
Kayseri Kent Merkezi ve İç Kale
Fotoğraflar: Arkitera Mimarlık Merkezi
Mimar Sinan'ın ölümünün 420. yıldönümü sebebiyle 09 - 13 Nisan 2008 tarihleri arasında "2008 Mimar Sinan Günleri" etkinliklerine evsahipliği yapan TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Başkanı Hakan Mahiroğlu ile Sinan’dan Bugüne Kamu Mimarlığı “Devlet ve Uygarlık” Konulu Afiş Yarışması’nın ödül töreninde, Kayseri’nin değerlerini, yapılan faaliyetleri ve yeni projeleri konuştuk.
Gül Keskin: Mimarlar Odası Kayseri Şubesi’nin örgütlenmesinden ve çalışmalarından bahseder misiniz?
Hakan Mahiroğlu: Mimarlar Odası Kayseri Şubesi, 1986 yılında göreve başladı. Yaklaşık 8 dönemdir bu görevine devam ediyor. Tabi ilk kurulduğunda taşra teşkilatı olarak küçük bir şubeydi, şimdiyse 401 üyesi bulunuyor. Bu üyelerden yaklaşık 220 tanesi serbest çalışan mimar, geriye kalanı kamuda ve özel sektörde ücretli çalışıyor. Mimarlık ortamını, mesleki anlamda temsil ediyoruz. Şu an yönetimde olan arkadaşlarla son 2 dönemdir görev yapıyoruz. Türkiye’de ilk defa geçen yıl en genç yönetim kadrosunu oluşturduk. Bu yıl artık ben öyle bir polemiğe girmek istemiyorum. 2 yıl geçti çünkü biraz yaşlandık (gülüşmeler). Ama tabi bu işin esprisi çünkü yaş göreceli bir kavram, insanın beyninde nihayetleniyor.
Mimarlık adına yaptığımız bir takım etkinlikler var. Bu etkinliklerin en başında da Mimar Sinan Günleri geliyor. Son iki yıldır bunu özellikle ön plana çıkarıyoruz. İlk göreve geldiğimizde Kayseri’de Genel Merkez ile işbirliği içinde, Türkiye’deki mimarlık kongrelerinin ilk ayağını oluşturan, “Mimarlık ve Turizm” başlıklı bir kongre düzenledik. Oldukça da başarılı geçti. Bu kongre bizden sonraki kongrelerin nasıl olacağına dair bir konsept oluşturdu. Herkes bu kongreyi örnek alarak bir şeyler yapmaya, en azından bizi geçmeye çalıştı. Yaptığımız her işte başarılı olduğumuzu düşünüyoruz, aldığımız tepkiler de bu doğrultuda. Bu süreçte şubemize, müstakil bir bina da kazandırdık, çok hoş bir mekan. Kendine özgü tavırları ve düşünceleri olan bir şubeyiz.
Geleceğe yönelik hedeflerimiz var, mimarlık ortamının, mimarlığın ve meslektaşlarımızın gelişmesine dair. Genel Merkez ve yakın diğer mimarlar odası şubeleriyle birlikte yapmayı düşündüğümüz bir takım projeler var. Başarı paylaşıldıkça büyür ilkesinden hareketle, biz her şeyi paylaşmak istiyoruz. Bu anlamda şubemizin faaliyetleri devam ediyor. Bugün de, yıllardır devam eden ama son iki yıldır “Mimar Sinan Günleri” olarak adlandırdığımız etkinliğin 2. Afiş Yarışması’nın ödül törenindeyiz. Yarışma artık gayet iyi bir noktaya geldi. İki yıldır Türkiye genelinden en az 120 kişi katılım gösteriyor. Siz de gördüğünüz, gayet güzel hoş eserler. Bu eserleri ve etkinliklerde alınan kayıtları yayın haline getireceğiz. Mimar Sinan Günleri hakkında bir basılı yayın oluşturmayı hedefliyoruz. Kayseri, mimarlık adına binlerce yüzyıllık bir geçmişin, kültür medeniyetinin üzerinde yer alan bir şehir ve ortamla ister istemez bir takım sıkıntıları da var. Ama bugüne kadar idare edilir şekilde kabullenilmişti. Yani çok fazla mevcut dokuya aykırı yapılaşma olmamıştı. Ama bu son yıllardaki toplu konut gelişimi maalesef Kayseri’yi de etkileyerek standart, tip ve kimliksiz binalar yığını haline getirdi. Bununla ilgili mücadelemiz düşünsel anlamda var ama uygulama anlamında çok fazla birşey yok.
