
2003 yılından beri düzenlenmekte olan Arkitera Platform toplantılarının, “Mimarlıkta Yol Ayrımları” ana başlığı altında toplanan bu yılki ilk toplantısı, 27 Eylül 2006 Çarşamba günü Avrupa Kültür Başkenti Ofisi’nde gerçekleşti. Arkitera Mimarlık Merkezi’nin, 2010 Avrupa Kültür Başkenti Yürütme Kurulu’nun desteğiyle düzenlediği “Lisans Bitti... Ya Şimdi” konulu toplantının moderatörlüğünü Pınar Gökbayrak yaptı. Toplantının diğer katılımcıları, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Tomris Akın, Bilgi Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimini sürdürmekte olan Işıl Altınışık, yüksek lisans eğitimini Hollanda Delft Teknoloji Üniversitesi’nde tamamlayan Ali Eray ve İstanbul Teknik Üniversitesi, Yüksek Lisans Program Yürütme Kurulu Üyesi Hüseyin Kahvecioğlu’ydu.
Açılış konuşmasında lisans eğitiminin ardından yeni mezun mimarların karşılaşabileceği sorunlara değinen Pınar Gökbayrak, yüksek lisansa neden ihtiyaç duyulduğuna, nasıl bir yüksek lisans yapılması gerektiğine ve bugünkü lisansüstü programların yeterli olup olmadığına dair sorulara cevap aranacağını belirterek ilk sözü Işıl Altınışık’a verdi.
Farklı Deneyimler Farklı Bakış Açıları
İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 1.5 yıl ara verdiğini ve bu aradan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimari Tasarım Programı’nda yüksek lisans eğitimine başladığını anlatan Altınışık, farklı bir sorgulama alanına ve yeni deneyimlere ihtiyaç duyduğu için lisansüstü eğitimde farklı bir üniversite seçtiğini söyledi. Lisans eğitimini, mimarlık alanında yer edinmeye hak kazanma ve mimarlıkla tanışma alanı olarak tanımlayan Altınışık, iş ortamının mimarlığın üretildiği, yeterlilik alanı olduğunu, yüksek lisansın ise mimarlığın sorgulandığı alan olduğunu belirtti.
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olan Tomris Akın da, bir süre çalıştıktan sonra, yüksek lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi Programı’nda tamamlamış. Akın, lisansta mimarlığın tartışılmasını yeterli görmediğini ve kendini tekrar etmemek amacıyla lisansüstü eğitimini farklı bir ortamda yapmayı tercih ettiğini açıkladı.
Tomris Akın’dan sonra sözü alan Ali Eray, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini Hollanda Delft Teknoloji Üniversitesi’nde tamamlamış. Lisans eğitimi sırasında dersler arasında kopukluk yaşadığını söyleyen Ali Eray, lisansüstü eğitimini Hollanda’da yapmasının nedeninin, orada mimarlığın bir kültür ve devlet politikası olarak ele alınması olduğunu söyledi. Eray, mimarlığın farklı alanlardan beslendiğini ve yüksek lisans eğitiminin içinde bulunduğumuz mimarlık havuzunu genişlettiğini anlattı.
Yüksek Lisans Program Yürütme Kurulu Üyeliği yaparken edindiği deneyimleri aktaran Hüseyin Kahvecioğlu, 4 yıl boyunca yaklaşık olarak 750 – 800 kişiyle görüştüklerini ve bu görüşmelerden edindiği sonuçların lisans eğitiminin aynası olabileceğini belirtti. İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yüksek lisans eğitimi için başvuranların yaklaşık %70’inin lisans eğitimini yeni tamamlamış kişiler olduğunu, %60’ının başka üniversitelerden mezun olduğunu, %60 - %70’inin yüksek lisansı mimarlık eğitimine bir katkı olarak gördüğünü, %80 - %90’ının tasarım aktivitesinin önde olmadığı, daha kavramsal ve teorik bir eğitim ve çalışma ortamı aradığını, %10’undan azının belli bir tipolojiye yönelerek, uzmanlaşmayı amaçladığını ve yine %10’undan azının tasarım yeteneğini geliştirmeyi amaçladığını anlattı.
Ülkemizdeki mimarlık eğitiminin 4+2’lik bir sisteme dönüşmeye başladığını söyleyen Hüseyin Kahvecioğlu, yurtdışındaki lisansüstü programların çok çeşitli olduğunu, meslek derecesi almak için, uzmanlaşmak için ya da mimarlık dışı alanlarda eğitim alanların yönelebileceği farklı mimarlık programları olduğunu, böylece daha biliçli seçimler yapılabildiğini, ülkemizde de beklentilerin master programlarını biçimlendireceğini anlattı.
Lisansüstü eğitimin part-time bir iş olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Kahvecioğlu, yüksek lisans programlarının kişisel girişimlerle gelişebileceğini ve yurt dışıyla ilişkiler arttıkça taleplerin de o yönde şekillendirici olacağını söyledi.
Tomris Akın’ın lisans eğitiminden sonra bir süre ara verip, mimarlık eğitimine dışarıdan bakmanın, kişinin kendisini ve içinde bulunduğu programı sorgulamasının yüksek lisans eğitim programı seçiminde faydalı olabileceğini, ancak bunun tek seçenek ve kesin bir doğru olmadığını belirttiği toplantıda, yüksek lisans eğitimine başvuran kişilerin çoğunun, uzmanlaşmayı değil, mesleki uygulama alanında avantaj kazanmayı amaçladıkları ve profesyonel hayata başlamayı öteleyip, öğrencilikten mesleğe geçişi belli bir döneme yaymak istedikleri konuşuldu. Dört yıllık lisans eğitiminin yeterli görülmemesi yüzünden, lisans eğitiminin eksiklerini kapatabilmek için başvurulan lisansüstü eğitimin mimarlığı daha iyi anlamak ve meslekte daha iyi bir yere gelebilmek için yapılması gerektiği tartışıldı.
Toplantıda, üniversite sınavından sonra lisans eğitimi için, bazen yeterince araştırma yapılmadan verilen kararların ve seçim yaparken yaşanan sorunların, lisansüstü eğitimde tekrarlanmaması gerektiği ve kişinin bu aşamada ilgi alanlarını ve potansiyelini daha iyi değerlendirebileceği konuşuldu. Toplantının sonunda lisansüstü eğitimin programının gelişimi ve seçimi konusunda ilk işin öğrencilere düştüğü ve kişisel çabaların eğitimi yönlendireceği vurgulandı.
18 Ekim 2006 Çarşamba günü, yine Avrupa Kültür Başkenti Ofisi’nde yapılacak olan ikinci toplantının konusu “Ofis Açmak”. Forumda başlayan tartışmaya katılmak için tıklayın.YorumlarYorum Sayısı: 12
20 Aralık 2006, 13:54Yazan: Zeynep AlpayKonuyla ilgili habere ulaşmak için;
http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=11896
27 Eylül 2006, 15:39Yazan: Emine MerdimBu başlık altında tartışılan "Lisans Bitti... Ya Şimdi" Platform toplantısı
Pınar Gökbayrak moderatörlüğünde, Tomris Akın, Işıl Altınışık, Ali Eray, Hüseyin Kahvecioğlu'nun katılımıyla bugün (27 Eylül 2006 Çarşamba) saat 19:00'da İstiklal Caddesi Atlas Pasajı üst katında yer alan Avrupa Kültür Başkenti Ofisi’nde gerçekleşecek.
27 Eylül 2006, 08:02Yazan: so youngYüksek lisansımı yaklaşık bir sene önce bitirmiş ve piyasada çalışan biri olarak, yüksek lisansın temel amacının bilgiden bilgiyi üretebilmek veya verilerden sonuca ulaşabilmek olduğunu düşünüyorum. Bu üretim bazı şeyleri baştan keşfetmek değil , sahip olunan veya araştırılan referansların, örneklerin incelenen 'durum' üzerinde bireyin kendi yorumlamasıyla sonuca gidilmesidir. Araştırma, kişinin kendisinin planladığı bir ortam içersinde konuyla ilgili bilgiyi yorumlama ve bir sava ulaşmanın bir süreç olarak öngörülmesi ulaşılan tezi/ürünü güçlendirir.
Maalesef bu sürecin sürekliliğinin önemi üniversite öncesi eğitimimizde ve lisans sırasında gözardı ediliyor. Bizlere aktarılanlar ve çalışmalarımız standart ortam içersinde bağımsız birimler olarak kalıyor.
Bu açıdan y. lisansı kişinin kendi seçtiği araçlar ve süreç bileşenleri ile verilerden bilgiye, kendi yorumlamasına ulaşmada bir şans olarak görüyorum. Hangi uzmanlık dalında olursa olsun kişinin kendisinin planladığı esnek bir ortamda kendisi ve yorumlama biçimi ile başbaşa kalmasının , mesleki hayatta önemli bir yeri olacaktır.
Standart lisans ortamı içindeki dolaylı değerlendirmeden sıyrılıp bireyin sahip olduğu potansiyele, ilgiye göre değerlendirilmesi bireyi ileriye taşıyabilecek bir kazançtır.
Biraz genel bir bakış açısı olabilir ama, y. lisanstan sonra kısa vadedeki piyasa deneyiminin y. lisans ile direkt olarak örtüşmesi zorunluluğu olduğunu düşünmüyorum. Bu süreç kenara konmuş bir kazanım olarak kalabilir. Süreç, bireyin kendisi ile örtüşen olumlu bir şekilde değerlendirildiğinde, uzun vadede önemli faydaları olabileceğini hissediyorum.
ali eray
26 Eylül 2006, 11:02Yazan: İdil ErkolBen kafamdaki soru işaretleri yüzünden mezun olduktan sonra eğitime bir yıl ara verdim. Biraz durup düşünmek istedim. Sonunda büyük bir heves ve istekle yüksek lisans eğitimine başladım. Sanırım bu hevesin en büyük sebebi çalışırken yeterince beslenmediğimi, kendime birşey katmadığımı hissetmemdi. Çevremdekilerin de genelde aynı düşünceyle okula "geri" döndüklerini gözlemliyorum.
Yüksek lisans eğitimine gelince... Bence olup olmaması kadar nasıl olması gerektiği de tartışılmalı.
24 Eylül 2006, 00:19Yazan: RedRapsodyKonuyu biraz daha açalım öyleyse. Benim bahsettiğim mimar , konsept üzerinde yoğunlaşan bir mimar değil. Daha çok detay ve malzeme bilgisi yüksek, hastane için gerekli teknik bilgiye sahip kimse.
Bir binayı eleştirel gözl incelemeyi öğrendiğimden beri 'karmaşık programlı binaları' ayrıca inceliyorum. Türkiye için konuşacak olursak , ben başarılı denilebilecek bir hastane kompleksiyle karşılaşmadım henüz. Mutlaka sorular içerisindedir. Doktorlar şikayetçidir. Hava almayan doğal ışık görmeyen, havalandırması berbat, sıkışmış bekleme salonları olan, otoparkları sıkıntılı hastenelerdir bizim bildiklerimiz.
Ben şundan yanayım, bu tür karmaşık programlı ve çok ciddi teknik bilgi gerektiren binaları o konuda özel olarak eğitilmiş insanlar yapmalı. Almanyada bu konu çok sıkı, bildiğim kadarıyla. Teknik şartnamelere uyulmadığında büyük cezalarla karşılaşılıyor. Bizde böyle bir problem yok tabi, denetleyecek bir otorite yok. Bu boşluk içerisinde de uzmanlaşma fazlaca lüks kaçıyor bize. Gelişmiş ülkelerin seviyesine geleceksek ' herkesin herşeyi yapamayacağını' kabul etmemiz gerekiyor. Her işin bir uzamanı olmalı. Her mimarlık dalında da o konuda uzman mimarlar olmalı.
23 Eylül 2006, 16:54Yazan: luminauzmanlık ile mühendisleşme üzerine biraz ayık olarak bakmak lazım. hastane mimarı meselesi ise iyice irkilerek bakılmalı bence. mimarlığı tasarımsal ayıklıktan uzaklaştıran her türlü kanal ister akademik olsun ister "piyasa" olsun temkinle düşünülmesi gereken durumlar.
"praksis" ile "piyasa" üzerinde ciddi kafa yormamız gerekiyor bence ."praksis" kelimesi akademik çevrelerin uydurduğu "süslü" bir kelime değil bence "piyasa" yerine düşünülen. hayatı kavrayışımızda olagelmiş kalıplardan uzak bir ayıklık yaratamadığımız sürece "akademik hayatımızla" "piyasamız" arasında pek bir evrilme görmemiz olası değil gibi görünüyor.
deneyim denen olgu da zihinsel bir ayıklıkla sarılı olmadığı zaman ister "okuyarak" ister "çalışarak" bir içerik olarak beliremez diye düşünüyorum.
23 Eylül 2006, 16:31Yazan: RedRapsodyBen lisans eğitiminin azaltılması gerektiğini düşünüyorum. Mimarlığın okulda öğrenlilemeyeceğini düşünüyorum. Örneğin 2 yılda mimarlıkla ilgili dersleri alan öğrenci bir büroda 2 yıl staj yapmaya , projelerini orada gerçekleştirmeye zorunlu olmalı. Okulda geçireceği vakit yerine 2 yıl dışarıda olmalı. Okul da öğrenciyi denetlemeye devam etmeli.
Akademisyenlerin de büro açma hakkı olmalı, piyasada projeler üreten akademisyenler öğrencilere uygulamaya yönelik yetenekler aşılamalı.
Yüksek lisansa gelince, çok az kişi bilinçli biçimde yüksek lisans yapıyor. Çoğunluk
YÜKSEK MİMAR desinler diye yapıyor. Bunun hiçbir anlamı yok bence. Akademisyen olmaya karar verenler de seçtikleri yüksek lisans konusunu çok bilinçli seçmiyor. Ne çıkarsa bahtına mantığındalar.
Yani bilinçli yüksek lisanssa evet. Ben açıkçası yüksek lisans yapmak istediğim konuda uygun üniversite bulamadım henüz. Programlar çok yetersiz, kısıtlı.
Mimarlıkta uzmanlaşma çok önemli ama siz hiç türkiyede HASTANE MİMARI diye bişey duydunuz mu. Yazın tanıştığım almanyada yaşayan bir mimar bana HASTANE MİMARI olduğunu söyledi. Mimarım demedi, yüksek mimarım demedi, hele doktor mimarım hiç demedi, HASTANE MİMARIYIM dedi...
Mimarlıkta uzmanlaşmaya evet. Mimar ünvanının önüne arkasına ek arayanlara hayır.
22 Eylül 2006, 20:04Yazan: burcubalabanMimarlık Lisans Eğitimimin ardından Yüksek Lisans programına başladim. Benimle birlikte yüksek lisans yapan arkadaşlarimin çogu hem calistilar hemde yüksek lisans yaptilar. Ben kendi bolumumde iş pratigine dair cok sey ogrendigimizi dusunuyorum. Egitimimiz süresince mimarlık ve insaat sektöründen pek cok kişiyle tanışma olanagina sahip olduk. Tüm bunlarin yaninda tabiki teoriye dayali egitimimize devam ettik ve tezlerimizi yazdık.
Burda belkide önemli olan noktalardan birisi, mimarlık sektöründe var olan çalısma alanlarına yönelik, belirli bir konuda uzmanlasabilmek için Yüksek lisans egitimi programlarinin ne olcude yararlı oldugu.
Sadece çalısarak işte deneyim kazanmak yeterli mi?
Yüksek Lisans egitimi bize çalıştığımız alanda, o işte çalışırken kazandığımız deneyimin dışında artı bilgiler kazandırabiliyor mu?
Burcu Balaban
22 Eylül 2006, 13:48Yazan: ayasofyaYüksek lisans yapacaklara....
Bence ünvan münvan takmayın.
Bir tek süz yüksek mimarsınız, yapmayanlar alçak mimar değil. Yani açıkçası alçıpancının inadına yaptığı yanlış uygulamayı 2. defa söktürdüğünüzde "olmaz" diye itiraz ettiğinde ve 40 yıllık ustayım dediğinizde ben de yüksek mimarım derseniz faydası değil zararı olur.
Şaka yollu mimarlığı ve akademiyi biraz seviyorsanız ve aklınıza yatan bir bölümde yüksek yapıyorsanız ve hocalardan bir şey almayı onların vermeyi düşünmediği halde alabiliyorsanız zevkli geçecektir.
Evet zevkli bile olur. Tez bile.
Ama askerlik davası varsa bir de ben piyasada ne yaparım ki bari okuyayım diyorsanız uzak durun.
Herkesin bildiği şeyler ama kendinize bir kere tekrarlayın. Boşu boşuna yüksek lisans yapmış olmayın.
18 Eylül 2006, 13:15Yazan: günYapacaksanız sadece hoşlandığınızı düşündüğünüz bir konuda veya piyasada size katkıda bulunabilecek bir konuda yapın bence, yoksa yüksek lisans yaptınız diye kimse sizi ayrıcalıklı görmez. Yukarıdaki iki neden yoksa vaktinizi boşa harcamayın derim. Çalışıp tecrübe kazanın.
Bütün yorumları forumda okuyun!










