Haliç'i kültür, sanat ve kong-re vadisi yapma projesi kapsamında Sütlüce Mezbahası'nı Avrupa'nın en büyük kültür merkezi yapmak amacıyla 1998 yılında başlatılan ve bir yılda tamamlanması planlanan proje 10 yılda bitirilemedi. İhaleyi kazanan Kayalar inşaat şirketi, bir yılda bitirilmesi planlanan çalışmaya 4 Ekim 1998'de başladı. İhaleye göre 1999 yılı ağustos ayında bitirilerek hizmete açılması gereken merkezde henüz kaba inşaatlar ile elektrik ve mekanik altyapı imalatları tamamlandı. Tesisin tavan, döşeme ve duvar kaplama ile pencere doğrama imalatları devam ederken, çevre düzenlemesine henüz başlanmadı. Kayalar inşaat şirketine 1998'de 7 milyon YTL'ye ihale edilen onarım işi için 2007 fiyatlarıyla birinci ihalede 120 milyon, ikinci ihalede 60 milyon YTL olmak üzere 180 milyon YTL harcandı.
"Kültür merkezini 2009'daki Dünya Su Forumu'na yetiştirmemiz gerekiyor" diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kalan bölüm için ya yeni ihale açılacağını ya da Uluslararası Kongre Sarayı Tesisleri İşletmeciliği Ticaret A.Ş'ye vereceklerini söyledi. Topbaş, kültür merkezinin kalan bölümünü için tahmini 40 milyon YTL daha gerektiğini söyledi. Projede sergi, konser, tiyatro ve kongre binaları, sinema, açık hava etkinlikleri alanı, yeşil alan ve restoranlar var.
YorumlarYorum Sayısı: 723 Ocak 2008, 10:54Yazan: Korhan GümüşSütlüce Mimarlık Mezbahası Sütlüce'deki törene bence pek "açılış" denemez çünkü neredeyse 12 yıldır süren inşaatın daha çok işi var. Örneğin 3500 kişi alacağı söylenen büyük salon henüz kaba inşaat aşamasında. Binanın her tarafı tasarım hataları ile dolu. Zaten tasarım da bir mimarlık birinci sınıf öğrencisinin bile yapmayacağı bir düzeyde. Ama daha önemlisi yapılan bir kültür merkezi değil, bir otopark inşaatı da olsaydı proje yönetiminin olması, yani amaçlanan belli bir programı, öznel bir faaliyet olan mimari tasarımın mekansal olarak ifadesini bulması, donanım ve ince yapı tasarımlarının da aynı şekilde ihmal edilmiş olmaması gerekirdi. Yani dünyanın parası harcanan ( yönetim giderleri hariç 500 milyon USD deniyor, ki daha çok harcanacağı belli, ama şimdilik Santral İstanbul'un on misli!) bu berbat inşaatın nasıl kullanılacağı, nasıl işletileceği belli değil. Belediye bu kadar para harcandıktan sonra inşaatı özel bir kuruluşa devredip, kurtulmaya çalışıyor. 20. yüzyılın başında inşa edilmiş olan ve İstanbul'un en önemli endüstri mirası yapılarından biri olan mezbaha bir gece ansızın kurul kararına rağmen yıkılıverdi. Çünkü mevcut tarihi binanın iç mekan düzeni müteahhitin öngördüğü inşaat programına uygun değilmiş! Sonra artık hiç bir belge değeri olmayan taklidi yapıldı. Bu arada bütün bilim insanlarının ilgisini çeken, sırf görmek için yurt dışından gezmeye geldikleri dünyanın ilk biyolojik atıksu arıtma tesisleri de yok edildi. Ben o zaman defalarca Cumhuriyet'te sonra Radikal'de yazdım. kimse olayın üstüne gitmedi. Bu yapı şu anda bir kaçak yapı statüsünde. O dönem Tayyip Erdoğan'ın danışmanı konu ile ilgili aynen şunları söylüyor: "Bilindiği gibi proje bizden önceden kalmadır. Ben danışmanı olarak Tayyip Bey'e bu işi bu mimar yapamaz dedim. Ama o başımız Mimarlar Odası ile belada, bu işi elinden alırsak kıyameti koparırlar. Daha fazla iş verin, dedi. Biz de dediği gibi yaptık, iptal davası açılmasın diye Tarihi Yarımada Planları için danışmanlık bile verdik." Yani projenin müellifi hem üniversite, kurul, oda gibi kurumları kendi çıkarı için kullanıyor, hem de bir taraftan karar verici ve proje müellifi olarak "binalar yıkılarak da korunur, beni eleştirenler bilmiyorlar" diyerek kendi yaptığını dayatıyordu. Üstelik bir de utanmadan yaptığı işi eleştirenleri suçlayarak. Şimdi