İstanbul’da son yıllarda gerçekleştirilen en büyük kamu yatırımlarından olan bu yapıların, tasarım süreci ve projelerin içeriğiyle ilgili detayları öğrenmek için mimarlarıyla görüştük.

İstanbul Anadolu Yakası Adalet Sarayı, B. Haldun Erdoğan
Çağrılı bir yarışma sonucu elde edilen projelerden, birinci seçilen projenin müellifi mimar B. Haldun Erdoğan tarafından tasarlanan İstanbul Anadolu Yakası Adliye Binası, “megapol ölçeğini aşma sınırındaki İstanbul’un dağınık ve yetersiz fiziki koşullardaki Adliye mekanlarını iyileştirme, kalitesini ve hızını arttırma, yönetsel kolaylık ve birlikteliğini sağlamak suretiyle adaletin hızlı işlemesine ve daha sağlıklı dağıtılmasına yardım etme fikrinden hareketle; hem çalışan personelin verimini artırmak hem de vatandaşın megapolün belirgin bir noktasında yer alacak olan ‘Adliye Kampüsü’nde işlerinin takibini kolaylaştırma” fikriyle geliştirilmiş.

Anadolu Yakası Adalet Sarayı projesinin mimari raporunda, “Çağdaş dünyada, adalet yapıları, kentsel mekanlar içindeki en göz alıcı anıtsal yapılardır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yargının üstünlüğü, fiziksel olarak söz konusu binaların görkemli görüntüleriyle özellikle vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, İstanbul’un yetersiz olan adli mekanları da çağdaş bir yapı ile bu olumsuz durumdan kurtulmak zorundadır.” ifadesine yer veriliyor.

D-100 Karayolu’nun bitişiğindeki toplam 125.000m2’lik bir alan üzerinde yer alacak binaya, D-100 yolu tarafından ve 1. bodrum kattaki otopark ile aynı kottan bağlanacak metro ile de ulaşım sağlanabilecek.
Kapalı otopark alanlarıyla birlikte 80.000 m2’lik bir alan üzerinde, toplam 360.000 m2 inşaat alanına sahip binanın günde 100.000 kişi tarafından kullanılacağı öngörülüyor. Mahkeme salonlarının yer aldığı A ve B bloklardan her biri 12.000 m2 büyüklüğünde.

Çağdaş mimari kriterlere uygun olarak tasarlandığı belirtilen yapının, cephesinde doğal granit, alüminyum konstrüksiyonlu renkli silikon cam cephe elemanları ile tercih edilmiş. Seçilen Türkiye kaynaklı doğal granit, mekanik montaj tekniği ile yapının sağır yüzeylerinde kullanılmış. Bu malzeme, uzun ömürlü olduğu ve çok uzun yıllar boyunca bakım gerektirmediği için tercih edilmiş.
Yapının iç bölümlerinde de, özellikle halkın yoğun kullanımındaki yerlerde aynı gerekçelerle, doğal granit döşeme elemanı olarak tercih edilmiş. Bunun yanı sıra, genel ofislerde granit seramik ve üst düzey yönetim alanlarında ise ahşap parke kullanılmış.
Ofisler, çalışan personelin verimliliğini artırmak ve gün ışığından daha çok yararlanmak için dış cephede sıralanmış. Halkın kullandığı koridor (iç sokak) ile personelin kullandığı koridor birbirinden ayrılarak personelin verimliliğinin artırılması düşünülmüş.

Yarışma projesinde geliştirilen, halkın koridordan ulaşabileceği ancak iç koridora doğrudan girmesini önleyecek olan “ön büro” fikrinden ise, Bakanlık yetkililerinin, ofisleri kaldırarak iç koridora her katta 4 adet giriş kontrol merkezi yapılmasını istemesi üzerine vazgeçilmiş.
Doğal havalandırma olanağından faydalanan dış cephede yer alan ofislerin koridor cepheleri ışığın iç mekanlara daha çok iletilebilmesi için cam bölme duvarlar şeklinde tasarlanmış. Mahkeme salonları, yargının yüceliğine gönderme yapacak tarzda ahşap ve doğal taş ağırlıklı olarak dekore edilmiş.
