Arkitera Mimarlık Merkezi - Görüş http://www.arkitera.com/gorus 2000 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösteren Arkitera Mimarlık Merkezi, mimarlık kültürünün gelişmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışan Türkiye'nin ilk bağımsız mimarlık merkezidir. Akdeniz Liman Kentinden Yapı Yığınına Dönüşen Mersin http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/akdeniz-liman-kentinden-yapi-yiginina-donusen-mersin/1220 Tolga Ünlü <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/giris_gorsel.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>"Süper Kent Mersin Dosyası" kapsamında Tolga Ünlü tarafından kaleme alınan yazı, Mersin'in iki yüzyıllık gelişmesini özetlerken bu süreçte hazırlanan planlara kısaca değiniyor.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Mersin'in siluetinden bir kesit (Kaynak: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi)</span></p> <p>On dokuzuncu y&uuml;zyılın başında Beaufort (1817) tarafından "deniz kenarında birka&ccedil; kul&uuml;beden oluşan" bir yerleşim olarak tanımlanmış olan Mersin kenti, yaklaşık iki y&uuml;zyıllık zamanda dikkat &ccedil;ekici bir b&uuml;y&uuml;me s&uuml;reci ge&ccedil;irmiş ve 2017 yılı itibariyle, T&Uuml;İK'e g&ouml;re 1005455 kişilik bir n&uuml;fusa ulaşmıştır. Kuşkusuz T&uuml;rkiye kentlerinin bir&ccedil;oğunda s&ouml;z konusu d&ouml;nemde &ouml;nemli bir b&uuml;y&uuml;me ger&ccedil;ekleştirmiştir. Ancak neredeyse yoktan var olmuş bir kent olarak Mersin'in, n&uuml;fus b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; y&ouml;n&uuml;nden g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &uuml;lkenin en b&uuml;y&uuml;k kentlerden biri haline gelmiş olması, s&ouml;z konusu b&uuml;y&uuml;meyi dikkat &ccedil;ekici hale getirmektedir. Bu doğrultuda yazıda, Mersin'in kentsel b&uuml;y&uuml;mesine y&ouml;nelik kısa bir değerlendirme yapılacak, b&uuml;y&uuml;meyi hızlandıran etkenler ve mekanizmalara ilişkin bir a&ccedil;ıklama geliştirilmeye &ccedil;alışılacaktır.</p> <p>T&uuml;rkiye kentlerine y&ouml;nelik b&uuml;y&uuml;meyi, Tekeli'nin (1998) d&ouml;nemlemesi &ccedil;er&ccedil;evesinde incelemek olanaklıdır. S&ouml;z konusu d&ouml;nemleme &uuml;lkede hakim olan sosyal, politik ve ekonomik ilişkilere g&ouml;re tanımlanmıştır ve zaten kentlerin fiziksel yapısının değişimini bu etkenlerden bağımız ele almak olanaklı değildir. On dokuzuncu y&uuml;zyılda, simgesel olarak Tanzimat'ın ilanı ile başlayıp 1923 yılında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu yıla dek kesintilerle de olsa devam eden Osmanlı modernleşmesi d&ouml;neminde, Mersin kentinin kurulmasına neden olan ilişkiler ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bu d&ouml;nemde Mersin, yeniden &ouml;rg&uuml;tlenen k&uuml;resel ekonomi i&ccedil;inde &ccedil;evre &uuml;lke konumuna gelmiş olan Osmanlı İmparatorluğu i&ccedil;inde Anadolu'nun g&uuml;neyinde bir liman kenti olarak kurulmuş ve sanayileşmiş olan merkez &uuml;lkelere hammadde aktarımını sağlamak i&ccedil;in, sanayi &uuml;retimine girdi sağlayacak tarım &uuml;r&uuml;nlerinin yetiştirildiği &Ccedil;ukurova b&ouml;lgesi ile sanayileşme s&uuml;recinin merkezi olan Liverpool, Manchester, Marsilya vb. liman kentleri ile arasında bağlantı noktası haline gelmiştir (Selvi &Uuml;nl&uuml; 2009; Selvi &Uuml;nl&uuml; ve G&ouml;ksu 2018; Toks&ouml;z 2000).</p> <p>On dokuzuncu y&uuml;zyıl boyunca Mersin'in par&ccedil;ası olduğu uluslararası iktisadi ilişkiler kentin fiziksel yapısının bi&ccedil;imlenmesini ve kentin b&uuml;y&uuml;me &ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; de etkilemiştir. B&ouml;ylece, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde "Mersin Tarihi Kent Merkezi" olarak nitelendirilebilecek b&ouml;lge oluşmuştur. S&ouml;z konusu b&ouml;lgedeki gelişmede sahil boyunca inşa edilmiş bir&ccedil;ok iskele ve bu iskelelerin art alanında yer alan ticari ilişkiler etkili olmuştur. Selvi &Uuml;nl&uuml; ve &Uuml;nl&uuml; (2009) tarafından da belirtildiği gibi bu d&ouml;nemde kentin ana omurgasını ana meydan olan G&uuml;mr&uuml;k Meydanı ve bu meydanın organik bir uzantısı olan G&uuml;mr&uuml;k İskelesi'ni doğuda kentin girişinde yer alan istasyona bağlayan Uray Caddesi oluşturmuştur. Bu cadde boyunca uluslararası ticaret ile uğraşan g&uuml;mr&uuml;k komisyoncuları ve gemi şirketleri ile birlikte finans sekt&ouml;r&uuml;nden bir&ccedil;ok banka ve sigorta şirketinin yer se&ccedil;miştir (&Uuml;nl&uuml; ve Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2012). On dokuzuncu y&uuml;zyıl boyunca Mersin, batıya doğru b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, s&ouml;z konusu b&uuml;y&uuml;me s&uuml;recinde Uray Caddesi'ni esas alan mekansal &ouml;rg&uuml;tlenme korunmuş, Uray Caddesi'nin devamı niteliğindeki Kışla Caddesi &ccedil;evresinde yeni ticaret, k&uuml;lt&uuml;r, rekreasyon ve konut alanları gelişmiştir.</p> <p>On dokuzuncu y&uuml;zyılda, Uray Caddesi ve Kışla Caddesi &ccedil;evresinde, farklı nitelikteki ticaret ve konut alanlarının bir araya geldiği kentin b&uuml;t&uuml;nsel yapısı, ikinci d&ouml;nem olan Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi'nde de korunmuştur. İlk d&ouml;nemde, kentin tarihi merkezinin dışında Kışla Caddesi'ne bağlı bi&ccedil;imde bir konut b&ouml;lgesi olarak oluşmaya başlayan &Ccedil;amlıbel mahallesi, Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi'nde kent formu i&ccedil;inde daha belirgin hale gelmiştir. Genel kentsel yapının korunduğu bu d&ouml;nemde, yeni kurulmuş olan Cumhuriyet'in politikaları kısmen kentsel mekanda da kendini g&ouml;stermeye başlamıştır. 1940'larda vali olarak g&ouml;rev almış olan Tevfik Sırrı G&uuml;r &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nde Cumhuriyet'in k&uuml;lt&uuml;rel politikaları a&ccedil;ısından &ouml;nemli olan Halkevi binasının yanı sıra, kentin ilk lisesi (g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Tevfik Sırrı G&uuml;r Lisesi) ile yeni istasyon binası inşa edilmiştir. Konut alanlarında ise Mersin Evleri (Yenişehirlioğlu vd., 1996) olarak nitelendirilen yapılar &uuml;retilmiştir.</p> <p>Bu &ccedil;er&ccedil;evede, on dokuzuncu y&uuml;zyılda Osmanlı modernleşmesi ve 1923 yılında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından T&uuml;rkiye modernleşmesi olarak adlandırılabilecek, İkinci D&uuml;nya Savaşı'na dek devam eden Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi boyunca Mersin kentinde, &uuml;st &ouml;l&ccedil;ekte Uray Caddesi ve Kışla Caddesi'nin omurgası olduğu bir kentsel yapı i&ccedil;inde kentin farklı alanları birbirine tutarlı bir şekilde bağlanmış, iskeleler bu yapının etkin birer par&ccedil;ası haline gelmiş, G&uuml;mr&uuml;k Meydanı'nın merkezinde olduğu bir kamusal mekan sistemi oluşturulmuştur. Alt &ouml;l&ccedil;ekte ise kendine &ouml;zg&uuml; bir mimari bi&ccedil;em oluşturulmuştur. &Uuml;st ve alt &ouml;l&ccedil;ekte geliştirilen tutarlı dil b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; kentin yirminci y&uuml;zyıl başındaki ve 1940'lardaki siluetinde de izlenebilmektedir (Şekil 1). Ankara i&ccedil;in d&uuml;zenlenmiş uluslararası planlama yarışmasını kazanıp hazırladığı imar planının ardından Adana, Tarsus, Ceyhan, Gaziantep ve İzmit kentlerinin ilk imar planlarını hazırlanmış olan Hermann Jansen, Mersin i&ccedil;in 1938 yılında hazırlamış olduğu, kentin ilk imar planına ilişkin a&ccedil;ıklama raporunda kentin mevcut olan karakterinin korunması gerektiğini, ticaret ve deniz kenti olan Mersin'in bu &ouml;zelliklerinin g&uuml;&ccedil;lendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/Sekil-1-a.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/Sekil-1-b.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 1: Yirminci y&uuml;zyıl başında (&uuml;stte) ve 1940'larda Mersin'in silueti (Kaynak: Ali Murat Merzeci Arşivi (&uuml;stte) ve T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi)</span></p> <p>Mersin, on dokuzuncu y&uuml;zyılın ikinci yarısında g&ouml;stermiş olduğu ilk hızlı b&uuml;y&uuml;menin ardından ikinci hızlı b&uuml;y&uuml;meyi, 1950-1980 d&ouml;neminde ger&ccedil;ekleştirmiştir. Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi boyunca yaklaşık 27000 kişi olan kent n&uuml;fus, 1950'de 48000 kişi iken 1980'de 152000 kişiye ulaşmıştır. &Uuml;lke &ouml;l&ccedil;eğinde, tek partili y&ouml;netimden &ccedil;ok partili politik d&uuml;zene ge&ccedil;işle birlikte Demokrat Parti'nin k&uuml;resel &ouml;l&ccedil;ekte liberal ekonomik d&uuml;zene eklemlenme &ccedil;abaları bu d&ouml;nemde bir&ccedil;ok kentte &ouml;nemli değişimlerin ger&ccedil;ekleşmesine neden olmuştur. Tarım alanlarındaki modernizasyon hamlesinin sonucunda kırsal alanda ortaya &ccedil;ıkan işsiz n&uuml;fusun kentlerdeki iş olanakları i&ccedil;in kentlere g&ouml;&ccedil; etmesi, kentlerde hızlı bir n&uuml;fus artışını beraberinde getirirken demografik yapıyı da değiştirmiştir. Mersin de bu s&uuml;re&ccedil;ten etkilenmiştir, ancak bu s&uuml;reci tetikleyen, yeni iş olanaklarının ortaya &ccedil;ıkmasına ve bu doğrultuda kentin yeni bir b&uuml;y&uuml;me &ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; geliştirmesine neden olan unsur, yeni liman alanının inşa edilmesidir. 1954 yılında başlayan inşaatın tamamlanması sonucunda 1962 yılında işletmeye a&ccedil;ılan liman ile birlikte kentin doğu gelişme koridorunda yer se&ccedil;ecek olan bir&ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli sanayi tesisi, Mersin'i b&ouml;lge i&ccedil;inde iş olanakları y&ouml;n&uuml;nden &ccedil;ekici bir merkez haline getirmiştir. N&uuml;fus artışında etkili olan s&ouml;z konusu gelişmeler, aynı zamanda kentin on dokuzuncu y&uuml;zyılda Osmanlı modernleşmesi ve Erken Cumhuriyet d&ouml;nemi boyunca geliştirmiş olduğu kentsel yapının &ouml;nemli bir bi&ccedil;imde değişmesine neden olmuştur. Yeni liman i&ccedil;in denizin doldurulması sonucunda kentin kurgusunun &ouml;nemli bileşenleri olan iskelelerin yıkılması, deniz ile etkileşimde olan G&uuml;mr&uuml;k Meydanı'nın işlevsizleşmesi s&ouml;z konusu değişimin belirgin g&ouml;stergeleri haline gelmiştir. Bunun sonucunda kent merkezinde kentsel yapı zayıflamış, artan n&uuml;fus ile birlikte kentin &ccedil;eperinde yeni konut alanları &uuml;retilmeye başlanmıştır. Diğer yandan, daha &ouml;nceki d&ouml;nemlerde &uuml;retilen konut alanlarında az katlı yapıların yıkılması ve yerine yeni bir yapı tipi olarak apartmanların inşa edilmesi s&uuml;reci başlamıştır. Bir başka gelişme ise yine kentin &ccedil;eperinde, kırsal alandan g&ouml;&ccedil; ederek gelen yeni grupların hisseli parselasyon yoluyla kendi konut alanlarını &uuml;retmeye başlamalarıdır. B&ouml;ylece Mersin 1950-1980 yılları arasında bir yandan yeni konut alanları ve hisseli parselasyon ile &uuml;retilen alanlar ile &ccedil;epere doğru yayılırken diğer yandan mevcut yapılaşmış alanlar i&ccedil;inde apartmanlaşma ile birlikte yoğunlaşma s&uuml;recine girmiştir. 1963 yılında &uuml;retilen kentin ikinci imar planı olan İller Bankası Planı ise yayılma ve yoğunlaşma s&uuml;re&ccedil;leri ile ortaya &ccedil;ıkan sorunlara yanıt vermekte yetersiz kalmış, yoğunlaşan b&ouml;lgelerde mevcut eğilimlerin korunacağı plan kararları geliştirmiş, yeni gelişme alanlarında ise piyasa dinamiklerinin eğilimlerine yanıt vermiştir. Plan, hisseli parselasyon ile &uuml;retilen b&ouml;lgelere y&ouml;nelik ise etkili kararlar &uuml;retememiştir.</p> <p>S&ouml;z konusu yayılma ve yoğunlaşma s&uuml;re&ccedil;leri 1980 yılından sonra iki d&ouml;nemde 1985 ile 2003 arasında ve 2003 sonrasında daha a&ccedil;ık bir şekilde g&ouml;zlemlenebilir hale gelmiştir. "Kampus tipi" konut siteleri, kentin batıya doğru b&uuml;y&uuml;me s&uuml;recinde Yenişehir il&ccedil;esinin kuzeyinde 1990'lı yılların sonunda ortaya &ccedil;ıkmaya başlamış, daha sonra 2010'lu yıllarda Mezitli ve Toroslar il&ccedil;elerinde de yaygınlaşmaya başlamıştır. Diğer yandan yapılaşmış alanlarda apartmanların &uuml;retilmesi ile yoğunlaşma s&uuml;reci bir doygunluk aşamasına gelmiştir (Şekil 2). S&ouml;z konusu gelişme, kentin tarihi merkezinin dışında gelişmiş olan ilk konut alanı olan &Ccedil;amlıbel'de &Uuml;nl&uuml; ve Baş'ın (2017) ayrıntılı incelmesi ile ortaya konmuştur. &Ccedil;amlıbel'de konut yerleşimi &uuml;&ccedil; aşamadan ge&ccedil;miştir. İlk aşamada b&uuml;y&uuml;k bah&ccedil;eler i&ccedil;inde iki katlı olarak inşa edilen konut yapılarının parselleri ikinci aşamada ikiye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş, yeni &uuml;retilen parselde apartman inşa edilmiş, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; aşamada ise iki katlı yapı da yıkılarak yeni bir apartman yapılmıştır. B&ouml;ylece ilk aşamada oluşturulan kentsel bağlam, ikinci aşamada bozulmuş (degeneration) ve son aşamada yeniden (regeneration) &uuml;retilmiştir. Bu alanlarda kar maksimizasyonu i&ccedil;in m&uuml;lk sahipleri daha fazla konut birimi, m&uuml;teahhitler ise daha fazla inşaat alanı elde etmeyi ama&ccedil;larken, yerel y&ouml;netimler imar planlarında gerekli d&uuml;zenlemeleri yaparak, plancılar uygun imar planları &uuml;reterek ve mimarlar da s&uuml;reci tamamlayan projeleri tasarlayarak piyasa rasyonelleri i&ccedil;inde parsel &ouml;l&ccedil;eğinde oluşturulan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli ittifakın bileşenleri haline gelmiştir ve gelmektedirler. Kent merkezindeki yoğunlaşma s&uuml;reci ise, 1970'li yıllarla birlikte kentin siluetinde belirgin bir değişimi beraberinde getirmiştir (Şekil 3). Kentin &ccedil;eperindeki konut siteleri, ilk aşamada mevzi planlar ile ger&ccedil;ekleştirilmiş, daha sonra benzer yapılaşma imar planları ile olanaklı hale gelmiştir. Bu aşamada &uuml;retilen imar planlarında yapılaşmanın salt yapılaşma katsayısı (emsal) ile denetlenmeye &ccedil;alışılması, kentsel alanda fiziksel &ouml;zellikleri itibariyle birbiriyle uyumsuz yapıların bir araya gelmesine neden olmuştur. Burada plancı ve devamında yerel y&ouml;netimler salt yapılaşma katsayısını belirleyerek daha az denetim sunarken, mimarlar kendi &ouml;ncelikleri doğrultusunda bir tasarım geliştirmeyi, arazi geliştiricileri ve m&uuml;teahhitler ise daha fazla kar etmeyi ama&ccedil;lamışlardır.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/Sekil-2.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 2: Yenişehir il&ccedil;esinin kuzeyinde "Kuzey Mersin" olarak adlandırılan b&ouml;lgede, 2000'li yıllarla birlikte yaygınlaşan konut siteleri (Kaynak: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/Sekil-3-a.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/Sekil-3-b.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 3: 1970'lerde (&uuml;stte) ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Mersin'in silueti (Kaynak: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi)</span></p> <p>&Ouml;zetlemek gerekirse, on dokuzuncu y&uuml;zyılın başından itibaren yaklaşık iki y&uuml;zyıllık d&ouml;nemde Mersin'in g&ouml;stermiş olduğu kentsel b&uuml;y&uuml;me Mersin'i, ilk aşamada &uuml;st &ouml;l&ccedil;ekten alt &ouml;l&ccedil;eğe dek kendi i&ccedil;inde tutarlı bir b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k g&ouml;steren kentsel yapı ile kentsel &ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n ve yapıların &uuml;retildiği kentten, &ccedil;epere doğru hızlı bir şekilde yayılan ve kendi i&ccedil;inde &ccedil;ok fazla yoğunlaşan (&Uuml;nl&uuml; ve Baş'a (2017) g&ouml;re &Ccedil;amlıbel'deki ortalama yapı yoğunluğu yedi kat artmıştır) bir kente d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;ş, kentsel mekan ve toplumsal bir yaşamın değil yapı &uuml;retmenin &ouml;ncelikli olduğu bir kent haline getirmiştir. Kentsel mekan, birlikte &uuml;retilen bir toplumsal alan olmaktan uzaklaşmış, bireysel &ccedil;ıkarların &ouml;ncelikli olduğu, temel devindirici g&uuml;c&uuml;n kar maksimizasyonu olduğu bir meta haline gelmiştir. Bunun sonucunda ise on dokuzuncu y&uuml;zyılda diğer bir&ccedil;ok benzerleri ile ortak &ouml;zellikler g&ouml;steren bir Akdeniz liman kenti olan Mersin (Selvi &Uuml;nl&uuml; ve G&ouml;ksu 2018), binaların bir araya geldiği bir yapı yığınına d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Bu durum, kuşkusuz salt Mersin'e &ouml;zg&uuml; bir değişim ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m değildir, &uuml;lkenin t&uuml;m kentleri benzer s&uuml;re&ccedil;leri yaşamaktadır. Bu s&uuml;rece, siyasal alanda yerel y&ouml;neticiler, profesyonel alanda plancılar, mimarlar, harita m&uuml;hendisleri ve diğerleri eylemleri ile destek vermişler, en azından s&uuml;re&ccedil;te kolaylaştırıcı olarak rol almışlardır. T&uuml;rkiye kentlerinde, hızlı bir yapılaşma ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;re&ccedil;lerinin yaşandığı son d&ouml;nemde piyasa rasyonellerine değil kamu yararına &ouml;ncelik veren mekan &uuml;retme s&uuml;re&ccedil;lerine her zamankinden daha &ccedil;ok gereksinim duyulmaktadır.</p> <p><strong>Kaynaklar</strong></p> <p>Beaufort, F. (1817). Karamania or a Brief Description of the Southeast Coasts of Asia<br />Minor and the Remains of the Antiquity. London: Printed for R. Hunter.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml; T. (2009) Bir İskeleden Liman Kentine Doğu Akdeniz'in &Ouml;nemli Bir Limanı Olarak On Dokuzuncu Y&uuml;zyılın İkinci Yarısında Mersin'de Mekansal Gelişim. Planlama 3/4:5-26.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml; T ve G&ouml;ksu E (2018) Osmanlı'dan ulus devlete Doğu Akdeniz liman kentlerinde mekana m&uuml;dahale ve kent kimliğindeki değişim: Mersin ve Volos &ouml;rneği, ODT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, 35(1), s. 51-88.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml;, T. ve &Uuml;nl&uuml;, T. (2009). İstasyon'dan Fener'e Mersin. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Kitapları Serisi-1, Mersin.</p> <p>Tekeli İ. (1998) T&uuml;rkiye'de Cumhuriyet d&ouml;neminde kentsel gelişme ve kent planlaması Sey Y (ed) 75. yılda değişen kent ve mimarlık. Tarih Vakfı, İstanbul, s. 1-24</p> <p>Toks&ouml;z M. (2000) The &Ccedil;ukurova: From nomadic life to commercial agriculture, 1800-1908. Basılmamış Doktora Tezi. Graduate School of Binghamton University, State University of New York</p> <p>&Uuml;nl&uuml; T ve Baş Y (2017) Morphological processes and the making of residential forms: morphogenetic types in Turkish cities. Urban Morphology 21(2):105-122</p> <p>&Uuml;nl&uuml; T. ve Selvi &Uuml;nl&uuml; T. (2012) Gelişen ticaret, değişen kent: Mersin, 1850-1950. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Kitapları Serisi-2, Mersin.</p> <p>Yenişehirlioğlu, F. M&uuml;derrisoğlu, F. ve Alp, S. (1996), Mersin Evleri. Ankara, TC K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığı.</p> Thu, 19 Jul 2018 17:31:00 +03 LED’ler ve Renk Kullanımı: Pavyonlaştıramadıklarımızdan mısınız? http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/led-ler-ve-renk-kullanimi--pavyonlastiramadiklarimizdan-misiniz_/1218 Emre Güneş <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/kuzey_yildizi_resize.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>LED'in ticari olarak kullanılmaya başlanması 1960'lı yıllara kadar dayanır. Ancak genel aydınlatmada kullanılarak daha &ccedil;ok hayatımıza girmesi mavi LED'in bulunduğu 2008 yılı ve sonrasında ger&ccedil;ekleşti. Ufak boyutları, uzun &ouml;m&uuml;rleri ve kolayca renk değiştirebilmeleri sayesinde hızla diğer ışık kaynaklarını egale ederek bug&uuml;n neredeyse bir tekele d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş durumda. Hen&uuml;z oturmamış OLED ve gelişmekte olan Lazer tehdit olarak dursa da, artık t&uuml;m konvansiyonel ışık kaynaklarının geride kaldığını, şu anda aydınlatma denince akla LED'in geldiğini kabul etmek gerekiyor.</p> <p>Bu hızlı s&uuml;recin getirdiği kuralsızlık ve standartsızlığın etkilerini şu yazımda dile getirmiştim. (Bakınız: <a href="http://www.arkitera.com/gorus/1124/vahsi-bati-veya-led-sonrasi-aydinlatma-endustrisi" target="_blank">Vahşi batı veya LED sonrası aydınlatma end&uuml;strisi</a>). Bug&uuml;n ise LED'ler ile renk kullanımı arasındaki ilişkiyi mercek altına almak istiyorum.</p> <p>G&uuml;n ge&ccedil;miyor ki, şehir sil&uuml;etinde yeni bir tarihi cephe daha, aydınlatmasını yenileyerek renkli g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lere ev sahipliği yapmasın. Bu en kibar tabirle "bağlamsız, temelsiz", esasında epeyi şuursuz olarak s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m, &ouml;l&ccedil;ek olarak bir tek cepheden geniş bir b&ouml;lgeye kadar farklı b&uuml;y&uuml;kl&uuml;klerde olabiliyor. Bu konuda Ankara'nın Pursaklar b&ouml;lgesi, Kuzey Yıldızı parkı ile şimdiden tarihteki yerini inanılmaz bir &ouml;rnek olarak aldı. BIM poşetli dedelerin pembe ışıklı &ccedil;ardaklarda &ccedil;ekirdek &ccedil;itlemesi mi, yoksa evinin i&ccedil;erisine kırmızı ışık tutulan insanların her gece &ccedil;ektiği eziyet mi garip inanın, tam kestiremiyorum. Bir de bunların "dekoratif" &ccedil;alışmalar olarak ifade edilmesi hatta bir d&ouml;nem Ankara'nın bir aydınlatma &ouml;d&uuml;l&uuml;ne konu olmasını da hayatın getirdiği cilveler olarak kabul ediyorum. Bu konuda yazdığım, hatta uluslararası bir aydınlatma &uuml;reticisi ile t&uuml;m ticari faaliyetlerimizin sonlanmasına sebep olan yazı, halen g&uuml;ncelliğini koruyor.</p> <p>Aydınlatma tasarımının beslendiği bir&ccedil;ok disiplin var. Normal şartlar altında, tasarım s&uuml;reci fizik, elektrik, psikoloji, sağlık ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerin katkısı ile ortaya &ccedil;ıkmalı. Bu anlamda renk ile k&uuml;lt&uuml;rler arasındaki ilişkiye bakmadan yapılan her t&uuml;rl&uuml; yaklaşım &ouml;zde bahsettiğim "şuursuz" d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; besliyor.</p> <p>Renk ve K&uuml;lt&uuml;r</p> <p>Her renk her k&uuml;lt&uuml;rde aynı manaya gelmez. O rengin kullanımı ve &ccedil;ağrıştırdıkları k&uuml;lt&uuml;rler arasında fark g&ouml;sterir. En basitinden yeşil rengin m&uuml;sl&uuml;man k&ouml;kenleri olan bir coğrafyada ifade ettiği ile Amerika'da ifade ettiği şey aynı değil. Ya da mevsimsel etkilerin renk sıcaklığı se&ccedil;imindeki &ouml;nemi ortada. Kuzey Avrupa'da daha &ccedil;ok sıcak beyaz renk sıcaklığı (2700K, 3000K) beğenilirken, ortadoğu daha &ccedil;ok soğuk beyaz (4000K, 5000K) tercih edebiliyor. İran gibi aynı armat&uuml;rde 3000K ve 4000K yanyana kullanan k&uuml;lt&uuml;rler bile var. Bu tercihler zaman i&ccedil;erisinde oluşuyor. T&uuml;rkiye &ouml;rneğine d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde fazla rengin, yani &ccedil;eşitli renklerin bir arada ve hareketli olarak kullanılmasının net bir k&uuml;lt&uuml;rel karşılığı var. "Pavyon". İstanbul Boğazi&ccedil;i K&ouml;pr&uuml;s&uuml; aydınlatma s&uuml;recinde de g&uuml;ndeme geldiği gibi bolca rengi g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez &ccedil;oğumuzun aklına bu kelime geliyor. Halbuki uzak doğuda renkler daha k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n i&ccedil;erisine işlenmiş ve kabul edilmiş durumda.</p> <p>Bağlam</p> <p>Kaldı ki "pavyon" yakıştırmasını g&ouml;ze alıp renk kullanmaya karar verdiyseniz bile, &ccedil;ok &ouml;nemli bir soruya cevap vermelisiniz. Neden? Neden o renkleri, o animasyon ile kullanıyorsunuz? Esasında bu soru aydınlatmaya &ouml;zel değil, yani disiplin ne olursa olsun, mimari, grafik vb her tasarım kararınızın bir "neden" sorusuna cevabı olmalı ancak buradaki riskli durum bunu daha da &ouml;nemli kılıyor. Maalesef &ccedil;oğu zaman bu cevap; &ccedil;&uuml;nk&uuml; "LED renk değiştirilebiliyor" oluyor. Yani değiştirebiliyorsa neden değiştirmesin? Değil mi? Ne kadar mantıklı!</p> <p>&Ccedil;oğu zaman bu kararların m&uuml;şteri tarafından verildiğinin farkındayım, yani bu konu a&ccedil;ıldığında konuştuğum şatış&ccedil;ı / tasarımcı arkadaşlar "ama m&uuml;şteri istiyor" diyebiliyor. Haklılar, hatta sunumlarımda anlattığım şu anı halen beni de g&uuml;ld&uuml;r&uuml;r. Yine uluslararası &uuml;ne sahip, başka &ouml;nemli bir &uuml;reticinin teknik ekibinden bir arkadaş anlatmıştı. Azerbeycan'da bir cephe projesine gidiyorlar. Ama&ccedil;, &ouml;nceden hazırladıkları 2 senaryoyu m&uuml;şteriye sunmak ve onay almak. M&uuml;şteri dahil, geniş bir ekip hazır bekliyor. Hikayeyi anlatan arkadaş, hazırladıkları senaryoları sunmadan, &ouml;ncelikle t&uuml;m LED'lerin doğru &ccedil;alıştığını test etmek i&ccedil;in kullandıkları bir test senaryosunu a&ccedil;ıyor. 5 dakikada olabilecek t&uuml;m renklerin ama&ccedil;sız ve bağlamsız bir şekilde yanıp s&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; bu test senaryosunu g&ouml;ren m&uuml;şteri ise "bayıldım" diyor. Sonrasında ne kadar a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışsalar ve diğer senaryoları da g&ouml;sterseler de m&uuml;şteri kararını değiştirmiyor. Bug&uuml;n halen o cephede o test senaryosu "show" yapmaya devam ediyor.</p> <p>Kontrol Mekanizması ve &Ouml;neri</p> <p>Esasında durumun garipliği de ortada. T&uuml;m şehir siluetini etkileyecek bir alanda t&uuml;m karar m&uuml;şterinin 2 dudağı arasında. Herhangi bir kamu kontrol&uuml;n&uuml;n olmadığı her durumda da b&ouml;yle olmaya devam edecek. Maalesef &uuml;lkemizde de halen bu anlamda bir kontrol mekanizması yok.</p> <p>Kaldı ki insan doğal olarak sadece 5 dakika boyunca g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; "yanar d&ouml;ner" bir şeyden hoşlanabilir. Problem o cepheye t&uuml;m gece bakmak zorunda olan şehir ve komşular i&ccedil;in ge&ccedil;erli. Şu yazımda belirttiğim gibi ışığa da ses gibi davranmadık&ccedil;a yani aynı seste olduğu gibi kamusal alanda ışığın kullanım kurallarını oturtmadık&ccedil;a bu durum aynen devam edecek. (Bakınız: <a href="http://www.arkitera.com/gorus/1178/isik-kirliligini-buyuk-oranda-onlemek-icin-3-temelooneri" target="_blank">Işık kirliliğini (b&uuml;y&uuml;k oranda) &ouml;nlemek i&ccedil;in 3 temel &ouml;neri</a>)</p> <p>Uzun bir s&uuml;redir duyumlarını aldığımız İstanbul Şehir Aydınlatma Master Planı'nın duyurulması ve devreye alınması ile beraber umarım bu durum da değişir.</p> <p>Benim ise, hen&uuml;z bu kurallar oturmadan, s&uuml;re&ccedil;ten samimi olarak rahatsız olan t&uuml;m satış&ccedil;ı ve tasarımcı arkadaşlara na&ccedil;izane bir &ouml;nerim var. M&uuml;şterilerinizi l&uuml;tfen uyarın, m&uuml;mk&uuml;nse sadece 5 dakika değil, t&uuml;m gece aynı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye bakmalarını sağlayarak bu onay s&uuml;re&ccedil;lerini y&uuml;r&uuml;t&uuml;n. Cepheyi karşıdan g&ouml;ren bir restorantta akşam yemeği olabilir mesela? Daha yavaş ge&ccedil;işler, gece 12 sonrası farklı senaryolar, hepsi &ouml;nerilebilir.</p> <p>Artık g&uuml;n harekete ge&ccedil;me g&uuml;n&uuml;. Ancak hep beraber hareket ederek değişimi başlatabiliriz. B&ouml;ylece de, son yıllarda artarak devam eden rengarenk hayatımız biraz dinginleşebilir ve bu ışık tecav&uuml;z&uuml;ne zorla maruz kalan insanların mağduriyeti azalabilir. Aksi halde hep beraber yeni bir sorunun bolca kullanımına imza atacağız: "Yoksa siz hala pavyonlaştıramadıklarımızdan mısınız?"</p> Tue, 17 Jul 2018 16:16:00 +03 Şüpheli Yarışmalar http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/supheli-yarismalar/1207 Azat Yalçın <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/yarisma_görüs.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Yarışma kültürü konusunda eksiklikler ve mevzuata aykırı işlemlere yönelik tespitleri içeren bir görüştür. <br><br><p class="MsoNormal">Yaklaşık 3 ay &ouml;nce buradan bir g&ouml;r&uuml;ş yayınladım. Bu g&ouml;r&uuml;şte kısaca, yarışmaların mevzuata aykırı y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nden ve eksikliklerinden bahsettim. Mevzuata aykırılar &ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; yasada belirtilen &ouml;zg&uuml;n ve &ouml;zel &lsquo;&rsquo;&ouml;n proje&rsquo;&rsquo; se&ccedil;imi yapacak bir j&uuml;ri kurulamıyor ve zaten bu j&uuml;ri &uuml;yeleri &lsquo;&rsquo;doğrudan temin&rsquo;&rsquo; usul&uuml;ne h&acirc;kim değiller. Sonu&ccedil; olarak bazı ş&uuml;phe ve hukuki sorunlar ortaya &ccedil;ıkıyor:</p> <ul> <li>İdareler yarışmaları su&ccedil;larına bir kılıf uydurmak i&ccedil;in mi a&ccedil;ıyor?</li> <li>Yarışmalar ucuza iş yapmanın bir yolu mudur?</li> <li>Neden &ccedil;oğu yarışmayı ''belli'' kişiler ve ekipler kazanıyor?</li> <li>Yarışmacılar ile j&uuml;ri arasında organik bir bağ var mı?</li> <li>Yarışma paftalarında kimlik ifşasına kim ve nasıl karar veriyor?</li> <li>J&uuml;ri &uuml;yelerinin bu işten k&acirc;rı nedir?</li> </ul> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">İlk ve en ciddi &ouml;nlem J&uuml;ri &uuml;yelerinin a&ccedil;ıklanmamasıdır. A&ccedil;ıklanan j&uuml;ri &uuml;yeleri ile yarışmacıların irtibat kuracağı muhtemeldir. Nitekim &ccedil;oğu yarışma incelenirse, bu j&uuml;ri &uuml;yesinin bağlı bulunduğu kurumun &uuml;yelerinin sık&ccedil;a kazandığı veya şahıslar ile sosyal medyadan dostluk kurduğu g&ouml;r&uuml;lecektir. Bu durum asla kabul edilemez.</p> <p class="MsoNormal">İkincisi, j&uuml;ri raporları okunduğunda, bilimsel ve hatta akli bir ifadenin kurulamadığı g&ouml;r&uuml;lecektir. Bazı raporlara ge&ccedil;en a&ccedil;ıklamalar son derece keyfi ve a&ccedil;ık&ccedil;ası abs&uuml;rtt&uuml;r. Se&ccedil;ilen projelere a&ccedil;ıklamada g&ouml;sterilen gayret ve se&ccedil;ilememiş doğru projelere y&ouml;nelik birka&ccedil; kelimelik teselli yalanı tabloyu &ouml;zetliyor: se&ccedil;ilen proje a&ccedil;ıklanmaya ihtiya&ccedil; duyuyor.</p> <p class="MsoNormal">&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ve son olarak her iki tarafın bu işten sağladığı k&acirc;r sorunudur. Yarışmacı, bu işin ihalesi olsa ve girse kesinlikle daha y&uuml;ksek bedelle işi alır. J&uuml;ri &uuml;yelerinin bu işten kazancı ise yok denilecek kadar az. A&ccedil;ık&ccedil;ası hem yarışmacı, hem de j&uuml;ri &uuml;yesi &lsquo;&rsquo;kullanıldığını&rsquo;&rsquo; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. &Ouml;zellikle bazı yarışmaların &lsquo;&rsquo;tartışmalı&rsquo;&rsquo; arazi ve konular &uuml;zerine a&ccedil;ılmış olması bu kuşkuyu arttırıyor. Aslında bu y&uuml;zden her iki tarafın da işi salladığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</p> <p class="MsoNormal">Sonu&ccedil; olarak yarışmaları d&uuml;zeltecek ve d&uuml;zenleyecek bir eylem planı şart:</p> <ul> <li>J&uuml;ri &uuml;yeleri kesinlikle a&ccedil;ıklanmamalıdır.</li> <li>Yerel halk j&uuml;risi kurulmalıdır.</li> <li>J&uuml;ri &uuml;yeleri ''hedef'' stratejisi belirleyerek projeyi oylamalıdır.</li> <li>Projelerin hedefte tutturduğu ve tutturamadığı maddeler a&ccedil;ıklanmalıdır.</li> <li>Hedef ilkeler (s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik, ekonomi, ulaşım,..vs.) i&ccedil;in j&uuml;ri &uuml;yesi tecr&uuml;besini kullanarak alana &ouml;zel fikirlerini alt maddeler olarak belirlemelidir (&ouml;rneğin, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilirlik ilkesine y&ouml;nelik proje i&ccedil;in geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m modeli).</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> </ul> <p class="MsoNormal">Bu şablon &uuml;zerinden &uuml;retilecek yarışmalar daha şeffaf ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m odaklı olacaktır. Yarışmaların inandırıcılığı kalmamıştır; ki&nbsp; bu y&uuml;zden i&ccedil;eriye hapsolmuş yarışmacılarımız var. Gidip &uuml;lkemizi temsil etmeye g&ouml;n&uuml;lleri yok, y&uuml;rekleri yetmiyor. Bağlı bulunduğu bir &ccedil;ark varmış gibi kopmak istemiyor, m&uuml;teahhit gibi &uuml;lke i&ccedil;inde yarışma kovalıyor, j&uuml;ri avlıyor, hatta bu işten siyasi k&acirc;r elde edeceğini d&uuml;ş&uuml;nen bile var. Yazık&hellip; &nbsp;</p> Mon, 16 Jul 2018 10:21:00 +03 Mersin’de Kamusal Mekan ve Geçirdiği Değişim II http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/mersin-de-kamusal-mekan-ve-gecirdigi-degisim-ii/1216 Tülin Selvi Ünlü <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_10.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Mersin'deki kamusal mekanların değişimini konu alan yazı 1980 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemi ele almaktadır. İki bölüm halinde yayınlanan yazının bu ikinci bölümü 1980'li yıllardan itibaren Mersin'deki kamusal mekanın değişimine odaklanmaktadır.<br><br><p><span class="fotograf-yazi"><b style="font-size: 12px;"><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 1.