Eskişehir Kılıçoğlu Sineması’nın yaklaşık 48 yıldır sürdürdüğü kültür hizmeti, önümüzdeki günlerde son bulacak. Yarım yüzyıldır hizmet veren Kılıçoğlu Sineması artık bilinmeyen bir geleceği barındırıyor. Kılıçoğlu Sineması yıllarca; buluşmalara, görüşmelere, tanışmalara ev sahipliği yapmış, yeme - içme mekânlarıyla gelenlerini kaynaştırmış, gözlükçüleriyle adres olmuş. Eskişehir’in tarihiyle, kültürel geçmişiyle ve geçmişteki kimliğiyle buluşma ve yüz yüze gelme mekânına dönüşmüş. Eskişehir’de bulunan; artık şehre ve şehirliye bir başka bakan Tepebaşı Belediye Binası, kapatılan balkonlarının yerine yeni yüzüyle teselli bulan Ordu Evi, zamanın örselemeye başladığı boşaltılmış Halk Bankası gibi, kendi zamanlarıyla var olan yapılardan biri olmuş. Yapılaşmış çevredeki standart mimari dili yansıtan yapılarla karşılaştırınca da kentin geçmişi, kimliği ve belleği olmuş. Kılıçoğlu İnisiyatifi, gençleri, yetişkinleri, yaşlıları, öğrencileri, öğretmenleri, üniversiteleri, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını, idarecileri, yöneticileri, sinemaseverleri ve şehirlileri, Kılıçoğlu Sineması’ndaki son perdeye seyirci kalmamaya çağırıyor.
Eskişehir Kılıçoğlu Sineması, 1954 tarihinde Yük. Müh. Mimar Abidin Mortaş tarafından projelendirilip 1959 yılında hizmete girmiş girmesine ama bugüne kadar yapıya ait hiçbir belge ve bilgi bulunamamış. Elde olan bütün bilgi ve belgeleri de (inşaat ruhsatı, projesi, kullanma izni, fotoğrafları vb.) 1963 - 64 yıllarında şiddetli yağışlar sonucu taşan Porsuk Çayı almış götürmüş. Bugün artık kentte bulunan alışveriş merkezlerinde bulunan sinemalarla rekabet edemez hale gelince de kefeni biçilmiş.
Artık, içlerinde bilinmeyen bir geleceği barındıran bu tür yapılar ister hayata doymuş görünsün, ister zamana uysunlar, kimi zaman korunmalarına yönelik sorumluluğu resmi bir görevle üstlenen koruma kurullarının kararlarıyla hayat bulurlar ya da yeni bir hayata yer açarlar. Kılıçoğlu Sineması, İşhanı ve Apartmanında yeni hayata bu yer açılmak üzere.
Eskişehir için bugüne değin henüz bir envanter oluşturamayan (şehrin merkezindeki Kılıçoğlu Sineması, İşhanı ve Apartmanı ile Halk Bankası hâlâ tescilsiz) Koruma Kurulu da yapıları tescile yönelik bilgi ve belgeleri arayadursun, Kılıçoğlu yapıları gibi Halk Bankası ve diğerlerinin de var ve yok olmalarına seyirci kalınacak gibi görünüyor.
Çünkü Kılıçoğlu yapılarında kaçınılmaz son başlamış. Doktorlar Caddesi üzerindeki kiracıların kontratları 2006 Aralık ayından itibaren yenilenmemiş. Yeni projede kendilerine daha büyük dükkânlarda kiralama önceliği tanınacağı belirtilmiş, gayrimenkul sahiplerinin ifadesiyle “gayrimenkulü teknik eksiklik ve noksanlıklardan arındırmak için” hazırlatılan avan proje de 2007 Şubat ayında Tepebaşı Belediyesi’nden tasdik olmuş.
Tescil kararına gerekçe olacak bilgi ve belge arayan, Kılıçoğlu Sinema, İşhanı ve Apartmanını Taşınmaz Kültür Varlıkları arasına yerleştiremeyen, taşınmaza yönelik sanat değeri, mimari, tarihi, estetik, mahalli değerler kapsamı içinde; strüktürel, dekoratif, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi, şekil bakımından özellik arz eden değerleri dikkate almayan, bunlarla birlikte özellikle tarihsel değer, anı değeri, özgünlük değeri, teknik değer, belge değeri, işlevsel değer, süreklilik değeri ve eğitim değeri gibi ölçütleri benimsemeyen Eskişehir Koruma Kurulu’nun arşivinde bulunan tescilli yapıların envanter kayıtlarında Kılıçoğlu yapıları için aradığı ölçütler, bilgi ve belgeler var mıdır bilinmez ama, Kılıçoğlu yapıları için çok geç kalındığı ortada.Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 6
14 Ağustos 2008, 18:31Yazan: juliadreamanlayamıyorum...bir sehre hic luzumu yokken aynı donemde yapılan 3 koca hantal alısverıs merkezını....ve ısrarla kılıcoglu pasajını komple yıkıp yenı bı tane "alısverıs merkezı" yapmanın neden gereklı oldugunu...herkesın bu kadar gozu onunde olan bı konumda bulunan bınanın yıkılmasına yıne ınatla nıye bu kadar kolay seyırcı kaldıgını....kılıçoglu pasajı baska hıcbır bınanın yakısmadıgı kadar cok yakısıo nehrın kıyısına.....aynı filmi tekrar tekrar gormek ama hala parmagını kıpırdatmamak cokca bize özgü bir durum...hic sasırmıyorum acıkcası ama sadece ANLAYAMIYORUM.....
29 Mayıs 2008, 12:28Yazan: Zeynep GüneyYıkılacağı söylenen Kılıçoğlu Sineması, Kılıçoğlu İnisiyatifi'nin çabalarına rağmen, 16 Mayıs 2008 Cuma günü kapatıldı. Konuyla ilgili Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Dr. İlknur Şentürk'ün yazısı için tıklayın: “Bak Oğlum Burası Eskiden Sinemaydı”
24 Temmuz 2007, 13:49Yazan: Gökçe ArasKılıçoğlu İnisiyatifi Arkitera Forum'da tartışılması ve fikir üretilmesi adına aşağıdaki yazıyı göndermiştir. Kılıçoğlu İnisiyatifi olarak, Arkitera'ya konu hakkında ışık hızıyla hareket ettiği için teşekkür ediyoruz. Kamuoyu, yapının adeta korunmaması için son bir yıldır yürütülen "çalışma"ları öğrenmeli ve gereken duyarlığın oluşması için yapılabilecek her şey yapılmalıdır diye düşünmekteyiz. Konuyu çok yakın zamanda öğrendik ve hemen gerekli görüşmeleri yapmaya koyulduk. Birkaç kişi bir araya gelerek bu inisiyatifi oluşturduk, ilk ortak bildirimizi ise, iki gün önce, 21 Temmuz 2007'de yayınladık. Ancak yol almakta güçlük çekiyoruz. Konunun kurumsal muhatapları, ağır davranıyor ve çelişkili tavırlar sergiliyorlar. Konunun duyulmasını, öğrenilmesini istemiyorlar. Mal sahipleri ise, yapıyı yıkıp yerine yapacakları binanın hazırlıkları içindeler. Avan projeyi yapan mimarın adını Arkitera olarak Eskişehir Mimarlar Odası'na sorunuz! Projenin belgelerini Arkitera ile paylaşmalarını isteyiniz! Mimarıyla söyleşi yapınız! Diplomasını bakkaldan mı almış, sorunuz... Proje onaylanmış mıdır? Tepebaşı belediyesi ruhsat vermiş midir? Ne zaman vermiştir? Koruma kurulu ne karar almıştır? Neden yapıyı tescillememektedirler? Koruma kurulunun başında kim vardır? Bu konularda hiç deneyimi var mıdır? Daha önce herhangi bir koruma etkinliğinde bulunmuş mudur? vs. Koruma kurulu kent merkezinde Kılıçoğlu gibi başka yapıları neden tescillememektedir? Tüm bu sorularınıza ne yanıt alacağınızı biz de merak ediyoruz. Hepsinden de önemlisi, Eskişehir Mimarlar Odasında çalışan kimseler arasında, konudan bir yıldır haberdar olanlar var. Bu kimseleri suçlamak istemeyiz ancak, yapının korunmaya değer olmadığını alenen ifade etmekten çekinmiyorlar. Bu son derece vahim bir bilinçsizlik örneğidir. Eskişehir mimarlra odası başkanının odaya kaç günde bir geldiğini sorunuz. Aynı zamanda hangi parti için danışmanlık yaptığını sorunuz. Ramazan ayında oda üyelerine iftar vermek, estetik kurul oluşturmak gibi başka ne gibi değerli işlerle iştigal ettiklerini merak ediniz... Mal sahiplerinin, yapının korunmaya değer olmadığı yönünde son derece geçersiz, neredeyse gülünç argümanları olduğu, bu argümanlarını olası bir tescili bozmak için kullanmaya hazırlandıkları ifade ediliyor. Bunun arkasına saklanılabilinir mi? Binayı önce tescillemek, sonra hukuk mücadelesinin ayrıntılarını düşünmek gerekmez mi? Bunun yerine, neden kırk dereden kum getiriliyor? (Bu son sorunun yanıta ihtiyacı yok...) Yerel yönetici olarak, Eskişehir Kent mekânını şekillendirmek bakımından kendisini tek yetkili olarak gören sayın Yılmaz Büyükerşen'e de, bu konuda ne düşündüğü, yapının korunmaya değer olup olmadığı özellikle sorulmalıdır. Çünkü kanımızca, mal sahipleriyle aynı çizgide bulunmakta bu değerli yöneticimiz. Bu da durumu bir başka açıdan utanç verici hale getiriyor. Zira sayın Büyükerşen, kentin eski yerleşimi olan Odunpazarında yaptığı tarihselci rekonstrüksiyonları yüzünden mimarlık okullarında çok eleştiriliyor. Buna bir de, modern mimarlık mirasının yok edilmesinde fail olmak görevi ekleniyor şimdilerde. Mimarlar Odası yönetimi, akademisyenler, belediye mimarlık danışmanları, vs. den oluşmaktadır. Ama bu kimseler, mesleklerinin gereğini yapmamış, konuyu gündeme getirmekten ısrarla kaçınmışlardır. Bu kimselere niye kamuoyunu bilgilendirmekten kaçındıkları sorulmalıdır. Bir e mail ile inisiyatifimizin ülkedeki tüm mimarlar odalarına bilgi verebildiği miladi 2007 yılında, Eskişehir Mimarlar Odasının içine düştüğü zihinsel, mesleki ve sosyal sefalete dikkat çekeriz. Mimarlar Odası binasının, Kılıçoğlu binasına kaç metre mesafede bulunduğu da oda yetkililerine sorulabilir. O zaman, yukarıda sorduğumuz sorular daha da anlam kazanır. Biz söyleyelim: Yapı burunlarının dibinde. Yapının projelerinin mal sahibinde bulunuyor olması ihtimali çok yüksektir. Ancak, iddia o ki, mal sahipleri ya da yapının varisleri, bunları yapının tescillenmesinde "delil" olarak kullanılır korkusu ile kamuoyundan adeta gizlemektedir. Kılıçoğlu varislerinin, bu belgeleri mimarlık ortamıyla paylaşmasını sağlamak için bir kamusal baskı oluşturulmalıdır. Böylece Arkiv, belgeleri Uğur Tanyeli'de dahi bulunamamış bir Abidin Mortaş yapısının orijinallerine erişecek ve ulusal mimarlık mirasımıza eksik bir parça katılmış olacak... Kılıçoğlu ailesini bu konuda teşvik ediniz... Hayırlı olur... İddia ediyorlar ki, yapının tüm belgelerini Porsuk çayının seli almış. Seli inekler içmiş. İnekler nerede? Bugünlerde, birkaç günden beri, seçim arefesinde yerleri boyayan belediyenin koyduğu yerde, yani Eskişehir'in sokaklarında! Çünkü Büyükşehir belediyesi, yakın zamanda ardı ardına çıkan yazılarda kentin kitsch heykellerle dolarak "Es'kiç'ehir"e döndüğü ve çirkinlikten kırılan köprülerindeki YB (Yılmaz Büyükerşen) armasının Bonapartist çağrışımlar yarattığı eleştirilerine, Avrupa'da benzerlerini kent merkezinde gördüğümüz inek heykelleriyle ana arterleri donatarak yanıt vermekte. Oldukça eğlenceli inekler... Eyvah, iyi bir şey yapmamız lazım paniğiyle değil de, sakin sakin yapılsaydı daha çok tadına varacaktık bu ineklerin... "İnek nerede?" sorusunun yanıtını alabiliyoruz böylece... O halde, binalar yıkılmadan bir şeyler yapılabileceğini de umabiliriz... Kılıçoğlu öylesine temel bir yapı ki, onsuz kent merkezinde herkes yolunu şaşırır... Yıkılırsa, elli yılımız gidecek. Bu kentin en önemli sinemasını, on cep sinemasına değil, bin sinemaya bile değişemeyiz. Değişmemeliyiz. Eskişehir'de doğup büyümüş ve okumuz her genç, Kılıçoğlu'nun önünde kaç defa buluştuğunu hesaplamaya kalksa, binlerle ölçülen rakamlara ulaşır. Birkaç ay içinde, kent hafızasının en önemli bileşeni olan Porsuk çayının üzerindeki kavisli betonarme köprüler yıkıldı. Yerine yapılanlardan iğrenen var, köpülerini, kentlerini geri isteyen yok... Dehşet içindeyiz! Yapının geçmişini aydınlatmak bakımından, kentlilerle sözlü belgeleme çalışması yapmaya karar verdik. İnisiyatifimiz, Kılıçoğlu'nun mümkün olduğunca çok kimse tarafından sahiplenilmesini istiyor. Bu konuda, birlikte aktivizm projeleri üretilmeli... Porsuk kıyısındaki kafelerde takılmak ne kadar hoşsa, kentin değerleri hakkında söyleyecek sözü bulunmak da o kadar elzem. Kılıçoğlu sinemasına hıncahınç kalabalık bir şekilde gitmek, binanın önünde Kılıçoğlu Yıkılmasın dövizleriyle gösteri yapmak, fanzin dağıtmak, öteki sivil toplum örgütlerini devet etmek, televizyona çıkmak... gibi ve forum yorumcularının, yazarlarının önerebilecekleri her türden eylem olabilir. Eskişehir'de Kılıçoğlu Sineması örneği, maalesef ilk örnek değil. İnisiyatifimizin ilk ortak metninde sözü edilen ECE alışveriş merkezi ve Kanatlı Alışveriş merkezleri, endüstriyel sit alanları üzerinde vandalca müdahaleler sonucu elde edilmiş "değer"lerdir. Bunlar üzrerinden de bugüne kadar pek fazla eleştirel üretim yapılmış olmadığından, Kılıçoğlu'nu ellerini kollarını sallaya sallaya yıkmaya kalkabiliyorlar. Oysa ki, Kanatlı Un Fabrikası, sahiplerince istimlaktan hemen önce kundaklanmasaydı, belki bugün ayakta olan çok değerli bir uluslararası bienal mekânı olacaktı Eskişehir'in. Ama paraya hemen çevrilebilir "değer"ler yaratmak, kentlerimizin kaderi gibi görünüyor. Verilebilecek başka örnekleri forumda tartışabiliriz. Açılmak üzere olan alışveriş merkezinin yerinde, Türkiye'nin ilk tuğla ve kiremit fabrikası vardı dersek, bunu çoğu kimse ilk kez duyuyor olacak. İşte bellek böyle siliniyor. sözünü ettiğimiz, Tunç çağı değil, yüzyıl başı... Ve bunu yapanlar, işlerini yapmaya devam ediyorlar. Çok para kazanıyorlar. Belleğimizi yok ederek pazarlıyorlar. Bir de, bacalar yıkılıyor, başka yere dikiliyor, geçmiş ucubeleştiriliyor. Alışveriş merkezimiz yerine tam sığmamış da, bacaları biraz kenarlara kaydırıyoruz... Dünyanın her yerinde bu yapılana talan denir, bizde gelişme, ilerleme, vs. deniyor. Talan edilen sadece İstanbul değil. Güzelleştiricilerden her yerde korkuyoruz. Güzelleştiriciler, kentin Porsuk nehrini boydan boya betonluyor. Kanallaştırıyor. Florasını kürüyor, betonun içinden akıtıyor. İnisiyatifimizden başka, bir de ekolojik hareket olarak Eskişehir'de "Porsuk İnisiyatifi" kurulmalı... Ama şimdi, yedi katlı, arabesk bir alışveriş merkezimiz var, ve kentin en eski sinemalarından utanılır oldu. Arı sineması da kapanıverdi. Arı da Kılıçoğlu gibi kentin en eski sinemalarından. Tarih talanına eleştiriyle, belgeyle, yaşantıyla ve direnişle yanıt vermek zorundayız. Yoksa kendimize kentli diyemeyiz. AKM'de olduğu gibi, Kılıçoğlu'nda da bir direniş örgütlemek zorundayız. Arkitera'ya, bizimle olduğu için tekrar teşekkür ediyoruz...
21 Temmuz 2007, 16:56Yazan: Omer YilmazEvet... Abidin Mortaş Arkiv'de yer alıyor bildiğiniz gibi. Ama bu projesi Arkiv'de yok. Kimbilir daha nice projeleri var... Kimbilir başka hangi mimarlarımızın nice projeleri henüz kayıt altına alınmadı... Arkiv desteğinizi bekliyor. Arkiv'de bulunmayan bilgileri bizlerle isterseniz email aracılığı ile arkiv [at] arkitera [nokta] com email adresi aracılığıyla, isterseniz Arkitera Forum'a yazarak bizlerle paylaşın. Sizin de Arkiv'de bir satır bilginiz olsun...
20 Temmuz 2007, 15:38Yazan: tijeyEskişehir ile 5 yılını paylaşan biri olarak bu haberi duymak gerçekten üzdü beni.
Eskişehir'in tarihsel nitelikte kent merkezinde özellilkle sinema yapısı olarak bulunan nadir yerlerden biri Kılıçoğlu.
Yeni alışveriş merkezlerinde ki o köhne salonların Kılıçoğlu sinema salonlarıyla karşılaştırılması yersiz bile.İzleyiciye tarih kokan tavan işlemeleriyle hizmet veren bir salonda sinema izlemenin zevki diğerleriyle mükayase edilmez doğrusu.
Birçok festival,toplantı,sinemaya ev sahipliği yapmış Kılıçoğlunun yerini tutacak merkezi bir mekanda Eskişehirde gözükmüyor.
Ne yazık her güzel şeyimizi teker teker kaybettiğimiz gibi Kılıçoğlunu da kaybediyoruz.
20 Temmuz 2007, 11:22Yazan: Gökçe ArasEskişehir Kılıçoğlu Sineması’nın yaklaşık 48 yıldır sürdürdüğü kültür hizmeti, önümüzdeki günlerde son bulacak. Yarım yüzyıldır hizmet veren Kılıçoğlu Sineması artık bilinmeyen bir geleceği barındırıyor. Kılıçoğlu İnisiyatifi, gençleri, yetişkinleri, yaşlıları, öğrencileri, öğretmenleri, üniversiteleri, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını, idarecileri, yöneticileri, sinemaseverleri ve şehirlileri, Kılıçoğlu Sineması’ndaki son perdeye seyirci kalmamaya çağırıyor. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Bütün yorumları forumda okuyun!