söylendiğine göre karşımızda metrekare veya dökülen beton miktarı olarak Avrupa'nın en büyük kültür merkezi var. Bu önemli uygulamanın neden bu halde olduğunu anlamak da önemli. Hep birlikte düşünelim: Surların restorasyonundaki gibi inşaatçı mantığı hakim olmuş, mimarlığın öznelliği, sorgulayıcılığı, kişiliği, yaratıcılığı arka planda kalmış. Bundan çıkarılacak çok ders var. Ama bu soruna bir yetersizlik olarak bakmak yerine "3. Milli Tarzı", güya anonim, mimar olmayan herhangi bir kişinin de yapabileceği basmakalıp bir işin nasıl ortaya konduğunu, yaratıcılığın nasıl ve hangi nedenlerle, koşullarla ihmal edildiğini de anlamak gerekli. Bu bina bende Sovyetler Birliği çökmeden önce Doğu Bloku'nda gerçekleştirilmeye çalışılan ve bugün kimi sanatçılar tarafından yeniden çoklu bir anlamlandırmayla konu alınan devlet inşaatlarını çağrıştırdı. Bu nedenle bu yöntemle binanın bitirilmesinin de bir anlamı yok, çünkü harcanacak her kuruş boşa gidecek. Demek ki bundan sonraki kritik süreçte önemli olan aynı yöntemle uygulamaları sürdürmek değil, eksikliği her halinden belli olan işin öznesini ve bir proje yönetimini tesis etmek. Programın da benzer bir biçimde gerçekleştiğini söylemek bile fazla. Davetedilenler bir parti toplantısına mı, İstanbul'un önemli bir kültür yapısını tanımaya mı, yoksa Sinan Çetin gibi çok meşhur bir sahsiyetin ufuk açıcı fikirlerini mi dinlemeye çağrılmıştı, bu da belli değildi. Görüldüğü gibi İstanbul'da neden kamu binalarının bu kadar niteliksiz olduğu üzerine biraz daha ciddi bir şekilde düşünülmesi gerekli.
22 Ocak 2008, 13:10Yazan: Zeynep GüneyTamamlanması bir yılan hikayesine dönen Sütlüce Kültür Merkezi 19 Ocak 2008 Cumartesi günü kapılarını ziyaretçilerine açtı. Yalnız bu normal bir açılış değildi. Elimize ulaşan bir davetiyeden yola çıkarak Sütlüce Kültür Merkezi’nin açılacağını düşünerek Cumartesi günü büyük bir heyecanla yola düştük...
Haberin devamı için: Sütlüce Kültür Merkezi Kapılarını Ziyaretçilerine Açtı!
8 Ocak 2008, 08:58Yazan: Emine MerdimRadikal gazetesinde bugün çıkan haber: [SIZE=2][SIZE=2]Haliç'i kültür, sanat ve kong-re vadisi yapma projesi kapsamında Sütlüce Mezbahası'nı Avrupa'nın en büyük kültür merkezi yapmak amacıyla 1998 yılında başlatılan ve bir yılda tamamlanması planlanan proje 10 yılda bitirilemedi. İhaleyi kazanan Kayalar inşaat şirketi, bir yılda bitirilmesi planlanan çalışmaya 4 Ekim 1998'de başladı. İhaleye göre 1999 yılı ağustos ayında bitirilerek hizmete açılması gereken merkezde henüz kaba inşaatlar ile elektrik ve mekanik altyapı imalatları tamamlandı. Tesisin tavan, döşeme ve duvar kaplama ile pencere doğrama imalatları devam ederken, çevre düzenlemesine henüz başlanmadı. Kayalar inşaat şirketine 1998'de 7 milyon YTL'ye ihale edilen onarım işi için 2007 fiyatlarıyla birinci ihalede 120 milyon, ikinci ihalede 60 milyon YTL olmak üzere 180 milyon YTL harcandı. "Kültür merkezini 2009'daki Dünya Su Forumu'na yetiştirmemiz gerekiyor" diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kalan bölüm için ya yeni ihale açılacağını ya da Uluslararası Kongre Sarayı Tesisleri İşletmeciliği Ticaret A.Ş'ye vereceklerini söyledi. Topbaş, kültür merkezinin kalan bölümünü için tahmini 40 milyon YTL daha gerektiğini söyledi. Projede sergi, konser, tiyatro ve kongre binaları, sinema, açık hava etkinlikleri alanı, yeşil alan ve restoranlar var.[/SIZE][/SIZE] Sütlüce'yi başka şirket bitirecek
12 Aralık 2007, 15:53Yazan: mobildekorTabii yapamayanların Şahsında bunu Demek kişisel polemik olur.Vatana Millete hayırlı bir iş olarak,Hayvan pisliğinden geçilmeyen bir ortamı ,Hayal edip Hemde Kültür Merkezine Dönüştürmeyi düşünen Beyin(ler) hay'ra çalışmıştır..