</span></b><span style="font-size: 9pt; line-height: 150%;">&nbsp;Kapalı sitelerle şekillenen konut alanları (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></span></p> <p>"S&uuml;per Kent Mersin Dosyası" kapsamında, kentin kamusal mekanları ve ge&ccedil;irdikleri değişime ilişkin değerlendirmeleri i&ccedil;eren bu yazı, giderek zayıflayan kamusal alan ve dolayısıyla g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e nitelik kaybeden kamusal mekan ilişkisi &ccedil;er&ccedil;evesinde, Mersin'deki kamusal mekanların ge&ccedil;irdiği değişimi 1980 &ouml;ncesi ve 1980 sonrası olmak &uuml;zere iki d&ouml;nemde ele alıyor. T&uuml;lin Selvi &Uuml;nl&uuml; tarafından hazırlanan yazının ikinci b&ouml;l&uuml;m&uuml; ile "S&uuml;per Kent Mersin Dosyası"na devam ediyoruz. Yazının 1980 &ouml;ncesini konu alan birinci b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne&nbsp;<a href="http://www.arkitera.com/gorus/1214/1980-li-yillara-kadar-mersin-de-kamusal-mekan" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p> <p><b><i>1980&rsquo;li Yıllardan İtibaren Mersin&rsquo;de Kamusal Mekan</i></b><b><i>&nbsp;</i></b></p> <p>Kent merkezindeki yoğun yapılaşma baskısı ve 1980&rsquo;li yıllardan itibaren demografik yapıda hem b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k hem de kompozisyon a&ccedil;ısından yaşanan değişimleri (Doğan, 1999), yalnızca imar yasası ve y&ouml;netmelikleriyle y&ouml;netmeye &ccedil;alışan yaklaşım, tarihi merkezin hızla &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;leşmesine zemin hazırlamıştır. Kent merkezinden ayrılan n&uuml;fus, 1980&rsquo;li yılların sonuna kadar kentin batısında, kıyı boyunca yeni konut alanlarına sı&ccedil;ramış ve 1990&rsquo;lı yıllarla birlikte ise kentin kuzeyindeki alanlara y&ouml;nelmiştir<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn1">[1]</a>. Yenişehir Belediyesi sınırları i&ccedil;erisinde kalan kentin kuzeyindeki bu yeni gelişim alanında, &ccedil;ok sayıda mevzi plan ile ağırlıklı olarak kapalı sitelerden oluşan konut alanları şekillenmiştir (Bektaş, 2011).&nbsp;</p> <p>Bu s&uuml;re&ccedil; kentte, 1960&rsquo;lı yıllara kadarki d&ouml;nemin demografik b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve niteliğinde olduğu kadar kentsel mekanın bi&ccedil;imleniş s&uuml;re&ccedil;lerinde de &ouml;nemli bir değişimin yaşandığını ortaya koymaktadır. Mersin artık 1960 &ouml;ncesinden olduk&ccedil;a farklı n&uuml;fus bileşenlerine sahip olmanın &ouml;tesinde, sayısal olarak da bu d&ouml;nemin &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde bir b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ktedir<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn2">[2]</a>. Artan n&uuml;fusla birlikte y&uuml;kselen arazi değerleri, kentin kuzeyindeki yeni yerleşim alanlarının, nitelikten &ccedil;ok niceliğe dayalı bir planlama yaklaşımı ile gelişmesine zemin hazırlamıştır. B&uuml;t&uuml;n bu s&uuml;re&ccedil;, &ouml;zellikle kamusal mekanın ge&ccedil;mişte olduğu gibi, kamusal etkinlik tarafından şekillendirilmesi yerine daha &ccedil;ok piyasa mekanizması uyarınca şekillendirilmesine yol a&ccedil;mıştır<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn3">[3]</a>.&nbsp;</p> <p>İmar taleplerini yanıtlamaya y&ouml;nelik olarak ilgili yasa ve y&ouml;netmelikler &ccedil;er&ccedil;evesinde hazırlanan ve temelde parsel &uuml;retmeyi hedefleyen yaklaşımlar, başta Kuzey Mersin olarak adlandırılan kentsel alan olmak &uuml;zere yeni gelişen alanların, konut adaları dışındaki ortak kullanımların, mevzuat h&uuml;k&uuml;mlerinin &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; alan b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kleri esas alınarak ve m&uuml;lkiyet yapısının elverdiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de bir tasarımla şekillenmesine yol a&ccedil;mıştır. &Ouml;te yandandan Bektaş&rsquo;ın (2011) kuzey Mersin &ouml;zelinde yaptığı araştırma, kapalı siteler bi&ccedil;imindeki konut gelişiminde, kullanıcıların bu t&uuml;r bir kentsel gelişimi tercihinde, bu alanları, Mersin kenti &ouml;zelinde kamuoyunda yaygın olarak benimsenen &ldquo;g&uuml;venlik gereksini&rdquo;minden &ccedil;ok &ldquo;sosyal stat&uuml;&rdquo; olarak değerlendirmesinin etkili olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir.&nbsp;</p> <p>Bu s&uuml;recin sonunda, ada &ouml;&ccedil;eğinde kapalı siteler bi&ccedil;iminde bir konut gelişimi ger&ccedil;ekleşmiş, mahalle ya da komşuluk biriminin bulunmadığı, cadde ve sokak yerine geniş bulvarlar ve yaya ulaşımını neredeyse yok sayan dar kaldırımlardan oluşan, kamusal mekandan yoksun bir yapılı &ccedil;evre &uuml;retilmiştir. &Ouml;yle ki, &ccedil;eşitli plastik sanat eserleri, kamusal mekan olarak g&ouml;r&uuml;len ref&uuml;j ya da taşıt yolu kavşaklarında sergilenmektedir (Şekil 1, 2, 3, 4).</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_11.jpg.jpeg" border="0" /><br /><b><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 2.</span></b><span style="font-size: 9pt; line-height: 150%;"> Tek ada ya da ada birleşmeleri ile birka&ccedil; adayı kapsayan, &ccedil;ok katlı konut bloklarından oluşan siteler ve taşıt erişimini esas alan ulaşım kararları ile şekillenen &ldquo;kentsel mekan&rdquo; (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_12.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><b style="text-align: center;"><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 3.</span></b><span style="text-align: center; font-size: 9pt; line-height: 150%;"> Geniş taşıt yolları kenarında, yaya erişimini neredeyse yok sayan dar kaldırımlar (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><span style="text-align: center; font-size: 9pt; line-height: 150%;">&nbsp;<img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/%C5%9Fekil_13.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi" style="text-align: left;"><b><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 4.</span></b></span><span style="text-align: left; font-size: 9pt; line-height: 150%;"><span class="fotograf-yazi"> Kavşaklarda sergilenen heykeller (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2018).</span></span></span></span></p> <p>Değişen kamusal alan ve kentsel mekandaki karşılığı olarak kamusal mekan, Mersin &ouml;rneğinde yalnızca kentin kuzeyindeki s&ouml;z konusu yerleşimde değil, son d&ouml;nemde batı koridoru boyunca gelişen neredeyse t&uuml;m yeni konut alanlarında benzer bi&ccedil;imde şekillenmektedir. Tekil yapılar dahi birer kapalı site olarak, &ccedil;evresinden &ccedil;eşitli ayırıcı yapı elemanları ile koparılmış, dışa kapalı ve kendi &ldquo;kamusal mekanı&rdquo;nı oluşturmayı hedefleyen, yaya &ouml;nceliğini g&ouml;z ardı ederek taşıt erişimini esas alan bir yaklaşımla inşa edilmektedir. Dolayısıyla, kullanım değeri yerine değişim değerini esas alan yaklaşımların egemen olması, toplumsallığın yeniden &uuml;retildiği kamusal mekanların g&ouml;zardı edildiği, yalnızca imar adaları ve bunları &ccedil;evreleyen taşıt yollarından ibaret bir kentsel mekanın &uuml;retilmesi sonucunu getirmiştir (Şekil 5, 6).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_14_son.jpg.jpeg" /><br /><b><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 5.</span></b><span style="font-size: 9pt; line-height: 150%;"> Y&uuml;ksek duvarlarla &ouml;r&uuml;l&uuml; alanlar i&ccedil;inde, &ccedil;ok katlı bloklardan oluşan konut siteleri (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_15_son.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><b><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 6.</span></b><span style="font-size: 9pt; line-height: 150%;"> Yer yer tarımsal faaliyetin s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; alanda gelişen y&uuml;ksek duvarlarla &ouml;r&uuml;l&uuml; alanlar i&ccedil;inde, &ccedil;ok katlı bloklardan oluşan konut siteleriyle şekillenen &ldquo;kentsel mekan&rdquo; (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></span></p> <p>S&ouml;z konusu sitelerde, orta ve &uuml;st gelir grubuna y&ouml;nelik her t&uuml;rl&uuml; sosyal, sportif, rekreasyonel etkinliğe y&ouml;nelik kullanımların ada i&ccedil;inde ve kamuya kapalı olarak sunulması, kamusal mekanların gelişiminin &ouml;n&uuml;nde &ouml;nemli bir engel olarak belirmektedir. Bu durum, y&uuml;ksek duvarları ve &ccedil;eşitli g&uuml;venlik &ouml;nlemleri ile tamamen dışa kapalı kentsel mekanların oluşmasının &ouml;tesinde sosyal olarak da kentsel ayrışmaya zemin hazırlamaktadır (Şekil 7, 8).</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_16.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><b style="text-align: center;"><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 7.</span></b><span style="text-align: center; font-size: 9pt; line-height: 150%;"> Orta ve &uuml;st gelir grubunun tercih ettiği konut siteleri duvarlar, teller ve g&uuml;venlik kameraları ile &ldquo;dış mekan&rdquo;dan keskin bi&ccedil;imde ayrışıyor (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_17.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><b><span style="font-size: 9.0pt;">Şekil 8.</span></b><span style="font-size: 9.0pt;"> S&ouml;z konusu konut siteleri sakinlerine, her t&uuml;rl&uuml; sosyal, sportif, rekreasyonel etkinliğe y&ouml;nelik kullanımı site sınırları i&ccedil;inde ve kamuya kapalı olarak sunuyor (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).</span></span></p> <p>Kamusal alanın anlam ve &uuml;retim bi&ccedil;imindeki değişimin nedenlerinin Mersin&rsquo;de, &uuml;lke genelinden farklı olmadığı a&ccedil;ık olmakla birlikte, kentin deniz kıyısındaki konumundan kaynaklanan farklılığı g&ouml;zden ka&ccedil;ırılmamalıdır. Bu farklılık kentin Akdeniz ile ilişkisinden kaynaklanır. Bir liman kenti olarak ilk gelişim d&ouml;neminden itibaren kentsel gelişim kıyı boyunca doğrusal olarak şekillenmiş ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde neredeyse Antalya&rsquo;ya kadar kesintisiz devam etmektedir.&nbsp;</p> <p>1960&rsquo;lı yıllarda liman inşası sırasında tarihi kent merkezinin denizle buluştuğu kıyıda başlayan dolgu, 1970&rsquo;li yıllardan itibaren Atat&uuml;rk Parkı adıyla, i&ccedil;inde &ccedil;eşitli sosyal ve k&uuml;lt&uuml;rel kullanımların da yer aldığı bir kamusal mekan olarak kullanılmaya başlamıştır (Develi, 2007). Kentin doğudaki kıyı kesiminde başlayan s&ouml;z konusu kamusal kullanım, 2000&rsquo;li yıllarla birlikte yepyeni bir anlam ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k kazanmıştır. S&ouml;z konusu kamusal mekan, 2000-2007 yılları arasında, d&ouml;rt aşamada tamamlanan ve kentin batısındaki sahil şeridinde yapılan dolgu alanında devam ettirilerek &ldquo;Mersin K&uuml;lt&uuml;r Park&rdquo; adını almıştır (Şekil 9). Bu y&ouml;n&uuml;yle s&ouml;z konusu park, Akdeniz kıyısında bir kent olarak Mersin&rsquo;in denizle buluştuğu sahil şeridi boyunca devam eden, doğrusal bi&ccedil;imde gelişen kentsel mekanın en belirgin &ouml;gelerinden biri olarak şekillenmiş, gerek kentliler gerekse kenti ziyaret eden kullanıcılar i&ccedil;in kent kimliğinin &ouml;nemli bir bileşeni olmuştur. Sekiz kilometre uzunluğundaki ve bazı b&ouml;l&uuml;mlerinde altmış beş metre genişliğe ulaşan park, tasarım ve estetik değerleri ile &ccedil;eşitli tartışmalara konu olmakla birlikte, t&uuml;m kentin kullanımına a&ccedil;ık en &ouml;nemli ve b&uuml;y&uuml;k kamusal mekan olmuştur (&Ccedil;evik Aladağ, 2011).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_18.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi"><b style="text-align: center;"><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 9.</span></b><span style="text-align: center; font-size: 9pt; line-height: 150%;"> 1960&rsquo;lı yıllarda liman inşası sırasında kıyıda başlayan dolgu, 1970&rsquo;li yıllardan itibaren Atat&uuml;rk Parkı adıyla, i&ccedil;inde &ccedil;eşitli sosyal ve k&uuml;lt&uuml;rel kullanımların da yer aldığı bir kamusal mekan olarak kullanılmaya başlamıştır (Kartpostal: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi)</span></span></p> <p>Yukarıda, kentin ge&ccedil;mişten gelen kamusal mekanlarında yaşanan değişim ve yeni gelişen kentsel alanlardaki kamusal mekan yoksunluğu dikkate alındığında &ldquo;Mersin K&uuml;lt&uuml;r Park&rdquo; olarak adlandırılan ve kıyı boyunca devam eden s&ouml;z konusu kamusal mekanın taşıdığı &ouml;nem daha belirgin hale gelmektedir. Mersin K&uuml;lt&uuml;r Park, Anayasa, Kıyı Kanunu ve ilgili diğer yasa ve y&ouml;netmeliklerle g&uuml;vence altına alınan, kıyıların kamusal kullanımına ilişkin kentli haklarının Mersin&rsquo;deki iyi bir &ouml;rneği olmanın yanı sıra, kamusallık &uuml;retme olanağının giderek ortadan kalktığı kentsel mekanda, farklı toplumsal sınıfların bir araya gelme imkanı bulduğu neredeyse tek kamusal mekan olması nedeniyle ayrıca &ouml;nemlidir. S&ouml;z konusu kentsel alan, Mersinliler i&ccedil;in, dinlenme, &ouml;zellikle sabah ve akşam saatlerinde spor yapma olanağını sunan bir kamusal mekan olduğu gibi, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kentlilerin denizle doğrudan ilişki kurdukları tek alandır[4].</p> <p>Ancak, 2000&rsquo;li yıllardan bu yana, Mersin&rsquo;in sıcak iklimi i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyan ve &ouml;zellikle y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, dinlenme vb. etkinlikler i&ccedil;in g&ouml;lgelik sağlar duruma gelmiş ağa&ccedil;ları ve bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml; ile kentlinin ihtiyacına yanıt veren s&ouml;z konusu alan, son g&uuml;nlerde tam bir inşaat alanına d&ouml;nm&uuml;ş durumdadır. Bug&uuml;ne kadar yetişmiş ve iklim a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir avantaj sağlayan bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n zarar g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, Mersin&rsquo;in sıcak iklimi nedeniyle, parkın kullanımını olumsuz etkileyecek d&uuml;zenlemeler s&uuml;rmektedir (Şekil 10).&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_19_%C3%BCst.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_19_orta.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan_2/sekil_19_alt.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi"><b style="text-align: center;"><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 10.</span></b><span style="text-align: center; font-size: 9pt; line-height: 150%;"> İnşaatın hızla s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; park alanı i&ccedil;inde, eski bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n (&ccedil;im alanların) yerini alan sert peyzajın (geniş beton alanların) Mersin&rsquo;in sıcak iklimine ne kadar uygun olduğu ciddi soru işaretlerine yol a&ccedil;maktadır (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2018).</span></span></p> <p>Bu m&uuml;dahaleler sonrasında da, kentin denizle tek buluşma mekanı olarak s&ouml;z konusu parkın kamusal kullanımının s&uuml;receği ortadadır. Ancak ilgin&ccedil; olan, bu m&uuml;dahalenin, mevcutta zaten gereksinimi karşılayan, kentlilerin sorunsuz bi&ccedil;imde kullandığı bu kamusal mekana yapılan ve amacı en azından yazar tarafından anlaşılamayan<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn1">[5]</a> bu m&uuml;dahaleye kentliler tarafından herhangi bir tepki g&ouml;sterilmemesidir. Birka&ccedil; cılız ses dışında, kentlilerin bu konuya ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir tepki vermemesi, yazının başından beri anlatılmaya &ccedil;alışılan kamusallığın uğradığı erezyonu ortaya koyması a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir. Kentlilerin, merkezi ya da yerel y&ouml;netim erkinden bağımsız olarak, kentli haklarını savunmak ve s&uuml;rd&uuml;rmek &uuml;zere bir araya gelerek &uuml;retecekleri her t&uuml;rl&uuml;, tartışma, g&ouml;r&uuml;ş, d&uuml;ş&uuml;nce ve eylemi kapsayan kamusal alanın &uuml;retilemediği ve dolayısıyla s&ouml;z konusu kamusallığın kentlerdeki fiziksel d&uuml;zlemi olarak kamusal mekanın da, kentlilerden bağımsız olarak ve kimi zaman da onlara karşı, her t&uuml;rl&uuml; m&uuml;dahaleye a&ccedil;ık hale geldiği, Mersin&rsquo;de de somut olarak bu &ouml;rnekte g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><b>Sonu&ccedil;</b><b>&nbsp;</b></p> <p>Toplumsalın giderek zayıflaması yani kamusal alanın erezyona uğraması ile kamusal mekan arasında karşılıklı olarak birbirini &uuml;reten sorunlara neden olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Uuml;stelik bu durum, yalnızca kamusal mekanların nitelik kaybetmesine değil, kentsel mekanın &uuml;retim bi&ccedil;im ve uygulamalarının, kamu adına g&ouml;rev yapan merkezi ya da yerel erkin tasarruflarının denetlenemez ve m&uuml;dahale edilemez hale gelmesine de zemin hazırladığı anlaşılmaktadır. Bunun sonucunda, neredeyse &uuml;lkemizdeki her kentte olduğu gibi Mersin&rsquo;de de, yaşam alanlarının giderek nitelik kaybettiği hepimizin yaşadığı bir ger&ccedil;ektir.&nbsp;</p> <p>Mersin&rsquo;de yukarıda anlatılan kamusal mekanın şekillenişi ve onun ayrılmaz par&ccedil;ası olarak kamusal alanla ilişkisindeki değişim, T&uuml;rkiye kentlerinin pek &ccedil;oğunda yaşanan toplumsal ve kentsel değişimle benzerlik g&ouml;stermektedir. Ne var ki, Akdeniz&rsquo;de bir liman kenti olarak Mersin, ge&ccedil;mişten gelen ve &ccedil;eşitlilik g&ouml;steren sosyal yapısı ile bazı farklılıklar taşımaktadır. Tarihsel s&uuml;re&ccedil;te değişim g&ouml;sterse de daima farklı n&uuml;fus gruplarının birlikte yaşadığı Mersin, gelişmeye başladığı ilk d&ouml;nemlerde, pek &ccedil;ok Anadolu kentinden farklı olarak burjuva kamusallığını &uuml;retebilmiş ve bu doğrultuda kendi kamusal alan ve bunun cereyan ettiği kamusal mekanlarını oluşturmuştur.&nbsp;</p> <p>Ancak, s&ouml;z konusu kamusal mekanlar, zaman i&ccedil;inde yine kamusal mekan olarak kullanılmayı s&uuml;rd&uuml;rseler de devlet eliyle yapılan m&uuml;dahalelerle sivil niteliklerini kaybetmişlerdir. &Ouml;te yandan, kente eklenen yeni yerleşim alanları, herhangi bir kamusallık &uuml;retmeye olanak vermeyecek bi&ccedil;imde, yalnızca yapı adaları ve taşıt yolları ve mevzuatın gerekli kıldığı &ccedil;eşitli sosyal donatı alanlarından oluşan kentsel alanlar olarak şekillenmiştir. Denizle ilişkisi kurulmamış, herhangi bir kentten farklılaşmayan bu kentsel gelişimde kamusal mekan, kapalı sitelerin bah&ccedil;eleri olmaya başlamış, ortak yaşam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n gelişimine olanak sağlayacak, kamusal mekanların &uuml;retilememesi, kentteki farklı toplumsal sınıfların kentsel mekanda bir araya gelemediği bir kentsel yaşam &uuml;retmiştir.</p> <p>2013 yılında, İstanbul&rsquo;daki Gezi eylemlerinin Mersin&rsquo;deki mekanı ironik bi&ccedil;imde kentteki bir alışveriş merkezinin meydanı olmuştur<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn1">[6]</a>. Bu durum kentteki kamusal mekan yoksunluğunun belki de en somut işaretidir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kentteki farklı sosyal sınıfların neredeyse tek buluşma mekanı, kıyı boyunca devam eden sahil parkıdır<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn2">[7]</a>. Ne var ki, kentlilerin demokratik bir eylem, bir kutlama, bir eğlence, bir şenlik, bir festival vb. gibi bir araya gelerek kamusal alanı oluşturacağı herhangi bir başka kamusal mekanı bulunmayan Mersin&rsquo;in, en azından rekreatif ama&ccedil;larla kullanageldiği sahil parkı da son aylarda bir inşaat faaliyeti ile karşı karşıya kalmıştır<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftn3">[8]</a>.&nbsp;</p> <p>Sonu&ccedil; olarak,&nbsp;</p> <p>-Mersin&rsquo;de, tarihi kent merkezi ve kentin ilk gelişim alanlarında, kentlilerin ortak yaşam pratikleri ile ilişkileri doğrultusunda şekillenmiş kamusal mekanlarda, zaman i&ccedil;inde yapılan, halen yapılmakta olan ve yakın tarihte yapılması &ouml;ng&ouml;r&uuml;len m&uuml;dahalelerle, kamusal niteliği, anlamı ve kullanım bi&ccedil;imlerinde değişim yaşandığı,&nbsp;</p> <p>-Yeni gelişen kentsel alanlarda ise kapalı konut siteleri ile bu sitelere erişim sağlayan taşıt yollarından oluşan ve dolayısıyla farklı toplumsal sınıfların kentsel mekanda bir araya gelmesinin fiziksel koşullarının b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de ortadan kalktığı bir yapılı &ccedil;evrenin &uuml;retildiği,&nbsp;</p> <p>-&Uuml;retilen bu yapılı &ccedil;evrenin, gerek fiziksel ve gerekse sosyal ge&ccedil;irgenliği olan komşuluk/mahalle/semt &ouml;l&ccedil;eğinde &uuml;retilen ve hep birlikte kent b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde gelişen kamusallığın par&ccedil;alanması ve dolayısıyla kent b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde ortak yaşam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; &uuml;retecek sivil kamusal g&ouml;vdenin giderek zayıflamasına yol a&ccedil;tığı</p> <p>g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p>Sonu&ccedil; olarak, Mersin&rsquo;de ge&ccedil;mişte, toplumsal yaşam pratikleriyle &uuml;retilen ve şekillenen kamusal mekanlar, ya nitelik kaybetmiş, kentlilerden bağımsız olarak ve kentlilerin i&ccedil;inde yer almadığı bir s&uuml;re&ccedil;le, kimi zaman merkezi kimi zaman da yerel y&ouml;netim erkinin tasarrufları doğrultusunda şekillenir hale gelmiş ve Mersinliler de bunu kabullenmiş g&ouml;r&uuml;nmektedir.</p> <div data-wd-pending=""><br clear="all" /> <hr width="33%" size="1" align="left" /> <div data-wd-pending=""> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref1">[1]</a> Mersin B&uuml;y&uuml;kşehir Kent B&uuml;t&uuml;n&uuml; 1/5000 &Ouml;l&ccedil;ekli Nazım İmar Planı Planlama Raporu, Eyl&uuml;l 1996, Haz.: Dampo Ltd. Şti. (M. Remzi S&ouml;nmez, M. Ş&uuml;kr&uuml; Atacan, Y. Mimar M. Ruhi G&uuml;ller), Ankara.</span></p> </div> </div> <div data-wd-pending=""> <div data-wd-pending=""> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref2">[2]</a> &Ouml;rneğin, T&uuml;rkiye İstatistik Kurumu&rsquo;nun verilerine g&ouml;re kentin n&uuml;fusu 1950 yılında 37500 kişi iken, 1980 yılında 152000 kişiye, 2010 yılında ise yaklaşık 850000 kişiye ulaşmıştır. Diğer bir anlatımla, Mersin n&uuml;fusu, yaklaşık yarım y&uuml;zyılık bir d&ouml;nemde 22 katına ulaşmıştır. Aynı oran T&uuml;rkiye genelinde kentsel n&uuml;fus i&ccedil;in yaklaşık 11 kat, Ankara ve İstanbul i&ccedil;in 12 kat olmuştur.</span></p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref3">[3]</a> Doğan (1999), Mersin&rsquo;de &ouml;zellikle 1990&rsquo;lı yıllardan itibaren, yalnızca kamusal mekanların değil kentsel yapılı &ccedil;evrenin ve kentsel hizmetlerin &uuml;retiminin, neo-liberal politikalarla uyumlu bi&ccedil;imde ger&ccedil;ekleştiğini belirtmektedir.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref1">[4]</a>&nbsp;http://www.mansettekiler.com/guncel/mersinliler-1984ten-beri-denizi-yasayamiyor/98106/ (Erişim Tarihi: Haziran 2018)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref1">[5]</a>&nbsp;S&ouml;zkonusu alanda s&uuml;rmekte olan uygulanan projenin yer aldığı web sitesinde (http://www.noktaplanlama.com/project-1-1-1.html, Erşim Tarihi: Haziran 2018), yalnızca kıyının batı kesimindeki b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne (&ldquo;Mersin Mezitli Sahil Kentsel Tasarim Projesi&rdquo; adıyla) ilişkin bazı g&ouml;rsel malzemeler dışında herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Bunun dışında belediyenin resmi internet sitesinde, yalnızca kentin batı kıyısında, Mezitli il&ccedil;esindeki kıyı kesiminde yapılan d&uuml;zenlemeye ilişkin bilgi yer almaktadır (https://www.mersin.bel.tr/haber/mezitli-sahilinde-kentsel-tasarim-projesinde-sona-gelindi, Erişim Tarihi: Haziran 2018) Belediyenin resmi internet sitesinde, &ldquo;devam eden projeler&rdquo; başlığı altında, &ldquo;Yenişehir Kıyı Dolgu Alanı Kentsel Tasarım Projesi&rdquo; başlığı yer almakta ancak herhangi bir a&ccedil;ıklama bulunmamaktadır (https://www.mersin.bel.tr/proje/-kiyi-dolgu-alani-kentsel-tasarim-projesi-6lk8g5, Erişim Tarihi 5 Temmuz 2018). Ayrıca &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanlığı Mersin İl M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; sayfasında da, yapılan uygulamaya ilişkin herhangi bir proje bilgisine yer verilmemiştir (http://mersin.csb.gov.tr, Erişim Tarihi: 5 Temmuz 2018).</span></p> <div data-wd-pending=""> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref1">[6]</a>&nbsp;http://www.haberturk.com/gundem/haber/853931-mersinde-gezi-gerginligi, 20.06.2013 (Erişim Tarihi: 28 Haziran 2018)</span></p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref2">[7]</a>&nbsp;&Ouml;yle ki, kentte Gezi eylemlerinin mekanı, bir alış veriş merkezinin meydanında toplanan eylemcilerin y&uuml;r&uuml;yerek ulaştıkları mekan, sahil parkı i&ccedil;indeki Barış Meydanı olmuştur. Dolayısıyla, her ne kadar kentteki sivil g&ouml;vde değil, doğrudan yerel y&ouml;netim tarafından &uuml;retilmiş olsa da, kıyıdaki bu kamusal mekan zaman i&ccedil;inde, kentliler i&ccedil;in kamusallığın &ouml;nemli mekanlarından biri olarak anlam kazanmış g&ouml;r&uuml;nmektedir.</span></p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><span class="fotograf-yazi"><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Documents/mersin_s%C3%BCperkent/g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_mersin/ARKITERA-T_SelviUnlu.docx#_ftnref3">[8]</a>&nbsp;https://mezopotamyaajansi.com/tum-haberler/content/view/9787, 25 Aralık 2017 (Erişim tarihi: 28 Haziran 2018)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><b>Kaynaklar</b>&nbsp;</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Akkar, M (2012) &ldquo;Kamusal Mekan&rdquo;, Kentsel Planlama Ansiklopedik S&ouml;zl&uuml;k, Melih Ersoy (der.), Ninova Yayınları, İstanbul, 175-178. </span><br /><span class="fotograf-yazi">Arendt, H (1994) <i>İnsanlık Durumu</i>, İletişim Yayınları, İstanbul.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Bektaş, B (2011) Kapalı Siteler &Uuml;zerine Yerel Bir Değerlendirme: Mersin &Ouml;rneği, <i>Toplum ve Demokrasi</i>, 5(11-12), 97-114.</span><br /><span class="fotograf-yazi">&Ccedil;evik Aladağ, A Ş (2011) <i>Kamusal Alanda Sanat Eseri̇ni̇n Kalıcılığı ve Mersi̇n K&uuml;lt&uuml;r Parkının Değerlendirilmesi</i>, Mersin &Uuml;niversitesi, G&uuml;zel Sanatlar Enstit&uuml;s&uuml;, Yayınlanmamış Y&uuml;ksek Lisans Tezi.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Develi, Ş (2007) Eski Mersin&rsquo;de Yaşam, Avcı Ofset, Mersin.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Doğan, A E (2007) Mek&acirc;n &Uuml;retimi ve G&uuml;ndelik Hayatın Birikim ve Emek S&uuml;re&ccedil;leriyle İlişkisine Kayseri&rsquo;den Bakmak, <i>Praksis</i>, Sayı 16, Ankara, 91-122.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Habermas, J (2010)&nbsp;&nbsp;&nbsp; <b> </b><i>Kamusallığın Yapısal D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;</i><b>, </b>İletişim Yayınları, İstanbul.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Selvi &Uuml;nl&uuml;, T (2007) <i>On Dokuzuncu Y&uuml;zyılda Mersin&rsquo;in Kentsel Gelişimi</i>, Mersin &Uuml;niversitesi, Sosyal Bilimler Enstit&uuml;s&uuml;, Yayınlanmamış Y&uuml;ksek Lisans Tezi.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Selvi &Uuml;nl&uuml;, T (2013) Mersin&rsquo;de İki Kamusal Mekan &Uuml;zerine Bir Mekan Kavramsallaştırması Denemesi, <i>Mersin&rsquo;den Planlama, Mimarlık, Tasarım Yazıları-Tamer G&ouml;k&rsquo;e Armağan</i>, Sarıkaya Levent, Y; U&ccedil;ar, M, Mersin &Uuml;niversitesi Yayınları, 137-160.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Selvi &Uuml;nl&uuml;, T (2018) Osmanlı&rsquo;dan Ulus-Devlete Doğu Akdeni̇z Li̇man Kentleri̇nde Mekana M&uuml;dahale ve Kent Kimliğindeki Değişim-Mersin ve Volos &Ouml;rneği, <i>ODT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi</i>, 35(1), 51-88.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Sennett, R (2010) <i>Kamusal İnsanın &Ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;</i>, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.</span><br /><span class="fotograf-yazi">&Uuml;nl&uuml;,&nbsp; T (2007) &ldquo;Mersin&rsquo;in Mek&acirc;nsal Bi&ccedil;imlenme S&uuml;reci ve Planlama Deneyimleri&rdquo;, <i>Gazi &Uuml;niversitesi M&uuml;hendislik Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, </i>22(3), 425-436.</span><br /><span class="fotograf-yazi">&Uuml;nl&uuml;, T (2012) The Changing Character of Public Space in An Eastern Mediterranean Port City: From Customs Square To Grand Bazaar in Mersi̇n, <i>ODT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi</i>, 129 (2), 181-203.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Tekeli, İ (1998) &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;de Cumhuriyet D&ouml;neminde Kentsel Gelişme ve Kent Planlaması&rdquo;, <i>75 Yılda Değişen Kent ve Mimarlık</i>, T&uuml;rkiye iş Bankası K&uuml;lt&uuml;r Yayınları, Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul, 1-24.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Toks&ouml;z, M (2006) &ldquo;Bir Coğrafya, Bir &Uuml;r&uuml;n, Bir B&ouml;lge: 19. Y&uuml;zyılda &Ccedil;ukurova&rdquo;, <i>Kebike&ccedil; İnsan Bilimleri İ&ccedil;in Kaynak Araştırmaları Dergisi</i>, Sanat Kitabevi, Ankara, Sayı 21, 97-110.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Vanlı, Ş (1976) Mersin G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, <i>Mimarlık</i>, 76(4), 103-13.</span></p> </div> </div> </div> <div class="mcePaste" data-wd-pending="" id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 393px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"> <p style="text-align: center; line-height: 150%; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt 54.0pt 9.0cm;" align="center" class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;">Şekil 10.</span></b><span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%;"> Kapalı sitelerle şekillenen konut alanları (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2012).<o:p></o:p></span></p> </div> Tue, 10 Jul 2018 15:28:46 +03 Mersin’de Kamusal Mekan ve Geçirdiği Değişim I http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/1980-li-yillara-kadar-mersin-de-kamusal-mekan/1214 Tülin Selvi Ünlü <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil4.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Mersin'deki kamusal mekanların değişimini konu alan yazı 1980 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemi ele almaktadır. İki bölüm halinde yayınlanacak yazının birinci bölümü 1980 öncesine bakmaktadır.<br><br><p><span>&ldquo;S&uuml;per Kent Mersin Dosyası&rdquo; kapsamında, kentin kamusal mekanları ve ge&ccedil;irdikleri değişime ilişkin değerlendirmeleri i&ccedil;eren bu yazı, giderek zayıflayan kamusal alan ve dolayısıyla g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e nitelik kaybeden kamusal mekan ilişkisi &ccedil;er&ccedil;evesinde, Mersin&rsquo;deki kamusal mekanların ge&ccedil;irdiği değişimi 1980 &ouml;ncesi ve 1980 sonrası olmak &uuml;zere iki d&ouml;nemde ele alıyor. Bu doğrultuda T&uuml;lin Selvi &Uuml;nl&uuml; tarafından hazırlanan yazının ilk b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; yayımlayarak "S&uuml;per Kent Mersin Dosyası&rdquo;na devam ediyoruz.</span></p> <p><span><strong>Mersin&rsquo;de Kamusal Mekan ve Ge&ccedil;irdiği Değişim</strong><br /></span></p> <p>&Ouml;ncelikle, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir milyonu aşan n&uuml;fusu ve son yasal d&uuml;zenlemelerle il genelini kapsayan b&uuml;y&uuml;kşehir sınırlarıyla Mersin&rsquo;in her mahalle, semt ve il&ccedil;esindeki kamusal mekanlarını ele alabilmek i&ccedil;in geniş kapsamlı araştırmalara gereksinim olduğunu belirtmek gerekir. Bu yazıda yalnızca, ge&ccedil;mişte yazar tarafından yapılmış araştırmalardan yola &ccedil;ıkılarak, kentteki kamusal mekanın gelişimi ve değişimi a&ccedil;ısından dikkat &ccedil;ekici &ouml;zellikler g&ouml;steren &ouml;rnekler &uuml;zerinden bir değerlendirme yapılacaktır. Bunun i&ccedil;in başlarken, kamu, kamusal alan ve kamusal mekana ilişkin kısa bir a&ccedil;ıklama yararlı olacaktır.</p> <p>İlk olarak, &ldquo;kamu&rdquo; teriminin bizim dilimizdeki kullanım bi&ccedil;imi ve &ccedil;ağrıştırdığı anlamın bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de karmaşa yarattığını belirterek başlamak gerekir. İngilizce&rsquo;de &ldquo;<i>public, community, the public</i>&rdquo; gibi toplum, toplumsal ve topluma ait olanı işaret eden bu kavram, &ldquo;devlet&rdquo;ten, &ldquo;resmi&rdquo; olanın temsil ettiğinden tamamen farklı (hatta onun karşıtı) bir anlam taşır. Oysa dilimizde aynı kavram, toplumsala ait olan i&ccedil;in kullanılırken aynı zamanda, doğrudan devletin resmi kurum ve yapıları i&ccedil;in de kullanılır. Dolayısıyla, &ouml;ncelikle bu yazıda &ldquo;kamu&rdquo; ve &ldquo;kamusal&rdquo;ın, &ldquo;toplum&rdquo; ve &ldquo;toplumsal&rdquo;a karşılık geldiğini belirtmek gerekir. &Ouml;te yandan, bir başka karmaşa da, kimi zaman fiziksel, somut bir alanı ifade ederken &ldquo;kamusal mekan&rdquo; yerine &ldquo;kamusal alan&rdquo; kavramının kullanılmasıdır. Oysa, kamusal alan (<i>public sphere</i>) ve kamusal mekan (<i>public space</i>) birbiriyle yakından ilişkili olmakla birlikte farklı anlamlara işaret etmektedir.&nbsp;</p> <p>Kamu, herkes i&ccedil;in ortak olan bir d&uuml;nyayı ifade eder ve herkes tarafından g&ouml;r&uuml;lebilir, duyulabilir olan soyut bir alandır. Bu anlamıyla kamu, sınırlı bir mekana ya da doğa par&ccedil;asına karşılık gelmez (Sennett, 2010). Toplumun ortak &uuml;rettiği her t&uuml;rl&uuml; d&uuml;ş&uuml;nce, k&uuml;lt&uuml;r, yaşam bi&ccedil;imi bu alanın par&ccedil;asıdır. Dolayısıyla bu alan, bir araya gelmemizi sağlayan bir ortak d&uuml;nyayı anlatır (Arendt, 1994). Kamusal alan (toplumsal olan) ile &ouml;zel alan (bireysel olan) arasında birbirini besleyen bir ilişki vardır. Ancak, kamusal alanın eylem ve talepleri ile &ouml;zel alanın eylem ve talepleri arasındaki bu ilişki daima dengeye gereksinim duyan, gerilimli bir ilişkidir. &Ccedil;ıkarları &ccedil;oğu zaman &ccedil;atışan bu gerilimli ilişki toplumsal ilişkiler evrenini oluşturur (Sennett, 2010).&nbsp;</p> <p>Dolayısıyla kamusal alan, bir toplumun ortak yaşam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, birey ile toplum arasındaki ve devlet ile toplum arasındaki ilişki, bireyin toplum i&ccedil;indeki konumuna ilişkin bilgiler i&ccedil;erir. Kamusal alanın kent &ouml;l&ccedil;eğindeki bileşenleri, kentlilik gibi, hemşehrilik gibi, kent k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, kent kimliği ya da kent belleği gibi zaman i&ccedil;inde kolektif olarak &uuml;retilmiş pek &ccedil;ok başlığı i&ccedil;erir. Ortak &uuml;retilen ve o kente ait olan bu soyut alanın, kentsel mekandaki somut karşılığı ise kamusal mekandır.&nbsp;</p> <p>Dolayısıyla, kentlilerin herhangi bir eşitsizlik olmaksızın, &ouml;zg&uuml;rce, kendi irade ve istekleri ile bir araya geldiği, herkesin ortak kullanımına a&ccedil;ık, serbest&ccedil;e erişilen kamusal mekan, bireyin kendini yeniden &uuml;retmesi, k&uuml;lt&uuml;rel etkileşimde bulunması, dinlenmesi, eğlenmesi, gerektiğinde toplumsal talep, beklenti, eylem, protesto vb. kentlileri ortaklaştıran her t&uuml;rl&uuml; etkinlik, d&uuml;ş&uuml;nce ve değerleri &uuml;rettiği yerlerdir. Bu bir meydan ya da park olabildiği gibi caddeler, sokaklar ya da kıyılar da olabilir. Dolayısıyla, bir kenti diğerlerinden farklılaştıran ve kentlileri, o kente ait ortak değerler k&uuml;mesi etrafında buluşturan her t&uuml;rl&uuml; ortaklığın fiziksel d&uuml;zlemi olarak kamusal mekan, kentsel mekanın en &ouml;nemli bileşenlerinden biri olarak karşımıza &ccedil;ıkar.&nbsp;</p> <p>Batıda sınırları, resmi otoritenin dahil olmadığı sivil bir kamusal g&ouml;vde tarafından &ccedil;izilen kamusal alan ve buna paralel olarak bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kler alanı olarak şekillenen kamusal mekanın, T&uuml;rkiye kentlerinde 1960&rsquo;lı, 1970&rsquo;li yıllara değin daha &ccedil;ok y&ouml;netim erkinin g&ouml;r&uuml;nme alanı olarak işlev g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, 1970&rsquo;lerin sonundan itibaren ise hızlanan kentleşme eğilimi ve sermayenin el ve bi&ccedil;im değiştirmesi ile birlikte t&uuml;ketim odaklı, kimi zaman toplumsal ayrışma ve se&ccedil;kinleştirmeyi g&uuml;ndeme getiren yeni nesil kamusal mekanlar olarak şekillendiği g&ouml;r&uuml;lmektedir (Tekeli, 1998; Akkar, 2012). Mersin&rsquo;de de benzer s&uuml;re&ccedil;ler etkili olmuş ancak bir liman kenti olarak, kentteki kamusal alan-kamusal mekan arasındaki ilişki ve bu ilişki &ccedil;er&ccedil;evesinde kamusal mekanın şekillenişi Anadolu kentlerinden bazı farklılıklarla ger&ccedil;ekleşmiştir.</p> <p><strong>1980&rsquo;li Yıllara Kadar Mersin&rsquo;de Kamusal Mekan&nbsp;</strong></p> <p>Bilindiği gibi on dokuzuncu y&uuml;zyılda liman kentleri b&uuml;y&uuml;k değişim yaşamıştır ve Mersin de bu kentlerden biridir. Kent, 1800&rsquo;l&uuml; yıllarda, deniz kıyısında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerleşim olarak belirmiş ve yirminci y&uuml;zyılın ilk &ccedil;eyreğine kadar ge&ccedil;en s&uuml;re&ccedil;te olduk&ccedil;a hızlı bir gelişim g&ouml;stermiştir.&nbsp;</p> <p>1900&rsquo;l&uuml; yıllardan itibaren Mersin, Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nun &ouml;nemli bir pamuk &uuml;reticisi ve ihracat&ccedil;ısı olmasına katkı sağlayan bir liman olarak gelişmeye başlamıştır (Toks&ouml;z, 2006). Kent hızla, İzmir, İskenderun, Lazkiye, Tripoli, Hayfa, Beyrut, İskenderiye gibi pek &ccedil;ok liman kentinin de i&ccedil;inde yer aldığı ağın bir par&ccedil;ası haline gelmiştir. Mersin&rsquo;den yapılan ticarette, bu liman kentleri ile kurulan ekonomik ve sosyal ilişkiler (n&uuml;fus hareketleri) kentin gelişimini y&ouml;nlendiren &ouml;ğeler olmuştur (Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2007).&nbsp;</p> <p>Bu s&uuml;re&ccedil;, Mersin&rsquo;i gerek sosyal yapısı ve kurumları, gerekse mekansal gelişimiyle b&ouml;lgede bir &ccedil;ekim noktası haline getirmiş ve &ccedil;eşitlilik g&ouml;steren bir demografik yapıya sahip olmasını sağlamıştır.&nbsp; &Ouml;zellikle deniz ticareti ile uğraşan gayrim&uuml;slim n&uuml;fusun yoğun olarak yer aldığı kent, liman işlevine paralel olarak deniz kıyısı boyunca, iskeleler ile ilişki i&ccedil;inde, doğrusal bi&ccedil;imde gelişmiştir (Şekil 1).</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil1.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 1. Yirminci y&uuml;zyıl ortalarına kadar Mersin'de kentsel yerleşik alan ve kentin ana ticari omurgası niteliğindeki Uray Caddesi. (Harita: Selvi &Uuml;nl&uuml;, T; &Uuml;nl&uuml;, T, 2009)</span></p> <p>Kentin yirminci y&uuml;zyıl başındaki mekansal gelişiminde, doğu-batı doğrultusundaki ana cadde olan Uray Caddesi, demiryolu istasyonu ile kentin ana iskelesi; G&uuml;mr&uuml;k İskelesi&rsquo;ni birbirine bağlayarak kentsel gelişimde belirleyici olmuştur. Kentin geliştiği bu ilk d&ouml;nemde Uray Caddesi&rsquo;nin, G&uuml;mr&uuml;k İskelesi&rsquo;ne ulaştığı noktadaki kentsel a&ccedil;ıklık, iskeleden kaynaklı ticari faaliyetin s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; &ldquo;G&uuml;mr&uuml;k Meydanı&rdquo; olarak adlandırılan kentin ilk kamusal mekanı olarak belirmiştir. G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, iskelenin uzantısındaki gelişimi ve kentin ana ticari ekseniyle kurduğu doğrudan ilişkiyle kendiliğinden gelişmiş, sınırları yine bu ilişkilerin &uuml;rettiği ticari kullanımlarla belirlenen bir kent meydanı olarak şekillenmiştir (Şekil 2).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil2.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 2. On dokuzuncu y&uuml;zyıl ve yirminci y&uuml;zyılın ilk yarısında G&uuml;mr&uuml;k Meydanı. (Karpostallar: Ali Murat Merzeci Koleksiyonu)</span></p> <p>G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, kentin ticari faaliyetlerinin ve meta değişiminin yanı sıra kentsel yaşam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n de &uuml;retildiği bir alandır. Bir başka deyişle G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, varlığını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yirminci y&uuml;zyıl başına kadarki s&uuml;re&ccedil;te kentte, burjuva kamusallığının yaşam bulduğu somut mekandır (Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2013). Dolayısıyla, devletten bağımsız olarak ve y&ouml;netici erkin herhangi bir m&uuml;dahalesi olmaksızın, tamamen kamusal g&ouml;vde tarafından &uuml;retilen bir meydan olarak G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, kentlilerin, alanın barındırdığı ticari ve&nbsp;sosyal kullanımlarla kurdukları ilişki ve yaşamsal gereksinimleri doğrultusunda, kendi istekleri ile dahil oldukları ve bunun dışında, siyasi ya da y&ouml;netsel herhangi bir anlam y&uuml;klenmemiş, yalnızca ortak toplumsal deneyimlerle şekillenmiş bir kamusal mekandır.&nbsp;</p> <p>Aynı d&ouml;nemde kentin bir diğer kamusal mekanı ise g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ldquo;Cumhuriyet Meydanı&rdquo; olarak adlandıran alandır. Uray Caddesi, G&uuml;mr&uuml;k Meydanı&rsquo;ndan batıya doğru devam ederek, kentin doğusundaki ticari kullanımları, 1920&rsquo;li yıllarda batıda yeni gelişmekte olan konut alanlarına bağlamaktadır. 1940&rsquo;lı yıllara kadar, Uray Caddesi&rsquo;nin G&uuml;mr&uuml;k Meydanı&rsquo;ndan sonraki b&ouml;l&uuml;m&uuml;, yolun sonundaki Kışla binası nedeniyle Kışla Caddesi olarak adlandırılmıştır. S&ouml;z konusu cadde, bug&uuml;n &ldquo;Cumhuriyet Meydanı&rdquo; olarak anılan alanda b&uuml;y&uuml;k bir kentsel a&ccedil;ıklığı ge&ccedil;erek Kışla binasına kadar devam etmektedir. Kentsel mekandaki bu konumu, &ccedil;evresindeki kullanımlarla ilişkisi ve Cumhuriyet d&ouml;nemi &ouml;ncesindeki kullanım bi&ccedil;imi ile s&ouml;z konusu alan tıpkı G&uuml;mr&uuml;k Meydanı&rsquo;nda olduğu gibi, bir kıyı kenti olarak Mersin&rsquo;in denizle kurduğu ilişki doğrultusunda, konut alanları ile &ccedil;alışma alanları arasında bir dinlenme, eğlenme ve g&ouml;r&uuml;nme alanı ve daha &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;r-sanat ve eğlence yapılarının yer aldığı bir sosyal odak olarak kendiliğinden şekillenmiştir. Eski kent kartpostallarından anlaşıldığı &uuml;zere s&ouml;z konusu alan, kentin geliştiği ilk yıllarda da kamusal mekan olarak işlev g&ouml;rm&uuml;ş, bir d&ouml;nem a&ccedil;ık hava sineması olmuş ve Cumhuriyet&rsquo;le birlikte &ldquo;Millet Bah&ccedil;esi&rdquo;, &ldquo;Belediye Bah&ccedil;esi&rdquo; gibi değişik adlarla ancak aynı ama&ccedil;la kullanılmıştır (Şekil 3).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil3_1.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil3_2.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil3_3.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 3. Bug&uuml;n Cumhuriyet Meydanı olarak adlandırılan alan, kentin geliştiği ilk yıllardan itibaren bir kamusal mekandır. (Karpostallar: Ali Murat Merzeci Koleksiyonu)</span></p> <p>Ne var ki 1940&rsquo;lı yıllardan itibaren, kentin bu her iki kamusal mekanında &ccedil;eşitli değişimler yaşanmış, fiziksel &ouml;zellikleri, taşıdıkları anlam ve toplumsal d&uuml;zeydeki kavranış bi&ccedil;iminde değişiklikler olmaya başlamıştır. G&uuml;mr&uuml;k Meydanı&rsquo;nın gerek gelişim bi&ccedil;imi, gerek i&ccedil;erdiği ilişkiler b&uuml;t&uuml;n&uuml; ve gerekse fiziksel bi&ccedil;imlenişi, kentin plansız d&ouml;neminde ger&ccedil;ekleşmiş ve 1960 yılında modern limanın inşaatına kadar da bu nitelikleri s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Ancak 1960 yılında limanın inşası ve 1970&rsquo;li yıllarda da G&uuml;mr&uuml;k Binası&rsquo;nın yıkılmasının ardından G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, bağlamını kaybetmiş, fiziksel olarak tanımsızlaşmış ve 1980&rsquo;li yıllardan itibaren meydan niteliğini b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de yitirmiştir (Şekil 4). Limanın inşasıyla birlikte denize dolgu yapılmış, G&uuml;mr&uuml;k İskelesi kaldırılmış, ardından G&uuml;mr&uuml;k Binası yıkılmıştır (Şekil 5).</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil4.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 4. G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, 1970'li yıllar (Fotoğraf: Akdeniz Belediyesi Arşivi)</span></p> <p>G&uuml;mr&uuml;k Meydanın&rsquo;ndaki bu değişim, kentteki sosyal ve ekonomik değişimden bağımsız değildir. Kentin ekonomik etkinliği, yirminci y&uuml;zyılın ilk yarısına kadar uluslararası ticarete dayalı iken G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, G&uuml;mr&uuml;k İskelesi ile birlikte kentin uluslarası ilişkilerini temsil etmiş, 1960&rsquo;lı yıllarda modern limanın inşası ile birlikte, Mersin&rsquo;in g&uuml;ndelik yaşamıyla liman ilişkisi b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de kopmuştur (&Uuml;nl&uuml;, 2012). &Ouml;te yandan, ulus devlet politikalarıyla kentin ticaret burjuvazisinin kompozisyonu da değişmeye başlamış ve kentteki k&uuml;lt&uuml;rel &ccedil;eşitlik giderek azalmıştır (Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2018).&nbsp;</p> <p>G&uuml;mr&uuml;k Binası, G&uuml;mr&uuml;k İskelesi&rsquo;nin ortadan kalkması ile buna bağlı ticari etkinliğin azalması, G&uuml;mr&uuml;k Meydanı&rsquo;nın yeniden d&uuml;zenlenmesi ihtiyacını doğurmuştur. Alana y&ouml;nelik &uuml;retilmiş olan tasarım projesinin hayata ge&ccedil;irilmesi sonucu G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, kendi i&ccedil;ine kapalı, kentin o d&ouml;nemki en hareketli yaya b&ouml;lgesine arkasını d&ouml;nen bir kamusal mekan haline gelmiştir (Şekil 5).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil5_1.jpg.jpeg" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil5_2.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 5. G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, ge&ccedil;mişteki kullanım bi&ccedil;imini ve kent i&ccedil;in anlamını yitirmesine paralel olarak adını da yitirmiş, "Ulu &Ccedil;arşı" adını almıştır. (&Uuml;stteki Fotoğraf: Vanlı, 1976, Alttaki Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2009.)</span></p> <p>Aynı şekilde, kentin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Cumhuriyet Meydanı olarak adlandırılan diğer kamusal mekanında da benzer bir nitelik değişimi yaşanmıştır. Cumhuriyet sonrasında, y&ouml;netici erkin kentsel mekanda g&ouml;r&uuml;nmeyi tercih ettiği alan, Cumhuriyet Meydanı olmuş ve alanın doğusunda Vali Konağı inşa edilmiştir. B&ouml;ylece alan, sivil bir kamusal mekandan,&nbsp;modernleştirici ideolojinin simgeleri ile yeni anlamlar y&uuml;klenen bir başka mekana d&ouml;n&uuml;şmeye başlamıştır.&nbsp;</p> <p>Vali konağının inşasının hemen ardından alanın kuzeyinde, Cumhuriyet modernleşmesinin simge yapılarından biri olarak Halkevi binası inşa edilmiştir. Yapılı &ccedil;evredeki bu değişimle birlikte ger&ccedil;ekleşen mekansal bi&ccedil;imleniş, alanın kullanımındaki değişimi beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet &ouml;ncesinde dinlenme, eğlence ve rekreasyon ama&ccedil;lı kullanılan alan artık daha &ccedil;ok resmi t&ouml;ren ve kutlamalar i&ccedil;in kullanılmaya başlamıştır (Şekil 6, 7, 8 ve 9).&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil6.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 6. Alanda inşa edilen Valilik binası (Valilik binasının hemen batı bitişiğinde yer alacak olan Halkevi binası hen&uuml;z inşa edilmemiş). (Kartpostal: Ali Murat Merzeci Koleksiyonu)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil7_1_2.jpg.jpeg" border="0" /><br /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 7. Mersin Halkevi ve Cumhuriyet Meydanı. (Fotoğraflar: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil8_1_2.jpg.jpeg" /><br /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 8. Halkevi'nin inşasının ardından, 2000'li yıllardaki son d&uuml;zenlemesine kadar kısmen sivil niteliğini s&uuml;rd&uuml;rse de, bu tarihten itibaren yalnızca ulusal bayramlar ve resmi t&ouml;renlerin ge&ccedil;it alanı olarak kullanılmaktadır. (Fotoğraflar: Abd&uuml;lkadir Şaşmazer Arşivi)</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/selvi_unlu_kamusal_mekan/sekil9.jpg.jpeg" /><br /></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Şekil 9. Cumhuriyet Meydanı, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yalnızca resmi t&ouml;ren ve ge&ccedil;itler i&ccedil;in kullanılan ve i&ccedil;inden ge&ccedil;ilip gidilen bir alan niteliğindedir (Fotoğraf: T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi, 2009).<br /></span></p> <p>Son olarak, 2018 yılında Mersin B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi tarafından a&ccedil;ılan yarışma<sup>2</sup>&nbsp;ile Cumhuriyet Meydanı&rsquo;nın &ldquo;korunması, gerektiğinde t&ouml;ren alanı işlevini s&uuml;rd&uuml;rmesi ve yakın &ccedil;evresinde yer alan K&uuml;lt&uuml;r Merkezi, Arap Ortodoks Kilisesi, Atat&uuml;rk Evi M&uuml;zesi ve Kent M&uuml;zesi (Belediye Binası) gibi k&uuml;lt&uuml;rel değerlerle ilişkilendirilerek tasarlanması&rdquo; &ouml;ng&ouml;r&uuml;lerek, yarışmacılardan Cumhuriyet Meydanı&rsquo;nda &ldquo;bir yeraltı otoparkı &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne ilişkin ilkesel ulaşım &ouml;nerileri&rdquo; geliştirmeleri istenmiştir. Dolayısıyla ilerleyen s&uuml;re&ccedil;te kentin bu en &ouml;nemli kamusal mekanının &ouml;nemli bir değişim ge&ccedil;ireceği anlaşılmaktadır.</p> <p>Kentte, 1960'lı yıllara kadar, mahalle &ouml;l&ccedil;eğindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k a&ccedil;ıklıklar ve parklar dışında, G&uuml;mr&uuml;k Meydanı ve Cumhuriyet Meydanı &ouml;l&ccedil;eği ve niteliğinde başka bir kamusal mekandan s&ouml;z etmek g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. 