Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
ARKITERA EGITIM MERKEZI

Haberler

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

"Ötekiler"i Üretebilmek

Tarih: 30 Ocak 2008 Yazan: Atilla Yücel
İstanbul’da mimarlar seçim tercihlerini oluşturdular. Yıllardır kendini yenilemeksizin yönetimi elinde bulunduran politika seçimleri kazandı. Bu sonuç, sürdürülen politikanın ve söylemin seçime katılan mimarlar tarafından, muhalif sesin temsilcilerine yeğlendiğini gösteriyor. Seçim öncesinde mevcut yönetim cephesinden muhalefete karşı sürdürülen ve son günlerde yönetimin en üst kademe sorumlularınca açıkça dile getirilen "AKP’nin Mimarlar Odası’nı ele geçirmesine alet olmak", "iktidar yandaşı müteahhitlerden iş kapmak", "kent toprağını talana açmak" gibi sloganların da, seçim günü sandığa heyecanla koşan alışılmadık sayıda mimar tarafından benimsendiği anlaşılıyor.

“Mimarlığa Yol Açın” sloganıyla yola çıkan, mimarlığa ve odaya bakışlarını yayınladıkları bildiri ve programlarıyla açıklayan, bu yaklaşımı kongre kürsüsünde ve medyada açık biçimde dile getiren grubun söylemleri olsun, aday listelerindeki isimleri “AKP”, “AKP’li müteahhit”, “talan” sözcükleriyle ilişkilendirmenin olanaksızlığı olsun, seçim erkini kullanan çoğunluğu etkilememişe benziyor. Dahası, program içeriklerinin ve özen gösterilen söylem düzeyi ve üslubun da oy kullanan çoğunluğa ulaşamadığı görülüyor.

Bu sonuç birkaç açıdan düşündürücü ve bunları mimarlar toplumunun konumu, yarın perspektifleri, toplumsal gelişme içindeki rolleri ve Mimarlar Odası’nın işlevi açısından değerlendirmekte yarar var.

1) Mimarlar, Türkiye’de egemen orta sınıf ideolojisinin politik söylem kalıplarına fazlasıyla açık görünüyorlar. Ulusalcı – sol söylem, başvurulan tez ve sloganlar, aydınlanmacı pozitivist tasavvurlarla, laisist duyarlıklarla birleşerek, mimarların politik duruşlarını ve tercihlerini, daha özgürlükçü olmaya çalışan, çoğulcu ve evrensel bakışlara oranla çok daha kolaylıkla etkileyebilmektedir.

2) Somutluk - etkinlik, yapılabilirlik, yetkinlik gibi içselleştirilmesine mimarlık formasyonunun uygun bir zemin oluşturduğu düşünülen kavram ve ilkelerin bile bu ideolojik bağlamda önünün tıkandığı, alışılmış kalıpların, egemen ve konvansiyonel söylemin dışında "sözün bittiği" görülmektedir.

3) Bu oluşu etkileyen ve dile belki de pek getirilmek istenmeyen bir başka durumdan da söz edebiliriz. “Mimarlık için Mimarlar” grubuna, mevcut yönetime sempati duyan ve oy veren mimarlar tarafından muhtemelen bir başka gözlükle de bakıldı: Egemen sınıf ve güçlerle iyi iş ilişkileri olan, alışıldık olandan, kolay anlaşılandan farklı bir dili konuşan ve öyle algılanan bir "mutlu azınlık", bir tür “elit”, bir "öteki" olarak. Bu sınıfsal algının, hamasi ve popülist söylemleri içselleştirmede ciddi ve belki de kısmen haklı, anlaşılabilir bir sosyopsikolojik zemin oluşturduğunu düşünüyorum. Bu, muhalif söylemlerin meslek topluluğuna aktarımı, sunduğu görünüm, iç yapısı ve iletişim biçimi açısından bir özeleştiri olarak da düşünülebilir.

4) Bu açıdan bakıldığında, çok sesliliğe ve çoğulcu söylemlere, bireysel duruşlara açık, özgürlükçü bir yapı olması beklenen mimarlar toplumunun siyasal üretmede olsun, kendini yeniden üretmede olsun ciddi sorunları olduğu görülüyor ve bu sorunlar üzerinde ciddi olarak düşünmekte yarar var. AKP’yi, benimsediği pragmatik yaklaşımla iktidara taşıyan ve yönetim olarak sürdürdüğü pragmatist – popülist söylemle, oda seçimlerinde görülen söylem – algı buluşmasının, ideolojilere bağlılık ve dinamikler bağlamında yapısal paralellikleri var.

5) Bunun, meslek örgütünün geleceği ve mimarlar çoğunluğunun geleceği, bunun da ötesinde kent mekanının geleceği ve mimarlıkla ilişkisi konularında ciddi bir sorun olduğu kanısındayım. Kendini yeniden üretmek istemeyen ve farklılıklara kapanan bir yapının, ne etkinlik gücü sağlaması, ne çok yönlü ve katılımcı ilişkiler kurması ve savunduğu konularda, İsmet Berkan’ın Pazar günkü Radikal’de yazdığı gibi "çözüm ortağı" olabilmesi mümkündür. Sosyal organizasyonların "iç düşmanı" atalettir. Türkiye’de orta-sol siyasetin de malulü olduğu görülen bu çıkmaza, mimarların meslek örgütünün de uzun süredir girdiği ve bunu görmek istemediğini biliyoruz. Böyle bir yapı, değişimin bir başka ve "benzer" dinamikle, "alttan ve sağdan" gelen ve benzer şekilde popülist, "öteki"ni dışlayan bir hareketle gerçekleşmesine çok açık bir yapıdır. Bugün fantezist görünebilecek olan bu olasılığın, onbeşbin mimarın siyasete katılmayan büyük çoğunluğunun iktidarlar tarafından mobilize edilmesiyle çok da zorlanmadan gerçekleşmesinin, yaşanan örnekler ve mevcut siyasi iktidarın yaşadığı politik süreç göz önüne alınırsa ciddi bir "risk" faktörü olduğu görülüyor.

6) Bu hayli karamsar sözlerin ötesinde değerlendirildiğinde nesnel olduğu düşünülen tablonun verdiği tek yenilenme umudu, bu yılki karşı çıkışın, felsefe, söylem, üslup ve görüntü olarak en çok genç mimarlar tarafından algılanmasıdır. Oy sandıklarının yaş göstergeleri, yenilenmenin, dünyalılığın ve çağcıllığın tek taşıyıcısı olan genç kesimin, bu taleplere açık durduğunu gösteriyor. Bunu, bu kesimin "bizi" desteklediği için söylemiyorum, bir yerde "ötekini", yeni olanı ve daha renkli olanı desteklediği ve dolayısıyla da yarın başka "ötekileri" üretebileceğini düşünerek söylüyorum.Konuyla İlgili Linkler
ARTISTA
Takvim
<<Kasım 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
          1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

ARKITERA MIMARLIK MERKEZI 8 YASINDA