
Dünya’daki en eski Roman yerleşimlerinden olarak bilinen Sulukule (Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri) 1.000 yıllık bir geçmişe sahip. Tarihi kaynaklara göre Romanlar Türkler'den daha önce 1054 yılında bölgeye gelip yerleşmişler. Bu sebepten dolayı Sulukule Romanlar, Romanlar da Sulukule ile özdeşleşmiş durumda. Yapılan araştırmalara göre mahallerde 3.500 Roman, 2.000 Roman olmayan kişinin yaşadığı söyleniyor.
Nereden Nereye Gelindi?
16 Haziran 2005 tarihinde kabul edilen ve 5 Temmuz 2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında” kanun kapsamında Sulukule “Kentsel Dönüşüm ve Yenileme” alanı olarak kabul edildi.
18 Aralık 2005 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan habere göre yapılacak proje şu şekilde özetleniyor:
“Fatih 2 No'lu Kentsel Yenileme Projesi Protokolü'ne göre tarihi surların koruma bandında bulunan ve Sulukule olarak bilinen bölgedeki 355 adet parsel boşaltılacak. Bu parsellerdeki hak sahiplerine, Gaziosmanpaşa Taşoluk bölgesinde TOKİ tarafından yaptırılacak olan toplu konutlardan öncelikle becayiş (karşılıklı yer değiştirme) yöntemiyle devir olacak. Sulukule'de ve Taşoluk'ta yapılacak konutların bedelini TOKİ belirleyecek.
Belediye temizleyecek
Protokole göre, kentsel yenileme alanında ikamet eden tapu sahibi olan veya olmayan vatandaşlardan, mahsuplaştırma veya borçlandırma yoluyla konut edinmek üzere TOKİ'ye devir edilmesi şartıyla muvafakatname alınacak. Söz konusu alandaki gecekondu, yapı ve eklentilerinin tasfiyesi, yıkımı ve temizlenmesi Fatih Belediyesi tarafından yapılacak.”
Yenileme kararının Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmasının ardından, 2006 yılı Temmuz ayında Fatih Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ ile yeni evlerin inşaatı için bir protokol imzalandı.

Fotoğraf: Aslı Kıyak İngin
Sulukule Platformu
Sulukule, Hatice Sultan ve Neslisah Mahalleleri “Kentsel Dönüşüm ve Yenileme” alanı ilan edildiğinden beri, “Sulukule Platformu” bu konuda aktif çalışmalar yürütüyor. Platformun amacı, süreci katılıma ve açıklığa çekerek sağlıklı çözümlere ulaşılmasını sağlamak.
Fatih Belediyesi, bölgenin yenileme alanı ilanı ardından bir proje hazırlatarak yeni kurulan İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na projeyi sundu. Bölgenin ve bölge halkının geleceği ile ilgili kararların alındığı bu süreçte, bölgenin yerinde ziyareti ve temasları olmadan, proje karar süreçlerinin sağlıklı ilerlemeyeceği görüşü ile Yenileme Kurulu bölgeye davet edildi. 1 Kasım 2007 Perşembe günü mahallerde yaşayan halkın, Fatih Belediye Başkanı Danışmanı ve projenin koordinatörü Mustafa Çiftçi’nin, İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin, bölgede araştırma yapan öğrencilerin ve basın mensuplarının katılımı ile bir toplantı gerçekleştirildi.
Zaman zaman tansiyonun yükseldiği toplantıda mahalle sakinlerini yatıştırmak oldukça güç oldu. Bu görev Asım Hallaç ve Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük’e düştü.
Kurul Başkanı Mehmet Erdal (Restoratör mimar) Ahmet Vefa Çobanoğlu (Sanat tarihçisi), İclal Dinçer (Şehir plancısı), İbrahim Akgül (Mimar), Göksel Sazcı, Abdullah Acar (Raportör), Çiçek Akçı (Raportör), Adil Bayram (Şehir plancısı)’dan oluşan Yenileme Kurulu öncelikle toplantıya katılanlara kendilerini tanıştırdı.
Ardından sözü alan kurul başkanı Erdal, “3 aydır proje üzerinde çalışıyoruz. Hazırlanan projeleri kesinlikle yerinde görmeden uygulamaya geçmiyoruz. Tarafsız olarak bu konuda fikir sahibi olmak istiyoruz. Buraya geldik çünkü projede eksik görülen yerler konusunda sizlerden bilgi almak istiyoruz.” şeklinde görüşlerini özetledi. Yaptığı açıklama diken üzerinde oturan mahalle sakinlerinin bir parça da olsa yüreğine su serpti ve yoğun alkış ile karşılandı.
Ortamın sakinleşmesinin ardından, toplantının esas amacı olan hem mal sahiplerinin hem de kiracıların görüşlerinin alınması kısmına geçildi. Konuşmaların sık sık bölündüğü ve gerginliğin yükseldiği bu görüş alınması safhasında haksızlığa uğradıklarını düşünen mahalle halkının tek dileği vardı, sorularına cevap bulmak ve sorunlarının çözülmesi.

Fotoğraf: Sulukule Günlüğü
Fatma Hızlıgitmez (Kiracı)
47 senedir burada yaşıyorum, 1941 doğumluyum. Evimin yıkılmasını istemiyorum.
Hakime Ceylan (Kiracı)
9 senedir bu mahallede yaşıyorum. İlk geldiğim zaman bu mahalleyi oldukça yabancılıyordum, şimdi ise kapımı bile kilitlemeden dışarı çıkabiliyorum. Beyim belediyede çöpçülük yapıyor, 650 YTL maaş alıyor, 500 YTL kira, kalan para ile geçinmeye çalışıyoruz.
Bir de “Taşoluk’ta yer vereceğiz, kiracı olduğunuzu ispatlamanız gerekiyor,” dediler. Fatura getirdim-götürdüm fakat bir türlü belediyeye kendimi yazdıramamıştım daha yeni yazdırabildim. Acaba gerçekten evler yıkılacak mı? Bize ev verilecek mi? Mesela Ocak’ta yıkım deniyor, Şubat ayında yıkım için dozer kapıma geldiği zaman ben 2 milyar nereden bulup da ne yaparım.
Hakime Ceylan’ın sorusunun ardından söz isteyen mahalle esnaflarından Asım Hallaç “Bu tahliyeler, yıkımlar yapılırken bu insanların neden binaları hazırlanmadı? Mağdur düşürülmeden bu işlerin tedbiri alınmadı? Bu projeler yenileme kuruluna kadar gittikten, oradan da icazeti çıktıktan sonra, bu insanlar sokaklara mı, kalelere mi, çadırlara mı, nerelere gidip yerleşecekler? Bunun tedbiri neden daha önce alınmaz ki?” şeklinde Mustafa Çiftçi’ye soru yöneltti.

Kaynak: Fatih Belediyesi
Bu sorunun üzerine sözü alan Çiftçi bölgede yapılması öngörülen projeyi şu şekilde aktardı:
“Bölgede 721 irili-ufaklı hane, 381 parsel ve 12 ada yer alıyor. Tapu kaydına göre toplamda 620 adet bağımsız birim-hak sahibi yer alıyor. Bu sebepten dolayı yeni projede 620 adet bağımsız birim üretildi. 2, 3, 4’er katlı tasarlanan binaların bodrumları bulunmuyor. Bodrum katları otopark olarak ayrılmış. Mahalle sakinleri sokakta yaşamayı seven insanlar olduğu için evler iç avlulu olarak tasarlandı.”

Kaynak: Fatih Belediyesi
Bu açıklamalar Kurul Başkanı Mehmet Erdal konuşmasının aksine yoğun bir tepki ile karşılandı. Bu kadar tepki çekmesinin sebebi 2005’ten beri gündemde olan projenin bu zaman zarfında kimse ile paylaşılmamış olmasıydı.
Daha sonra yeniden mahalle sakinlerinin görüşlerinin alınmasına devam edildi.
