Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
YARISMANIN GUCU

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Kent Gündemindeki İki Temel Tartışma: Haydarpaşa ve Galataport

Tarih: 27 Kasım 2006 Yazan: Yasemin Aslan


Fotoğraf: Ali Taptık

Arkitera Mimarlık Merkezi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP)’nin ortaklaşa düzenlediği “İstanbul Metropoliten Planlama Toplantıları” kapsamında, 24 Kasım’da, “Galataport ve Haydarpaşa” başlığı altında, İstanbul Metropolü için çok önemli iki kentsel alan ve bu alanlar için öngörülen projeler tartışma gündemine alındı.

Her iki proje de uzun zamandır kent gündeminin ana tartışma konuları arasında yer alıyor. Yaklaşık 15 yıldır gündemde olan Galataport Projesi ile, Salıpazarı, Tophane’yi içine alan, sit alanı olarak ilan edilmiş bölgede büyük yolcu gemilerinin yanaşabileceği bir limanla birlikte, 5 yıldızlı oteller, alışveriş merkezleri, free-shoplar, müze ve otopark yapılması planlanıyor. Proje kapsamında bazı tarihi binalar restore edilirken, genellikle kamu kuruluşlarının kullanımında olan sahil bandının halka açılması öngörülüyor. Haydarpaşa için tartışma yaratan proje ise, “Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer Liman” dönüşüm projesi. Bu projeye göre, devasa gökdelenler Haydarpaşa ve çevresini kaplamakta, turizm, kongre, iş ve kültür merkezi gibi birimler öngörülmekte, Kadıköy ve Harem'i de içine alan sahil kesimi yat limanı ve marinaya dönüşmekte, tren yolu işlerliğini kaybetmekte, Haydarpaşa Garı ise bir otele dönüşmektedir. Her iki alan için de ortak kaygı; kamusal alanların, kentsel rant baskısıyla şekillenen projelerle turizm ve ticaret alanlarına dönüşmesi, kentsel siluetin bozulması ve parçacıl dönüşüm projeleriyle kentsel bütünlüğün bozulması…



İMP Konferans Salonu’nda İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı’ndan Prof.Dr. Murat Güvenç’in yürütücülüğünde gerçekleştirilen toplantıya, İMP Metropoliten Planlama Bölümü’nden Murat Diren, İnsan Yerleşimleri Derneği’nden Mimar Korhan Gümüş, İMP Tarihi Yarımada Planlama Yürütücüsü Mimar Cengiz Eruzun, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi’nden Gayrimenkule Dayalı Projelerden Sorumlu Müdür Adnan Gürdal, EPA Mimarlık’tan Mimar Ersen Gürsel, Tabanlıoğlu Mimarlık’tan Mimar Murat Tabanlıoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Murat Güvenç’in endüstrileşmeden servisler sektörüne geçişle birlikte kentlerin geçirdiği dönüşüme dikkat çeken açılış konuşmasıyla başlayan toplantı; Tabanlıoğlu’nun, Karaköy ve Galata bölgesinin tarihi süreci ile birlikte şekillenen konumu, özellikle kurvaziyer liman olma noktasında kent için taşıdığı önemi vurgulayan, dünyadan örnekler gösteren “Galataport Projesi” sunumu ile ilk açılımını buldu.

Murat Tabanlıoğlu’yu takiben Ersen Gürsel, “Su Kenti İstanbul’u Yeniden Yaşamak” başlıklı bir sunum yaptı. Perşembe Pazarı ve Galata’nın, İstanbul ve Beyoğlu’nun denizle ilişkisinin kurulduğu, kent silueti açısından çok önemli bir bölge olduğunu, turizm ve kruvaziyer limanı amaçlı olarak kullanılmaması gerektiğini ifade etti ve disiplinler arası bir çalışma ile bölge için geliştirmiş oldukları projeyi anlattı. Beyoğlu ilçesini denize bağlayan sokakların, -İstanbul Modern’in yerleşmiş olduğu dördüncü antreponun kaldırılmasıyla şekillenen- Tophane meydanıyla birlikte denize açılmasını öngören projeyle, meydanın kamusal alan olarak taşıdığı işleve, içinde saat kulesi olan ve kentlinin denizle bulaşabileceği tek meydan olma özelliğine dikkat çekti. Farklı üsluplar taşıyan mimari özellikleriyle de mimari bir müze olma niteliğine sahip olduğunu ve bölgenin rant baskılarıyla şekillenen, turizm odaklı bir yaklaşımla planlanmaması gerektiğine vurgu yaptı.



Özelleştirme İdaresi’nden Gayrimenkule Dayalı Projelerden Sorumlu Müdür olan Adnan Gürdal ise, Tabanlıoğlu’nun geliştirmiş olduğu Galataport Projesi’nin geçirdiği hukuksal sürece yönelik açıklamalar yaptı. Bölgenin geçmişten beri taşıdığı liman olma özelliğine, bu açıdan kent için taşıdığı ekonomik ve stratejik öneme vurgu yaparak, bölgenin 1994 yılında turizm merkezi olarak ilan edilmiş olduğuna dikkat çekti ve bölgenin gelişmekte olan kruvaziyer turizmi için İstanbul’un ihtiyacını karşılayan tek liman olduğunu sözlerine ekledi. Uluslararası kruvaziyer liman turizminin sahip olması gereken standartlar üzerine konuşmasına devam eden Gürdal, güvenlik, teknik altyapı ve alışveriş, sinema, tiyatro, konaklama gibi gerekli destekleyici ünitelere duyulan ihtiyaca dikkat çekerek, projenin bu bağlamda iyi bir örnek oluşturduğunu ifade etti. Kentler için “imaj” olgusunun önemine dikkat çeken Gürdal, zaten var olan ve ihtiyacı karşılamakta yetersiz olan mevcut kruvaziyer limanın bölge içinde ek ünitelerin de karşılanmasıyla birlikte daha modern ve standartları yüksek hale getirilmesiyle ve “iyi bir kent imajı” yaratılacağını ifade etti. Galataport Projesi ile kentsel siti ve kentsel silueti bozmayacak şekilde yükseklik sınırlamalarının getirildiğini, ve kruvaziyer liman olarak alternatif bir alan gösterilmedikçe bu bölgenin kullanılması gerektiğini belirtti.

“Haydarpaşa” bölgesinin yaşadığı süreç ise, 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Üyesi Mimar Cengiz Eruzun tarafından, bölgenin kent bütünü açısından taşıdığı önem, karar mekanizmalarının işleyişi ve hukuksal boyut açısından ele alındı. Eruzun, rantı çok yüksek olan bu alanın, Anadolu Demiryollarının başlangıç noktası olması, tarihi toplumsal bellek ve insanlar üzerinde bıraktığı etkili kentsel imaj açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Fonksiyonunu kaybetmiş olmasından dolayı yeni bir fonksiyon verilmesi istenen, çevresindeki binalarla birlikte tescilli bina olan Haydarpaşa Garı’nın, sit alanı olma özelliği gösterdiğini ve bu bağlamda alanın vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Eruzun, Haydarpaşa Bölgesi’nin “Tarihsel ve Kültürel SİT” alanı ilan edilmesi ve Koruma Amaçlı Plan kararı çıkarılması yönünde göstermiş oldukları mücadeleyi anlattı. İlkesel olarak benimsenecek “Koruma Amaçlı Plan” kararına göre, katılımcı bir ekiple Haydarpaşa’da ne olmayacağının sınırlarının çizilmesini ve buna bağlı olarak yarışma açılmasını istediklerini vurguladı. Söz konusu yarışmanın şartnamesi Ulaştırma Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi’yle birlikte ilgili belediyeler, meslek odaları ve Çekül Vakfı’nın katılımıyla hazırlanacak. Eruzun’un ifadelerine göre, bölge için temel alınan vazgeçilmez üç ilke şöyle; Haydarpaşa temel fonksiyonunu yitirse bile “banliyö” treni çalışmaya devam etmeli, bölgedeki mevcut yeşil alanlar korunmakla birlikte yeni yeşil alanlar üretilmeli, eşsiz bir topografyaya sahip olduğu için bu alanda yüksek rant tesisleri ve yüksek bina yapılmamalı.

Eruzun, sonuç itibariyle karara bağlanmış, ancak henüz ilgili mercilere dağıtımının yapılmadığı için geçerlilik kazanmamış olduğunu ifade ettiği Koruma Kurulu Kararının Haydarpaşa ile sınırlı olduğunu, çevre bölge için 3. Kurul’un da paralel bir karar almasıyla alanın bütünleşik bir planlama yaklaşımına konu olabileceğini ifade etti. Ayrıca Eruzun İstanbul’un çok özel bir kent olduğu ve bunun korunması için özel bir statüsü olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Haydarpaşa ve Galataport için, proje ve fiziksel mekan tartışmalarının ötesine geçilmediğine ve “öznenin” unutulduğuna dikkat çeken Korhan Gümüş, sürekli yeniden üretilen “eski kamu fikri”ne işaret etti. Ayrışmış bir kamu fikri ve eski planlama anlayışıyla, katılımcı mekanizmaları, plancı, mimar, tasarımcı gibi profesyonellerden oluşan yaratıcı sınıfı dışa iten bir süreçle kente ilişkin kesinlikler üretilmeye çalışıldığını ve kentin bir mimari resim gibi çizilmeye çalışıldığını vurguladı. Kamunun işlevini tamamladığı kentsel alanlardan çekilirken, katılım mekanizmalarını ve aktörler arası diyaloğu dışlayan bir tutum sergilemesini eleştiren Korhan Gümüş, kamunun profesyonelliğe açılması, böylece yaratıcı enerjinin ortaya çıkarılması ve görüş alma şeklindeki katılım modelinden vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.

Metropoliten Plan açısından Haydarpaşa ve Galataport projeleri için değerlendirmeler yapması beklenen Murat Diren, projeleri, rant amaçlı bir yaklaşım taşımaları, kent siluetini bozmaları, kentin denizle olan bağlantısına sınırlamalar getirmeleri ve metropolün bütünlüğü için riskler taşımaları açısından eleştirdi. Noktasal olarak alınmış “turizm alanı” kararlarını doğru bulmadığını ve projelerin tek boyutlu olduğunu ifade eden Diren, İstanbul’un liman sıkıntısına, kruvaziyer liman turizminin artışına ve ulaşım sorununa vurgu yaparak, bu durumun surların çıkışına kadar sorun oluşturduğunu ifade etti.

Dinleyicilerin katılımlarıyla genişleyen toplantıda, mimari ölçekteki noktasal yaklaşımların dışına çıkılması, kamuoyunun kent problemlerine ortak edilmesi ve bunun için kentlinin söz sahibi olmasını sağlayacak platformların geliştirilmesi, İstanbul’a özgü modellerin ortaya konmasının gerekliliği, kamusal alanın belirlenmesinde ve paylaşılmasında ayrımcılıktan kaçınılması ve bu noktada hukukun taşıdığı önem vurgulandı.

Toplantıda “katılım”la ile ilgili farklı görüşler gündeme geldi; bilinçli bir kentli grubunun olmayışından dolayı kamunun karar üretim süreçlerine katılamadığını, uzmanların bir araya gelerek karar almasının tek çözüm olduğunu savunan görüşlere karşın; katılımın güçlendirilmesi ve elitist yaklaşımdan vazgeçilmesi gerektiğini savunan görüşler orta kondu. Projeler geliştirilirken STK’larla birlikte çalışılması ve projelerin uzun bir tartışma sürecinden geçerek, demokratik bir konsensüs sağlandıktan sonra referanduma gidilmesi, böylece farklı çevrelerin ve kentlinin desteğini alarak uygulamaya dönüşebilecek projelerin geliştirilebileceğinin altı çizildi. Haydarpaşa ve Galataport tartışmaları, planlamanın toplum için olması ve sosyal projelerin geliştirilmesi gerektiği yönündeki görüşlerle sona erdi.

Bir sonraki İMP Toplantısı, “Kamusal Projelerin Üretimi ve Yarışmalar” teması ile 30 Kasım 2006’da İMP konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Konuyla İlgili LinklerTakipYorumlarYorum Sayısı: 22

10 Ekim 2007, 10:10Yazan: Derya KaradağTürkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürlüğü, içinde kongre merkezi, marina, 5 yıldızlı oteller, iş ve eğlence merkezleri ile 7 gökdelenin yer alacağı Haydarpaşa Dönüşüm Projesi'nin hayata geçirilmesi için, Dünya tarih, kültür ve endüstri mirası kabul edilen Haydarpaşa Gar ve çevresindeki sit kararının kaldırılmasını istiyor.

Konuyla ilgili habere buradan ulaşabilirsiniz.

17 Nisan 2007, 14:03Yazan: Emine MerdimMilliyet gazetesinde yayınlanan Galataport için uluslararası mimari yarışmaya çıkılıyor başlıklı haber

İptal edilen Galataport projesi için yeniden ihaleye çıkılıyor. Proje için uluslararası mimari proje yarışması açılacak. Yeniden planlanan Galataport'a sadece bir tane kruvaziyer limanı yapılacak.

İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Kaptan, Galataport projesi için uluslararası bir mimarlık yarışması açılacağını söyledi. Kaptan, "Karaköy Meydanı'ndan Mimar Sinan Üniversitesi'ne kadar olan bölgeyi yeniden planladık. Kruvaziyer iskele sayısını da 3'ten bire indirdik" dedi.

Daha önce Global Holding'in patronu Mehmet Kutman ile İsrailli işadamı Sami Ofer'in ihalesini kazandığı, ancak Danıştay'ın iptal ettiği Galataport için yeni bir ihale hazırlanıyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Danıştay'ın iptal gerekçelerini de gözönünde bulundurarak yeni bir ihale şartnamesi düzenliyor.

Öte yandan Özelleştirme İdaresi, yeni Galataport ihalesi için uluslararası mimari proje yarışması açmaya hazırlanıyor. İstanbul Metropolitan Planlama Merkezi Başkanı Hüseyin Kaptan, İstanbul'un prestij alanlarından biri olan Galataport için uluslararası mimari proje yarışması açılmasını önerdiklerini, Özelleştirme İdaresi'nin de bu öneriyi kabul ettiğini söyledi.


Haberin tamamı Türkiye'nin Mimarlık Yayını - Galataport için uluslararası mimari yarışmaya çıkılıyor

19 Aralık 2006, 08:38Yazan: Zeynep AlpayİMP Toplantıları: 'Galataport ve Haydarpaşa' panelinin haberi için

http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=12820

30 Kasım 2006, 14:04Yazan: Zeynep AlpayIMP Toplantıları: 'Galataport ve Haydarpaşa' panelinin haberine ulaşmak için;

http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=12820

21 Kasım 2006, 13:43Yazan: Zeynep AlpayGalataport Projesi ile ilgili Arkitera Forum'da bugüne kadar gerçekleşen tartışmaları aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz;

http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=5787


Ayrıca, Galataport ile ilgili Arkitera'da çıkan haberlerden bazılarına bu linklerden http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=4670
http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=5638
http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=4389
http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=12273


Haydarpaşa ile ilgili haberlere de buradan ulaşabilirsiniz.
http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=3782
http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=12487
http://www.arkitera.com/v1/haberler/2005/06/10/haydarpasa.htm

20 Kasım 2006, 16:34Yazan: Zeynep AlpayÇok tartışılan iki başlık; 'Galataport ve Haydarpaşa', 24 Kasım tarihli İMP Toplantı'sında ele alınacak;

Yer: İMP Konferans Salonu, Tepebaşı
Tarih: 24 Kasım 2006
Saat: 19:00
Yönetici: Murat Güvenç
Davetli Katılımcılar: Hüseyin Kaptan, Murat Tabanlıoğlu, Ersen Gürsel,Cengiz Eruzun, Adnan Gürdal, Korhan Gümüş

13 Şubat 2006, 20:48Yazan: akd1İDDİA:Galataport İstanbul’un tarihi dokusunu bozar
SAVUNMA:Bu tam bir gerikafalılıktır


Galataport İhalesi 16 Eylül 2005 tarihinde yapıldı. TDİ tarafından ihaleye çıkarılan Salıpazarı-Karaköy Kruvaziyer Liman Kompleksi ihale ediliş biçimiyle kamuoyunu meşgul ediyor. Peki ya mimari proje? Eleştiriler ağır: İstanbul’un tarihi dokusunu bozar, cam ve metal binalar tarihi dokuya uyumsuz, İstanbulluların denizle temasını keser ve bölge trafik yükünü kaldıramaz deniyor. Türkiye’nin önemli mimarları ve Mimarlar Odası projeyi eleştiriyor, projenin Mimarı Murat Tabanlıoğlu ise lk defa tüm bu eleştirilere cevap veriyor.

tarİhİ dokuya zarar

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Eyüp Muhçu, tarihi dokunun büyük zarar göreceğini iddia ediyor. Projenin avan (ön) proje olduğuna dikkati çeken Muhçu’nun görüşleri şöyle: “Proje 160 bin metrekare alanı kapsıyor. Kapalı alanları, cephe elemanları ve kütlesiyle tarihi dokuya uyumsuz. Üstelik ihaleyi alan firma sözleşmede yer alan bir maddeye göre, dilediği fonksiyonel değişikliği yapabilir. Sözleşmedeki bir madde uyarınca yapımcı firma istediği değişikliği yapabiliyor. Bu durumda karşımıza daha da kötü bir manzara çıkabilir. Galataport şu anki haliyle kültürlerin ve mimarların siluetleri olan manzaraya bir duvar çekecektir. Tarihi kentle deniz bağlantısı kopacaktır. Bu proje ödülle bir proje, yapan arkadaşları kutlarız ancak böyle bir proje Dubai’de olabilir. İstanbul’un dokusuna uygun değildir. Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi olarak uluslararası fikir projesi açılması için girişimde bulunduk. Bizim önerimiz, kamunun yararına ve İstanbul’un tarihi değerine uygun bir proje olmasıdır.”

Galataport dayatma bir projedir(Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp)

Kentbİlİmcİ Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp’in eleştirilerinin temelinde de mimari projenin uluslararası bir yarışmayla yapılmaması var. Alp, bölgeyi “Türkiye’nin en kıymetli gayrimenkulü ve mimari olarak en hassas yeri” şeklinde tanımlıyor. “Böyle alanların mimari çalışmaları çağdaş ülkelerde büyük bir paylaşımla yapılır. Bizde maalesef dayatma bir proje var. Bir yarışma yapılır, birçok fikir çarpıştırılabilirdi.”

Alp’in önerileri:

1 - Halihazırda üç antrepo projede neden korunuyor? Bu duvar gibi yapıları tutmak yanlış. Silueti kesiyor, yıkılmalı.

2- Tramvay geçen cadde yeraltına alınıp oluşacak alan meydan yapılmalı. İnsanların yaya olarak şehrin dokusuna temas etmeleri sağlanmalı.

3- Rıhtım ve yürüme alanları Kuledibi, Çukurcuma ve Taksim’e genişletilmeli. Yamaçlara yürümek istemeyenler için funicilaire sistemler kurulur. Taksime çıkış, araç trafiğinden arındırılır.

Kadir Topbaş: Projenin İstanbul’a katacağı özellikler ve farklılıklar var

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, hem Belediye Başkanı hem de mimar olması sebebiyle projeyi yakından takip ediyor.

Açıklamasında beğeni ve eleştiri belirtmekten kaçınan Topbaş’ın görüşü şöyle: “Galataport mimari açıdan çok önemli bir proje. Geçmişte Amerikan Pazarı, Salı Pazarı, Perşembe Pazarı olarak ifade edilen bu bölge fonksiyonunu yitirmiş. İstanbul’a 10 milyon turist, hatta Kültür ve Turizm Bakanımızın belirttiği gibi 2010 yılında 30 milyon turist almalıyız dediğiniz zaman hangi kapılardan bu insanları alacaksınız ifadesi de ortaya çıkıyor. Bu açıdan cruise gemileriyle ilgili ciddi anlamda rıhtım ihtiyacımız var. Bu da tabii ki iyi bir ölçekte olmalı. Geçmiş dönemlerden beri arzu edilen ama gerçekleşmeyen, projesi yapılmış olan bir yerdi. Bugün bunu gerçekleştirmek için birtakım müteşebbislerin müracaatı oldu. Tabii ki bir firma aldı. Neticede bu İstanbul’a çok büyük ve önemli bir katkı sağlayacak. İstanbul’un turizm alanlarını genişletmemiz gerekiyor. Burası akşam saatlerinde kapanan hafta tatilinde hayatın bittiği bir alan olmamalı.”

Para sözkonusu olunca herkes konuşmaya başladı(Mimar Murat Tabanlıoğlu)

TÜrkİye Denizcilik İşletmeleri’nin verdiği ilan 07.09. 2001 tarihli altı ulusal gazetede çıkar. 11 projenin sunulduğu bu ihaleyi Tabanlıoğlu Mimarlık kazanır. Projenin mimarı Murat Tabanlıoğlu, üç yıldır üzerinde binlerce saat çalışılan projesinin böyle acımasızca eleştirilmesini başka sebeplere bağlıyor.

Eleştirenler projenizin İstanbul için uygun olmadığını düşünüyor.

1 ay önce Dubai’deki Cityscape adındaki mimarları ve emlak şirketlerini buluşturan bir fuar ve mimari bir yarışma yapıldı. Yarışmaya yaklaşık 260 eser başvurdu. Galataport, Şanghay Havalimanı ve Amman Havalimanı arasından sıyrılarak birinci oldu. İstanbul Modern de kültür dalında ödül aldı. Burada Tabanlıoğlu olarak iki ödülümüz var. Önemli olan şu: Üç sene boyunca bu projeyi biz, İTÜ, Mimar Sinan ve Yıldız Teknik’te, St. Petersburg ve Dubai gibi konferanslarda ve çeşitli atölye ortamlarında anlattık. Şu ana kadar neden bu eleştiriler yapılmadı.

Tarihi dokunun bozulduğu eleştirisine ne diyeceksiniz?

Proje İstanbul siluetinin 1-2 kilometresini etkiliyor. Burada 100 bin metrekare alan üzerinde 10 mevcut yapı var. Beş tanesi 2. derecede tarihi eser, bunların cepheleri temizlenecek ve restore edilecek. Kuzeydeki 5 bina ise 1958’de yapılan antrepolar. 1 No’lu Anıtlar Kurulunun tasdiklediği karara göre, sadece cephe yenilenmesi yapılacak. Yükseklik değişmeyecek. Modern binaların tarihi dokuyu bozacağı iddiası gerikafalılıktır. Eğer bir bina tarihi eser değilse yerine yenisi yapılır.

Niye bu kadar eleştiriliyor projeniz?

Projeyi kimse tam anlamıyla bilmiyor. Özelleştirilmiş en büyük alana sahip proje bu. 100 bin metrekare alan, binaları çıkartırsanız 70 bin metrekare kamusal alan var. Bu kamusal alan İstanbul’un olacak. Buradaki tek konu kruvaziyer limanıdır. Mevcut durumda zaten gemiler oraya giriyor. Biz kıyıdaki alanların artmasını istedik. Yapılan araştırmada buranın yarısına zaten büyük gemilerin gelemeyeceği ortaya çıktı. Bu yüzden o alanı projede halkın ulaşabileceği alan şekline getirdik. Gemilerin yanaşıp yanaşamayacağına biz karar veremeyiz. Devletin gümrüklü alanı burası. Benim umudum bu gemilerin ileride başka bir alana yanaşabilmesi. Bu bize verilen veri, ancak bu kadarını değiştirdik. Sahilin 600 metresi, Karaköy İskele’den Tophane Meydanı’na kadar kıyısal şerit halindedir projede.

Dev gemilerin manzarayı kapatacağı, turistleri taşıyacak otobüslerin trafiği kilitleyeceği iddiaları da var...

Yapılan araştırmaya göre, buraya 3 bin 500 kişilik gemilerden sadece iki tane yanaşabiliyor. Onlar da sadece yazın, yılda iki kez. Şu anda antrepoların arasından görünen ara sokakta 60 otobüs bekliyor. O sokağı yürüme yolu olarak düşündük. Yeraltına da otobüs garajı yaptık. Dışarıdan rampayla iniliyor. Proje kapsamında olmamasına rağmen Meclis-i Mebusan Caddesi’nin, bir tünel altına alınmasını, trafiğin hafifletilmesini hedefledik. Bu proje kapsamında değildi. Bu kısım Büyükşehir’e ait. Bir de vapurettolar önerdik. Üniversite tarafındaki marinadan deniz trafiğini artırıp, turistlerin denizden Haliç’e gitmelerini hedefledik. Trafik için çözümlerimiz, yolu tünel altına almak ve denizi kullanmak. Amacımız toplu taşımacılığa yöneltmek. Trafik projelerini Büyükşehir yapıyor.

İstanbul’un tarihine saygı duyulmalı(Mimar Ersen Gürsel )

Sultanahmet ve Kariye meydanları gibi projeleri çizen Mimar Ersen Gürsel’in iddiası projenin tartışılmamış olması. Dünyada İstanbul gibi denizden yaşayan birkaç şehir olduğunu söyleyen Gürsel, burayı başka bir kente benzetmeye çalışmanın haksızlık olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Galataport, İstanbul genelinde ele alınması gerekirken lokal olarak ele alınmıştır. Dünyanın her yerinde böyle limanlar kentin dışındadır. Burası şehrin nefes alma alanı olmalı ve yoğun yapılaşmaya müsaade edilmemeli. İstanbul’un 2500 yıllık tarihine saygılı ve duyarlı olunmalı. Kentsel dönüşüm sadece ticari değil, sosyal ve kültürel yönleriyle bir bütündür.”

Karaköy genelevi kaldırılmalı(Mimar Erhan İşözen)

Ortaköy ve Nişantaşı gibi projelere imza atan Mimar Erhan İşözen’in yaklaşımı, projenin doğru ancak eksik olduğu yönünde: “Galataport, çok büyük gemiler yanaşmayacaksa getireceği gelirle orantılı doğru bir projedir. Büyük gemiler denizle insan ilişkisini kesecektir. Bölge tek başına düşünülmemeli. Nusretiye Camii’nin önü, Nusretiye Çeşmesi ve antrepolarda bekletilen camiye ait saat kulesi mutlaka değerlendirilmeli. Proje meydanlar ve çarşılarla güçlendirilmeli. Çünkü gece yaşamının da canlı olması gereken bir yer. Karaköy Genelevi mutlaka kapatılmalı, çevre evler de restore edilerek butik oteller açılmalı.”

Kaynak:http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=7712,104 Gülay Altanf 02.10.2005

4 Şubat 2006, 12:38Yazan: akd1Koruma kurulu Galataport projesini uygun bulmuş.

Projenin tarihi dokuya zarar vermediği,aksine tarihi dokuyu zenginleştircek olumlu katkıları olduğundan dolayı Galataport projesi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından onaylanmış herhalde.

Ancak konuya ilgisi olan bir çok uzman kişi ve kuruluşlar ''Galataport Projesinin tarihi görünüme en ufak bir katkısı olmayacağını, projenin tam tersine tarihi görünümü %100 olarak ortadan kaldıracağını,inşa edilecek olan camlı binaların ve çelik kafeslerin tarihi görünüm ile açık seçik bariz bir şekilde çeliştiği iddia edilmektedir.''

Ayrıca projeye onay veren koruma kurulunun tarihi korumak yerine tarihi korumama ve tarihin yok edilmesine izin verme kurullarına dönüştükleri, böylesine açık bir şekilde SİT alanını yok eden projeye onay veren kurulun diğer kararları da yeniden incelenmesinin gerektiği iddia edilmektedir.

Galataport projesiyle ilgili çelişkileri ortaya koymaya çalışan

http://www.galataport.org/ internet sitesini incelemenizi tavsiye ederim.

Koruma kurulları ile ilgili Objektif görüş ve düşüncelerinizi ortaya koymanızı bekliyorum.

Bu olayda ''Sapla samanın karıştırılması'' tabirini kullanamak doğrumu/yanlışmı sizce?

3 Şubat 2006, 16:40Yazan: Metin KaradağBu siteyi açanlar kim?

http://www.galataport.org/

Tanıyan var mı?

1 Şubat 2006, 14:56Yazan: pınar_sGALATAPORT PROJESİ NEDEN BU KADAR ÇOK TARTIŞILIYOR?
 “DPT proje dosyasını usul yönünden eksik bulmuş ve Özelleştirme İdaresi’ne iletmiştir.” *05.10.2005, www.hurriyetim.com
 “Ödeme planının kamu yararına olup olmadığıyla ilgili birçok sorun bulunmaktadır.” * Fatih UĞUR, 03.10.2005, www.aksiyon.com.tr
 “Projenin kent insanının yaşamına hizmet etmediğine dair fikirler bulunmaktadır.” * 05.10.2005, www.hurriyetim.com.tr
 “Kent ile kıyı arasındaki ilişkinin bu projeyle ortadan kaldırılacağına dikkat çekilmektedir.” * 05.10.2005, www.hurriyetim.com.tr
“ İhale şartnamesinde şirket bu alanı dilediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Alanı istediği fonksiyonda değiştirme hakkına sahiptir. Bu da hem projenin değişmesi ve kullanım alının değişmesi anlamına geliyor.” * 10.06.2005, Cumhuriyet
 “Barcelona Limanı örnek alınıyor. Barcelona Limanı iyi bir liman değildir, bu liman tamamen değiştirilmiştir. Barcelona limanı halka açıktır, ancak kıyı alanı kaybedilmiştir, doğal özellikleri yitirilmiştir.”
* 10.06.2005, Cumhuriyet
“Bu proje ile İstanbul'un Eminönü-Karaköy bölgesinin tarihi görünümü, sonsuza dek yok olacak. Yapılacak olan binalarda tarihi doku ile uyumluluk koşulu aranmadığı için zaten Gökkafes gibi çirkin cam ve çelik karışımı gökdelenlerle görünümü bozulan şehrin silueti iyice yok olacak ve şehre asıl güzelliğini veren tarihi yapılar iyice silikleşecek.” * 24.09.2005, www.haberanaliz.com
 “Turistler cam ve çelikten yapılmış çirkin yapıları değil, insanlık tarihinin ortak belleğini oluşturan tarihi yapıları görmeye gelir.”
* 24.09.2005, www.haberanaliz.com
 “Projenin yasalara aykırılığının yanı sıra, altyapıya, ulaşıma dair birçok alternatif maliyet de getireceği, üstelik maliyetlerin de yine "bizim cebimizden çıkacak vergilerle karşılanacağı“ düşünülmektedir.” * Tolga KORKUT, 21.09.2005, BİA Haber Merkezi
“Anayasa'ya göre kıyılar kamunun kullanımına açıktır ve devletin tasarrufu altındadır. Kıyı Kanunu da 'kıyıda hiçbir yapı yapılamaz, kıyı halka kapatılamaz' diyor. Bunun tek istisnası, kıyıdan başka yere yapılamayacak olan binalar; liman, iskele, çekek yerleri, marinalar gibi. Kanun bunların da nasıl yapılabileceğini düzenliyor. Amaç, kıyıların yapılaşmadan uzak tutulmasının sağlamaktır.”
* Tolga KORKUT, 21.09.2005, BİA Haber Merkezi
 “Galata limanı denizden doldurularak elde edilmiş dolgu alanlarıdır. Kanuna göre dolgu alanlarında sabit yapı yapılamaz.”
* Tolga KORKUT, 21.09.2005, BİA Haber Merkezi
 “Şu an, limanın uluslararası ticaret bölgesi olması nedeniyle halka kapalı olması hoşgörülebilir bir durum. Fakat turizm merkezi haline geldiğinde, sadece burayı kullananlar girebilecek. Parasını veren kullanabilecek. Bu da Anayasa ilkelerine aykırılık doğuracak; aynı zamanda eşitlik ilkesine de aykırı.”
* Tolga KORKUT, 21.09.2005, BİA Haber Merkezi

GALATAPORT PROJESİ MİMARLARININ PROJE HAKKINDAKİ YORUMLARI
 Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından Salıpazarı Limanı’nın turizm merkezi haline getirilmesi için açılan ihalede yeterlilik aldık ve ihale bize verildi. Ecevit, Yılmaz herkes bu projeyi gördü. Tayyip Erdoğan’ın başlattığı bir proje değil.
 Projeyi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı ve Anıtlar Yüksek Kurulu’na kabul ettirdik. Sonra da bu iş ihaleye çıkarıldı. İhale rakamı ortaya çıkınca proje daha çok gündeme geldi. Proje daha önce zaten vardı, o zaman tartışılmadı. Kimse fikrini söylemedi.
 Projemize göre, Galataport Projesi’ndeki ana çekim noktası bir müze ve onun etrafındaki alışveriş merkezi olacak.
Tophane Meydanı’nın yeniden hayata geçirilmesi ve aktivitelerle eski canlığına kavuşmasını planlıyoruz. Buradaki meydan daha görkemli ve büyük olacaktı. Ancak 4 nolu antrepo kalsa da, şu andaki saat kulesi ve çevresinde yine çok büyük bir meydan olacak.
 Proje de minimuma inmiş bir liman var. 1.2 kilometrelik deniz kenarına dev gemiler yanaşıyor. Bu alanı yarıya indirdik. Sahilin yarısını kullanıma açalım dedik. Madem büyük gemiler İstanbul’a gelmeye niyetli, ileride onları başka yere yanaştırabiliriz. Projede yer alan binaların ortalarını açıp avlular ekledik, yürüme alanları koyduk. Tophane Meydanı ve saat kulesi ortaya çıkacak. Mevcut Kıyı Kanunu’na göre kıyıda hiçbirşey yapamıyoruz. Sadece park yapabiliyoruz. Mevcut binaları yıkarsak yerine birşey yapamıyoruz. O yüzden binaları dönüştürelim diyoruz.
Anıtlar Kurulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı bize dedi ki ‘Denizden bakıldığında Tophane’nin, Nispetiye Camii ve Kılıç Ali Paşa Camii’nin siluette ortaya çıkabilmesi için 4 numaralı antreponun yani şu anda İstanbul Modern’in kaldırılması gerekiyor. 1960’da yapılan ilk projede o antrepo yokmuş, sonradan yapılmış. O yüzden biz ihaleye çıkan projemize o müzeyi koyamadık.
 Başbakan’ın açtığı İstanbul’un ilk modern müzesinin yıkılması bizce doğru değil. Anıtlar Kurulu’nda tekrar konuşulması gerekiyor. İstanbul’un silueti için müzenin yıkılması gerekebilir, ama bizce böyle bir müze bir daha kolay kolay yapılamaz. Projeye adapte olmasında fayda var.
 Projeyi yaparken maliyetlerini de araştırdık. Hesabımıza göre buranın maliyeti 200 milyon doları bulur. Limanın altı su, dalgıçlarla girilip depreme dayanıklı hale getirilmesi lazım. Yeraltındaki otoparkların maliyetleri ayrı. Burası daha yapılmadan değeri ortaya çıktı. Bence değeri daha fazla olabilirdi. Daha fazla uluslararası firma girseydi keşke, rekabet fiyatı artırırdı.
İncelemelerden sonra karar verdik ki bölgeye sahip çıkılması, insanların yaşaması gerekiyor. Bunun için bir miktar oturma alanı olması gerektiğini önerdik. Burası 49 yıllığına kiralanacağı için mülkiyet devletin olacak, oturanlar da kira ödeyecek. Apart otel, küçük stüdyo evler, normal evlerle burada yeni bir yaşam tarzı ortaya çıkacak. Ana kural mevcut binaların dönüştürülmesi.
 Trafik yoğunluğunu düşünerek biz bölgedeki yolun bir bölümünün tünelle yolun altına aktarılmasını önerdik. Böylece ana trafik alttan akarak Beyloğu ile bütünleşebilir. Bir ikinci önerimiz de Galatasaray Meydanı ile Galataport’un Tophane Meydanı’nın doğrudan birbirine bağlanması. Beyoğlu’nun arkasından yürüyerek Galataport’a inilebilmesini planlıyoruz. Ya da elektrikli minik otobüslerle iki meydan arasında doğrudan bağlantı kurulabilir.

Bütün yorumları forumda okuyun!
ARTISTA
Takvim
<<Ekim 2008>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

Ürün Tanıtımı

CEPHE SISTEMLERI