GK: Çoğu ilde ve onun etkileşim bölgesindeki ilçelerde, yerel yönetimlerin planları üretme aşamasında Mimarlar Odası gibi önemli meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini sürece çok da dahil etmediklerini gözlemliyoruz. Bu konuda söz sahibi olması gereken kurumlar, üretilen projelerden çok geç haberdar oluyorlar. Kayseri’de yerel yönetimler ile olan diyalog nasıl?
HM: Planlama anlamında, 1/25000’lik planlar hazırlanırken özellikle bizim odamızı davet ettiler. Orada plancılar, Belediye Başkanı, diğer konuyla ilgisi olan katılımcılar ile birlikte, planlar hakkında kendi görüşlerimiz doğrultusunda öneriler sunduk. Mimarlar Odası olarak ilk önerimiz, Kayseri’deki inanılmaz inşaat yoğunluğunun düşürülmesine yönelikti. Plancılar da zaten yeni yerleşim bölgelerine yönelik olarak bu şekilde karar aldıklarını söylediler. Biz ilişkilerimizi genelde sadece yerel yönetimlerle değil, tüm kurumlarla sıcak tutmaya çalışıyoruz. Çünkü diyaloğa inanıyoruz. Sorunun çözülmesi aşamasında karşılıklı etkileşimin olması gerektiğini düşünüyoruz. Onun için de gerek yerel yönetimlerle olsun, gerekse de farklı disiplinlerle diyalog ortamını oluşturduk. Yani işi gererek değil, diyalogla çözmeye çalışıyoruz.

Kayseri Kent Merkezi
GK: Kayseri’nin tümüne hakim olan bir yapılaşma şekli değilse de, kent çeperlerinde yüksek katlı binaların gelişi güzel konumlandığı gözlemleniyor. Siz bu yapılaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
HM: Bundan önceki yasama döneminde "etkileşim bölgesi (hinterland)" diye bir kavram geliştirildi. Bu yasa çıkmadan önce etkileşim bölgesi dışındaki ilçelerin, Büyükşehir Belediyesi’nden bağımsız karar almaları sonucunda böyle bir gelişim yaşandı. Şimdi Büyükşehir Belediyesi’nin etkileşim bölgesi içine girmesiyle biraz daha düzene girecek. Takdir edersiniz ki Büyükşehir’deki imar durumunun diğer ilçelere nazaran daha planlı olması gerekiyor, diğer ilçeler bunu daha az sağlayabiliyor. Bu nedenle il merkezinin etrafında sizin de bahsettiğiniz bir yapılaşma gerçekleşti. Tabi bununla ilgili artık iş işten geçti ama bu yasanın çıkmasından sonra onlar bir nebze daha azalacak diye düşünüyorum.
Bu nedenle yeni çıkan Belediyeler Kanunu’nu olumlu buluyorum aslında, çünkü tamam tarihi belediyelerimiz de var kapatılanlar arasında, bunları belki niteliksel olarak ayırmak mümkün müydü onu bilmiyorum ama bu 2000’den az nüfusa sahip olan yerler, kendi iç masraflarını karşılamaya çalışırken bir taraftan da imar planı kararları alıyor ve uyguluyor. İmar adına karar alıp uygulamaları, kendi bütçelerini, kendi prestijlerini koruyamazken mümkün değil bana göre. Tabi ki buna karşı çıkılabilir ki bu da zaten demokrasinin gereğidir ama ben olumlu görüyorum. Bu tabi benim kendi şahsi fikrim.
