Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
E-Bülten Arşivi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

XI. Ulusal Mimarlık Ödülleri Sergisi ile İlgili Mimarlar Odası Genel Merkezi'nin Açıklaması

Tarih: 1 Mayıs 2008

TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi, “XI. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri” sergisinde yer almayan eserler ile ilgili yapılan tartışmalara bir açıklık getirmek amacıyla bir basın bülteni yayınladı. Yapılan basın açıklamasında 172 eser (220 pano ile) katılım başvurusunda bulunulduğu, 35 eser değerlendirmeye sunulamadığı ve bunların gerekçeleri projelerin isimleri verilmeden sayıları ile özetleniyor.

“Mimarlar Odası, bu yıl, Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri programının XI. dönemini tamamlamıştır. Ödül töreni, Ankara’da 18 Nisan 2008 tarihinde 1.000’i aşkın mimarın coşkulu katılımı ile gerçekleşmiştir. Sergi, henüz katılım çağrısı yapıldığı tarihten itibaren yurtiçi ve yurtdışından taleplerle karşılaşmış ve ‘başarılı genç mimarların ortaya çıkmasına olan katkısının yanı sıra Türk mimarlarının yurtdışında tanıtımı’ hedefi doğrultusunda birçok kentte açılması planlanmaktadır.

1988 yılından beri 11 dönemdir gerçekleştirilen, Türkiye’nin gelenekselleşen az sayıdaki mimarlık sergi ve ödül programlarından biri olması ve güncel mimarlık üretimini yansıtmayı amaçlayan “sergi”nin her zaman “ödül”den öncelikli tutulması konularının, Oda’nın benimsediği ilkeler açısından yeniden vurgulanması gerektiğini düşünmekteyiz. Çünkü, bir süredir, sergiye katılım şartlarında açıkça ifade edilmiş gerekliliklerin yerine getirilmemiş olması nedeniyle, Seçici Kurul değerlendirmesine sunulamayan eserler konusunda spekülatif bilgiler / bilgilendirmeler kamuoyunda yer bulmaktadır. Sergi ve ödül programına ilişkin her türlü resmî bilginin yayımlandığı Oda’nın süresiz yayınları beklenmeden ve programın web sitesine başvurma gereği duyulmaksızın yapılan bu tartışmaların sürece katkı sağlamayacağını düşünüyoruz.

Web sitesinde ayrıntılı biçimde izlenebileceği gibi, XI. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’ne, 172 eser (220 pano ile) katılım başvurusunda bulunmuştur. Bu dönem, katılan eserlerin katılım şartlarını yerine getirip getirmediğine ilişkin daha titiz bir çalışma yürütülmüş ve Düzenleme Komitesi’nin yaptığı ön değerlendirme sonucunda, ödül programı öncesinde ilan edilen katılım koşullarını sağlamayan toplam 35 eser değerlendirmeye sunulamamıştır.

Bu 35 eserin değerlendirmeye alınmama gerekçeleri şunlardır:
• Ödül programının X. / 2006 döneminde aynı dalda katılan 2 eser,
• Müellifi, katılımda belirtilen kişi olmadığı tespit edilen 9 eser;
• Mimarlar Odası mesleki denetiminden geçirilmeyen 22 eser;
• Hakkında ÇED çekince raporu düzenlenmiş ve/veya Oda’nın ÇED çekincesi kapsamında değerlendirdiği bir bölgede tasarlanmış olan 2 eser.

Sonuçta, 137 eser (172 pano) değerlendirilmiş ve 8 eser ödüle değer görülmüştür.

Ulusal Mimarlık Ödülleri Seçici Kurulu’nun isteği doğrultusunda, değerlendirmeye alınmayan başvurular, gerekçeleriyle birlikte XI. Ulusal Mimarlık Ödülü yayınında özellikle belirtilecektir. Böylelikle hangi eserlerin başvurduğu ve ne gibi gerekçelerle değerlendirmeye alınmadıklarının belgelenmesi sağlanmış olacaktır.

Mimarlar Odası, sergi ve ödül programını 11 dönem / 22 yıldır yürütmektedir. Dolayısıyla, kurumsallaşmış olan bu programda değerlendirilecek eserlerin, Oda’nın savunduğu ilkeler doğrultusunda belirlenmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. Mimarlar Odası’nın mesleki denetim uygulamaları, yerel yönetimlerin veya ilgili idarenin isteğine bağlı olmaksızın sürdürülen, en başta meslektaşlarımızın hukukunu korumayı hedefleyen düzenlemelerdir; geliştirilmesi ve daha etkin hale getirilmesi her zaman gündemimizdedir.