İç mekan duvarları, işletme maliyeti ve bakım onarım masraflarının en aza indirilebilmesi için halkın yoğun olduğu alanlarda h=120 cm’ye kadar 5 x 5 emay cam seramik ile takviye edilmiş. Ofis iç mekanları ve h=120 cm’den sonrası su bazlı plastik badana olarak düşünülmüş.

Yapının mekanik donanım yoğunluğu nedeniyle döşemeler kirişsiz döşeme olarak tasarlanmış ve çeşitli yükseklikte asma tavan önerilmiş. Asma tavanlar, ofislerde alçı levha olarak ıslak hacimlerde ise perfore alüminyum panel şeklinde tasarlanmış.
Yapıda, toplam 326 adet duruşma salonu bulunuyor. Haftada 3 gün ve sabahtan öğlene kadar kullanılacak bu mekanlar, mekanik sistemde bölgelere ayrılmak suretiyle ısıtma, soğutma ve havalandırmada tasarruf sağlayacak. Yapıda enerji tasarrufu için ampullü armatürler, armatürlerin ömrünü uzatmak için de elektronik balastlar kullanılmış.
Yangın güvenliği açısından, enerji dağıtımı düşeyde ve yatayda bas-bar sistemi ile yapılmış. Yangın esnasında, sistemin tamamen durmaması için yangına dayanıklı kablolar tercih edilmiş. Yine yangın esnasında, insanların binayı rahatça tahliye edebilmesi için hoparlörler ve tesisat, yangına dayanıklı olacak şekilde düşünülmüş. Yapının boyutları, içerdiği atriumlar, uzun koridorlar nedeniyle birçok yangın kaçış noktası ve bunlara paralel olarak da yangın perdeleme sistemleri geliştirilmiş. Yangın alarmı, yangın algılama ve yangın söndürme önlemleri için ayrı bir proje ve uygulama çalışması yapılmış.

İstanbul Avrupa Yakası Adalet Sarayı, Aytöre Genç Proje ve A Tasarım
2005 yılında Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı'nın, İstanbul Avrupa Yakası Adalet Sarayı projelerini elde etmek için açtığı proje yarışmasını kazanan Aytöre Genç Proje ve A Tasarım Ortak girişimi tarafından uygulama projeleri 2007 yılı başında tamamlanan yapının, inşaat ihalesi 2007 yılı ortalarında gerçekleştirildi.
Anadolu Yakası'ndaki ile benzer şekilde bu yapıda da 326 adet duruşma salonu yer alıyor, bu salonlara farklı cephelerden giriş olanakları sağlanmış. Avrupa Yakası Adalet Sarayı projesi, çift cephe uygulamasının Türkiye’de bir resmi kurum yapısında ilk defa uygulanması açısından da bir örnek teşkil ediyor.
Yapı içerisinde, gün ışığından maksimum derecede faydalanabilmesi amacıyla iç bahçeler ve orta avlulara yer verilmiş ve çoğu mekanlara açılabilir kanat ilavesi ile yapının doğal havalandırılmasına olanak sağlayacak cephe düzenlemeleri önerilmiş.
Proje detaylandırma çalışmaları sırasında giydirme cephelerdeki açılır kanatların özellikleri incelenmiş ve çift cephe içinde bu detayı önermenin daha uygun olacağı konusunda sistem detayları geliştirilmiş. Doğal taş kaplama yüzeyler arasında, yapının mimari özellikleri de dikkate alınarak katlar arası çift cephe birimleri önerilmiş.

Ağır ceza girişi büyük bir kapı öğesi olarak yapının ön yüzünde tasarlanmış. Başsavcılık girişi ise, ağır ceza girişi ekseninde Abide-i Hürriyet Anıtı tarafında yer alıyor. İcra müdürlükleri için iki ayrı yönde bağımsız girişler tasarlanmış. Yapı programı içinde toplam olarak 48 adet icra müdürlüğü ve 30 adet seçim kurulu başkanlığı bulunuyor. Bodrum katlarda hakim/savcı, personel, avukat ve halk için toplam 2.300 araçlık otopark alanı ayrılmış.
Hakim/savcı ve kalem odaları koridor duvarlarında demontable bölme duvar sistemleri kullanılmış, bu bölümler bekleme salonlarından koridorlarla ayrılmış. Bir taraftan bekleme hollerine, diğer taraftan da hakim/savcı koridoruna açılan mahkeme salonlarına, tutuklu girişi ise nezarethanelerden düşey dolaşım elemanları ile sağlanmış.İmaj Galerisi
TakipYorumlarYorum Sayısı: 418 Kasım 2008, 20:41Yazan: ontAntalya'daki osmanlı özentisi açılalı 1 ayı geçti.
Eski bina ile karşılaştırırsak eskisini tam Adliye sarayı denecek cinsten sert bir yapıya sahip idi.
Eski brütal bina: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P4270086.jpg
Yeni Osmanlı özentisi: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P9200029.jpg
26 Nisan 2008, 11:21Yazan: mmonerMimarlar;
Konu biraz eski, ama yazmak istedim. Bu "biz böyle beğendik, aynısından istiyoruz" tipi projeler, ülkemizdeki tüm diğer yapılar gibi mimar tarafından değil; imar kuralları, yönetmelikler, mal sahibi ve mütehaitler, mimarlardan kaprisli "bazı" inşaat mühendisleri ve malesef mimarı çizerden ibaret gören yapı-yaşam kültürümüzden kaynaklanıyor.
Bu kültürde en tepede ve söz sahibi olması gereken mimarlar da malesef düzenin en altında ezilmek durumunda, çaresizce bu projelere imza atmak zorundalar. Çünkü çalışmak zorundalar, böyle de olsa birşeyler üretmek zorundalar. Karşı çıktıklarında bu işi yapacak başka biri mutlaka çıkıyor çünkü. Bence burada suç mimarın kendisinde değil, mimarlığın toplum gözündeki yerindedir. Bunu tartışmaya da gerek yok. Bu yansımayı değiştiremedikçe, mimar çizerlikten kurtulamadıkça, herşeye alet olmaya devam edecektir, edeceğiz.
Diğer yandan bakıldığında istenilen projeler başarılı şekilde elde edilmiştir, ve uygulanmaktadır. "Mimar" dan ve diğer mimarlardan başka kimsenin bu konuda şikayeti yoktur sanırım.
Evet burada yazmak ve eleştiri getirmek gerçekten kolay, çözüm üretmekse zor. Belki forumda defalarca tartışılmıştır, çünkü ülkemizde iki mimar dahi yanyana geldiğinde bile bunu konuşuyor; "Tatminsizlik". Çünkü Mimarlık yapmadığının, yapamadığının değil yaptırılmadığının farkında. Bence önemli olan, bunun çözümünün nasıl olacağıdır?
Teşekkürler.
17 Mart 2008, 13:33Yazan: Gül KeskinÇağlayan ve Kartal'da Dev Adalet Sarayları
İstanbul’un iki ayrı noktası, Çağlayan ve Kartal, bugünlerde hummalı inşaat çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Gün içinde çok sayıda iş makinasının gidip geldiği, temeli için kazılarak yığılan topraktan etrafında dikkat çekici boyutta kum tepelerinin oluştuğu bu alanlardaki inşa faaliyetleri tamamlandığında, Anadolu ve Avrupa yakasındaki mevcut adliye binalarını bünyesinde toplayacak Anadolu Yakası Adalet Sarayı ve Avrupa Yakası Adalet Sarayı da gün yüzüne çıkmış olacak.
İstanbul’da son yıllarda gerçekleştirilen en büyük kamu yatırımlarından olan bu yapıların, tasarım süreci ve projelerin içeriğiyle ilgili detayları öğrenmek için mimarlarıyla görüştük.![[image]](http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2008/03/17/anadolu_kuzeyguney.jpg)
[SIZE=1] Anadolu Yakası Adalet Sarayı[/SIZE]
![[image]](http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2008/03/17/avrupa01.jpg)
[SIZE=1] Avrupa Yakası Adalet Sarayı[/SIZE]
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
8 Ekim 2007, 14:01Yazan: sarp egeBu tarz öykünmeler hep vardı ama bu durum öykünmenin üzerinde başka bir şey gibi ,mimari anlamda altı boş da, bunu boşluğu bin de kaç algılıyor ve umursuyor, umursayanlar ideolojinin umurunda değil ki, ideolojinin hedef kitlesinin ne algıladığı onca önemli , üst ölçekten baktığınızda da bu davranış ideolojik değil mi sizce? Aynen, toplumsal hayatın diğer alanlarındaki seviye gibi.
8 Ekim 2007, 13:31Yazan: luminaAKP bir ideolojinin partisi ise biz de ideolojinin mimari halini görmekteyiz gibi geliyor.
Bu tarz görüntüler ve öykünmeler AKP'den önce de vardı. Meseleyi sadece ideoloji farklılaşması olarak okumak ıskalatıcı olabilir. Bence daha yaygın zihinsel boşluklar var mimarlık kavrayışımızla ilgili olarak. Mimarlık eğitimi ve ortamı, bu boşlukları işaret etmeye, onlarla yüzleşmeye yönelik değil çeşitli tarifeler üzerinden sürekli ertelemeye yönelik gibi görünüyor. Levent Şentürk'ün Arkitera ana sayfadaki yazısında dile getirdiği "rejim", AKP ideolojisi diye nitelenen dünya algısı ile kıyaslandığında aynı şekilde etkisiz ve içeriksiz; yani benzer bir durum. Sadece görüntüler düzleminde farklılaştığı için AKP'ye atfedilen çizginin dışında çağdaşmış rolü yapan başka bir içeriksizlik olarak hayatlarımızı kuşatmasına izin veriyoruz. Toplumsal hayatın diğer alanlarındaki tartışmalarda da farklı bir durum var mı?
8 Ekim 2007, 13:21Yazan: sarp egeGemiler hariç, Onlar kalyon olmalıydı.
8 Ekim 2007, 13:20Yazan: sarp egeBiz bu oluşuma ne dersek diyelim ister 3. milli mimari ister 5.milli mimari sonuçta Cumhuriyetimiz 2002 seçimlerinde pek çok girdiye dayalı olarak bir kırılma yaşadı,
Cumhuriyetimizin yıllarca yürüttüğü (kimi zaman dayattığı) politikaların ürettiği insan kalitesi bu iken ,
iktidardaki 5 senesinin sonunda aldığı icazetin de verdiği ivme ile kamusal alanlarda gövde göstermesi kendi çapında ideolojisini sergilemesinden başka ne bekliyoruz ki .
AKP bir ideolojinin partisi ise biz de ideolojinin mimari halini görmekteyiz gibi geliyor.
7 Ekim 2007, 16:41Yazan: Omer Yilmazİşte örnek İspanya modeli: [B][FONT=Abadi MT][FONT=Calibri]Mecanoo’s Palace of Justice, Córdoba approved[/FONT][/B] [FONT=Calibri]Francine Houben of Mecanoo architecten has received official approval by the municipality for her design of the Palace of Justice in Córdoba, Spain. Francine Houben presented the design to the mayor of Córdoba, the city council, the Consejeria de Justicia and the Spanish press. Mecanoo won the international competition for the Palace of Justice in March 2006. The 48,000 m2 complex is inspired by the layout of the centuries old Moorish city with its many patios. The complex features an impressive 20 courtrooms as well as a wedding room, a forensic institute, offices and a café. The building costs are estimated at €70 million. Construction begins in 2009 and the new Palace of Justice will open in 2011. Patios The new Palace of Justice is as a city within in a city. In order to achieve the building massing plan; sections were taken from the street plan of the old city within which the required volume including its patios were fitted. The many patios provide light and ventilation in adjacent rooms. Moreover, they endow the large building with a strong identity of its own that suits the climate of Andalusia and Córdoba’s Moorish character. Palm trees grow in both the lower and higher patios. Because of the compact organisation of the building, space is left over for a large, slightly sloping square that provides the building with a clear entrance. The complicated programme of functions has been solved with a strict arrangement whereby the higher the function the more inaccessible it is to the public. The building is set on a plinth. The courtrooms, wedding room and restaurant represent the most public part at the entrance level. Above this, on the upper patios, are the secured offices. The archives and prison cells are located below grade. Filigree The exterior of the Palace refers to the traditional architecture of Córdoba with its perforated facades. A gossamer-thin pattern filters the light and absorbs heat. The filigree gives the building an elegant appearance. Applied to the facades of the patios are ceramic panels in different colours which contrast with the other facades. Programme Courthouse with more than 20 courtrooms, a wedding room, a Forensic Institute, offices, a café, an archive, a prison and a car park. 48,000 m2, 1st prize competition Design 2006 Execution 2008-2011 Client Consejería de Justicia y Administración Pública, Sevilla, Spain Structural engineer, consultant installations and acoustics Grupo Ayesa, Sevilla Building costs incl. installations € 70,000,000 [/FONT][/FONT]
13 Nisan 2007, 22:24Yazan: borakaanözgürthank you very much
8 Mart 2007, 23:40Yazan: ogabsonAdalet Bakanlığı projeleri ve buna benzer diğer projeler , malesef ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde gerçekleşmektedir. Bakanlığa bağlı teknik birimlerdeki "memur" mimar arkadaşlar büyük çoğunlukla yapılan projelerin bazı teknik prosedürlere uyup uymadığını kontrol etmektedir. Genellikle böyle teknik birimlerdeki arkadaşların tasarıma çok büyük müdahaleleri yoktur. İşi birileri bi şekilde alır ve genel siyasi hava nasılsa o telden çalarak ortaya bişeyler koyar. Burada eğer bir günah keçisi aranıyorsa buna en yakın mimardır.
Zannımca bir milletin yükselmesi yada alçalması bir bütündür. Mimarlık alanında yükselmek ise ancak bütün bir toplumun yükselmesiyle olacaktır zannediyorum. Yoksa siyasi yönetimi eline geçirenler daha çooook bu milleti uyutacaklar.
Geçen sene Keçiören Estergon Kalesine gitmiştim. Bu ucube yapı " eklektizmin kralıdır". İçerde dolaşırken millet " vay ansını be süper yapmışlar abi" diyordu. Nesi süper? Ne yapmışlar?
Belediyenin kendi çıkarmış olduğu gazetede " CUMHURİYET TARİHİN EN MUHTEŞEM YAPISI" olarak tanımlanıyor bu yapı. http://www.kecioren.bel.tr/estergon.asp
Bu tür eklektik yapılar malesef içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız ve sürekli devam etmesi istenilen toplumsal bunalımların bir ürünüdür. Tez-anti tez ilişkisiyle birileri körü körüne batıyı taklit etmeli, kurtuluşumuzun ancak bu yolla olacağını telkin etmeli, birileri de bunlara karşı çıkıp körü körüne tarihin derinliklerine batmalı. Birileri sağcı olmalı, birileri solcu, birileri komunist olmalı birileri faşist, birileri dini siyasete alet etmeli birileri dinsizliği... bu arada birileri kaymak yemeli, köşeyi dönmeli,medyatik olmalı, star olmalı vs..... herkes kendi derdine düşüp sonunda ülkeyi satmalı ( bir karış toprağımız vermeyiz ya ). Tabi biz de bu arada mimarlık yapacağız diye didinip duralım...
Ülke meselelerini sabahlara kadar konuşupta , ertesi gün eski tas eski hamam işine devam etmekten herkes yorulmuştur heralde...
Tek ruh olmamız lazııııım......
Bütün yorumları forumda okuyun!




























