İTÜ Taşkışla Prof. Dr. Nezih Eldem Konferans Salonu'nda bugün yapılacak genel kurulun ardından yarın Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası'ndaki merkezinde seçime gidilecek. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı ve "Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar" grubunun adayı Muhcu, kentsel dönüşüm ve kentsel yenileme alanlarındaki tahribatın engellenmesi yönündeki çabalarının bazı çevreleri rahatsız ettiğini dile getirdi. Muhcu, "Diğer grup kentsel dönüşüm projelerinin önünde odayı engel olarak görüyorlar. Kamu ve çevre yararına yürüttüğümüz çalışmaları karalama çabasındalar. Bizimle ilgili mesnetsiz söylemleri nedeniyle yürüttükleri kampanyanın niteliği de tartışılır" diye konuştu. Muhcu, oda yönetimine her zaman farklı listelerin aday olduğunu ancak bu seçimde farklılıklardan çok çıkar birlikteliği sürecinin örgütlendiğini söyledi. Muhcu, "Bu çıkar birlikteliği AKP tarafından destekleniyor. Oda yönetimine müdahale etmeye, yönetimi ele geçirmeye çalışıyorlar" dedi.
Seçime katılan Mimarlık için Mimarlık grubuna, sağ kesimin adaylarından oluşan " Meslekte Birlik " grubu da destek veriyor.YorumlarYorum Sayısı: 520
26 Ağustos 2008, 15:38Yazan: Aslı Özbay"... Hem ülkemiz mimarlığı, hem de mimarlık mesleği açısından çeşitli sorunlar yaşatacağından kaygı duyduğumuz bu proje elde etme yöntemine ilişkin sakıncaları ortaya koyarak ilgilileri uyarıyor; bu uyarılara yönelik gelişmeleri izleyeceğimizi ve gerekli hukuki girişimlerde bulunacağımızı bildiriyoruz...." | Mimarlar Odası Genel Merkezi | Mimarlar Odası genel merkez yönetimi, Frank Gehry'nin Tepebeşı'na tasarladığı kültür merkezi ile ilgili olarak yayımladığı basın duyurusunu bu ifadelerle bitirmiş. Gehry'i, mimarisini beğenmeyebilirsiniz. Tarzını nerdeyse "tipleştirmiş" olmasını eleştirebilirsiniz. Bir Gehry yapısının yerinin İstanbul olup olmadığını da tartışabilirsiniz (Uğur Tanyeli, Arredamento önsözlerinden birinde bu konuda güzel bir yazı yazmıştı). Bunların hepsi "mimarca" tartışmalar içine girer. Ama Gehry gibi bir mimari kişilikten yola çıkarak, oda yönetiminin dile getirdiği düşünceler için ne denir ki... hadi en hafifinden "traji-komik" diyelim de sorumlu bürokrat kadroyu fazla üzmeyelim :A Sevgili Kadri Atabaş, bu basın duyurusu üzerine bir yazı gönderdi. Bu yaz sıcaklarında biraz yüzümüzü güldürsün diye, iznini alarak aşağıya alıntılıyorum: "... Eğer yazıyı okursanız, Mimarlar Odası'nın aslında sanıldığı ve iddia edldiği kadar abuk bürokrat bir kadro tarafından yönetilmediğini göreceksiniz. Mizah yeteneği gerçek-üstü ögelerle bezenmiş, ancak imge yeteneği sahibi kişilerin çözebileceği bir birikim düzeyine gereksinim duyan bu metin sizleri de gururlandıracaktır. Ben bile o kadar etkilendim ki, yazı biçimim değişti. Sizleri tanıdığım için, şöyle gereksiz ve absürt soruların aklınıza geleceğini düşünüyorum: - Ağa Han ödülü alan lise mezunu Nail Çakırhan'ı yere göğe sığdıramayan, tüm mimarlara örnek gösteren efsanevi başkanı, Oda şimdi red ediyor. Ben sevindim ama kurumsal olarak durum garip değil mi? - Yani sizce Frank amca yanında çalışan muhtemelen yüzlerce mimara projede imza açsa ve kendisi "abi" olarak kalsa, bizim gerçek-üstücüler ne yapar? (tabii bunu, Frank abi'nin diplomasının denkliği peşine düşen mizahcılar için söyledim.) - Bence asıl gerçek-üstü öge, mimarisini global dünyanın eleştirisine açmış, o globalizmin simgelerinden birisinden istenen belgeler, uyulması gereken yönetmelik listeleri... Sanırım bizimkiler o kadar gerçeküstü bir düzeydeler ki, bu global bürolardaki iş bölümlerini, oluşan yapıları bilmiyormuş gibi yaparak mizah yapıyorlar. Onları da bizim yönetmelik mantığında "mimar dediğin tek kişilik ordudur, şirket bir anomalidir" kapsamında tabiidir ki düşünmezler. Aman tanrım, yoksa öyle mi düşünüyorlar? - Hatırıma geldi: Acaba Frank abi 60 yaşın altında olsa idi, onu da meslek içi eğitime tabi tutarlar mıydı? - Sahi şu ana kadar başta İstanbul olmak üzere bir yığın yerde yabancı mimarlara hazırlatılan projelerde ne yapıyorlardı? Şu meşhur AB hizmet birliğinde kapılar açılırken,1995'de ne yapıyorlardı? Nerede idiler? - Acaba aslında Mars'ta yaşarken, dünyada yaşarmış gibi davranmak nasıl bir duygudur?..." Kalemine sağlık Kadri :D Bu durumları 'ti'ye almayıp da ne yapacaksın ki... Birkaç ay önce ulusal sergi'ye yaptıklarını (http://forum.arkitera.com/yarismalar-oduller/17664-11-ulusal-mimarlik-odulleri-3.html), şimdi de bunları okuyunca, seçim sürecinde seçtiğimiz sloganın ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha kavradım. Yine hatırlatmakta yarar var = Mimarlığa Yol Açın!!
18 Haziran 2008, 09:40Yazan: yilmazGerçek neden başka yerde. Geçen seçimlerde Mimarlar Odası yönetimi geçmişte görülmeyen Mimarlar Odası gelenekleri ile bağdaşmayan şiddette bir kampanya yürüttü. Bundan daha önceki, dönemlerde seçime katılan rakip gruplara son derece saygılı davranılır, delege listelerinde karşı gruptakilere de yer verilir, seçim sisteminin çarpıklığından kaynaklanan ve temsiliyeti düşüren, mimarların büyük bölümünü oda çalışmalarından uzaklaştıran durum böylelikle kısmen de olsa giderilirdi. Bunun dışında da yeni aday olanlara "taze kan" gözüyle bakılır ve yeni katılımlar teşvik edilirdi. Aynı listeyi tekrar tekrar çıkartmamaya özen gösterilirdi. Bu seçimlerde MİM grubu geniş bir yelpazeden bir liste oluşturdu. Bu listede yaptıkları mimari proje çalışmalarıyla tanınanlar, akademisyen olarak yıllarca öğrenci yetiştirenler ve saygın çalışmalar yapanlar, demokrasiden, insan haklarından yana sol yelpazede yer alan sivil toplum örgütlerinde faal görevlerde bulunanlar, yerel yönetimlerde görev yapıp bugünkü Akparti yönetimini eleştirdikleri için görev yerleri değiştirilenler, mimarlık alanında gençlere yönelik yaptıkları çalışmalarla yıllardır tanınanlar, mimarlık alanında yaptıkları saygın yayınlarla, kitaplarla tanınanlar.... ve buna benzer konumlarda çok sayıda kişi Mimarlık İçin Mimarlar grubu listesinde yer alıyordu. Bu gün seçimi kazandığı düşünülen yönetim (bunu şüpheye düşüren beş farklı neden var) tüm bunlara karşı tek maddelik bir saldırı düzenledi. ONLAR AKPARTİLİ, AKPARTİ TARAFINDAN DESTEKLENİYORLAR! Bunun nasıl büyük bir yalan olduğu ortada. Neden bu yola başvuruldu? Neden bu yalan kampanyası devam ediyor? Çünkü sebebi başka yerde. Mimarlar odası geçmişteki maaşları bile zorlukla ödeyen meslek odası değil, artık çok büyük bütçelerle yönetiliyor. İcra tehditleri, büro tescil belgesi vermeme tehditleri...özellikle Akpartili yerel yönetimlerle yapılan "habersiz imzalı" protokoller büyük bütçelerle sonuçlandı. Mimarlar Odası Yönetimi geçenlerde onbirbuçuk trilyona Karaköy'de bir bina satın aldı. Sadece satın alma işi değil, satın aldıktan sonra da bu durum uzun süre gizlendi, saklandı. Meslek odaları Kamu Kurumu Statüsünde Meslek Kuruluşlarıdır. Ancak, kamu kuruluşu niteliğinde olmalarına rağmen bir farkları vardır: devlet ihale yasasından muaftırlar. Yani hem kamu kuruluşu niteliğindedirler hem de kamu kuruluşlarının tabi olmakla yükümlü oldukları devlet ihale yasasından muaftırlar. Yani, yasanın getirdiği "şeffaflık" bir zorunluluk değildir. Kendi iç hukukları kapsamında harcamalarını yaparlar. Denetim mekanizmasını oluşturan Denetleme Kurulları Yönetim Kurulları ile aynı listelerden seçilirler. Yani denetleyici ile yönetici aynı listedendir. Rejim bu duruma özellikle göz yummuştur. Ayrıca artık gelenekler de bir kenara bırakılmış, katılımı ve şeffaflığı arttırmanın bir yolu olan rakip gruptakileri delege listesine koymaktan da vazgeçilmiştir. Genel kurul yapılalı henüz bir kaç ay olmuştur. Genel kurulda bu konu görüşülmemiştir. Halbuki bu konu gündeme getirilebilir. "Arkadaşlar şu kadar paramız var. Bir bina elde etmek istiyoruz ne diyorsunuz?" denilebilir, farklı görüşler değerlendirilir ve bina elde etmek için geniş katılımlı bir komisyon kurulabilirdi. Tüm bunlar yapılmadı. Satın alma sürecinde şeffaflık sağlanabilirdi bu da yapılmadı. Satın aldıktan hemen sonra üyelere bu durum duyurulabilirdi bu da yapılmadı. Satın almak yerine bir yarışma düzenlenebilir, gereksinimelere göre oluşturulmuş bir program kapsamında mimarlara yakışan bir bina elde edilebilirdi bu da yapılmadı. Satın almak yerine geçmişte olduğu gibi tahsis yoluyla bedel ödemeksizin bir tarihi yapı alınabilir, elimizdeki parayla bu binanın restorasyonu ve topluma tekrar kazandırılması sağlanabilirdi bu da yapılmadı. (Dış Karakol tahsistir, geçmişte İbrahim Paşa Medresesi Mimarlık Vakfına tahsis edilmiş ancak parasızlıktan onarımı gerçekleştirilememiş ve iade edilmişti.) Lütfen Mimarlara Mektup'da çıkan ve MİM grubuna saldırmaya devam eden yazıyı yukarıdaki yazının süzgecinden geçirerek okuyun. Sorun Akparti filan değil başka yerde.
17 Haziran 2008, 20:51Yazan: Omer YilmazHasan Cevad Özdil'in MO İstanbul Şubesi'nin propaganda aracı Mimarlara Mektup'un bu sayısında "Taşkışla'da Mimarlar Odası" başlıklı yazısını okumanızı öneririm. Hala kendilerini sorgulayacaklarına "hıı bunlar da MİM'ci, vurun kahpeye" yapıyorlar. Mimarlar Odası'nın yerin dibine geçmesine sebep olan bunlardır; söyleyince "aman Oda'ya laf etmeyelim, mevcut yönetim diyelim!" deniyor. Yahu bu şahsiyetler ile Oda artık tek vücut. Ve bu Oda mimarların odası değil, odacıların odası. Hadi artık mimarlık ortamı silkelen ve bunu gör.
28 Mayıs 2008, 10:01Yazan: yilmazÖncelikle star mimar kelimesini yanlış bulduğumu söylemek isterim. Çünkü ortada bir konulan durum yok bir çalışma vardır. Star diye adlandırılan meslektaşlarımız, istisnalar dışında –ki sayıları fazla değil- çoğu kez kendi çabalarıyla mimarlık alanında varlık göstermeye çalışmış ve bu alanda da başarılı olmuş kişiler. Yani projelerine baktığıımız zaman iki dakikada eskinin çekmece yeninin copy/paste/strech komutları yöntemi ile yapılmadığı anlaşılan projeler. Arkalarında ciddi çalışmalar araştırmalar var ve bunlarda mesleğimizi onurlandırıyor. Dolaysıyla da mesleğin büyük çoğunluğunun tasarımdan ziyade yukarıda özetlediğim metotlarla projeler yaptığı ve çoğu kez de kentin canına okuduğu bir ortamda farklı bir varlık göstermeye çalışıyorlar. Ünlü boyalı kuşun hikayesini bilirsiniz romanda yazar farklı olana saldırılmasının hikayesini anlatır. Sırf farklı bir renge boyandı diye linç edilen kuşları anlatır. Sizin yazınızda da o farklı olanı linç etme var. Faşizm’in temelinde de tüm diktatörlere boyun eğmede de… Bir proje yapmanın çeşitli yolları vardır ama böyle zorlu bir yola saparsanız emin olun yanınızda çalışandan çok daha fazla siz ağlarsınız ve ağlamanızı da gösteremezsiniz. Proje eğer iddia taşıyorsa, ülkemizde normal koşullarda çok zor para kazanır. Çünkü onun süresi, emeği, maliyeti çekmece/strech projeleri ile karşılaştırılamayacak boyutlardadır. Sonucu da kesin olmadığı gibi belediyeler de yüksek ücretler ödemezler. Yüksek ücret görülen durumlarda da ülkemizde başka hesaplar vardır. Sonuçta bu alanda çok deneyimli bir meslektaşımızın deyimi ile çok az örnek dışında proje işi Türkiye’de sıkca maliyetine çokca da zararına yapılan bir iştir. Eğer iştahınız hala daha kabarıyorsa bu projelerden birisinin ücretini ve karşılığında yapılan masrafı (emeği bile demiyorum) öğrenin, iştahınız kaybolacaktır. Şimdiye kadar hep öyle oldu. Yanlarında çalışan mimarların önleri diğerlerine göre daha açıktır, eğer buna inanmıyorsanız son yıllarda yapılan yarışmalarda alınan sonuçlara bakın, çoğunda bir “star” mimarın yanında önceden/şimdi çalışanını görürsünüz. Çünkü mimarlık sevgisi bulaşıcıdır. Her sevgi gibi de ağır bedelleri vardır, bunların içinde gözyaşları vardır, acılar vardır. Sevgi acımazsızdır. Önce kendinize sonra da yaptığınız için yani sevdiğiniz için onunla ilgili herkese karşı. Ustalar çıraklar bu terimlerin artık kullanılmadığını düşünüyordum. Ama kullanmışsınız o zaman cevap vereyim. Son derece özürlü bir eğimden gelen binlerce meslektaşımız var. –ki diplomalarının geçerliliği bile uluslar arası düzeyde sorunlu- Ama yine de ustalaşıyorlar ve ustalarını geçiyorlar. Bunu görmemek mümkün değil. Ancak süreç beklenen kadar ne kolay ne çabuk. Eğer bir ayda edinilecek tecrübe varsa söyleyin otuz yıl sonra bile onu almak için bir ayımı vermeye razıyım. Eğer mimarlar odasında bir şey üretmek diye o abuk “MSG” programını söylüyorsanız üretmemiş olmaları çok daha iyi. Ayrıca sandığınızın aksine star diye bilinen mimarlar bu gün mimarlar odasının ana çalışma akslarını oluşturan kazanımları sağladılar –mimarlar odasında oldukları sürece- Size bir örnek muhtemelen Ulusal Mimarlık Ödüllerinin sizin o demir atmış tayfanın işi olduğunu zannediyorsunuzdur. Hayir bu ödüller odaya ve mesleğimize Hasan Özbayların grubunun yönetimde olduğu dönemde kazandırıldı. Bu örnekleri çoğaltabilirim ve sonuçta da “odayı bugünkü haline star mimarlar getirdi” gibi bir sonuca bile ulaşabiliriz. Her ne kadar bu saptama genel kanıya bir tokat olsa da… Gazetelere verilen reklamların paraları çok zor şartlarda toplandı. Ve emin olun bu sadece mimarlığa olan sevginin küçük bir bedeli… bundan çok daha fazlası her gün bürolarda ödeniyor. MİM Grubu çabalamıyor, sadece sizi kurtarmaya çalışıyor. Herşeyi gizli saklı yürüten, baskıcı, mesleğimize ve yaratıcılığa karşı terör uygulayan bir yapıya karşı toplumsal muhalefet çizgisi oluşturuyor. Baskı olduğu sürece yada varlık nedeni olduğu sürece MİM grubu da yada başka gruplar da olacaktır. Rant hesabı diyorsunuz bu muhalefet çizgisinde yer alan arkadaşlarımızın hiçbirisinin böyle bir şeye ihtiyacı yok ki. Onlar zaten sizin deyiminizle “star”. Sermaye filan koyan da yok. Konuya bu açıdan bakan da. Siz cahilliğinizi ortaya dökmüşsünüz... Sadece daha demokratik, daha katılımcı, daha geniş kesimleri temsil eden ve mimarlığı savunabilen bir yönetim kurabilmek amaç, yoksa sizin şimdi yaptığınız gibi “tekkeyi ve tekkedekileri mimarlığı yok etmek pahasına savunmak değil.” -hemde geçen seçimlerde olduğu gibi tekkenin parasıyla ve personeliyle- (Bu tekke kelimesi de nefret ettiğim bir kelimedir. Bir yapıyı değil o yapının içinde oluşan klikleri anlatır.) Özellikle de yapılan işlere bakınca tek bir şey söyleyebiliyorum: MİMARLIĞIN ÖNÜNÜ AÇIN.
27 Mayıs 2008, 23:19Yazan: ex Cathedra...Bu genç nesil ile iş oldukça zor...
Merhaba,
Uzun zamandır düşündüğüm bir konuyu çok etkili olarak ifade ettiniz.
Teşekkürler.
27 Mayıs 2008, 22:26Yazan: Omer YilmazEkşi Sözlük'teki son mesaj şöyle: mimarliga yol acin akp'li belediyelerin istah kabartan projelerinden en cok nasiplenecek olan star mimar imajli kisilerin bosa cikan ve secim sirasinda gercek yuzlerini gostermis harekati. adama sormazlar mi madem mimarliga yol acin diye bir sloganla ortaya cikiyorsun da; sen kendi buronda calisan comez mimarlardan kac tanesinin onunu aciyorsun? o kadar yarisma kazanip belediyeden dunya para tutarindaki projeleri kapiyorsun da o comez mimarlara kac para oduyorsun? buronda calisan o comez mimarlardan kac tanesi hungur hungur aglamadan bir hafta geciriyor? kac tanesine gercek anlamda bir meslek egitimi veriyorsun?bildiklerini tam anlami ile ogretiyorsun? benim bildigim mimarliga yol acmanin en birinci yolu olan, "cirak ustayi gecmezse meslek yok olur" felsefesini ne kadar benimsiyorsun?o ciraklarin ilerde bana rakip olur dusuncesi ile, aslinda bir ayda edinebilecekleri mesleki tecrubeyi kendilerini sirf teknik ressam olarak kullandigin icin bes yilda edinmelerinin sebebi de sen degil misin? sen once kendi isyerinde mimarliga yol ac da biraz inandirici olsun degil mi? bahsi gecen star mimarlarin kac tanesi acaba mimarlar odasinin bugune kadar yaptigi calismalara katilip bir seyler uretti? oda yonetimin cok eski mi olmasi onemli olan yaptigi isler mi? sanki bu eski oda yonetimi babadan ogula gecen bir sistemle orada duruyormus ve her donem kendilerini secimle secen insanlar gene mimarlar degillermis gibi carpitici beyanlarla ortaya cikmis bu harekat, elbetteki onumuzdeki donemlerde de cabalamaya devam edecek, ancak basarili olur olmaz mi orasi bilinmez. ayrica gazetelere ilanlar, delegelere gonderilen smsler tipki milletvekili secimleri gibi amacin sadece hizmet degil, buyuk bir rant hesabi oldugunu da ortaya koymuyor mu? eger isin ucunda para goruyorsan, belli bir miktar para harcayarak boyle faaliyetler yaparsin.simdilik koydugun sermayeyi alacak basariyi saglayamadin uzgunum senin adina. Bu genç nesil ile iş oldukça zor. Hala Oda'nın bir değeri olduğunu düşünenlere :) ... Genç arkadaşımızın SMS ve rant konusunda yazdıkları oldukça doğru ama aklı fazla karışık. SMS'leri kimin gönderdiğini rantı kimin yediğini dahi hiç bilmeyecek kadar...
17 Mayıs 2008, 21:41Yazan: icmimar_ibobence odalar hakimiyeti korumalı bu konudaki fikrim bu benim...
14 Nisan 2008, 01:04Yazan: luminaİlerlemeci bir zaman kavrayışına ters hocam öyle zaman-mekan bükülmeleri filan :)
14 Nisan 2008, 00:55Yazan: Omer YilmazÖnce Lost'u anlatmak lazım bizimkilere :D
14 Nisan 2008, 00:41Yazan: Murat Artu"LOST" Dizisi gibi.... Acaba ne olacak ? Ben ne yapmalıyım ? Babanıza yaptığınız gibi yapmayı deneyin, Kendiniz olun .
Bütün yorumları forumda okuyun!