Ülkemizde düzenlenen farklı ödül programlarının, ödüle aday olacak eserlerde, hukuka uygunluk konusunda benzer bir endişe taşımıyor olmaları, Mimarlar Odası’nın uygulamasının yanlış veya haksız olduğunu göstermez. Ayrıca, bir yapının kaliteli mimarlık hizmeti almış olmasının, o yapıdaki hukuksuzluğun giderilmesi veya perdelenmesini sağlayamayacağı gerçeğinin yanısıra, meslektaşlarımızın bunu salt bir hukuk sorunu olarak görmesi ve dışsallaştırması da özellikle üzerinde durulması ve irdelenmesi gereken bir konu olmaktadır. Hukukun, özellikle de bizi birbirimize bağlayan meslek hukukunun önemsenmesini, korunmasını, geliştirilmesini diliyoruz.

Mimarlar Odası olarak meslektaşlarımızın performansından, başarılarından gurur duyuyoruz. Gerek yurt içinde, gerekse uluslararası ortamlarda Ulusal Mimarlık Ödülleri sergilerini açıyoruz, gerçekleştirilen sunuşlarla ülkemizdeki modern mimarlık uygulamalarını tanıtıyoruz.

Dileğimiz kentlerimizin, yapılı çevremizin oluşumunda mimarinin daha etkin olabilmesi, kaliteli tasarımın, kaliteli mimarlık hizmetinin aranması ve uygulanmasıdır.”

Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 34

Yazan: brokoli"ulusal mimarlık sergisi" mi ? yoksa "mimarlar odası dostlar alışverişte görsün" sergisi mi ???
Evet malesef yukarıdaki başlığı atmak zorundayım. Mimarlar odası herzamanki gibi ne yeni mezununa ne de üyesine fayda sağlamak yerine kuralcı - yasakçı zihniyetiyle başvuruların yaklaşık %50 sini elemiştir. Gerekçesi ise vize ve ruhsat şartları....Halbuki kendileri de gayet iyi bilirler ki ülkemiz kamu kurumlarında bu tür şartlar aranmaz ve uygulamalar yapılır.....üstelik üniversiteler de bu kurumlara dahildir...ve kaçak yapı üretmezler.....gecekondu yapmazlar.....etik öğretinin yuvalarıdırlar......ileride belki de mimarlar odasında görev alacak öğrencilerini yetiştirirler !!!!!.....

Ancak yarışma jüri üyeliklerinin bile garip yöntemlerle oluşturulduğu bu kurum zaten sınıfta kalmıştır..(daha önce hiç yarışmaya girmeyen, tek varlığı odadaki aktifliği ya da akademik kimliği olan, ya da şehrin ileri gelenlerinden olup da mimarlıktan haberdar olmayan kişilerin seçilmesi)

Ulusal mimarlık ödülleri sergisi daha önceki yıllarda yorum yapabilen, insiyatifini pozitif olarak kullanan bir yarışma idi....Zaten ülkemizde mesleği ile gerçekten uğraşanlar bilirler ki tasarımdan uygulamaya geçen süreçte yapı üretmek adeta bir MUCİZEDİR....Kanımca mucize eseri üretilen elenen 70 projeye gösterdiği acımasız tavırdan dolayı Mimarlar odasını kınamaktan başka bir yol bulamıyorum....

Söz konusu sergide aynı şartlarda bu sergiye katılmış olmasına rağmen bu yıl aynı statüdeki bir çok projenin elenmesi de hukuki açıdan ele alınması gereken bir durumdur... Enteresan başka bir konu da yurt dışı projeleridir !!! (yurt dışı çalışmaları için bu şartların gerekli olmadığı ibaresidir)....
Sonuçta Somali'de ya da adını bilmediğimiz bir muz cumhuriyetinde yapılmış olan projeniz geçerli olabilir '!!!!! Ancak yurt içinde saygın kurumlarda tasarlanıp uygulanan projeler itina ile elenir......
Bu durumda yegane önerim bu yarışma ya da serginin adının yukarıdaki gibi (başlık) değiştirilmesi olacaktır.

Yazan: architect9Bu hususta yorum yapmak istemiyordum ama kısa ve öz düşüncemi söylemeden'de yapamayacağım.''Odanın saygınlığını yitirttiler''