GK: Nüfusu 2.000’den az olan ilçelerin yanı sıra, bir de merkeze 15 km mesafede yer alan belediyeler de Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimi sınırlarına içine alınıyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
HM: Plan bütünlüğü olması adına olumlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü öyle durumlar oluşuyor ki, kimi zaman siyasi sebeplerle, kimi zaman da iş bilmezlikten çok farklı kararlar alınabiliyor. Yolların bile kesişmediği olabiliyor zaman zaman. Bunu önlemek ve plan bütünlüğü oluşturulması açısından bu kararın olumlu olduğu görüşündeyim.

Ağırnas
GK: Kayseri’de, kent merkezindeki tarihi dokuya odaklanan bir mimari yarışma süreci devam ediyor şu anda: Kayseri İç Kalesi'nin Korunarak Kültür ve Sanat Ortamına Dönüştürülmesi için İki Kademeli Ulusal Mimarlık Yarışması. Bundan da biraz bahsedebilir misiniz? Yarışmanın kente ne gibi katkılar sunması bekleniyor ve şimdiye kadarki katılım ne düzeyde?
HM: Tarihi İç Kale binlerce geçmişi olan bir alan. Bu alan zaman içerisinde farklı farklı fonksiyonlara bürünmüş. Tabi ilk olarak savunma amaçlı olarak inşa edilmiş daha sonrasında ise kimi zaman konut olarak kullanılmış, kimi zaman da boş kalmış. En son gelinen süreçte de çok niteliksiz, demir barakalarla kurulu bir ticari kimliğe sahip. Şehrin merkezinde böyle bir yapılaşma herkesi rahatsız ettiği gibi Büyükşehir Belediyesi’ni de rahatsız etti. İlk olarak burada bir kültür-sanat projesi yapılması fikriyle ortaya çıkıldı, biz de tabi bu konuda destek olduk kendilerine. Bu anlamda bir yarışma açılması önerildi. Bu yarışma sonucunda buraya Kültür ve Sanat Merkezi yapılması düşünülüyor. Tabi bu yarışma gerek jüri oluşumu açısından, gerekse de işleyiş açısından oldukça verimli çalışıyor. Şu ana kadar gayet güzel bir katılım var, alınan dosyalardan biliyoruz. İyi bir sonuç çıkacağını da umuyorum. Çünkü bu kadar tarihi bir çevrede kültür ve sanata odaklanarak işin ticaretten arındırılması zaten başlı başına hoş bir düşünce. Buna bir de mimari proje yarışması ile odaklanıp, bunun neticesinde çıkacak projeyi gerçekleştirmek bana inanılmaz büyük bir düşünce gibi geliyor.
GK: Bugünün Mimar Sinan'ı Anma Günü olması nedeniyle biraz da Ağırnas’ta yapılan çalışmalardan bahsedelim isterseniz. Bugünkü etkinliklere ciddi bir katılım vardı. Siz Ağırnas’ta yapılan etkinlikler ve ÇEKÜL Vakfı’nın verdiği destekle ilgili neler düşünüyorsunuz? Sürdürülen çalışmaların ileride Kayseri kenti ve mimarlık üzerinde ne gibi yansımaları olabilir?