1960'lı yıllara kadar kentsel yerleşik alan neredeyse 1920'li yıllardaki sınırları i&ccedil;inde kalmıştır. Ancak, 1960'tan 1980'li yıllara kadar ge&ccedil;en yirmi yıl gibi kısa bir s&uuml;re i&ccedil;inde kentte &ouml;nemli değişimler yaşanmaya başlamıştır. &Ouml;zellikle 1980'li yıllardan itibaren, başta bug&uuml;n Akdeniz Belediyesi sınırları i&ccedil;erisinde kalan kent merkezinde olmak &uuml;zere yoğun bir yapılaşma ger&ccedil;ekleşmiştir. T&uuml;rkiye İstatistik Kurumu'nun (araştırmanın yapıldığı d&ouml;nemki adıyla DİE'nin) 2000 yılı bina sayım verilerinde bina bitiş tarihlerine g&ouml;re, Mersin'de 2000 yılında oluşmuş yapılaşmanın %74'&uuml; 1980 yılı sonrasında ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu yıllarda kent merkezinde artan yapılaşma baskısı, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Toroslar Belediyesi sınırları i&ccedil;inde kalan kentin kuzeyindeki alanlarda ve Yenişehir Belediyesi sınırları i&ccedil;erisinde kalan batı kesiminde yoğunlaşmıştır (&Uuml;nl&uuml;, 2007). Bu s&uuml;re&ccedil;, 1960'lı yıllara kadar kendiliğinden gelişmiş olan kentsel mekana m&uuml;dahaleyi beraberinde getirmiştir<sup>3</sup>. Ancak bu planlama &ccedil;alışmaları, kentin plansız d&ouml;nemdeki karakterini s&uuml;rd&uuml;rmeyi başaramamış ve imar taleplerine y&ouml;nelik parsel &uuml;retmenin &ouml;tesine ge&ccedil;ememiştir (&Uuml;nl&uuml;, 2007).</p> <p>S&ouml;z konusu yaklaşımın sonu&ccedil;ları belki de en somut olarak kentin kamusal mekanlarında g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Ge&ccedil;mişte, kentsel yaşam pratikleri ve g&uuml;ndelik yaşamla birlikte ilişkisel olarak şekillenen kamusal mekanlar &uuml;retilmişken, 1980'li yıllardan itibaren, kamusal g&ouml;vdenin doğrudan m&uuml;dahil olmadığı (ya da olamadığı), temel olarak konut &uuml;retimini hedefleyen ve kamusal mekan gereksinimini &ouml;zel m&uuml;lkiyet i&ccedil;inde &ccedil;&ouml;zmeyi &ouml;ng&ouml;ren kentsel mekan &uuml;retme yaklaşımı, &uuml;lkedeki pek &ccedil;ok kentte olduğu gibi Mersin'de de kamusal mekanın anlamını, &uuml;retim ve kullanım bi&ccedil;imini değiştirmeye başlamıştır.</p> <p><span class="fotograf-yazi">*Yazı kapsamında yer verilen g&ouml;rsel malzemeler, arşiv ve koleksiyon sahiplerinin yazılı izni olmaksızın kullanılamaz.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">2. S&ouml;z konusu yarışma i&ccedil;in: https://www.mersinkiyiyarismasi.com ve yarışmaya ilişkin g&ouml;r&uuml;ş yazısı i&ccedil;in: http://www.arkitera.com/gorus/1191/mersin-tevfik-sirri-gur-stadyumu-ile-camlibel-limani-arasi-kiyi-ve-rekreasyon-duzenlemesi-fikir-projesi-yarismasi-uzerine-dusunceler, Erişim Tarihi: Haziran 2018.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">3. 1938 yılındaki Jansen planı dışında kente y&ouml;nelik bilinen ilk plan 1967 tarihli İller Bankası Planı&rsquo;dır. Ancak, ne yalnızca bug&uuml;nk&uuml; kent merkezine y&ouml;nelik hazırlanmış olan Jansen Planı ne de s&ouml;z konusu İller Bankası Planı, kentin bu hızlı gelişimini &ouml;ngren planlar olamadıkları gibi, b&uuml;y&uuml;k oranda uygulanma şansı da bulamamış planlardır. Dolayısıyla kentin yeni gelişen alanlarını da dikkate alan ilk kapsamlı planlama &ccedil;alışmaları 1980&rsquo;li yıllarda başlamıştır.</span></p> <p><strong><span class="fotograf-yazi">Kaynaklar</span></strong></p> <p><span class="fotograf-yazi">Akkar, M (2012) "Kamusal Mekan", Kentsel Planlama Ansiklopedik S&ouml;zl&uuml;k, Melih Ersoy (der.), Ninova Yayınları, İstanbul, 175-178.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Arendt, H (1994) İnsanlık Durumu, İletişim Yayınları, İstanbul.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Bektaş, B (2011) Kapalı Siteler &Uuml;zerine Yerel Bir Değerlendirme: Mersin &Ouml;rneği, Toplum ve Demokrasi, 5(11-12), 97-114.<br /></span><span style="font-size: 12px;">&Ccedil;evik Aladağ, A Ş (2011) Kamusal Alanda Sanat Eseri̇ni̇n Kalıcılığı ve Mersi̇n K&uuml;lt&uuml;r Parkının Değerlendirilmesi, Mersin &Uuml;niversitesi, G&uuml;zel Sanatlar Enstit&uuml;s&uuml;, Yayınlanmamış Y&uuml;ksek Lisans Tezi.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Develi, Ş (2007) Eski Mersin'de Yaşam, Avcı Ofset, Mersin.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Doğan, A E (2007) Mek&acirc;n &Uuml;retimi ve G&uuml;ndelik Hayatın Birikim ve Emek S&uuml;re&ccedil;leriyle İlişkisine Kayseri'den Bakmak, Praksis, Sayı 16, Ankara, 91-122.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Habermas, J (2010) Kamusallığın Yapısal D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;, İletişim Yayınları, İstanbul.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Selvi &Uuml;nl&uuml;, T (2007) On Dokuzuncu Y&uuml;zyılda Mersin'in Kentsel Gelişimi, Mersin &Uuml;niversitesi, Sosyal Bilimler Enstit&uuml;s&uuml;, Yayınlanmamış Y&uuml;ksek Lisans Tezi.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Selvi &Uuml;nl&uuml;, T (2013) Mersin'de İki Kamusal Mekan &Uuml;zerine Bir Mekan Kavramsallaştırması Denemesi, Mersin'den Planlama, Mimarlık, Tasarım Yazıları-Tamer G&ouml;k'e Armağan, Sarıkaya Levent, Y; U&ccedil;ar, M, Mersin &Uuml;niversitesi Yayınları, 137-160.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Selvi &Uuml;nl&uuml;, T (2018) Osmanlı'dan Ulus-Devlete Doğu Akdeni̇z Li̇man Kentleri̇nde Mekana M&uuml;dahale ve Kent Kimliğindeki Değişim-Mersin ve Volos &Ouml;rneği, ODT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, 35(1), 51-88.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Sennett, R (2010) Kamusal İnsanın &Ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.<br /></span><span style="font-size: 12px;">&Uuml;nl&uuml;, T (2007) "Mersin'in Mek&acirc;nsal Bi&ccedil;imlenme S&uuml;reci ve Planlama Deneyimleri", Gazi &Uuml;niversitesi M&uuml;hendislik Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, 22(3), 425-436.<br /></span><span style="font-size: 12px;">&Uuml;nl&uuml;, T (2012) The Changing Character of Public Space in An Eastern Mediterranean Port City: From Customs Square To Grand Bazaar in Mersi̇n, ODT&Uuml; Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, 129 (2), 181-203.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Tekeli, İ (1998) "T&uuml;rkiye'de Cumhuriyet D&ouml;neminde Kentsel Gelişme ve Kent Planlaması", 75 Yılda Değişen Kent ve Mimarlık, T&uuml;rkiye iş Bankası K&uuml;lt&uuml;r Yayınları, Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul, 1-24.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Toks&ouml;z, M (2006) "Bir Coğrafya, Bir &Uuml;r&uuml;n, Bir B&ouml;lge: 19. Y&uuml;zyılda &Ccedil;ukurova", Kebike&ccedil; İnsan Bilimleri İ&ccedil;in Kaynak Araştırmaları Dergisi, Sanat Kitabevi, Ankara, Sayı 21, 97-110.<br /></span><span style="font-size: 12px;">Vanlı, Ş (1976) Mersin G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, Mimarlık, 76(4), 103-13.</span></p> Fri, 06 Jul 2018 16:09:24 +03 İnşaat Ruhsatlarından Müellif İmzalarının Çıkarılması http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/insaat-ruhsatlarindan-muellif-imzalarinin-cikarilmasi/1206 Göksel ÖKSÜZ <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/mimar_ruhsat_gorus.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>2 Mayıs 2018 Tarihli ve 30409 Sayılı Resm&icirc; Gazete yayınlanan değişiklik ile TS 8737 (yapı ruhsatı formu) ve TS 10970 (yapı kullanma izin belgesi) belgelerinde değişiklik yapıldı. Buna g&ouml;re yapı ruhsat formunda bulunan m&uuml;ellif imzaları kısmı kaldırıldı. Sistem &ccedil;evrimi&ccedil;i olduğu i&ccedil;in belediyeler de Yapı ruhsat s&uuml;reci değişmiş hali ile uygulanmaya başladı.</p> <p>Peki, bu değişiklik T&uuml;rkiye'de mimarlık mesleğini icra etmek a&ccedil;ısından ne anlam ifade ediyor?</p> <p>Mimarlığı salt imza atmaya indirgediğinizde sorun yok gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, hatta bu kararı alanlar sağ olsunlar biz mimarları ve de inşaat sekt&ouml;r&uuml;n&uuml; b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;kten de kurtarmışlar. Zira ruhsatlardan m&uuml;ellif imzalarının &ccedil;ıkarılmasının gerek&ccedil;esi l&uuml;zumsuz b&uuml;rokratik gecikmelerin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mek olarak tanımlanmış. Salt imza dedim evet bu tanımlamayı bilin&ccedil;li kullandım. Zira son d&ouml;nemde mimarlık evrak takip&ccedil;iliğine, emsali sonuna kadar kullanabilme kabiliyetine, inşaat ruhsatını en kısa s&uuml;rede &ccedil;ıkarma yarışına ve sonunda imzayı atabilmek i&ccedil;in gerekli belgelere sahip olmaya indirgenmiş durumda. Aslında son yapılan imza d&uuml;zenlemesi tamda bu aklın tezah&uuml;r&uuml;.</p> <p>Peki, mimarlık nedir, Mimar ne yapar?</p> <p>Mimarlık insanın hayatının t&uuml;m alanındadır, &ouml;rneğin huzur bulduğu evindedir, sevincini haykırdığı stadyumdadır, hak aradığı meydandadır, sağlığına kavuştuğu hastanededir, inancını yaşadığı camidedir, temsil edildiği Meclistedir, evet insana dair ne varsa mimarlık oradadır. Mimarlık aslında medeniyetin &uuml;&ccedil; boyutlu halidir.</p> <p>Bir d&ouml;nemin ihtişamlı Roma'sını nasıl &ouml;zetlersin deseler benim i&ccedil;in Celsus k&uuml;t&uuml;phanesine bakmak yeterlidir, Osmanlı i&ccedil;in onlarca şey s&ouml;ylenebilir fakat Sinan'ın Selimiye'si her şeyi anlatır. Mimarlık Mısır piramitlerinden, Eiffel'e, Pantheondan Sydney Opera binasına kadar &ccedil;ağlar boyunca t&uuml;m medeniyetlerin kendilerini ifade etmede kullandıkları dil olmuştur. Birileri anlamasa da anlamaya &ccedil;alışmasa da bug&uuml;nde mimarlık b&ouml;yledir. İşte bir anlamda, medeniyet h&uuml;lyanıza boyut kazandıran kişidir mimar. Eğer amacımız ge&ccedil;mişten aldığımız t&uuml;m birikimler ve değerler ile yeni bir medeniyet inşa etmek ve bu medeniyeti t&uuml;m insanlık ile paylaşmak ise bunu mimarlık ve mimar olmadan ger&ccedil;ekleştirmek m&uuml;mk&uuml;n değildir.</p> <p>İmza ise adeta yapının kitabesidir. İmza kimliktir, onaydır, t&uuml;m birikimin &ouml;zetidir. İmzayı b&uuml;rokratik engel olarak g&ouml;rmek, mek&acirc;n, yapı ve kent tasarımına maddi karşılığı olan alıp satılabilen bir &uuml;r&uuml;n olarak bakmanın tezah&uuml;r&uuml;d&uuml;r aslında. Mimarlık b&ouml;yle bir şey değildir. Mimar boyut verir, mek&acirc;n oluşturur ve bu, evrendeki yalnız oraya mahsus olan bir değerdir. &Ouml;rneğin S&uuml;leymaniye'nin aynısını &ccedil;ok daha iyi malzeme ile başka bir şehre yapsak o S&uuml;leymaniye mi olacaktır.</p> <p>Hep hayıflanıyoruz, keşkeklerimiz &ccedil;ok fazla. Ş&ouml;yle bir kentlerimize bakalım Antik Yunandan, Roma'ya, Sel&ccedil;ukludan, Osmanlıya d&uuml;nyanın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; en b&uuml;y&uuml;k medeniyetlerin oluşturduğu bir havzada yaşıyoruz. D&uuml;nya bu medeniyetlerin &uuml;rettiği sanatı, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, şehirciliği anlata anlata bitiremiyor, bu medeniyetleri anlamak i&ccedil;in yığınla akademik &ccedil;alışma yapıyor. Ya biz? Herhangi bir Anadolu kentinde, herhangi bir sokakta dahi y&uuml;z&uuml;n&uuml;z&uuml; &ccedil;evirdiğinizde bu medeniyetlerin izlerini rahatlıkla g&ouml;rebilecek, hissedebilecek uzaklıkta olan biz.</p> <p>Biz, adına Kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m dediğimiz, ipleri k&uuml;resel sermayenin elinde olan vahşi bir canavarı gelecekten emanet aldığımız varlığımız ile besliyoruz. Sonra inşa ettiğimiz s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lemez &ccedil;evreye bakıp, dikey olmadı bundan sonra yatay yapacağız diyoruz. Gelinen noktada &ccedil;&ouml;z&uuml;m aslında t&uuml;m bu s&uuml;recin emanet edilmesi gereken kişi olan mimarın b&uuml;rokratik engel olarak g&ouml;r&uuml;lmesi. Sayın yetkililer bu ucubenin m&uuml;sebbibi ben değilim, bu ucubenin m&uuml;sebbibi meslektaşlarım değil.</p> <p>Ruhsattan imzayı &ccedil;ıkarmak aslında Mimarlığı ve mimarı yapıyı tasarlama, inşa etme, yaşadığımız kenti oluşturma ve var olan kente m&uuml;dahale etme s&uuml;recinin dışına &ccedil;ıkarmaktır. Bug&uuml;n alınan bu karar yukarıda kentlerimizin mevcut durumunu &ouml;zetlemeye &ccedil;alıştığım tabloyu daha da i&ccedil;inden &ccedil;ıkılamaz hale d&ouml;n&uuml;şt&uuml;recektir. Mimari projeye imza kalıyor denebilir. Bu işin bir adım &ouml;tesi hi&ccedil; ş&uuml;pheniz olmasın projeye imzanın da istenmemesi olacaktır. Merak etmeyin Mimarlığı değersizleştirdiğiniz ve anlamsızlaştırdığınızda, mimarı inşa s&uuml;recinin dışına ittiğinizde &uuml;rettiğiniz yapılar ve kent zaten imza atmaya değerde olmayacaktır.</p> Fri, 29 Jun 2018 11:26:00 +03 Mersin Kenti ve İkincil Konutlar http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/1203 fulya pelin başaran <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/resim_1_mersin_ikincil_konutlar.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Metin, Fulya Pelin Başaran ve Havva Özyılmaz tarafından ortak kaleme alınmıştır.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">Şekil 1. Mersin Kentinin Plansız D&ouml;nemde Oluşan Kentsel Bağlamını G&ouml;steren Sil&uuml;et (Ali Murat Merzeci Koleksiyonu, Aktaran &Uuml;nl&uuml; 2009)</span></p> <p>Mersin 19. yy.'ın ilk yarısında ortaya &ccedil;ıkmış, kıyı şeridi boyunca yoğun ikincil konut yerleşimlerinin bulunduğu, T&uuml;rkiye'nin g&uuml;neyinde yer alan ve &uuml;lkemizin en b&uuml;y&uuml;k limanına sahip olan bir sahil kentidir.</p> <p>Kentin, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki Berdan Nehri, antik d&ouml;nemdeki Kydnos Nehri &uuml;zerinde bir lag&uuml;n olarak yer alan Rhegma G&ouml;l&uuml;'n&uuml;n al&uuml;vyonlarla dolarak bataklık hale gelmesi sonucu, &Ccedil;ukurova B&ouml;lgesi i&ccedil;in &ouml;nemli bir liman işlevi g&ouml;ren Tarsus'un liman işlevini kaybetmesiyle ortaya &ccedil;ıktığı s&ouml;ylenmektedir (&Uuml;nl&uuml; 2009). İlk kuruluşu Neolitik d&ouml;neme kadar uzanan, daha sonra Antik d&ouml;nemde "Zephyrium" adıyla bilinen Mersin, Osmanlı d&ouml;neminde kurulan kentler arasında &ouml;zg&uuml;n bir yerde bulunmaktadır. Kent, Tanzimat'tan sonra kurulan, dolayısıyla Tanzimat'la beraber ortaya &ccedil;ıkan yeni idari kurumlar ve nizamnameler &ccedil;er&ccedil;evesinde gelişen ve y&ouml;netilen bir kenttir. Tanzimat'tan &ouml;nce diğer Osmanlı kentlerinde bulunan yapısal ve kurumsal &ouml;zellikleri taşımadığından doğrudan yeni d&uuml;zenin, ekonomik, sosyal ve k&uuml;lt&uuml;rel olarak yansıdığı bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Osmanlı kentlerinin 19. yy. &ouml;ncesi yapısı i&ccedil;erisinde kimi zaman kaybolan ya da sadece belirli mahallelerinde g&ouml;zlemleyebildiğimiz değişiklikler ve yeni kent dokusu, Mersin'de eski bir doku i&ccedil;inde kaybolmadan belirlenebilmektedir. B&ouml;ylelikle Mersin, Tanzimat d&ouml;neminin ilk ve en &ouml;zg&uuml;n Osmanlı kenti olmuştur (Yenişehirlioğlu ve ark. 1995).</p> <p>&Uuml;nl&uuml;, Mersin'in kentsel gelişimini, planlı d&ouml;nem ve plansız d&ouml;nem olmak &uuml;zere iki d&ouml;neme ayrılmaktadır. Kentin ilk planı olan 1938 Jansen Planı &ouml;ncesindeki d&ouml;nemi plansız d&ouml;nem, Jansen Planı ile başlayan d&ouml;nem ve sonrasını ise planlı d&ouml;nem olarak ele almaktadır. Planlı d&ouml;nem i&ccedil;inde belirli aralıklarla planlar &uuml;retilmiştir ancak planlama faaliyetleri 1980'lerden sonra giderek yoğunlaşmıştır. 1985 yılında ise plan &uuml;retme ve denetleme yetkilerinin yerel y&ouml;netimlere devredilmesi ile kent ve alan &ouml;l&ccedil;eğinde bir&ccedil;ok plan hazırlanmıştır (&Uuml;nl&uuml; 2007).</p> <p>Mersin kentinin plansız d&ouml;nem kentsel bağlamının oluşumunda, Tanzimat D&ouml;nemi'nde yaşanan gelişmelerin etkisi bulunmaktadır. Bu d&ouml;nemde, Osmanlı d&ouml;neminin ilk imar kanunu olan 1882 tarihli Ebniye Kanunu, modernleşme s&uuml;reci kapsamında y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girmiştir. Yasa, temelde yollarla ilgili d&uuml;zenlemeler &uuml;zerine odaklanmıştır. Bu d&uuml;zenlemeler, yolların d&uuml;zg&uuml;n hale getirilmesi, genişletilmesi, &ccedil;ıkmaz sokağın yasaklanması gibi d&uuml;zenlemelerdir. B&ouml;ylelikle kentte, ızgara &ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml; bir kentsel gelişme ama&ccedil;lanmıştır (Ak&ccedil;ura 1981; &Ccedil;elik 1998, Aktaran &Uuml;nl&uuml; 2009).</p> <p>Mersin'in kentsel gelişme s&uuml;reci i&ccedil;inde, plansız d&ouml;nemden sonra ilk imar planının elde edildiği 1938 yılı bir kırılma noktası durumundadır. 1938 yılında d&ouml;nemin &ouml;nemli şehirci-mimarlarından olan Hermann Jansen tarafından kent i&ccedil;in ilk plan hazırlanmıştır. Ardından, 1963 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan İller Bankası Planı y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girmiştir. 1980 yılında İmar ve İsk&acirc;n Bakanlığı tarafından hazırlanan 1/25000 ve 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli planların ardından 1985 yılı, planlama yetkisinin yerel y&ouml;netimlere ge&ccedil;mesinden dolayı, diğer bir kırılma noktasına işaret etmektedir (&Uuml;nl&uuml; 2009). 1985 yılı sonrasında yerele d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n ger&ccedil;ekleşmesi ile planlama &ccedil;alışmalarında sayısal olarak artış olmuştur. Bu d&ouml;nemde, kent i&ccedil;indeki alanlara y&ouml;nelik uygulama imar planları &uuml;retilmiştir. 1993 yılında ise Mersin kenti, b&uuml;y&uuml;kşehir stat&uuml;s&uuml;n&uuml; elde etmiş ve Mersin Belediyesi, y&ouml;netimsel ve mek&acirc;nsal anlamda &uuml;&ccedil; alt belediyeye ayrılmıştır. 1993 yılı sonrasında alan &ouml;zelinde uygulama imar planları Akdeniz, Toroslar ve Yenişehir belediyeleri tarafından &uuml;retilmiştir (&Uuml;nl&uuml; 2007). 2004 yılında Mersin Belediyesi'nin sınırları genişlemiş, 22 ilk kademe belediyenin bağlı olduğu kentsel b&ouml;lgeye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Son olarak 2008 yılında sınırlar yeniden belirlenmiş olup Mersin B&uuml;y&uuml;kşehir'e bağlı, Akdeniz, Yenişehir, Toroslar ve Mezitli Belediyeleri olmak &uuml;zere 4 il&ccedil;e belediyesi kurulmuştur.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/resim_2_mersin_ikincil_konutlar.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şekil 2. 1970'li Yılların Başında Mersin Kentinin Silueti (&Uuml;nl&uuml; 2009)</span></p> <p>Kısaca &ouml;zetlenen Mersin'in kentsel gelişim s&uuml;recine bakıldığında g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar kentsel &ouml;l&ccedil;ekte bir&ccedil;ok değişiklik yapılmıştır. 1950 sonrası s&uuml;rekli g&ouml;&ccedil; alarak b&uuml;y&uuml;yen kent, tarımsal yapıdan, limana dayalı ticaret, sanayi ve turizm gibi faaliyetleri barındıran bir ekonomik yapıya d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Bu s&uuml;re&ccedil;te kentin ekonomik, demografik, sosyal, k&uuml;lt&uuml;rel ve mek&acirc;nsal yapısı da s&uuml;rekli değişime uğramıştır. &Ouml;zellikle artan n&uuml;fus yoğunluğu ve buna bağlı oluşan gerekliliklerle birlikte, imarlı alanda yoğun ve sosyal donatılardan yoksun tekd&uuml;ze yapılaşmalar kentsel yapıyı etkileyen &ouml;nemli gelişmeler arasında yer almaktadır. 1980'li yılların sonuna kadar kentin batı kıyı aksı boyunca yoğunlaşan kentsel gelişme alanları, daha sonra kuzey ve batı orman eteklerini de kapsamıştır (S&ouml;nmez 2009).</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/resim_3_mersin_ikincil_konutlar.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şekil 3. 2015 Yılı Mersin Kentinin Silueti</span></p> <p>1950'lerden sonra &uuml;lkemizde yaşanan hızlı ekonomik kalkınma ve toplumsal yapıdaki değişiklik, kentleşmenin artmasına ve buna bağlı olarak kent sakinlerinin kentin yoğunluğundan ka&ccedil;mak i&ccedil;in ikincil konut alanlarına y&ouml;nelmelerine neden olmuştur (Kısa 1998). İkincil konutların kıyı şeridi boyunca yoğun bir şekilde yerleşimi son 40 yıl i&ccedil;erisinde ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu yoğun yerleşmenin en b&uuml;y&uuml;k nedenleri arasında Turizm Teşvik Kanunu, Kooperatifler Kanunu, kıyıların spek&uuml;latif ama&ccedil;larla kullanılabilir olarak g&ouml;r&uuml;lmesi ve turizm sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;n &uuml;lke kalkınmasının en &ouml;nemli unsurlarından biri olarak g&ouml;r&uuml;lmeye başlaması yer almaktadır (Manisa 2007). 1980 ve 1990 yılları arasındaki zaman zarfında değişen ekonomi politikaları ve uygulanan planlama &ccedil;alışmaları sonucunda kıyılarımız ekonomik ve ekolojik anlamda tehdit oluşturacak boyutlarda ikincil konutlarla dolmuştur. İkincil konut &uuml;retim artışı 1990-2000 yılları arasında da artan bir ivme ile devam etmiştir (Manisa ve G&uuml;l 2009). Bu noktada ikincil konut kavramına biraz değinmek gerekmektedir.</p> <p>İkincil konutlar, kullanıcıları tarafından yılın belirli zamanlarında ve belirli s&uuml;relerde dinlenme, tatil yapma, kentsel yaşamdan uzaklaşma gibi sebeplerle rekreatif ama&ccedil;lı olarak kullanılan genellikle fiziksel &ccedil;ekiciliği y&uuml;ksek olan b&ouml;lgelerde inşa edilen yapılardır (Cengizoğlu ve &Ouml;zyılmaz 2016). Kısa, genel olarak ikincil konutları konumlarına, kullanım s&uuml;resine ve yerleşme d&uuml;zenine g&ouml;re sınıflandırmaktadır (Kısa 1998). Bu &uuml;&ccedil; başlığın her biri de kendi i&ccedil;erisinde iki tipe ayrılmaktadır. Konumlarına g&ouml;re ikincil konutların ilki kent &ccedil;evresinde (metropoliten b&ouml;lge) konumlanan, daha &ccedil;ok hafta sonu evi olarak kısa s&uuml;reli ve sık kullanılan ikincil konutlar, diğeri ise kent &ccedil;evresinden uzak turizm b&ouml;lgelerinde konumlanan, daha &ccedil;ok tatil evi olarak uzun s&uuml;reli ve seyrek aralıklarla kullanılan ikincil konutlardır. Kullanım s&uuml;resine g&ouml;re ikincil konutların ilki daha &ccedil;ok hafta sonu evi olarak kısa s&uuml;reli ve sık kullanılan ikincil konutlar, diğeri ise daha &ccedil;ok tatil evi olarak uzun s&uuml;reli ve seyrek aralıklarla kullanılan ikincil konutlardır. Yerleşme d&uuml;zenine g&ouml;re ikincil konutların ilki m&uuml;lkiyeti bir aileye ait olan arsa i&ccedil;inde, par&ccedil;alı veya b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l şekilde o ailenin gereksinimleri ve istekleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurularak tasarlanmış tekil yerleşme d&uuml;zeninde ikincil konutlar, diğeri ise m&uuml;lkiyeti bir aileye ait olan ya da belirli s&uuml;reler i&ccedil;inde m&uuml;lkiyet hakları elde edilmiş, birden fazla konutun aynı arazi par&ccedil;ası i&ccedil;erisinde yer aldığı farklı işletme tiplerinde inşa edilen toplu yerleşme d&uuml;zeninde ikincil konutlardır (Kısa 1998).</p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Mersin kenti merkez il&ccedil;elerinden olan Mezitli Belediyesi kıyı şeridinde bulunan &ccedil;oğu konut yapısı 1970'li yılların başından 1980'li yılların sonuna kadar ki d&ouml;nemde yapılmış yapılardır. Konutların yapıldığı d&ouml;nemlerde b&ouml;lge, kentin merkezine uzak konumda bulunmaktaydı. Bu sebeple yapıların &ccedil;oğunluğu ikincil konut olarak tasarlanmış yerleşmeler şeklindedir. Bu b&ouml;lgedeki ikincil konutlar, &ccedil;oğunlukla tatil sitesi şeklinde kooperatifler ve &ouml;zel girişimciler (m&uuml;teahhitler) tarafından yapılan toplu ikincil konut yerleşmeleridir. Aynı site i&ccedil;erisinde gerek plan tipleri gerekse b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k bakımından farklı tasarımlar mevcuttur. Plan tipleri bakımından 1+0, 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 olmak &uuml;zere farklı se&ccedil;eneklere imk&acirc;n tanıyacak şekilde tasarlanmış konutlara rastlamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ayrıca aynı plan tipli, farklı metrekare olanaklı tasarımlar da mevcuttur. İnsanların doğal &ccedil;evreyle i&ccedil; i&ccedil;e daha &ccedil;ok vakit ge&ccedil;irebilmesi i&ccedil;in tasarımlarda yarı a&ccedil;ık alanlara (balkonlar) &ouml;nem verilmiştir. Site i&ccedil;erisinde sosyal aktivite alanları, a&ccedil;ık alanlar, y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş alanları vb. peyzaj d&uuml;zenlemelerine yer verilmiştir. Ayrıca tasarımda havuz &ouml;ğesi de &ouml;nemli bir yer tutmaktadır (Cengizoğlu 2015).</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/resim_4_ikili_1.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/resim_4_ikili_2.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şekil 4. Soli (Sol &uuml;st), Palma 2 (Sağ &uuml;st), Denizhan (Sol alt) ve Babil (Sağ alt) Sitelerinden Fotoğraflar</span></p> <p>Zamanın gereksinimleri, yoğunlaşan iş temposu, artan gelir d&uuml;zeyi ve serbest zamanlar kişilerin doğaya d&ouml;nme isteğini arttırmıştır. Ayrıca gelişen teknoloji ve end&uuml;strileşmenin sonucunda hızlı kentleşmeyle birlikte kentler b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, betonlaşma artmış, yoğun &ccedil;alışma saatleri ve yorgunluk kişilerin kentsel yaşamdan uzaklaşma, tatil yapma gibi dinlenme ama&ccedil;lı talebini arttırmıştır. Mersin kenti a&ccedil;ısından bu durumun sonu&ccedil;larından ilki, yapıldığı d&ouml;nemde ikincil konut olarak tasarlanan bu yapıların g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kent merkezine yakın konumda olan b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğunun zaman i&ccedil;erisinde birincil konut olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Birincil konut olarak kullanımının tercih edilmesinde kent yaşamından kısmen soyutlanmış, sosyal ve rekreatif anlamda gereksinimlerin karşılanabilmesinin yanı sıra yapıldığı d&ouml;nemde kent &ccedil;eperinde inşa edilmiş olan yapıların zaman i&ccedil;erisinde kentin b&uuml;y&uuml;mesiyle birlikte konum olarak kent merkezine yakın olması etkili olmuştur. Diğer sonu&ccedil; ise kıyı b&ouml;lgelerde inşa edilen ikincil konutlara olan talep artmış ve &ccedil;ok sayıda ikincil konut yerleşmesi oluşmuştur.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin-kenti-ve-ikincil-konutlar/resim_5_mersin_ikincil_konutlar.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şekil 5. Mersin T&ouml;m&uuml;k'te Bulunan Bir İkincil Konut Yerleşmesinden Fotoğraf</span></p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, Mersin kenti batı kesimi kıyı aksına bakacak olursak, şekil 5'te g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z toplu yerleşme d&uuml;zeninde y&uuml;ksek yoğunluklu, 15-20 kat y&uuml;ksekliğinde &ccedil;ok sayıda ikincil konut yerleşmesi g&ouml;rmekteyiz. Kontrols&uuml;z gelişen ikincil konutlar, bağlı bulundukları yerleşimlerin planlama ya da &ccedil;evre d&uuml;zenlemesi anlamında olumsuz etkilenmesine, betonlaşan kıyılar sonucunda yerleşimlerin cazibesini kaybetmelerine ve rant kavgasının ortaya &ccedil;ıkmasına neden olurken, turizm b&ouml;lgelerinin kalite değerini kaybetmelerine yol a&ccedil;abilmektedir (Bieger, Beritelli ve Weinert 2007, Aktaran Kozak ve Duman 2011). Ekolojik dengenin bozulabileceği g&ouml;z ardı edilip, doğayla i&ccedil; i&ccedil;e olma arzusu adına, ikincil konutların kıyılara y&ouml;nlendirilmesi, insanları b&ouml;lgeye &ccedil;eken &ouml;zelliklerin t&uuml;ketilmesine, bunun sonucunda da taşıma kapasitesi sınırlarını zorlayan, &ccedil;arpık kentleşme, betonlaşma gibi s&ouml;ylemlerin kıyı kentlerinin g&uuml;ndemine girmesine neden olmaktadır (Kılı&ccedil;aslan 2006). Bu durum ikincil konut kavramının temel parametrelerinden uzaklaşan planlama anlayışıyla aslında kentleşme ile artan soruna &ccedil;&ouml;z&uuml;m ararken betonlaşmanın artmasıyla, beraberinde kent ve kentli i&ccedil;in yeni problemler de yaratmaktadır. Mersin kenti ve benzer diğer kentler i&ccedil;in kıyılarda yaşanan bu durum, g&ouml;rsel kirliliğe de neden olmaktadır.<br />Sonu&ccedil; olarak, ikincil konutların planlama anlayışında kıyı korunumu, kaynak korunumu, enerji korunumu, b&ouml;lgenin taşıma kapasitesi, kent silueti, kullanıcı gereksinimleri gibi fakt&ouml;rlerin daha detaylı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lerek s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir temelli bir kentsel gelişme ve tasarım yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.</p> <p><span class="fotograf-yazi">Kaynaklar</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Cengizoğlu, F.P. 2015. İkincil Konutların Birincil Konutlara Uyarlanması: Mersin &Ouml;rneği. Y&uuml;ksek Lisans Tezi, Dicle &Uuml;niversitesi Fen Bilimleri Enstit&uuml;s&uuml;, Diyarbakır.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Cengizoğlu, F.P. ve &Ouml;zyılmaz H. 2016. İkincil Konutların Birincil Konutlara Uyarlanması: Mersin &Ouml;rneği. Planlama Dergisi, 26 (3): 219-233.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Kılı&ccedil;aslan, &Ccedil;. 2006. İkinci Konutların Deniz Kıyılarına Etkisi. S&uuml;leyman Demirel &Uuml;niversitesi Orman Fak&uuml;ltesi Dergisi, A (1): 147-156.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Kısa, P. 1998. İkincil Konut Mimarlığında Cephe, K&uuml;tle ve Dış Mek&acirc;n Oluşumu. Y&uuml;ksek Lisans Tezi, Trakya &Uuml;niversitesi Fen Bilimleri Enstit&uuml;s&uuml;, Edirne.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Kozak, M. ve Duman, T. 2011. İkinci Konutların Turizm Sekt&ouml;r&uuml;ne Kazandırılması: Muğla İli Dat&ccedil;a İl&ccedil;esi &Ouml;rneği. Doğuş &Uuml;niversitesi Dergisi, 12 (2): 226-242.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Manisa, K. 2007. İkincil Konutların Turizm Sekt&ouml;r&uuml;nde Yeniden Kullanılabilmesine İlişkin Bir Model &Ouml;nerisi. Doktora Tezi, Yıldız Teknik &Uuml;niversitesi Fen Bilimleri Enstit&uuml;s&uuml;, İstanbul.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Manisa, K. ve G&uuml;l, H. 2009. T&uuml;rkiye'deki Mevcut İkincil Konutların Turizm Sekt&ouml;r&uuml;nde Değerlendirilmesine İlişkin Bir Model &Ccedil;alışması. Mehmet Kemal Dedeman Araştırma ve Geliştirme Proje Yarışması.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">S&ouml;nmez, R. 2009. Mersin Kent B&uuml;t&uuml;n&uuml; ve Yakın &Ccedil;evresi 1/25000 &Ouml;l&ccedil;ekli Nazım İmar Planı. Planlama Dergisi, 3 (4): 129-144.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">&Uuml;nl&uuml;, T. 2007. Mersin'in Mek&acirc;nsal Bi&ccedil;imlenme S&uuml;reci ve Planlama Deneyimleri. Gazi &Uuml;niversitesi M&uuml;hendislik Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, 22 (3): 425-436.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">&Uuml;nl&uuml;, T. 2009. Mek&acirc;nsal Planlamanın Kentin Bi&ccedil;imlenmesine Etkisi: Mersin &Ouml;rneği. Planlama Dergisi, 3 (4): 27-42.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Yenişehirlioğlu, F., M&uuml;derrisoğlu, F., Alp, S. 1995. Mersin Evleri. TC. K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığı Yayınları, 152, Ankara.</span></p> Tue, 26 Jun 2018 10:19:14 +03 Konservatuvar'ın Zorla Boşaltılmaya Çalışılmasının Düşündürdükleri http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/konservatuvarin-zorla-bosaltilmaya-calismasinin-dusundurdukleri/1202 Korhan Gümüş <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/MSGSU_arkitera_gorus.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Rivayet muhtelif. Resmi a&ccedil;ıklamaya g&ouml;re "m&uuml;ze" yapılacakmış, onun i&ccedil;in Devlet Konservatuarı yerinden edilmeye &ccedil;alışılıyormuş.*</p> <p>Ama işin aslı s&ouml;yleymiş: M&uuml;ze deniyormuş ama Başbakanlık &Ccedil;alışma Ofisi Cumhurbaşkanlığı ofisi olacakmış ve haliyle b&uuml;y&uuml;yecekmiş. Daha &ouml;nce iskeleler i&ccedil;in ge&ccedil;iş alanlı yolların bile kapatılıp, &ouml;n&uuml;ne &ccedil;i&ccedil;ek tarhları konduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, binlerce &ouml;ğrenci yetiştiren bir kurumun nereye taşınacağını hi&ccedil; umursamadan b&ouml;yle bir kararın verilmesi herşeyden &ouml;nce &ouml;ncelikler konusunda bir fikir veriyor olmalı.</p> <p>Evet Devlet işine aklımız ermez. Ama gene de insan şaşırıyor. Şu tuhaflığa, s&ouml;ylenenlere bir bakın: "Suyunuzu, elektriğinizi keseriz..." Hatta daha da &ouml;tesi: "Polis zoruyla tahliye ederiz, dışarı atarız..." Devlet, tıpkı Sulukule'de, S&uuml;leymaniye'de, ya da başka kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m alanlarında insanlara nasıl davranıyorsa, aynen &ouml;yle davranıyor k&ouml;kl&uuml; bir ge&ccedil;mişi olan koskoca &uuml;niversiteye. Yani bu &uuml;lkede koskoca bir devlet &uuml;niversitesi de olsanız, devlet karşısında boynunuz kıldan ince. &Uuml;niversite rekt&ouml;r&uuml; sanki kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mde evinden zorla tahliye edilen bir vatandaş konumunda!</p> <p>Bu olay bu a&ccedil;ıdan da son derece anlamlı. B&ouml;yle bir keyfiliğe, buyurganlığa karşı sessiz kalmamak gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu sorun yalnızca bir kurumun sorunu değil, T&uuml;rkiye'nin nasıl bir devlet anlayışı ile y&ouml;netilmek istendiğini ortaya koyan bir g&ouml;sterge. Bu konu &uuml;zerinde epey d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir.</p> <p>İnsan ayrıca şunu da d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyor, doğrusu: Neden &uuml;niversiteye başka bir yer g&ouml;stermediler? Bilindiği gibi yıllar &ouml;nce "asla terk edilmeyeceği, sonuna kadar direnileceği" s&ouml;ylenen Resim Heykel M&uuml;zesi bir mutabakatla ile terk edildi. Buna karşılık Salapazarı'ndaki yeni yapılacak binaya taşınması kararlaştırıldı. Burada ge&ccedil;en s&uuml;rede bir pazarlık koşulunun dahi oluşmamış olması neye bağlanabilir?