Sulukule projesinde öngörülenlerin, mahallenin ve mahallelinin ihtiyaç ve olanaklarıyla ilgisi olup olmadığını bilemiyoruz. Çünkü mahalleliye projede alınan kararlarda belirleyici olma rolü ve hakkı tanınmıyor.
Toplumsal yapılanma toplumsal eksikliklerin giderilmesi, sorunların çözümü ve ihtiyaçların karşılanmasında 1980'lerden itibaren güçlenen bir yaklaşım. Bu yaklaşım, toplumun ihtiyacı olan sosyal ve fiziksel değişimin en sağlıklı şekliyle toplumun kendi iç dinamikleri, ilişki ağları ve sosyal yapısı temel alınarak gerçekleşeceğini öngörüyor.
Bu yaklaşım çerçevesinde, herhangi bir topluluğun ihtiyaçlarını ve çözüm yollarını, en doğru kendilerinin tespit edeceği kabul ediliyor; topluluğu oluşturan birey ve grupların kendi ihtiyaçlarının karşılanmasında aktif olmaları, toplumsal gelişimin önkoşulu olarak görülüyor. Gelişimin ve değişimin yönünün ve şeklinin belirlenmesinde, gelişim ve değişime konu olan toplum merkeze konuluyor. Ancak bu şekilde gelişim ve değişimin benimseneceği ve sürdürüleceği iddia ediliyor. Bu tip bir yaklaşımın Türkiye'de yeni olduğunu savunmak yersiz, örneğin Prens Sabahattin'in öncülüğünü yaptığı Adem-i Merkeziyet ideolojisi yukarıdan inme merkeziyetçi politikaların yerelleşemediklerini, içselleştirilemeyeceklerini savunuyordu. Jakoben merkeziyetçilikte bir avuç elit, toplumun diğer katmanlarına doğru yolu gösterme misyonunu üstlenirler. Halbuki "toplumsal yapılanma" toplumun her kesimini karar mekanizmalarına dahil eder. Toplumsal yapılanma yaklaşımı, bu şekliyle, şimdiye kadar alışkın olduğumuz; yönetimin, uzmanların, egemen güçlerin, yetkililerin ve bilenlerin değişim hakkında karar vermelerinden hayli farklı kabullere ve süreçlere işaret ediyor.
Bu kabullerde, önceden bilinen ve belirlenen, "en doğrusu, en iyisi, en mükemmeli şu şekilde olmalı" denilen çözümler yok. Kendi sorunlarını ve ihtiyaçlarını en doğru şekilde söz konusu toplumun belirleyeceği kabul ediliyor. Çözümleri de gene o anın koşullarına uygun olarak en doğru şekilde söz konusu toplumun dile getireceği kabul ediliyor. Bu yaklaşım diğer taraftan "sosyal Darwinizm" görüşünün bir uzantısı: Toplum kendi ihtiyaçlarını belirler ve her durumda kendine uygun çözümü bulur.
Yöneticiler, uzmanlar, egemen güçler, yetkililer ve bilenler, sorunları ve çözümleri bilmediklerini kabul ediyorlar. Bununla birlikte bu kesimlerin bu süreçte önemli rolleri ve sorumlulukları olduğu da yadsınamaz. Fakat bu rol belirleyici olmayı değil kolaylaştırıcı, destekleyici ve çalışmalara ortak olmayı gerektiriyor.
Sulukule örneği
Toplumsal yapılanma yaklaşımı ile önerilen çalışma süreci, işbirliği yapan bütün taraflar için daha belirsiz, daha dinamik, değişim ve yaratıcılığa açık ve esnek bir süreç. Bu yaklaşımı Sulukule Kentsel Dönüşüm projesi örneği ile açıklamaya çalışırsak aşağıdaki tespitleri yapabiliriz. Bu örnekte, yönetim (İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, Fatih Belediyesi, TOKİ) uzmanlardan (mimarlık ofisi), boş bir araziye uygulanacak nitelikte bir proje çizmelerini istiyor. Sonra da aldığı kararları (kiracıların yer değiştirmesinin koşullarının duyurulması, evlerin boşaltılması ve yıkılması, vs.) uygulamaya koyuyor.
