Bütün evler aynı dekoratörden çıkmasına rağmen, birinin diğerinden daha estetik dışı olmasının tek sebebi sahipleriydi. Evler sahiplerin isteklerini ve beğenilerini yansıtıyordu, bir dekoratör de onların taleplerini yerine getirmekle yükümlüydü.
Alain de Botton’un da yaygınlaştırdığı bir ortak inanca göre mimarinin kendi içinde bir mutlululuğu var. Binalar bize sanıldığından daha çok şey söylüyor. Ruh halimizi etkiliyor; bazı şehirlerin bünyelere iyi gelmesi mimariyla ilintili. Hele binanın kendisi içinde bizzat iddalı bir “oluşum”a ev sahipliği yapıyorsa, tıpkı ev sahibiyle dekorasyon ilişkisi gibi binanın dış yüzeyi de “içeriği” hakkında epey fikir veriyor.
Bu bağlamda, Türkiye’deki parti merkezlerinin özel bir yeri var. Yakın zamanda üç büyük partinin Ankara’da yeni genel merkezleri tamamlandı. Hepsi birbirinden iddialı yapılar, yapanlara ve içinde yerleşenlere göre. Ancak teker teker incelendiğinde, Türk siyasetindeki kısırlığı ve vizyonsuzluğu açıklamak için de ideal.
MHP Genel Merkezi’ni de yapan ve kendisini uçuk projelerle üne kavuşturan Ahmet Vefik Alp, bu mirasın kendisine “Türkeş Bey”den kaldığını söylüyor: “Panoramik asansörler, içeride atrium, herkes herkesi görüyor, şeffaf. Öyle bir proje ki genel başkan odasından çıktığı zaman tüm partide çalışanlar onu görebilir isterse.”
Ancak bu ince uzun gökdelenden akılda kalan şeffaflıktan ziyade tepesinden bakıldığında çatıya yerleştirilmiş duran üç hilal. Üç hilal partinin sembolü elbette ancak bir gökdelenin tepesinde ne derece estetik durduğu tartışmaya açık. Kaldı ki, bir mimari proje olarak da kolay akla gelebilen bir fikir olmasıyla yaratıcılıktan epey uzak.
AK Parti de 15 milyon dolara yeni bir genel merkez inşa etti. Çatısı bakırla kaplanan, en üste devasa parti logosu yerleştirilen bina için Selçuklu mimarisinden esinlenildiği söyleniyor. 14 katlı binanın son üç katı Recep Tayyip Erdoğan’a ait. Ancak binayla ilgili gururla anlatılan en büyük unsur içinde yöneticiler için banyolu suitlerin bulunması. Zaten AKP Genel Merkezi de dıştan bakıldığında Anadolu’da memleketine yatırım yapan bir zenginin sahibi olduğu bir yol otelini andırıyor.
CHP’nin genel merkezinin mimarı ise zannedersem parti üyesi de olan Kadri Atabaş. Hiçbir bütünlüğü olmayan, farklı mimari disiplinlerin karıştırılmasıyla ortaya çıkan Genel Merkez adeta partinin kafa karışıklığını da yansıtıyor. Düz, keskin hatlı bir binaya iliştirilmiş yuvarlak bir çıkıntıyla bir tarzsızlık sembolü gibi. Bir anlamda “sağcı” İlhan Kesici’yle “solcu” CHP bütünlüğü...
Şurası aşağı yukarı kesin ki Türkiye’nin geleceğini bir süre daha bu üç parti belirleyecek; 21. yüzyılda yol haritamız bu genel merkezlerden çıkan politikalarla belirlenecek, bu binalar Türkiye’yi taşıma misyonu güdecek.
Her şeyi bir yana bırakalım, sırf dış görünüşü bile bu üç partinin nedense dinamik bir Türkiye’nin taşıyıcısı olamayacağını gösteriyor gibi. Çünkü milyonlarca dolara bu binaları yapanlar, bu kadar yanlış yatırıma imza atanlara güvenmek öyle kolay değil. Üç bina da hayli çirkin, zevksiz, ama daha da önemlisi ne şehri yansıtıyor ne de şehirle bütünlük içinde.
Parti binaları ve gelecek politikalarıyla ilgili belki de en güzel örneklerden biri Berlin’de. 90’larda Tiergarten’a yapılacak parti binası için özel bir yarışma açan Hıristiyan Demokrat Birliği çok çetin geçen mimari rekabetin artından kentle uyum içinde, kentte yaşayanlara ve kenti yönetenlere danışarak bir genel merkez inşasına girişir.
Bugün Konrad-Adenauer-Haus olarak bilinen binanın yüksekliği komşularıyla aynı, 18 metre. 1999 yazında tamamlanan binanın yeri hükümet birimlerine yakın olmasının yanı sıra, Berlin’de halkın en fazla kullandığı alanlardan birine konuşlanmış durumda. Şehir parkının içinde. Bu bakımdan da halktan kopuk değil, aksine o bölgeye katkıda bulunacak, zenginleştirecek bir anıta dönüşmüş.
Binanın etrafını çevreleren cam duvarlar Konrad-Adenauer-Haus’ta bir kış bahçesi yaratmış. Bugün, Berlin’in dışından ziyaretçilerin de merakla görmek istedikleri, inceledikleri bir anıt Hıristiyan Demokratlar’ın merkezi. Estetiği hissetmek için Hıristiyan da, Demokrat da olmanız gerekmiyor elbette.
Ama Berlin’de bu binanın önünde durup şöyle bir baktığınızda bile dünyayı yönetenlerle Türkiye’yi yönetenler arasındaki estetik farkını anlamak o kadar mümkün ki...YorumlarYorum Sayısı: 72
7 Ağustos 2007, 18:00Yazan: nccYıldızlar ah o yıldızlar...
"osmanli mimarligindaki izleri bol bol polemiklere yol acan isarettir. osmanli ve oncesinde selcuklu tas ustalarinin antikiteden gelen kendi isledikleri taslara kendi muhurlerini kabartmak/oymak gibi bir gelenekleri vardir. bir iddiaya gore bu bazi tarikatlarin ve loncalarin da muhrudur, ve hz. suleyman muslumanlarin da peygamberi oldugu icin bir sureklilik izidir. ote yandan biraz daha desteksiz ama daha komplocu teori bunu masonlara baglar. bugunku anlamda bilinen masonluk aktivitesi bilindigi kadariyla son yuzyillarda ateslenmis bir olusum oldugunu eklemek lazimdir.
akla gelen gelen ilk ornekler: selimiye'de galeriye cikan merdivenlerden sah'n 'a bakan pencerelerin tas mazgallari, fatih turbesindeki ve topkapi sarayi haremindeki bazi sebekelerdir."
eksisozluk/celikmetre-19-03-2003
2 Ağustos 2007, 23:02Yazan: aytugluBina merkezi selçuklu mimarisini yansıtıyor diyorlar yetkililer ama yahudilerin yıldızın ne işi var cephede bana onu açıklasınlar.Türklerinde 6 köşeli yıldızı var ama burda yahudi yıldızı bence.
24 Temmuz 2007, 00:26Yazan: 0033Sanki bu noktada bize düşen, tasarımcılar olarak bazı sorumlulukları üstlenmek. Mesela siyasetçilerin arasında kaç tane mimar var acaba? Yani "Bir çok alanla (siyaset, sosyoloji, modernizm, teknoloji, vs. vs. ) bu kadar yakından ilişkisi olan; tarihte de bugünde de -özellikle AKP binasında da gördüğümüz üzere- bir güç ve ideoloji ifadesi olarak kullanılmaya maruz kalmış mimarlık, neden bu kadar sahipsiz?" diye sormak lazım. Öyle acıdır ki; hem toplumumuzun en az gelire sahip insanları hem de toplumumuzu yöneten insanlar; sırf insan oldukları için kaliteli, heykelselleştirilmemiş, gereksiz masraflara neden olmamış, sadece ihtiyaçlarını karşılayacak yapıları hakederken bizler bunları onlara veremiyoruz. Ha "Bu noktada bir çok etken devreye giriyor." denebilir ancak benim demek istediğim "Acaba biz elimizden geleni yapıyor muyuz?"
Yiğidi öldür hakkını ver: Tabi ki bunu yıllar sonra böyle bir ortamda konuşabiliyor olmamız da bir başarıdır. Yukarıda yazdıklarım ise "Acaba bu başarıdan sonra sırada yapılacak neler olabilir?"e daha dördüncü sınıfa yeni geçmiş bir mimarlık öğrencisinin verdiği naçizane bir yanıttır.
23 Temmuz 2007, 11:49Yazan: ArtificiaLIntelligence% 46,66 oranında bina kendisini temize çıkartmıştır arkadaşlar.Bu durumda bina gerçekten hoş olmuş. :p
18 Haziran 2007, 14:01Yazan: günİlginç tartışmalar olmuş...Resim tartışmasını ise gülünç buldum...Ne koyarlarsa koysunlar mutlaka bir kulp bulunacak gibi...
Yapının mimarisini beğenenlerden değilim, ancak o binanın projesini onaylayanlara ve o binada oturmak isteyenlere saygı duyanlardanım...ANAP dışındaki hiç bir parti binasının güzel olduğunu düşünmüyorum...
Asıl bana garip gelen AKP binası değil de karşısındaki caminin kubbe formu...O kubbeyi tasarlayan mimara sormak lazım, senin tarihinde kaç tane böyle kubbe var diye?
18 Haziran 2007, 11:57Yazan: Omer YilmazYöneticileri zor durumda bırakan çok konu oldu bu forumda. Ama bu konu değil :) Bir kez dahi olsun ortak gündeme girmedi...
18 Haziran 2007, 11:42Yazan: ArtificiaLIntelligenceÜzülerek görüyorum ki buraya yazan arkadaşlar foruma politikayı bulaştırmaya devam ediyorlar.İnanamıyorum.Nereden giriyorlar bu konulara hiç anlamıyorum.Nasıl akıllarına geldi bu politik konular.Yoksa binanın girişine koyulan o yıldızmı politik konuları açan.Ya da binanın garip mimarisimi bize politika konuşturan.Sanki politika konuşmak büyük bir suç ta bizde herkezden gizli burada politika yapıyoruz.Siyaset sanatı icra ediyoruz canım.Yoksa Akp’nin merkez binasını eleştirirken politika konuşmak kimin aklına gelirdi?Ne alaka.Bence o binaya bakıp futboldan falan sözetmeliydik.:D
Thelion kulanıcı isimli arkadaşım forumda siyasete dini bulaştırdığını hiç düşünmüyorum.Foruma siyaseti bulaştırdığını da sanmıyorum.:pBir miktar kara mizah bulaştırmış olabilirsin tabi.Bir de ayrıca forumun yöneticilerini ne yapmaları gerektiği konusunda kararsız bir duruma sokmuş olabilirsin bir miktar.:ABence gayet demokratik davranıyorlar yöneticiler şu ana kadar.;)Kara mizah diyorum çünkü Akp ile bir tarikat liderinin ismini yan yana kulanabiliyorsun ve bu bende bir şaşkınlık yaratıyormu? Hayır.Her ne kadar çok alakasız ilişkilerle kurmuş olsan bile benzerlikleri, daha önceden bilmediğimiz bir şeyi öğrenmiş gibi mi hisediyorum kendimi bize gösterdiklerinden.Hayır. İşte politikanın ülkemizde geldiği bu son noktada benim gibi insanları gitikçe daha duyarsız ve tepkisiz kılan bu süreç ve insanımızın içine düşürüldüğü durum beni kaygılandırıyor.
Biz burada aman politikaya mı bulaştık diye kaygılanırken ve birbirimizle tartışırken particilerin en ufak bir şekilde bile bu foruma gelip birşeyler yazmayacaklarını ya da yazdıklarınıza karşı bir eylemde bulunacaklarını sanmıyorum. Onlara said nursiye benzemişsiniz demişsiniz resmen.Size dava açmaları için önce bunun bir hakaret olduğunu kabul etmeleri gerekir.Belki bazıları partilerinin propagandasını yaptığınızı bile sanmış olabilir.Ya şu Thelion’da ne güzel övmüş bizi diyenler bile olabilir.Belki oyların artmasına bile sebep olabilirsiniz.Bakın bu noktada sanırım gerçekten politika yapmışsınız.:D
İşte şimdi de ben kara mizah’a başladım.
Sanırım bir parti merkez binası yapıp biz bu cephede Selçuklu mimarisine öykündük der ve bu öykünmeyle kalmayıp birde binanın girişine selçuklu yıldızı koyarsa doğal olarak kafalar karışır.Herhalde mimarinin selçukluluk olgusunu yaratamadığını anlayan mimar sonunda çareyi bir de yıldızı ekleyip konuyu kesinliğe kavuşturmak istedi.:AAma simgeler bir hedef gösterirler.Yani caminin duvarına kazınıp bir süsleme motifi olarak kulanmak yada rölief yada desen gibi sunmak ayrı şeydir camın üzerine partinin yeni logosu gibi koymak başka birşeydir.Camın önüne o şekilde koyarsanız yıldızı acaba yeni bir tarikat mı türedi diye düşünür insanlar doğal olarak.
Bir de bana şu Selçuklu ya öykünme olayı hiç gerçekçi gelmiyor işin doğrusu.Herhalde karşı kösedeki camiye öykündük demektense selçuklu'ya öykündük demek daha modernize geliyor bazılarına.Hızla küreselleşen dünyada din ve milliyetçilik kavramlarının içlerinin boşaltılması ve sonra bir araya getirilerek din milliyetçiliği şeklinde insanlara empoze edilmesi günün yeni moda akımı oldu.Akp’nin hem yeni tarzı hem de yeni binası ve yeni cephesiyle modayı en yakından takip eden muhafazakar partimiz olduğu açık...istikbal vaadediyor...ve tekrar ediyorum. Lütfen Akp’yi siyasete bulaştırmaya devam etmeyin arkadaşlar. Çok ayıp oluyor.:D
....
15 Haziran 2007, 23:33Yazan: Omer Yilmaz"Bunlardan çok daha kötü olan sizin yorumlarınız bence." Tek söyleyeceğim Ömer Yılmaz'ın bu foruma katkılarımıza karşı verdiği yorumun kendisine yakışmayıp yöneticilik ahlakına ters düştüğü... Bunun haricinde "NO COMMENT" Saygılarımla... Ben yönetici olarak yazmadım, görüşümü bildirdim. Ama biliyorum ki genelde bu forumda tartışmak kolay olmuyor...
15 Haziran 2007, 22:51Yazan: mim-arc-ık"Bunlardan çok daha kötü olan sizin yorumlarınız bence."
Tek söyleyeceğim Ömer Yılmaz'ın bu foruma katkılarımıza karşı verdiği yorumun kendisine yakışmayıp yöneticilik ahlakına ters düştüğü... Bunun haricinde "NO COMMENT"
Saygılarımla...
15 Haziran 2007, 21:34Yazan: luminaCNN Türk'te Erdoğan ve gazeteciler AKP binasından canlı yayında.
Bütün yorumları forumda okuyun!










