Bugünlerde devlet yönetiminde üç erkten biri olan yargıya yönelik tartışmalar sürerken yargının fiziki alt yapısını düzeltmek amacıyla gerçekleştirilmekte olan projeler de tartışmanın diğer bir boyutunu oluşturuyor. Uzmanlar tarafından "söz edilen ihtişamdan uzak, ucube" olarak tanımlanan Bakırköy'deki adalet sarayının ardından dünyanın en büyük adalet sarayı olacağı belirtilen Kartal'daki Anadolu Yakası Adalet Sarayı ve Avrupa'nın en büyüğü hedefiyle yapılan Çağlayan'daki Avrupa Yakası Adalet Sarayı eleştiri oklarının hedefinde.
Üç binanın bütçesi 600 milyon YTL
Yaklaşık 15 yılda yapımı tamamlanıp geçen yıl hizmete giren Bakırköy de dahil olmak üzeren Adalet Bakanlığı'nın İstanbul'da gerçekleştirmekte olduğu yeni adalet saraylarının bütçesi 600 milyon YTL civarında. Bakanlık bu projeleri Teknik İşler Daire Başkanlığı tarafından proje alım ihalesi yoluyla gerçekleştiriyor. Proje ise genel yaklaşım verilerek davet edilen mimarların çizimleri arasında yapılan 30 kişilik jüri tarafından seçiliyor.
İstanbul'un 30 ayrı noktasına dağılmış adliye binalarını bir araya toplamak amacıyla projelendirilen üç adalet sarayından biri olan Bakırköy Adalet Sarayı'nın ardından Kartal ve Çağlayan'daki adalet saraylarının da inşaatlarına başlandı. "İhtişamlı" binalar hedefi ile çıkılan yolda ortaya çıkan projeler hem hukuk hem de mimarlar çevresinde tartışılıyor. Mimarlara göre Avrupa'daki gibi "sembol" binalar yapmak amacıyla yola çıkan bakanlığın projeleri "amacından uzaklaşmış, taklit, estetikten yoksun projeler..."
Eleştiri okları özellikle Bakırköy'deki dev adalet sarayına yönelik. 90 bin metrekare üzerine tek bir bina olarak inşaa edilen Bakırköy, Zeytinburnu, Bağcılar, Eyüp, Büyükçekmece adliyelerini tek çatı altında toplamak üzere inşa edildi. Ancak Bakırköy Adliye Sarayı'na sadece Bakırköy, Zeytinburnu, Bağcılar adliyeleri ve Eyüp adliyesinin bir bölümü sığabildi. Ayrıca Bakırköy Adliye Sarayı işlevsiz bir binası, duruşma salonları ve kalem odalarının küçük olması nedeniyle de eleştiriliyor. Avukat odalarının ve baro birimlerinin yetersizliğinin dikkat çektiği Bakırköy Adliye Sarayı'nda, ilçe adliye binalarında görmeye alışık olunan kalabalık ve uzun kuyruklar da sürüyor.
Kimliksiz yapılar oluşturuluyor
Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, Kartal ve Avrupa yakasında inşaatı devam eden adliye saraylarının, projelendirilme aşamasının problemli olduğunu öne sürdü. Bu yapıların şirketlere ve mimarlara sipariş edilerek projelendirildiğini söyleyen Muhçu, kentin bütününü ilgilendiren böylesine büyük çaplı yapıların, proje yarışmaları sonucunda belirlenerek inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
İstanbul Serbet Mimarlar Derneği Başkanı Doğan Tekeli ise adliye saraylarının adaletin görkeminin sembolü olması gerektiğini belirterek "Bağımsız üçüncü kuvvet olan yargıyı temsil eden binalar ne tarafa çekilse oraya giden garip yapılar olmamalı. Dünyadaki başkentlerde en önemli yapılar adliye saraylarıdır. Yeni adliye sarayları Türk mimarisinin birikimini oluşturan yapılar olmadı. Çağlayan ve Kartal'daki adliye sarayları da üst düzey yapılar değil ama yine de Anadolu'da yapılan adalet saraylarına göre daha çağdaş sayılırlar. Anadolu'daki adalet sarayları ise, tamamen kötü, garip, çeşitli uslupların karışımı yapılar. Adliye saraylarının laik rejimi yansıtması gerekirken, Osmanlı ve Selçuklu'ya gönderme yapılarak, kimliksiz yapılar oluşturuluyor. Bu iktidarların mimariye müdahalesi" diye konuştu.
İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu da adliye binalarının kendi çalışma düzenlerinden dolayı kendine özgü bir mimariye sahip olması gerektiğini belirterek, "Çok büyük adalet binası yapmak övünç nedeni olamaz, çok iyi ve işlevli adalet binası yapmak önemli" dedi. Türkiye'de adalet sarayı gibi binalar yapma konusunda bir mimari anlayış olmadığını, Bakırköy Adalet Sarayı'nın da bu nedenle sıradan bir devlet binası gibi inşa edildiğini kaydeden Kolcuoğlu, binada çok büyük alanların göze çarptığını ancak duruşma salonlarının küçük olduğuna, kalem odalarına ise en fazla 3 kişinin girebildiğine dikkat çekti.
Kolcuoğlu, "Çağlayan'daki Adalet Sarayı'nın mimarına, dünyada adalet binalarını gezdiniz mi, adalet binalarının çalışma düzeni konusunda bir bilginiz var mı diye sordum ve hayır, yok yanıtını aldım. Keşke bizden yardım isteselerdi. Adalet sarayının işlevi, nasıl yapılması gerektiğini daha yakından görmelerini sağlardık" dedi.
Çatık kaşlı Bakırköy
15 yıl önce lüks harcamalardan kaçınıldığı belirtilirken Bakırköy Adalet Sarayı'nın mimarlarından Prof. Dr. Uğur Erkman ise projeyi çizerken "anıtsal bir bina" yapmak istediklerini söyledi. Erkman, adliye sarayının atrium tarzında inşa edilen 30 metre yüksekliğindeki giriş bölümünü "İnsanda saygı ve güven uyandıracak, hukukun üstünlüğünü simgeleyecek, aynı zamanda binlerce kişinin dağılımını sağlayacak kadar görkemli" olarak tanımladı. Erman'ın, Bakırköy Adalet Sarayı Proje Açıklama Raporu'nda da "Bir adalet yapısında gerekli vakur, ağırbaşlı ve hatta biraz çatık kaşlı imajın elde edilebilmesi ancak çok kesin bitmiş bir geometri, kalıcı yapı malzemesi ve belli ölçüde vurgulanmış bir anıtsallıkla sağlanabilir" sözleri yer aldı.
Çağlayan alışveriş merkezi gibi
Çağlayan'da yapımı süren adalet sarayında ise Türkiye'deki ekonomik gelişmenin izleri dikkat çekiyor. Avrupa'nın en büyük adalet sarayı olacağı ilan edilen Çağlayan'daki İstanbul Avrupa Yakası Adalet Sarayı'nın projesini hazırlayan mimarlardan Mustafa Aytöre Bakırköy'de o yıllarda adliye sarayının yapımında lüks harcamalardan kaçınıldığını, yeni adliye sarayının ise son derece konforlu bir yapı olacağını ifade etti. Aytöre, "Bir alışveriş merkezinde ne varsa, yeni adliye saraylarında da aynısı var. Bu nedenle bu binaları Bakırköy'deki ile kıyaslamak doğru değil" dedi.
Projeyi hazırlarken dünyadaki adalet sarayı örnekleri gezip görmediklerini ama bu konudaki kitapları incelediklerini anlatan Aytöre, mahkeme salonları ile binadaki odaların küçük ve işlevsizliğine yönelik eleştirilere ise "Projenin mimarı olarak bize verilen programa göre projeyi hazırladık. İşveren ağır ceza salonunu 96 metrekare, ceza mahkemelerini 48 metrekare istiyorum der ve biz projeyi ona göre hazırlarız" diye konuştu.
Eleştiri yaparken veriler doğru olmalı
Temeli 2007'de atılan ve dünyanın en büyük adalet sarayı olacağı belirtilen Kartal Adalet Sarayı projesinin mimari ise raporunda "Çağdaş dünyada, adalet yapıları, kentsel mekanlar içindeki en göz alıcı anıtsal yapılardır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yargının üstünlüğü, fiziksel olarak söz konusu binaların görkemli görüntüleriyle özellikle vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, İstanbul'un yetersiz olan adli mekanları da çağdaş bir yapı ile bu olumsuz durumdan kurtulmak zorundadır" ifadesi yer aldı.
İstanbul Anadolu Yakası Adalet Sarayı'nın mimari projesini hazırlayan Haldun Erdoğan, proje için aralarında Ağahan Mimarlık Ödülü sahibi Turgut Cansever'in de bulunduğu mimarların çağrılı olduğu davetli bir proje yarışması düzenlendiğini belirtiyor. Erdoğan, bu davetli yarışma sonucunda Gazi Üniversitesi'nden akademisyenler, Adalet Bakanlığı'ndan yetkililer ve savcılardan oluşan yaklaşık 30 kişilik jüri tarafından hazırladığı projenin seçildiğini söyledi.
Projede yapı ekonomisini dikkate aldıklarını belirten Erdoğan, "Duruşma salonlarının ve odaların küçük olduğu söyleniyor. Neye göre küçük olduğu ifade ediliyor. Ankara Adliyesi'nde bazı salonların büyük olduğu ve kullanılmadığı söyleniyor. Yani binalar büyük ama bir taraftan da yapı ekonomisi diye bir şey var projeler hazırlanırken bu da dikkate alınıyor. Bizim projemizde de salonlar ve odalar küçük değil" diye konuştu. Bu tartışmalarda işin ehli olmayanların da fikir beyan ettiklerini söyleyen Erdoğan, "Eleştiri elbette olacak, eleştirisiz sanat olmaz, hiçbir şey icra edilemez. Ama eleştiri yaparken elinizdeki verilerin doğru olması gerekiyor" dedi. Erdoğan, Ankara'da yapımı devam eden Türkiye Barolar Birliği'nin inşaatının da proje muellifi olduğu bilgisini vererek, adli binalar yapımı konusunda tecrübeli bir mimar olduğunu kaydetti.
Kriterleri Bakanlık belirliyor
Çağlayan ve Kartal'daki adalet saraylarının projelerinin Adalet Bakanlığı tarafından yaptırıldığını, yapım ve denetimini ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın yürüttüğünü belirten Adalet Bakanlığı Teknik İşler Daire Başkanı Erdoğan Böcek, adalet saraylarına yönelik eleştirilere ilişkin şunları söyledi: "Adalet saraylarının nereye ve nasıl yapılacağına Adalet Bakanlığı ve ilgili birimler çeşitli parametreleri belirleyerek karar verir. Mimarlardan da bizim belirlediğimiz kriterlere göre proje yapmalarını isteriz. Yani mimarlara biz iki bina yapacağız, bunları siz projelendirin biz de uygulayalım demiyoruz."
Adliye Sarayı Tartışması
Eleştirenler
Projelendirme aşaması problemli / Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu
İnşaatı devam eden adliye saraylarının, projelendirilme aşaması problemli. Bu yapılar şirketlere ve mimarlara sipariş edilerek projelendirildi. Büyük çaplı yapıların, proje yarışmaları sonucunda belirlenerek inşa edilmesi gerekir. Siparişle projelendirilen bu projeleri meşrulaştırmak için kısmi bir yarışma düzenlendiği söyleniyor.
50 yıl önce bile yarışma olurdu / İstanbul Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Doğan Tekeli
Sultanahmet Adliye binası için 1950 yılında ulusal bir yarışma açıldı. Aradan 50 yıl geçti. İstanbul'da yapılacak yeni saraylar basit ihalelerle mimarlara ihale edildi. Adliye saraylarının laik rejimi yansıtması gerekirken Osmanlı ve Selçukluya gönderme yapılarak, kimliksiz yapılar oluşturuluyor. Bu iktidarların mimariye müdahalesi.
Dünyadaki örnekleri gezmediler / İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu
Bakırköy Adalet Sarayı binasının sıradan bir devlet binası yapılır gibi inşa edildi. Duruşma salonları ve kalem odaları çok küçük. Çağlayan'daki Adalet Sarayı'nın mimarına, "Dünyada adalet binalarını gezdiniz mi" diye sordum. "Hayır" yanıtını aldım. Yardım isteseydiler adalet sarayının nasıl yapılması gerektiğini yakından görmelerini sağlardık.
Savunanlar
Anıtsal bir bina hedefledik / Bakırköy Adalet Sarayı mimarlarından Prof. Dr. Uğur Erkman
Projeyi çizerken "anıtsal bir bina" yapmak istedik. Adliye sarayının atrium tarzında inşa edilen 30 metre yüksekliğindeki giriş bölümü İnsanda saygı ve güven uyandıracak, hukukun üstünlüğünü simgeleyecek, aynı zamanda binlerce kişinin dağılımını sağlayacak kadar görkemli.
Örnekleri değil ama kitapları inceledik / Avrupa Yakası Adalet Sarayı mimarlarından Mustafa Aytöre
Yeni adliye sarayı son derece konforlu bir yapı olacak. Bir alışveriş merkezinde ne varsa, yeni adliye saraylarında da aynısı var. Projeyi hazırlarken dünyadaki adalet sarayı örneklerini gezip görmedik ama bu konudaki kitapları inceledik. İşveren, ağır ceza salonunu 96 metrekare, ceza mahkemelerini 48 metrekare istiyorum der ve biz projeyi hazırlarız.
Eleştiri yaparken veriler doğru olmalı / Anadolu Yakası Adalet Sarayı'nın mimari projesini hazırlayan Haldun Erdoğan
Bir proje yarışması düzenlendi. Duruşma salonlarının ve odaların küçük olduğu söyleniyor. Binalar büyük ama bir taraftan da yapı ekonomisi diye bir şey var projeler hazırlanırken bu da dikkate alınıyor. Bizim projemizde de salonlar ve odalar küçük değil.
Bakırköy 1 yıl önce hizmete girdi
Kanyon İnşaat tarafından 90 bin metrekarelik alanda inşa edilen Bakırköy Adalet Sarayı, mart 2007'de Yaklaşık 56 milyon YTL harcanarak tamamlandı. Bakırköy Hukuk Mahkemeleri, Zeytinburnu, Bağcılar adliyelerinin tek çatı altında toplandığı adalet sarayı, 10 katlı ve 13 bloktan oluşuyor. 42 asliye ceza, 24 asliye hukuk, 16 ağır ceza, 15 sulh ceza, 13 sulh hukuk, 8 çocuk asliye ceza, 7 icra, 7 iş mahkemesi, 2 çocuk ağır ceza duruşma salonu olmak üzere 134 mahkeme salonunun bulunduğu binada, 109 savcı odası, 193 hakim odası, 179 kalem odası, 8 müfettiş odası, 4 adli tıp odası, 6 sosyolog psikolog odası, 4 avukat odası, 8 vezne, 1 PTT ofisi, 16 nezarethane ile 500 araçlık otopark da yer alıyor.
Kartal'da, 326 duruşma salonu olacak
Temeli mart 2007'de atılan ve tamamlandığında Türkiye'nin en büyük adalet sarayı olacak Kartal'daki İstanbul Anadolu Yakası Adalet Sarayı inşaatının 2009'da tamamlanması hedefleniyor. Yaklaşık 300 milyon YTL'ye mal olacak binanın inşaatını Mertkan İnşaat ile Şira Elektrik Taahhüt Şirketi ortak girişimi yürütüyor. Projenin mimarı ise Haldun Erdoğan. 123 bin 645 metrekarelik alan üzerinde 2 ana blok olmak üzere 10 bloktan oluşacak proje, Kadıköy, Kartal, Beykoz, Pendik, Sultanbeyli adliyelerini çatısı altında toplayacak. Toplam 326 duruşma salonunun yer alacağı bina içinde baro başkanlığı, avukat bekleme-dinlenme yerleri, postane, banka, konferans salonu, kütüphane, kuaför salonu, jimnastik salonu, fitness salonu ve sağlık ünitesi ile 2 bin 700 araç kapasiteli bir otopark bulunacak.
