Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

4.2 milyar dolarlık hüsran!

Tarih: 29 Kasım 2007 Kaynak: Vatan Yazan: Meltem Günay
Karadeniz sahili boyunca deniz doldurularak yapılan otoyol 4.2 milyar dolar harcanarak tam 20 yılda bitti ancak...

Ancak yolun yapımına itiraz edenler haklı çıkacak gibi gözüküyor. Çünkü Karadeniz yolunu geri alıyor. Yol her fırtınada kullanılamaz hale geliyor.

Geçen Nisan’da Erdoğan tarafından açılan Karadeniz Sahil Yolu’nda sorunlar bitmiyor. Yolun bazı kesimlerinde Karadeniz’in hırçın dalgaları dolgu alanları yerle bir ederken, kimi yerlerde ise fırtınalı havalarda dalgaların yola attığı taşlar güvenli sürüş imkanını ortadan kalkıyor. Giresun’un Espiye-Tirebolu arası deniz tarafından iki kez yutuldu. Artvin’in Hopa-Sarp arasındaki yol ise dalgalar nedeniyle 4 kez yıkıldı. Geçen hafta ise Rize Çayeli Geçişi dalgalar yüzünden 2 kez trafiğe kapatılmak zorunda kaldı.

Doğa intikamını alıyor
“Deniz dolgusuyla yol yapılırsa doğa intikamını alır” diyen Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Cengiz Eruzun, denizin sahil yolunu alacağını baştan beri söylediklerini belirtti. Eruzun, “Kimse bizi dinlemedi. Bu yol ihtiyaçtan yapılmadı. Burası için en ucuz yol deniz yolu ulaşımıydı. Buraya varolan seferleri de iptal edip karayolu yapmak sömürü düzeninin parçasıdır” dedi. Cengiz Eruzun, “Yol baştan beri yanlıştı. Madem yol yapılıyor kıyıdan değil de dağ tarafından tünellerle geçsin dedik. Maliyet artıyor diye kabul etmediler. Aslında yolun uzunluğu yarıyarıya kısaldığı için maliyeti azalıyordu. Müteahitler daha çok para kazansın diye yolu uzattılar. Bilimsel veriler ışığında söylediğimiz hiçbir şeyi dikkate almadılar” ifadesini kullandı.

1995 yılından beri Karadeniz Sahil Yolu’nun yanlış olduğunu ısrarla anlatmaya çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Eruzun, “Biz bu yolda avukat arkadaşımız Cihan Eren’i kaybettik. Bu yol için onu vurdular. Çirkin bir yol olacak dedik, dinletemedik. O yüzden Karadenizlilere müstahaktır” diyor.

Dalganın boyu, yoldan yüksek
Karadeniz Sahil Yolu yapılırken mühendislik ilkelerinin de gözardı edildiğini söyleyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fazıl Çelik ise “Karadeniz’de dalga 5-6 metre. Ama dolgunun boyu 4-5 metre. Birçok yerde dalgalar kumu ve çakılı yola savuruyor. Her şeyin ötesinde orada akıp giden yol için büyük bir tehlike. Bu yolun ne yol emniyeti var ne can ne de mal” dedi. Bazı yerlerde bunu önlemek için beton duvarlar inşa edildiğini anlatan Prof. Dr. Çelik, “Ama daha yüksek dalgalarla nasıl başedecekler. Yolun çok büyük bir bölümü Karadeniz’in büyük ve hırçın dalgalarına doğrudan maruz kalıyor” diye konuştu.

Ucube bir yol yaptılar
Doğu Karadeniz’in boydan boya ezilip geçildiğini söyleyen Prof. Dr. Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok yüksek maliyetli çok çarpık bir yapılaşmaya gidildi. Mesela Ordu Bolaman virajları örneğinde olduğu gibi birçok yerde çok daha ekonomik ve fonksiyonel alternatifler vardı. Ama bütün mühendislik ilkeleri bir tarafa bırakıldı, bir tarafı deniz bir tarafı meskun mahal olan ucube bir transit trafik koridoru oluşturuldu. Kıyı yerleşimlerinin önüne utanç duvarı çekildi.”

Bu parayla 3-5 yol daha yapılırdı
Projeyi kucaklarında bulduklarını açıklayan Başbakan Erdoğan’ın, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki konuşmasında; “Sadece eskalasyon kayıplarıyla 3-5 Karadeniz Sahil Yolu yapabilirdik; ülke böyle batırıldı!” derken, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, “Denize paralel yol yapmak akılsızca... Proje, Karadeniz’in eşsiz tabiatını bozmuştur... Kuzey-güney kanadını tamamen öldürüyorsunuz... Proje bittikten sonra hattın bakımını yapmak daha da büyük külfet oluşturacak... Bakım için daha büyük bir kaynağa ihtiyaç var... Karadeniz Sahil Yolu yerine, o dönemde üç farklı projenin çok daha az maliyetle hayata geçirilme imkanı vardı...” ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin “Bu projeyi yapanların eli kırılsın!” açıklamalarını hatırlatan Prof. Dr. Çelik, “Artık burası Karadeniz değil Kaya-Deniz” dedi.

Aynı yolu deniz iki kere yuttu
Güzergah tespitinde devletin değil, rantiyenin sözünün geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Çelik, “Espiye-Tirebolu arasındaki bölgede yol dağlara sapmadan üçte bir fiyatına arkadan geçirilebilecekken kumsallar doldurularak yapıldı. Ve o yol bugüne kadar iki kez deniz tarafından yutuldu. Dış kredi ile 1997’de başlatılan inşaatın 1998’de tamamlanan 8 kilometrelik Espiye tahkimatını, 20 Şubat 1999 deniz fırtınası silip süpürdü. Yenilenen tahkimat 2002’de tekrar tahrip oldu. İşletmeye açılmış bulunan yolda bugün de tahkimatın yarısı kayıp. Hopa-Sarp Sınır Kapısı arasındaki deniz tahkimatı, dalgalarla, 4 kez yıkıldı ve yol, 4 kez ihale edilerek yeniden yapıldı. 25 tonluk tahkimat taşları bile azgın karayel fırtınaları karşısında saman çöpü gibi savruldu” dedi.

Rakamlarla Karadeniz Sahil Yolu
542 kilometrelik Sahil Yolu, Samsun’dan Sarp Sınır Kapısı’na kadar uzanıyor. İlk ihalesi 1987’de yapılan yol 20 yıl sonra açılabildi. 27 kilometre uzunluğunda 263 köprü, 41 kilometre uzunluğunda 12 tek tüp tünel, 18.5 kilometre uzunluğunda 20 çift tüp tünel yer alıyor. 6 il, 63 ilçe, 17 bucak, 9 liman, 2 havaalanından geçiyor.

Bu tabloya komİk açIklama
Karadeniz’de geçen haftalarda Çayeli Geçişi dalgalar nedeniyle ikinci kez kapandı. Bununla ilgili olarak da Karayolları 10. Bölge Müdürü Murat Boydaş, inceleme başlattıklarını açıklayarak, “Mutlaka çaresini bulacağız. Dalga yüksekliği hesaplanamadığı için sorun olmuş olabilir” dedi.

Sırada su baskınları var
Bu yol yüzünden yerleşim merkezlerinin sel baskınlarına da maruz kaldığını anlatan Prof. Dr. Çelik, “En bariz örneği Sürmene ve Rize tarafından yaşanıyor. Yüksek yol dolguları baraj görevi yapıyor, yoğun yağışla birlikte gelen toprak, kum, çakıl sıfır eğimli menfezleri tıkıyor. Bu mefezlerin içine iş makineleri giremediği için de temizlenemiyor. Seller meydana geliyor. Ve bunlar yaşanacak da” dedi.