“Hayat Bizim Hayatımız”
Gülsüm Bitirmiş (Mal Sahibi)
Bizim mahallemizi neden istiyorlar? Hayat bizim hayatımız. Buralara villalar yapılacak, zengin daha da zengin olacak, önlerinde havuzları olacak, şemsiyenin altında oturacaklar. Fakir de mahallede mağarada oturacak. Böyle bir adalet var mı? Ben 200 senedir aynı evde oturuyorum. Nenem, didem, nenemin dedesi bile aynı evde oturmuş. Mezarlığımız bile bu mahallede. Taşoluk’ta yapılan evlerin parasını hem nasıl ödeyeceğim hem de istemiyorum. Bize önerilen acele kamulaştırma ile paramız bankaya yatacakmış. Bizim hiçbir şeye hakkımız yok, al paranı çık dışarı deniyor.
Fidan Hergün (Mal sahibi)
Benim 120, 90, 85 ve 65 metrekarelik toplam 4 dairem var fakat tapuda 2 daire görünüyor. Altı dükkan üstü kagir bina. “Sana 60 metrekare 1 daire vereceğiz,” deniyor, üzerine de 150 milyar para isteniyor. Benim 3 tane çocuğum var onları o daireye nasıl sığdıracağım? Okur yazarlığım yok, cahilim ama bu kadarına da kafam çalışıyor. Eğer evi vermezsen ben bu parayı bankaya yatıracağım, acele kamulaştıracağım ve yıkacağım deniyor. Böyle bir kanun var mı?
Hüseyin Küçükatasayar (Mal sahibi)
Benim bütün ailem buralı, doğma büyüme buralıyım. Büyükada’da faytonculuk yapıyorum. Bana dediler ki evini vereceksin. “Eğer vermezsem ne olur?” dedim, “Paranı bankaya koyarız,” dediler. Ben Fatih’ten ev aldım, bana orada faytonunu buraya çekemezsin dediler. 2 tane arabam var tanesi 50 milyar. Eğer yansalar benim hayatım gider. “Arabanı al da git dediler,” “Neden?” diye sordum, “Düzeni bozuyorsun” dediler. Ben bu mahallede bulduğumu hiçbir yerde bulamıyorum. 52 milyar vereceğim dendi. Ben 2 dairem var onları vereyim bana 2 daire verin dedim. Olmaz sana 1 daire verebiliriz dediler. Ben de dışarıya dairemi 75 milyara sattım. Evin yeşil alan görünüyor sana ev vermezler deyip, beni korkuttular. Yeni planda da evimin yerini görmeden sattım.
Birol Yüceturanlı (Mal sahibi)
Benim anneden babadan kalan 96 metrekare dairem var. Belediyeye gittiğimiz zaman bana dedikler ki “Ya evini satacaksın ya da evini kamulaştıracağız, paranı bankaya yatıracağız.” Korkudan evlerimizi sattık. Doğduğumuz büyüdüğümüz yerden sürgün ediliyoruz. Bu hiç insanca bir karar değil.

Fotoğraf: Sulukule Günlüğü
“‘Taşoluk Maşoluk’ İstemiyoruz”
Burçin Kocaelli (Kiracı)
Ben doğdum doğalı buralıyım, ailem de bu mahallede doğmuş büyümüş. Ben, annem ve ablam da kiracıyız. Ben ve ailem buraların yıkılmamasını istiyoruz. Her şeyimiz bizim burada. Ben, yeri geliyor arkadaşımdan bir şeyler isteyerek çocuklarımın karnını doyuruyorum, Asım Amca’dan borç para istiyorum. Bizim gideceğimiz yerlerde bunu nasıl yapacağız? Bu sebepten dolayı “Taşoluk Maşoluk” istemiyoruz.
İsmail Çetiner (Mal sahibi)
17 senelik bir binada oturuyorum. 17 sene önce müteahhit binayı kırmızı tuğlalı haliyle bıraktı ve kaçtı. Biz bu binayı hayata döndürdük. Binamda 14 hanenin içinde belediye ile anlaşan 1 tek benim, diğerleri başkalarına satarak gittiler. Daireme 80 milyar değer biçildi, en uygun daireye 7-8 milyar farkla sahip olabilecektim. Sonra zaman içinde dairemin fiyatı giriş olduğu için 60 milyara düşürüldü. 7-8 milyarlık fark şu an 37 milyara çıktı. Elden satmak istemiyorum, muhitimi değiştirmek istemiyorum.
