Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
GAYRIMENKUL EGITIMI

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

TÜYAP için İki Mimardan İki Farklı Görüş: Pekin ve Tabanlıoğlu’yla Konuştuk

Tarih: 22 Haziran 2005

Frank Gehry’nin TÜYAP’ta yapacağı proje hakkında tartışmalara hergün yenileri ekleniyor. Ayrı ayrı fikirlerini aldığımız Şevki Pekin ve Murat Tabanlıoğlu konuya farklı açılardan yaklaşıyorlar.

Şevki Pekin: “Frank Gehry markası önemlidir. İşin ona verilmesi halinde klonlanmış bir Bilbao dan farklı bir mimari üretmesini ümit ederim.”
Şevki Pekin’in bu konu karşısındaki duruşu dün fikirlerini yayınladığımız Cafer Bozkurt’un görüşlerine yakın: Pekin yurtdışında pek çok iş yapmış biri olarak yabancı mimarların Türkiye’de proje yapmalarını destekliyor.

Kendisi için mimarın meşhur olması ise ayrı bir önem taşıyor. Pekin’e göre böyle bir mimarın Türkiye’de üreteceği eser bütün dünyada olduğu gibi burası içinde hem ekonomik hem de mimari açıdan kesinlikle faydalı olacak.

Yarışmanın iyi mimarın seçimi için iyi bir yöntem olmadığını vurgulayan Pekin, bu konuda şunları söylüyor;

“Yarışmalar neticesinde çıkan yapıların çok büyük bölümü yoğun işveren-mimar ilişkisi sonucu ortaya çıkan eserler kadar üstün olmamıştır. Yarışma sonucu gerçekleşmiş nitelikli eserlerin ulaştığı nokta ise yarışma projelerinden çok farklıdır.”

Ancak Pekin’in de Gehry ile ilgili bir endişesi var: ’’Klonlanmış’’ bir Bilbao’nın üretilmesi ihtimali!

Murat Tabanlıoğlu: “Biz çizdiklerimizi yaptıramıyoruz Türkiye’de, acaba Gehry’nin çizdiklerini nasıl yapacaklar?”
Murat Tabanlıoğlu ise Tüyap’a yapılacak olan bir binada önceliğin program olduğunu söylüyor. Tabanlıoğlu’na göre önce program tartışılmalı, daha sonra da mimar seçilmeliydi. Mimarın seçimi için kendisinin önerdiği yöntem ise yarışma; ancak ”Yarışmanın genel değil davetli olması gerekir” diye de ekliyor.

Tabanlıoğlu’nun Gehry hakkında iki sorusu var. Birincisi tekrar eden projeleri ile tanınan Gehry’nin Türkiye’de nasıl bir yapı yapacağı. İkincisi ise Gehry’nin yapacağı projenin finanse edilmesi;

“Gehry’nin burada yapacağı proje nasıl finanse edilecek, çok merak ediyorum. Ama heryerde olduğu gibi burada da herhalde bir şekilde halledilir. Biz çizdiklerimizi yaptıramıyoruz Türkiye’de, acaba Gehry’nin çizdiklerini nasıl yapacaklar?”

Murat Tabanlıoğlu’na göre Gehry’den çok daha iyi mimarlar var, bu projeyi Zaha Hadid ya da Jean Nouvel yapabilirdi diyen Tabanlıoğlu, neden Gehry’de karar kılındığını merak ediyor.

Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 74

23 Ağustos 2008, 18:33Yazan: justOda tarafından bu konuda bir basın açıklaması yapılmış. Frank Gehry Ve Tepebaşı Kültür Merkezi Projesi Üzerine Değerlendirmeler [RIGHT]18.08.2008 [/RIGHT] Suna İnan Kıraç Vakfı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte gerçekleştirmeyi tasarladığı Tepebaşı Kültür Merkezi projesi üzerine basınımızda çok sayıda haber ve yorum yer almıştır. Ancak bu konuyla ilgili pek çok sorunun cevaplanması gerekmektedir. Bu gelişmeler üzerine mimarlık meslek kuruluşu olarak kamuoyuna bir açıklama yapılması gereği duyulmuştur. Mimar Frank Gehry’nin basında yer alan ve değişik ortamlarda sunulan projesinin çok yönlü olarak tartışılması, bu projenin kentimize, mimarlığımıza ne gibi bir değer katacağının irdelenmesi şüphesiz ki ayrıca yapılacaktır ve yapılmalıdır. Mimarlar Odası olarak bu tartışmaların yapılmasını yararlı buluyoruz, ancak öncelikle Frank Gehry’nin ve yabancı mimarların Türkiye’de çalışma koşullarının mevzuat açısından incelenmesi ve sorgulamasını önemsiyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın 07.07.2008 tarihinde basına yansıyan açıklamalarında, İstanbul Tepebaşı’nda yer alan TRT Stüdyolarının bulunduğu toplam 14 bin metrekarelik alanda, 200 milyon USD’lik bir yatırımla, dram tiyatrosu ile 1850 kişilik konser salonu ve 4 bin araç kapasiteli otoparkın da bulunacağı bir kültür merkezinin hayata geçirileceği belirtilmektedir. Kadir Topbaş, Kültür merkezi projesi için herkese açık ihale yapacaklarını, ancak ihale şartnamesine dram tiyatrosu ve konser salonunun yapımı ile mimar Frank Gehry’nin çizdiği projeye uyulması şartını koyacaklarını ve konuyla ilgili çalışmaların en kısa sürede başlayacağını da ifade etmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın basına yapmış olduğu açıklamalar ve basında yer alan haberler değerlendirildiğinde Mimarlar Odası, yıllardır mücadele ettiği imzacılık olgusunun bir başka boyutta gerçekleşmesi olasılığından duyduğu kaygıyla aşağıda belirtilen hususlara dikkat çekilmesi gereğini duymaktadır. Öncelikle belirtmek isteriz ki Mimarlar Odası Frank Gehry ya da herhangi bir yabancı mimarın Türkiye’de mimarlık hizmeti üretmesine karşı değildir. Tam aksine farklı kültürlerin temsilcilerinin yaratacağı özgün mimarlık eserlerinin, binlerce yıllık tarihiyle, insanlık tarihine kazandırdığı kültürel, sanatsal ve estetik değerlerle Anadolu uygarlıklarının geçmişini barındıran İstanbul’un bu anlamdaki birikimine katkı sunacağına inanmaktadır. Ancak bu noktada bazı hususlara dikkat çekilmesi gerekmektedir. Mimarlar Odası, herhangi bir yabancı mimarın, Türkiye’de mimarlık hizmeti verirken; Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından; “… yabancı ve yerel mimarlar arasında kurulacak anlamlı ortaklıkların desteklenmeleri ve ülkelerindeki mimarlık kalitesini geliştirecek uluslararası standartların oluşturulması…” yönündeki önerisinin dikkate alınması gerektiğine ve hizmet sunumunda oluşabilecek haksız rekabetin önüne geçilmesi için gerekli duyarlığın gösterilmesinin, bu ilişkinin karşılıklı olmasının öneminin altının çizilmesine inanmaktadır. Tüm bunlardan ayrı olarak herhangi bir yabancı mimar Türkiye’de tek başına da hizmet sunabilir. Ancak bu durumda söz konusu mimar, 3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun ile 2547 Sayılı YÖK Kanunu uyarınca denkliğini teyit ettirmeli, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan çalışma iznini almalı ve 6235 sayılı Kanun, TMMOB Ana Yönetmeliği ve TMMOB Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği hükümleri uyarınca “geçici üye” statüsünde Mimarlar Odası’na kaydolmalıdır. Ayrıca; mimarın formasyonuna ilişkin UIA/UNESCO Eğitim Şartı ve Yeterlilikler Direktifinde ifade bulan 11 kritere ek olarak Mimarlar Odası tarafından dile getirilen, “…Kentsel, doğal ve arkeolojik sit alanlarının ve kültürel mirasın korunması; hukuksal birikim ve doğal afetlere ilişkin yaklaşım…” gibi hususların hizmet sunumunda önem arz ettiğinin vurgulanması gereğini de hatırlatmak isteriz. Bundan sonra TMMOB Mimarlar Odası Serbest Mimarlık Hizmetlerini Uygulama, Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliği ile belirlenen kurallar çerçevesinde alacağı “serbest mimarlık hizmetleri büro tescil belgesi” sahibi olan mimar, tek başına mimarlık hizmeti verebilecektir. Mimarlar Odası ayrıca haberlere yansıyan proje elde etme yöntemiyle ilgili olarak da bazı hususlara dikkat çekmeyi gerekli görmektedir. Vakıfların, kuruluşların ya da gerçek kişilerin, herhangi bir mimari projeyi elde etmek için yabancı bir mimarla çalışmaları durumunda yukarıda anılan koşulların geçerliliği kaçınılmazdır. Ancak böylesi özellikli projelerin, vakıf ya da özel kuruluşlarca gerçekleştirilmesi halinde de yarışma yöntemiyle elde edilmesi, kültürel ve mimari birikimimize katkısı göz önüne alındığında tercih edilmesi gereken bir yöntem olmalıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, söz konusu mimari projeyi ulusal ya da uluslararası bir yarışma ile elde edebilecektir. Bu durumda geçerli olan kriterler gerek UIA belgelerinde, gerek yarışmalar yönetmeliğinde bellidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, söz konusu mimari projeyi ihale yöntemiyle ya da hizmet satın alma yöntemiyle de elde edebilir. Projenin ihale ile elde edilmesi yöntemi benimsediğinde ise 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat ile yapılan düzenlemeler uyarınca hareket edilmesi gereklidir. Gerek Kamu İhale mevzuatı gerek belediye mevzuatı uyarınca mimari proje hizmeti ancak belli bir parasal limite kadar satın alma yöntemiyle elde edilebilecektir. Yukarıda belirtilen koşulların Frank Gehry tarafından yerine getirilmiş olmasına bağlı olarak, kendisinden herhangi bir şekilde avan proje hizmeti alınması olasıdır ve bu projenin uygulanması söz konusu olduğunda, gerek 5846 sayılı FSEK, gerek Mimarlar Odası Mevzuatı, gerek uluslararası belgeler gereği telif hakları kapsamında, Gehry'nin projesine sadık kalınması istenebilecektir. Hem ülkemiz mimarlığı, hem de mimarlık mesleği açısından çeşitli sorunlar yaşatacağından kaygı duyduğumuz bu proje elde etme yöntemine ilişkin sakıncaları ortaya koyarak ilgilileri uyarıyor; bu uyarılara yönelik gelişmeleri izleyeceğimizi ve gerekli hukuki girişimlerde bulunacağımızı bildiriyoruz.

9 Temmuz 2008, 17:24Yazan: alpartİstanbul bu proje için doğru şehir değil,İstanbul'un bu taklit projeye ihtiyacı yok.İstanbul'un yeni uydurma imajlara,saçmalıklara ihtiyacı yok.İstanbul'un,kendini uyduruk projelerle tanıtmaya ihtiyacı yok çünkü İstanbul zaten Dünyanın en güzel birkaç şehrinden biri.İstanbul tarihi eserleriyle zaten çok güçlü,karakteristik bir imaja sahip,bunu bizim dışımızda herkes biliyor,biz kendimizi sürekli kötülüyoruz.İstanbul'un Gehry'ye hiç ihtiyacı yok.Umarım bu proje gerçekleşmez.

9 Temmuz 2008, 17:20Yazan: OKAYsosyal, siyasal, ekonomik küreselleşmemizin yan etkisi olarak değerlendirebiliriz.... küreselleşen İstanbula bu isimlerin gelmeleri çok doğal......doğrusu uluslararası bir yarışma açılabilmesi için iyi bir fırsattı ... sonuçta ghery, calatrava, hadid, himmelblau yarışma ilede kazanabilirdi ... ama en önemlisi bizlerinde özeleştiri yapıp uluslararası sahada - yarışmalarda neden zayıf kaldığımızıda sorgulamamız gerekir... bu isimlerle anılan içimizden meslektaşlar olmasını çok arzu ederdik... karar vericilerde böylesine önyargı ile sipariş veremezlerdi herhalde...

9 Temmuz 2008, 16:52Yazan: Emrexan "Türk mimarla çalışılsaydı" demeyeceğim ama "bu arsaya farklı bir şekilde yaklaşılmalıydı" diye düşünüyorum. Yarışma yapılmalıydı. Öneriler dinlenmeliydi, ihale usulü en azından teklifler alınmalıydı. Ama n'oldu ; 'Zaha Hadid' e mi yaptırsak Frank Gehry' ye mi?' oldu.

9 Temmuz 2008, 10:42Yazan: Omer YilmazFrank Gehry'nin, kendini sürekli tekrar eden mimarisinin Taksim'de yer alması İstanbul'a ne katar tartışmak gerek. İkizi hatta üçüzü pek çok şehirde olan yapının İstanbul'da yapılması beni heyecanlandırmıyor. Bilbao'nun ilk ihtişamını da yaşamamızı beklemesinler bizden, ve ebette turistlerden... Evrenselliği bir şeyle karıştırıyoruz. Aynılaşmak... Zaha Hadid ve Frank Gehry olmadan sanki evrenselleşmek mümkün olmayacak... Ayrıca bu iki mimarın, geleceği ve teknolojiyi temsil ettiği gibi yanılgılar pek yaygın. Öfkeli, kendine güvensiz ve "ben binayım" diye bağıran kabuklar yaratmaları onları geleceğin sahibi yapmıyor. Hadid ve Gehry'nin mimarisi, modernizmin vardığı nokta değildir. bana kalırsa zaha hadidi bu söylediklerinizden ya da enazından frank ghery'den ayrı tutmakda fayda var Simla'nın söyledikleri ne kadar doğru. İşin kötü yanı bunu dillendirebileceklerin sayısı herhalde bir elin parmaklarını geçmiyor. Kaldı ki Zaha Hadid için de artık benzer durum söz konusu denebilir. Hadid konusunda da Gehry'deki kadar katı olmasa da Simla'ya katılmamak elde değil.

9 Temmuz 2008, 10:12Yazan: Gökçe ArasBu arsa, benim okulumda (MSGSÜ)'de çok tercih edilen bir çalışma arsasıdır. Ve şunu söyleyebilirim ki özellikle 2 dönem önce bir arkadaşımız tarafından bu arsa üzerine tasarlanan proje Frank Gehry'ninki sollayacak nitelikteydi.(tabi ki kişisel fikrim). Sonuçta da yüksek notla değerlendirilmiştir. "Türk mimarla çalışılsaydı" demeyeceğim ama "bu arsaya farklı bir şekilde yaklaşılmalıydı" diye düşünüyorum.

9 Temmuz 2008, 09:59Yazan: EmrexanBen öbür yüzünden bakmak istiyorum meseleye. Tarih boyunca doğulular kendi kültürlerini benimsetemediği zamanlarda batının kültürünü taklit ederek bununla mücadeleyi seçmişlerdir. Sonra da bir ihtişam deliliği almış başını gitmiştir. Birincisi bu binanın maliyeti çok fazla olacak. Yukarıdaki görsellerden bunu hepimiz anlayabiliriz. Neden kendi mimarlarımızı veya en azından bizi yansıtacak bir mimariyi ortaya koyacak bir mimarı bulamadık. Size söyleyeyim, eminim yetkililerin tek derdi; 'bunu dünyaca ünlü bir mimara yaptıralım da şanımız yürüsün' anlayışıydı. Sizce ünlü bir mimara yaptırmak yerine özgün ve eğrelti durmayacak bize gurur verecek 'bu bizim' dedirtecek birşey yapılamaz mıydı? Fakat yine üzerinde durulmamış popilist fikirler girdi işin içine. Bu ülkede bir çok insan geçim sıkıntısı çekerken kendi binalarımızı bile ithal etmeye devam ediyoruz. Üstelik kendi insanımız bu konuda kısıtlanırken. İstanbul' da bir projeydi sanırım hiç unutamam Türk Mimarlar davet bile edilmemişti fikirleri alınmak için. Habire birileri balık veriyor bize...Biz de tutmayı biliyoruz efendi! Sonra da ekmek bulamazken pasta yemek önerisiyle karşılaşıyoruz. Çuvaldızı kendimize batırmaktan sağlam yerimiz kalmıyor. Bu zihniyet ülkemin bayrağını da marşınıda yine böyle yaptırırdı ama bize gurur verebilecek bir tek insan çıktı da doğruyu gösterdi zamanında... Farkındayım konuyu nereden nereye getirdiğimin ama bence tamamen bununla alakalı. Bunlar iyi niyetinize sığınan acizane fikirlerim.

9 Temmuz 2008, 02:09Yazan: plug-inbana kalırsa zaha hadidi bu söylediklerinizden ya da enazından frank ghery'den ayrı tutmakda fayda var

8 Temmuz 2008, 10:52Yazan: Simla Sunay OzdemirFrank Gehry'nin, kendini sürekli tekrar eden mimarisinin Taksim'de yer alması İstanbul'a ne katar tartışmak gerek. İkizi hatta üçüzü pek çok şehirde olan yapının İstanbul'da yapılması beni heyecanlandırmıyor. Bilbao'nun ilk ihtişamını da yaşamamızı beklemesinler bizden, ve ebette turistlerden... Evrenselliği bir şeyle karıştırıyoruz. Aynılaşmak... Zaha Hadid ve Frank Gehry olmadan sanki evrenselleşmek mümkün olmayacak... Ayrıca bu iki mimarın, geleceği ve teknolojiyi temsil ettiği gibi yanılgılar pek yaygın. Öfkeli, kendine güvensiz ve "ben binayım" diye bağıran kabuklar yaratmaları onları geleceğin sahibi yapmıyor. Hadid ve Gehry'nin mimarisi, modernizmin vardığı nokta değildir.

8 Temmuz 2008, 10:17Yazan: Zeynep Güney[image]


Suna-İnan Kıraç Vakfı’nın, Tepebaşı’nda TRT’nin canlı yayın stüdyoları ve İstanbul Metroplolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi’nin (İMP) de içinde yer aldığı alanda yapmayı planladığı "Suna Kıraç Kültür Merkezi" projesinde anlaşma sağlandı.

Konu hakkında bugün basında çıkan haberlerden bazıları şunlar:

Başkan Topbaş’ın Tepebaşı’ndaki hayali gerçekleşiyor…

İstanbul’a Guggenheim tarzı kültür merkezi

Kültür başkentinin merkez üssünü Kıraç inşa edecek

Bütün yorumları forumda okuyun!
ARTISTA
Takvim
<<Ekim 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

CATI CEPHE REHBER