İşimiz T dalga kıranlarına kaldı
Zaman zaman fırtına nedeniyle yola zarar gelmesini beklediklerini, ancak bu sıklıkta olmasını beklemediklerini belirten Bölge Müdürü Murat Boydaş, sahil yolu boyunca denize yapılan T mahmuzlarına (dalgakıranlar) güvendiklerini belirterek, “T mahmuzların yapıldığı yerlerde zamanla kumsal oluşacak, böylece deniz derinliği azalacağı için dalgalar kıyıya varıncaya kadar etkisini kaybedecek. Ancak bu faydaların görülebilmesi için birkaç yıl geçmesi gerekiyor” diyor. Karadeniz Sahil Yolu’nun dünyanın en uzun sahil yolu olduğunu belirten Boydaş, zaman zaman sorun meydana gelmesinin de doğal olduğunu savunuyor.TakipYorumlarYorum Sayısı: 75

25 Temmuz 2007, 19:04Yazan: nihatBana gelen bir maili buraya ekliyorum... Yorumsuz... Sevgili Dostlar. Yakakent-Gerze yolu için 2005 yılı sonlarına doğru Samsun İdare Mahkemesinde açılan Yol Projesinin iptali davası sonuçlandı. Yol projesi ekte illetiğim haberde anlatılan gerekçeler ile iptal edildi.Bu karar Karadeniz Sahil Yolun'da Fındıklı ve Ardeşen sonrasında sahil yolununun esas nedenler ile iptal edildiği üçüncü karar. Bakalım idare bu karara uymamak için nasıl bir yol bulacak. Karadenzi Sahil Yolu mücadelimizde Yakakent-Gerze arasındaki sahilleri, uğraşımızın başarı ile sonuçlandığı bir nokta olacak umudundayım. Hukuk mücadelesinin yanısıra, haberde de belirtildiği gibi tüm Gerze halkının bu konuda birlikte olması sonuç alınma umudunu artırıyor. Yakakent-Gerze yolu ile ilgili ÇED raporunun olmadığı ve bu bölüm inşaatın bir hile ile ÇED dışına çıkartıldığı anlaşılmış olup, Çevre Bakanlığı tarafından verilen ÇED gerekli değildir kararını da yargıya taşıma hazırlıkları devam ediyor.ÇED gerekli değildir kararının iptal edilmesi de sağlanır ise, Gerze sahillerinin kurtulduğundan daha emin olabileceğiz. Saygılarımla. Gerze sahilleri kurtuldu Çevrecilerin itirazını değerlendiren Samsun İdare Mahkemesi, Karadeniz sahil yolu Güzelçay-Sinop projesini iptal etti Mahkeme, "Sahil geçkisinin, kara geçkisinden iki kat pahalı olduğu ve kamuya mali külfet getireceği" kanaatine vardı 22.07.2007 Samsun İdare Mahkemesi, Karadeniz sahil yolunun Güzelçay - Sinop 1. kısım projesini iptal etti. Çevrecilerin itirazını değerlendiren mahkeme, "Deniz geçkisinin, kara geçkisine oranla iki kat pahalı olduğu ve bu yönüyle kamuya mali külfet getireceği" kanaatine vardı. Projenin iptaliyle, Karadeniz sahilinin en güzel turizm merkezlerinden biri olan Gerze sahilleri de kurtuldu. Gerzelilerin çevre savaşı Rusya'daki bir araştırma enstitüsünün havuzundan kaçan bir beyaz balinayı, "Aydın" ismini vererek bağrına basan Gerzeliler, deniz dolgusuyla yol yapılmasına ve şehir içi geçkisine karşı çıktı. DYP'li Belediye Başkanı Recai Kuruoğlu, AKP, CHP, DYP, DSP, ANAP, MHP, SHP ilçe başkanları, muhtar, oda ve kooperatif başkanlarının imzasıyla Karayolları Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Sinop-Gerze Sahil Yolu Projesi'nin deniz ve şehir merkezini ikiye bölen geçkisinin iptali istenmişti. 14 Şubat 2002'de proje, Gerze Belediye Meclisi kararıyla reddedilmiş olmasına rağmen Karayolları inşaatı başlamıştı. Bunun üzerine çevreciler konuyu yargıya taşımıştı. Gerzelilerin, 9 Şubat 2007 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü'ne yazdığı yazıda da "Geçim kaynağı ve geleceği turizm olan ilçede, plaj olarak kullanılan koyların doldurulmasıyla yapılacak yolun turizmi yok edeceği ve ilçe halkını göçe zorlayacağı" vurgulanmıştı. 'Kamusal menfaate uymuyor' Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık raporda iki kat daha pahalı olmasına rağmen, deniz dolgusunun tercih edildiği vurgulanarak şöyle denilmişti: "Yol projesinin dış kredi ile yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, deniz geçkisiyle, Türkiye'nin yabancı ülkelere olan borç yükü artacaktır. Turizm denince de ilk akla gelen deniz ve kumsaldır. Güzelçay-Gerze arasında davaya konu deniz dolgusu, karayolu ile kıyının önüne set çekilecektir. Kıyı özelliğini kaybedeceği için bölgedeki turizm yatırımlarını olumsuz etkileyecektir..." Mahkemenin, bilirkişi raporunu dikkate alarak verdiği iptal kararında ise gerekçe şöyle açıklandı: "Dolgu planları onaylanmadan projeye başlandığı, bu yönüyle devlet yollarının projelendirme ve yapım sürecinde uyulması zorunlu temel kriterlere uyulmadığı, davaya konu 28 kilometrelik kısmının kara yönünde projelendirme olanağı olduğu halde bu hususun değerlendirilmediği, projenin kıyı ve imar mevzuatına uygun olarak hazırlanmadığı anlaşılmış olup dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunamadığına karar verildi." Deniz dolgusunda ısrar eden Karayolları'nın itirazı üzerine konu Danaştay'a taşındı.

30 Nisan 2007, 20:59Yazan: nihat:)
söyleyecek tek kelime yok
kasıtlı veya kasıtlı değil
tamamen kara cahilliğin sonucudur bu

29 Nisan 2007, 11:39Yazan: ayasofyaOfff çok kötü oldum.

Yazacak bir şey bulamıyorum. Elim klavyeye düştü öyle 15-20 saniye durakladım.
Yazıyla anlatamam. Küfürleri sıralamak geliyor ama yönetici olarak küfürleri silenin ben olmam lazım.

Eğer bilinçli ise Terbiyesizlik SAYGISIZLIK.

Buradan Belediye başkanına sesleniyorum. Din istismarı yapılacağına onlarca ahşap evin olduğu o bölgede 24 saat hizmete hazır bir itfaiye aracı tut. Bunun parasını sağlayacak binlerce yol var. Kur'an kursu iyidir hoştur ama bu değerlin yokolmasını tek başına sağlamaz.

Daha yazmayayım başım belaya girecek.

Budur.

22 Nisan 2007, 23:45Yazan: nihatOlacak şey değil...
nedir bu kasıtlımı yapılmış
sit alanına dahildi de bu kalkanı yokedip apartman dikmek için bilerek mi yapılmış birşey bu...
...bu resmen cinayet

olacak şey değil...

22 Nisan 2007, 23:33Yazan: mecraBende Akçaabat'lıyım üstelik o torunun yaptığı evde oturuyorum.(resmi kim çektiyse bizim mahalleye kadar gelmiş)Ayasofya, Akçaabat'ın o tarihi orta mahalle evlerini görmüşsünüz,ne yazıki o tarih yavaş yavaş yok oluyor.Hatta üç gün önce bu evlerin bir tanesinin yok oluşuna tanık oldum.

22 Nisan 2007, 23:05Yazan: nihatÖrneğiniz için teşekkür ederim
işte ben de tam olarak bundan bahsediyordum :)

ve akçaabat geçmiş dönem mimarisi ile doğu karadenizin incisidir
ne yazıkki bu mimarinin en önemli örneklerinden birçoğu şuan sahil yolu manzaralı...

15 Nisan 2007, 00:35Yazan: ayasofyaSevgili Nihat,

Oldukça güzel özetlemiş ve betimlemişsiniz.
Ortopedist ve cerrah kayınbiraderimin dedikleriyle örtüşüyor. O da Karadeniz çocuğudur.

Peki size iki resim göstereyim. İki bina.
İkisi de sizi haklı çıkartıyor. Umarım tezat azalır ve sonra iyiye doğru gider.

Her ikisi de Akçaabat'dan.

Birini dedesi yapmış diğerini torunu...

11 Nisan 2007, 23:56Yazan: nihatBende Karadenizliyim - (Rize / Ardeşen) şuan Ankarada yaşıyorum
ve geçtiğimiz hafta bu yolu kullanıp memleketime acilen ulaşmam gerekti

daha önceleri Otobüsle 14-16 saat arası gittiğim memleketime özel aracımızla 10 saatte ulaştık-ki otobüsle özel aracı kıyaslarsam bu pek birşeyin değişmediği anlamına geliyor
Ankara - Ardeşen yolu hesabımıza göre ortalama 10 km kısalmış

yani yolun km olarak pek bir artısı yok bana göre
ha... tüm karadenizliler gibi bende "şark" kelimesinin anlamını çok iyi biliyorum, öğretmenlerin, doktorların, sanayinin, ticaretin ve aklınıza gelecek tüm gelişmelerin zorla ısrarla getirildiği - gönderildiği bölge demektir şark

bu saydığım insanlar oraya ya mecburi hizmet dolayısıyla giderler, ya sürülürler, yada zaten oranın yerlileridirler...

tüm karadenizliler gibi bende biliyorum ki karadeniz için yol çok geç kalınmış bir ihtiyaçtır
kaldıki hala bir demiryolumuz da bulunmuyor, ticaret ve nakliye denizden bile yapılmıyor, bu insanların kolayına mı geliyor yoksa başka birşey mi var ayrı bir tartışma konusu.

onlar gibi bende çok seviniyorum geniş ve konforlu gerçek bir yol ile memleketime ulaşabilecek olmama...

...ama

İşte hepsi bu... tüm karadenizliler bu yüzden çevreyi umursamıyorlar, bu yüzden oraya gömülen parayı düşünmüyorlar, çünkü bu onların ihtiyacı idi.

biliyormusunuz karadenizde araçlar birbirlerine çarpmazlar, karşı şeritten gelen araç çok ender olarak bir diğer araca çarpar :) neden mi ?

karadenizde bir trafik kazası olduğu zaman biz bilirizki o araç muhakkak yoldan çıkmış, ya bir uçuruma yuvarlanmıştır yada yolun dışında biryere çarpıp devrilmiştir...

ama hayır asla birbirlerine çarpmazlar...

çünkü okadar hızlı gidemezler - di...
yollarımız o denli dar o denli virajlıydı ki hızlı gitmek için gerçekten büyük özgüven gerekliydi ve bazen bu da yetmiyordu...

İşte karadenizliler bu yüzden çevrecilere karşıdırlar, işte buyüzden sahil yolu onlar için önemlidir, çünkü bilirlerki çevrecilerin sunduğu alternatif asla yerine gelmeyecektir, yanlış da olsa tüm bu doğruyu savunma çabaları yapılacakların gecikmesi veya iptali ile sonuçlanacaktır. kaldı ki bu türşeylerin hiç bir zaman iptal edildiğini görmedim.

bundan 6-7 sene evvel fırtına vadisinin tam tepesine yapılacak olan hidro elektrik santrali içinde aynı şeyler yaşanmıştı... santralin yapımı duraksadı ama iptal edilmedi... ve ben biliyorum ki bu santral ilk gün nasıl planlandıysa bittiğinde de aynen kalacaktır...