Çağlayan'da Avrupa'nın en büyüğü olmak
Aytöre Genç Proje ve A Tasarım Ortak girişimi tarafından uygulama projeleri 2007 başında tamamlanan Çağlayan'daki İstanbul Avrupa Yakası Adalet Sarayı'nın inşaat ihalesi, 2007 yılı ortalarında gerçekleştirildi. Varyap Varlıbaş Holding'in üstlendiği inşaatın, yaklaşık 250 milyon YTL'ye mal olması bekleniyor. 326 adet duruşma salonunun yer alacağı Çağlayan Adalet Sarayı tamamlandığında, Avrupa'nın en büyük Adalet Sarayı olma özelliğini de taşıyacak. Bina 7 kat bodrum olmak üzere toplam 16 kattan oluşacak ve kat yüksekliği bazı bloklarda 20 kata kadar ulaşılabilecek. Binada ayrıca 83 bin metrekare kapalı otopark da bulunacak. Temel atma töreninin kısa bir zaman içinde yapılacağı ve tören için Adalet Bakanlığı'ndan tarih beklenen projenin, yaklaşık 2.5 yıl sonra tamamlanması hedefleniyor.
İnşası süren 39 adalet sarayı var
2003 yılından beri 78 adet adalet sarayı hizmete açıldı. 39 adalet sarayının ise inşaatları sürüyor. 28 adedinin proje çalışmaları devam ediyor. 7 adedinin de ihale işlemleri yürütülüyor. 2008 yılında 23 adalet sarayının tamamlanmış olacağı belirtiliyor.
TakipYorumlarYorum Sayısı: 418 Kasım 2008, 20:41Yazan: ontAntalya'daki osmanlı özentisi açılalı 1 ayı geçti.
Eski bina ile karşılaştırırsak eskisini tam Adliye sarayı denecek cinsten sert bir yapıya sahip idi.
Eski brütal bina: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P4270086.jpg
Yeni Osmanlı özentisi: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P9200029.jpg
26 Nisan 2008, 11:21Yazan: mmonerMimarlar;
Konu biraz eski, ama yazmak istedim. Bu "biz böyle beğendik, aynısından istiyoruz" tipi projeler, ülkemizdeki tüm diğer yapılar gibi mimar tarafından değil; imar kuralları, yönetmelikler, mal sahibi ve mütehaitler, mimarlardan kaprisli "bazı" inşaat mühendisleri ve malesef mimarı çizerden ibaret gören yapı-yaşam kültürümüzden kaynaklanıyor.
Bu kültürde en tepede ve söz sahibi olması gereken mimarlar da malesef düzenin en altında ezilmek durumunda, çaresizce bu projelere imza atmak zorundalar. Çünkü çalışmak zorundalar, böyle de olsa birşeyler üretmek zorundalar. Karşı çıktıklarında bu işi yapacak başka biri mutlaka çıkıyor çünkü. Bence burada suç mimarın kendisinde değil, mimarlığın toplum gözündeki yerindedir. Bunu tartışmaya da gerek yok. Bu yansımayı değiştiremedikçe, mimar çizerlikten kurtulamadıkça, herşeye alet olmaya devam edecektir, edeceğiz.
Diğer yandan bakıldığında istenilen projeler başarılı şekilde elde edilmiştir, ve uygulanmaktadır. "Mimar" dan ve diğer mimarlardan başka kimsenin bu konuda şikayeti yoktur sanırım.
Evet burada yazmak ve eleştiri getirmek gerçekten kolay, çözüm üretmekse zor. Belki forumda defalarca tartışılmıştır, çünkü ülkemizde iki mimar dahi yanyana geldiğinde bile bunu konuşuyor; "Tatminsizlik". Çünkü Mimarlık yapmadığının, yapamadığının değil yaptırılmadığının farkında. Bence önemli olan, bunun çözümünün nasıl olacağıdır?
Teşekkürler.
17 Mart 2008, 13:33Yazan: Gül KeskinÇağlayan ve Kartal'da Dev Adalet Sarayları
İstanbul’un iki ayrı noktası, Çağlayan ve Kartal, bugünlerde hummalı inşaat çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Gün içinde çok sayıda iş makinasının gidip geldiği, temeli için kazılarak yığılan topraktan etrafında dikkat çekici boyutta kum tepelerinin oluştuğu bu alanlardaki inşa faaliyetleri tamamlandığında, Anadolu ve Avrupa yakasındaki mevcut adliye binalarını bünyesinde toplayacak Anadolu Yakası Adalet Sarayı ve Avrupa Yakası Adalet Sarayı da gün yüzüne çıkmış olacak.
