Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 14 yıl önce 6’da 5’i gecekondu olan ilçede bugün bu oranın yüzde 1’lere gerilediğini söyledi. Keçiören’i ’gece-kondudan modern kente dönüşüm projesi’ olarak tanımlayan Altınok, başkan seçilmeden önce mahalleleri dolaşırken Keçiören’in en yüksek yerinden kente bakıp gecekonduları görünce ’yapılacak çok işimiz var. Bizi zor günler bekliyor’ diye düşünmüştüm" dedi. SON sayımda Ankara’nın nüfus açısından en büyük ilçesi konumuna gelen Keçiören’in Belediye Başkanı Turgut Altınok, 14 yıl önce göreve başladığında 6’da 5 olan gecekondu oranının bugün yüzde 1’lere düştüğünü söyledi.
Altınok, başkanlık görevini üstlenmeden önce 1994 yılında seçim çalışmaları sırasında zorluklarla karşılaştıklarını belirterek, "Mahalleleri dolaşırken Keçiören’in en yüksek yerinden kente bakıp da gecekonduları görünce ’Yapılacak çok işimiz var. Bizi zor günler bekliyor’ diye düşündüm" dedi.
Eskiden Dikmen’de satılan bir daireyle Keçiören’de üç daire alınabildiğini söyleyen Altınok, bu durumun tersine döndüğünü vurguladı. Ankara’nın konut fiyatları en pahalı olan ilçesi Çankaya’yı solladıklarını anlatan Altınok şöyle devam etti:
"Ankara’da ve Türkiye’de konut sektöründe durgunluk yaşanırken Keçiören’de bu yatırımlar hız kesmiyor. İmar problemini çözüme kavuşturarak 14 yıllık süre içerisinde 30 bin kişiye tapularını verdik. Bu durum Keçiören’deki hızlı gelişmenin temelini oluşturmaktadır. 1994 yılından bugüne kadar yaklaşık 10 bin inşaat ruhsatı verdik. Böylece göreve geldiğimizde 6’da 5’i gecekondulardan oluşan Keçiören’de bugün gecekondu oranı yüzde 1’lere gerilemiş durumdadır."
İç Göç Alan Tek İlçe
Keçiören’in son nüfus sayımlarında Ankara’nın en büyük nüfusa sahip ilçesi olmasının da bir tesadüf olmadığını aktaran Altınok şöyle konuştu:
"Keçiören, resmi rakamlara göre 843 bin, fiili olarak yaşayan 1 milyona yakın nüfusuyla 60 ilimizden daha büyük bir kent durumundadır. Bugün taraflı tarafsız herkesin takdir ettiği, gıpta ettiği Keçiören’in bu duruma gelmesi kolay olmamıştır. Ankara diğer illerden göç almayan bir kenttir. Buna rağmen diğer ilçelerin nüfusunda fazla bir artış yokken Keçiören, Ankara’nın en yüksek nüfusa sahip ilçesi haline geldi. Bu tamamen Keçiören’in cazibe merkezine dönüşmesiyle ilgili bir durum. Keçiören, spor kompleksleri, kültür merkezleri ve kütüphaneleri ile insanlarımızın nefes aldığı, tabiattaki bütün güzellikleri doya doya gördükleri, yaşadıkları bir şehir durumuna geldi."
TakipYorumlarYorum Sayısı: 4710 Eylül 2008, 16:59Yazan: musicalben de bir ankaralı mimarlık öğrencisi olarak keçiören'deki apartmanlara hayretle bakarım,herkesin bu cepheleri ve uçsuz bucaksız rıhtları 10cm olan merdivenleri görmesini isterim ve keçiören belediyesine hayranlığımı sunarım...
8 Eylül 2008, 17:22Yazan: Çetin Tüker"Övünerek" söyleyebilirim. Bu saat kulesi benim Ankara'da büyüdüğüm evin bulunduğu mahallede, ailem de hala orda oturuyor. Siz bir de bu saat kulesinin yanındaki dev akvaryumu görün. Ankara'nın yaz sıcağında sokak ortasındaki akvaryum içindeki balıkların yerinde olmak istemezdim. :)
30 Ağustos 2008, 13:58Yazan: hatizmir saat kulesinden esinlendiğini kendi söyledi, kaynak göstermeye niye ihtiyaç duyayım o da var, yapılan hangi "yapı" orjinaldir ki keçiören'de ki oran-orantı lüks kalıyor. söylenen üzerinden konuşmak benim yaptığım.
22 Ağustos 2008, 11:48Yazan: orhunkeskinbicakDüpe düz hırsızlık bu (İzmir saat kulesi görünümünde de ne demek böyle deyince kaynak mı göstermiş oluyoruz) Çalıntı proje çalınmasın diye üzerine koca koca adını yazmış çıldırmamak elde değil. pes diyorum oturuyorum. Ayrıca bir orantısızlık var en ve yükseklik arasında biraz daha yüksek olması gerekiyor sanırım
20 Ağustos 2008, 23:40Yazan: hatbu kule yakından görene daha bir azap inanın... bir kere kule dediğimiz, en azından izmir'deki saat kulesinin etrafında bir meydan tarifleniyor...bu kule öyle bir yerde ki orası dört yol ağzı, insan trafiğinden ziyade araç trafiğinin başladığı bir yer... etrafında biriken meşhur keçiören şelalerinin pis suları olayı daha da trajikleştiriyor. peyzaja verdikleri önem, yaptıkları bü tür yapılarla önemini yitiriyor ona üzülüyor insan...bir de o kulenin üzerindeki emeğe üzülüyorsunuz. rölyefler, kalıp usulu işler...bir trajik vaka daha vardır ki o da ilerisinde, yaz güneşinden kavrulan balıklardır. bu amcacığımız( turgut altınok) oraya buraya akvaryum koydurtmakta ve içindeki balıkları güneş ışığından koruma gibi bir derde asla girmemekte, balıklar sıcaktan yosun tutan ve ısınan koca koca havuzlarda tepelerindeki kırma çatıyla "mutlu mutlu" yaşamaktalar...bir güneş kırıcı tasarlansa bari...ya da bir bilene danışılsa.
17 Ağustos 2008, 11:10Yazan: Omer YilmazBiraz önce Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok Skytürk TV'deydi. O kadar çok şey söyledi ki buraya aktaracak enerjim yok doğrusu... Acaba bu durum nasıl oluştu? En basitinden "kültür meselesi" diyerek ya da siyasi konulara bağlanarak yorumlamak da mümkün tabii ki durumu. Ama bir adım ileriye gidemediğimiz de ortada. Bizler bu tavrımızı korudukça "karşı taraf" kendi tavrını korudukça elimizde hem hormonlu (2/1 ölçek diyelim) hem de "çevre düzenlemesi Taj Mahal'den esinlenerek yapılmış" bir Ankara Evi kalıyor ya da niceleri... Turgut Altınok'un Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı geçiyor. (Hafızam aldatmıyorsa geçen dönem de geçiyordu.) Eğer Büyükşehir Belediye Başkanı olursa kentin biz mimarların beklentilerinden daha da uzaklara gideceğini kestirmek oldukça kolay bu tavırlar ve pozisyonlar korunduğu sürece. Bu anlayışla mücadele için yeni yöntemler oluşturulması gerektiği ortada.
15 Mayıs 2008, 10:38Yazan: AZMİ AÇIKDİLMemleketimize hayırlı olsun.Nice açılışlara ve daha başka Keçiörenlere.Durmak yok.Yola......
15 Mayıs 2008,Yazan: luminaTanıtımda da bir absürdlük yok mu? Mezuniyet öncesinden birçok projeye imza atıp sonradan ticari bir şirket olmak nasıl bir hikayedir merak ettim doğrusu.
14 Mayıs 2008, 23:25Yazan: ayasofyaSen Anadolu'dan Sivas'tan, İzmir'den ve Selçuklu'dan öğelerle böyle bir tasarım çıkart ama sonra ismini "H&E Dizayn" koy. "H&E Tasarım" torbaya mı girdi. Keçiören Belediyesi de bu mükemmel çalışmayı iki adet iç mimar arkadaşımıza vermiş. Yarışma düzenlese bunu ulusal olarak herkese açsa... Onun yerine 2007 yılının ilk çeyreğinde mezun olan arkadaşlarımıza, 2008'in ilk çeyreğinde iş yaptırmak hem de anıtsal bir iş. Gençlerin önemli işler yapmasına karşı değilim ama bu tür işler olmasın lütfen.
14 Mayıs 2008, 12:11Yazan: architurkBakalım daha neler göreceğiz!?! Müzikte iki eser arasındaki benzerliklerin-aynılıkların bir kabul edilebilirlik sınırı var biliyorsunuz (sanıyorum 8 mezüre kadar). Bu çalışmaya baktıkça bunun mimarîde bunun bir karşılığı var mı acaba diye düşünüyorum? Klasik müziğimizin ince ruhlu insanları daha önce bestelenmiş bir güftenin tekrar bestelenmesini ayıp karşılar, "Siz becerememişsiniz, o iş öyle olmaz böyle olur" demekle bir tutarlar. Peki bu yapılan nedir? Bir de üzerine imza atma gereği duymuşlar! Böyle simge yapıların kopyalarının yapılacağı yerin adını da "Maksiatürk" yaparak belediyeye ek gelir sağlanabilir!
Bütün yorumları forumda okuyun!