peki o gün karadenizlilerin buna bir itirazı varmıydı...
hayır..
çünkü tam yanıbaşlarında bir santral olursa elektrik faturalarının daha az geleceğine inanıyorlardı, çünkü şu an bile dışarıya elektrik verebilecek gücümüz varken neden satın aldığımızın cevabı onları ilgilendirmiyordu - miyor da

karadeniz sahil yoluna bakış da tam olarak budur...
üstelik bu karadenize yapılan ilk sahil yolu da değildir, şu an yapılan yol ilk yolun üstünde durmaktadır ve ilk yol inşaa edilirken de aynı kıyametler kopmuş... (bir büyüğümün anılarından aktarıyorum) ozamanlarda doğa talan edilmiş (tabi şimdikinin verdiği zararın yanında devede kulak kalır) ama kıyı şeridi 20 yıl içerisinde akıntılar sayesinde tekrar çakıl dolmuş)
:) gene dolar diyor çok sevdiğim büyüğüm, yanında itiraz edemiyorum, biliyorum ki o sahil yolunun bir patikadan ibaret olduğu dönemleri yaşamış biridir O...

O yeşilin anlamını içinde olduğu halde bilmiyor, bilmiyor çünkü yeşilsizlik nedir deneyimlememiş, onun için sahil yolunun tek zararı çakıl taşları olmayan bir kıyı şeridi
yani kıyısız bir deniz...

karadenizli sahil yoluna karşı değildir. istemeye istemeye söylemek zorundayım ama eğer yol karadan inşaa edilseydi aksine o zaman karşı olurdu - neden mi?

bugün köy ve mahalle yolları için bile arazisinden cm2 koklatmayan insanlar vardır benim memleketimde asfalt yol onların arazisinin yakınlarına gelince biter ve küçülüp balçığa bulanır, bugün hazine arazisini dahi kendi malı sanan insanlar yaşıyor benim memleketimde ve orman mühendislerini bu araziden ellerinde balta ile kovalıyorlar...

:)

cahillik diyeceksiniz, evet cahillik ama onlar atalarının yaşadıkları yerleri terketmediler ve kendilerinin olmadığına inandıkları bir başka toprak parçasını asla işgal etmediler...

hiç dikkat ettinizmi bilmiyorum şu kentlerde evleri yıkılanlar arasında bir tane karadenizli görmüşmüsünüzdür

hayır ben görmedim bilmiyorum da o adam köyünden kalkıp burada şehirde bir araziyi işgal etmez ama atalarının doğup büyüdüğü o toprakları da bırakmaz savunur.

hatta bu size garip gelirmi bilmem ama küçük bir ayrıntı daha vereyim, karadenizde mezarlılar kavramı çok raslanan bir durum değildir, yani bir köy mezarlığı veya bir belediye mezarlığı çok nadir bulunur... her ailenin kendi toprakları üzerinde bir aile mezarlığı vardır (tıpkı benim ailemin de olduğu gibi) yani yapılacak bir yolun bir mezarın üztünden geçmeme şansı hiç yoktur.

işte hazine arazisi veya değil o karadenizlinin yaşadığı, geçimini sağladığı toprağın üzerinden yol geçiremezsiniz :)

o adamın o ormandan ağaç kesmesini engelleyemez, avlanma yasağına riayet etmesini bekleyemezsiniz, olurmu öyle şey diyorsunuz eminim olmaz tabi...elbette olmaz...

burada belirtmeliyim ben tüm bu olagelenleri elbetteki doğru bulmuyorum ve elbetteki onları savunmuyorum, neden bir karadenizlinin sahil yoluna karşı olmadığını ve tam tersine hararetle savunduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum

elbette diğer pek çok karadenizli gibi bende sahil yoluna karşıyım ve elimizden geleni de yaptık, ama bir yola karşı değiliz, bir elektrik santaline karşı değiliz, devasa tesislere ve tatil merkezlerine karşı değiliz

biz bu diğer karadenizliler, sadece kanatılan değerleri görmezden gelemedik - gelemiyoruz da

son olarak

yolu bizzat kullandım gerçektende henüz bitmemiş olduğu doğrudur, hatta çalışma alanlarında işaretler insanın karşısına öyle birdenbire ve öyle sık çıkıyor ki aracın kontrolünü zor sağlıyorsunuz

çoğu yerleşimin içinden geçmediği de doğrudur öyleki ben çoğu ilçeyi arkada bıraktığımı bir sonraki içede farkettim zaman zaman, ama ilçe esnafı bundan memnun değil, çünkü eski yolcuları artık ilçenin içinden bile geçmeden ayaklarını pedaldan çekmeden basıp gidiyorlar artık

ve ilçe içlerinde kalan yolların bakımıda aşırı derecede ihmal edilmiş durumda - hatta Ankara samsun arasındaki yol bile oldukça kötü durumda.

ve işte yol bitti bu yol için patlatılan dağları, taş ocaklarını ne yapacaklar merak ediyorum, bu yolun inşaasında görev almış onca inşaat firması şimdi neye el atacak çok merak ediyorum (suçlamıyorum - sadece merak ediyorum) yaratıcı ticari zekaya sahip olanların yeşil karadeniz mıcırı ihraç edeceklerinden şüphem yok

Memleketime yapılacak yeni yeni icraatlerini büyük bir heyecanla bekliyorum
kimbilir ne cin fikirler vardır kafalarda şimdi...

onca insanı yıkıp geçtiniz... şimdi bir okadarını daha yıkacak gücünüz vardır...
HADİ BAKALIM...:C

11 Nisan 2007, 14:05Yazan: ayasofyaBaşbakan Tayyip Erdoğan'ın söz konusu yolun açılışını yaptığı gün ben de o yolu kullanmak zorunda kaldım.

O önümüzdeydi. Ben arkasında. Konvoyu yaklaşık 150 (yazı ile yüzelli) arabadan oluşuyordu. Genelde makam arabası tarzı büyük zırhlı ve 6-8 silindirli arabalardan oluşmuştu. Bu araçlardan 2 adedi son model üzerine Türkiye Cumhuriyeti yazan kırmızı beyaz yatay çizgili Mercedes 404 otobüstü. Sanırım RTE onlardan birindeydi. Konvoyun ortalama hızı 120 Km idi ve arabalar birbirlerine çok yakın ilerliyorlardı. Bu konvoy için yüzlerce pankart hazırlanmıştı ve pankartlar ayrı bir konu açılacak kadar ilginç övgüler içeren "komik ötesi" cümleler sunuyordu.

Diyelim ki Karadeniz'e yapılmış en büyük hizmet olarak kabul edilesi bu yolun daha bitmediğini belirteyim. Bitmemiş bir yolu açıyordu cumhurbaşkanı adayı başbakan. Kritik yerlerde kısa da olsa 300-400 metre eski yola geçiliyordu. Yerler oldukça önemli ekssikler sunuyordu. Bitmemiş bir işi bitmiş gibi göstermek sadece bana garip gelmiş ancak belirteyim bu eksikliği kimse takmıyordu.

Trabzon girişinde (Görele civarı) kullandığımız (Ödünç. Yaylalara çıkacağız diye bunu tercih ettik) arabanın da verdiği güçle (4x4) araziden konvoyu by-pass edip geçtik. Çünkü konvoyu her ilçede yarım saat duruyor. Durunca kahraman emniyet teşkilatı görevlileri de vatandaşın yolunu fütursuzca saatlerce kesebiliyordu.

Öne geçtiğinmiz için artık rahatça gideriz derken konvoyu karşılamaya gelenleri gördüm. İnanılmazdı. Sadece Akparti ilçe teşkilatlarının elemanları değildi bunlar. Binlerce kişi fındık fiyatları fiskobirlik gibi kötü durumları unutmuş RTE'ye sevgilerini belirtmişlerdi.Kaldırımlar yetmiyor yüzlerce metre giden bu kalabalık yola taşmıştı. Yolda sadece tek arabalık bir yer kalmıştı ve oradan yavaşça geçmek zorunda kaldık. Yolu kapattıklarını zanneden polisler, sağolsunlar bizi görünce konvoyun ön keşif aracı sanıp vatandaşa çeki düzen verip! bize yol verdiler.

Sonra Trabzon'da da önümüzü kesti RTE konyoyu. Atapark'ın önünde. Gece vakti orada da bekledik 30 dakika kadar. Ben bu sefer kahraman Türk polisinin bizim yolu kapadığı görerek düşük banketin üzerinden diğer boş tarafa geçerek yine alternatif yoldan eve varabildim. Diğer arabalar orada beklediler tabii.

Sözün sonu; çevremde yaptığım mini ankette bu yolun Karadeniz'e yapılmış en büyük yatırım olduğunu çok çok çok çok iyi olduğunu düşündüklerini gördüm. Sahilin yok olmasına kimsenin pek takılmadığını ve milyarlar verdikleri gıcır gıcır (Karadenizliler lüks araba severler gururlanırlar. Bizim ödünç arabaya bile saygı sonsuzdu) arabalarıyla yarışlar yapıp Samsun Trabzon arasını 2.5 saate düşürmek için denemeler yaptıklarını yapacaklarını gördüm. Yol bitmemişti ama önemsizdi. Büyük büyük bir yatırımdı. Karadenizlileri muasır medeniyete taşıyacaktı.

Ben Karadenizlileri çok severim aman ha. Onları kötülemiyorum kötülemek istemiyorum. Onların kıvrak zekalarına yakıştırmadım sadece. Hepsi akrabam. Aman ha yanlış anlaşılmasın hala bu yanlış zilyarlık yatırıma verdikleri pirimi anlayabilmiş değilim.

GİTTİM GÖRDÜM. YANİ HERKES MEMNUN. HABERİNİZ OLSUN.

11 Nisan 2007, 11:35Yazan: Zeynep GüneyKaradeniz sahil yolu tamamlandı ve 7 Nisan Cumartesi günü düzenlenen törenle kullanıma açıldı. CNN Türk'te yayınlanan haberde; yol yapımı sırasında bozulan kıyı şeridinde çevre sorunlarının oluşmaması, kumsalların ve koyların korunması için 350 adet mahmuz yapıldığı ve yol yapımından etkilenen balıkçı barınaklarının yeniden düzenlenerek, kapasiteleri daha büyük olan 60 adet balıkçı barınağı ve çekek yeri inşa edildiği anlatılıyor. Ayrıca haberde yolun yapılmasıyla, yerleşimin yüzde 80'i sahil şeridinde yer alan Karadeniz bölgesindeki şehir geçişlerinde, şehirlerarası trafik ile şehiriçi trafiğin tecrit edilmesi sonucu sinyalizasyon sisteminin devre dışı kalmasıyla, taşıt işletme giderlerinden tasarruf edileceğinin belirtildiği söyleniyor. Haberin devamına ulaşmak için: Karadeniz Sahil Yolu resmen açıldı Ancak Karadenizlilerden yolu "Karadeniz’in incisi" olarak görenlerle beraber, durumdan pek hoşnut olmayanlar da var ve sahil yolu yüzünden kıyıda yaşayan insanların denizle ilgisinin kesildiğini, üstelik iki şeritli yolda emniyet şeridi bulunmadığını belirtiyorlar. Nakliyecilerse sahil yolunda sık yerleştirilen trafik ışıkları yüzünden on beş dakikada bir dur kalk yapmaktan şikayet ediyorlar. Haberin devamı için: Emniyet şeridi yok trafik lambası çok Belli ki kullanıldıkça sorunlar gün yüzüne çıkacak ve Karadeniz Sahil Yolu tartışılmaya devam edecek.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Eylül 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30          
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı