Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nce 17.si düzenlenen Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi 19–21 Mayıs tarihleri arasında Bursa’da toplanarak çalışmalarını tamamladı. Bilimsel Kurul Bora Akçay, Aydan Balamir, Ersen Gürsel, Güngör Kaftancı, Haydar Karabey, Aslı Özbay ve Murat Taş’tan oluşurken kongreyi düzenleyen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu ise Ahmet Aybar, Melih Türa, Figen Akşen, M. Mete Özgen, Asuman Bilsel, Ahmet Arabacıoğlu ve Şenol Şimşek’ten oluştu.
Kongre, yapılı çevrenin gerçekleşmesinde rol alan, mimarlığın yakın işbirliği içinde olduğu meslek ve uzmanlık alanlarının mimarlıkla ilişkileri ve çelişkilerini irdelemek üzere; iç mekan tasarımı, koruma, peyzaj tasarımı, şehircilik ve mühendislik ana başlıkları altında konuyu tartışmaya açtı. Üç gün süren oturum ve forumlarda, bu beş alanın birikimleri ve sorunları, mesleki yetki alanlarının tanımlanması ile eğitim süreçlerinin düzenlenmesi açısından ele alındı.
İrdelemeler sonunda; iç mimarlığın dekorasyon, korumanın eskieserleştirme, peyzaj mimarlığının bitkilendirme, şehirciliğin de yalnızca planlama etkinliği olmadıkları vurgulanarak, bu disiplinlerin mimarlıktan ayrı algılanamayacağı ve gerçekleştirilemeyeceği; mühendisliğin ise yapı üretimiyle ilgili olan dallarıyla iletişimin güçlenmesi gereği üzerinde duruldu.
Tartışılan konuların önemi ve acil önceliğinin dayandığı üç neden;
• Yapılı çevrenin üretim ve denetimini ilgilendiren (birisi sonuçlanmış diğerleri hazırlık aşamasındaki) yeni yasalar ile, mimari tasarım ve uygulama alanlarının sınırları yeniden belirlenerek, mesleki sorumluluk alanı daraltılmaktadır.
• Avrupa Birliği’ne uyum kapsamındaki birikim ise tam tersine, mimarlığı genişletilmiş bir kültür ve meslek alanı olarak tariflemekte; hukuk ve tıp gibi mimarlık mesleğinin de toplumsal sorumluluğu dikkate alınarak, mimarlık eğitiminin yeniden düzenlenmesi beklenmektedir.
• Mimarlar Odası yönetimi ile TMMOB arasında, mesleki yetki alanları konusundaki anlaşmazlık ve atışmalar, mesleki gündemi verimsiz bir yöne taşımaktadır. Kongre’nin onaylamadığı bu talihsiz gerilimin, mimari tasarım alanlarına müdahale eden TMMOB kararlarıyla birlikte en kısa sürede kaldırılarak, öncelikli sorunlara eğilinmesi gerekmektedir.
Kongre’nin, kamuoyuna hatırlatmak istedikleri;
• Çağdaşlığın gereği olan rasyonel iş bölümü ve uzmanlaşmaya, mimarlar hiçbir zaman karşı olmamış; Kongre’ye konu olan beş alanın kendi içinde gelişmesi ve örgütlenmesinde, Mimarlar Odası hep öncü olmuş; 50 yıllık tarihinde konuya hiçbir zaman “iş paylaşımı” yönünden yaklaşmamıştır.
• Ancak, yapılı çevrenin üretimi bütüncül ve tasarım odaklı bir eylemdir. Uygarlığın somut göstergesi olan mimarlık, kültürel bir üretim alanı oluşturması ve tasarım sürecinin başında ve başlangıcında olması nedeniyle, bu eylem sürecinin birleştiricisi konumundadır. Mimarlık, fiziki çevrenin oluşumuna katılan tasarım, planlama ve mühendislik disiplinlerinin evrensel altyapısını ve doğurgan odağını oluşturur.
Kongre’nin bu doğrultuda netleştirebildiği görüşler şöyledir:
• Yapılı çevrenin sağlıklı ve nitelikli üretimi için, disiplinlerarası işbirliğine dayalı “yaratıcı ekip” çalışması zorunludur. Doğallıkla, mesleki örgütlenme biçimlerinin de bu yaklaşım ışığında yeniden ele alınması gerekecektir.
• Yapılı çevrenin üretimine odaklanmış yakın disiplinlerin birbirlerini anlayarak, anlaşarak ve uzlaşarak oluşturacakları ortak aklın, hukuk temelinde de yapılanabilmesi gerekir.
• Mühendislik, planlama ve tasarım disiplinlerine dayalı uzmanlık ayrımları “yetki” ve “yetkinlik” temelinde tartışılmalı; bütünün denetiminde, yapılı çevreyi mimarlık kültürü içinden değerlendirebilecek bilgi ve bilince dayalı “sorumluluk” esası gözetilmelidir.
• Mesleki sorumluluk sınırları, yalnızca diplomayla edinilen “yetki belgesi” ile değil, meslek kurumlarının katılımıyla geliştirilecek “yetkinlik ölçütleri” ile tanımlanmalıdır.
Bu önermelerin ışığında Kongre;
• Üniversitelerin ilgili bölümlerini, Odaları ve diğer meslek kuruluşlarını, ilgili Bakanlıkları, yasama organı temsilcilerini ve yöneticileri göreve çağırır.
• Kongre bu amaçla; bu bildirgeyi temel alan, üst düzeyde katılımla gerçekleşecek, aynı konulu ve tek defalık bir toplantı düzenlenerek, meslek ve eğitim alanlarının çağdaş veriler ışığında yeniden tanımlanmasını; sonuçların yasama ve yürütme erkine aktarılmasını önerir.