İstanbul’da son yıllarda gerçekleştirilen en büyük kamu yatırımlarından olan bu yapıların, tasarım süreci ve projelerin içeriğiyle ilgili detayları öğrenmek için mimarlarıyla görüştük.![[image]](http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2008/03/17/anadolu_kuzeyguney.jpg)
[SIZE=1] Anadolu Yakası Adalet Sarayı[/SIZE]
![[image]](http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2008/03/17/avrupa01.jpg)
[SIZE=1] Avrupa Yakası Adalet Sarayı[/SIZE]
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
8 Ekim 2007, 14:01Yazan: sarp egeBu tarz öykünmeler hep vardı ama bu durum öykünmenin üzerinde başka bir şey gibi ,mimari anlamda altı boş da, bunu boşluğu bin de kaç algılıyor ve umursuyor, umursayanlar ideolojinin umurunda değil ki, ideolojinin hedef kitlesinin ne algıladığı onca önemli , üst ölçekten baktığınızda da bu davranış ideolojik değil mi sizce? Aynen, toplumsal hayatın diğer alanlarındaki seviye gibi.
8 Ekim 2007, 13:31Yazan: luminaAKP bir ideolojinin partisi ise biz de ideolojinin mimari halini görmekteyiz gibi geliyor.
Bu tarz görüntüler ve öykünmeler AKP'den önce de vardı. Meseleyi sadece ideoloji farklılaşması olarak okumak ıskalatıcı olabilir. Bence daha yaygın zihinsel boşluklar var mimarlık kavrayışımızla ilgili olarak. Mimarlık eğitimi ve ortamı, bu boşlukları işaret etmeye, onlarla yüzleşmeye yönelik değil çeşitli tarifeler üzerinden sürekli ertelemeye yönelik gibi görünüyor. Levent Şentürk'ün Arkitera ana sayfadaki yazısında dile getirdiği "rejim", AKP ideolojisi diye nitelenen dünya algısı ile kıyaslandığında aynı şekilde etkisiz ve içeriksiz; yani benzer bir durum. Sadece görüntüler düzleminde farklılaştığı için AKP'ye atfedilen çizginin dışında çağdaşmış rolü yapan başka bir içeriksizlik olarak hayatlarımızı kuşatmasına izin veriyoruz. Toplumsal hayatın diğer alanlarındaki tartışmalarda da farklı bir durum var mı?
8 Ekim 2007, 13:21Yazan: sarp egeGemiler hariç, Onlar kalyon olmalıydı.
8 Ekim 2007, 13:20Yazan: sarp egeBiz bu oluşuma ne dersek diyelim ister 3. milli mimari ister 5.milli mimari sonuçta Cumhuriyetimiz 2002 seçimlerinde pek çok girdiye dayalı olarak bir kırılma yaşadı,
Cumhuriyetimizin yıllarca yürüttüğü (kimi zaman dayattığı) politikaların ürettiği insan kalitesi bu iken ,
iktidardaki 5 senesinin sonunda aldığı icazetin de verdiği ivme ile kamusal alanlarda gövde göstermesi kendi çapında ideolojisini sergilemesinden başka ne bekliyoruz ki .
AKP bir ideolojinin partisi ise biz de ideolojinin mimari halini görmekteyiz gibi geliyor.