Bu projede öngörülen yaşam modeli, konutlar, mimari çözümler ve inşa edilecek diğer ticari, kültürel ve sosyal merkezlerin, mahallenin ve mahallelinin ihtiyaç ve olanaklarıyla ilgisi olup olmadığını bilemiyoruz. Çünkü mahalleliye projede alınan kararlarda belirleyici olma rolü ve hakkı tanınmamış. Bu sözle söylenerek bilinebilecek, iyi niyete bırakılabilecek bir durum da değil zaten. Bu durumun sağlanabilmesi için mahallelilerin daha en baştan proje ortağı olmaları, kararlarda imza yetkisine sahip olmaları gerekiyordu.
Kentsel dönüşüm projesinin ilk adımı olarak mahallelilerin temsil edilmesi ve projeye ortak olması gerekliliği gösterilebilir. Bu aşamaya gelinmeden ne sözleşmeler ne de mimari projeler için kalem oynatılmalıydı. Karar mekanizmalarına dahil edilme süreci öncesinde de mahallelilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve örgütlenmesi gerekiyordu.
Basit bir öneri ile Sulukule Kentsel Dönüşüm Projesi'nin adımları şunlar olabilirdi:
1. Projeden etkilenecek, bu sebeple projeye katılması gereken mahallelilerin ve bu kişilerin nasıl temsil edileceğinin karara bağlanması, bunun için örgütlenmenin sağlanması, belediyenin bu örgütlenmelere desteği ve katılımı,
2. Mahalleli ile birlikte fiziksel, sosyal ve ekonomik ihtiyaç ve sorunların tespiti,
3. Uzmanlarla birlikte (arkeologlar, tarihçiler, sanat tarihçiler, antropologlar, mimarlar, şehir planlamacılar, vb) mahallenin tarihi kimliği, kentin bütünündeki yeri ve bunların gösterdiği değişim koşulları üzerine bilimsel çalışmaların yapılması,
4. İhtiyaçların gerektirdiği kurumların belirlenmesi,
5. Kurumların örgütlenmesi,
6. Kurumsal örgütlenmeye ve mahallenin ihtiyaçlarına uygun mimari, sosyal ve ekonomik projelerin hazırlanması,
7. Projelere işgücü ve finansal kaynak hazırlanması,
8. Projelerin plan ve programının yapılması,
9. Projelerin uygulanması...
Komisyonlar
Yukarıda bahsedilen projenin yönetim modelinde şu komisyonlar kurulabilirdi:
1. Sosyal projeler komisyonu: Mahalle sakinleri, sosyal bilimciler, valilik, sivil toplum kuruluşları ve belediye yetkililerinin katılımı ile oluşturulmalıydı,
2. Ekonomik projeler komisyonu: Belediye, mahalle sakinleri, özel sektör yetkililerinin, eğitmenlerin katılımı ile oluşturulmalıydı,
3. Mimari projeler komisyonu: Şehir planlamacılar, mimarlar, Şehir Plancıları Odası Mimarlar Odası, TOKİ, inşaat mühendisleri, arkeologlar, tarihçiler, belediye ve mahalle temsilcilerinin katılımı ile oluşturulmalıydı,
4. Barınma ve mülkiyet hakları komisyonu: Hukukçular, belediye, mahalle sakinlerinin katılımıyla oluşturulmalıydı,
5. Bütçe ve mali işler komisyonu: Belediye ve mahalle yetkililerinin katılımı ile oluşturulmalıydı.
Bu komisyonlara belediye ev sahipliği yapabilirdi. Komisyon kararları, tüm üyelerin imzaları ile ve tam katılımla alınabilirdi. Yaşanan sürece bakıldığında bu yazılanlar ve öneriler hayal ve rüya gibi gözükse de, böyle değiller. Buna benzer uygulamaların örnekleri var.
TakipYorumlarYorum Sayısı: 9424 Eylül 2008, 10:58Yazan: Gökçe ArasMimar, şehir planlamacıları ve sosyologların aralarında bulunduğu bir grup, Fatih'te ''Sulukule'' olarak bilinen bölgede Fatih Belediyesi'nce yürütülen yenileme projesine alternatif bir proje hazırladı. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
22 Temmuz 2008, 11:00Yazan: Emine MerdimSulukule Guardian'da. Video: Oldest Roma settlement in Istanbul under threat | World news | guardian.co.uk
14 Mart 2008, 14:08Yazan: RedRapsodyeee!! mezbelelik devam etsin o zaman :) Etmesin elbette, eğer konuyu yakından izliyorsanız Roman mahallesindeki alternatif çalışmalardan haberiniz vardır. Bir yerin rehabilitasyonu oranın tamamen yıkılıp, rant elde edip yeniden imarıyla sağlanamaz. Bu denenmiş, araştırılmış ,ortaya konmuş. Daha titiz,yavaş ve bilimsel bir rehabilitasyon süreci izlenmeliydi. Belediyeler heryeri güzelleştirmek adına çok hızlı yıkım-yapım yolunu izliyorlar. Kendilerince haklı nedenleri olabilir, fakat bu şekilde toplumun büyük çoğunluğunu psikolojik ve kültürel çöküntüye ittiklerini ileride anlayacaklar. Bu toplumu arındırma, temiz toplum yaratma kaygısı geri dönüşsüz bir şuursuzluk ve çöküntü yaratacak. Mutlu hissetmediğiniz şehir asla güzel olamaz. Plazadan gördüğünüz değil, sokakta yürürken yaşadığınız kenttir. Bunun yaşamayı sevmeyen, plaza-otomobil-ev üçgeni dışında bir yaşamı olmayanlar için bir anlam ifade etmesini beklemiyorum.
14 Mart 2008, 11:53Yazan: mimar mahmuteee!! mezbelelik devam etsin o zaman :)
14 Mart 2008, 11:06Yazan: RedRapsodyo bölgede şantiyesi olmuş birisi olarak yıkım kararını çok olumlu karşılıyorum .arabayla giderken biraz yavaşlayın bakalım başınıza neler geliyor?Ancak bu insanlara çok daha iyi koşullarda yaşama imkanı sağlanarak şehre uyumları sağlanmalı Bu görüşlerinizin 60 yıllık olduğunu söylesem ve 60 yıl sonunda bu felsefenin çöktüğünü, bu felsefeyi başlatanlar vazgeçmişken şimdi sizin savunucusu olduğunuzu? 60 derken insaflı davranmak istedim aslında 160 yıllık. UNESCO kültür mirasına dahil 'Romanlar' ve Roman yaşam tarzını öldürerek kente katmak , dahiyane! Gözlerimin dolmasına neden olan bir görüntü: 'Fotogrametrik rölöve almak için yapının üzerine yerleştirilmiş pointer fişlerini koluna takmış müziğini sürdürerek sessizce tepki gösteren Roman.' Kim düşündüyse son yıllarda gördüğüm en güçlü eylemdir bu. ' Benim de Rölövemi al diyor adam'. Bak benim kültürüm bu, yaşam tarzım bu, ben böyle varım, apartmanda yaşayamam, klarinet çalamam apartmanda diye haykırıyor sessiz kalarak. Daha önce okumadıysanız Korhan GÜMÜŞ'ün yazısı' Kentten Geriye Ne Kalacak' Açık Radyo
14 Mart 2008, 10:44Yazan: mimar mahmuto bölgede şantiyesi olmuş birisi olarak yıkım kararını çok olumlu karşılıyorum .arabayla giderken biraz yavaşlayın bakalım başınıza neler geliyor?Ancak bu insanlara çok daha iyi koşullarda yaşama imkanı sağlanarak şehre uyumları sağlanmalı
13 Mart 2008, 16:35Yazan: Emine MerdimElimize bugün ulaşan basın bülteni ve fotoğraflar... [CENTER][CENTER]BASIN AÇIKLAMASI[/CENTER][/CENTER] [CENTER][CENTER] [/CENTER][/CENTER] DOZER DIKKAT BURADA INSAN YASIYOR! Biz Sulukule’nin en yoksulları, kiracılarız. Sulukule’nin ne Fatih Belediyesi’nin “Kentsel Yenileme Projesi”nde, ne de Taşoluk ev listelerinde görebileceğiniz yüzüyüz. Bizi “kentsel yenileme projesi”nde göremezsiniz, çünkü insan yerine koyulup, hesaba katılmadık. Bizi Taşoluk ev listesinde de göremezsiniz, çünkü bu listeye yazılmaya teşebbüs dahi edemeyecek kadar yoksuluz. Bugün burada yok sayılmaktan kurtulmak, görünür olmak için sizlerin karşısına çıkıyoruz. Biz Sulukule’li yoksul kiracılar: Sevtap, Sabriye, Türkan, Necla, Cemal, Bilen, Güllü, Hayriye, Gökçe, Cevriye, Sami, Erdoğan ve daha onlarcası: Yoksuluz, yoksunuz, ama bugün yine de iyi kötü başımızı sokabileceğimiz bir damımız var; yarın ise sokaktayız… Fatih Belediyesi onlarca yıldır yaşadığımız mahalleden bizi atmak istiyor, evlerimizi başımıza yıkıyor. Son olarak 7 Mart günü Belediye evlerimizin kapısına “yıkılacak” anlamına gelen “X, Y” işaretleri koymaya başladı. Belediye farkında mı, bilmiyoruz: Kırmızı çarpı işareti koyduğu, koyacağı evlerde biz yaşıyoruz; o evlerde yatıp o evlerde kalkıyoruz; o evlerde çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Yıkılırsa sokakta kalacağız. Belediye diyor ki, “Sulukule için dünyanın en sosyal projesini yaptım”. Sokağa atılmanın neresi sosyal? Proje mimarları diyor ki, “Sulukule projesi romantik ve insani bir projedir”. Sokağa atılmanın nasıl bir “romantik ve insani” tarafı var? Bu proje “sosyal” ve insani” ise, neden içinde biz yokuz? Neden biz yoksul kiracıların fikri hiç sorulmadı? Bize hiç danışılmadı? Belediye diyor ki: “Projeden ev edinmek için anlaşan ev sahipleri ‘evimi yıkın’ diye dilekçe verdi. Vatandaşın dilekçesini işleme koymak zorundayız.” Mülk sahibi vatandaşa hizmet aşkı içinde dozer gönderen Belediye’yi tebrik ediyoruz. Ne kadar, ne kadar hızlı ve güzel çalışan bir belediye! Oysa aynı Belediye öte yandan ev sahiplerine şöyle tebligat gönderiyor ve diyor ki “Evini kiracısıyla birlikte 31 Mart’a kadar boşalt. Elektrik ve suyu kapat, anahtarı bana getir. Getirmezsen, projeden ev alma hakkını kaybedersin.” Yani ev sahipleri üzerinde baskı kurarak elektriğimizi, suyumuzu kestiriyor, evlerde yaşama imkanını ortadan kaldırıyor. Mahallede her gün ev sahipleri ile kiracılar arasında kavga çıkmasına neden oluyor. Belediye böylece ellerini kirletmediğini mi zannediyor? Bizim gözümüzde masum kaldığını mı sanıyor? Bu ülkede kiracı hakları diye bir şey yok mu? Taşoluk’a niye gitmediniz mi diyeceksiniz? Taşoluk’a ev için müracaat eden kiracılar Taşoluk ev listesine yazılmaktan başka çare bulamayan kiracılar 15 gün önce sözleşme imzalamak üzere Ziraat Bankası’na çağrıldı. Burada “sosyal proje”nin bir sürprizi daha yaşandı. Banka, damga pulu vergisi için 1000 YTL isteyince, gerisin geriye mahalleye döndüler. Damga pulu vergisini veremeyen, 15 sene her ay o taksitleri nasıl verecek? Bizler gelir durumuzu bilecek kadar gerçekçiyiz. O yüzden TOKI Taşoluk evlerine müracaat etmeye teşebbüs bile etmedik. Bizler buradan evlerimizi, yuvamızı, hayatımızı, geleceğimizi başımıza yıkmadan Fatih Belediye başkanı Mustafa Demir'e sesleniyoruz Başkan, medya önünde "dünyanın en sosyal projesi" diyorsun. Sorduk soruşturduk: Sosyal proje ne demek? "İNSAN YARARINA YAPILAN PROJE" demekmiş. Başkan, biz de sana medya önünde soruyoruz: Üzerimize koyduğun çarpı işareti ne kadar sosyal? İstanbul’un çeşitli mahallelerinde, “kentsel iyileştirme” yapılacak diye, hayatı daha da kötüleştirilen, evleri yıkılan, yıkım sonrası çadır ve barakalarda yaşayan çok sayıda aile var. Buralarda aileler elektriksiz, susuz, sağlık hizmetleri olmaksızın ve tuvalet dahil hiçbir temel ihtiyaçları karşılayamadan yaşıyorlar, çocuklar da okullarından olmuş. Evlerimiz yıkılırsa bizler de bu mahallelerdeki gibi sokakta kalacağız. Son kez sesleniyoruz; Bizler ne TOKİ'nin Taşoluk konutlarının bedellerini, ne de Sulukule dışındaki yerlerin daha yüksek olan kiralarını ödeyecek durumdayız. Bizler alternatif barınma imkanları sağlanmadan evlerimizden çıkmayacağız. UNUTMAYIN İŞARETLİ EVLERDE HALA TENCERE KAYNIYOR. Sulukuleli Kiracılar[COLOR=black][/COLOR]
11 Mart 2008, 11:57Yazan: Burcu Oztaskin[SIZE=2]Sulukule’de yıkımların başlayacağının habercisi.[/SIZE] [SIZE=2]Belediye görevlileri gelip evleri işaretlemiş. Ali Baba ve 40 Haramiler’de vardi böyle bir sey...[/SIZE] [SIZE=2]Bir grup da bu olayi protesto ediyor.[/SIZE] [SIZE=2]Ellerine boyalari alip binalara çiçekler böcekler çizeceklermiş bu hafta icinde[/SIZE]
2 Mart 2008, 15:32Yazan: yilmazMetin beyin yazısında Venedik için niye kentsel yenileme yapılmıyor diye sorduğunu gördüm. Venediğe defalarca gittim ve kaldığım hiçbir yerde (Roma'nın aksine) rutubet yoktu. Çünkü daha önce defalarca kentsel dönüşüm/yenileme çalışmaları yapılmıştı. Son olarak Ocak 2007 tarihinde yayınlanan bir çalışma da Venedikte Arsenal bölgesi için bir kentsel yenileme önerisi getiriyor. Burada ilginç olan İstanbul Deklerasyonu 1996 kapsamında bir urban regeneration önermesi. İsteyenler belgeye http://www.bepress.com/cgi/viewcontent.cgi?article=1038&context=feem adresinden ulaşabilirler. Biraz geç oldu ama kabahat benim geç gördüm. Bu konu pek öyle kalıplarla yaklaşılabilecek bir konu olmadığı gibi her durum için farklı öneriler geliştirilmesi şart. Ama öneri geliştirmek yerine kavrama global saldırı düzenlenirse, en korkunç kentsel dönüşümle de kader gibi yüz yüze kalacağız demektir. -17 Ağustosta olduğu gibi-... Selamlar Yılmaz
28 Şubat 2008, 18:11Yazan: Gül KeskinUrban Land Institute (ULI) tarafından 27 Şubat 2008 tarihinde İstanbul Swissotel’de “Kentsel Dönüşümün Başarılı Örnekleri” başlığıyla gerçekleştirilen toplantıda Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir Sulukule projesiyle ilgili bilgi verdi ve burada yenilenen alanları, ekonomik ömrünü tamamlamış, hala iç göçe maruz, deprem riski altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan tarihi eserlere sahip bölgeler olarak tanımladı. Pınar Özden'in (Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi 2. Başkanı), Fatih Belediyesi Başkanı’nın “Evrensel ve tarihsel değerleri olan eserleri projede koruyoruz.” sözlerine ithafen geçtiğimiz günlerde tescilli bir yapının yıkıldığını hatırlatması üzerine ise Başkan’ın eleştiriye yanıtı “Yanlışlıkla olabilir” oldu. ULI Tarafından Düzenlenen Toplantıda "Kentsel Dönüşüm Projeleri" Masaya Yatırıldı
Bütün yorumları forumda okuyun!