Belediye ile anlaşmak zorunda kaldım çünkü eğer kabul etmezsem acele kamulaştırma kapsamında evim yıkılacak, param bankaya yatacaktı. Biz de dedik ki madem bu kadar az bir fark oynuyor, evim de güzelleşecek bu sebepten anlaşma imzaladım.
Eğer yıkım olmadığını farzedersek, binada bir tek ben kaldım. Kapı yok pencere yok. Tinerciler gelip kalıyorlar. Bu durumda ne olacak?
Özetle mahalle halkının bir kısmı belediye ile anlaşarak evlerini satmış, bir kısmı ise başka kişilere satmayı tercih etmiş. Bir kısmı da belediye ile anlaşmak istemiyor bu durumda ise acele kamulaştırma kanunu devreye giriyor. Kiracıların sorunları ise başka.
Projenin uygulanması durumunda 5.000’den fazla kişinin yer değiştirmesi gerekiyor. Yeterli gelir düzeyinde olmayan, yoksullaşmış halkın kendi konuşmalarında da belirttikleri gibi komşuluk ve dayanışma ilişkileri içinde hayatlarını sürdürüyorlar, yer değiştirme durumunda ise bu koşulların olmayacağını belirtiyorlar. Böyle bir projenin yapılması yerine bölgenin özgün dokusunun korunarak iyileştirilmesi ve bölge halkına iş olanakları sunulması, kültürel ve sosyal donatı alanları oluşturularak daha iyi yaşam koşullarının sağlanması isteniyor.
Peki Şimdi Ne Olacak?
6 Kasım Salı günü İstanbul 2010 komitesi tarafından Arkitera Mimarlık Merkezi’nin de davetli olduğu bir toplantı gerçekleştiriliyor. Toplantıda, Sulukule Platformu adına Aslı Kıyak İngin, yerel halk ve Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği adına Şükrü Pündük, İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu adına Mehmet Erdal, Fatih Belediyesi adına Mustafa Demir, proje müellifi ofis adına Mehmet Ali Yüzer konuşmacı olarak katılacak. Toplantıda “Projenin geliştirilmesine kimler nasıl katkıda bulunabilir, neler önerilebilir?” sorusu tartışılacak.
Bunun yanında 8 Kasım’da Yeşiller Partisi Sulukule'nin ele alınacağı yarım günlük bir konferans düzenliyor. Brüksel'de gerçekleşecek konferansın konusu "Kentsel Dönüşüm Projeleri Karşısında İstanbul - Tarihi Yarımada'daki Sulukule Roman Mahallesi Örneği" olarak belirlendi. Türkiye - AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk'in konuşmasıyla başlayacak konferansta ilk sözü Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir alacak. Demir, "Fatih Belediyesi Kentsel Dönüşüm Projesi"ni anlatacak. Konferansta daha sonra sırasıyla Mimar Korhan Gümüş ve Fener - Balat Rehabilitasyon Projesi Başkanı Luis Mezzano da konuşacak.