Yazan: Omer YilmazNe demek istediğinizi anlamadım ama artık sıkıldım. Oda meselesi benim içi kapandı. Yeterince yazdım bu konuda, yaptıkları pislikleri yeterince anlattım. Anlatmadıklarım da var. Korkunç pislikler. Odayı dönüştürebilmek için bir deneme de yaptık. Olmadı. Bu denemeyi bizlere yapılan tüm uyarılara reğmen, başımıza bu pisliklerin geleceği bize söylendiği halde yaptık. Olmadı da ne oldu? Mimarlık ortamı bu odaya desteğini gösterdi. Kim ne derse desin, ne kadar pozitif politikadan bahsederse bahsetsin artık bitti. Bu forum başlığı Ulusal Mimarlık Ödülleri ile ilgili. Son yıllarda mimarlık ortamına Arkitera Mimarlık Merkezi kadar katkı sağlayan başka bir kurum var mı? Bana sorarsanız yok. Peki neden Mimarlığa Katkı Ödülü Arkitera'ya verilmedi, verilmiyor? Çünkü yöneticilerin asıl derdi kendi iktidarlarını sürekli korumak. Arkitera da bu iktidara son 5 yıldır tehdit oluşturduğu için Arkitera'ya asla ödül yok. Bırakın Arkitera Mimarlık Merkezi'ni ödüllendirmeyi Arkimeet, Arkiv projeleri kendi başlarına mimarlığa katkı ödülünü alacak projeler. Eğer biz odacı dünyası ile politik ilişki içinde olmayı, doğruları söylemek yerine pozisyon korumayı, statükoyu tercih etmiş olsaydık bugüne kadar ödülü çoktan almıştık. Peki o zaman bu ödüle, bu odaya neden değer vermeliyim. Lütfen artık bana cevap vermeyin, yeni tartışmalar yaratmayın ki gerçekten uzaklaşmak istediğim bu pis ortamdan uzaklaşayım.

Yazan: RedRapsody Arkitera bunun içinde yok. Ve ben kişisel olarak yinelemek istiyorum: Mimarlar Odası artık çöptür. Ulusal mimarlığımız da...

Yazan: Omer YilmazArkitera'nın Mimarlar Odası meselesi gündemde olduğunda nasıl bir platform olduğunu gördüm. Ortama katkı koymayan da biziz futbol stadyumu seviyesinden kurtulamayan da. E buyrun bir sonraki genel kurul için siz daha seviyeli ve ortama daha katkı koyan çalışmalarınızı yapın. Arkitera bunun içinde yok. Ve ben kişisel olarak yinelemek istiyorum: Mimarlar Odası artık çöptür.

Yazan: sept[SIZE=3]Sayın Özbay’ın üslup hakkında söylediklerine katılıyorum, “konuyu önemsiz hale getirmek” kısmı dışında. Akıp giden forum mesajları arasında bazı ölçütlerin dışına taşan ifadeleri eleştirmek konuyu önemsiz hale getirmez, tersine konuyu önemsiz hale getirebilecek düzeysizliğin önüne geçer diye düşünüyorum.[/SIZE] [SIZE=3]Neyse…[/SIZE] [SIZE=3]Serbest mimar olmadığım için sergi-ödül yönetmeliğinin yukarıda tartışılan maddesi üzerinde kesin bir yargıyla yorum yapmam çok doğru olmayabilir ancak bir kurumun kendi koyduğu kurallarına uymayan üyelerinin ürünlerine ödül vermesi ya da sergilemesi zincirinde bir hata olduğunu söylemek için galiba serbest mimar olmaya gerek yok. [/SIZE] [SIZE=3]Sorun şuradan kaynaklanıyor: Eğer kuralın doğru olduğunu savunuyorsanız o zaman yönetmeliği onaylamanız gerekir yok eğer kuralın yanlış olduğunu düşünüyorsanız bu kuralı yönetmeliğe karşı çıkarak değiştiremezsiniz. O zaman kuralı hedef alın, yönetmeliği değil. [/SIZE] [SIZE=3]Madalyonun öbür yüzüne bakarsak, mesleki denetim ya da ruhsatlandırma sisteminin tüm Türkiye’de aynı şekilde işlememesi yeni yönetmelikle yeni bir adaletsizliğin kapısını açıyor ve zaten şu an birçok şubenin çeşitli kurumlarında ya da mimarlar arasında bu sorun tartışılıyor.[/SIZE] [SIZE=3]Bu aşamada yapılması gereken şey “kahrolsun mimarlar odası” , “yönetim istifa” gibi futbol stadyumlarını hatırlatan tezahüratlar değil adaletsizliği en aza indirecek formüller üzerine düşünmek, tartışmak ve bir sonraki genel kurula güçlü bir şekilde bu öneriyi getirmektir.[/SIZE] [SIZE=3]Arkitera ve benzeri platformlar da bu tip hazırlıklar için ideal ortamlardır diye düşünüyorum…[/SIZE]

Yazan: RedRapsodyKişiler yüzünden kurumlar yıpranıyor. Bu yıpratma politikaları sonucunda mesleklerin itibarları yerlerde geziyor. Kuruma yüklenmekle, kurumu temsil eden geçici görevlilere yüklemek arasındaki ayrımı yababilecek düzeyde olduğumuzu düşünüyorum. Yoksa yıprattığınız koltuğa birgün siz oturursunuz, aşınmış kumaştan çıkan kıymıklar canınızı acıtır... Bunu yüce devletimizin her kademesinde yaşıyoruz şu günlerde. Ulusal mimarlık ödüllerinde oda denetimleri yüzünden elenenler ' Projemiz oda onayından geçseydi kesin ödül alırdık demeye başladı.' Büyük prestij kaybı böyle bir yarışma için. Bu denetim ve yapısal sorunlar çözülmezse iş iyice zıvanadan çıkacak.

Yazan: Aslı Özbaykısaca genel kurul'a ait iki izlenim aktarmak istiyorum: ilki, "ÇED yemek" diye, her söz alan delegenin ağız alışkanlığıyla kullandığı garip bir tabirdi... şubelerde "atanmış" çevresel etki değerlendirmesi komisyonunun uygun bulmadığı projeler için kullanılan oda tabiri olarak yerleşmiş besbelli! aynı "mesleki denetim" değil de VİZE demeyi tercih etmek gibi. gökhan avcıoğlu'nun bodrum'da yaptığı bir konut projesi, ÇED YEDİĞİ için sergiden elenmiş mesela. gerekçelerini çok merak ediyorum. ikincisi, neredeyse konuyla ilgili söz alan tüm delegelerin, sergi katılımlarını değil de ödülü önemsiyor oluşuydu. herkes elenenlerin özellikle ödül alamayacak olmaları nedeniyle mutlu gibiydi. ödüllerde sıkça adını duyduğumuz mimarlar için "bizim şişman kediler" benzetmesi bile yapıldı :) oda hukukunu tamamlamamış ürünlerin sadece sergilenebileceği, ama ödül almayabileceği kimsenin aklından bile geçmiyordu. çünkü bu konu bir sergi gibi değil, yarışma gibi algılanıyordu. genel kurul tutanaklarını alıp yayımlamak lazım. 2008'de odayı yönetenlerin olayları nasıl kavradığını, nasıl tartıştığını tespit etmek açısından önemli bir belge olacak.

Yazan: Aslı Özbayuslup, bir konuya katkı koymanın önemli koşullarından biri. bir şeyi "nasıl" söylediğiniz, "ne" söylemeye çalıştığınızın anlaşılmasındaki en etkili (ya da etkisiz) araç haline gelebilir. tartışmaya değer olduğu da su götürmez elbette... ama ulusal sergi ve ödüllerindeki rezaleti tartışırken, bambaşka bir eksene kayıp da konuyu önemsiz hale getirmeyi anlamak kolay değil. ben oda'nın ve başka meslek örgütlenmelerinin de hem gereğine hem önemine inanıyorum. yönetimlerin saçmalıyor oluşu ve daha doğru politikaların -bugün için- sağlanamayışı, geçmişi, gelenekleri, birikimleri olan sosyal mekanizmaların yok sayılmasını gerektirmez. aynı sergi-ödül projesindeki durum gibi: oda'nın açıklamasından "resmen" öğrendik ki 35 ürün/50 pano elenmiş. yönetim, yapılan işi "hukukun üstünlüğüne bağlılık" yaklaşımıyla açıklamaya kalkışıyor. bahsettikleri hukuk sanki "mesleki denetimi" sağlayan, mimarların hakkını koruyan, ADİL bir sürecin aracısıymış gibi demagoji yapıyorlar. mimarlık üretenlerin uymasını bekledikleri (saçmalıklarla dolu) 2005 tarihli SMM yönetmeliğini hareket noktası kabul ediyor, üyeler üzerinde kullanmayı pek benimsedikleri demir yumruk politikalarını, oda'nın düzgün işleyen her alanına sirayet ettiriyorlar. bu arada oda'nın yayın organı MİMARLIK dergisi de 3 maymunu oynayıp, bir tür "resmi gazete" hüviyetini korumayı sürdürüyor. olan biteni görmezden geliyor, karşı görüşleri yayımlamıyor ve giderek kendini küçültüyor. bu süreçler tabii ki değişecek, düzelecek... ama kolay değil, uzun zaman ve ısrarlı çaba gerektiriyor.

Yazan: septDoğru, haklısınız... Ortama katkı yapmanız gerekli değil. Ortamda her türden insan bulunabilir... "Doğru, haklısınız..." : Burada size hak verdiğimi belirtiyorum. "Ortama katkı yapmanız gerekli değil." : Bu benim değil, bir önceki mesajda sizin sarfettiğiniz ifadeden çıkan anlam. (Eğer yanlış anladıysam düzeltmenizi rica ederim.) "Ortamda her türden insan bulunabilir..." : Bu içinde olumlu ya da olumsuz bir yargı taşımayan genel bir söz. Gördüğünüz gibi içine bana ait herhangi bir yargı katmadan bu üçü arka arkaya okunduğunda benim seviyem (olumlu ya da olumsuz anlamda) değil başka bir şey ortaya çıkıyor...

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Mayıs 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
      1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31  
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı