
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Etüd ve Projeler Daire Başkanlığı Projeler Müdürlüğü tarafından 7 Mart 2008 tarihinde, Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi için, 6.761m2’ye yayılan alanda tasarlanacak tiyatro kompleksi ve yakın çevresinin düzenlenmesini kapsayan, ulusal ve tek kademeli olarak İBB Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması düzenlendi. Son başvuru tarihi 7 Nisan 2008 olarak belirlenen ve yeni tiyatro binası projesinin, yapılacağı alanda bulunan tescilli Beyoğlu Vergi Dairesi binası ile entegrasyonunun da sağlanmasını amaçlayan yarışmanın şartnamesine Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) itiraz ediyor. TSMD yaptığı yazılı açıklamada; şartnamenin yönetmelik dışı, değiştirilmesi zorunlu maddeler içerdiğini ifade ediyor. TSMD’nin Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Kural'ın imzasını taşıyan, yazılı açıklaması şu şekilde:
"1.1. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu mad.2/a bendinde: 'Belediyeler ile bunlara bağlı, döner sermayeli kuruluşlar; mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalelerini bu kanuna göre yürütülür' denilmektedir.
1.2. 4734 sayılı (K.İ.K) Kanunun 23. maddesinde: 'İdareler, ilgili mevzuatında belirlenecek usul ve esaslara göre... yarışma yaptırabilirler' denilmektedir.
1.3. 'Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri' Yarışmalar Yönetmeliği 1. maddesinde (amaç ve kapsam) bu yönetmeliğin amacı 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki idarelerin, mimarlık, peyzaj mimarlığı, mühendislik, kentsel tasarım projeleri, şehir ve bölge planlama ve güzel sanat eserleri ile ilgili bir plan veya tasarım projesi elde edilmesine yönelik olarak yaptıracakları yarışmalara ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
2. Şartnamenin 1.1. maddesinde (yarışmanın adı ve türü) yarışmanın K.İ.K. Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmalar Yönetmeliği’ne göre düzenlendiği belirtilmek durumundadır.
3. Şartnamenin 15. maddesinde (yarışmanın amacı) K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği’nin 4. maddesindeki (a) ve (b) bendlerinin belirtilmesi gerekmektedir.
4. Şartnamenin 1.7 (a) maddesinin (yarışmaya katılma esasları), K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği’nin madde 15 (a) bendine göre değiştirilmesi gerekmektedir.
5.1. Yarışmada danışman jüri üyelerinin (şartname mad. 1.8.1) sayısı K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği mad. 22 gereğince, asli üyelerin sayısını geçemez.
5.2. K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği’nin 19. maddesi gereğince asli ve yedek jüri üyelerinde aranacak mesleki deneyim ve nitelikler belirlenmiş bulunmaktadır.
6. Şartnamenin 1.9. maddesinde (yarışmacılardan istenen belgeler) sıralanan istekler arasında, K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği madde 13'te belirtilen 13-c-2 bendinde maliyet raporu, 13-c-6 bendinde peyzaj mimarlığı raporu yer almamaktadır.
7. Şartnamenin 1.10. maddesinde (yarışmacılara sağlanan dokümanlar) yarışmacılara verilecek belgelerin eksik olduğu görülmektedir. K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği'nin mad.11 (a)'ya göre yeni değerlendirmenin yapılması gerekir.
8. Şartnamenin 1.11. maddesinde CD kopyaların kimlik zarfında teslimi istenmektedir. K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği madde 13 (a/4) bendinde kimlik zarfı içinde bulunması gerekli belgeler içinde CD yer almamaktadır.
9. Şartnamenin 1.12. maddesinde istenen yer görme belgesi karşılığı ödenecek ücret belirtilmemiştir. K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği'nin madde 9 (i) bendi gereğince yer görme karşılığı ödenecek ücretin ve ödeme şartlarının belirtilmesi gerekir.
10. 1. Şartnamenin madde 1.13. (2) bendinde 'yarışma şartlarını ve proje uygulama aşamasında yetkili mercilerce yapılacak tadilat önerilerini dikkate alacaklarını kabul ettiklerini belirten belge istenmesi' K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği'ne aykırıdır. Yönetmeliğin madde 13. a/4 bendinde bu ibare 'yarışma şartlarını aynen kabul ettiklerini belirten' diye tarif edilmektedir.
10.2. Şartnamenin madde 1.13.2.'de kimlik zarfında yer alacak belgeler içinde şartname alındı belgesi istenmektedir, şartnamenin alınmasında bu belgenin sunulması esas olduğuna göre ikinci bir alındı belgesine gerek yoktur.
10.3. Şartnamenin madde 1.13.2.'de, kimlik zarfı içinde onaylı yer görme belgesi istenmektedir. K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği madde 13 (a/3) bendine göre, yer görme belgesinin ayrı bir zarf içerisinde teslimi gerekmektedir. Zira yer görme belgesi raportörlerce kontrol edilerek jüriye rapor edilmek durumundadır.
11. K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği madde 17 ve madde 28 gereğince, soruların yanıtlanması için son tarih; şartnamede belirtildiği gibi 21.04.2008 değil, 16.04.2008 olmak durumundadır.
12. Şartname 1.24 maddesinde (ödüller tutarı ve ödeme şekli), ödüllerden %17 vergi kesileceği belirtilmektedir. Oysa ki K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği’nin 40.maddesi (a.1)'de belirtilen hesap tablosunda ödül ve mansiyon tutarlarının net olacağı belirtilmektedir. Ayrıca, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine göre de ödül ve mansiyonlar yarışmacılara net olarak ödenmek durumundadır.
13. Şartnamenin 1.24 maddesinde 'jüri yapacağı değerlendirmede ödüle layık proje bulamadığı takdirde, ödül kademelerinden herhangi biri veya birkaçını boş bırakabilir ve mansiyon ödülü sayısında sınırlama yapabilir. Boş kalan ödül kademesi için ödeme söz konusu olamaz' denilmektedir.
Bu karar K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği'nin madde 31(e) bendine aykırıdır. Madde 31(e) 'sıralama, elemeler sonucunda ödül ve mansiyon sayısı kadar proje ayrıldıktan sonra sıralama yapılır. Jüri şartnamede öngörülen ödül ve mansiyonları vermek zorundadır' ifadesi yer almaktadır.
Yukarıda açıkladığımız üzere adı geçen yarışma şartnamesi; K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği'ne aykırıdır.
Bu nedenle yarışma sürecinin durdurulup, yarışma şartnamesinin K.İ.K. Yarışmalar Yönetmeliği'ne uygun hale getirilmesi zorunludur.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 29. maddesi gereğince dokümana ilgili yönetmeliğe uymaması nedeniyle itiraz ediyoruz.
Aynı kanunun 55. maddesi gereği ilgili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na, 55 (a) maddesine göre de şartnamenin K.İ.K. Yarışma Yönetmeliği'ne uymaması nedeniyle şikayette bulunmaktayız.
Diğer yönden, aynı Kanunun 56 (b) maddesine göre de Kamu İhale Kurumu’na aynı nedenle şikayette bulunmaktayız."Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 298
26 Ağustos 2008, 15:46Yazan: cureyen''Katılmıyorum.
Şartnameler uyulması gereken kurallar bütünü değillerdir. Tanımladıkları daha ziyade genel bir yaklaşımdır. Bu tanımlı alanın içinde kalmak ya da kalmamak yarışmacının aldığı...''
Şartname, adı üstünde süreci ''yarışma'' yapan kurallar silsilesidir. Yaklaşım da değildirler üstelik. Maddi alanı oluşturur kurallar üzerinden. Maddi (ölçülebilir, sayısal, nicel) sınırları tanımlayıp ve kurallaştırmak ''yaklaşım'' değildir. Ve sürecin yarışma olabilmesinin asgari koşullarını koyar ortaya. Asgari koşulları sağlamayanlara ''risk alanlar'' demek doğru belki ancak, aynı zamanda da yarışma alanını ihlal edenlerdir.
Yaşamın her alanında hatta en basit oyunda bile kurallar vardır ve kuralın ihlali yaptırım gerektirir. O kurallardır oyunu oyun yapan.
Jürilerin seçiminin öznelliğinden sözedilebilir ancak, yazılı olmasa da jüri seçimini mimari ilkeler çerçevesinde gerekçelendirmekle yükümlüdür. Yalnız ''mükemmel bir proje'' seçmekle bitmiyor işleri. Hele ki dünyanın en önemli kentlerinden birinde ve çok kritik bir konu ve alanda seçim yapıyorlarsa.
26 Ağustos 2008, 14:34Yazan: yilmazYani bu yarışmada Oktay Beyin jüriden ayrılması, birçok yarışmada jürinin yarışma sırasında değişmesi sorun yaratmamaktadır. Ancak şartnamenin değişmesi Türkiye de artık yarışma yapılabilmesini bile sorgulatacak kadar büyük sorun olmaktadır. Bunu anlatmak istemiştim. Ayrıca şartnameler jürilerin yanı sıra uzmanların, anketlerin.. yeraldığı, örneklerin incelendiği, kullanıcı toplantılarının yapıldığı, koruma kurullarından görüşlerin alındığı (iplenmeyecekse niye alınsın?) süreçlerde oluşmaktadır. Bu kadar etkenin olduğu bir süreci sonuçta sadece jüriye bağlamak bana pek doğru gelmiyor.
26 Ağustos 2008, 12:30Yazan: orcunersanKurallar yoksa mimari proje yarışması da yoktur. Giderek kendimi bir Kafka romanında gibi hissetmeye başladım. Bir taraflardan "böcekleşmeler" başlıyor ve insanlar "bunlar balık olsaydı bu kadar suyu nereden bulurdunuz?" diye teselli arıyorlar... Halbuki teselli yerine "aklın yollarını" aramamız gerekiyor. Tekrar söylüyorum: "şartname yoktur", "şartname budur ama esneklikleri de bunlardır", "şartname şu koşullarda böyledir".... demek de bir şartnamedir. Anlaşılır. Ama şartname yapıldıktan sonra onu uymamazlık yapamayız. Yoksa buna devam edersek şunları da söyleyebiliriz: Bizce bu yarışma gereksiz. Onun yerine Gehry'nin önerdiği projeye öncelik verelim. Paramız cebimizde kalsın! (1 ödül), Yok projeyi bu arsaya değil Otopark olarak öngörülen yere yapalım katlı otoparktan tasarruf ederiz. (2. ödül). Yok tersanenin içine yapalım orada hem kente hem deniz ulaşımına daha yakın olur hem de Tersanenin Kasımpaşa ile Perşembepazarı arasında yarattığı kopukluk giderilir. Yok projeyi Perşembepazarına yapalım ulaşımı kolay olur. Yok projeyi AKM'nin yerine yapalım nasıl olsa yeniden yapılmak isteniyor. Fakültemde yaz okulunda konu olarak yarışmayı vermiştim. Kollogyumdaki ve sergideki duruma uymaya ve şartnameyi kaldırmaya karar verdik. Ortaya çıkan projelere inanamazsınız. Görüyorsunuz aslında son derece açık olan şartnameye uymama (koruma ilkelerinin birincisi 49 parseli yapılaşma dışı bırakan kurul kararına saygı göstermektir.) söz konusu olunca Kafka'nın "böcekler"i çoğalıyor. Böyle bir ortamda akıl sağlığımızı korumanın (yani yabancılaşmamanın -"alienation" kelimesi en az iki anlamlıdır-) yolu menfaatlerimizi bir yana bırakıp "ilkeyi" savunmaktır. Her ne kadar bu bize mansiyonlara doğru devam etme sorunu getirse de; yoksa artık Türkiye'de mimari yarışma yapılamaz. Yarışmalar jürilerden önce birer sözleşme niteliğinde olan ŞARTNAMELERİ ile vardırlar. Yoksa jüriler değişebilir (burada olduğu gibi) ama şartname değişemez. Katılmıyorum. Şartnameler uyulması gereken kurallar bütünü değillerdir. Tanımladıkları daha ziyade genel bir yaklaşımdır. Bu tanımlı alanın içinde kalmak ya da kalmamak yarışmacının aldığı risktir, kullandığı özgürlüğüdür dahası kendi tercihidir. Aksi mümkün değildir zaten. Tasarlamaya başlamadan söz konusu alan ile ilgil bütün ihtiyaçlar tam, olması gerektiği gibi, eksiksiz bir biçimde ortaya konulabilir mi? Şartnameler ile ilgili kabulleri bir daha gözden geçirmek gerekli...Elbette önemliler. İyi hazırlanmışları olduğu gibi kötü hazırlanmışları da olabiliyor. Yarışmacıyı özgürleştirenleri olabileceği gibi; çok tanımlı, şablon gibi çalışmak üzere hazırlanmış örneklere de rastlamak mümkün. Bununla nasıl başedilebileceği ise mimarın, yarışmacının insiyatifinde. Değerlendirme ise jüriye ait. Şartname ile yarışmacının kurduğu ilişkinin başarısının kararını verecek aktör Jüri. Şartnamelerin Jüriden bağımsız olabileceğini söylerken ne demek istenildiğini ise anlayamadım. Şartname elde etme süreci nasıl işliyor ???
26 Ağustos 2008, 11:06Yazan: yilmazKurallar yoksa mimari proje yarışması da yoktur. Giderek kendimi bir Kafka romanında gibi hissetmeye başladım. Bir taraflardan "böcekleşmeler" başlıyor ve insanlar "bunlar balık olsaydı bu kadar suyu nereden bulurdunuz?" diye teselli arıyorlar... Halbuki teselli yerine "aklın yollarını" aramamız gerekiyor. Tekrar söylüyorum: "şartname yoktur", "şartname budur ama esneklikleri de bunlardır", "şartname şu koşullarda böyledir".... demek de bir şartnamedir. Anlaşılır. Ama şartname yapıldıktan sonra onu uymamazlık yapamayız. Yoksa buna devam edersek şunları da söyleyebiliriz: Bizce bu yarışma gereksiz. Onun yerine Gehry'nin önerdiği projeye öncelik verelim. Paramız cebimizde kalsın! (1 ödül), Yok projeyi bu arsaya değil Otopark olarak öngörülen yere yapalım katlı otoparktan tasarruf ederiz. (2. ödül). Yok tersanenin içine yapalım orada hem kente hem deniz ulaşımına daha yakın olur hem de Tersanenin Kasımpaşa ile Perşembepazarı arasında yarattığı kopukluk giderilir. Yok projeyi Perşembepazarına yapalım ulaşımı kolay olur. Yok projeyi AKM'nin yerine yapalım nasıl olsa yeniden yapılmak isteniyor. Fakültemde yaz okulunda konu olarak yarışmayı vermiştim. Kollogyumdaki ve sergideki duruma uymaya ve şartnameyi kaldırmaya karar verdik. Ortaya çıkan projelere inanamazsınız. Görüyorsunuz aslında son derece açık olan şartnameye uymama (koruma ilkelerinin birincisi 49 parseli yapılaşma dışı bırakan kurul kararına saygı göstermektir.) söz konusu olunca Kafka'nın "böcekler"i çoğalıyor. Böyle bir ortamda akıl sağlığımızı korumanın (yani yabancılaşmamanın -"alienation" kelimesi en az iki anlamlıdır-) yolu menfaatlerimizi bir yana bırakıp "ilkeyi" savunmaktır. Her ne kadar bu bize mansiyonlara doğru devam etme sorunu getirse de; yoksa artık Türkiye'de mimari yarışma yapılamaz. Yarışmalar jürilerden önce birer sözleşme niteliğinde olan ŞARTNAMELERİ ile vardırlar. Yoksa jüriler değişebilir (burada olduğu gibi) ama şartname değişemez.
25 Ağustos 2008, 15:01Yazan: orcunersanŞaka mı yapıyorsunuz ??? Yarışmalar jürileri ile vardırlar. Yani herhengi bir yarışmada ödül alan projeler, jürinin öznel değerlendirmesi sonucu ortaya çıkar. Jürinin vereceği karar ile ilgili şüpheleriniz var ise, o yarışmaya katılıp katılmamayı gözden geçirmeniz gerekir. Şartnameler ve programlar ise her yarışma için bir öneri niteliği taşırlar. Tasarlamaya başlamadan, çizmeden, projenin iyice içine girmeden, herşeyin net ve değişmez bir biçimde ortaya konması mümkün olamaz. Yarışma şartnameleri bu anlamda katılımcıların insiyatifine bırakılan taslaklardır. Her yarışmacı bu programlar üzerinden bir öneri sunar, sunulan öneri kimi zaman riskler barındırır. Bu riskler, jüri tarafından kabul görebileceği gibi, rededilip yarışma dışı bıraklımaya da sebep olabilir. Söz konusu proje için doğru olduğunu düşündünüz şeyler kimi zaman şartname ile çelişse bile inandığınız şeylerin arkasında durup kendi sözünüzü söylemek ciddi bir erdemdir. Bu bağlamda bu yarışmanın birincisi belli riskleri almış inandığı doğruların peşinde koşmuştur. Jüri de kendi öznel kararı doğrultusunda ödülleri dağıtmıştır (sadece birinciyi değil diğer projeleri de ödüllerndiren bu jüridir). Bu aşamadan sonra onu değil şunu birinci ilan edelim demek abesle iştigaldir. Yarışma kurmunun kendine ait yapısı ile çelişkidir. Son olarak ortak uzlaşı gibi gözüken yargıların o kadar da ortak olmadığını hatırlatırım. Eğer yarışmalarda kıstasımız jüri dışında başka bir platform tarafından ortaya konan ortak akıla dayanacak ise takdir edersinizki iş içinden çıklmaz bir hal alacaktır. Bu proje üzerinden tartışma yürüdüğü için bende aynı örnekten gideceğim; 1. olan önerinin bu alan için yanlış bir seçim olduğunu düşünenler kadar doğru karar olduğunu düşünenler olduğunuda göz önüne almamız lazım. Hatta birinci olması gereken projeye ait görüşler farklılık ta gösterecektir. Yarışma jürileri bunun için vardır. Sorumluluğu ve insiyatifi onlara bırakıp verilen kararı saygı ile karşılamak gerekir. Bu verilen kararın eleştirilemez olduğu anlamını taşımaz. Tabiki elştiri mimarlığın en temel dinamiklerinden biridir. Ancak şüpheniz olmasın ki bu, verilen karırın geçersiz kılınması anlamına da gelmez, gelemez.
25 Ağustos 2008, 13:46Yazan: Rahmi UysalkanSayın Yılmaz,
Yarışma şartname kurallarını hiçe saymanın 'Kuğulu Park' yarışması sonrası bir kural haline geldiği tespitinden yola çıkarak ulaşmış olduğunuz ; “Artık bu kuralsızlık, kurala uymayan ödül projelerinin bir nevi cezalandırılması ile bir son bulsun ve bu yöntem, talihsizliğinde büyük çoğunluğun hemfikir olduğu Beyoğlu Sahnesi yarışma sürecinin bu güzide alana verebileceği hasarı en aza indirgeyebileceğinizi düşündüğünüz doğrultuda 3. Ödül projesinin uygulanması ile son bulsun” önerisini , 2. Ödülün müelliflerinden bir tanesi olduğumu hatırlatarak doğru bulmadığımı belirtmek isterim.
Öncelikle, muallâklı 49 nolu parseli şu ya da bu şekilde kullanıp kullanmamak, tasarıma hiç kuşkusuz doğrudan etki etmiş, kullananlara –ki sergide gördüğümüz kadarı ile bu sayı hiç de az değildi- ciddi avantajlar sağlamıştır.
Bu parsel üzerinde, sanırım bu parseli bir şekilde kullanmış olan tüm ekipler gibi, çok tartıştık. Şartname ve soru ve cevapların açıkçası bizim için çok da anlaşılır olmadığına karar verip bu arsaya müdahale riskini göze aldık. (Bu noktada bizim için anahtar kelime ‘Entegre’ kelimesi idi.) Sonuç olarak 49 nolu parselin kullanılmaması kural idi ise biz bu kuralı ihlal ettik. Fakat eğer bu kurallardan bir tanesi idi ve bir sürü başka kural da söz konusu idi ise, sanırım bu bir sürü başka kurala profesyonel anlamda saygı göstermeye ciddi özen gösterdik. Takdir edersiniz ki ödül grubu projelerinin hangi kurala uyup hangisine uymadığına dair bir tartışmaya girmek, bu süreç esnasında ortaya çıkan aksaklık ve yanlışlıkların özü hakkındaki tartışmalara çok büyük katkılar sağlamaz. Buna rağmen önerinizi yarışmanın diğer kurallarını da irdeleyerek tekrar gözden geçirmeniz gerektiğini düşünüyorum. Bu önerinizde ısrarcı iseniz, sanırım uygulanacak proje için mansiyon grubuna doğru gitmemiz gerekecektir.
Saygılarımla
25 Ağustos 2008, 02:34Yazan: şerif süveydanBiz de şartname alıp, malum sorunları gördükten sonra katılmaktan vazgeçen ekiplerden biriyiz. Aslında Şartname almadan önce de hava fotoğraflarında tuhaf bir papyonu andıran yarışma alanı ve yarışmanın genel çerçevesi içimizde kuşkular uyandırmıştı, ancak yine de dosyaları elimize alıp okumak istedik. Belgeleri okuduktan sonra kuşkularımız iyice arttı ve katılmaktan vazgeçtik.
Öncelikle, şehir plancıların da ekipte olmasının şart koşulduğu bir yarışmada, yarışma sahasını yarışmacıların gerekli gördükleri şekilde değerlenmelerine neden izin verilmediğini anlamakta güçlük çektik. Şartname’de belirtilen koşullar doğrultusunda Şişhane Meydanı’nın düzenlenmesi ve tiyatro binası ile anlamlı bir şekilde ilişkiye sokulması imkansız görünüyordu. Oysa ilk anda düşündüğümüz gibi (sonradan belgeleri okuyunca yanıldığımızı anladık) yarışma alanında tiyatro binasını istediğimiz yere konumlandırma imkanı verilse yarışmada çok daha ilgi çekici projeler teslim edilebilecekti.
Bizce tiyatro binası için doğru alan yeraltı otoparkı yapılacak saha idi. Yarışma sergisini gezerken raportör arkadaşı görünce neden bu ihtimali hiç değerlendirmediklerini sorduk; ilk anda afalladı, tatminkar bir cevap vermek bir yana soruyu bile anlamakta güçlük çekti. Halbuki bize göre bu karar neredeyse kaçınılmaz bir şekilde kendini dayatıyordu.
Bu şekilde düşünmemizin birkaç nedeni var:
1. Şişhane Meydanı bugünkü haliyle bir meydan değil, daha çok sıradan bir kavşak noktasıdır. Oysa meydanın eski fotoğraflarına bakanlar bunun geçmişte böyle olmadığını kolaylıkla görebilirler. Eski meydan çevresindeki binalarla yoğunluğu az trafikle çok daha fazla bir meydan görünümdedir. Bugünkü durumda ise Beyoğlu Belediyesi’nden aşağı doğru inen cadde göbekten sonra bir anda yönsüz kalıyor. Bu aksın şimdiki yer altı otoparkının üzerine yapılacak çatı bahçesi ile bir tarif veya anlam kazanacağını düşünmek hayal olacaktır. Birinci olan projede de (aslında sergide gördüğümüz diğer projelerde de) bu konuda esin verici bir çözüme rastlayamadık.
2. Yarışmacılara verilen paftaları önüne alıp eldeki programı yerleştirmeye çalışan herkesin görebileceği gibi bütün işlevleri ile bir tiyatro binasının bu alanda konumlanması ve iyi şekilde işlemesi imkansızdır. İşlevsel zorluklar bir yana, yandaki apartmanların hela ve mutfak pencerelerinin baktığı bir alanda bir tiyatro binasının nasıl konumlanacağını bizim aklımız hiç almadı. (birinci seçilen projede bu arka mahaller şiirsel bir havuz ve rampaya bakıyorlar.) Zamanla bu çevredeki dokunun değişeceğini düşünsek bile tiyatro binası yapılacak alanın, alt tarafında kalan üçgen parseldeki binalarla nasıl bir ilişki kurulacağını merak etmemek elde değil.
3. Pervitich’in hazırladığı haritalara baktığımızda, yüzyılın ilk yarısında şimdi tiyatro binası yapılacak alanda (yanlış hatırlamıyorsam eğer) bahçe içinde bir gazino olduğunu gördük. Eğer bu bilgide bir yanlışlık yoksa burası daha o zamandan bir arka bahçe, ya da Beyoğlu’nda hala örnekleri görülen bir çeşit ‘saklı bahçe’ imiş. Eğer çok isteniyorsa, çok katlı otopark burada yer altına gömülür (Şişhane Metro durağı ile de doğrudan ilişki kurmak mümkün olabilirdi böylece) üzerine de yeniden bir saklı bahçe düzenlenebilirdi. Ancak bu yapılırken de Yılmaz Bey’in belirttiği gibi Galata’nın şekillenmesinde etkin olmuş kentsel kararlar hesaba katılarak cadde tarafında yandaki binaların gabarisini tutacak şekilde bir çeper yapısı yapılır, arka bahçede ise istenilen şekilde bir kullanım yaratılabilirdi.
4. Beyoğlu’nun Haliç tarafına bakan kısmında bu arsanın bir benzeri aranırsa akla gelecek ilk yer Tepebaşı’dır. Bir süredir buradaki TRT binasının yıkılıp yerine bir kültür-sanat merkezi yapılması haberleri dolaşıyor. Eğer bu başarılırsa Tepebaşı ile birlikte Şişhane Meydanı’nda da Haliç’e doğru bakan bir kültür yapısı ve bir bakış noktası yaratılması imkanı doğacaktı. Taksim’den Karaköy’e doğru inerken iki önemli kültür yapısının Haliç tarafı ile benzer bir ilişki kuracak şekilde konumlanması tematik bir tekrar imkanı da verebilirdi.
5. Bu arsada bir kültür yapısı yapmak bizim için de geleceğe dönük işaret değeri yüksek bir yapı bırakma imkanı olacaktı. Bu biz, sadece mimarları değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız çağı, bugünün halkını ima ediyor. Böyle bir yapı çevresinde de bir odak olacak arkasındaki meydanı toparlayıp ona bir anlam verebilecekti. Belediye binasından sonra aşağı inen yokuşu karşılayacak ve iki yönden de kendini var edecek bir yapı olmalıydı oradaki. Artık yine gömmek isteyenler olursa bu bile daha anlamlı bir jest olabilirdi belki (nasıl yapıldığına bağlı olarak tabii ki).
Bütün bu fikirler üzerine bir süre kafa yorduktan sonra, ya bütün riskleri göze alıp bu yönde bir proje yapacaktık, ya da teslim yapmayacaktık. Önümüzdeki jüri listesine ve soru cevaplara bakıp ikinci seçeneğin daha akıllıca olacağını düşündük. Yarışma sonrasındaki manzara verdiğimiz kararın doğru olduğunun ispatıydı bir açıdan. Eğer bu kararlar doğrultusunda bir proje teslim etmiş olsaydık, muhtemelen ilk turda elenirdik.
Sergi hakkında söylenecek çok fazla bir şey yok bizim açımızdan. Bütün zorluklara rağmen nispeten daha elle tutulur işler çıkaran bütün önerilerin ilk iki turda elendiğini görmek bizi şaşırttı sadece. Böyle garip bir yarışma süreci sonrasında jürinin gelen eleştirileri hayretle karşılaması da başka bir şaşırtıcı nokta.
Yine de bu forumda yapılan katkıların değerli olduğunu söylemek gerek. Her ne kadar jüri başkanının açıklaması tersini ima etse de, ödül alamayan gruplar bu forumda diğer yarışma forumlarına kıyasla çok daha aklı başında ve soğukkanlı yorumlar yaptılar, itirazlarını somut nedenlere dayanarak dile getirdiler. Bu açıdan jürinin talihli olduklarını söylemek bile mümkün; zira daha tatsız tepkilerle de karşılaşabilirlerdi.
24 Ağustos 2008, 22:25Yazan: luminaSayın yılmaz, İtirazlarınızda o kadar haklı olmanıza rağmen üzüntü ve kızgınlık duymamak elde değil çünkü itirazların yöneldiği şahsiyetlerin sözlüklerinde kentsel donatı karşılığına mimarlık dahil değil. Park, bahçe, oturma bankı, çöp kovası, aydınlatma elemanı, mazgal, yer kaplaması, ağaç, çiçek, su, cicili bicili herşey var da mimarlık yok malesef. Ne deseniz, ne desek boş sanki.
24 Ağustos 2008, 15:06Yazan: yilmaz[SIZE=3]Niye Kevin Lynch anlamadım. Sanıyorum Kevin Lynch jüride olsaydı birinci seçilen proje değerlendirmeye bile alınmazdı. Çünkü adamcağınız bütün çalışması kentte yaşayanlarda iz bırakan yani “mantal maps”lerde yer alabilecek mimari ve kent nesnelerinin/mekanlarının önemini vurgulamaya yönelikti. [/SIZE] [SIZE=3]Halbuki birinci seçilen proje bu özelliklerden hiçbirisini taşımıyor. Çünkü gizlenmiş bir proje. “Sultanahmet bölgesinde sizce hangi önemli yapılar vardır?” sorusunun sorulduğu bir ankette her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği Yerebatan Sarnıcı ve Bindirmedirek (Binbirdirek) sarnıçları gelen cevaplar arasında yoktu, unutulmuşlardı. [/SIZE] [SIZE=3]Yani kent belleğinde “mantal maps”lerde mevcut olabilmek için görünmek, hissedilmek, varlık göstermek gerekiyor. [/SIZE] [SIZE=3]Bu boyutta ve kültürel önemi olan bir yapının da bir en azından bir “odak noktası” olmayı hak ettiğini zannediyorum. Diğer projeler arasında, bir yol oluşturanlar, sınırları belirleyenler, farklılaşmış bir kent parçası, bir referans noktası önerenler vardı ve neredeyse tümü bir odak noktası öneriyordu. [/SIZE] [SIZE=3]Ama siz bu özelliklerden hiçbirisini taşımayan bir projeye Lynch’i referans gösterdiğiniz de gerçekten çok şaşırdım. (Mimarlar Odası İstanbul Şube ve Genel Merkezde hakim olan işgal yönetiminin “mimarlık yapmak bir suçtur, yağmaya talana hizmet etmektir” anlayışını referans gösterseydiniz şaşırmayacaktım) Çünkü mimarlığı, şehirciliği kutsayan, yücelten bir anlayış ile batıran bir anlayış siz de hak verirsiniz ki çok farklıdır. [/SIZE] [SIZE=3]İstanbul bir kentsel donatı fukarasıdır… Kent donatıları bakımından bırakın batı ülkelerini, doğu ülkelerinin bile gerisindedir. Kent donatıları açısından bu kadar yoksul, bu kadar zavallı bir kent için seçtiğiniz projeye üzülüyorum. Emin olun tercihiniz Lynch i göz önüne alsaydı en ufak bir itirazım olmazdı. [/SIZE]
24 Ağustos 2008, 13:37Yazan: Omer YilmazHürriyet, 24 Ağustos 2008 Kültürazzi
Bütün yorumları forumda okuyun!







