Koza Han çoğu Bursa’da geçen çocukluğumun en önemli mekânlarından biriydi. Zümrüd yeşili ovadan oraya at ve katır sırtında büyük sepetler içinde kozaların geldiği günlerde, Bursa zaman tünelinde gerilere gider, yeniden İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri haline gelirdi.
O ne cıvıltı, karmaşa ve renk cümbüşüydü öyle...
Koza sepetlerine eller sokulup avuca gelenler tek tek incelenir, pazarlıklar yapılır, itiş kakış, bağrış çağrış gün boyu sürüp giderdi.
Bursa’daki ailelerin çoğu gibi bizim de kozacılıkla ilgimiz vardı. Büyük dayımın ovadaki (Bursa-Mudanya demiryolunun hemen altındaki) çiftliğinde dutluklar vardı ve ipekböceği yetiştirilirdi.
Her mayıs (Hıdrellez) biz de at arabalarıyla gidip orada kalırdık.
Her gün dut ağaçlarından kesilen yapraklar ince ince kıyılıp kerevetlerin üzerine serilirdi. Ve, obur tırtılların dut yaprağını ısırmasından çıkan cırt cırt seslerinden oluşan ince uğultu başlardı...
Derken, günün birinde kesiliverirdi bu ses. Böceklerin uykuya yattığı söylenirdi.
Meğer iki gün kadar süren o dönemde deri değiştirirlermiş.
İkinci uyku, üçüncü uyku, dördüncü uyku derken, serçe parmağım büyüklüğüne ulaşmış olan tırtılların koza örme dönemi başlardı... İşte o kozalar toplanıp sepetlere doldurulur ve Koza Han’a gönderilirdi...
Bursa dünyanın önemli ipekçilik merkezlerinden biriydi. Bursa’nın ipekli kumaşlarının dünyada eşi olmadığı söylenirdi. Kraliçe’nin Koza Han’da satın aldığı eşarp işte o dönemin hatırasıdır.
Suni ipek çıktı, mertlik bozuldu. Zamanla Koza Han işlevini yitirdi. Onun aslında bir kültürel simge olarak ne kadar değerli olduğunu İngiliz Kraliçesi ziyaret edince anlıyoruz.
Teknolojik gelişmenin birtakım şeyleri değiştirmesine elbette itirazım olamaz. Tarih böyle yol alıyor. Benim içimi hüzün ve buruklukla dolduran, bu değişim karşısında bizim duyarsızlığımız ve hatta hoyratlığımız. Molozla birlikte mücevherleri de çöplüğe atmamız.
Koza Han’ı ve onun az ötesindeki Fidan Han’ı daha iyi koruyamaz mıydık?
Ya ovadan gelirken, büyük ağaçların arasındaki kırmızı kiremit damlı evlerin çoğunu göremediğimiz, minareler ve sular şehri Yeşil Bursa’yı? O dünya güzeli kenti, bu kadar onmazca yok etmek zorunda mıydık?
Bu soruyu İspanya’da Endülüs kenti Granada’yı gördüğümde sormuştum. Eski Bursa’ya çok benziyordu. Şimdi de, tıpkı Bursa gibi bir dağa sığınmış ve avlularında Endülüs şadırvanlarının şakırdadığı, kırmızı kiremit damlı Santa Barbara’yı gördükten sonra soruyorum.
Koza Han’ın cıvıl cıvıl olduğu yıllarda Bursa her ikisinden de güzeldi. Ne yaptık, niçin yaptık?
TakipYorumlarYorum Sayısı: 16925 Eylül 2008, 20:37Yazan: yuyarMeraba, Herkes örtüyü tartışıyor ama o örtüyü oraya getiren o bölgede hanlara sülük gibi yapışan ve tarihi emen dükkanlar.Hanlar bölgesinde gezerken 1400 lü yıllardan beri ticari amaçla kullanılan bu aks üzerinde, duyarsızca, tarihi hiçe sayarak, rant elde etmek için yapılan dükkanlar tarihi aksa takılı olan Hanları o kadar arka plana itiyor ve değersiz hale getiriyor ki; bölgedeki en büyük hanlardan birisi olan Fidan Han'ın üst katında sadece 6 tane dükkan var.Girişini bile uzunçarşıdaki dükkanlar yüzünden bulmakta zorlanıyor insan. Hem ticari rant hem siyasi rant sayesinde tarih ezilmekte. Osmangazi Belediye Başkanı esnafın istekleri dorultusunda örtü yapma gereği duyuyor.Büyükşehir Belediye Başkanı da hanları günyüzüne çıkarmak için o bölgedeki ticari faaliyeti düzenlemeyi uzun çarşıdaki örtüyü iptal etmeyi düşünüyor. Garip!!!
25 Eylül 2008, 13:35Yazan: mmonerMerhaba;
İzmir' e, Ankara'ya, İstanbul'a her gidişimde Bursa'ya buruk dönerim. Oralardaki yapıları görüp imrenirim, bu durumlarda tercihim; yabancı dergi karıştırmamak, Avrupa'ya, Amerika'ya hiç seyahate çıkmamaktır.Çünkü moral bozar. İster istemez bir mimar ve Bursa'lı olarak kentimde de güzel ve güncel yapılar görmek isterim.
Bursa kent merkezi eski bir şehir, yeni güzel yapıları diğer gelişmekte olan bölgelerde olduğu kadar burada da görelim kanısındayım. Fakat bunu yaparken, "tarihi çevrede modern yapılaşma" gibi başlı başına bir tez konusu olan kıstası da göz ardı etmemek gerekir. Nasıl olması gerektiğini hocalarımız zaten yıllardır yazıyor. Ama mütahitlerimiz, politikacılarımız ve "emirlerindeki mimarlar" uygulamıyor. Yanlış restorasyon sonucu, Bursa yeni yapılmış eski görünümlü binalarla doluyor. Bu durumda en önemli yerde (Hanlar bölgesi) yanlış-doğru her türlü müdahale cesaret gerektirir. Bu örtü de cesaret gerektiren "sivil", "yerel" bir müdahaledir. Başka bir yerden alınıp getirilmemiştir. "Türk malı" dır.
Sonuçta bu örtü orası için bir gereksinimdi, 2000' li yıllardaydık, aynı zamanda tarihe hala saygılıydık. Artık karman çorman görüntü kirliliğinden, esnafın bez örtülerinden insanların üstüne akan sulardan kurtulmalıydık. Örtünün numunesini görünce heyecanlandık, güzeldi. Çatılara olabildiğince hakimdi, çelik milimetrik iştir, toleransı yoktur. Hesabı yapılmıştı ki çatı ayaktaydı, güneşi ve yağmuru kesiyordu, havayı ve ışığı altına başarılı bir şekilde süzüyordu.
Örtünün eleştirilmesi çok doğal, çünkü böyle bir iş Bursa'da ilk defa uygulandı, insanlar beğendi de mimarlar beğenmedi. Biraz kıskanıldı. Çünkü bir ilkti, betonarme değildi, taş değildi, ahşap değildi. Çelik ve camdı. Beğenildi, beğenilmedi, yağmur dendi kar dendi.
Geçtiğimiz günlerde yağan yağmur ise olağanüstü bir koşuldu, tüm Bursa trafiği kilitlendi, batçıklar ve metro durakları sular altında kaldı, ağaçların dalları kırıldı, rögar kapaklarını yerlerinden fırlatan ve şehri kilitleyen bir yağmurdu. Bu durumda mevcut çatıların giderlerinin kapasiteleri bile bu yağmur için yeterli değildi. Bu durumda örtüyü suçlamak yersiz, örtü olmasaydı tüm caddeyi sel götürmesi içten bile değildi. Daha kötü bir koşulda bile yağmur için çözüm bulunabilir, yeterki problem net bir şekilde ortaya gelsin, veriler değerlendirilsin. Bunun çözümü için biraz "Yaratıcı" olmak yeterli.
Bursa'da daha güzel yapılar, binalar, restorasyonlar görmek dileği ile, çünkü Bursa gerçekten şu anki gereksiz, yersiz, kaçak müdehaleleri haketmiyor.
Saygılarımla,
Murat Öner
25 Eylül 2008, 09:52Yazan: RedRapsodyhttp://forum.arkitera.com/projeler/21276-tarih%EE-ertas-carsisi-ortusu.html Bursa'nın tarihi çarşılarının üzerini örtme geleneği devam ederken bir başka uygulama karşımıza çıktı. Herbiri birbirinden farklı örtü denemeleriyle tarihi çarşılar daha !işlevsel' ! olmaya devam ediyor. Örtüler içerisinde 'en güzel örtü' yarışması yapılabilir sanırım yakında. Örtü yapacaklar için güzel bir labaratuvar oldu bölge. Görmeden etmeden konuşuyor demeyin bu sefer, gezdim gördüm , fotoğrafladım:).
24 Eylül 2008, 15:49Yazan: crazy_art"yuyar"ın eklediği fotoğraflar devamında yapılmaya başlanan ve daha cam örtüsü eklenmemiş örtü strüktürüne ait. Yan tarafında biten kısımlarda bu sorunlar o kadar da yaşanmıyor zaten. Önceki sayfalar okunsa mimarı Şenol Şimşek'in kendi yazdığı kısımlarda tasarımının nasıl yapıldığına dahi ulaşılabilir. Biz mimari bilince sahip insanlarız. Esnafın kulaktan dolma-yalan yanlış bilgilerine prim vermek yerine gidip mimarıyla konuşmamız lazım. Ben geçen sene yaz ayında aynı bölgedeki esnafa sordum. Bizim bu tarafın üstünü niye kapatmıyorlar diyordu. Hani uzun çarşının sonuna gidip orada alt geçitin üstüne örten örtü ile oralara kadar uzanan ve orada biten üst örtünün çaklıştığı yer eleştirilebilir.
24 Eylül 2008, 13:12Yazan: ranidelo kadar çok konuşuldu ki... ama şunu söylemeden edemeyeceğim; Türkiye' de sıkça gördüğümüz "gördüm, beğendim, burda da denedim" anlayışı var gibi ki zaten işlevi tam olarak yerine getirememesi bunu kanıtlar nitelikte. kendi içinde iddialı ve başarılı olsada; konseptini; çevresinin konsept ve bütünlüğüyle ritmsiz buluyorum. son fotoğraflarla ilk fotoğrafları karşılaştırırsak kaçınılmaya çalışılan görüntüyü daha acı bir halde görüyoruz. ne diyelim... umarım revize edilebilir...
24 Eylül 2008, 12:45Yazan: möa......
24 Eylül 2008, 12:17Yazan: AZMİ AÇIKDİLBize uygun pratik bir çözüm olmuş.
Nemize kel başa gümüş tarak.
Üç katlı çatı örneği, literatürlük.
Modern; polikarbon kaplı çatı.
Geleneksel; kiremit çatı.
Esnaf çatısı; branda, pratik, ekonomik, ergonomik, ve de nostaljik, Münih olimpiyat stadı örtüsünün anası.
Hala yağmur alıyorsa. Sistem de bir terslik var demektir !!!!
24 Eylül 2008, 00:16Yazan: yuyaryetmemiş...
24 Eylül 2008, 00:13Yazan: yuyaryağmurdan sonra
24 Eylül 2008, 00:02Yazan: yuyar...ve uzun çarşıdaki üst örtü ilk yağmuru yaşadı. Yağmurdan sonra görüştüğüm esnafların tamamı üst örtüden memnun olmadıklarını belirttiler.Çünkü örtü istenen işlevini yerine getirememiş.Mekanlar yağmurdan aşırı derecede etkilenmiş.Biriken yağmur suları gerekli olan su oluklar olmadıgı için direk dükkanların üstüne inmiş.Esnaf dükkanların üstüne naylon çekmek zorunda kalmış.Hanlar bölgesine yapılan bu aykırı tasarımın beklenen işlevini de yerine getirememesi çok üzücü. Bir esnafın deyişiyle; bu örtüyü belediye başkanı Endonezya'da görmüş ve buraya da uygulamak istemiş.Ne kadar doğru bilemiyorum.(bilgisi olan varsa paylaşsın lütfen)Ama eğer öyleyse gerçekten tebrik etmek lazım bu Endonezya kopyasını...
Bütün yorumları forumda okuyun!_20081014.jpg)