- 5366 "Sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında" Kanun
- Sulukule Osmanlı Mimarisiyle Yeniden Doğuyor
- Sulukuleli derdini Avrupa'da anlatacak
- Başka bir Sulukule mümkün
TakipYorumlarYorum Sayısı: 9424 Eylül 2008, 10:58Yazan: Gökçe ArasMimar, şehir planlamacıları ve sosyologların aralarında bulunduğu bir grup, Fatih'te ''Sulukule'' olarak bilinen bölgede Fatih Belediyesi'nce yürütülen yenileme projesine alternatif bir proje hazırladı. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
22 Temmuz 2008, 11:00Yazan: Emine MerdimSulukule Guardian'da. Video: Oldest Roma settlement in Istanbul under threat | World news | guardian.co.uk
14 Mart 2008, 14:08Yazan: RedRapsodyeee!! mezbelelik devam etsin o zaman :) Etmesin elbette, eğer konuyu yakından izliyorsanız Roman mahallesindeki alternatif çalışmalardan haberiniz vardır. Bir yerin rehabilitasyonu oranın tamamen yıkılıp, rant elde edip yeniden imarıyla sağlanamaz. Bu denenmiş, araştırılmış ,ortaya konmuş. Daha titiz,yavaş ve bilimsel bir rehabilitasyon süreci izlenmeliydi. Belediyeler heryeri güzelleştirmek adına çok hızlı yıkım-yapım yolunu izliyorlar. Kendilerince haklı nedenleri olabilir, fakat bu şekilde toplumun büyük çoğunluğunu psikolojik ve kültürel çöküntüye ittiklerini ileride anlayacaklar. Bu toplumu arındırma, temiz toplum yaratma kaygısı geri dönüşsüz bir şuursuzluk ve çöküntü yaratacak. Mutlu hissetmediğiniz şehir asla güzel olamaz. Plazadan gördüğünüz değil, sokakta yürürken yaşadığınız kenttir. Bunun yaşamayı sevmeyen, plaza-otomobil-ev üçgeni dışında bir yaşamı olmayanlar için bir anlam ifade etmesini beklemiyorum.
14 Mart 2008, 11:53Yazan: mimar mahmuteee!! mezbelelik devam etsin o zaman :)
14 Mart 2008, 11:06Yazan: RedRapsodyo bölgede şantiyesi olmuş birisi olarak yıkım kararını çok olumlu karşılıyorum .arabayla giderken biraz yavaşlayın bakalım başınıza neler geliyor?Ancak bu insanlara çok daha iyi koşullarda yaşama imkanı sağlanarak şehre uyumları sağlanmalı Bu görüşlerinizin 60 yıllık olduğunu söylesem ve 60 yıl sonunda bu felsefenin çöktüğünü, bu felsefeyi başlatanlar vazgeçmişken şimdi sizin savunucusu olduğunuzu? 60 derken insaflı davranmak istedim aslında 160 yıllık. UNESCO kültür mirasına dahil 'Romanlar' ve Roman yaşam tarzını öldürerek kente katmak , dahiyane! Gözlerimin dolmasına neden olan bir görüntü: 'Fotogrametrik rölöve almak için yapının üzerine yerleştirilmiş pointer fişlerini koluna takmış müziğini sürdürerek sessizce tepki gösteren Roman.' Kim düşündüyse son yıllarda gördüğüm en güçlü eylemdir bu. ' Benim de Rölövemi al diyor adam'. Bak benim kültürüm bu, yaşam tarzım bu, ben böyle varım, apartmanda yaşayamam, klarinet çalamam apartmanda diye haykırıyor sessiz kalarak. Daha önce okumadıysanız Korhan GÜMÜŞ'ün yazısı' Kentten Geriye Ne Kalacak' Açık Radyo
14 Mart 2008, 10:44Yazan: mimar mahmuto bölgede şantiyesi olmuş birisi olarak yıkım kararını çok olumlu karşılıyorum .arabayla giderken biraz yavaşlayın bakalım başınıza neler geliyor?Ancak bu insanlara çok daha iyi koşullarda yaşama imkanı sağlanarak şehre uyumları sağlanmalı
13 Mart 2008, 16:35Yazan: Emine MerdimElimize bugün ulaşan basın bülteni ve fotoğraflar... [CENTER][CENTER]BASIN AÇIKLAMASI[/CENTER][/CENTER] [CENTER][CENTER] [/CENTER][/CENTER] DOZER DIKKAT BURADA INSAN YASIYOR! Biz Sulukule’nin en yoksulları, kiracılarız. Sulukule’nin ne Fatih Belediyesi’nin “Kentsel Yenileme Projesi”nde, ne de Taşoluk ev listelerinde görebileceğiniz yüzüyüz. Bizi “kentsel yenileme projesi”nde göremezsiniz, çünkü insan yerine koyulup, hesaba katılmadık. Bizi Taşoluk ev listesinde de göremezsiniz, çünkü bu listeye yazılmaya teşebbüs dahi edemeyecek kadar yoksuluz. Bugün burada yok sayılmaktan kurtulmak, görünür olmak için sizlerin karşısına çıkıyoruz. Biz Sulukule’li yoksul kiracılar: Sevtap, Sabriye, Türkan, Necla, Cemal, Bilen, Güllü, Hayriye, Gökçe, Cevriye, Sami, Erdoğan ve daha onlarcası: Yoksuluz, yoksunuz, ama bugün yine de iyi kötü başımızı sokabileceğimiz bir damımız var; yarın ise sokaktayız… Fatih Belediyesi onlarca yıldır yaşadığımız mahalleden bizi atmak istiyor, evlerimizi başımıza yıkıyor. Son olarak 7 Mart günü Belediye evlerimizin kapısına “yıkılacak” anlamına gelen “X, Y” işaretleri koymaya başladı. Belediye farkında mı, bilmiyoruz: Kırmızı çarpı işareti koyduğu, koyacağı evlerde biz yaşıyoruz; o evlerde yatıp o evlerde kalkıyoruz; o evlerde çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Yıkılırsa sokakta kalacağız. Belediye diyor ki, “Sulukule için dünyanın en sosyal projesini yaptım”. Sokağa atılmanın neresi sosyal? Proje mimarları diyor ki, “Sulukule projesi romantik ve insani bir projedir”. Sokağa atılmanın nasıl bir “romantik ve insani” tarafı var? Bu proje “sosyal” ve insani” ise, neden içinde biz yokuz? Neden biz yoksul kiracıların fikri hiç sorulmadı? Bize hiç danışılmadı? Belediye diyor ki: “Projeden ev edinmek için anlaşan ev sahipleri ‘evimi yıkın’ diye dilekçe verdi. Vatandaşın dilekçesini işleme koymak zorundayız.” Mülk sahibi vatandaşa hizmet aşkı içinde dozer gönderen Belediye’yi tebrik ediyoruz. Ne kadar, ne kadar hızlı ve güzel çalışan bir belediye! Oysa aynı Belediye öte yandan ev sahiplerine şöyle tebligat gönderiyor ve diyor ki “Evini kiracısıyla birlikte 31 Mart’a kadar boşalt. Elektrik ve suyu kapat, anahtarı bana getir. Getirmezsen, projeden ev alma hakkını kaybedersin.” Yani ev sahipleri üzerinde baskı kurarak elektriğimizi, suyumuzu kestiriyor, evlerde yaşama imkanını ortadan kaldırıyor. Mahallede her gün ev sahipleri ile kiracılar arasında kavga çıkmasına neden oluyor. Belediye böylece ellerini kirletmediğini mi zannediyor? Bizim gözümüzde masum kaldığını mı sanıyor? Bu ülkede kiracı hakları diye bir şey yok mu? Taşoluk’a niye gitmediniz mi diyeceksiniz? Taşoluk’a ev için müracaat eden kiracılar Taşoluk ev listesine yazılmaktan başka çare bulamayan kiracılar 15 gün önce sözleşme imzalamak üzere Ziraat Bankası’na çağrıldı. Burada “sosyal proje”nin bir sürprizi daha yaşandı. Banka, damga pulu vergisi için 1000 YTL isteyince, gerisin geriye mahalleye döndüler. Damga pulu vergisini veremeyen, 15 sene her ay o taksitleri nasıl verecek? Bizler gelir durumuzu bilecek kadar gerçekçiyiz. O yüzden TOKI Taşoluk evlerine müracaat etmeye teşebbüs bile etmedik. Bizler buradan evlerimizi, yuvamızı, hayatımızı, geleceğimizi başımıza yıkmadan Fatih Belediye başkanı Mustafa Demir'e sesleniyoruz Başkan, medya önünde "dünyanın en sosyal