Mimar Sinan Evi
HM: Zaten düşünüldüğünde, Türkiye’nin dünyaca bilinen çok fazla ismi yok. Ağırnas ise dünyaca bilinen isimlerden birini çıkarmış kendi halinde küçük bir kasaba. Fakat bugün de gördünüz, altı binlerce yıllık geçmişe sahip yeraltı şehirlerinden kurulu, üstü de son zamanlarda burada geliştirilen taş ustalığı sebebiyle yapılan yapılaşma ile var olmuş bir yer. Sanırım Oktay Ekinci demişti bu sözü: “Böyle bir yerde yaşayıp da mimar olmamak mümkün değil”. Karşınızda Erciyes, evinizin altında binlerce odalardan oluşabilecek bir yeraltı şehri, üstünde inanılmaz bir taş ustalığı ile yapılmış evler. Şimdi burada Mimar Sinan olunmaz da ne olunur?! Ama biz bunu işleyemiyoruz. Çağımız teknoloji çağı ve bu çağda insanlar artık teknolojiye son derece doymuş durumdalar, artık sonu yok gibi geliyor. Bundan sonra ne yapılabilir ki soruları sorulmaya başladı. Bu soruların sorulduğu anda da, insanlar artık geriye dönüp bakmaya başladılar. Geçmişe duyulan özlem ya da merak dersiniz ama sonuç itibariyle böyle bir değerimiz var. İnsanlar bu soruyu sorduklarında, bu sorunun karşılığı olarak Ağınas’ı koruyabilirsek inanılmaz bir sinerji yaratabileceğiz. Bunun reklamının yapılması gerekli. Ağırnas bizim elimizde bulunan bir değer, sadece Ağırnas değil Kapadokya bölgesi zaten bir değer, Anadolu uygarlıklar beşiği. Bugünkü konuşmasında Oktay (Ekinci) Bey de ifade etti, bizim geçmişimiz 13.000 yıl. En bildiğimiz Amerika 400 yıl önce keşfedildi, 300 yıl önce uygarlık oluşmaya başladı. 13.000 yıllık geçmişi olan bir ortamda ister istemez farklı bir tutum bekleniyor. Ama maalesef biz bu değerlerin kıymetini bilmiyoruz. Umuyoruz ki bir gün bu değerlerin kıymeti anlaşılır, dünyaya da bunlar anlatılarak burda bir paylaşıma açılır, çünkü bunlar dünya değerleri.
Geçtiğimiz günlerde Nafi Çil hocamız da bizi ziyarete geldi, Ağırnas’a götürdüm kendisini, hayran kaldı. Dünyada neredeyse gezmediği yer kalmamış, Anadolu’ya yeni açılmış, diyecek kelime bulamadı. Bu bağlamda umarım Ağırnas ve Anadolu hakettiği değeri görür ve dünyaya açılır.
GK: Mimarlar Odası Kayseri Şubesi olarak ileride gerçekleştirmek istediğiniz projelerden de biraz bahseder misiniz?
Tabi ki sonsuza kadar hayal kurmak mümkün. Kayseri Mimarlar Odası olarak bugüne kadar iyi şeyler gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz, en başta iyi niyetliyiz. Mimarlık adına her şeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz Tabi ki bazı eksik yanlarımız da var. Bir taraftan bunları gidermeye çalışırken, bir taraftan da yeni ufuklara doğru yol almak istiyoruz ama önemli olan mimarlığın bir noktaya gelmesi. Bizim yapmış olduğumuz etkinlikler ile mimarlık bir yol alıyorsa, bizim için önemli olan bu. Yaptığımız çalışmalarla da sanırım bunu sağlıyoruz, yeni açılımlar yaratıyoruz. Bunun neticesinde de üyelerimizden ve çevreden aldığımız tepkiler de oldukça olumlu.Konuyla İlgili Linkler
- Mimar Sinan Evinde Düzenlenen Etkinliklerle Anıldı
- Kayseri İç Kalesi'nin Korunarak Kültür ve Sanat Ortamına Dönüştürülmesi için İki Kademeli Ulusal Mimarlık Yarışması
28 Temmuz 2008, 15:12Yazan: alpartneden profillere dışarıdan yama yapılıyor? Bunun statik açıdan katkısı ne olur? Bu ve benzeri sorular çok soruluyor,sürekli de cevapları veriliyor,buna rağmen ısrarla sorulması,dedikodu yapılması kime ne fayda sağlıyor anlamadım.Aynı konuyla ilgili bütün yayın organlarında,sitelerde cevaplar var.Cevabını bildiğiniz konularda neden soru soruyorsunuz anlamak güç.
10 Temmuz 2008, 23:16Yazan: RedRapsodyneden profillere dışarıdan yama yapılıyor? Bunun statik açıdan katkısı ne olur?
10 Temmuz 2008, 10:33Yazan: Burcu KarabasKayseri Şehir Stadyumu'nun ana mafsallarını taşıyan tali taşıyıcı kolonlar indirilmeye başlandı. Yeni Şafak'ta yayınlanan habere ulaşmak için tıklayın.
2 Temmuz 2008, 10:43Yazan: RedRapsodySayın Ayşe Nihan hanım, sayın Eternity uzun süredir Kayseri de bulunamıyorum, stadyum projesi hakkında bir bilginiz var mı acaba? Şantiyenin durmu ve detaylarla ilgili fotoğrafları paylaşabilirseniz mutlu oluruz.
29 Mayıs 2008, 16:32Yazan: alpartUğur Tanyeli'nin şubat 2007 Arredamento Mimarlık Dergisindeki başyazısından aynen aktarıyorum,okumayanlara da tavsiye ediyorum; Türkiye'de kimlik ve özellikle de kimlik kaybı merkezli mimarlık söylemleri bitmez tükenmez bir ilgiye mazhar olur.Örneğin,biz Türkler kimliğimizi yitirme tehlikesiyle yüzyüzeyizdir;kimliğimizi yitirmişizdir;kentlerimiz kimliğini yitirmektedir;sahte kimlikler peşinde koşmaktayızdır;gerçek kimliğimiz bu değildir.Hepsinin olağan sonucu da mimarlığımız kimliksizleşmektedir.Durumdan vazife çıkarıp,onu yapının mikro ölçeğinden kentin makro ölçeğine dek "gerçek" kimliğimizi yansıtacak hale getirmemiz gerekir. Her yeni kuşaktan sayısız insan bu ve benzeri söylemlerin altına imzasını atmakta tereddüt etmez.Ne var ki,kolay ikna eden,bildiği gerçeği dile getiren,altına düşünmeksizin imza atılan her sözün biraz düşünülünce "içeriksiz" olduğu farkedilir.Bazense içeriği gözüktüğünden farklıdır. .......................................................... Sonuç bölümü; "Kimliğimizi doğru yansıtan bir mimarlık yaratmak,sahte kimliklerden sıyrılmak" gerektiğini söyleyen herkes,ne denli tehlikeli bir söylemin kapısını açtığını umarım bir gün gelir kavrar.Ne yazık ki bu gibi özcü söylemlerin kapısı açıldığında,sonuçlar hemen daima Pnadora'nın kutusunu açmak gibidir.İyi niyetli meraklılar açarlar ve devasa toplumsal yıkımlar pahasına da olsa,onu bir daha kapatmak kolay kolay mümkün olmaz.Kısacası,mimarlıktan kimlik bağlamında konuşmak "en hafif deyişle" seyrek olarak masum bir edimdir.
2 Mayıs 2008, 12:14Yazan: Eternity-arkadaşlar ben de kayseri de mimarlık yapıyorum,stadı ve terminali çizen gruptan tanıdıklarım var,bunlar kendini aşmaya çalışan,iyi işlere imza atmaya çalışan bi grup,bahadır kul ve alper aksoy çok çalışarak ofisi iyi yerlere taşımaya çalışıyor,her ne kadar bu insanları sevmesekte,projelerini beğenmesekte,red rapsody gibi kalitesiz proje,sipariş proje deyimlerini kullanmayı mimar olan birine yakıştıramıyorum,bi projenin kalitesini,kalite kontrolünü TSE gibi vazife edinip böyle söylemek açıkcası etik değil,ayrıca bütün mimarlar siparişle proje hazırlıyor,ben de öyle hazırlıyorum,başka nasıl olabilirki,gereksiz önyargılar malesef iyi bi eleştiri olacakken kötü bi linç girişimine dönüşmüş,bunlara katılmam mümkün değil........