Biz Atalarımızdan Haliç i Balçık içinde miras almadık,Cumhuriyet sonrası Haliç kıyı sanayileşmesi de Rantiyecilerin işi idi.Ama şimdi Balıklar yüzebiliyor.O zamanki Zihniyete Vatan haini diyebilirsiniz.Çünkü, Benim Atamın, Sadabad(mutlulugu çok olan yer) dediği yere pisliyorlardı.Saygılar
12 Aralık 2007, 10:09Yazan: Omer Yilmaz"Vatana millete hayır" zaten hemen herşeyi kapsıyor bugünlerde. Herşeyin altını bu derecede kaydırarak konuşmak ortamı ne hallere soktu... "Vatan hainliği" mi denilmeli o zaman buna cevap olarak?
12 Aralık 2007, 09:26Yazan: mobildekorMerhaba, Sütlüce Mezbahası,konulu yazınız,Benim çok yakınlarında ikamet etmem dolayısı ile dikkatimi çekti.Hangi platformda yazdıgınızı azcok algılıyor gibiyim.1998 yıllarından kalma kucuk normal bir makine ile cektigim ınsaat alanı resimleri bende mevcuttur.Halk dilinde, İnşaat sürecinin uzaması ile ilgili bircok spekülasyonlar,dedikodular vardı.Fakat İnşaat 10 senedir gözümün önünde ve ha'la bitmedi.Korunan tarihi Ana binanın yanındaki kompleksler uyumlu sayılır.Tabii içmekan degerlendirilmesini, kullanım açısından, görmeden birşey demek zor.
Vatan'a millete Hayırlı bir iş yapıldıgı kesin,bir an önce hayata geçmesini engelleyen nedenler için boyumdan buyuk laflar etmek istemem,Yalnız Mezbaha etiketinin SÜTLÜCE KÜLTÜR MERKEZİ olarak anılması ve diğerinin silinmesini diliyorum.
Şimdilerde ise Toplum içinde şöyle oluyor ;- Sütlüce Kültür merkezinin orası...
- Hangi Sütlüce merkezi ?
- Hani Mezbaha var ya işte orası....
Saygılarımla
9 Aralık 2007, 20:29Yazan: Omer YilmazKonuyu açmadan önce Arkitera Forum'da "Sütlüce Kültür Merkezi" "Sütlüce" ve "Sütlüce Mezbahası" olarak üç arama yaptım ki daha önce açılmış bir konu varsa yanlış bir iş yapmış olmayayım diye. Ama yoktu. Sütlüce'de yaşanan dram demek ki bizleri çok fazla ilgilendirmiyormuş... Dram diyorum; henüz yapıyı gezmeden yazıyorum bunları ama çevreden yapıya şöyle bir bakıldığında dramdan başka kelimeler de kullanılabilir sanırım. Arkitera Forum'da geçtiğimiz günlerde yayınlanan "Dört Yeni Proje Yarışması" başlıklı haberde adı geçen yarışmalardan birisi de Şişhane Tiyatrosu yarışması idi. Bu yarışmanın jüri üyeliği için ise Sütlüce Kültür Merkezi'nin mimarı olarak bildiğimiz Prof.Dr. Cengiz Eruzun'un da adı geçiyor. O tarafını daha fazla uzatmak anlamsız. Ama yapının mevcut durumunun belgelenmesi, foruma ya da Arkitera Galeri'ye fotoğraflar eklenmesi iyi olurdu. Konuyla ilgili Korhan Gümüş'ün 2006 yılında yayınlanan bir yazısı var: Radikal-çevrimiçi / Radikal2 / Sütlüce unutuldu mu?
Bütün yorumları forumda okuyun!










