Uluğ’un saptaması ne kadar da doğruydu, “Biz İzmirliler, işin keyif tarafıyla her zaman daha çok ilgilendiğimiz için”, İstanbul konusunda da payın bu kısmından nasiplenmeyi tercih ediyoruz. İstanbul’da keyif alınacak ne kadar yere gittiysem hep İzmirlilerle karşılaşmam boşuna değildi... Boğazda balık keyfi yapalım dedik gidişte dönüşte İzmirlileri gördük, İstanbul Modern’de açılan ve son zamanların en iyi sergisi olan Venedik Bienali’nden seçmelere bakalım dedik yine karşımıza İzmirli dostlar çıktı, Emirgan’a uzanıp Sakıp Sabancı Müzesi’nde “Cengiz Han ve Mirasçıları”nı gezelim dedik yine İzmir’den arkadaşlarla selamlaştık. Pera Müzesi’nde de durum böyleydi, Yapı Kredi’nin Vedat Nedim Tör Müzesi’ndeki sergisinde de.. İtalyanlarla yarışacak salata ve makarnalar yapan, hatta çiğ böreği bile nefis olan Ara Güler’in kafesinde yanıbaşımızdaki dostlar İzmirliydi, Ermeni meyhanesi Topik’te de, Rum Meyhanesi Hazapoulo’da da karşımıza tanıdık İzmirli simalar çıktı... İstiklal Caddesi’nin kalabalığına karışanları saymıyorum burada... Bizim cancancı, divacı arkadaşların yerinde olsam bayram tatillerinde İstanbul’u mesken tutarım, çünkü aradıkları herkes orada..
Ez cümle geçen bayram ve yılbaşında dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi İstanbul’da da hayatın tadını bizimkiler çıkarıyordu..
İstanbul’dan öteki yüzü
İşin keyifli yanları böyle, bir de keyifsiz yanları var elbette... İstanbul’da yaşayan ve büyük kentin problemlerinden her an şikayet eden, ancak yine de vazgeçemeyen (vazgeçebilecek olanakları da olmasına karşın) dostlarımızla paylaştık geride kalan tatil günlerini.. Onların anlattığı can sıkıcı durumları anlatsak roman olur.
Ancak hemen söyleyelim, İstiklal Caddesi’nde bir tane ağaç bırakmayıp caddeyi çöle çeviren Beyoğlu Belediye Başkanı’nı herhalde İstanbullular kolay anmayacak.
İstanbul’un güzel günlerinden bir dönemi de daha sonra İçişleri Bakanı da olacak olan Sadettin Tantan’ın Fatih’teki Belediye Başkanlığı dönemi. Tantan, İçişleri Bakanı olunca “İstanbul için özel bir yasa” hazırlığı yapılmıştı. Birçok ülkenin ulusal belediye ve kent yasaları dışında, başkentleri için “ayrı ve korumacı” içerikli yasal düzenlemeleri vardı.
Oktay Ekinci’nin deyimiyle her kentte ‘’ora halkı’’ nın söz sahibi olması ne kadar doğalsa; başkentlerde ‘’tüm ulus’’ un hakkının bulunmasının da o kadar doğal olması. Ekinci, Japonya’da Tokyo ‘nun, İngiltere’de Londra ‘nın, İtalya’da Roma ‘nın, Fransa’da Paris ‘in, Almanya’da eskiden Bonn ‘un şimdi de Berlin ‘in hatta Mısır’da Kahire ‘nin, İran’da Tahran ‘ın Küba’da Havana ‘nın, Rusya’da Moskova ‘nın ya kendi özel yönetim yasaları varmış. Ancak İstanbul için böyle bir yasaya Tantan’ın Bakanlık ömrü vefa etmemişti. Sonradan da İstanbul için özel yasalar düşünülmeye devam edildi. Ama İstanbullular hala kentin sorunlarına “ortak akılla karışabilecek” durumda değiller.
Süleymaniye’nin çevresi
Biliyorsunuz İstanbul 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olarak ilan edildi. 2010’a kadar tarihsel kimliğin korunmasına yönelik girişimler gerçekleştirilecek. Bu işleri yaparken bizim “dışarıdan” gelmiş bir gözlemci olarak önereceğimiz bir şeyler elbette var. Öncelikle Mimar Sinan’ın başyapıtı Süleymaniye ve çevresinin düzenlenmesi şart. En azından Ara Güler’in 1950’lerde çektiği haline dönüştürebilse yeter. Özellikle Haliç yönünden bakıldığında Süleymaniye Camii’nin önündeki mezbelelikten kurtarılmadan ne kültür başkenti olunabilir ne de iyi bir Müslüman...
Aynı durum İstanbul’u bütün şehirlerden farklı kılan Boğaz için de geçerli. Boğazdaki betonlaşma her seferinde daha da ürkütücü hale geliyor. Boğaz için artık yeter demenin de zamanı gelmiştir.
İstanbul trafiğinin ise “sürdürülemez kalkınma” için en iyi örnek olarak dünyada gösterilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. İstanbul’un keyifli yanlarının tadını çıkardıktan sonra İzmir’e dönmek ne güzel...
TakipYorumlarYorum Sayısı: 3417 Haziran 2008, 11:57Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kentsel Uygulamalar Yönetmenliği, İstanbul’un kültür mirasında önemli bir yere sahip olan Eminönü, Kapalıçarşı ve Tarihi Hanlar Bölgesi’ni “Made in / Guide for Kapalıçarşı” adlı bir projeyle ele alıyor.
Bölgenin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan proje kapsamında gerçekleştirilen ilk uluslararası katılımlı atölye çalışmasının sonuçları, yapılan bir sunumla sergilendi.
Habere ulaşmak için tıklayın.
31 Ocak 2008, 14:36Yazan: Zeynep Güney2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti hazırlıkları için 200 zengin aileye "kurumsal ortaklık" teklifinde bulunulacak. 15 aile olumlu yanıt verdi...
...Ailelerden 3 eşit taksit halinde ödenmesi koşuluyla 400 bin YTL para istenecek.
Haberin devamı için: 'Kültür Başkenti' için aile desteği
15 Ekim 2007, 21:51Yazan: hasantKoruma ile İlgili Müdürlük.........
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde 2001 yılında Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Müdürlüğü kurulmuştu ve o yıllarda Türkiye'de ilk olarak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulmuş,koruma alanı ile ilgili kurumsal idari yapılanmaydı.Önceki mesajda yeralan gazete küpüründeki ''ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından'' vurgulamasına açıklık getirmek için paylaşmak istedim.
Diğer yandan mobilize ekiplerin tarihi binaları nasıl denetleyeceğini bilen varmı,yada tarihi binaların denetlenmeyemi yoksa ciddi olarak restorasyon-bakım,onarımlarının yapılmasınamı ihtiyaçları var.? Samimi olabiliyormuyuz yoksa medyatik mi 2010 için.?
15 Ekim 2007, 14:08Yazan: Omer YilmazKurtar bizi 2010!
15 Ekim 2007, 12:27Yazan: Melis GökerZaman Gazetesi'nde yayınlanan habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2010'a hazırlık için ilginç bir uygulama başlatmış.
İstanbul'un '2010 Avrupa Kültür Başkenti' ilan edilmesinin ardından kentteki tarihî yapıların bakım-onarım ve denetimine de hız verildi. Büyükşehir Belediyesi de kentteki tarihî binaları denetlemek için mobil ekipler kurdu. Türkiye'de ilk kez Büyükşehir Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Müdürlüğü'ne bağlı mimar ve uzmanlardan oluşan mobil ekipler, tarihî yapıları tahrip edenleri tespit etmek için denetime çıkıyor. Denetleme ve koruma mimarları, polis gibi yedi gün yirmi dört saat çalışıyor.
Haberin devamını okumak için...
24 Eylül 2007, 15:10Yazan: Melis GökerRadikal Gazetesi'nde Almanya'daki 2010'da İstanbul'la birlikte Avrupa Kültür Başkenti olacak olan Ruhr bölgesi ile ilgili haberi okumak için...
Almanya'nın Ruhr bölgesi 2010 yılında İstanbul ve Peç'le birlikte Avrupa Kültür Başkenti olacak. Ruhr, kömür tozlu çehresinden sıyrılıp kültür metropolü olma yolunda hızla ilerliyor. Aralarında Aslı Sevindim'in de olduğu Ruhr.2010 ekibi, bu amaç uğruna 78 milyon avro harcamayı planlıyor.
11 Mayıs 2007, 09:02Yazan: Ömer Kanıpak2010 Kanunu Tasarısı, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda az once Vatan’da cikan habere gore kabul edilmis. AKM ile ilgili 2010 girisim grubunun onerdigi degisiklik de yapilmamis.
Türkiye'nin Mimarlık Yayını - Karar çıktı; AKM yıkılıyor!
Bu durumda ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunun farkında değil merkezi otorite.
14 Nisan 2007, 00:35Yazan: arcitectinhobence lütfedip de İstanbul'a 2010 kültür başkenti demeleri İstanbul'a yapılan bir saygısızlıktır.İstanbul zaten her zaman kültür başkentidir.paristen londradan berlinden sonra geri plana attıkları istanbul kültürüyle ve güzelliğiyle her zaman ve herşeye(bize ) rağmen diğerlerinden çok ayrı bir yerde olacaktır.Kulelerine bakmak yeterli-demirden değil ne de olsa
11 Nisan 2007, 11:10Yazan: Emine MerdimKültür başkenti olma yolunda ilerleyen İstanbul için birkaç başarılı fikir :)
Türkiye'nin Mimarlık Yayını - Bir Kültür Başkenti için fikirler
Dürümbüs - Bir kültür başkentine her şeyden önce damak zevkini gözetecek görkemli bir proje yakışır. Eski kamyonların ve otobüslerin dürümcüye çevrilmesinden ve harıl harıl iş yapmasından esinlenen bu çalışmada, trafik sıkışıklığından artık yerinden körüklü otobüslerden bir sarmal oluşturulacak ve kilometrelerce dolanan bu sarmalda döne döne her çeşit dürüm yenebilecek.
Minibüs Bulvarı - Yaşanılası bir kentin yayalara dost olması gerektiğine göre, bir kültür başkentine yürümeye elverişli bitmek bilmeyen uzunlukta bir bulvar yakışacaktır. Bu bulvarı yaratmak için her işletmenin vazgeçilmez hizmet veya servis aracı olan minibüsİerden yararlanılabilir. Trafik sıkışıklığından artık kıpırdayamayan ve kullanılmaz durumda olan minibüsler birleştirilerek oluşturulacak bulvarda İstanbullular ve konukları bir baştan diğer başa hiç ıslanmadan veya güneşin altında kalmadan yürüyebilecek.
Keyfiyet Abidesi - Bir kültür başkentinin olmazsa olmazlarından biri etkili yerel yönetim olduğuna göre, İstanbul Belediyesi'nin bütçesine yakışır büyüklükte devasa bir abide ile belediyenin tarihe geçen çalışmaları öne çıkarılabilir. İstiklal Caddesi'nin taşlarının 20 kere değiştirilmesi, kentin gözde alanlarının yıllarca şantiye olarak kullanılması, en işlek yollarda en işlek günlerde aynı anda ve gayet ağır çalışmalar yapılması gibi uygulamaların unutulmasını engelleyecek bu devasa abide -elbette, kentin görüntüsüne uymamasına özen gösterilerek- işlek bir bölgede yükseltilecek.
Cavcav Futbol Sarayı - Bir kültür başkentinin olmazsa olmazlarından olan sporu ayrı bir düzeye indirecek bu sarayda yalnızca futbola yer verilecek. Sarayda 24 saat futbol oynanabilecek fahiş fiyatlı halı sahalar, taraftar kavgaları için 24 saat açık mekânlar bulundurulacak. Bu mekânların yakınında futbolun geçmişinin unutulmaması için İstanbul'da oynanmış en kavgalı maçların video görüntülerinin her an dev ekranlarda izlenmesi mümkün olacak. Futbolun tadı tuzu ve acısı olan kulüp başkanları için 24 saat açıklamalar ve basın toplantıları yapabilecekleri özel bölümler bulunacak olan sarayda, çok farklı başkanlar da etkinliklerinden geri kalmayacak. Sarayda lüks araçlarla yaya ezmek, taraftar dövmek gibi özel etkinlikler için özel mekânlar bulunacak. Sarayın bütün giderlerinin oyunun ayrılmaz parçası olan bira şirketleri tarafından üstlenilmesi beklenmekte.
Rezidanz City - Bir kültür başkentinin yaşam alanlarının güzel olması bekleneceği ve güzel bir yaşama alanının artık mutlaka "residanz" gibi adlarla anılması gerektiği için, yepyeni bir yerleşim alanı oluşturulacak. Eski mahalle sisteminden kurtarılmış bu ultra-modern yerleşim alanında komşuların birbirleriyle etkileşimi özel önlemlerle asgari düzeyde tutulacak ve her sitede 10 kapı, her kapıda New York polisleri gibi giyinmiş bir güvenlik görevlisi bulunacak. Bu şekilde İstanbul halkına istihdam konusunda da önemli olanaklar sunulmuş olacak.
Atışveriş Merkezleri - Kentlerin kamuya açık mekânları yok edildikçe daha da önem kazanan alışveriş merkezlerinin tek değil, çok işlev görmesi fikrinden yola çıkan bu çalışmada, silahla atış yapmak için çok çeşitli olanaklar bulunacak. Dünyada başka yerlerde bulunmayan özel uygulamalar -çocukların düşmesine uygun yürüyen ve düşülen merdivenler gibi- ile süslenecek atışveriş merkezlerinin nüfus artışını yavaşlatan bir etkisi olacak.
Tesadüfkent (İstanbul'un kendine özgü tehlikelerinden kıl payı kurtulan kişilerin yerleşimine açılacaktır), Taşıma Su Anıtı (anıt devasa bir değirmen şeklinde yapılacak ve sürekli kamyonlarla getirilen 19 litrelik tüplerden akıtılacak su ile dönecektir), Rögarpark (eski lunapark fikrini yüzlerce adım ileriye taşıyan bu eğlence alanında beklenmedik şekilde çukurlara düşerek trajikomik durumlar yaşanacaktır)...
Bu fikirleri biraraya toplayan bir internet sitesi de (www.buneacaipkent.org) yapılmış fakat çalışmıyor, geçici bir teknik sorun olsa gerek...
11 Nisan 2007, 11:09Yazan: Ömer Kanıpakİstanbul 2010 yasası olarak bilinen yasa tasarısına AKM'nin yıkılması ile ilgili maddenin de eklendiğinin öğrenilmesinden sonra, İstanbul 2010 girişim grubunun yaptığı basın açıklaması. İstanbul 2010 Girişim Grubu olarak, İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması çalışmalarını koordine edecek özerk bir yapılanma öngören İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun Tasarısı’nın Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak TBMM’ne sevk edilmiş olmasını büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Bu tasarı İstanbul 2010 Girişim Grubunu’nun yaklaşık altı aylık yoğun çalışması sonucunda ortaya çıkan metinle büyük ölçüde örtüşmektedir. Ancak, yasa tasarısında, İstanbul 2010 Girişim Grubu’nun metninde yer almayan Atatürk Kültür Merkezi‘nin (AKM) yıkılıp yeniden yapılması ve Rami Kışlası’nın İstanbul Kütüphanesi ve Kongre Merkezi’ne dönüştürülmesine dair bir maddenin eklendiği görülmektedir. İstanbul 2010 Girişim Grubu olarak İstanbul’un çağdaş, yeni ve katılımcı kültür ve sanat mekanlarına kavuşması ve mevcutların daha iyi ve kaliteli hizmet vermesi konusunda yapılan çalışmaları takdirle karşılıyoruz. Ancak, Girişim Grubu olarak, yasa tasarısında yer alan AKM ve Rami Kışlası ile ilgili önerilerin daha geniş bir katılımla, şeffaf bir şekilde tartışılacağı bir ortama ihtiyaç olduğu kanısındayız. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun Tasarısı’nın bir an önce yasalaşması gereğine inandığımızdan AKM ve Rami Kışlası konularının bu tasarı dışına çıkarılıp ayrı değerlendirilmesini öneriyoruz. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Girişim Grubu 9 Nisan 2007
Bütün yorumları forumda okuyun!_20081014.jpg)