projesi" diyorsun. Sorduk soruşturduk: Sosyal proje ne demek? "İNSAN YARARINA YAPILAN PROJE" demekmiş. Başkan, biz de sana medya önünde soruyoruz: Üzerimize koyduğun çarpı işareti ne kadar sosyal? İstanbul’un çeşitli mahallelerinde, “kentsel iyileştirme” yapılacak diye, hayatı daha da kötüleştirilen, evleri yıkılan, yıkım sonrası çadır ve barakalarda yaşayan çok sayıda aile var. Buralarda aileler elektriksiz, susuz, sağlık hizmetleri olmaksızın ve tuvalet dahil hiçbir temel ihtiyaçları karşılayamadan yaşıyorlar, çocuklar da okullarından olmuş. Evlerimiz yıkılırsa bizler de bu mahallelerdeki gibi sokakta kalacağız. Son kez sesleniyoruz; Bizler ne TOKİ'nin Taşoluk konutlarının bedellerini, ne de Sulukule dışındaki yerlerin daha yüksek olan kiralarını ödeyecek durumdayız. Bizler alternatif barınma imkanları sağlanmadan evlerimizden çıkmayacağız. UNUTMAYIN İŞARETLİ EVLERDE HALA TENCERE KAYNIYOR. Sulukuleli Kiracılar[COLOR=black][/COLOR]
11 Mart 2008, 11:57Yazan: Burcu Oztaskin[SIZE=2]Sulukule’de yıkımların başlayacağının habercisi.[/SIZE] [SIZE=2]Belediye görevlileri gelip evleri işaretlemiş. Ali Baba ve 40 Haramiler’de vardi böyle bir sey...[/SIZE] [SIZE=2]Bir grup da bu olayi protesto ediyor.[/SIZE] [SIZE=2]Ellerine boyalari alip binalara çiçekler böcekler çizeceklermiş bu hafta icinde[/SIZE]
2 Mart 2008, 15:32Yazan: yilmazMetin beyin yazısında Venedik için niye kentsel yenileme yapılmıyor diye sorduğunu gördüm. Venediğe defalarca gittim ve kaldığım hiçbir yerde (Roma'nın aksine) rutubet yoktu. Çünkü daha önce defalarca kentsel dönüşüm/yenileme çalışmaları yapılmıştı. Son olarak Ocak 2007 tarihinde yayınlanan bir çalışma da Venedikte Arsenal bölgesi için bir kentsel yenileme önerisi getiriyor. Burada ilginç olan İstanbul Deklerasyonu 1996 kapsamında bir urban regeneration önermesi. İsteyenler belgeye http://www.bepress.com/cgi/viewcontent.cgi?article=1038&context=feem adresinden ulaşabilirler. Biraz geç oldu ama kabahat benim geç gördüm. Bu konu pek öyle kalıplarla yaklaşılabilecek bir konu olmadığı gibi her durum için farklı öneriler geliştirilmesi şart. Ama öneri geliştirmek yerine kavrama global saldırı düzenlenirse, en korkunç kentsel dönüşümle de kader gibi yüz yüze kalacağız demektir. -17 Ağustosta olduğu gibi-... Selamlar Yılmaz
28 Şubat 2008, 18:11Yazan: Gül KeskinUrban Land Institute (ULI) tarafından 27 Şubat 2008 tarihinde İstanbul Swissotel’de “Kentsel Dönüşümün Başarılı Örnekleri” başlığıyla gerçekleştirilen toplantıda Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir Sulukule projesiyle ilgili bilgi verdi ve burada yenilenen alanları, ekonomik ömrünü tamamlamış, hala iç göçe maruz, deprem riski altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan tarihi eserlere sahip bölgeler olarak tanımladı. Pınar Özden'in (Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi 2. Başkanı), Fatih Belediyesi Başkanı’nın “Evrensel ve tarihsel değerleri olan eserleri projede koruyoruz.” sözlerine ithafen geçtiğimiz günlerde tescilli bir yapının yıkıldığını hatırlatması üzerine ise Başkan’ın eleştiriye yanıtı “Yanlışlıkla olabilir” oldu. ULI Tarafından Düzenlenen Toplantıda "Kentsel Dönüşüm Projeleri" Masaya Yatırıldı
Bütün yorumları forumda okuyun!










