
Farklı üniversitelerde eğitim görmüş, üç Arkitera editörü tarafından hazırlanan diploma projeleri konulu haberlerin sonuncu durağını, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Diploma Jürileri oluşturuyor. Bu geziler sayesinde İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenli olarak gerçekleştirilen diploma jürilerini, projeleri ve bunlara bağlı olarak bu okullarda verilen mimarlık eğitimini incelemeyi ve karşılaştırmayı amaçladık.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nde 2007 Bahar Yarıyılı’nda Bomonti, Cibali ve Bozcaada bölgelerinin ele alındığı üç diploma jürisi oluşturulmuştu. Farklı sayıda üyelerden oluşan jüri gruplarının dönem içerisindeki çalışma düzenleri ve değerlendirme sistemleri de birbirinden farklıydı. Diploma projesini almaya hak kazanan öğrenciler dönem başında üç konudan birini tercih ediyor ve projenin gelişim sürecinde seçilen bölgede bir arsayı belirleyerek bu arsa için konu önerileri getiriyorlar. Konunun da belirlenmesinin ardından tasarım aşamasına geçen öğrenciler, iki tane ara jüriye ve son olarak diploma jürisine katılarak projelerini değerlendirmeye sunuyorlar.
İTÜ’deki ve MSGSÜ’deki işleyişten farklı olarak, öğrenciler seçtiği jürinin programına göre, dönem boyunca haftada bir gün proje atölyesine katılarak projelerini geliştirebiliyorlar. Bu uygulamanın belki de en büyük faydası, jüri üyelerinin öğrencilerin çalışmalarını yakından, adım adım takip edebilmeleri. Böylece sıra diploma jürisine geldiğinde jüri üyelerinin projeler hakkında doğru bir karar almaları kolaylaşıyor.

Öğrencilerin Yorumları
Jüriye çıkmak için sırasını bekleyen öğrencilerden bazılarıyla yaptığımız sohbetlerde, genelde aldıkları eğitimden ve jüri değerlendirmelerinden memnun olduklarını belirttiler. Teslim şartlarının çok katı olmadığını söyleyen öğrenciler, projelerini AutoCAD çizimi halinde teslim ettiklerini, modelleme programı olarak 3DMax kullandıklarını ve son zamanlarda Sketch Up kullanımının da arttığını anlattılar. Bu programların eğitiminin okulda verilmesinin de kendileri için önemli bir fırsat olduğunu vurguladılar. Ayrıca jüri üyelerinin, öğrencilere eşit zaman aralıklarında yaptıkları yorumları ve değerlendirmeleri, kayıt altında tutmalarının önemine değindiler.

Cibali Bölgesi Diploma Projesi Jürisi
Diploma projesi gruplarından Cibali Bölgesi’nde Kentsel Yenileme konulu Diploma Projesi Jürisi’nde, çekirdek jüri olarak Prof.Dr. Füsun Alioğlu, Doç.Dr. Berrin Alper, Yrd.Doç.Dr. Yasemen Say Özer, Yrd.Doç.Dr. Zafer Akdemir, Öğr.Gör. Ayhan Böyür, Arş.Gör.Dr. Uzay Yergün, Arş.Gör. Aslı Pınar Biket; danışman jüri olarak da Doç.Dr. Kaya Dinçer, Mimar Mehmet Alper, Mimar Gökhan Avcıoğlu, Yrd.Doç.Dr. F. Gülşen Gülmez, Yrd.Doç.Dr. Nilgün Çolpan Erkan ve Mimar Hakan Demirel yer alıyordu.
Diğer diploma jürilerinden farklı olarak, öğrencilere kapalı bir sunum ortamında değerlendirme yapmayı tercih eden jürinin sayı olarak kalabalık olması dikkat çekiciydi. Jüri Başkanı Prof.Dr. Füsun Alioğlu, Diploma Projesi’nin çalışma süreci ve değerlendirme safhası hakkında şunları söylüyor:

Zeynep Güney: Grubunuzun diploma projesi sürecini anlatır mısınız?
Füsun Alioğlu: Ben, ilk defa bir diploma grubu jürisi oluşturdum. Genelde diploma grubu oluşturmaya tasarım kürsüleri sahip çıkarlar. Bina ve yapı anabilim dalları üstlenirler bu işi. Ama biz bir değişiklik yaptık. Ben Restorasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi olmama karşın, Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Berrin Alper’le bir diploma grubu açmaya karar verdik. Tasarım deneyimimizin sınırlı oluşu nedeniyle bu konuda yetkin arkadaşlarımızla, Yasamen Say Özer, Zafer Akdemir, Ayhan Böyür ile birlikte birlikte çalışmayı arzuladık. Sonuçta farklı bilim dallarının birlikte olması ve kaynaşması öğrenci için de çok iyi oldu. Çünkü mimarlık bir bütün.
Elimizde dokümanları olan bir konu olarak Cibali’yi seçtik. Pınar Biket ve Uzay Yergün alana ilişkin bilgi ve belgeleri sistemli hale getirdiler ve öğrenciye sundular. Bir Yahoo mail grubu oluşturuldu. Çok faydalı olduğunu düşündüğüm seminerler düzenledik. Altı tane seminer yapmayı hedeflemiştik ama dördünü gerçekleştirebildik. Bunlar; Murat Güvenç'in "İstanbul'un Demografik Özellikleri" konulu semineri, Uğur Tanyeli'den "Tarihi Çevrede Yeni Yapı", İhsan Bilgin'in "İstanbul ve Cibali Üzerine" başlıklı konuşması ve Cengiz Işık'ın "Kaunos Kazıları" hakkında verdiği seminerdi.
35 öğrencimiz vardı, yani sayı çok fazlaydı. Önümüzdeki dönemlerde jüri gruplarını artırarak, öğrenci sayısının azaltılması gerektiğine inanıyoruz. 20 – 25 kişilik öğrenci gruplarının olması daha iyi olur diye düşünüyoruz.
Bir sömestre boyunca, her Perşembe saat dokuzda başlayıp, akşam altıya yediye kadar süren atölye çalışmalarımız oldu. Öğrenciler bu atölye çalışmalarına disiplinli bir şekilde devam ettiler. Mimarlık eğitimi görmüş herkes bilir ki tasarım sancılı bir süreçtir. Biz, ekip olarak bu süreci kolaylaştırmak için çalıştık.
ZG: Öğrencilerden tasarım süreci boyunca ve diploma jürisinde ne bekliyorsunuz?
FA: Öğrencilere tarihsel çevrede zor bir alan verdik. Öncelikle burayı tanımaları; gözlemler ve analizler yapıp, analitik olarak o bölgeyi incelemeleri; kendi tasarımlarına girdi sağlayacak verileri bularak bunları doğru bir sekilde arka arkaya sıralamaları gerekiyor.
Bunun için öğrenciler önce, Cibali’yi incelediler, kendi alanlarını seçtiler, bu alanların ve hangi konuyu yapacaklarının gerekçesini bize sundular ve onu temellendirmeye başladılar. Bu aşama tasarıma geçmeden önceki çok ciddi bir yapılanma noktası. Bizim öğrencilerimiz hemen hemen bir birbuçuk ayın sonunda bu kararları verme noktasına geldiler.
Öğrencilerin kurmaya yönelecekleri tasarım sadece konseptte kalmamalı idi. Her zaman sonuç aynı olmasa da biz öğrencilerimizden memnunuz. Belirlenen bölgede her biri hemen hemen farklı birer alan seçtiler ve bunlar riskli alanlardı. Konseptlerine temel olacak analiz ve sentezlerini yaptılar. Bunlar önemliydi ama uygulamaya kadar gidebilen, ayakları yere basan projeler hazırlamakta ve tasarımlarını sunmakta yetersiz kalan öğrencilerimiz de oldu.

ZG: Neden kapalı jüri yapmayı tercih ettiniz?
FA: Final jürileri ve ara jüriler zaman zaman öğrencilere açık yapılır. Biz de ara jürilerimizi açık yaptık ve çok da keyifli oldu. Bazen öğrencilerin yaptığı eleştiriler çok daha yönlendirici ve uyarıcı olabiliyor. Biz bu fikir paylaşımına çok önem veriyoruz. Final jürisini de açık yapmak istedik fakat mekan ve zaman açısından sıkıntılarımız vardı.
ZG: Projeler için misafir jüri üyeleri daha aktif bir şekilde yorum yapıyorlar.
FA: Bizim sessiz olduğumuza bakmayın, biz bir noktadan sonra yönlendirici olmak istemiyoruz. Genellikle misafir jüri üyelerimizin fikirlerini daha çok önemsiyoruz. Çünkü onlar projelere dışarıdan bakıyorlar. Biz üç aylık çalışmanın sonunda öğrencilerle yakınlaşıp, hassasiyetler kazanabiliyoruz. Bu jürideki herkes çok duyarlı ve biz misafir jüri üyelerimizin daha çok konuşmasını istiyoruz.
Öğrenci için de heyecanlı bir durum, üstelik biz kalabalık bir jüriyiz ve bunun çok faydası olduğuna inanıyoruz. Bu kadar kalabalık bir jüriyi karşılarında görünce heyecanlanıyorlar ama alıştılar. Kalabalık olmamızın yarattığı ortamın yapıcı olduğunu düşünüyoruz.
Geçen seneki mezunlarımızdan Hakan Demirel’in de öğrencilerle aramızda bir köprü kurması amacıyla, danışma jürisinde yer almasını istedik. Böyle bir uygulamanın başka jürilerde daha önce yapıldığını sanmıyorum. Bizim açımızdan çok faydalı oldu. Duyarlılığı, yaklaşım biçimi... O bizden biz de ondan etkilendik jüriler sırasında.
Burada bir eğitim stüdyosu oluşturmaya çalıştık. Diploma projesinin asıl hedefi öğrenciyi etkilemeden, onun tek başına tasarım yapmasını, tasarımını olgunlaştırmasını, kararlarını kendisinin vermesini sağlamaktır. Biz de ara değerlendirmelerle onları dinleyerek, konularını sahiplenmelerine, argümanlarını oluşturmalarına yardımcı olmaya çaılştık. Seçtikleri arsayı ve konuyu, bu anlamda kararlılıklarını sağlamak üzerine eleştirdik ama kesinlikle önerilerde bulunmadık. Diploma jürileri de bu amaçla yapılır ve biz de bunu gerçekleştirdik diye düşünüyorum.

Yaşayan Bir Atölye Ortamı
Jüri sırasında konuştuğumuz diğer jüri üyeleri; Berrin Alper, Zafer Akdemir, Yasemen Say Özer, Ayhan Böyür ve Hakan Demirel ise, kalabalık olmanın bu proje grubuna avantaj sağladığı, farklı görüşlerin öğrenciler için çok daha faydalı olduğu konusunda hemfikirler. Mimarlıkta tek bir görüş olamayacağını, dolayısıyla ortaya çıkan zıt görüşlerin zenginlik yarattığını belirten jüri üyeleri, diploma projesi süreci içerisinde, kendilerinin de bilgi alışverişinde bulunduklarını ifade ettiler.
Atölye çalışmaları sırasında öğrencilerin konularıyla ilgili sorularına cevap verdiklerini söyleyen jüri üyeleri, yapısal müdahalede bulunmadıklarını, öğrencilerin verdikleri kararları sorgulamaya çalıştıklarını vurguladılar. Düzenlenen seminerlerle öğrencilerin motivasyonunu artırmayı hedeflediklerini, bu sayede aktif bir atölye ortamı sağlandığını anlattılar.
Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde öğretim görevlileri, öğrencilerle aralarındaki iletişime önem veriyorlar ve diploma projesi sürecini; öğrenciyi yalnız bırakılmadığı, karşılıklı bilgi alışverişinin sürdüğü, tartışma ortamlarının oluşturulduğu, bir eğitim ve atölye çalışmasına dönüştürüyorlar. Bu sayede de öğrencilerin kendilerine güvenmeleri ve projelerine inanarak sahiplenmeleri destekleniyor.Konuyla İlgili LinklerYorumlarYorum Sayısı: 11
12 Haziran 2008, 10:50Yazan: Pınar SeyrekBu yıl katıldığımız diploma jürilerinin sonuncusu Uludağ Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü’ne aitti. Diploma Jürileri'nden İzlenimler - 6
11 Haziran 2008, 11:59Yazan: Zeynep GüneyBugünkü manşet konumuz Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü Diploma Jürisi. Diploma Jürileri’nden İzlenimler - 5
10 Haziran 2008, 11:23Yazan: Burcu KarabasGeçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da farklı üniversitelerin mimarlık bölümlerine diploma jürilerini izlemek amacıyla konuk oluyoruz. Yazı dizisinin ilk haberinde, Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nün diploma jürisinden izlenimlerimizi aktarıyoruz.
Diploma Jürileri'nden İzlenimler - 4
18 Haziran 2007, 22:15Yazan: eipkciGercekten çok iyi bir yazı dizisi olmuş.Hazırlayanları tebrik ediyorum.Belki gelecek dönem diğer okulların jürileriyle devam eder.:)Mesela bir Uludag,Odtü,Dokuz Eylül üniversitelerinin bitirme jürilerinden izlenimleri de okumak isterim.
Ayrıca,bitirme jürisinin herkese açık olmasının, hem sunan hem de dinleyen için daha faydalı olduğunu düşünüyorum.Ara jüriler kapalı olabilir ama son jüri acık olmalı bence.
16 Haziran 2007, 12:12Yazan: Derya KaradağMimar Sinan Üniversitesi'nin diploma jürisinde bu kadar çok kişinin kalması, diploma dersi veren hocaların dönem içinde öğrencilerinin projelerini hiç görmedikleri ve son jüride karar verdikleri hissi yaratıyor. Yanılıyor da olabilirim ama dönem içerisinde projesi konusunda doğru yönlendirilen (yürütücünün eline kalemi alıp projeyi çizmesinden bahsetmiyorum) son sınıfa gelmiş, artık mezun olup hayata atılmak isteyen her genç insanın mezun olabilecek kalitede proje üretebileceğini düşünüyorum. Bu konuda belki Mimar Sinan'da okuyan ya da mezun forum üyelerimiz bizi aydınlatabilirler.
Tek bir jüri tarafından tüm son sınıf öğrencilerinin değerlendirilmesini ise doğru bulmuyorum. Proje dersinde müşterin, proje yürütücün oluyor ve bir müşteri için yapılan işin alakasız başka birine sunulması ne kadar doğruysa, bu jüri sistemi de o kadar doğru aslında.
15 Haziran 2007, 21:03Yazan: Zeynep GüneyÜniversitelerin jürilerini takip ederek hazırladığımız diğer haberlere aşağıdaki başlıklara tıklayarak ulaşabilirsiniz. Diploma Jürileri’nden İzlenimler - 2 (MSGSÜ) Diploma Jürileri’nden İzlenimler - 3 (YTÜ) Bu arada Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde geçen hafta 3. kez diploma jürisine giren arkadaşımın, biraz evvel, yine mezun olamadığını öğrendim. Okuldaki 6. yılıydı. Hayatına dair bütün planları bir dönem daha ertelendi... Ne için? Diğer okullardan 4 yılda mezun olabilen öğrenciler kadar iyi olmadığı için mi???
14 Haziran 2007, 22:42Yazan: luminaArtık üniversiteler "mimar" olma ünvanı vermeyeceklerine göre, MSGSÜ'de "ne denli mimar olduğu", "ne derece sorumluk alabileceği" gibi yüklü soru(n)(mluluk)lar eğitim kadrosunun gözden geçirmesi gereken aksiyomlar sanırım.
Aslında tüm okullarda mimarlığın kavranışına dair görüntüler, sorgulanmaksızın aktarılan "teamüller"e dönüşmüş izlenimi yaratıyor, ister yeni kurulsun ister köklü olsun; farklılıkları oluşturan gündem içinde düşünmeye çalışan, belirlenmiş aksların dışında var olmaya çalışan, didişen tekil öğrenciler aslında. Üniversitelerin genel kurgusu aslında bu süreci didişmelerle yavaşlatmak yerine genleştirici ortamlar sunma yolunda dönüşebilse o zaman adalet gibi kavramlardan başka türlü terminolojiler üzerinden konuşabiliriz gibi seziliyor.
14 Haziran 2007, 21:47Yazan: Omer Yilmazİki haberi de ancak okuma fırsatı buldum. Öncelikle bu haberleri hazırlayan Derya Karadağ ve Şebnem Şoher'e (Bir sonraki haberi hazırlayacak Zeynep Güney'e de şimdiden) "elinize sağlık" demek istiyorum. Oldukça ilginç bir yazı dizisi oldu. Mimar Sinan'da tüm mimar adaylarının aynı jüriden geçerek mezun olmaları İTÜ ve YTÜ'nün çoklu jüri uygulamasına göre bana çok daha doğru görünüyor. Böylece öğrenciler arası not adaleti çok daha iyi sağlanabilir. Öte yandan formel haberlerde ve bu forumda şimdiye kadar dile getirilen (pek de bir şey olduğu söylenemez ama...) görüşlerde MSGSÜ'de bitirme projesi vermenin nasıl eziyetli, çekilmez, haksız duruma düşüren olduğu konuşulmadı. Okullar kendi içlerinde adaleti sağlasalar bile okullar arası eşitsizlik devam edecek zaten bu durumda...
14 Haziran 2007, 09:05Yazan: Derya KaradağGenellikle, İTÜ'de aynı atölyede 7 ayrı grupla gerçekleşen jüride, her proje grubu farklı bir bölgede farklı bir konu üzerinde çalışmışlar. Bu nedenle her jürinin üzerinde durduğu durumlar da farklılaşıyordu. Öğrencilerin projenin başındaki çıkış noktaları ve konuya olan hakimiyetleri de tartışmaların yönünü belirliyordu aslında. Üzerinde durulan noktalar aslında üç ana konunun uzantısıydı. Projenin çevresi ile kurduğu ilişki, işlevi ve mimari dili.
13 Haziran 2007, 18:46Yazan: luminaDerya Hanım,
Okuması ve üzerine düşünmesi keyifli bir dizi olacak umarım. Belki erken bir talep olacak benimkisi ama yine de dile getirmek istedim, bir miktar sabırsız olduğumdan: söz konusu jürilerde tartışmaların hangi yoğunlaşmalara ya da durumlara yönelik birikmeler ve katmanlaşmalar oluşturduğuna dair gözlemleri de aktarabilir misiniz? Teşekkürler.
Bütün yorumları forumda okuyun!









