Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKITERA EGITIM MERKEZI

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Söz Sahibi Aktörler Gebze’nin Sorunlarını Tartıştı

Tarih: 8 Nisan 2008 Yazan: Gül Keskin - Arkitera.com

Çoban Mustafa Paşa Külliyesi
Fotoğraflar: Gebze Belediyesi


Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE) Çayırova Kampüsü’nde 4 Nisan 2008 tarihinde düzenlenen, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili İlyas Şeker, Gebze Belediye Başkan Yardımcısı Zinnur Büyükgöz, Yard.Doç.Dr. Murat Yıldız, Dr. Elif Özlem Aydın ve TMMOB Gebze Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Salim Ünsür’ün konuşmacı olarak katıldığı panelle Gebze’nin sorunları masaya yatırıldı. “Sorunlarıyla Değerleriyle Gebze’yi Tartışıyoruz” başlıklı panel GYTE Rektörü Prof.Dr. Alinur Büyükaksoy’un yaptığı açılış konuşması ile başladı.

GYTE Mimarlık Bölümü Başkanı Prof.Dr. Tülay Esin’in yürütücülük görevini üstlendiği panelin 1. oturumunun ilk konuşmacısı Özlem Aydın oldu. Gebze’nin kentsel kimlik bileşenlerine odaklanan konuşmasında Aydın, Gebze’de 60’lı yıllara kadar daha çok tarım faaliyetlerinin yürütülüdüğünü, 60’lı yıllardan sonra ise bölgeye olan sanayi yatırımlarının artmasının etkisiyle kentin önemli oranda göç aldığını dile getirdi. 1960'lı yılların sonlarına doğru yapılan imar planlarıyla yerleşimin gelişimine yönelik olarak önlemler alınmaya çalışılmasına rağmen, hızlı nüfus artışının engellenemediğini vurgulayan Aydın, 70’lerde ciddi altyapı eksiklikleri ve gecekondulaşmaya neden olduğunu, günümüzde de gecekondulaşmanın neden olduğu çarpık kentleşme nedeniyle, Gebze’nin stratejik önemiminin getirdiği kentsel hizmetleri sunmasına engel teşkil ettiğinin altını çizdi. Gebze’nin sanayi bölgesi olarak gelişmiş, kıyısı bulunan, deprem riski altındaki bir kent olarak tanımlanabilineceğini belirten Aydın konuşmasını, Gebze’deki çarpık kentleşmeyi gözler önüne seren fotoğrafları yorumsuz sunarak tamamladı.



Aydın’ın ardından sözü alan İlyas Şeker, 2004 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyesi Kanunu’yla birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim sınırlarına dahil olan Gebze Kent Merkezi ve köylerine ilişkin gerçekleştirilen altyapı, üstyapı yatırımları ve sosyo-kültürel yatırımlardan bahsetti. 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı tamamlanan Kocaeli kent bütününde, Gebze’ye şimdiye kadar sanayi ağırlıklı bir rol biçildiğine dikkat çeken Şeker, yeni hazırladıkları planlarda ise bu bölge için ilave sanayi alanlarının önerilmediğini, bunun yanında turizm yönüyle ortaya çıkan bir Gebze hedeflediklerini belirtti. Bugün 505.681'lik nüfusa sahip Gebze ilçesinin yapılan projeksiyon hesaplarına göre 2025 yılında 1.800.000 nüfusa ulaşmasını beklediklerini söyleyen Şeker, hazırladıkları bu planlarda Organize Sanayi Bölgesi (OSB) dışında gelişmiş olan sanayilerin 10 – 15 yıl için OSB’lere taşınacağını, boş alan bu alanların da yenilenerek Merkezi İş Alanları (MİA)’na dönüşeceğini öngördüklerini belirtti.

Gebze’nin bugüne kadar sahip olduğu potansiyelleri yeteri kadar ön plana çıkartamadığını dile getiren Şeker, Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bir takım yatırımlarla bunu bir ölçü de olsa kırdıklarına ve Gebze’deki değerlerin daha çok duyulmasını sağladıklarına dikkat çekti. Şeker’in bu yatırımlara örnek olarak gösterdiği projelerden biri de Türk müzeciliğinin kurucusu kabul edilen arkeolog, müzeci ünlü ressam Osman Hamdi Bey’e ait konaktı. Restorasyon çalışmaları belediye tarafından tamamlanan konak, 2006 yılında müze olarak hizmete açıldı. Benzer şekilde 1997 yılında temeli atılan fakat yapımı bir türlü tamamlanamayan Gebze Yeni Kültür Merkezi’ni de tamamladıkların ifade eden Şeker, ileriki günlerde hayata geçirilmesini hedefledikleri iki önemli projeyi de dinleyenlere aktararak konuşmasını tamamladı. Bu projelerden ilki oldukça geniş bir bölgenin rekreasyonel amaçlı olarak yeniden düzenlenmesini öngören Eskihisar Sahil Projesi, diğeri ise Gebze Terminal Binası’ydı. Gebze Terminal Binası projesine ait bazı modellerin ekrana yansıması, projenin ileriki günlerde ihaleye açılacağının da belirtilmesine rağmen Terminal Binası projesinin tasarımının nasıl elde edildiğine ilişkin her hangi bir açıklama gelmemesi ise dikkat çekiciydi.


Osman Hamdi Bey Konağı

Panelin ilk oturumumun son konuşmacısı olan Salim Ünsür, Mimarlar Odası’nın mimarlık mesleği, kente ilişkin görev ve sorumluluklarını tanımladıktan sonra, kent genelinde dayatılan kurallar nedeniyle standart ve şablon tipi binaların ortaya çıktığını, bu durumun da çarpık kentleşmenin en net göstergesi olduğunu vurguladı. Plan dip notlarında, zemin oturumu ve bina yüksekliğine dair getirilecek yeni düzenlemelerle bunun önüne geçilebileceğini dile getirdi. 2006 yılında yapılan konut ve sanayi projeleri toplam 2.314.000 m2 iken, 2007 yılında bu projelerin %20 artış gösterdiğini, fakat bununla birlikte ortaya çıkan teknik ve sosyal altyapı ihityaçlarının ise tam olarak karşılanamadığını belirtti. Ünsür konuşmasını, belediye tarafından yapılması öngörülen Sahil Projesi’nin bir an önce uygulamaya konmasını; yapılan yeni imar planı düzenlemelerinin, bölgede yatırımlar ve sosyal donatı alanlarını arttırmasını, Gebze’nin kent merkezi olarak anılması için önemli projelerin hayata geçirilmesini temenni ettiklerini ifade ederek tamamladı.

İlk oturumun ardından verilen kısa ara sonrasında toplantının ikinci oturumu Yard.Doç.Dr. Murat Yıldız’ın konuşması ile başladı. Yıldız, “Gebze’nin sahip olduğu kaynakları, net bir şekilde mekana yansıtamamasının içinde ciddi bir sorun olduğunun hepimiz farkındayız. Kentsel kimlik oluşturmanın en önemli şartlarından bir tanesi kent merkezi kavramıdır. Bugün birçok çağdaş kent bilim anlayışının özünde, kent merkezinin mekanla ve kentle bütünleşmiş dokusu büyük önem taşımaktadır. Bu genel yapı itibariyle çağdaş ülkelerin kentsel merkez tanımlarına baktığımızda, tek merkezli veya çok merkezli kavramlar içerisinde özetlenebilecek bir anlayışla mekansal devrimin gerçekleştiğini görebilmekteyiz. ‘Kent merkezi’ adı altında tanımlanmış, sosyal, kültürel, rekreatif, sportif kullanımların odaklandığı, her türlü kullanımlardan birer parça içeren ve bir anlamda kentin kalbi niteliğindeki bu alanların teorik altyapısı kent bilimine, ülkemizdeki şehirlerin farklı bir içerikle destek verdiğini düşünüyorum. Bu benim biraz da ironik tabirimle ‘yok merkezli kentler’. Ülkemizdeki kent örneklerine baktığımızda, çağdaş kent örnekleri ile karşılaştırdığımızda, bir merkez kavramından uzaklaşmış, keyfi gelişen kendi iç dinamiklerini, kendi mekansal organizasyonu ve sonuçlarına göre düzenlemiş bir şehircilik anlayışının kent merkezlerine de doğrudan yansıdığını görebilmekteyiz. Gebze’nin en önemli özelliklerinden bir tanesi sağlıklı, sürdürülebilir, çağdaş bir kent bilim ilkesi anlayışı içerisinde, kent merkezinin bu bahsettiğimiz stratejik olarak mekanın sağlıklı bir şekilde insan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik açılardan doyum noktasına ilerleterek gündeme getirmektir. Belki de şu anda Gebze’nin en önemli ihtiyaçlarından bir tanesi, bir kent merkezi kimliğinden oldukça uzaklaşmış 'kentsel mekan' kavramını, bu kent kimliği içine dahil etmektir.” sözleriyle başladığı konuşmasına, “Biz akademisyenlerin, yerel yöneticileri çok acımasızca eleştirdiği konular var gerçekten. Ama aynı zamanda haklarını teslim etmeyi de doğru buluyoruz. Bu anlamda Gebze Belediyesi’nin tarihi kent merkezi odaklı bir kentsel tasarım yarışması başlatmasını, bu sürece üniversitemizin 4 tane değerli öğretim üyesinin katılımıyla bir proje yarışma stratejisi içerisinde geliştirerek sonlandırılmasını takdirle karşıladığımızı da ifade etmek istiyorum. Kent merkezini stratejik olarak sınırları belirlenmiş çalışmaların önümüzdeki dönemlerde Gebze’nin çağdaş bir şehircilik anlayışıyla gelişebilmesi adına önemli bir mesaj verecektir, uygulamalarını hep birlikte göreceğiz tabi ki” yorumuyla devam etti.