16 Nisan 2008, 12:51Yazan: ayşe nihanofiss mimarca kayserinin hatta türkiyenin genel mimarlık ofisi işletim sisteminden farklı, -yaptıkları işler beğenilir beğenilmez ayrı mevzudur-ama özenli olduğu, kendini aşmaya çalışan, literatür takip eden, mimarlık yapmaya gayret eden bir mimarlık ofisidir. yaptıkları işlerde eleştirilmeye açık olmaları gerektiği hiç kuşkusuz ortadadır. herhangi bir konut projesi değildir ürettikleri. bir kentin bir daha uzun yıllar yenilenemeyecek ölçekte ki üç ana kompleksini kendileri tasarlamışlardır. stadyum, terminal ve kongre merkezi.. kimilerine göre tecrübesiz mimarlık ofislerine bu ölçekte yapılar ürettirmek sakıncalı olabilir ama bana kalırsa genç zihinlere güvenmek faydalı olabilir. olmuş mudur, o da ayrı bir mevzudur. projelerin yarışmalarla alınıp alınmaması konusu sıkıntı verici fakat bu direkt olarak mimarlık ofisinin sorunu değildir. hangi mimarlık ofisi bu işler kendilerine bir şekilde şans verilse, ben bu işi yapamam, yarışma açılmalı falan gibi şeyler söyler ki.. bu işlerde yarışma yapılmaması esasında işverenin yani yerel yönetimin sorunudur. ki bence tüm kente hizmet edecek, devlet elinden verilen işlerde yarışmayla görevlendirme şarttır.
15 Nisan 2008, 13:38Yazan: Gül Keskin[SIZE=2]"13.000 Yıllık Geçmişi Olan Bir Ortamda İster İstemez Farklı Bir Tutum Bekleniyor"[/SIZE] Mimar Sinan'ın ölümünün 420. yıldönümü sebebiyle 09 - 13 Nisan 2008 tarihleri arasında "2008 Mimar Sinan Günleri" etkinliklerine evsahipliği yapan TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Başkanı Hakan Mahiroğlu ile Sinan’dan Bugüne Kamu Mimarlığı “Devlet ve Uygarlık” Konulu Afiş Yarışması’nın ödül töreninde, Kayseri’nin değerlerini, yapılan faaliyetleri ve yeni projeleri konuştuk. Habere ulaşmak için tıklayın.
17 Mart 2008, 18:57Yazan: RedRapsodySöz Konusu projeler hakkında eleştirilere cevap 2. bölüm. Bu forumu takip eden mimar yok mu Kayseri'de. Mahalle'nin teneke çalan delisi durumundan sıkılmaya başladım....! ..............sadece imalı konuşmalar moral bozuyo,2 sene boyunca sürekli olarak araştırma yapıp bizzat çizip uygulattıktan sonra o kadar emegi bi kalemde hiçe saymak insafsızlık, daha 2 sene önce yanılmıyosam mimarlar odası,belediye,üniversite ve diğer okullardan jüri üyelerinin olduğu bi yarışma yapıldı,2 sene geçti bina gerçekleşemedi,sadece belediye yapmadı dikkat et,bırakın onu uygulama projesi dahi çizilemedi, mimarlar odası için seçimin olacagı ve yönetim listesi bize songün haber verildi,aslında biz kurulda yer alamk istiyoduk,ama mevcut yönetim ve yandaşları 8 mimarın oldugu bir ofisten bu kadar büyük iş yapmış bu ofisten hiçkimseyi bırakın yönetime,alt krullara bile yerleştirmediler,bu konuda bizzat başkana bizi izole etmek istiyosunuz anlaşılan diye eleştiri yaptım,ama bu şehrin derdi mimarlık diil onu anladım,biz kayseride hangi ofisin ne yaptıgını ne yapacagını merak etmiyoruz,ama herkes bizi merak ediyo ve sürekli eleştiriyo, terminal konusunu sölemiştim sanırım,o proje 5 projenin içinden seçildi,6 mimarın olduğu kurul seçti,bizi sürekli eleştiren begenmeyen mimarlar seçti, diyosunki binada çok kolon var,aslında o binanın çatısı çelik tasarlandı,uzay kafes,bunu azcık mimarlıktan anlayan görebilir,fakat geçmişte belediyenin fuar içine