"Gökçek'in asla uzman görüşlerini almak ve meslek odalarıyla uzlaşmak gibi bir düşüncesi yok. Projeye ilişkin ciddi analiz ve etütler de yapılmış değil. Kısacası uygulama oldukça keyfi. Halbuki nerede neyin yapılabileceğinin çok iyi analiz edilmesi gerekir. Bölge hafızasını yok sayıp, bölgedeki yapıları bir bütün olarak ele almadan her şeyi yıkıp yerine kültür ve ticaret merkezleri açmak bir çözüm değildir. Bölgedeki yapıları salaş ve tekil diye nitelendirip yıkmak yanlıştır. Bu, harc-ı alem yıkma mantığından başka bir şey değildir"
Proje kapsamında, tarihi Ankara Hali'nin de Gökçek yıkımından nasibini alacağını dile getiren Kurttaş, bölgeye inşa edilecek olan üç katlı bir yapıda otopark, sebze-meyve hali ve dolmuş duraklarının bir arada yer alacağını söyledi. Söz konusu uygulamanın yurttaşların sağlığını tehdit etmekten öteye gidemeyeceğinin altını çizen Kurttaş çözümün yıkım değil, Ankara Hali'nin bakım ve temizliğinin yapılarak geçmişteki konumuna kavuşturulması olacağını vurguladı. Birçok Avrupa ülkesinde bu tip uygulamaların tepkiyle karşılandığını belirten Kurttaş, "Avrupa'da bir kentin özgün mimarisini yok etmek gibi bir eğilim yok. Kötü yapıları yıkmakta bile tereddüt ediliyor. Bu yıkma mantığı, cinayetten başka bir şey değil" diye konuştu.
Raporlar ne diyor?
ŞPO tarafından 2007 yılının ocak ayında hazırlanan raporda da, projenin sakıncaları açıkça ortaya konuluyor. Raporda şu görüşlere yer veriliyor:
Anakent Belediyesi'nin 5366 sayılı "Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Yasa" uyarınca hiçbir ölçekte imar planı ihale etme yetkisi yoktur.
Bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları değerden daha fazla değeri olan yerleşim dokularının ortadan kaldırılması, projeye yasal bir zemin oluşturmamaktadır.
Rant amaçlı dönüşüm
Gazi Üniversitesi Hühendislik Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü tarafından 2006 yılı kasım ayında hazırlanan ve TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi'ne sunulan raporda projeye ilişkin şu değerlendirmelere yer veriliyor:
"Ankara Tarihi Kent Merkezi Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, kent merkezinde kapsamlı bir kentsel dönüşümü öngörmektedir. Ancak kentsel dönüşüm, sadece yasadışı ya da yıpranmış yapıların ortadan kaldırılması ve fiziksel olarak yenilenmesi olarak algılanmıştır. Sağlıklı bir kentsel dönüşümün, kent bütünü içerisindeki gereklilikleri plan kararları üzerinden sosyal, ekonomik ve toplumsal boyutları göz önüne alan, bir yerel kalkınma projesi olarak ve rant odaklı değil kent ve kamu yararı odaklı bir çıkış noktası ile hayata geçirilmesi gerekmektedir."
'Tarihi dokuya zarar verilecek'
ODTÜ Mimarlık Fakültesi tarafından hazırlanan rapor da, projenin arkasında "kentsel rant elde etme" amacının bulunduğuna işaret ederek tarihi değerlere zarar vereceğini ortaya koyuyor. Raporda şunlar kaydediliyor:
"Söz konusu düzenlemelerle alanın arkeolojik, tarihi ve mimari değerlerine büyük ölçüde zarar verilecektir. Planın korumadan çok yenileme öncelikli olduğu, bu yenileme etkinliğini rant üretici olarak gören vizyonu sınırlı ve sığ bir görüşe sahip olduğu, ve tarihi bölgedeki yenilemeyi de büyük rant getireceği umulan yeni ticaret alanları ile yaratmayı amaçladığı açıkça görülmektedir. Planın bu sınırlı vizyonla, Ulus'un tarihsel kimliğinin en önemli niteliğini oluşturan erken Cumhuriyet dönemi mirasını oluşturan mimari yapı, kentsel mekan, çevre ve yer özelliklerini de tehdit eden bir belge olduğu söylenmelidir."Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 19
16 Mayıs 2008, 10:57Yazan: Burcu KarabasAnkara Anakent Belediyesi, "Ankara Tarihi Kent Yenileme Alanı Projesi" kapsamında Ulus'ta yıkımlara başladı. Cumhuriyet Ankara 'ya değerlendirmede bulunan TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Ankara Şubesi Başkanı ve ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Erdal Kurttaş, Ulus'u hedef alan projeye yönelik hiçbir ön hazırlık yapılmadığını, uzman görüşü alınmadan apar topar uygulamaya geçirildiğini vurguladı.
Haberin devamı için tıklayın.
16 Ekim 2007, 10:12Yazan: Gül KeskinUlus'un yeniden yapılandırma projesi kapsamında, mimar Arif Koyunluoğlu tarafından tasarlanan Kültür ve Turizm Bakanlık ana binasına sonradan ek olarak inşa edilen ve bitişik şekilde duran yapının da yıkılacağı açıklandı.
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
29 Temmuz 2007, 15:50Yazan: Mehmet TunçerYIKMAYIN ANAFARTALAR ÇARŞISINI, ULUS İŞHANI’NI,
ANKARA HALİ’Nİ..
YIKAMAZSINIZ ULUS’U!.. (4)
Temmuz-Ağustos 2007
Doç.Dr. Mehmet TUNÇER
Ulus yazıları, "Ankara Magazine" Dergisi Mart, Nisan, Mayıs ve Temmuz-Ağustos 2007 Sayılarında yayınlanmıştır. Belediye'nin yıkımı beklenirken, ne yazık ki terör eylemi sonucu patlayan bir bomba 6 masum insanı aramızdan ayırmış, 100 civarında masum insanı da yaralamıştır. İnsanlığa yapılan bu saldırıyı kınıyorum..
Binlerce yıllık geçmişe sahip Eski Ankara’nın tarihsel, arkeolojik ve kültürel değerlerini bünyesinde barındıran kesimlerinin planlı ve programlı bir uygulama ile korunması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu gereklilik Atatürk Cumhuriyeti’nin Başkenti olan Ankara’da yaratılan çağdaş ve modern kent olgusunu bütünleyecek olan kültürel mirasın geleceğe bir bütün olarak aktarılması amacına yöneliktir. Ulus’u değil yıkmak, koruyarak geleceğe yönelik olarak muhafaza etmek gereklidir.
1711 Tarihli Ankara Gravürü (P. Tourneford)
Ancyra, Enkür, Angora ve nihayet 20 yy.da Ankara Şehri binlerce yıllık bir kültürel sürekliliğin ve uygarlıkların bir karışımı, bir sentezi olmalıdır. Geçmiş kültür değerlerinden, şehir dokusundan mimarlık ürünlerinden, arkeolojik değerlerden, sanat eserlerinden esinlenerek, yararlanarak, onları koruyup geliştirerek daha ileri, daha çağdaş ve daha yaşanabilir bir çevre, bir şehir ve bir kültür oluşturulabilir.
Ankara’nın şehir kimliği medeniyetlerin bir araya geldiği, Hacı bayram ile Augustos Mabedi’nin yan yana oluşturduğu simgesel anlam gibi kaynaştığı, kültürlerin birbirine hakim olmaktan çok saygılı olduğu bir evrensel kültürdür. Bu evrensel kültürün göstergelerinin korunması, gelecek kuşaklara birbirlerine saygı duymalı ve sevecekleri, kardeşçe yaşayabilecekleri bir dünya bırakacaktır.
Von Vincke’nin 1938 Tarihli Angora Haritası
Koruma, tek yapı, çevre, şehir ve bütünü ölçeğinde geliştirme ve yenilemeyi de içermektedir. Sürdürülebilir koruma düşüncesi çerçevesinde kültürel değerlerin korunması yanında, tarihsel çevrelerin bir konut dokusu, konut stoku olduğu düşünülmeli ve koruma yanında ıslah/ rehabilitasyon çabaları da etkin olmalıdır.
Koruma, geliştirme ve yenileme çabaları, planlı, programlı ve parasal kaynaklara bağlı, etaplama ve örgütlenme ile birlikte gerçekleştirilebilirse başarılı olabilir. Bu nedenle, günümüze kadar yapılan planlama çalışmalarına örgütsel ve parasal boyut katılmalı ve öncelikler saptanarak etaplama halinde uygulama yapılmalıdır.
PLANLAMA BOYUTU
Ulus Tarihsel Kent Merkezi ve Kaleiçi üzerindeki merkez baskısı, Kazıkiçi Bostanları kesiminde yarışma sonucu tasarlanan 2020 Kent Merkezi Projesi’ne ağırlık verilerek hafifletilmelidir. Ulus’ta yer alan ve tarihsel çevre ile bağdaşmayan bazı sanayi, depolama, ticaret vb. faaliyetler bu kesime kaydırılmalıdır.
Ulus Tarihi Kent Merkezi dışında henüz koruma planlaması yapılmamış Cebeci’ye kadar olan alanların koruma amaçlı planlama çalışmalarına öncelik verilmelidir. 1/1000 ölçek bir “çerçeve plan” elde edilmesi bakımından yararlı ve yeterlidir. Ancak özelliğine ve önceliğine bağlı olarak 1/ 500 ve 1/200 ölçekli “Özel Proje Alanları” saptanmalıdır. Bu özel proje alanlarında uygulamaya yönelik kentsel tasarım, peyzaj ve kent mobilyaları projeleri hazırlanmalıdır. Öncelikle altyapının sağlıklaştırılması ve çevrenin yaşanabilin ve güvenilir kılınması önem taşımaktadır.
Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planı’nda uygulamaya yönelik alt proje paketlerinden bugüne kadar ele alınmamış olanlarının hazırlanması ve uygulama için ilgisi Belediyesi ile işbirliğine gidilmesi önem taşımaktadır. Planın uygulanamamasının başlıca nedenlerinden biri olan “Kesin Parselasyon Planlarının “ yapımı sağlanmalıdır. Belediye tarafından hazırlatılan Plan koruma ilkeleri, koruma planı yapım yöntem teknikleri ile bağdaşmadığı, korumayı değil yıkımı öngördüğünden kesinlikle uygulanmamalıdır.
Ankara Kaleiçi Koruma Amaçlı İmar Planı, Altındağ Belediyesi ve Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu işbirliği ile biran evvel tamamlanmalıdır. Kaleiçi’nin korunmasına yönelik bir planın ve buna bağlı hazırlanan 1/200 ölçekli rölöve projelerinin biran önce onanması büyük önem taşımaktadır. Nedenleri ne olursa olsun bu konudaki her türlü gelişme tarihsel çevrenin giderek daha çok tahribine neden olmaktadır. Varolan araştırmalar ve dökümantasyon derlenerek gelecek için daha detaylı çalışmalara temel olarak değerlendirilmelidir.
ÖRGÜTLENME BOYUTU
Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanlığı’na yaklaşık 20 yıllık bir birikim, arşiv ve deneyim bulunmaktadır. Altındağ Belediyesi’nde de bu kadar köklü ve kurumsallaşmış olmasa da belli bir birikim oluşmuş sayılabilir. Ancak varolan çalışma gruplarının (“Sit Alanları Grubu”, “Kale Gurubu”) kurumsal hale getirilmesi, yetkili ve etkin bir birim, hatta müdürlük konumuna çıkarılması gerektiği kanısındayım. Bu müdürlük; Ankara Tarihi Kent Dokusu Koruma-Geliştirme Müdürlüğü koruma alanları ve onu etkileyen yakın çevrelerindeki planlama, projelendirme ve uygulamadan yetkili ve sorumlu olacaktır. Plan, proje (1/1000 ölçekten 1/1 ölçeğe kadar) yapımından, uygulama ile kontrol hizmetlerini yapabilecek kapasitede ve parasal güçte olmalı, şehir plancısı, arkeolog, restorasyon uzmanı, mimar, peyzaj mimarı, altyapı mühendisi vb. elemanlarla desteklenmelidir. Belediyeler arası ve diğer kamu kurumları ile (Koruma Kurulu, Vakıflar, Üniversiteler vb.) ilişki ve diyalogu sağlayarak etkin çalışmalar yapabilecek tarzda örgütlenmelidir
Bu birim yerel yönetim yetkilileri ile (İmar Müdürü, Teknik Müdür Yardımcıları, hatta Belediye Başkanı) yakın diyalog içinde olmalı mümkünse doğrudan Belediye Başkanı’na bağlı çalışmalıdır. Kültür değerlerinin, çevrelerinin korunması kadar yeni oluşmakta olan kent çevrelerinin geleneklere ve kültüre uygun, çağdaş özellikler barındırmasına çalışmak da bu Müdürlüğün bir başka önemli yetki alanı olmalıdır.
Halk ile diyalog kurmak, onların olumlu katılımlarını sağlamak amacıyla seminerler, gösteriler, sergiler vb. hazırlamak, broşür, yayın organlarını kullanarak bilinç düzeyinin yükseltilmesi de bir başka önemli görevidir. Belediyenin Basın -Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı ile işbirliği ve iletişim içinde bilinçlendirme, bilgilendirme ve halk katılımının sağlanması amacı doğrultusunda çalışmalar yapılmalıdır.
Uygulamanın entegre bir görev olduğu bilinci ile Belediyenin ilgili birimleri arasında (fen işleri, emlak müdürlüğü vb.) işbirliği ve iletişim kurulmalıdır. Merkez Yönetim ile Yerel Yönetimin arasında varolan sorunlar giderilerek etkin bir işbirliği sağlanmalıdır. Kültür Bakanlığı, günümüze kadar sürdürdüğü “pasif” koruma politikalarını terk etmeli, korumanın uygulamasına yönelik politikalar geliştirmelidir. Bu da saptama - belgeleme yanı sıra koruma planlaması ve uygulaması ile parasal / örgütsel politikaların geliştirilmesi ile olabilecektir. Merkezi yönetimin yerel yönetimler desteği teknik ve parasal olduğu kadar, yerel örgütlerin güçlendirilmesi ile olabilecektir. Koruma Kurulu’nun pasif, edilgen yapısının aktif / etken bir yapıya kavuşturulması önem taşımaktadır .
Koruma Kurulları ve Müdürlükleri günümüzde tek parsel (hatta duvar vb.) ölçeğinden Bölge ölçeklerine kadar kararları alan ancak aldıkları kararların uygulanmasını takip ve denetleme yetkisi olmayan bir konumdadır. Koruma Kurulları’nın etkin hale getirilmesi, parasal ve teknik bakımdan güçlendirilmesi, çevre ve kültür zabıtası oluşturulması Korumada atılacak ileri bir adım olacaktır.
Bu kadar yazıp çiziyoruz bir arpa boyu yol gidemiyoruz. Keçiören’deki Estergon Kale’si yapımına harcanan paranın bir kısmı ile Ulus ve Kale ele alınıp çağdaş bir tarihi kent merkezi ve dokusu haline sokulabilirdi.. Çok yazık!
Kalın sağlıcakla..
29 Temmuz 2007, 15:34Yazan: Mehmet TunçerYIKMAYIN ANAFARTALAR ÇARŞISINI, ULUS İŞHANI’NI,
ANKARA HALİ’Nİ..
YIKAMAZSINIZ ULUS’U!.. (3)
MAYIS 2007
Mehmet TUNÇER
Bilindiği gibi, Ulus Planı koruma amaçlı tasarım ve planlama literatürüne yeni kavramlar kazandırmıştır. İlkin, 'Ara Plan' kavramı ve 'Plan Alanı' ile 'Program Alanı' ayırımları ülkemizde eylemli planlama (proaktif planlama -pro-active planning)'nın öncü örnek uygulamalarına zemin sağlamıştır. Sonra, planlama alanı içinde mülkiyeti (dolayısıyla, sahiplik ve sorumluluğu) esas alarak tanımlanan 'İşler' ya da 'Projeler, Proje Paketleri' de eylemli planlama uygulaması için bir başka yeni açılımdır. Bu arada 'İşler' ya da 'Projeler, Proje Paketleri' temelinde, 1/1000 ölçekli mülkiyet, kullanım, yapı, ulaşım/dolaşım, altyapı ve kentsel peyzaj kararlarının, 1/500 ve 1/200 ölçekli çalışmalarla ayrıntılandırılması esası ve böylelikle proje sahibi, Ankara BŞB, İlçe Belediyesi, plan müellifi ve Ankara KTVKK arasında müzakere edilebilmesini sağlayan bir katılım mekanizması geliştirilmiştir. Bu mekanizma, Ulus Planı uygulamalarını ülkemiz planlama deneyiminde özgün bir konuma yerleştirmektedir. Son olarak parselasyon planlarının 1/500 ve/veya 1/200 ölçekte hazırlanması ve parselasyon planında mülkiyet düzenleme yanısıra yapılaşma, kullanım, peyzaj, altyapı, ulaşım/dolaşım vb hususların da gösterilerek, tapunun şerhler hanesine işlenmesiyle, yasal geçerliliği olan yepyeni bir 'kentsel tasarım belgesi''nin yaratılmış olması dikkate değer bir özelliktir. İşte Ulus Planı'nın onaylandığı tarihten (1990) bu yana, yani 12 yıldır tüm bu özellikleriyle ve başarıyla uygulanıyor olması, öngörülen yenilikçi planlama anlayış, yaklaşım, kavram ve mekanizmalarıyla elde edilen sonuçların ayrıca ele alınarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Ömer KIRAL, ULUS'U KORUMA X ULUS'U DEĞİŞTİRME ..| Mimarlık Dergisi - Mimarlar Odası Genel Merkezi |..
Cumhuriyet ve Başkent ilanı sonrasında, 1928’de açılan uluslararası planlama yarışmasını ünlü Alman şehirci/mimar Prof. Hermann Jansen kazandı. Ankara’nın uluslararası bir ünü de, ilk planlı Başkentlerden biri olması idi. Canberra ve Brasilia ile hep kıyaslanır ve Türklerin yeni Başkenti’nin güzelliği ve ihtişamından söz edilirdi, o yıllarda.. Çünkü, Jansen binlerce yıllık tarih ve kültürün izlerini yok etmemiş, Eskişehir’in üstüne değil, onu koruyarak hemen yanına bir “Yenişehir” kurulmasını planlamıştı. Ve de, Onun planı, Ankara’yı bir “Bahçeşehir” olarak geliştirmek, yaya ağırlıklı, düşük yoğunluklu bir Başşehir oluşturmak idealini hedeflemişti. Nitekim, 1960’lardan sonra, tek tek yıkılarak çok katlı yenilenen ve bahçeleri sadece adında kalan, “Bahçelievler” bu şekilde oluştu. 1950’lere gelindiğinde, Saraçoğlu, Yenimahalle, Mebusevleri, Aydınlıkevler, Güvenevler vd. kooperatif eliyle gelişen toplu konutlar da gene bu Bahçeşehir idealini sürdürdüler. Ancak yeni bir plan gerekti, hızlı büyüme ve barakalaşma karşısında (Gecekondu!). 1957 Planı, Yücel – Uybadin Planı olarak bilinir ve 750 000 nüfusu hedefler. İşte o yıllarda çok katlı yapılarda bağımsız mülkiyete konu olan birimlere tapu verebilmek için “Kat Mülkiyeti Kanunu” icat edildi ve böylece mertlik bozuldu! Bahçeşehir ideallerine son verildi! Zaten, konut açığı vardı, kooperatif eliyle bu işler zordu ve yapılaşmış yerlerdeki altyapıyı zorlayacak yık-yap-sat süreci başladı kentte. Rant hırsı ile güzelim Yenişehir’i tam 3 kez yıkıp yeni baştan yaptık, 2-3 kattan, önce 4-5 kata daha sonra 7-10 katlara çıkıldı ve bir otopark bile düşünülmeden tüm bahçeler yok edildi. Rant uğruna, Kızılay’a adını veren yapı bile yıkıldı, Bulvar Palas koruma altında idi ama onun da kolayı vardı, altına, üstüne içine ekleyerek bir iş merkezi oluşturuluverdi, adı kaldı…. Sıhhiye - Çankaya arasında anılarımızda yer alan, kentsel imaj noktaları, erken Cumhuriyet dönemi birçok yapı; sinemalar, lokantalar, pastahaneler (Ankara Sineması, Piknik, Karadeniz, Milka vb) gitti, yok edildi. Koruma altına alınan And Evi gibi bazı yapıları saymaz isek, Atatürk bulvarı üzerindeki anılarımız, anne ve babalarımızın anıları, değerleri, kentsel kimlikler yok edildi, yerine ucube rant kuleleri dikildi. (Mehmet TUNÇER, Planlı Başkent Ankara’da, Plansız Gelişmelerhttp://www.arkitera.com/v1/gundem/ulus/yazi1.htm)
Bu girişten sonra; Ulus Tarihi Kent Merkezi’ni korumak yerine yıkım ve yenileme amaçlayan yeni “Ankara Tarihi Kent Merkezi Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı” nın kararlarını anlatmaya ve sakıncalarını yazmaya bu yazımızda da devam edeceğiz. Tabii, ülke çapında siyasal önemli gelişmeler yaşanırken bizim Ulus’a yönelik yazılarımızı sürdürmek ne derece doğrudur ama şunu söylemek gerekli “her yönetim kendi düşünceleri, ideolojisi doğrultusunda kenti şekillendirmek ister” ..
İmparatorluktan “ULUS” devlete ve bağımsız, demokratik ve laik (din işlerini devletten ayıran) CUMHURİYET’e geçişin eserleri de ULUS’tan başlıyarak Bankalar Caddesi, Atatürk Bulcarından Çankaya’ya ulaşan aksın üzerinde yer almaktadır.
Dolayısı ile yapılmak istenenlerin bu boyutu ile de değerlendirilmesi gerekir..Yapılacak uygulamalara tekrar bakılırsa bunun ne denli kapsamlı bir değişim olacağı görülmekte..
Bir kere, Ulus Meydanı ve çevresinde Ulus İşhanı Kompleksinin bir parçası olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün, Anafartalar Çarşısı, 100. Yıl Çarşısı ve Sümerbank’ın doğusunda yer alan yapının yıkılması gerekiyor Plana göre..Vay canına dememek elde değil, eğer bunları yıkmak milli servete inanılmayacak zarar vermek değil, ulusal mimarlığa ve Cumhuriyet dönemi oluşturulan mimari mirasa inanılmayacak derece zarar vermek değil de nedir??
Atatürk Bulvarı’nın ve Anafartalar Caddesinin yerin altına alınması ile, yer altında büyük bir olasılıkla var olan Roma Dönemi arkeolojik kalıntılara da inanılmayacak derecede zarar verecektir.. Zaten kazılır kazılmaz Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından durdurulacağını sanıyorum.. Hacıbayram meydanının düzenlenmesi esnasında çıkan kalıntılar nedeni ile Belediye ile Kültür Bakanlığı mahkemelik olmuştu bildiğim kadarıyla..
Hadi bütün bu yapıları yıktınız diyelim -ki burada çıkacak enkazı kaldırmak bile bir meseledir- burada New York’taki ikiz kuleler kadar olmasa da binlerce ton enkaz çıkacak..Hadi bunu da kaldırdık diyelim Ulus herhalde aylarca-belki de yıllarca bir çöküntü alanına dönüşecektir..Oluşturulacak açık alanın da tanımsız, sınırları belli olmayan, ölçeği kaçmış olacağını düşünüyorum..Bakın benim gibi düşünenler var:
”Bu haliyle bir KENT MEYDANI değil, kentsel tasarım ilkelerine tümüyle aykırı, anlamsız, ölçeksiz bir açık alan yaratılacaktır. Bu uçsuz bucaksız açık alan içerisinde Atatürk Heykeli anlamsız bir boşluk içinde kalacaktır. Kentin tarihi merkezinde yıkımlarla yaratılması planlanan bu büyük boşluk tarihi kentin ölçeğine tümüyle aykırıdır”. (Doç.Dr. Cana BİLSEL, ODTÜ Mimarlık Fak.)
İşte Protestolar
Hakikaten de günümüzde; heykelin arkasında yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü binası Heinrich KRİPPLER’in anıtına (1926) fon oluşturmakta ve meydanı tanımlamaktadır. Anafartalar Çarşısı ise devasa kitlesi ile Anafartalar caddesini tanımlamakta ve Ankara kalesi’ne doğru önemli bir vista (bakı/çerçevelenmiş manzara) yaratmaktadır. Bu yapı da yıkılırsa bu vista ortadan kalkacak, cadde tanımsız kalacaktır.
Acaba bu düzenleme ile neler olacak?? Biraz daha düşünürsek; 1954-1958 arasında Proje yarışması ile elde edilmiş, zamanının en özgün ve modern mimarlık örneklerinden biri olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Binası yıkılacak tabii çevre düzenlemesi ile birlikte..Mimarları Gazanfer BEKEN, Orhan BOLAK, Orhan BOZKURT…
Tandoğandan kaldırılan anıt heykelin başına gelenler henüz bilinmiyor ama yeni yerine henüz konamadı.. Meydan da meydan olmaktan çıktı 100 000 kişi bile sığdıramıyoruz hafta sonu görüldü.. Bence Tandoğandaki gereksiz Metro çıkışlarını yıkmak ve meydanı eski haline getirmek daha kolay ve doğru olacak.. Tabii meşhur heykeli de meydana yerleştirmek.. Bırakınız Ulus bu ölçek ve güzelliği ile kalsın..Çünkü “Bir bütün olarak bu proje, Türkiye’de 1950 sonrası Modern Mimarlık ve Kentsel Tasarım uygulamalarının başarılı ve karakteristik bir örneğidir. Bu kompleksin önemli bir bölümünün yıkılması yalnızca avlu çevresindeki çarşı bölümlerinin korunması bu projeye ve mimarlarına karşı bir saygısızlıktır.. (BİLSEL, C.)”
Gündem
İşte bu yüzden YIKMAYIN ULUS’u, YIKMAYIN ANAFARTALAR ÇARŞISINI, ULUS İŞHANI’NI, ANKARA HALİ’Nİ.. YIKAMAZSINIZ ULUS’U!..
Mutlu bir Mayıs dileklerimle..
ekler:
Ulus kaderine terk edildi
Cumhuriyetin kurulduğu meydana, geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde Ulus adı verildi. Bir ulusun kurtuluş mücadelesi de meydana konulan dev heykelle sembolize edildi.
Heykelin etrafında yeni bir şehir yapılandı yıllar içinde. Ancak yüzyılın sonuna gelindiğinde, başkentin merkezi şehrin diğer ucuna kaydı, yılların yorgunu Ulus da kaderine terk edildi.
40 yıllık binalar yıkılacak
Başkentin 10 yıllık Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ulus için kurtuluş formülünü ‘yıkım ve yeniden yapım’ sözcükleriyle açıkladı. Ulus Tarihi Kent Projesi adı verilen projeyle, heykelin hemen arkasında sıralanan en genci 40 yaşındaki binaların yıkımı ve yerine yeşil alan, otopark ve devasa bir çarşı yapılmasını içeriyor.
Ulus sakinleri ‘yıkım’ istemiyor
İşte başta Mimarlar Odası olmak üzere sivil toplum örgütleri ve yıkılacak yerde çalışanlar bu noktada ayağa kalkıyor. Ulus sakinleri yıkarak tarihe sahip çıkalamayacağını belirtiyor.
Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ise Ulus esnafını mağdur etmeyecekleri sözünü vererek, “yeni çarşıyı güvendiğimiz gruba yaptırıcağız” dedi
Gökçek, Ulus’ta belediye sarayı inşa etmek istiyor
Başkan Gökçek, tartışmalardan sonra son nokta konulur diyor, projenin son aşamasında, Gökçek’in gönlünde yatan ise,heykelin hemen karşısındaki 100 yıllık Sümerbank binasını yeni belediye sarayı olarak hizmete sokmak.
Her cumartesi eylem önerisi
Mimarlar Odası, ‘züccaciye dükkanına fil sokmayın’ sloganıyla şimdiden kampanya başlattı bile. Projeden geri adım atılana kadar her cumartesi, heykelin altında Ankaralıları buluşmaya çağırıyorlar.
14 Ocak 2005 Cuma Ulusta yıkım tartışması
1940 - 1950 ve 1960'lı Yıllarda Ankara Planı
"...Ankara herşeyden önce, 1920’li yıllarda kimilerinin umduğu gibi “ gelinen ve kalınan” bir kent değil, “düşlenen ve kurulan bir kent olmuştur... Günümüzde pek çok dünya kenti gibi Ankara’yı da olumlu-olumsuz nitelikleriyle ve çeşitli sorunlarıyla değerlendirmek olanaklıdır; büyüme ve büyümesini örgütlü biçimde ve denetim altında geliştirme konusunda yaşadığı sorunlar, bunların en başında gelir. Ancak kentsel gelişimi içinde pek çok darboğazdan geçen ve her zaman kendi için çözüm üretebilen, tarihsel ve toplumsal bir görev bilinci ile donatılmış olan Ankara için yazılacak ve yapılacak daha çok şey vardır.”
Ali Cengizkan - 2003
"80 Kare Ankara"
29 Temmuz 2007, 15:28Yazan: Mehmet TunçerBOMBALARIN YIKAMADIĞINI BÜYÜKŞEHİR YIKACAK 2007-07-19
Büyükşehir yönetiminin Ulus’ta bugüne kadar yaptığı yanlışların son halkası olan yeni plan, Cumhuriyet tarihinin miraslarını yok edecek...
Ankara kenti, özenle korunması gereken değerlerinin Büyükşehir Belediyesi eliyle (sistemli biçimde) yok edildiği, talihsiz bir süreç yaşamaktadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, “en büyük”, “en kısa sürede bitirilen” diye sıfatlandırdığı, ancak diğer yandan “kanunsuz”, “plansız”, “şehircilik ilkelerine, bilime ve tekniğe aykırı”, “kaynak israfı yaratan” projelerini; üniversiteler, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, uzman bilim adamları ve duyarlı Ankaralıların tüm itirazlarına karşın sürdürmektedir. Son yıkıcı hamlelerini Ankara’nın kalbi Ulus’ta gerçekleştirmeye hazırlanan Belediye, Cumhuriyet binalarını yerle bir etmek/yok etmek istemektedir.
Yıkım Oyununun 1. Perdesi
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Ulus Tarihi Kent Merkezi’nde geçerli planları iptal eden ve bu planların uygulanmakta olduğu alanları kapsayan “Ulus Tarihi ve Kültürel Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı”nı oluşturmuştur. Ulus’u bir “Kentsel Dönüşüm Alanı” ilan ederek ve müdahalelerini noktasal projeler aracılığı ile başlatarak, asıl niyetinin Ulus’u korumak değil yıkıp yeniden yapmak olduğunu göstermiştir. Odamız tarafından söz konusu Belediye Meclisi kararının iptali için açılan dava devam etmektedir.
Yıkım Oyununun 2. Perdesi
Ankara Büyükşehir Belediyesince, 5366 sayılı Kanun’a dayanılarak, Ulus’un da içinde bulunduğu sit alanları, “Ankara Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı” ilan edilmiştir. Ardından, 5366 sayılı Kanun’a dayanılarak ve ihale yasası dışına çıkılarak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli “Ulus Tarihi Kent Merkezi Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı İmar Planları” ihale edilmiştir. Oysa koruma amaçlı imar planlarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca ve ihale yasasına göre ihale edilmesi gerekmektedir. Usulsüz bir ihale süreci ile Ankara Büyükşehir Belediyesi açıkça ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırı davrandığı için, Odamız tarafından söz konusu ihalenin iptali istemiyle açılan dava da devam etmektedir.
Yıkım Oyununun 3. ve Son Perdesi
Usulsüz bir ihale ile elde edilen ve sözde koruma amaçlı olduğu yalnızca adında geçen planların yapım süreci de koruma mevzuatına aykırıdır. 5366 sayılı yasaya göre kurulan ve yetkisi yenileme projelerini onaylamaktan ibaret olan Koruma Bölge Kurulu tarafından, yetki sınırları aşılarak uygun görülen planlar, Belediye Meclisi tarafından da onaylanarak askıya çıkarılmıştır.
Planlar incelendiğinde, bu planların koruma amacı gütmediği, büyük çaplı bir yenileme projeleri bütününe indirgenmiş olduğu, önceki planlara ve mevcut dokuya karşı yaklaşımında hatalar bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hazırlatılan Plan’ın hataları, yanlışları, eksiklikleri:
1. Planların hazırlık sürecinde mevzuatta tanımlı katılım mekanizmaları çalıştırılmamıştır. Toplantılara sınırlı sayıda katılımcı davet edilmiş ve önlerine, kapalı kapılar ardında, imar ve koruma mevzuatına aykırı bir şekilde şeffaflıktan, demokratik katılımcılıktan, bilimsellikten, bütünsellikten uzak olarak hazırlanan ve neredeyse tamamlanmış planlar sunularak mevzuata aykırı davranılmış, göstermelik toplantılarla, katılım süreci geçiştirilmiştir.
2. Ulaşım kararları koruma ilkelerini yok saymaktadır. Raylı toplu taşım dikkate alınmazken, arkeolojik sit alanında 3 katlı yeraltı kavşağı önerilebilmektedir. Bentderesinde önerilen gölet ile tüm altyapı ve ulaşım sistemi yok edilmekte, kamu kaynakları koruma ile ilgisi olmayan bir fantazi uğruna heba edilmektedir.
3. Kentsel Dönüşüm Alanları olarak belirlenen alanlarda mülkiyet durumu analiz edilmemiş, konut sayısı hesaplanmamış, hak sahiplerinin hangi koşullarda konut edinecekleri tanımlanmamış, bu alanlara ilişkin jeolojik etüt raporları ile diğer analizler plan raporunda yer almamış, bu tür analizlerin olmadığı alanlar için plan kararı üretilmemesi gerekirken, çok yüksek yoğunluklar önerilmiştir.
4. Cumhuriyet dönemini temsil eden ve iyi durumda oldukları belediye tarafında da tespit edilen binaların yıkılması önerilmektedir. Hemen hemen tümü, yarışmalar yoluyla elde edilmiş, yerli ve yabancı mimarların eserleri olan yapılardan;
• Anafartalar Çarşısı,
• Ulus İşhanı’ndaki 13 katlı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Binası,
• Yeni yapılan Ulus Şehir Çarşısı (SümerBank yanı),
• Modern Çarşı,
• Ankara Hali,
• Türk Telekom (eski PTT) binaları,
• Gümrük Müsteşarlığı (Eski Köy İşleri Bakanlığı) 15 Katlı bina
• 100. Yıl Çarşısı
yıkılmaktadır.
Koruma Bölge Kurulu ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin onayladığı bu “Plan !” Cumhuriyet tarihinin en büyük yıkım operasyonuna yol açacaktır.
Yıkılması planlanan bu yapıların yerine ise, ekonomik ömürleri, maliyetleri, müelliflik hakları vb. hususlar göz ardı edilerek mevcut yerleşim deseni ve bölge bütününün genel dokusu ile uyuşmayan, trafik yükünü artıran, ulaşım olanaklarını aşırı zorlayan, kaça mal olacağı belli olmayan büyük rant tesisleri ve ticaret kompleksleri önerilmektedir. Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü anısına mimari yarışmayla yaptırılan 100. Yıl Çarşısı yıkılarak yerine Millet Çarşısı’nın yapımı önerilmiştir. Talim Terbiye Binası, Anafartalar Çarşısı, Gümrük Müsteşarlığı, Türk Telekom binalarının yıkılarak yerine Ulus İşhanının yapımı önerilmiştir. Yürürlükteki Koruma Amaçlı İmar Planında tescil için önerilen 2 bina da yıkılarak yerine Taşhan Kapalı Çarşısı yapılmak istenmektedir. Tarihi Hacı Bayram Camii’ meydanının ortasına, meydan kaldırılarak çarşı yapılması planlanmıştır. Ayrıca Hacı Bayram Camii’nin görünümünü bozacak biçimde yanına yeni bir Camii önerilmesi de koruma ilkelerine aykırı bir durum oluşturmaktadır.
Tüm bu tespit ve itirazlarımızın dikkate alınmasını ve planların iptali için de yargı yoluna gitmenin kaçınılmaz hale gelmemesini umar, kamuoyuna saygılarımızla sunarız.
TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi
Tmmob Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Web Sitesi -
16 Nisan 2007, 15:55Yazan: Mehmet TunçerYIKMAYIN ANAFARTALAR ÇARŞISINI, ULUS İŞHANI’NI,
ANKARA HALİ’Nİ..
YIKAMAZSINIZ ULUS’U!.. (2) (ŞUBAT 2007)
Geçen ay Ulus Tarihi Kent Merkezini ilgilendiren önemli gelişmelerden söz etmiş ve yıkmayın Anafartalar Çarşısını, Ulus İşhanı’nı, Hali demiştik.. Hatta burada hepimizin anıları olduğundan bahsetmiş, Cumhuriyetin ilk modern mimarlık örneklerinin bu yapılar olduğunu söylemiş “YIKMAYIN ULUS’u …YIKAMAZSINIZ ULUS’u” diye bitirmiştik..
Bu ay bu konunun biraz gerisinde neler yattığını anlamaya çalışalım.. Yeni bir Yasa çıkarıldı geçtiğimiz yıl, 5366 sayılı “Yıpranmış Tarihi ve Kültürel Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”
Bu Kanun çerçevesinde, 2005 yılı Temmuzunda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi bir karar alıyor (1952 Sayılı Karar) .. Bu karar ile Ulus, Kaleiçi, Ankara Eski Kent Dokusu, Roma Hamamı çevresi “YENİLEME ALANI” olarak belirleniyor..Halbuki bu alanların bir kısmı taa Jansen’den bu yana “Protokol Alanı” olarak koruma altında.. Hatta “ESKİ ŞEHİR TALİMATNAMESİ” bu bölgeler için hazırlanmış ve uygulanmış uzun yıllar..
1980 yılında ise Gayr-i Menkul Anıtlar Yüksek Kurulu’nun aldığı A-2167 Sayılı Karar ile bu alanlar koruma altına alınmış ve Sit Alanı ilan edilmişti..
2005 yılında alınan bu Kararın ardından Belediyemiz Ulus’u “Yenileyerek Korumak” (!) ve ”Yaşatarak Kullanmak” üzere harekete geçmiş..
Bunca yıllık koruma plancısıyım, valla “yenileyerek korumak” kavramının ne olduğunu anlayamadım! Ama herhalde “Kısmen / Tamamen Yıkıp”, “Yeniden İnşa Etmek” ile “Silip Süpürmek” arasında bir şey olduğunu tahmin ediyorum. Zaten tarihsel dokularımızda genellikle karşılaştığımız uygulamalar.. Onarım, Restorasyon, Bakım ve Sağlıklaştırma yerine Yıkıp çok katlı olarak yenilemek hem yüklenicinin, hem mal sahibinin ve de nedense Belediyelerin işine daha çok geliyor.. halbuki kültür varlıklarımız, kentsel arkeolojik sit alanlarımızın korunarak gelecek nesillere aktarılması gerekli.. Ayrıca bunlar bin yıldır bu topraklarda olduğumuzun da yaşayan kanıtları, canlı tanıkları..
Ulus için yeniden harıl harıl çalışmalar başlıyor ve “Ankara Tarihi Kent Merkezi Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı” hazırlanıyor pek de kimsenin bilmediği bir şekilde.. Hem de herkesin bilmediği, yıllardır uygulamayı yönlendiren ODTÜ Ulus Projesi müelliflerinin, üniversitelerin görüş ve bilgisi alınmadan.. Ulaşım Master Planı, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve çevresi ile Hacıbayram Camii ve Çevresine ait röleve, restitüsyon, mimari, statik, makine, elektrik ve bilmem ne kadar detaylı projeler gözle kaş arasında hazırlanıvermiş..
Bu kapsamda neler neler var.. Augustos Mabedi Rölevesi, restorasyon vb projeleri, Yeni Camii, Sahaflar – geleneksel El çarşısı Projeleri, Mahmutpaşa Bedesteni, Kurşunlu Han, Çukur Han, Zafran Han Röleve, restitüsyon, restorasyon projeleri, uygulama projeleri.. Tüm bu yapıların bir kısmının zaten var olan röleve ve restorasyon projelerinin neden bir daha yaptırıldığı pek de anlaşılamamakla birlikte büyük bir çalışma olduğu proje bedellerinden de anlaşılıyor zaten..
Ama bütün bunlar, Üniversiteler, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası vd sivil toplum örgütlerini pek de memnun etmiyor.. Her şeyden önce, şeffaflıktan ve demokratik katılımcılıktan uzak çalışmalar yapıldığını vurguluyorlar.. (Tmmob Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Web Sitesi -)
Hazırlanan plan ve projelerin bilimsel olmadığını, bütünsellikten uzak bir şekilde hazırlandığını söylüyorlar.. Hepsinden önemlisi ULUS’u “KORUMAYA YÖNELİK” olmayıp “YIKIM” ve “RANTA Yönelik olduğunu vurguluyorlar.. Planın doğru dürüst araştırma yapılmadan ve gerekli analizler yapılmadan hazırlandığının altını önemle çiziyorlar..
Bütün bunları merak edip projeye baktığınızda şunları görüyorsunuz;
Atatürk Bulvarı, Anafartalar Caddesi ve Şehit teğmen Kalmaz Caddesi (Posta Caddesi) arasında kalan alanda kamu mülkiyetinde ve özel mülkiyette bulunan çok sayıda mevcut yapının yıkılacak…
Çok büyük bir ticaret kompleksi yapılacak.... “Taşhan Kapalı Çarşısı” denilen bu ticari kompleks mevcut sokakların üstlerinden geçerek 6 adet mevcut kent
adasını birleştirecek... Zemin üstü 4 kat ve yer altı katlarıyla bu alandan maksimum inşaat elde etme amacını ortaya koymakta..Bu devasa kütlesiyle bu çok katlı ticaret merkezi Ulus’un zarif, naif ve tarihi dokusuna ve ölçeğine tümüyle aykırıdır.. Ayrıca TAŞHAN’ın anısına da saygısızlık bence..Çünkü Taşhan mütevazi yapısı, geleneksel mimarisi, iç avlusu ve her şeyden önce Cuhuriyet’in ilk yıllarındaki “kaloriferli, banyolu, telefonlu” lüks konaklama olanakları ile eşsiz bir değerdi aslında..Yıkılmaması gerekli idi..Konaklama amaçlı idi, ticaret amaçlı değildi…
Planda bunları görünce, bunun bir tür çılgınlık olup aslında, 1935-40’larda Roma tarihsel kent merkezleri içerisinde bu tür uygulamalar yapan Benito Mussolini devri uygulamalarını anımsatmakta.... Roma Colesseum etrafını yıkan ve otoyol geçiren meşhur diktatör hiç hayırla anılmıyor günümüzde ama herhalde böyle bir uygulama düşünülmüyordur umarım.. Yüzlerce geleneksel konutun ve bir o kadar anıtsal küçük eserin yıkıldığı bu uygulamalar
İçin İtalyan’lar hala çok kızgınlar..Tabii Fransızlar da 150 yıl önce Paris’i dümdüz eden Baron Haussmann ile hala barışmış değiller Ama, tabii Paris’in bu günkü yüzü de güzel olduğu için pek fazla şikayet edilmiyor ve eskiler unutulmuş görünüyor..
Haussmann’ı asıl şaşırtan şey Paris’in genel bir haritasının bulunmayışından çok mevcut haritaların hepsinin Paris’in farklı farklı kısımlarını ele alıyor oluşları ve bu planların hiçbirinde topografyaya ait özelliklerin bulunmayışıydı. Başka türlü söyleyecek olursak o ana kadar Paris’te yürütülen çalışmalar sağlıklı sonuçlara şans eseri ulaşabilmişlerdi. Paris şehri genelinde detaylı topografyaya ait değerlerin çıkartılacağı bir çalışmanın yürütülmesinin gerekliliği belirmişti. Zaman bazı kişilerin düşüncelerini değiştirmemişti. Bu kişiler halâ Haussmann’ı Paris’i yakıp yıkan modern çağın Neron’u olarak görmekteydi. Diğerleri ise Haussmann’ın keskin bir öngörüye sahip olduğunu ve bu sayede Paris’in muazzam bir değişime uğrayarak zenginlikler ve kutlamalara sahne olan hijyenik bir şehir haline geldiğini düşünmektedirler. Haussmann’ı Neron’a benzetenler, şehrin yağmalandığını, demokrasinin hiçe sayıldığını ima ederlerken diğerleri coşkuyla her şeyi Haussmann’ın yarattığını ve şehirciliğin ancak bir imparatorun sultası altında kalkınabileceğini iddia etmekteydiler. Aslına bakılırsa bu tartışma göründüğü kadar akademik boyutlu bir tartışma değildir. Murat Aykaç ERGİNÖZ'ün Kişisel Web Sitesi
Belediyemiz bence yanlışı görerek bu olumsuz yıkımlardan dönecektir.. Kapsamlı bir çalışma olan “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma-Islah Planı”
yeniden yürürlük kazanmalıdır. Yıkmayın Ulus’u yıkamazsınız ULUS’u demek geçiyor içimden..
Sağlıcakla kalınız..Mutlu baharlar..
16 Nisan 2007, 15:51Yazan: Mehmet TunçerYIKMAYIN ANAFARTALAR ÇARŞISINI, ULUS İŞHANI’NI,
ANKARA HALİ’Nİ..
YIKAMAZSINIZ ULUS’U!.. (1) (OCAK 2007)
Ulus’u 1932 Hermann Jansen Planı’ndan beri “Protokol Alanı” olarak ilan ederek “KORUMA” altına alan belediye, şimdi acaba ne yapsak da ondan kurtulsak diye plan ve projeler üretmeye başladı.. Koruma altına alındığı günden bu yana Koruma Amaçlı çalışmalar yapılamadığı, ya da yetersiz yapıldığı için korunamayan, giderek yok olan kültür varlıklarımız, tarihsel değerlerimiz zaman içinde parça parça yok olmuştu..
1980’lerin başında; Tarihi Kent Dokusu’nun 150 hektarlık bir kesimi Gayr-i Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun aldığı bir kararla “Kentsel, Tarihsel, Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı” ilan edilmişti..
20 yıl olmuş, Ankara Büyükşehir Belediyesinde çalışırken açtığımız iki yarışma sonucunda (1986-87’ler) “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planı” hazırlanmış, “Kaleiçi Koruma Planı” ise yıllar geçmesine rağmen tamamlanamamıştı..
Yaklaşık 10 yıllık bir çaba sonucu Ulus’un 100 hektarlık bir kısmı koruma ve sağlıklaştırma amaçlı bir plana kavuşmuştu Jansen’den yaklaşık 50 yıl sonra !
Hazırlanan “Kamu proje Paketleri”nde sadece biri “Hacıbayram Meydan Düzenlemesi” doğru dürüst uygulanabilmişti. Ancak, Hacıbayram ve Hükümet Meydanının, giderek Ulus’un büyük bir kesiminin yaya bölgesi haline getirilmesi için Benderesi Dolmuş Durakları alanı kamulaştırılmış, projeleri hazırlanmış, uygulamaya geçilmek üzere beklemekteydi. Böylece Ulus, Hükümet Meydanı yaya bölgesi haline gelecekti..Ancak, dolmuşçular bastırdı ve Hacıbayram çevresi gene dolmuş durakları ile doldu..Hükümet meydanı da otopark olarak zaten kullanılıyordu..
1990’ların başında belirli düzeye gelen bu çalışmalar, yerel yönetimin el değiştirmesi ile başka bir yöne doğru yönlendirildi.. Koruma amaçlı uygulama yapılmadı, Kaleiçi kendi kaderine terk edildi..Ulus Koruma-Islah İmar Planı uygulanmadan bir kenarda bekletildi..
Bu tarihler “Ulus’u Koruma”, “Ulus’u Sağlıklaştırma” dan, “Ulus’u YIKIP Yenileme” ye yönelik bir sürecin başlangıcını işaret eder..Bu aslında her şeyi arsa ve rant olarak gören bir çabanın da sonucudur belki de..
“Ulus Tarihi Kent Merkezi Projesi” Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinde onaylanarak kabul edildi. Alınan kararla “Ulus Atatürk Heykeli etrafındaki 100. Yıl Çarşısı, Ulus Şehir Çarşısı, gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Anafartalar Çarşısı yıkılarak Atatürk Anıtı ile bütünleşecek kent meydanı oluşturulması planlandı. Belediye Meclisinde alınan diğer bir karar ile de, Anafartalar Caddesi üzerindeki Büyükşehir Belediyesi Binası (Taş Bina), Ulus Hali ve Modern Çarşı ele alınarak bu bölgenin de yıkılarak büyük bir otopark ile “Alışveriş Merkezi” oluşturulması kararı alındı. (16.12.2004 Tarihli Belediye Meclis Kararı)
Yıkılacağı ifade edilen ve yerine büyük bir İş Merkezi yapılacağı söylenen Ulus Hal Binasının olduğu yerde, 1929 yılında çıkan yangınla yok olan Osmanlı dönemine ait ahşap malzemeden inşa edilmiş “Taht’el Kal’a (Kaledibi) Çarşısı” bulunmaktaydı. Gene aynı alanda Ankara Kalesi’ne giden bir Roma Dönemi Yolunun da varlığı bilinmektedir. Bu kesimde yanan yapılar arasında Tahtakale Hamamı, Tahtakale Hanı, Haseki camisi, Eski Belediye Binası ve Sebze Hali vardı..
Bu Tarihi Ticari Bölge’nin gelişim öyküsünü ve korunmasına yönelik çabaları Kültür Bakanlığı yayınlarında çıkan kitabımdan okuyabilirsiniz..
SULU HAN VE ÇEVRESİ 1929 TARİHLİ ANKARA KADASTRAL HARİTASINDA
(Bkz.Mehmet TUNÇER - 2001 : “ANKARA (ANGORA) GELENEKSEL KENT MERKEZİ TARİHSEL GELİŞİMİ (15. - 20. YY) Kültür Bakanlığı Yayınları, Kültür Eserleri Dizisi)
Yıkılacağı söylenen bu yapılar, aslında Ankara Kenti’nin BAŞKENT olma imgesi ile özdeşleşen, Ankara Halkının hafızasında yer etmiş, Ankara’da yaşayanların –hepimizin- gündelik yaşamlarında halen kullandıkları mekânlardan oluşmakta ve oldukça önemli sayıda esnaf bu çarşılarda Ankara’lılara hizmet etmekte ve ekonomiye katkı sağlamaktadır.
“Özellikle demiryolu’nun Ankara’ya geldiği 1892 tarihinin Ulus için önemi düşünülürse, kentin kabaca bir asırlık hafızasının silinmesi gibi bir çabayla karşı karşıya kalınmıştır.” (Mimarlar Odası)
Yıkılması düşünülen mekanlardan biri de “Ulus Anafartalar Çarşısı”.. 1967 yılında yarışma ile inşa edilmiş… Mimarları dönemin iyi mimarlarından Ferzan Baydar, Affan Kırımlı, Tayfur Şahbaz ‘mış..
Ankara’nın ilk yürüyen merdivenli süpermarketini (Gima) barındıran, o dönemin modernizm akımlarından olan “Mies” vari bir modern yapı..1960’ların sonlarında giyim-kuşam, hediyelik eşya, hatta halı, buzdolabı vb ev eşyaları almak için hepimizin kullandığı mekan.. Çocukluğumun anıları arasında yürüyen merdivenlerde, kardeşlerim takılmasın diye dikkatle bindiğimiz bir lunapark oyuncağı sanki..Rengarenk, cıvıl cıvıl bir harikalar diyarı.. Geniş koridorlar, parlak vitrinle..Parlak dış mekanı ile unutulmaz anıları var ben de de..
TRT/HABER
Ulus Hali’ne ise kimbilir kaç yüz kere gitmişizdir anne ve babamızla, eşimiz ve dostumuzla..Balıkçılar, sebze ve meyvenin en güzeli ve tazesi..Ve ucuzu..
Hal yapısı; 1937 yılında mimar Robert Oerley tarafından tasarlanmış özgün bir yapıdır. Sulu Han da sebze pazarı olarak Hal ile birlikte uzun süre kullanılmıştır. Sulu Han 1983-85 arasında restore edildikten sonra bu gün de onunla bağlantılı olarak kullanılmaktadır. Hal yapısı yıkılırsa ve kazılırsa bu bölgenin altından kimbilir ne tür arkeolojik kalıntılar çıkacak ve belki de yapılması düşünülen Kapalı Çarşı da yapılamayacaktır..
Diğer yapıları ve mekanları, bu bölge için yapılmış olan Koruma Amaçlı çalışmaları bir başka yazımda ele alacağım..
Belediyemiz bence yanlışı görerek bu olumsuz yıkımlardan dönecektir.. Kapsamlı bir çalışma olan “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma-Islah Planı” yeniden yürürlük kazanmalıdır. Yıkmayın Ulus’u yıkamazsınız ULUS’u demek geçiyor içimden..
Sağlıcakla kalınız..
9 Temmuz 2006, 09:47Yazan: Mehmet TunçerAnkara'da Cumhuriyet yapılarının restorasyonunun sessiz sedasız ihale edilmesi büyük tepki çekti
Gökçek usulü dönüşüm
CUMHURİYET
07.07.2006
* ''Ulus Tarihi Kent Merkezi'', ''Ankara Kalesi'' ve ''Hamamönü Bölgeleri''ni kapsayan Yeni Değişim ve Dönüşüm Projeleri'ni 12 yıldır Mimarlar Odası'ndan projesi geçmeyen Hassa Mimarlık'a sessiz sedasız verilmesine proje müellifleri, Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası ve üniversiteler tepki gösterdi. Proje müelliflerinden ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Ömer Kıral, ''Bizim planımız halen yürürlükteyken böyle bir çalışmanın yapılması düşünülemez'' dedi.
ESRA YAZDIÇ
ANKARA - Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu yer olan Ulus'un kentsel dönüşüm süreci, Anakent Belediyesi'nce TMMOB Mimarlar Odası'na kayıtlı olmasına karşın, 12 yıldır odadan projesi geçmeyen, en fazla 500 metrakarelik alanda çalışmış, yaptığı cami restorasyonlarıyla tanınan Hassa Mimarlık ve Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd'ye emanet edildi. Proje ile 1. Meclis'ten Ankara Palas'a, Ankara Kalesi'nden Hacı Bayram Camisi'ne kadar birçok yapının restore edilmesi amaçlanıyor.
Ankara Anakent Belediyesi, Temmuz 2005 tarihinde yasallaşan ''Yıpranan Tarih ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması'' yasasına dayanarak, Ulus Projesi içerisindeki SİT alanı sınırlarını değiştirdi. Böylece bu alanda daha önce yarışmalarla elde edilmiş olan projeleri yok saydı.
'SİT ALANI DEĞİL RANT ALANI'
''Ulus Tarihi Kent Merkezi'' , ''Ankara Kalesi'' ve ''Hamamönü Bölgeleri'' ni kapsayan Yeni Değişim ve Dönüşüm Projeleri'ni sessiz sedasız Mimarlar Odası İstanbul Şubesi'ne kayıtlı Hassa Mimarlık'a verdi. Proje ile ilgili gelişmelerden ve ihaleden haberdar edilmediklerini öne süren proje müellifleri, Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası ve üniversiteler, ihalenin Hassa Mimarlık'a verilmesine tepki gösterdi. Hassa Mimarlık'ın, kayıtlı olduğu Mimarlar Odası İstanbul Şubesi'nden son 12 yıldır hiçbir projesinin geçmediği de öğrenildi. ''Ankara Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı Projesi'' nin, en fazla 500 metrakarelik alanda çalışmış ve genellikle cami restorasyonu yapmış olduğu belirtilen Hassa Mimarlık'a verilmesi uzmanların da tepkisine yol açtı.
Konuyu değerlendiren proje müelliflerinden ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Ömer Kıral , ''Bizim planımız halen yürürlükteyken böyle bir çalışmanın yapılması düşünülemez'' dedi. Kıral, bu proje ile amacın seçim öncesi Ankara'nın tarihi geçmişini yok ederek yeni iş merkezleri açmak ve müteahhitler için yeni yatırım alanları oluşturmak olduğunu belirtti. Kıral, ''Anakent Belediyesi bu alanı kentsel bir SİT alanı olarak değil, rant elde edebilecekleri bir arsa olarak görüyor'' diye konuştu.
'GİZLİLİK İÇİNDE YÜRÜTÜLDÜ'
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Nimet Özgönül de ''Türkiye'nin kültürel ve tarihi gelişiminde son derece önemli bir noktada bulunan Ulus'u yenileme projesi gizli saklı, yaptığı işler belli olmayan bir mimarlık bürosuna veriliyor. Niyet açık. Daha önce yapılmış olan projenin işlemiyor olması söz konusu değil, ama işletilmiyor olması yüksek bir ihtimal. Ankara'yı ilgilendiren bu denli önemli bir konu hakkında müellifler dahil, TMMOB ve üniversiteler haberdar edilmedi. Her şey büyük bir gizlilik ile yürütüldü'' dedi.
Eski Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Ali Ulusoy ise ''Eski Ankara'nın kalbi dediğimiz Ankara Tarihi Kent Merkezi Yenileme Projesi'nin tek bir mimarlık bürosuna veriliyor olması son derece tartışmalı. O bölgede yapılacak işlemler, 'Kamu İhale Yasası Kapsamı dışına alınmıştır' deniyor, ancak Koruma İmar Planı'nın aşamaları unutuluyor. Ulus için halen yürürlükte olan Raci Bademli 'nin projesini kimse yok sayamaz'' açıklamasını yaptı.
Hassa Mimarlık ve Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. sahibi Hilmi Şenalp , Cumhuriyet 'in tepkileri anımsatması üzerine şunları söyledi:
''Ulus Tarihi Kent Merkezi ile ilgili olan Raci Bademli'nin projesi yürürlükten kaldırıldı. Zaten Bademli'nin projesi genel ve plan kalitesi olarak çok da iyi bir proje değildi. Şöyle düşünülmeli: New York'un planı da yüzlerce kez değiştirilmiştir. Bizim büromuz uluslararası alanda işler yapmış tanınmış bir firmadır. Yarışma konusuna gelirsek, bu iş tecrübe işidir. Projeyi 15 jüri seçse ne olur.. seçmese ne olur!.."
'ULUS'TA PATLAMA YAŞANACAK'
Kısa süre önce Ulus Tarihi Kent Projesi'nin ihale edildiğini açıklayan Ankara Anakent Belediye Başkanı Melih Gökçek , planlama bittikten sonra koruma kurulundan onay alacaklarını ve daha sonraki süreçte projenin Büyükşehir Meclis'i gündemine geleceğini belirtmişti.
Gerekli onayların alınmasının ardından Ulus'ta bir ''patlama'' yaşanacağını söyleyen Gökçek, projenin hızla yaşama geçirileceğini belirtmişti.
http://old.mo.org.tr/gzt/cumhuriyet/20060707-1.doc
5 Nisan 2005, 12:28Yazan: Mehmet TunçerYANGIN BÖLGESİ (HARİK MAHALİ) :
HAL, SULU HAN ve MODERN ÇARŞI ÇEVRESİ
1929 yazında çıkan Tahtakale yangınından yaklaşık 75 yıl sonra, bu defa 24 aralık 2003 tarihinde bu defa da Modern Çarşı tamamen yandı. “Elektrikleri kesik esnaf, aydınlatma için “çalışan” jeneratöre benzin koymaya kalkınca koca çarşı iki saatte yandı” (Sabah 25 Aralık 2003)
Sabah saatlerinde çıkan yangın, kısa sürede bütün binayı etkisi altına almış, dükkanlarda bulunan yanıcı, uçucu ve patlayıcı maddelerin ard arda patlamasıyla 250’nin üzerinde işyeri yanmış..
1929 yangını, günümüzde yerinde Ankara Belediye binası olan ve o zamanlar sebze hali olarak kullanılan yere kadar yayılmış ve ancak, yangın bombaları atılarak durdurulabilmişti. Top top kumaşların yandığı, zararın 2 milyon (!!) liradan fazla olduğu belirtilmekte tarihsel kaynaklarda..
Hasanpaşa ve Tahtakale Hamamları ile, Haseki Camisi de yangında hasar gördükleri için yıktırılmıştı. Bu kısım daha sonra doldurularak yükseltilmiş, Sulu Han’ın birinci kat seviyesinde Posta Caddesi açılmış, yanan kısma da Ulus Şehir Hali inşa edilmiştir.
Modern Çarşı için de Bayındırlık’tan ve Altındağ Belediyesi’nden 5 ayrı dalda mühendisten oluşan bir heyet oluşturulmuş ve hasar tesbiti yapılmış. Sonuç olarak yapının yangından kaynaklanan statik bir sorununun bulunmadığı, bazı kirişlerin takviyesi ile bir “Güçlendirme Projesi” hazırlanması öngörülmüş..Tüm bu işlemler doğal olarak mülk sahibi Valilik tarafından değerlendirilerek “işhanının teknik raporlar doğrultusunda tadilatının yapılıp hizmete açılabilmesi için öncelikle güçlendirme projesi dahil mimari, elektrik,...vb tüm projelerin ihale edilmesi..”.kararı alınmış 2004 Şubatı’nda..
Bundan sonra işler biraz karışık, Büyükşehir Belediyesi Valilikten Çarşı mülkiyetini devir almak için girişimler başlatıyor, karar çıkıyor, yeni bir Proje çalışmasından söz ediliyor ama ortada hazırlanmış bir proje yok.. Yürüyüşler, protestolar, davalar vb...
Burası 1/1000 ölçekli Ulus Tarihi Kent Merkezi koruma ıslah imar planı kapsamında olduğu için Hal çevresi de dahil edilerek bir plan değişikliği yapılması düşünülmekteymiş..Ama 232 işyerinde 1000’e yakın çalışanın durumu ve acil sorunları göz ardı ediliyor sanki.. Bu sorunun çözümü bir an önce gerçekleştirilmeli, Ulus üzerindeki spekülasyonlar son bulmalı, Koruma Planı uygulanması sürdürülmeli diye düşünüyorum..
• Geleceğe Yönelik Görüş ve Öneriler
Suluhan ve çevresi 1986 yılında açılan ‘’Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Yarışması’’nda ve Ulus Koruma-Islah Projesi’nde özel planlama alanı (6 No’lu Kamu Proje Alanı) olarak belirlenmiştir.
Ulus Tarihi Kent Merkezi içinde yer alan ve ‘’Tarihi Ticari Merkez’’in önemli bir bölümü olan ‘’Hal Bölgesi’’nin yeniden ele alınarak çağdaş şehircilik, koruma, yenileme, peyzaj ilkeleri doğrultusunda düzenlenmesi gereklidir.
Modern Çarşı, yangınından sonra Çarşı esnafı ekonomik anlamda büyük zarar görmüş, yapı hakkında statik raporları temiz çıkmasına rağmen halen onarıma geçilememiştir.
Bu yörede acil olarak düzenlemeyi sağlamak amacıyla;
1. Uluslar arası ve/veya ulusal planlama ve projelendirme yarışması açılabilir,
2. Davetli birkaç büroya yaptırılacak olan projeler arasında seçilecek proje uygulamaya konabilir,
3. Birkaç danışman önderliğinde Altındağ ve Büyükşehir Belediyeleri ortaklaşa bir proje gerçekleştirebilir, bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün görüş ve önerileri alınmalıdır.
Planlama Aşamaları :
1. NAZIM PLAN
1/5000 : Ulus Merkezi İş Alanları içindeki yeri ve konumu,
2. KORUMA AMAÇLI ÇERÇEVE PLAN
1/1000 : Yakın çevre ilişkilerini içeren yapısal plan niteliğinde bir ‘’Çerçeve Plan’’
3. KENTSEL TASARIM PROJELERİ
1/500 ve 1/200 ölçekli kentsel tasarım, peyzaj, kent mobilyası ve altyapı projelerini içeren projelerin elde edilmesi.
4. MİMARİ PROJELER
Hal, Suluhan, Modern Çarşı, İbadullah Camii, Sobacılar vb. mimari projeleri ölçeğinde ele alıp yenileme, koruma ve geliştirmeyi birlikte içeren mimari projelerin elde edilmesi.
5. MAKET
1/500 veya 1/200 ölçekte çevre düzenleme proje maketi, 1/100 ölçekte mimari proje maketlerinin elde edilmesi.
Bu projede;
• Halin altının otopark olarak değerlendirilmesi,
• Suluhan’ın caddenin 6 m. altında kalmış olan özgün girişi ile Hal’in bütünleştirilmesi,
• Suluhan yanındaki deve barınaklarının değerlendirilmesi,
• Sobacıların çağdaş bir halde yeniden düzenlenmesi,
• Hal’in ‘’Çiçekçiler Pasajı’’, ‘’Balıkçılar Hali’’, ‘’Sebze-Meyve Hali’’ özelliğinin korunarak, daha çağdaş, servis ve depolama sorunları çözülmüş bir yenileme projesi getirilmesi,
• Modern Çarşı’nın Hal ile entegre edilerek, çağdaş ve modern yeni bir alış-veriş merkezi olarak düzenlenmesi vb. öneriler yer almalıdır.
Umarım plansız projesiz gelişmeler yerine, hızlı ve acil önlemler alınarak korunması gerekli değerler korunarak bu yöre çağdaş bir görünüme kavuşturulur.
Kalın sağlıcakla..
18 Mart 2005, 12:21Yazan: Mehmet TunçerSevgili İbrahim Ferhat Şaşmaz,
Ulus konusu bu günlerde çok tartışılıyor ama, Ulus'un nasıl korunması ve geliştirilmesi gerektiğine ilişkin tartışmalar taa Jansen'e kadar gider biliyorsunuz. Ancak, 1980 sonrasında yapılan planlama çalışmaları ve açılan yarışmalar ile Ulus'un, korunması ve sağlıklaştırılması yolunda önemli adımlar atılabilmiştir. Beğensek de beğenmesek de Ulus'daki bazı yapılar; 1930'ların, 1940'ların, 1950'lerin ve daha sonraki mimari akımların ve modaların birer göstergesi olan yapılardır.
Osmanlı dönemi yapıları yanısıra, Erken Cumhuriyet Dönemi yapıları, I. Ulusal Mimarlık Dönemi, II. Ulusal Mimarlık Dönemi yapıları vd. yer alır. Ulus tarihsel, kentsel olduğu kadar yerin altı ile de korunması gerekli bir "Arkeolojik Sit Alanı" dır.
Ankara Tarihsel Kent Dokusunu Korumaya yönelik politikalar ve yapılan çalışmaları (1995'e kadar) Kültür Bakanlığı yayını olan kitabımdan bakabilirsiniz. ODTÜ Proje Grubu tarafından hazırlanan "Ulus Koruma Islah İmar Planı", Ankara K.T.V.Koruma Kurulu tarafından onaylıdır ve 1992'den bu yana yürürlüktedir. Bu nedenle yapılacak her türlü yeni plan, proje bu onaylı Koruma Planı doğrultusunda olmalıdır.
Aksi tutum ve tavırlar yasal olmayacağı gibi, 20 yıldır sürdürülen ve olumlu çabaların sekteye uğramasına neden olabilir. Ulus'da korumaya ve sağlıklaştırmaya yönelik daha yapılacak çok işin olduğunu, Belediyelere bu konuda çok görev düştüğü de belirtilmesi gerekli bir diğer önemli konudur.
Ankara'nın koruması ile ilgili çalışmalar için www.yapiworld.com sitesindeki yazılarıma da bakınız..
Sevgilerimle..
Mehmet Tunçer
Bütün yorumları forumda okuyun!