“Bir kentin genel kavramları itibariyle en önemli sorunlarından bir tanesi de ulaşım kavramı olarak karşımıza çıkıyor” diyen Yıldız, “Bu yaklaşımlar genel olarak Gebze ilçesi özelinde değil ülkemizin genel sorunlarından bir tanesi. Bizler bir A noktasından bir B noktasına en az enerji harcayarak, en verimli ulaşım stratejini oluşturmaya odaklanmış kentsel ulaşımın, en önemli sorunlarından bir tanesinin insan odaklı bir kentsel gelişim stratejisinin özünde yansıtılmaması olduğunu kabul ediyoruz. Kent ulaşımı dediğimiz kavram artık yaya odaklı kentsel ulaşım sürecinin bir parçası olmaktan oldukça uzaklaşmış durumda. Bizler mesleki anlamda ulaşım türlerinin desenlerinin belirlerken, yaya bisikletli gibi yenilebilir enerji kaynaklarına odaklanmış, daha sonra toplu taşıma ve özel araç taşımacılığı şeklinde özetlemeyi daha doğru buluyoruz. Gebze’nin bugünkü ulaşım sorunları açısından da gerçekten özel araç sahipliğini destekleyeni teşvik eden bir yapıda olduğunu söylemek mümkün. Ama biz akademisyenler artık çok iyi biliyoruz ki, ne kadar genişletirsek genişletelim, ne kadar çok kavşak yaparsak yapalım, yollar yeterli olmuyor. Çünkü araç sahipliği de artıyor ve yapılan altyapı yatırımlarının yetersiz kalmasına neden oluyor. Bu yüzden altyapısı olmayan bir stratejinin de kentlere yansımasının mümkün olamayacağı da gayet açıktır. Gebze kentinin yeni gelişme stratejileri açısından yaya odaklı bir tasarım biçimlerinin desteklenmediğini söylemek mümkün değil ancak yeterli olmadığını da sanırım hepimiz kabul ediyoruz. Aynı şekilde kent merkezinde yaya bölgelerinin ciddi bir yaklaşımla tasarlandığını ancak bunun uygulamaya geçtiğinde gerçekten önemli aksaklıklarla karşı karşıya kaldığını da kabul ediyorum.” diyen Yıldız konuşmasına, “Kentlerde dönüşüm kavramına geldiğimizde ise, elbette kent mekanın zaman içerisinde ihtiyaçların karşılamaya yönelik olarak yeniden düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak ülkemizdeki en büyük handikaplardan bir tanesi de ne olursa olsun kentsel dönüşüm anlayışının benimsenmiş olmasında yatıyor. Gerçekten de bizler şu anda sahip olduğumuz kentleşme desenlerinin olumsuz faktörleri, hızlı bir şehircilik anlayışıyla her ne kadar da sağlık, güvenlikli konut üretimini yansıttığını düşünsek de, çağdaş ülkelerden alınabilecek çok önemli dersler olduğu kanaatindeyim. Bu anlamda Salim Ünsür’ün kibrit kutusu tarzındaki gelişmelerin bütün kentleri yansıttığına yönelik olarak yaptığı yoruma aynen katılıyorum.” sözleriyle devam etti.



Yıldız, Büyükşehir Belediyesi tarafından getirilen yeni plan düzenlemelerine yönelik eleştirilerini ise şu sözlerle dile getirdi.“Gebze’ye baktığımız zaman 2025 yılında hedeflenen nüfusun 1.800.000 kişi olduğunu duyunca insan hayrete düşüyor. Toplam alanla kıyasladığınızda insan da gerçekten soru işaretleri uyandırmıyor değil. Netice itibariyle nüfus yapısına bakıldığında 1985’ten 2005’e yaklaşık 400.000lik bir nüfus artışı varken, 2025’te 1.500.000’a yönelik bir artışın bu kaynaklarla sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını biz çok iyi biliyoruz. Hemen döndüğümüzde de acaba 1/50.000 ölçekli üst plan kararlarında mı bir ikilem var diye sorgulamaktan kendimizi alamıyoruz. Netice itibariyle baktığımız zaman çok net bir şekilde aktarıldığı gibi sanayi sektörünün gelişiminin bir anlamda önünün kesildiği bir dönem öngörülüyor plan açısından. Üniversite, sağlık, turizm gibi fonksiyonların değerlendirildiği, zenginleştirildiği bir plan yaklaşımı var önümüzde. Bununla birlikte ulaşımın Marmara ile ilişkilendirildiği bir kentsel gelişim öngörülüyor. Bu süreçte de 1.500.000 milyonluk bir nüfus artışıyla sağlıklı, sürdürülebilir sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz biz şehir plancılar. Burada tahmin ediyorum bazı aksaklık ve sıkıntılar var. Siz ne kadar nüfusun artışı öngörürseniz görün elinizdeki kaynaklar belli. Tabi ki kentsel kaynakların farklı noktalara ağırlık verilerek kullanımı bir zorunluluktur ama bunu nasıl yapacaksınız. Yerel yönetimimizin web sayfasında yer verilen faaliyetleri incelediğimizde, gerçekten yolun üst yapısı, altyapısı, çöp depolama alanlarının düzenlenmesi, toplu konut çalışmaları, çeşitli mekanların düzenlenmesi gibi bir iş programı desenine baktığımızı, bu 1.500.000 nüfusun ihtiyaç duyduğu alt ve üst yapıyı asla ve asla gerçekleştiremeyeceği bir sonuç görüyoruz. Tabi ki bu kaynakları dengeli kullanmak için elimizde bir takım stratejiler mutlaka olmalı, kent içindeki açık alanların, açık ve yeşil alan olarak değerlendirildiği, kentte atıl durumdaki açık alanların kentin hizmetine sunulması için bir takım projelerin hazırlandığı, yapı desenlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde kullanıldığı, tarihi çevreyle uyumlu konseptlerin benimsendiği, yaya ve bisikletliye öncelik veren ulaşım türlerinin desteklendiği bir strateji ile eldeki kaynakların dengeli kullanılabilme ihtimali vardır”.


Jean Nouvel'in Nemausus Yapısı

“Çağlar boyunca kentler hızlı bir değişim yaşıyor ve bizler de bu değişimin birer parçası olmaya devam ediyoruz. Netice itibariyle aktif kentleşmenin çok enteresan sonuçları da karşımıza çıkıyor ve bunlar günlük hayatta gözle görülür sonuçlar oluyor. Örneğin, elektrik trafolarımızı eski tarihi türk evleri gibi tasarlamaya, konutlarımızı elektrik trafoları gibi düşünerek geliştirmeye başladık. Kentler bugün açık ve yeşil alan ihtiyaçlarını mezarlıklardan karşılamaya başladı, kimi zaman kavşaklardan da karşılamaya gayret gösteriyoruz. İnsanlar kayıklarını bir ev gibi boyarken, evlerini bir gemi gibi tasarlamaya başladılar.” diyerek sözlerine devama eden Murat Yıldız, Jean Nouvel’in 1987 yılında Nice’de tasarladığı Nemausus tasarımını perdeye yansıtarak, ünlü mimarın bu yıl Pritzker Ödülü'nü kazandığını hatırlattı. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin etrafındaki gelişime dikkat çeken Yıldız, yansımadaki hatanın Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nde mi yoksa etrafında gelişen kentleşmede mi olduğuna karar vererek çözüm üretebilmenin mümkün olduğunu dile getirdi.