7 Ekim 2007, 16:41Yazan: Omer Yilmazİşte örnek İspanya modeli: [B][FONT=Abadi MT][FONT=Calibri]Mecanoo’s Palace of Justice, Córdoba approved[/FONT][/B] [FONT=Calibri]Francine Houben of Mecanoo architecten has received official approval by the municipality for her design of the Palace of Justice in Córdoba, Spain. Francine Houben presented the design to the mayor of Córdoba, the city council, the Consejeria de Justicia and the Spanish press. Mecanoo won the international competition for the Palace of Justice in March 2006. The 48,000 m2 complex is inspired by the layout of the centuries old Moorish city with its many patios. The complex features an impressive 20 courtrooms as well as a wedding room, a forensic institute, offices and a café. The building costs are estimated at €70 million. Construction begins in 2009 and the new Palace of Justice will open in 2011. Patios The new Palace of Justice is as a city within in a city. In order to achieve the building massing plan; sections were taken from the street plan of the old city within which the required volume including its patios were fitted. The many patios provide light and ventilation in adjacent rooms. Moreover, they endow the large building with a strong identity of its own that suits the climate of Andalusia and Córdoba’s Moorish character. Palm trees grow in both the lower and higher patios. Because of the compact organisation of the building, space is left over for a large, slightly sloping square that provides the building with a clear entrance. The complicated programme of functions has been solved with a strict arrangement whereby the higher the function the more inaccessible it is to the public. The building is set on a plinth. The courtrooms, wedding room and restaurant represent the most public part at the entrance level. Above this, on the upper patios, are the secured offices. The archives and prison cells are located below grade. Filigree The exterior of the Palace refers to the traditional architecture of Córdoba with its perforated facades. A gossamer-thin pattern filters the light and absorbs heat. The filigree gives the building an elegant appearance. Applied to the facades of the patios are ceramic panels in different colours which contrast with the other facades. Programme Courthouse with more than 20 courtrooms, a wedding room, a Forensic Institute, offices, a café, an archive, a prison and a car park. 48,000 m2, 1st prize competition Design 2006 Execution 2008-2011 Client Consejería de Justicia y Administración Pública, Sevilla, Spain Structural engineer, consultant installations and acoustics Grupo Ayesa, Sevilla Building costs incl. installations € 70,000,000 [/FONT][/FONT]
13 Nisan 2007, 22:24Yazan: borakaanözgürthank you very much
8 Mart 2007, 23:40Yazan: ogabsonAdalet Bakanlığı projeleri ve buna benzer diğer projeler , malesef ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde gerçekleşmektedir. Bakanlığa bağlı teknik birimlerdeki "memur" mimar arkadaşlar büyük çoğunlukla yapılan projelerin bazı teknik prosedürlere uyup uymadığını kontrol etmektedir. Genellikle böyle teknik birimlerdeki arkadaşların tasarıma çok büyük müdahaleleri yoktur. İşi birileri bi şekilde alır ve genel siyasi hava nasılsa o telden çalarak ortaya bişeyler koyar. Burada eğer bir günah keçisi aranıyorsa buna en yakın mimardır.
Zannımca bir milletin yükselmesi yada alçalması bir bütündür. Mimarlık alanında yükselmek ise ancak bütün bir toplumun yükselmesiyle olacaktır zannediyorum. Yoksa siyasi yönetimi eline geçirenler daha çooook bu milleti uyutacaklar.
Geçen sene Keçiören Estergon Kalesine gitmiştim. Bu ucube yapı " eklektizmin kralıdır". İçerde dolaşırken millet " vay ansını be süper yapmışlar abi" diyordu. Nesi süper? Ne yapmışlar?
Belediyenin kendi çıkarmış olduğu gazetede " CUMHURİYET TARİHİN EN MUHTEŞEM YAPISI" olarak tanımlanıyor bu yapı. http://www.kecioren.bel.tr/estergon.asp
Bu tür eklektik yapılar malesef içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız ve sürekli devam etmesi istenilen toplumsal bunalımların bir ürünüdür. Tez-anti tez ilişkisiyle birileri körü körüne batıyı taklit etmeli, kurtuluşumuzun ancak bu yolla olacağını telkin etmeli, birileri de bunlara karşı çıkıp körü körüne tarihin derinliklerine batmalı. Birileri sağcı olmalı, birileri solcu, birileri komunist olmalı birileri faşist, birileri dini siyasete alet etmeli birileri dinsizliği... bu arada birileri kaymak yemeli, köşeyi dönmeli,medyatik olmalı, star olmalı vs..... herkes kendi derdine düşüp sonunda ülkeyi satmalı ( bir karış toprağımız vermeyiz ya ). Tabi biz de bu arada mimarlık yapacağız diye didinip duralım...
Ülke meselelerini sabahlara kadar konuşupta , ertesi gün eski tas eski hamam işine devam etmekten herkes yorulmuştur heralde...
Tek ruh olmamız lazııııım......
Bütün yorumları forumda okuyun!