yaptıgı expo center da uzay kafes çatı çöktüğü için projeye son anda müdahele oldu ve uzay kafesten betonarme sisteme döndü proje.buna rağmen betonarmenin sınırlarını zorlayıp mümkün olan en büyük açıklıkları geçtik,malesef o kolonları bizde istemedik,biz de sevmiyos.. diğer taraftan planlamayla ilgili yorum yapmışın,işletmeci firmalar hiçbir eksik bulamadı,dikkat et,işletecek firmalar eksik bulamadı,onun dışında bu tür gar vs binalrının plan tipolojilerine bakarsan ortada hol ve yanlarda yardımcı birimler yer alır,geleneksel bi tipolojidir,tesadüfi değildir,hamlıktan ziyade çok net ve yalın olmasını istedik,herkesin anlıycagı bir şekilde yapmak istedik... ............................................................................................................................................................... diğer taraftan bizim binanın bütün cephesi kompozit değil,yarısı taş,anlaşılmıyo sanırım,giydirme cephe diye bişey söylemişin,bizim cephe giydirme değil,daha doğrusu hacmi giydirmiyoruz,arkada yalancı duvarlar yok,ve kullandıgımız dograma ve sistemler hepsi hesaplanıp ona göre ebatlandırıldı,biz iç hacmin köhne karanlık ve kuytu kalmamasını istedik,bu yüzden fazla ışık almasını ve şeffaf olmasını istedik,buna giydirme cephe firması cephe tasarladı demek komik bi söylem kusura bakma,binanın yüksekliği faza olduğu için yatay etki yaratsın 1-2 oranı kullandık,hem taşta hem cam cephelerde,bunları basi,te indirgeyip ne düşünüldüğünü bilmeden firma tasarladı demek kolaycılık olsa gerek,bu açıklamaları aslında arkiteraya koysan sevinirim,ilk açıklamayı koymuşun,bu sonuda koyarsan sevinirim...........................................................................................
15 Mart 2008, 18:33Yazan: RedRapsodyÖğrendim. Projeler Ofis Mimarca tarafından projelendirilmiş. Onların bu işle ilgili çalıştığını biliyordum, ama ben öneri sunuyorlar sanıyordum. Tamamını onlar projelendirmiş. Daha önce kongre merkezi yaptıklarını biliyorum. Terminal binası da onlara verilmiş anladığım kadarıyla. Ofisin başında 6-7 yıl tecrübesi olan tamamı genç mimarlardan kurulu bir ekip. Ben de bu ofisi Kayseri de olduğum günlerde ziyaret etmiştim. Açık konuşmak gerekirse , ofisi beğenmiştim. Kayseride ki birçok mimari büroyu gözönünde bulundurunca, daha modern ve sistemli çalışan bir büro izlenimi vermişti bana. Yine de bu ölçekte büyük bir proje konusunda uzman mimari bürolara verilir genelde. Yani stadyum konusunda çalışan , daha önce stadyum yapmış ofislere verilir. Muhtemelen de yurt dışından bir büro ile çalışılır. Yada bir yarışma açılır ve konunun uzmanlarından kurulu bir jürinin değerlendirmesiyle karar verilir. Şık olan buydu. Bu tür büyük işler yapılırken yarışma açılması en şık olanıdır aslında. O stadyum belediyenin değil Kayseri'nin malı olacaktır... Ayrıca Stadyum İnşaatı İhalesini alan firmalar kimlerdir ve daha önce stadyum yapmışmıdır? Bunlar ciddi biçimde sorgulanması gereken konular. Mimar Sinan'ın , Merih Karaaslan'ın kentinde bu işler daha sıkı olmalı diye düşünüyorum. Örnek olmalı... Türkiye'de yarışmalar şaibelere bulaşmışken , 'AB' ye girdik diyen Kayseri, bu konulara da dikkat etmeli, örnek olmalı... 2006 da , öğrenciyken yazdığım yazı.
Bütün yorumları forumda okuyun!










