TMMOB'a bağlı çeşitli odaların İstanbul temsilcilikleri, İstanbul Çevre Konseyi, Doğal Hayatı Koruma Derneği gibi farklı kuruluşlar önceki gün öğle saatlerinde Haydarpaşa Garı önünde bir basın toplantısı yaptı. İstanbul'un simgelerinden birinin daha kolektif belleğimizden kopartılmasına, buluşçu küreselleşmeci yöntemlerle kentin yaşam alanlarının halka kapatılmasına direnenlerin çağrısıydı bu. Çağrı şöyle: 'Sevgili İstanbullular, Kadıköylüler, Üsküdarlılar, Demiryolcular, Limancılar' Birçoğumuzun denizi ve İstanbul'un efsanevi siluetini ilk kez gördüğümüz Haydarpaşa Garı ve Limanı çevresi, yani; İstanbul ve Anadolu'nun demiryolu ve deniz ulaşım bağlantısı yok edilip, tarihi-kültürel simgeleri yağmalanıp, küresel şirketlerin emrine sunuluyor.
Tarihi Haydarpaşa Garı, limanı ve çevresini de içine alan 1 milyon m2 FD'lik kamusal alan, 'Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Liman' adı altında yapılaşmaya ve İstanbul'un 1970'teki nüfusuna eşit 'yeni' kullanıcılara açılıp, İstanbullulara ve ülkemize kapatılıyor. Ulusal ve evrensel hukuk kuralları hiçe sayılarak çıkarılan derme çatma kanunların gölgesine sığınıp, kamunun ve yerel yönetimlerin denetiminden kaçırılarak alınan plan kararları ile Et Balık Kurumu'ndan Harem'e kadar olan kıyı alanı halkın kullanımına kapatılıyor. IMF ve Dünya Bankası'nın emri doğrultusunda IMF'ye para aktarımı gerekçesi ile; dünyanın en özel siluetine, bilimsel ve etik kurallar hiçe sayılarak yedi gökdelen dikilip Kadıköy ve Üsküdar'ın doğal ve tarihi dokusu önüne, 4 milyon m2 FD'lik -bir yılda tüm Anadolu yakasında yapılan inşaat alanından fazla miktarda- beton perde çekiliyor. Ancak perde çekilerek asıl yok edilmek istenen, tüm değerlerimizle birlikte toplumsal hafızamız ve anılarımızdır.' Çağrıya kulak verin ve kenti savunmaya hazırlanın!
Pera saygıyı hak ediyor
Beyoğlu'nda semt sakinlerince kaleme alınan ve 300 imza toplanarak Büyükşehir Belediyesi'ne iletilen bir başka metin, İstiklal Caddesi'nde yapılacağı duyulan ağaç katliamına karşı semt sakinlerinin tepkisini dile getiriyor. 'Yaklaşık dokuz yıl önce İstanbul Habitat zirvesi sonrası yaşamımıza renk katan ağaçlar, İstiklal Caddesi'ne dikildi. Ağaç türü, yerleşim detayları ve kullanılan malzeme itibarıyla tartışmalı olsa da, caddeye kazandırdığı yaşamsal boyut ve görsel perspektifiyle ağaçlar, bulunduğu mekâna ve alana aidiyetlerini sağladı. Ayrıca caddenin ağır ve yasakları delen ağaç trafiği, ağaçlar sayesinde kesintiye uğrayarak yayalara geçiş için nefes aldırıyordu. Beyoğlu'nun semt sakinleri, yani buraya üç-beş saatliğine alışverişe, eğlenceye ya da kültürel nedenlerle gelen ziyaretçiler değil, burada yaşayan, oturan, çocuklarını büyüten, kısacası yaşamını Beyoğlu semtinde kuran insanlar, söz konusu ağaç kıyımına karşı olduklarını bildirirler. Yine duyumlara göre İstiklal Caddesi zemin kaplaması değiştirilecek; zemin kaplama malzemesi olarak seçilen malzemenin ve renklerin hangi referanslardan yola çıkılarak seçildiği biz semtlilerce belirsizdir. Başka referansların taşınarak, 14. yüzyıldan günümüze 'her türlü tahribata rağmen -ulaşabilmiş bu dokunun yap-boz haline getirilmesi değil, sahip olduğumuz bu istisnai tarihi dokunun özenle korunması esas anlayışımız olmalıdır. Çünkü Pera bu saygıyı hak ediyor.'
Bir dostun ölümü
Biliyorum, her ölüm zamansızdır, erkendir. Biliyorum, her yakınımızın ölümü ile, yaşadığımız diğer ölümleri bir kez daha yaşarız. Biliyorum, hele kısa vadede neredeyse hiçbir avuntu yoktur. Biz ölümlerle erken tanışmış bir kuşak mensubuyuz, yine de dostlarımı kaybetmeye alışamadım. Kabullenemiyorum. Bu kadar çok şeyi yaşamış, bu kadar çok şeyi atlatmış, bu kadar çoka rağmen hâlâ hayata bağlanmışken. Hani üç darbe atlatmış, hani gündelik hayat denen o büyük törpüleme makinesinin hiç değilse büyük dişlilerinden kurtulmuş, 'hani körkütük sarhoş gençliğimizi' elden geldiğince uzatmayı başarmışken, insan kanseri kabul etmekte çok zorlanıyor. Çelikbilek seni çok özleyecek Berran.
Takip_20081014.jpg)









