Karadeniz Sahil Yolu'na karşı mücadele eden Avukat Cihan Eren, önceki gün Fındıklı'da vuruldu. Ağır yaralanan Eren, bugün Karayolları'na açtığı davayla ilgili keşfe gidecekti.
'Yola değil, deniz dolgusuna karşıyız' diyerek Karadeniz Sahil Yolu'na karşı hukuk mücadelesi tüm Karadeniz'e yayılan İstanbul Barosu avukatlarından Cihan Eren, konuyla ilgili keşiften iki gün önce vuruldu.
Ağır yaralandı
Rize'nin Fındıklı ilçesinde önceki gün öğle saatlerinde meydana gelen olayda Eren (60), cipinin arka koltuğunda bakkala giren şoförünün gelmesini beklerken, saldırıya uğradı. Saldırganın silahının tutukluk yapması nedeniyle tek kurşunla ağır yaralanan Eren'in, bugün, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne karşı açtığı davanın keşif duruşmasına katılmak için memleketi Fındıklı'ya gittiği bildirildi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'nde yoğun bakıma alınan Eren, hayati tehlikeyi henüz atlatamadı.
Olayla ilgili dün gözaltına alınan Serhat Karadeniz (25) ise, cezaevine gönderildi. 'Kurtlar Vadisi' dizisine özendiğini belirterek, "Polat Alemdar gibi olmak istiyorum" diyen Karadeniz'in, ifadesi iddiaya göre şöyle:
"Balıkçılık yaparım. Meşhur olmak istiyordum. İnsanlar bana itibar etmedi. İnsanlara ciddi olduğumu göstermek için Eren'i kurban seçtim. Silah aldım. Balıktan döndüğümde, Eren manavın önünde otomobilinde oturuyordu. Karnına doğru ateş ettim. Silahım tutukluk yaptı, yoksa şarjörü boşaltacaktım."
Fındıklı Başsavcılığı ve Emniyet Müdürlüğü, bir süre psikolojik tedavi gören Karadeniz'in tetikçi olabileceği ihtimali üzerine, kendisini azmettiren olup olmadığını araştırmaya başladı.
Yol, evinin önüne yapıldı
Cihan Eren'in hukuk mücadelesi, Fındıklı'da deniz sahiline yaptığı evle başladı. Deniz doldurularak yapılan sahil yolu evinin önünden geçen Eren, doğanın tahrip olacağı gerekçesiyle projenin iptali için açtığı davayı kazanmasına rağmen, Karayolları inşaatı sürdürdü. Eren de suç duyurusunda bulundu. Ancak valilik, memurlar için soruşturma izni vermedi. Savcılığın itirazı sonucu Bölge İdare Mahkemesi'nde memurlar hakkında ceza davası açıldı ve inşaat durdu. Karayolları da, sit alanı Aksu Mahallesi'nin sahilini doldurmaya başladı. Eren de bu kez bu projenin iptali için mahkemeye gitti.
TakipYorumlarYorum Sayısı: 7525 Temmuz 2007, 19:04Yazan: nihatBana gelen bir maili buraya ekliyorum... Yorumsuz... Sevgili Dostlar. Yakakent-Gerze yolu için 2005 yılı sonlarına doğru Samsun İdare Mahkemesinde açılan Yol Projesinin iptali davası sonuçlandı. Yol projesi ekte illetiğim haberde anlatılan gerekçeler ile iptal edildi.Bu karar Karadeniz Sahil Yolun'da Fındıklı ve Ardeşen sonrasında sahil yolununun esas nedenler ile iptal edildiği üçüncü karar. Bakalım idare bu karara uymamak için nasıl bir yol bulacak. Karadenzi Sahil Yolu mücadelimizde Yakakent-Gerze arasındaki sahilleri, uğraşımızın başarı ile sonuçlandığı bir nokta olacak umudundayım. Hukuk mücadelesinin yanısıra, haberde de belirtildiği gibi tüm Gerze halkının bu konuda birlikte olması sonuç alınma umudunu artırıyor. Yakakent-Gerze yolu ile ilgili ÇED raporunun olmadığı ve bu bölüm inşaatın bir hile ile ÇED dışına çıkartıldığı anlaşılmış olup, Çevre Bakanlığı tarafından verilen ÇED gerekli değildir kararını da yargıya taşıma hazırlıkları devam ediyor.ÇED gerekli değildir kararının iptal edilmesi de sağlanır ise, Gerze sahillerinin kurtulduğundan daha emin olabileceğiz. Saygılarımla. Gerze sahilleri kurtuldu Çevrecilerin itirazını değerlendiren Samsun İdare Mahkemesi, Karadeniz sahil yolu Güzelçay-Sinop projesini iptal etti Mahkeme, "Sahil geçkisinin, kara geçkisinden iki kat pahalı olduğu ve kamuya mali külfet getireceği" kanaatine vardı 22.07.2007 Samsun İdare Mahkemesi, Karadeniz sahil yolunun Güzelçay - Sinop 1. kısım projesini iptal etti. Çevrecilerin itirazını değerlendiren mahkeme, "Deniz geçkisinin, kara geçkisine oranla iki kat pahalı olduğu ve bu yönüyle kamuya mali külfet getireceği" kanaatine vardı. Projenin iptaliyle, Karadeniz sahilinin en güzel turizm merkezlerinden biri olan Gerze sahilleri de kurtuldu. Gerzelilerin çevre savaşı Rusya'daki bir araştırma enstitüsünün havuzundan kaçan bir beyaz balinayı, "Aydın" ismini vererek bağrına basan Gerzeliler, deniz dolgusuyla yol yapılmasına ve şehir içi geçkisine karşı çıktı. DYP'li Belediye Başkanı Recai Kuruoğlu, AKP, CHP, DYP, DSP, ANAP, MHP, SHP ilçe başkanları, muhtar, oda ve kooperatif başkanlarının imzasıyla Karayolları Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Sinop-Gerze Sahil Yolu Projesi'nin deniz ve şehir merkezini ikiye bölen geçkisinin iptali istenmişti. 14 Şubat 2002'de proje, Gerze Belediye Meclisi kararıyla reddedilmiş olmasına rağmen Karayolları inşaatı başlamıştı. Bunun üzerine çevreciler konuyu yargıya taşımıştı. Gerzelilerin, 9 Şubat 2007 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü'ne yazdığı yazıda da "Geçim kaynağı ve geleceği turizm olan ilçede, plaj olarak kullanılan koyların doldurulmasıyla yapılacak yolun turizmi yok edeceği ve ilçe halkını göçe zorlayacağı" vurgulanmıştı. 'Kamusal menfaate uymuyor' Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık raporda iki kat daha pahalı olmasına rağmen, deniz dolgusunun tercih edildiği vurgulanarak şöyle denilmişti: "Yol projesinin dış kredi ile yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, deniz geçkisiyle, Türkiye'nin yabancı ülkelere olan borç yükü artacaktır. Turizm denince de ilk akla gelen deniz ve kumsaldır. Güzelçay-Gerze arasında davaya konu deniz dolgusu, karayolu ile kıyının önüne set çekilecektir. Kıyı özelliğini kaybedeceği için bölgedeki turizm yatırımlarını olumsuz etkileyecektir..." Mahkemenin, bilirkişi raporunu dikkate alarak verdiği iptal kararında ise gerekçe şöyle açıklandı: "Dolgu planları onaylanmadan projeye başlandığı, bu yönüyle devlet yollarının projelendirme ve yapım sürecinde uyulması zorunlu temel kriterlere uyulmadığı, davaya konu 28 kilometrelik kısmının kara yönünde projelendirme olanağı olduğu halde bu hususun değerlendirilmediği, projenin kıyı ve imar mevzuatına uygun olarak hazırlanmadığı anlaşılmış olup dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunamadığına karar verildi." Deniz dolgusunda ısrar eden Karayolları'nın itirazı üzerine konu Danaştay'a taşındı.
30 Nisan 2007, 20:59Yazan: nihat:)
söyleyecek tek kelime yok
kasıtlı veya kasıtlı değil
tamamen kara cahilliğin sonucudur bu
29 Nisan 2007, 11:39Yazan: ayasofyaOfff çok kötü oldum.
Yazacak bir şey bulamıyorum. Elim klavyeye düştü öyle 15-20 saniye durakladım.
Yazıyla anlatamam. Küfürleri sıralamak geliyor ama yönetici olarak küfürleri silenin ben olmam lazım.
Eğer bilinçli ise Terbiyesizlik SAYGISIZLIK.
Buradan Belediye başkanına sesleniyorum. Din istismarı yapılacağına onlarca ahşap evin olduğu o bölgede 24 saat hizmete hazır bir itfaiye aracı tut. Bunun parasını sağlayacak binlerce yol var. Kur'an kursu iyidir hoştur ama bu değerlin yokolmasını tek başına sağlamaz.
Daha yazmayayım başım belaya girecek.
Budur.
22 Nisan 2007, 23:45Yazan: nihatOlacak şey değil...
nedir bu kasıtlımı yapılmış
sit alanına dahildi de bu kalkanı yokedip apartman dikmek için bilerek mi yapılmış birşey bu...
...bu resmen cinayet
olacak şey değil...
22 Nisan 2007, 23:33Yazan: mecraBende Akçaabat'lıyım üstelik o torunun yaptığı evde oturuyorum.(resmi kim çektiyse bizim mahalleye kadar gelmiş)Ayasofya, Akçaabat'ın o tarihi orta mahalle evlerini görmüşsünüz,ne yazıki o tarih yavaş yavaş yok oluyor.Hatta üç gün önce bu evlerin bir tanesinin yok oluşuna tanık oldum.
22 Nisan 2007, 23:05Yazan: nihatÖrneğiniz için teşekkür ederim
işte ben de tam olarak bundan bahsediyordum :)
ve akçaabat geçmiş dönem mimarisi ile doğu karadenizin incisidir
ne yazıkki bu mimarinin en önemli örneklerinden birçoğu şuan sahil yolu manzaralı...
15 Nisan 2007, 00:35Yazan: ayasofyaSevgili Nihat,
Oldukça güzel özetlemiş ve betimlemişsiniz.
Ortopedist ve cerrah kayınbiraderimin dedikleriyle örtüşüyor. O da Karadeniz çocuğudur.
Peki size iki resim göstereyim. İki bina.
İkisi de sizi haklı çıkartıyor. Umarım tezat azalır ve sonra iyiye doğru gider.
Her ikisi de Akçaabat'dan.
Birini dedesi yapmış diğerini torunu...
11 Nisan 2007, 23:56Yazan: nihatBende Karadenizliyim - (Rize / Ardeşen) şuan Ankarada yaşıyorum
ve geçtiğimiz hafta bu yolu kullanıp memleketime acilen ulaşmam gerekti
daha önceleri Otobüsle 14-16 saat arası gittiğim memleketime özel aracımızla 10 saatte ulaştık-ki otobüsle özel aracı kıyaslarsam bu pek birşeyin değişmediği anlamına geliyor
Ankara - Ardeşen yolu hesabımıza göre ortalama 10 km kısalmış
yani yolun km olarak pek bir artısı yok bana göre
ha... tüm karadenizliler gibi bende "şark" kelimesinin anlamını çok iyi biliyorum, öğretmenlerin, doktorların, sanayinin, ticaretin ve aklınıza gelecek tüm gelişmelerin zorla ısrarla getirildiği - gönderildiği bölge demektir şark
bu saydığım insanlar oraya ya mecburi hizmet dolayısıyla giderler, ya sürülürler, yada zaten oranın yerlileridirler...
tüm karadenizliler gibi bende biliyorum ki karadeniz için yol çok geç kalınmış bir ihtiyaçtır
kaldıki hala bir demiryolumuz da bulunmuyor, ticaret ve nakliye denizden bile yapılmıyor, bu insanların kolayına mı geliyor yoksa başka birşey mi var ayrı bir tartışma konusu.
onlar gibi bende çok seviniyorum geniş ve konforlu gerçek bir yol ile memleketime ulaşabilecek olmama...
...ama
İşte hepsi bu... tüm karadenizliler bu yüzden çevreyi umursamıyorlar, bu yüzden oraya gömülen parayı düşünmüyorlar, çünkü bu onların ihtiyacı idi.
biliyormusunuz karadenizde araçlar birbirlerine çarpmazlar, karşı şeritten gelen araç çok ender olarak bir diğer araca çarpar :) neden mi ?
karadenizde bir trafik kazası olduğu zaman biz bilirizki o araç muhakkak yoldan çıkmış, ya bir uçuruma yuvarlanmıştır yada yolun dışında biryere çarpıp devrilmiştir...
ama hayır asla birbirlerine çarpmazlar...
çünkü okadar hızlı gidemezler - di...
yollarımız o denli dar o denli virajlıydı ki hızlı gitmek için gerçekten büyük özgüven gerekliydi ve bazen bu da yetmiyordu...
İşte karadenizliler bu yüzden çevrecilere karşıdırlar, işte buyüzden sahil yolu onlar için önemlidir, çünkü bilirlerki çevrecilerin sunduğu alternatif asla yerine gelmeyecektir, yanlış da olsa tüm bu doğruyu savunma çabaları yapılacakların gecikmesi veya iptali ile sonuçlanacaktır. kaldı ki bu türşeylerin hiç bir zaman iptal edildiğini görmedim.
bundan 6-7 sene evvel fırtına vadisinin tam tepesine yapılacak olan hidro elektrik santrali içinde aynı şeyler yaşanmıştı... santralin yapımı duraksadı ama iptal edilmedi... ve ben biliyorum ki bu santral ilk gün nasıl planlandıysa bittiğinde de aynen kalacaktır...
peki o gün karadenizlilerin buna bir itirazı varmıydı...
hayır..
çünkü tam yanıbaşlarında bir santral olursa elektrik faturalarının daha az geleceğine inanıyorlardı, çünkü şu an bile dışarıya elektrik verebilecek gücümüz varken neden satın aldığımızın cevabı onları ilgilendirmiyordu - miyor da
karadeniz sahil yoluna bakış da tam olarak budur...
üstelik bu karadenize yapılan ilk sahil yolu da değildir, şu an yapılan yol ilk yolun üstünde durmaktadır ve ilk yol inşaa edilirken de aynı kıyametler kopmuş... (bir büyüğümün anılarından aktarıyorum) ozamanlarda doğa talan edilmiş (tabi şimdikinin verdiği zararın yanında devede kulak kalır) ama kıyı şeridi 20 yıl içerisinde akıntılar sayesinde tekrar çakıl dolmuş)
:) gene dolar diyor çok sevdiğim büyüğüm, yanında itiraz edemiyorum, biliyorum ki o sahil yolunun bir patikadan ibaret olduğu dönemleri yaşamış biridir O...
O yeşilin anlamını içinde olduğu halde bilmiyor, bilmiyor çünkü yeşilsizlik nedir deneyimlememiş, onun için sahil yolunun tek zararı çakıl taşları olmayan bir kıyı şeridi
yani kıyısız bir deniz...
karadenizli sahil yoluna karşı değildir. istemeye istemeye söylemek zorundayım ama eğer yol karadan inşaa edilseydi aksine o zaman karşı olurdu - neden mi?
bugün köy ve mahalle yolları için bile arazisinden cm2 koklatmayan insanlar vardır benim memleketimde asfalt yol onların arazisinin yakınlarına gelince biter ve küçülüp balçığa bulanır, bugün hazine arazisini dahi kendi malı sanan insanlar yaşıyor benim memleketimde ve orman mühendislerini bu araziden ellerinde balta ile kovalıyorlar...
:)
cahillik diyeceksiniz, evet cahillik ama onlar atalarının yaşadıkları yerleri terketmediler ve kendilerinin olmadığına inandıkları bir başka toprak parçasını asla işgal etmediler...
hiç dikkat ettinizmi bilmiyorum şu kentlerde evleri yıkılanlar arasında bir tane karadenizli görmüşmüsünüzdür
hayır ben görmedim bilmiyorum da o adam köyünden kalkıp burada şehirde bir araziyi işgal etmez ama atalarının doğup büyüdüğü o toprakları da bırakmaz savunur.
hatta bu size garip gelirmi bilmem ama küçük bir ayrıntı daha vereyim, karadenizde mezarlılar kavramı çok raslanan bir durum değildir, yani bir köy mezarlığı veya bir belediye mezarlığı çok nadir bulunur... her ailenin kendi toprakları üzerinde bir aile mezarlığı vardır (tıpkı benim ailemin de olduğu gibi) yani yapılacak bir yolun bir mezarın üztünden geçmeme şansı hiç yoktur.
işte hazine arazisi veya değil o karadenizlinin yaşadığı, geçimini sağladığı toprağın üzerinden yol geçiremezsiniz :)
o adamın o ormandan ağaç kesmesini engelleyemez, avlanma yasağına riayet etmesini bekleyemezsiniz, olurmu öyle şey diyorsunuz eminim olmaz tabi...elbette olmaz...
burada belirtmeliyim ben tüm bu olagelenleri elbetteki doğru bulmuyorum ve elbetteki onları savunmuyorum, neden bir karadenizlinin sahil yoluna karşı olmadığını ve tam tersine hararetle savunduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum
elbette diğer pek çok karadenizli gibi bende sahil yoluna karşıyım ve elimizden geleni de yaptık, ama bir yola karşı değiliz, bir elektrik santaline karşı değiliz, devasa tesislere ve tatil merkezlerine karşı değiliz
biz bu diğer karadenizliler, sadece kanatılan değerleri görmezden gelemedik - gelemiyoruz da
son olarak
yolu bizzat kullandım gerçektende henüz bitmemiş olduğu doğrudur, hatta çalışma alanlarında işaretler insanın karşısına öyle birdenbire ve öyle sık çıkıyor ki aracın kontrolünü zor sağlıyorsunuz
çoğu yerleşimin içinden geçmediği de doğrudur öyleki ben çoğu ilçeyi arkada bıraktığımı bir sonraki içede farkettim zaman zaman, ama ilçe esnafı bundan memnun değil, çünkü eski yolcuları artık ilçenin içinden bile geçmeden ayaklarını pedaldan çekmeden basıp gidiyorlar artık
ve ilçe içlerinde kalan yolların bakımıda aşırı derecede ihmal edilmiş durumda - hatta Ankara samsun arasındaki yol bile oldukça kötü durumda.
ve işte yol bitti bu yol için patlatılan dağları, taş ocaklarını ne yapacaklar merak ediyorum, bu yolun inşaasında görev almış onca inşaat firması şimdi neye el atacak çok merak ediyorum (suçlamıyorum - sadece merak ediyorum) yaratıcı ticari zekaya sahip olanların yeşil karadeniz mıcırı ihraç edeceklerinden şüphem yok
Memleketime yapılacak yeni yeni icraatlerini büyük bir heyecanla bekliyorum
kimbilir ne cin fikirler vardır kafalarda şimdi...
onca insanı yıkıp geçtiniz... şimdi bir okadarını daha yıkacak gücünüz vardır...
HADİ BAKALIM...:C
11 Nisan 2007, 14:05Yazan: ayasofyaBaşbakan Tayyip Erdoğan'ın söz konusu yolun açılışını yaptığı gün ben de o yolu kullanmak zorunda kaldım.
O önümüzdeydi. Ben arkasında. Konvoyu yaklaşık 150 (yazı ile yüzelli) arabadan oluşuyordu. Genelde makam arabası tarzı büyük zırhlı ve 6-8 silindirli arabalardan oluşmuştu. Bu araçlardan 2 adedi son model üzerine Türkiye Cumhuriyeti yazan kırmızı beyaz yatay çizgili Mercedes 404 otobüstü. Sanırım RTE onlardan birindeydi. Konvoyun ortalama hızı 120 Km idi ve arabalar birbirlerine çok yakın ilerliyorlardı. Bu konvoy için yüzlerce pankart hazırlanmıştı ve pankartlar ayrı bir konu açılacak kadar ilginç övgüler içeren "komik ötesi" cümleler sunuyordu.
Diyelim ki Karadeniz'e yapılmış en büyük hizmet olarak kabul edilesi bu yolun daha bitmediğini belirteyim. Bitmemiş bir yolu açıyordu cumhurbaşkanı adayı başbakan. Kritik yerlerde kısa da olsa 300-400 metre eski yola geçiliyordu. Yerler oldukça önemli ekssikler sunuyordu. Bitmemiş bir işi bitmiş gibi göstermek sadece bana garip gelmiş ancak belirteyim bu eksikliği kimse takmıyordu.
Trabzon girişinde (Görele civarı) kullandığımız (Ödünç. Yaylalara çıkacağız diye bunu tercih ettik) arabanın da verdiği güçle (4x4) araziden konvoyu by-pass edip geçtik. Çünkü konvoyu her ilçede yarım saat duruyor. Durunca kahraman emniyet teşkilatı görevlileri de vatandaşın yolunu fütursuzca saatlerce kesebiliyordu.
Öne geçtiğinmiz için artık rahatça gideriz derken konvoyu karşılamaya gelenleri gördüm. İnanılmazdı. Sadece Akparti ilçe teşkilatlarının elemanları değildi bunlar. Binlerce kişi fındık fiyatları fiskobirlik gibi kötü durumları unutmuş RTE'ye sevgilerini belirtmişlerdi.Kaldırımlar yetmiyor yüzlerce metre giden bu kalabalık yola taşmıştı. Yolda sadece tek arabalık bir yer kalmıştı ve oradan yavaşça geçmek zorunda kaldık. Yolu kapattıklarını zanneden polisler, sağolsunlar bizi görünce konvoyun ön keşif aracı sanıp vatandaşa çeki düzen verip! bize yol verdiler.
Sonra Trabzon'da da önümüzü kesti RTE konyoyu. Atapark'ın önünde. Gece vakti orada da bekledik 30 dakika kadar. Ben bu sefer kahraman Türk polisinin bizim yolu kapadığı görerek düşük banketin üzerinden diğer boş tarafa geçerek yine alternatif yoldan eve varabildim. Diğer arabalar orada beklediler tabii.
Sözün sonu; çevremde yaptığım mini ankette bu yolun Karadeniz'e yapılmış en büyük yatırım olduğunu çok çok çok çok iyi olduğunu düşündüklerini gördüm. Sahilin yok olmasına kimsenin pek takılmadığını ve milyarlar verdikleri gıcır gıcır (Karadenizliler lüks araba severler gururlanırlar. Bizim ödünç arabaya bile saygı sonsuzdu) arabalarıyla yarışlar yapıp Samsun Trabzon arasını 2.5 saate düşürmek için denemeler yaptıklarını yapacaklarını gördüm. Yol bitmemişti ama önemsizdi. Büyük büyük bir yatırımdı. Karadenizlileri muasır medeniyete taşıyacaktı.
Ben Karadenizlileri çok severim aman ha. Onları kötülemiyorum kötülemek istemiyorum. Onların kıvrak zekalarına yakıştırmadım sadece. Hepsi akrabam. Aman ha yanlış anlaşılmasın hala bu yanlış zilyarlık yatırıma verdikleri pirimi anlayabilmiş değilim.
GİTTİM GÖRDÜM. YANİ HERKES MEMNUN. HABERİNİZ OLSUN.
11 Nisan 2007, 11:35Yazan: Zeynep GüneyKaradeniz sahil yolu tamamlandı ve 7 Nisan Cumartesi günü düzenlenen törenle kullanıma açıldı. CNN Türk'te yayınlanan haberde; yol yapımı sırasında bozulan kıyı şeridinde çevre sorunlarının oluşmaması, kumsalların ve koyların korunması için 350 adet mahmuz yapıldığı ve yol yapımından etkilenen balıkçı barınaklarının yeniden düzenlenerek, kapasiteleri daha büyük olan 60 adet balıkçı barınağı ve çekek yeri inşa edildiği anlatılıyor. Ayrıca haberde yolun yapılmasıyla, yerleşimin yüzde 80'i sahil şeridinde yer alan Karadeniz bölgesindeki şehir geçişlerinde, şehirlerarası trafik ile şehiriçi trafiğin tecrit edilmesi sonucu sinyalizasyon sisteminin devre dışı kalmasıyla, taşıt işletme giderlerinden tasarruf edileceğinin belirtildiği söyleniyor. Haberin devamına ulaşmak için: Karadeniz Sahil Yolu resmen açıldı Ancak Karadenizlilerden yolu "Karadeniz’in incisi" olarak görenlerle beraber, durumdan pek hoşnut olmayanlar da var ve sahil yolu yüzünden kıyıda yaşayan insanların denizle ilgisinin kesildiğini, üstelik iki şeritli yolda emniyet şeridi bulunmadığını belirtiyorlar. Nakliyecilerse sahil yolunda sık yerleştirilen trafik ışıkları yüzünden on beş dakikada bir dur kalk yapmaktan şikayet ediyorlar. Haberin devamı için: Emniyet şeridi yok trafik lambası çok Belli ki kullanıldıkça sorunlar gün yüzüne çıkacak ve Karadeniz Sahil Yolu tartışılmaya devam edecek.
Bütün yorumları forumda okuyun!










