Sokağı Hatırlamak

İstanbul yürünebilir sokaklar açısından zengin değil. Birkaç yaya öncelikli yol dışında kent içi yolların yürümeyi özendirecek nitelikte olduğunu söylemek zor.

İstanbul sokakları önünüze bakmayı ve attığınız her adımı kontrol etmenizi söyler, o sokağı tanıyan geçer, tanımayan geçemez, kalır. Bizde sokak genellikle koşturmaların, bir yerden diğerine en çabuk ulaşma çabasının mekânıdır. Durmak, nefes almak, etrafa bakmak pek mümkün değildir. Zaten duracak olsanız da akıntıya kapılmadan nefes alıp oturacak yer de yoktur.

Bununla birlikte sokağın mekânsal niteliği kadar önemli olan bir diğer konu da sokağın sizi bir yerden diğerine taşırken neyi gösterdiği, yaşattığı, algılattığı hatta hatırlattığı konusudur. Kentin belleğinin sokakta kayıtlı olduğunu görmeyiz. Bu durum, çukurun, kaldırımın, kaplamanın, bankın ya da aydınlatma elemanının yanında neredeyse unutulmuş, önemsizleşmiş durumda. Birbirini sürekli olumsuzlayan ve giderek sokağın anlamını ortadan kaldıran yapısal niteliklerin bozukluğu ve sokağın kimliksizliği, bir an evvel oradan geçip gitme arzumuzu tetikliyor.

Bir de gündelik hayatta kullandığımız, varlığını bildiğimiz ama farkında olmadığımız öyle geçitler ve bağlantılar var ki, bunları çoğu zaman sokak olarak bile algılamayız. Tek bir solukta yürümesi zor uzun koridorları bölen, insan ölçeğine getiren, mahallelerin içinden geçen, farklı yaşam biçimleri ve komşulukları birbirine bağlayan geçitler, mekân algımızın değiştiği, nerede olduğumuzun farkına vardığımız, başında ve sonunda durup nefes aldığımız, değişimi fark ettiğimiz kentsel mafsallar, bağlantılardır. Geçitler bize zaman ve mekân arasındaki güçlü ilişkiyi göstererek hatırlatır. Farklı dönemlerin yaşam biçimini kültürünü, algısını birbirine bağlar, ya da ayırır. Geçitler, içinde koşturduğumuz, Haydar Karabey’in “umutsuz koridorlar” diye tanımladığı sokaklarda, biraz yavaşlayıp etrafımızı fark etmemizi sağlar.

MSGSÜ, Şehir ve Bölge Planlama Bölümde yakın zamanda ekip olarak hazırladığımız* çalışmada biz de, Ömer Yılmaz’ın vurgusunu yaptığı “daha evimizden ilk adımımızı attığımızda” ilişki kurduğumuz sokak ve tarif ettiği güncel durumu inceledik. Levent bölgesindeki vaziyet planlarının, kapalı siteler oluşturduğu tarihlerden önce, topoğrafyaya uygun, düzayak, kullanışlı bir rota tanımladığı; birbirine el verip eklenerek bağlanan konut alanlarının bağımsız ama ilişkili tasarım kurgusunu sokak üzerinden nasıl tanımladığını tespit etme imkânı bulduk. Bu anlamda Ömer Yılmaz’ın nitelikli yaya yolları vurgusunun ne kadar önemli olduğunu ve dikkate alınması gerektiğini, yerel yönetimlerin sokağı basit bir makyaj ya da kenti güzelleştirme projeleri kapsamında ele almaktan öte yaşanabilir kentsel mekânları elde etmek için öncelikle üzerine durmaları gereken bir konu olarak değerlendirmeleri gerektiğini vurgulamak istiyorum.

 

Levent Bölgesinde bulunan yaklaşık 3 kilometrelik yürünebilir nitelikteki rota, daralıp genişleyen sokaklar sisteminin ya da başka bir değişle geçitlerle birbirine bağlanarak açık geçirgen mahalleleri kateden kamusal mekânların oluşturduğu iyi bir örnektir. Bu rotanın İstanbul’daki diğer mahalle içi rotalardan farkı, 1950’de Türkiye’de ilk uygulamaları görünen modern konut alanı tasarımlarının birbirine eklemlenerek ve diğeriyle sürekliliği olan işlev ve anlam bağları kurarak oluşturduğu açık geçirgen mahalleler sistemini tanımlıyor olmasıdır.

1950’de tamamlanan Rebii Gorbon ve Kemal Ahmet Arû imzalı 1. Levent yerleşimini takip eden Petrol İşçileri Sendikası Yapı Kooperatifi, Nispetiye Mahallesi Konutları, Bebek-Etiler Kooperatif Evleri, Garanti Mahallesi Basın Sitesi Konutları, Huzur Evi Konutları ve Uçaksavar Sitesi, Nispetiye Caddesi aksının kuzey ve güney yamaçlarında yaklaşık 130 ve 140 kotlarında uzanan aks boyunca yürünebilir kentsel bir bütün oluşturmaktadır. İnşa edildikleri dönemde henüz bütüncül bir plan kapsamında tasarlanmamış olmamalarına rağmen sokağın birleştirici kamusallığı bu kentsel sistemi bir arada tutmuştur. Günümüzde halen kullanılan ve geçitler ve ara sokaklara birbirine bağlanan bu sistem yukarıda bahsettiğimiz mekânsal niteliklerin iyileştirilerek söz konusu açık geçirgen mahalle kültürünün devamlığının sağlanabilmesi için müdahale beklemektedir. Bu müdahale yine yukarıda vurguladığım gibi bir kentsel makyajdan öte, söz konusu kentsel alanın yaşanabilir kompakt bir sistem olarak varlığını sürdürebilmesi ve mekânda kayıtlı olan belleğin aktarılabilmesi için önem taşımaktadır. Kapalı siteler ve kente yukarıdan bakan rezidansların kamusal mekânla ilişkisizliğinin karşısında sokağın ve açık geçirgen mahallenin varlığının yeniden hatırlanması gereklidir.


Levent Bölgesinde geçitler, sokaklar, meydanlar

*Açık Geçirgen Mahalle Proje Ekibi: Melih Birik, Ömer Devrim Aksoyak, Özlem Çalışkan, Selin Şahin, Ece Nur Akman. (http://ekognozi.wixsite.com/acikgecirgenmahalle)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir