.
Bölge tarihi sosyolojik açıdan incelenmiş, planlama, inşaat ve sonraki aşamalarda burada yaşayan insanların selameti için bir takım çözümler önerilmiş.

Ancak şık grafik tasarımlı sunumlarda vaat edilen, çamaşır iplerinden ve meyve kasalarından arındırılmış, steril ve güneşli sokakların bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle halka eğitim vermek, gençleri okutmak, fakir ya da sorunlu insanları topluma kazandırmak romantik ama özünde iyi niyetli planlar olarak gözükmekle birlikte, bunun büyük çapta inşai faaliyetleri gerektirdiği savunulabilir mi? Böylesi bir toplumsal iyileştirme çabası, mimarlık ve şehircilik disiplinleri ile doğrudan ilişkili olsa bile, özünde sosyal bir müdahaledir. İmkanları kısıtlı olanların buradan uzaklaştırılmasının, TOKİ bloklarına yerleştirilmesinin, başka yerlerdeki okullara gönderilmesinin onlara nasıl bir fayda getireceği ise belli değil. Bu eğer sadece naif bir niyet değilse, inşaatı meşrulaştırmaya yönelik bir söylemmiş gibi algılanıyor.

Proje tanıtımında, bölgenin planlanmasında “bütünleşik” bir yaklaşımın kaçınılmaz olduğu öne sürülüyor. Bu ifade kavramsal olarak alındığında, sürdürülebilirlik açısından çok olumludur, hatta bu bütünleşme Tarlabaşı’nın tarihsel ve fiziksel ilişki içerisinde bulunduğu daha geniş bir çevreyi kapsamalıdır. Ne var ki ortaya çıkan çalışmalarda göze çarpan “bütünleşik” yaklaşım bölgenin belirli parsel gruplarına bölünerek bu gruplarda dev yapılaşmalara gidilmesi yönünde şekilci bir anlam kazanmış.

Yeşil alanların arttırılması, ışık ve hava imkanının iyileştirilmesi, otopark sıkıntısının çözülmesi gibi dayanağı tartışılmayacak program verileri, sergilenen projelerdeki halihazır yapı yoğunluğunun ve yüksekliğinin arttırılma eğilimi ile çelişir gözüküyor.

Eldeki yapılar iç sirkülasyon, altyapı ve statik özellikleri bakımından farklılıklar taşımaktadır, bu durumda bu binaların üzerlerine kat ekleyerek yükseltilmesi işi de (mutlaka gerekiyorsa) parsellere özgü olmalıdır. Burada getirilen “bütünleşik” çözüm ancak eski binaların cephelerinin yeni dev blokların “cephe dekoru” olarak hizmet vermesine yol açabilir ki zaten projenin açıklamasında bazı yapıların içlerinin boşaltılarak cephelerinin “korunacağı”ndan da söz edilmekte.

Planlanan bu -tabirimi affedin- “Frankensteinvari” binaların cephe çözümleri sırasında 19.yy eklektisist yapıların yüzleri “korumaya değer” bulunmuş, 50’li yılların pragmatik anlayışla yapılmış iddiasız binaları ise ortadan kaldırılarak bunların yeri geniş cam yüzeyler ve güneş kırıcı lamellerle donatılmış. Bu şekilde “mimari bir hava” verilmiş karizmatik cephelerin bir kısmı da kuzeye bakmakta!.

Halihazırdaki yapıların doluluk boşluk oranları sadece eski teknolojik imkanların sınırlılığı ile açıklanamaz. Dış dünyayı iç mekan ile ilişkilendiren bu “arayüz”lerin morfolojisi mekanların havalandırması, ısıtılması, soğutulması, camların temizlenebilmesi, mahremiyetin sağlanması gibi asırlarca tecrübe edilmiş pragmatik verilere dayanır.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki İstanbul “boş bir masa” değildir. Burada sokaklar tarihsel bir sürekliliği, zengin bir kültürel patchwork ‘ü yansıtır, farklı dönemlerin kendine özgü sosyolojik yapısına göre şekillenir. Buna 19.yüzyılın eklektisist yapıları kadar modern döneme ait betonarme bloklar da dahildir.

Yapılar yenilenir, yeniden programlanır, modifiye edilir. Ekonomik ömrünü tamamlayanlar, güvenli olmayanlar, kentsel gelişime engel olanlar yıkılabilir. Boşluklar doldurulur, boşluklar korunur. Ara mekanlara geçici işlevler verilebilir, yeni geçitler, bağlantılar kurgulanabilir. Ancak bunları yaparken binaların ölçeklerini, oranlarını, toplumsal ve çevresel özelliklerini, tarihi bağlamlarını objektif bir gözle değerlendirebilmek gerekir.

“Korumaya değer” yapı ve giderek burada “yaşatmaya değer” insan gibi kavramlar, belki de belirli kişi ve gruplar tarafından sınırlı sürede verilebilecek kararlara bağlı olmamalıdır. Tohumlar atılır, yeşermesi için gereken yapılır. Noktasal müdahaleler zamanla çevresini şekillendirir.
Tarlabaşı’nı da, benzer diğer sorunlu yerleşimler gibi “bütünleşik” bir anlayışla, ama mutlaka “bireysel” ve sınırlı inşai müdahalelerle ele almak, çok daha ekonomik, sürdürülebilir ve her şeyden önce “insani” sonuçlar verecektir.

Y. Mimar Can Taşkent,
MSGSÜ, AKBILD

11 Şubat 2008, 13:05Yazan: pirinçKentsel Dönüşüm - adıyla nitelendirilen projelerde kentin sadece yol, sokak, bina , ev bileşenlerinden ibaret olmayıp insan, komşuluk, gelenek , gelecek ögelerinin de sorgulanmasını umalım.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Eylül 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30          
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı