Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
MIMARLIK HARITASI

Haberler

Almanakta bu haberForumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

İstanbul’un Adalet Sarayları

Tarih: 30 Ekim 2007 Yazan: Gül Keskin - Arkitera.com


İstanbul için öngörülen Adalet Sarayları projeleri, şehrin 30 ayrı noktasında yer alan adliye binalarını, 3 büyük adalet sarayı çatısı altında toplama fikriyle ortaya çıkmıştı. Adalet Bakanlığı tarafından yapılması planlanan bu projelerden, Bakırköy Adalet Sarayı 2007 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. Anadolu Yakası'ndaki Kartal Adalet Sarayı’nın yapımına ise halen devam ediliyor.

Cumhuriyet Dönemi’nde adalet binalarına yönelik üretilen projelerin geçmişine döndüğümüzde karşımıza çıkan ilk ciddi girişim, 1933 yılında yanan eski adliye binasının yerine yeni bir Adalet Sarayı inşa edilmesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 1949 yılında açılan “İstanbul Adalet Sarayı” yarışması oluyor.

Sedad Hakkı Eldem ve Emin Onat’ın ortaklaşa tasarladığı projenin birincilik ödülünü kazanmasıyla, 1951 yılında uygulamasına başlanan yapının, yalnızca bir kısmı tamamlanarak, o haliyle 1955 yılında hizmete açıldı. 1958 yılında yapılan kazılar sonucunda proje arazisinde arkeolojik buluntulara rastlandığı için Sedad Hakkı Eldem tarafından, yeni bir ek bina öneri projesi hazırlandı. Fakat bu proje de Anıtlar Kurulu’ndan onay alınmasına rağmen uygulanamadı.

Bugün Sultanahmet Adliyesi olarak kullanılan yapıdan günümüze kadar, pek çok adliye binası inşa edildi. Halen kullanılmaya devam edilen yaklaşık 30 Adliye binası bulunuyor. 1992 yılına kadar Bayındırlık ve İskan Müdürlükleri’nde, daha sonra ise Adalet Bakanlığı’nın Teknik İşler Daire Başkanlığı’nda bir nevi “tip proje”ler olarak üretilen bu binalar, “adalet hizmetlerinin dağınıklıktan kurtulabilmesi” adına Bakırköy, Kartal ve Çağlayan’da yapılan 3 büyük Adalet Sarayı çatısı altında toplanıyor.

Bu üç projeden yapımı tamamlanan ilk proje Bakırköy Adalet Sarayı, Prof.Dr. Uğur Erkman’ın imzasını taşıyor. Yaklaşık 45 milyon YTL’ye mal olan binada, yurt dışındaki örneklerinin aksine, adli görevliler, hükümlüler ve sivillerin sirkülasyonu aynı noktalardan sağlanıyor. 500 araçlık otoparkı bulunan 90.000m2'lik binanın uygulaması Kalyon İnşaat tarafından üstlenildi.


Kartal Adalet Sarayı Projesi
Kaynak: Adalet Bakanlığı 


Anadolu Yakasındaki adliyeleri bir araya getirecek olan Kartal Adalet Sarayı projesinin temeli ise Mart 2007 atıldı. Adalet Bakanlığı Teknik İşler Daire Başkanı Haydar Çiftçi’nin yaptığı açıklamaya göre inşaatının 3 yıl içerisinde tamamlanması öngörülen projenin mimarı ise Haldun Erdoğan. Yaklaşık 300.000 YTL’ye mal olacağı söylenen yapının uygulaması, Mertkan İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile Şira Elektrik İnşaat Taahhüt Limited Şirketi ortak girişimine ihale edildi. Haydar Çiftçi’nin basında yer alan açıklamasında; mahkeme salonlarının, yargının yüceliğine gönderme yapacak tarzda ahşap ağırlıklı dekore edildiği, ofislerin koridora bakan cephelerinin ışığın iç mekânlara daha çok iletilebilmesi için cam bölme duvarlar şeklinde tasarlandığı belirtiliyor.

Haydar Çiftçi, adalet sarayı için ülke çapında büyük projelere imza atan 5 mimarın katılımıyla kısmi bir yarışma yapıldığını belirterek, mimar Haldun Erdoğan'a ait projenin de Adalet Bakanlığı'nca uygun görülen seçici heyet tarafından birinci seçildiğini ifade ediyor.


Çağlayan Adalet Sarayı Projesi
Kaynak: Adalet Bakanlığı 

Çağlayan’da yapılması düşünülen üçüncü adalet sarayı projesinin ise 320.000m2 kapalı alana sahip. Yapımı Varlıbaş Holding tarafından üstlenilen binayla ilgili Yönetim Kurulu Başkanı basında yer alan açıklamasında; 7 kat bodrum olmak üzere toplam 16 kattan oluşacağını, bazı bloklarda 20 kata kadar ulaşılabileceğini, binada 83.000 m2 kapalı otopark bulunacağını; adliye binasının modern mimari ile Türk mimarisinin birleşiminden oluşacağını, dışarıdan bakıldığında modern ve teknolojik bir bina olacağını ama içinde klasik Türk mimarisini simgeleyen bahçeler ve avluların yer alacağını söylüyor.

Adalet Sarayları ile ilgili İstanbul’daki gelişmeler böyle iken; Fransa ve İspanya’da ise, uluslararası mimarlık yarışmaları sonucunda birinci proje olarak seçilen biri Pritzker Ödüllü mimar Richard Rogers tasarımı Bordeaux Adalet Sarayı, diğeri ise Mecanoo Architects tasarımı Cordoba Adalet Sarayı kamu binaları üretimi konusunda örnek teşkil edecek nitelikte:

Yeni Bordeaux Adalet Sarayı

Fotoğraf: rsh-p.com

1992 yılında açılan uluslararası yarışma sonucunda birinci seçilen bu proje, Pritzker Ödüllü mimar Richard Rogers tarafından tasarlanarak, 1998 yılında hizmete açıldı. Bordeaux’un tarihi bölgesinin merkezinde yer alan bina yaklaşık 25.000m2'lik bir alan üzerine oturuyor. “Fransız adaletinin şeffaflığını vurgulamak ve pozitif bir etki yaratmak” için cephe ve detaylarda cam malzemenin kullanıldığı bina, “kutu”lardan öte “özgürleştirilmiş” mahkeme salonları yaratmayı tasarım prensipleri arasına almış. Binanın bir diğer dikkat çekici özelliği ise enerji etkin cephe detayı sayesinde, havalandırma sistemi için güneş ışınlarını kullanıyor olması.

Tasarımında, tarihi bölgenin içinde yer alması nedeniyle mümkün olduğunca doğal malzemeler kullanılarak çevreye uyum sağlaması hedeflenen bina, şehrin ortaçağdan kalma mimari detaylarına da göndermeler yapıyor.

Cordoba Adalet Sarayı

Fotoğraf: mecanoo.com


2006 yılında açılan bir diğer uluslararası mimarlık yarışması sonucunda seçilen bu proje ise Mecanoo Architects tasarımı. Yaklaşık 70 milyon Euro’ya mal olacağı öngörülen 48.000m2lik proje, kentin tarihi bölgesinin içinde yer alıyor. Eski Mağribi dokuyla ve bölgenin iklimi ile uyum sağlayacak şekilde tasarlanan yapının perfore cephesi de geleneksel Cordoba mimarisine atıfta bulunuyor. Cephelerde farklı renkteki seramik paneller kullanılarak kontrast etkisi yaratılmak istenmiş. Binanın 2011 yılında hizmete açılması hedefleniyor.Konuyla İlgili LinklerTakipYorumlarYorum Sayısı: 41

8 Kasım 2008, 20:41Yazan: ontAntalya'daki osmanlı özentisi açılalı 1 ayı geçti.

Eski bina ile karşılaştırırsak eskisini tam Adliye sarayı denecek cinsten sert bir yapıya sahip idi.
Eski brütal bina: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P4270086.jpg
Yeni Osmanlı özentisi: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P9200029.jpg

26 Nisan 2008, 11:21Yazan: mmonerMimarlar;

Konu biraz eski, ama yazmak istedim. Bu "biz böyle beğendik, aynısından istiyoruz" tipi projeler, ülkemizdeki tüm diğer yapılar gibi mimar tarafından değil; imar kuralları, yönetmelikler, mal sahibi ve mütehaitler, mimarlardan kaprisli "bazı" inşaat mühendisleri ve malesef mimarı çizerden ibaret gören yapı-yaşam kültürümüzden kaynaklanıyor.

Bu kültürde en tepede ve söz sahibi olması gereken mimarlar da malesef düzenin en altında ezilmek durumunda, çaresizce bu projelere imza atmak zorundalar. Çünkü çalışmak zorundalar, böyle de olsa birşeyler üretmek zorundalar. Karşı çıktıklarında bu işi yapacak başka biri mutlaka çıkıyor çünkü. Bence burada suç mimarın kendisinde değil, mimarlığın toplum gözündeki yerindedir. Bunu tartışmaya da gerek yok. Bu yansımayı değiştiremedikçe, mimar çizerlikten kurtulamadıkça, herşeye alet olmaya devam edecektir, edeceğiz.

Diğer yandan bakıldığında istenilen projeler başarılı şekilde elde edilmiştir, ve uygulanmaktadır. "Mimar" dan ve diğer mimarlardan başka kimsenin bu konuda şikayeti yoktur sanırım.

Evet burada yazmak ve eleştiri getirmek gerçekten kolay, çözüm üretmekse zor. Belki forumda defalarca tartışılmıştır, çünkü ülkemizde iki mimar dahi yanyana geldiğinde bile bunu konuşuyor; "Tatminsizlik". Çünkü Mimarlık yapmadığının, yapamadığının değil yaptırılmadığının farkında. Bence önemli olan, bunun çözümünün nasıl olacağıdır?

Teşekkürler.

17 Mart 2008, 13:33Yazan: Gül KeskinÇağlayan ve Kartal'da Dev Adalet Sarayları İstanbul’un iki ayrı noktası, Çağlayan ve Kartal, bugünlerde hummalı inşaat çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Gün içinde çok sayıda iş makinasının gidip geldiği, temeli için kazılarak yığılan topraktan etrafında dikkat çekici boyutta kum tepelerinin oluştuğu bu alanlardaki inşa faaliyetleri tamamlandığında, Anadolu ve Avrupa yakasındaki mevcut adliye binalarını bünyesinde toplayacak Anadolu Yakası Adalet Sarayı ve Avrupa Yakası Adalet Sarayı da gün yüzüne çıkmış olacak. İstanbul’da son yıllarda gerçekleştirilen en büyük kamu yatırımlarından olan bu yapıların, tasarım süreci ve projelerin içeriğiyle ilgili detayları öğrenmek için mimarlarıyla görüştük.[image]
[SIZE=1] Anadolu Yakası Adalet Sarayı[/SIZE] [image]
[SIZE=1] Avrupa Yakası Adalet Sarayı[/SIZE] Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.

8 Ekim 2007, 14:01Yazan: sarp egeBu tarz öykünmeler hep vardı ama bu durum öykünmenin üzerinde başka bir şey gibi ,mimari anlamda altı boş da, bunu boşluğu bin de kaç algılıyor ve umursuyor, umursayanlar ideolojinin umurunda değil ki, ideolojinin hedef kitlesinin ne algıladığı onca önemli , üst ölçekten baktığınızda da bu davranış ideolojik değil mi sizce? Aynen, toplumsal hayatın diğer alanlarındaki seviye gibi.

8 Ekim 2007, 13:31Yazan: luminaAKP bir ideolojinin partisi ise biz de ideolojinin mimari halini görmekteyiz gibi geliyor.

Bu tarz görüntüler ve öykünmeler AKP'den önce de vardı. Meseleyi sadece ideoloji farklılaşması olarak okumak ıskalatıcı olabilir. Bence daha yaygın zihinsel boşluklar var mimarlık kavrayışımızla ilgili olarak. Mimarlık eğitimi ve ortamı, bu boşlukları işaret etmeye, onlarla yüzleşmeye yönelik değil çeşitli tarifeler üzerinden sürekli ertelemeye yönelik gibi görünüyor. Levent Şentürk'ün Arkitera ana sayfadaki yazısında dile getirdiği "rejim", AKP ideolojisi diye nitelenen dünya algısı ile kıyaslandığında aynı şekilde etkisiz ve içeriksiz; yani benzer bir durum. Sadece görüntüler düzleminde farklılaştığı için AKP'ye atfedilen çizginin dışında çağdaşmış rolü yapan başka bir içeriksizlik olarak hayatlarımızı kuşatmasına izin veriyoruz. Toplumsal hayatın diğer alanlarındaki tartışmalarda da farklı bir durum var mı?

8 Ekim 2007, 13:21Yazan: sarp egeGemiler hariç, Onlar kalyon olmalıydı.

8 Ekim 2007, 13:20Yazan: sarp egeBiz bu oluşuma ne dersek diyelim ister 3. milli mimari ister 5.milli mimari sonuçta Cumhuriyetimiz 2002 seçimlerinde pek çok girdiye dayalı olarak bir kırılma yaşadı,
Cumhuriyetimizin yıllarca yürüttüğü (kimi zaman dayattığı) politikaların ürettiği insan kalitesi bu iken ,
iktidardaki 5 senesinin sonunda aldığı icazetin de verdiği ivme ile kamusal alanlarda gövde göstermesi kendi çapında ideolojisini sergilemesinden başka ne bekliyoruz ki .
AKP bir ideolojinin partisi ise biz de ideolojinin mimari halini görmekteyiz gibi geliyor.

7 Ekim 2007, 16:41Yazan: Omer Yilmazİşte örnek İspanya modeli: [B][FONT=Abadi MT][FONT=Calibri]Mecanoo’s Palace of Justice, Córdoba approved[/FONT][/B] [FONT=Calibri]Francine Houben of Mecanoo architecten has received official approval by the municipality for her design of the Palace of Justice in Córdoba, Spain. Francine Houben presented the design to the mayor of Córdoba, the city council, the Consejeria de Justicia and the Spanish press. Mecanoo won the international competition for the Palace of Justice in March 2006. The 48,000 m2 complex is inspired by the layout of the centuries old Moorish city with its many patios. The complex features an impressive 20 courtrooms as well as a wedding room, a forensic institute, offices and a café. The building costs are estimated at €70 million. Construction begins in 2009 and the new Palace of Justice will open in 2011. Patios The new Palace of Justice is as a city within in a city. In order to achieve the building massing plan; sections were taken from the street plan of the old city within which the required volume including its patios were fitted. The many patios provide light and ventilation in adjacent rooms. Moreover, they endow the large building with a strong identity of its own that suits the climate of Andalusia and Córdoba’s Moorish character. Palm trees grow in both the lower and higher patios. Because of the compact organisation of the building, space is left over for a large, slightly sloping square that provides the building with a clear entrance. The complicated programme of functions has been solved with a strict arrangement whereby the higher the function the more inaccessible it is to the public. The building is set on a plinth. The courtrooms, wedding room and restaurant represent the most public part at the entrance level. Above this, on the upper patios, are the secured offices. The archives and prison cells are located below grade. Filigree The exterior of the Palace refers to the traditional architecture of Córdoba with its perforated facades. A gossamer-thin pattern filters the light and absorbs heat. The filigree gives the building an elegant appearance. Applied to the facades of the patios are ceramic panels in different colours which contrast with the other facades. Programme Courthouse with more than 20 courtrooms, a wedding room, a Forensic Institute, offices, a café, an archive, a prison and a car park. 48,000 m2, 1st prize competition Design 2006 Execution 2008-2011 Client Consejería de Justicia y Administración Pública, Sevilla, Spain Structural engineer, consultant installations and acoustics Grupo Ayesa, Sevilla Building costs incl. installations € 70,000,000 [/FONT][/FONT]

13 Nisan 2007, 22:24Yazan: borakaanözgürthank you very much

8 Mart 2007, 23:40Yazan: ogabsonAdalet Bakanlığı projeleri ve buna benzer diğer projeler , malesef ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde gerçekleşmektedir. Bakanlığa bağlı teknik birimlerdeki "memur" mimar arkadaşlar büyük çoğunlukla yapılan projelerin bazı teknik prosedürlere uyup uymadığını kontrol etmektedir. Genellikle böyle teknik birimlerdeki arkadaşların tasarıma çok büyük müdahaleleri yoktur. İşi birileri bi şekilde alır ve genel siyasi hava nasılsa o telden çalarak ortaya bişeyler koyar. Burada eğer bir günah keçisi aranıyorsa buna en yakın mimardır.
Zannımca bir milletin yükselmesi yada alçalması bir bütündür. Mimarlık alanında yükselmek ise ancak bütün bir toplumun yükselmesiyle olacaktır zannediyorum. Yoksa siyasi yönetimi eline geçirenler daha çooook bu milleti uyutacaklar.
Geçen sene Keçiören Estergon Kalesine gitmiştim. Bu ucube yapı " eklektizmin kralıdır". İçerde dolaşırken millet " vay ansını be süper yapmışlar abi" diyordu. Nesi süper? Ne yapmışlar?
Belediyenin kendi çıkarmış olduğu gazetede " CUMHURİYET TARİHİN EN MUHTEŞEM YAPISI" olarak tanımlanıyor bu yapı. http://www.kecioren.bel.tr/estergon.asp

Bu tür eklektik yapılar malesef içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız ve sürekli devam etmesi istenilen toplumsal bunalımların bir ürünüdür. Tez-anti tez ilişkisiyle birileri körü körüne batıyı taklit etmeli, kurtuluşumuzun ancak bu yolla olacağını telkin etmeli, birileri de bunlara karşı çıkıp körü körüne tarihin derinliklerine batmalı. Birileri sağcı olmalı, birileri solcu, birileri komunist olmalı birileri faşist, birileri dini siyasete alet etmeli birileri dinsizliği... bu arada birileri kaymak yemeli, köşeyi dönmeli,medyatik olmalı, star olmalı vs..... herkes kendi derdine düşüp sonunda ülkeyi satmalı ( bir karış toprağımız vermeyiz ya ). Tabi biz de bu arada mimarlık yapacağız diye didinip duralım...
Ülke meselelerini sabahlara kadar konuşupta , ertesi gün eski tas eski hamam işine devam etmekten herkes yorulmuştur heralde...
Tek ruh olmamız lazııııım......

Bütün yorumları forumda okuyun!
ARTISTA
Takvim
<<Kasım 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
          1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

RAF URUN DERGISI