Murat Yıldız’ın ardından sözü alan konuşmacı Zinnur Büyükgöz, öngörülen nüfusa yönelik kent planları üretilirken havza alanın korunmasının çok önemli olduğunu vurguladığı konuşmasında, Gebze’deki istihdam sıkıntısına dikkat çekti. Özellikle bölgede gelişmiş olan sanayi sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü İstanbul başta olmak üzere çevre kentlerden sağladığını Gebze’deki işsiz nüfusa yönelik olarak ise herhangi bir olumlu etkisinin olmadığını dile getirdi. Konumu itibariyle yatırımcıların hedefi konumundaki Gebze’nin İstanbul için öngörülen sanayi desantralizasyonu için de odak noktası haline geldiğini belirtti. Özellikle OSB’ler çevresinde yenilenecek bölgelerle ilgili olarak kamu kaynaklarının kısıtlı olduğunu dile getiren Büyükgöz, bu anlamda özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin de taşın altına elini koyması gerektiğini söyledi. Büyükgöz Gebze’nin 4 temel sorunu olduğunu vurguladı: hızlı nüfus artışı, işsizlik sorunu, aşırı sanayileşme ilr OSB’ler ve çarpık kentleşme. Gecekondu ve kentsel dönüşüm alanlarına Gebze’de son derece ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Büyükgöz Kirazpınar ve Hürriyet Mahalleri’nde kentsel dönüşüm projelerinin ileriki günlerde gerçekleştirileceğini duyurdu. Gebze’deki parsellerin oldukça küçük olduğuna da dikkat çeken Büyükgöz bu anlamda mimarlardan ve yatırımcılardan kendilerine gelen proje taleplerinde birleştirici bir yaklaşım benimsemelerini beklediklerini söyledi. Gebzelilik bilincine henüz ulaşılamadığını da söyleyen Büyükgöz, Sümeyye Hastanesi’nin yıkılarak, bu bina ile Kültür Merkezi Binası arasındaki kalan alanın Gebze’nin Modern Kent Meydanı olarak düzenlenmesi için proje çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Bugünkü projelerdeki en önemli sorunun mevcut problemlere odaklanarak ileriye dönük çözümler konusunda çok fazla adım atılmaması olduğunu da vurguladı.

Büyükgözü’nün konuşmasının ardından, çoğunluğunu akademisyen, öğrenci ve mimarların oluşturduğu dinleyicilerden gelen soruların yanıtlandı. Gelen sorunların bir kısmı Gebze’nin doğalgaz ve yol gibi altyapı sorunlarına yönelikti. Özellikle mimarların üzerinde durduğu konu ise, planlama sürecinde aktif olarak katılamadıkları, yerel yönetim tarafından gerçekleştirilen projelerin yeterli ölçüde halka ve ilgili meslek gruplarına duyurulmadığı yönündeydi.

Kentsel dönüşüm kavramını kullanırken içini çok düşünerek doldurmak ve insan faktörünü unutmamak gerektiğini, mimarların sadece fiziksel anlamda mekanlar üretmediğini vurgulayan GYTE Mimarlık Bölümü Araştırma Görevlisi Göksun Akyürek, kentsel mekanın dönüşümünde de aktif rol almak istediklerini, dolu alanlar kadar boş alanlarda da söz sahibi olmak istediklerini vurguladı, yetkililerden en büyük talebinin olabildiğince çok yarışma açılması olduğunu ifade etti. Akyürek, hem bir mimar hem de bir kentli olarak, bir inşaat başladığında bunu yol kenarındaki levhalardan değil, daha önce öğrenip üzerinde konuşmak istediklerini dile getirdi.

GYTE Mimarlık Bölümü ve TMMOB Mimarlar Odası Gebze Temsilciliği işbirliği ile gerçekleştirilen panellerin ileriki günlerde seri halinde sürdürülmesi hedefleniyor.Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 1

8 Nisan 2008, 14:15Yazan: Gül KeskinGebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE) Çayırova Kampüsü’nde 4 Nisan 2008 tarihinde düzenlenen, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili İlyas Şeker, Gebze Belediye Başkan Yardımcısı Zinnur Büyükgöz, Yard.Doç.Dr. Murat Yıldız, Dr. Elif Özlem Aydın ve TMMOB Gebze Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Salim Ünsür’ün konuşmacı olarak katıldığı panelle Gebze’nin sorunları masaya yatırıldı. Panele ilişkin habere ulaşmak için tıklayın.

Bütün yorumları forumda okuyun!
ARTISTA
Takvim
<<Kasım 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
          1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

YUKSEK LISANS EGITIMI