</p> <p>Acaba bunun arkasında başka bir şey mi var? Konservatuarın zorla tahliye edilmeye &ccedil;alışılması ve yer g&ouml;sterilmemesi k&uuml;lt&uuml;r ve sanatta yer tutamadığı, bir varlık g&ouml;steremediği i&ccedil;in iktidarın sanat eğitimi kurumlarını yok etmeyi ama&ccedil;ladğını mı g&ouml;steriyor? Kamu alanındaki g&uuml;&ccedil; m&uuml;cadeleleri, vatandaşlığı ideolojik ama&ccedil;larla inşa etmeye dayanan yaklaşımlar &ccedil;ok da yabancı olmadığımız konular.</p> <p>Ama konuda ben bir de bu kırılganlığı oluşturan nedenlere, Ankara'nın İstanbul'un en değerli alanlarını b&ouml;yle "har vurup harman savururken" biraz da ne yaptığımıza bakalım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Yani "&ccedil;uvaldızı başkasına batırırken, gene de iğneyi de kendimizden esirgemeyelim" diyorum.</p> <p>&Ouml;ğrenci iken Giancarlo De Carlo'nun Architecture d'Aujourd'hui adlı dergide yayınlanan "&Uuml;niversitenin Şehirsel Rol&uuml;" gibi bir başlık taşıyan makalesini &ccedil;evirip, okulun en &uuml;st katında orta duvara kocaman harflerle yazarak astığımı hatırlıyorum. O makalede hatırladığım kadarıyla De Carlo, "&uuml;niversite ile şehrin karşılıklı olarak birbirlerini etkilediklerini ve bunun şehir halkının kendi geleceği &uuml;zerinde s&ouml;z sahibi olmasında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nemi olduğunu" vurguluyordu.</p> <p>A&ccedil;ık&ccedil;ası o zaman okulun şehirle, &ccedil;evresiyle ilişkisini, ilgisini sorgulamak i&ccedil;in bunu yapmıştım.</p> <p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;evrede &uuml;niversite ilişkilerini kullanarak mimarlık işleri aldıkları g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu, bir takım hocaların. Hatta S&uuml;tl&uuml;ce, S&uuml;leymaniye gibi yerlerde &uuml;niversite adına kamu projeleri ile de uğraştıkları g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu. Ayrıca Koruma Kurulu'nda &uuml;yelikleri dolayısı ile Boğazi&ccedil;i'nde, Beyoğlu'nda, Tarihi Yarımada'da bayağı bir etkileri vardı. Bunlar elbette ki ilgilenilmesi gereken konulardı; ancak ilgi bi&ccedil;imleri genellikle bu iki şapkanın aynı şekilde giyilmesi şeklindeydi. Zannedersem kamu ile bu &ouml;zel ilişki modeli y&uuml;z&uuml;nden ne Hali&ccedil;'teki, Perşembe Pazarı'ndaki yıkımlara, ne de bitişiklerinde işlevsiz kalan Salıpazarı'ndaki (Galataport) bağıra bağıra gelen d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me en ufak bir ilgi g&ouml;stermediler.</p> <p>&Uuml;niversite y&ouml;netimi yalnızca Roma Bah&ccedil;esi'ndeki eski ahşap binaları (sonra Mektebi Harbiye'de de g&ouml;rd&uuml;k aynı yaklaşımı) hortlatmak isteyen, &ccedil;evresine "acaba nasıl daha genişleyebilirim, fırsat sağlayabilirim" diye bakan bir ilgi bi&ccedil;imiyle yaklaşıyordu, o zamanlar.</p> <p>Biz de hem &ouml;ğrenciler, hem de mezunlar olarak "şehrin i&ccedil;indeki k&ouml;kl&uuml; bir mimarlık eğitimi veren kuruluşun şehirle ilgi bi&ccedil;imi yalnızca bu olabilir mi" diye bir tartışma a&ccedil;maya, &uuml;niversitenin şehirle ilişkisini sorgulamaya &ccedil;alışıyorduk.</p> <p>Sonra bir hocanın bize tartışırken s&ouml;ylediği gibi, "bu bal tutan parmağını yalar" felsefesiyle kamu işlevlerinin, yetkilerinin nasıl kullanıldığını, nasıl proje işleri alındığını g&ouml;r&uuml;nce bu kamu sisteminin i&ccedil;inde bir problem olduğunu fark ettik. Bu y&uuml;zden &ccedil;ok daha sonra Bomonti'de, bu alana okulun yaklaşım ve ilgi bi&ccedil;imine &ccedil;ok şaşırmadık.</p> <p>De Carlo'nun dediği gibi, &uuml;niversite bir &ccedil;ıkar grubu gibi kendisini temsil etmez. Kamusal alanın genişlemesine, şehirle ilgili politikaların geliştirilmesine hizmet eder. Bu nedenle kendisinden bile bağımsız olması gerekir, eğer bir &uuml;niversite ise. Şehirle ilgisi yalnızca kendi kurumsal &ccedil;ıkarlarıyla sınırlı değildir. Bir &uuml;niversite yalnızca kendisini ilgilendiren konularla ilgili g&ouml;r&uuml;ş sergilemez.</p> <p>Bence 80'li yıllardan itibaren İstanbul'un b&uuml;t&uuml;n kamusal alanlarında bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaşanırken, bu k&ouml;kl&uuml; kurum da en azından kendi yakın &ccedil;evresiyle, şehirle ilişki bi&ccedil;imini yenileyebilir, sorunu yalnızca kendi binalarının korunması ile &ccedil;er&ccedil;evelendirmeyebilirdi. Bunu s&ouml;ylerken teredd&uuml;t ediyorum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu arada T&uuml;rkiye'nin en eski mimarlık eğitimi kurumu, &uuml;stelik kurumun ve Cumhuriyet mimarlık d&uuml;nyasının k&uuml;lt kişisi Sedad Hakkı Eldem'in tasarladığı kendi binalarını, &Ccedil;ifte Sarayları kendi elleriyle mahvetti. Ayrıca gene Eldem'in sapasağlam ayakta duran Denizcilik İşletmeleri binalarının ve Antrepoların yıllarca boş kalmasına, yıkılmasına seyirci kaldı.</p> <p>Bu s&ouml;ylediklerim "Konservatuvar binasının boşaltılma kararına karşı &ccedil;ıkmaktan vazge&ccedil;elim, başka şeylerle uğraşalım" anlamına gelmiyor, elbette. Tam tersine daha dayanıklı bir kent anlayışının temellerini g&uuml;&ccedil;lendirmek gerekir diyorum. B&ouml;yle bir karar, b&ouml;yle bir girişim yokken dahi &uuml;niversitenin bu kıyı b&ouml;lgesinin d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi, kararların daha katılımcı y&ouml;ntemlerle alınması i&ccedil;in &ccedil;aba g&ouml;stermesi gerekirdi, demeye &ccedil;alışıyorum. Elbette ki sonuna kadar direnmek gerekir, karşı &ccedil;ıkmak gerekir. Ama bunun fırsat&ccedil;ı bir şekilde yapılmaması, kendi adına değil, şehir adına yapılması ve uğraşılması gerekir. Yoksa durmuş bir saat gibi zamanın i&ccedil;inde, g&uuml;nde iki defa doğruyu s&ouml;ylemek &ccedil;ok fazla bir şeyi değiştirmiyor.</p> <p><span class="fotograf-yazi">*Edit&ouml;r&uuml;n notu: MSGSU konservatuvarının boşaltılması kararı ve &uuml;niversiteden yapılan a&ccedil;ıklamayı i&ccedil;eren habere <a href="http://www.arkitera.com/haber/30355/msgsu-istanbul-devlet-konservatuvarina-tahliye-karari" target="_blank">buradan</a>. Sonrasında TBMM Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı'ndan yapılan, boşaltılmanın ertelenmesine dair a&ccedil;ıklamaya <a href="http://www.arkitera.com/haber/30361/mimar-sinanin-tahliyesi-ertelendi" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</span></p> Mon, 25 Jun 2018 14:00:00 +03 Bir Ödül ve Kanal Ekonomisi http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/bir-odul-ve-kanal-ekonomisi/1201 Özlem Yalım <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/KANALISTANBUL_01_R.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p><span class="fotograf-yazi">Cenk Dereli'nin &ccedil;izimi</span></p> <p>Mimarlığını yazar &ccedil;izerlik, radyo programcılığı ve akademisyenlik gibi pek &ccedil;ok yararlı alan &uuml;zerinden genleştirdiğini g&ouml;zlediğim Hasan Cenk Dereli&rsquo;nin &ouml;d&uuml;l aldığını duyuran tweetinin hemen altında ve &uuml;st&uuml;nde, siyasiler arasında bir Kanal İstanbul tartışması s&uuml;regidiyordu. Kanalın detayları yeniden hortlamıştı ve sık&ccedil;a ilk olarak &ccedil;ocukluğumdaki en iyi arkadaşım Resimli Bilgi Ansiklopedisi&rsquo;ndeki g&uuml;zel resimleri vesilesi ile varlığından haberdar olduğum Panama Kanalı&rsquo;ndan bahsediliyordu. Ben daha Cenk&rsquo;in neden ve ne &ouml;d&uuml;l&uuml; aldığını bilmiyordum.</p> <p>Twitter ilgin&ccedil; bir mecra. Bu ilgin&ccedil;liği y&uuml;z&uuml;nden zaten, sabahları ve akşamları tuvalete girer girmez, elime alıp, bağımlı bir bi&ccedil;imde ard arda sıralanan alakasız kaynaklardan notları okumaktan kendimi alamıyorum. Ilgin&ccedil;lik &ldquo;ard arda olması&rdquo;nda. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aynı Dereli&rsquo;nin &ouml;d&uuml;l&uuml;ndeki gibi bazen bu alakasız notlar birden alakalı karşılaşmalar haline geliyor ve &ouml;yle zamanlarda kuşkusuz okumak daha ilgin&ccedil;.&nbsp;</p> <p><b><span style="text-decoration: underline;">&Ouml;nce Gen&ccedil; Bir Mimarın &Ouml;d&uuml;l&uuml; Hakkında:</span></b>&nbsp;</p> <p>Dereli bu yıl 5.si d&uuml;zenlenen ArchiGraphicArt kapsamında j&uuml;ri &ouml;zel &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; aldı. Bu yarışma, Berlin&rsquo;de bulunan Tchoban Vakfı Mimari &Ccedil;izim M&uuml;zesi ile Moskova Mimarlar Birliği Archplatforma tarafından d&uuml;zenlenen bir mimari &ccedil;izim yarışması. Bu yıl; doğadan &ccedil;izim, mimari fantezi, proje i&ccedil;in &ccedil;izim ve Moskova: şehrin duygusu başlıklarını taşıyan 4 ayrı kategoride &ouml;d&uuml;l verildi; 15 &uuml;lkeden&nbsp; 500&rsquo;e yakın başvuru oldu. Hasan Cenk Dereli de bunların arasından &ldquo;mimari fantezi&rdquo; alanında&nbsp;katıldığı &ccedil;izimi ile j&uuml;r&uuml;n&uuml;n &ouml;zel takdirini topladı; &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; 8 Haziran&rsquo;da yapılan t&ouml;renle aldı. Bu &ccedil;izimler 16-20 Mayıs tarihleri arasında ger&ccedil;ekleştirilen 6. Moskova Mimarlık Binali&rsquo;nde de sergilendi.</p> <p>Dereli yaptığı &ccedil;izimlerde, T&uuml;rkiye&rsquo;nin 2011&lsquo;den bu yana g&uuml;ndemini işgal eden Kanal İstanbul&rsquo;u konu edinmiş; hicvetmiş desek daha doğru olur.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/KANALISTANBUL_02_R.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Cenk Dereli'nin &ccedil;izimi</span></p> <p>Mimarın bu &ccedil;iziminde, karanlık bir kesitten g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z oyuntunun (kanal) &uuml;zerinde kemerleşerek y&uuml;kselen, birbirinin &uuml;st&uuml;ne binmiş, birbirine dayanan, birbirinden g&uuml;&ccedil; alarak karşı kıyıya kapağı atan bir binalar karmaşası izliyoruz. Tek bakışta, kazılma, yarılma, yaralanma hissini ve bundan doğması planlanan rantı hafızaya kazıyabilen &ccedil;izimler bunlar. Yer yer iş maknelerinin a&ccedil;tığı t&uuml;nellerle, vin&ccedil; lekeleri ile &ouml;zenli bir bi&ccedil;imde harmanlanmış; basit&ccedil;e derdini anlatıyor. Dereli&rsquo;yi &ouml;ncelikle bu girişiminden &ouml;t&uuml;r&uuml; kutluyorum. Zira &uuml;lkemizin ortamı bu gen&ccedil;leri durdurmuyor ve yaratımlarını farklı &uuml;lkelerde sunmaktan geri kalmıyorar. Ayrıca başarısından dolayı da hepimizin adına tebrik ediyorum.&nbsp;</p> <p>Işte ben tam Dereli&rsquo;nin twitter mesajını alıp da detaylarını anlamaya &ccedil;alışırken, beynime bir yandan da Panama Kanalı pompalanıyordu haberlerden.</p> <p><b>Son g&uuml;nlerde Kanal İstanbul&rsquo;a karşı olumlu bir &ouml;rnek olarak g&ouml;sterilen Panama kanalı ile ilgili bazı noktaları hatırlamak gerekirse&hellip;</b>&nbsp;</p> <p>Devlet eli ile &ldquo;inşa&rdquo; edilen her yapı gibi, Panama Kanalı da aralarında ge&ccedil;iş bulunmayan iki suyu kavuşturmak &uuml;zerinden hareketle, bu kavuşmanın yaratacağı b&uuml;y&uuml;k ticaret ve erk potansiyeli ile motive olmuş bir dev proje idi.&nbsp;</p> <p>Atlantik okyanusu ile Pasifik okyanusu arasında bir kanal a&ccedil;ma fikri ilk olarak 1513&rsquo;te, İspanyol Kaşif Vasco Nunez de Balboa tarafından ortaya atıldı. Bu adanın iki dev su k&uuml;tlesi arasında ince bir kara par&ccedil;ası (Isthmus) olduğunu ilk keşfeden Avrupalı da kendisiydi. Balboa&lsquo;nın telkinleri ile d&ouml;nemin hem İspanya&rsquo;sını hem de Roma&rsquo;sını h&uuml;k&uuml;mdarlığı altında bulunduran 5. Charles, Panama&rsquo;da bir kanal a&ccedil;ılıp a&ccedil;ılamayacağını araştırtmış ve bunun imkansızlığı kendisine rapor edilmişti. Takip eden y&uuml;zyıllar boyunca da bu konuda bir adım atılmadı.</p> <p>1881&rsquo;de Fransız bir firma projeyi ger&ccedil;ekleştirmek &uuml;zere kazılara başladı. Ferninand De Lesseps tarafından y&uuml;r&uuml;ten proje, yine kendisi tarafından yapılmış olan Mısır&rsquo;daki S&uuml;veyş (Suez) kanalını &ouml;rnek almıştı. Ne var ki Panamada karşılaşılan coğrafi tablo S&uuml;veyş deneyimi ile hi&ccedil; bağdaşmadı; zorlu &ccedil;alışma şartları ve tropik hastalıklar sebebi ile kazılar sırasında &ccedil;oğu Kızılderili olan binler&ccedil;e iş&ccedil;i hayatını kaybetti (farklı kayıtlar 22.000-24.000 arası diyor!).</p> <p>Gittik&ccedil;e a&ccedil;maza giren projenin başına, Eyfel Kulesi ile haklı bir m&uuml;hendislik başarısına imza atmış olan Gustav Eiffel getirildiyse de, bu bile De Lesseps tarafından y&ouml;netilen firmanın 1889 yılında b&uuml;y&uuml;k bor&ccedil; i&ccedil;inde kalarak iflasına engel olamadı. Eiffel bu s&uuml;re i&ccedil;inde, De Lesseps tarafından deniz seviyesinde yapılmaya &ccedil;alışılan kanaldaki m&uuml;hendislik gereksimini akıllı bir kilit sistemi geliştirerek &ccedil;&ouml;zen kişi oldu. De Lesseps&rsquo;in batışı ve yaşanan &ouml;l&uuml;mler, beraberinde ticari bir skandalı da getirdi ve firmanın y&ouml;neticileri ile Eiffel, i&ccedil;inde sahtecilik gibi &ouml;nemli su&ccedil;lamaların da bulunduğu bir dava sonucu su&ccedil;lu bulunarak 1893&rsquo;te hapise girdiler. Eiffel bu skandalı takiben kendini tamamen ticaretten koparıp bilimsel &ccedil;alışmalara y&ouml;neltti. Yenilenen firma ise, cezaları takiben yeniden kanalı kazmaya kaldığı yerden devam etti.</p> <p>Bu devamın arkasında askeri ve ekonomik sebeplerden dolayı b&ouml;lgede bir kanal projesi hayal eden, Roosvelt y&ouml;netimindeki Amerika vardı. Amerika bu projesini &ouml;nceleri Nikaragua i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş; hatta bu konuda İngiltere ile 1805 yılında Clayton-Bulwer ittifakını imzalamıştı. Ancak o d&ouml;nemde her iki kanal projesinde de yer alan Bunau-Varilla isimli bir m&uuml;hendisin, lobi faaliyetleri ile Amerikayı Fransızların projesini almaya ikna ettiği belirtiliyor. 1902&rsquo;de&nbsp; Amerikan Kongresi bu satin almaya yeşil ışık yakarken, Panama ve Kolombiya birlikte idi ve Amerikalıların burada bir egemenlik kurmasına tamamen karşılardı. Ne var ki, kongreden onay &ccedil;ıkar &ccedil;ıkmaz Roosvelt&rsquo;in garant&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; ile Panama bağımsızlığını ilan etti ve kanalın inşasını ve kontrol&uuml;n&uuml; Amerikalılara devretti. &Ccedil;alışmaları y&uuml;r&uuml;ten şirketin ortaklarından biri ise Banau-Varilla idi!</p> <p>1903 yılının kayıtlarında Amerikalıların buradaki yatırımının 375 milyon dolar olduğu, Fransız firmaya bor&ccedil;larını kapatacak ve şirketin t&uuml;m haklarını satin alacak bi&ccedil;imde 40 milyon dolar ve Panamalılara da arazi i&ccedil;in 10 milyon dolar &ouml;dendiği belirtiliyor. O g&uuml;nlerden itibaren b&ouml;lgedeki gemi ticaretini y&uuml;r&uuml;ten Amerika, kanalın y&ouml;netimini Aralık 1999&rsquo;da Panama&rsquo;ya geri verdi; elbette bunu isteyerek yapmadı. Panamalılar bu hakkı 1964&rsquo;ten bu yana s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;kleri direnişler, grevler ve bunların sonucunda ortaya &ccedil;ıkan siyasi ve diplomatik krizler sonucunda, zorlukla elde edebildiler.&nbsp;</p> <p>Bug&uuml;n &ccedil;oğunlukla Amerika olmak &uuml;zere &Ccedil;in, G&uuml;ney Kore, Şili, Japonya ve Kolombiya bondroll&uuml; gemilerin kullandığı kanaldan yılda 14.000 civarı ge&ccedil;iş oluyor. Her ge&ccedil;işin &uuml;cretli olduğu bu kanalda gemi ve y&uuml;ke g&ouml;re bu bedel 450.000 doları da bulabiliyor (1928 de kanalı y&uuml;zerek ge&ccedil;en Richard Halliburton&rsquo;dan ise 36 cent &uuml;cret alınmış).&nbsp;</p> <p>Panama Kanalı&rsquo;nın a&ccedil;ılmasının ardından y&uuml;z yıllar ge&ccedil;miş olmasına rağmen, bu kanal işi &ouml;yle iştah a&ccedil;ıcı olmalı ki, 2013 yılında &Ccedil;inli bir firma Nikaragua&rsquo;da a&ccedil;ılması planlanan bir yenisi i&ccedil;in, Nikaragua ile 40 milyar dolarlık bir anlaşma yaptığını duyurmuştu. Panama Kanalı&rsquo;ndan iki kat daha uzun olacak olan ve en geniş gemilerin bile ge&ccedil;ebileceği bi&ccedil;imde tasarlanan bu kanal projesi tarihteki en b&uuml;y&uuml;k toprak kazma işlemi olarak da kayıt edilmişti. Nikaragua başkanı 2013 yılında &ccedil;ılgın projesini duyururken, &ldquo;Nihayet Nikaragualılar i&ccedil;in sosyal ekonomik, &ccedil;evresel ve insanı gelişim sağlayacak bir anlaşma&rdquo; i&ccedil;inde olduklarını belirtmişti. Elbet takiben bu kanal projesinin yaratacağı doğal tahribat &uuml;zerine &uuml;niversitelerden bilimadamlarından ve halktan yoğun tepkiler ortaya &ccedil;ıktı; protestolar halen devam ediyor. Halen kazı &ccedil;alışmalarının başlatılamadığı &ccedil;ılgın proje i&ccedil;in ge&ccedil;tiğimiz yıl Times gazetesi bir haberinde &Ccedil;in&rsquo;in, Taiwan&lsquo;la ilişkisini kesen Panama ile yakınlaştığı i&ccedil;in projeden &ccedil;ekildiğini a&ccedil;ıkladı. Son haberlerde ise, projenin durma noktasına gelmesinin arkasında, inhaleyi kazanan &Ccedil;inli milyarder Wang Jing&lsquo;in Honk Kong merkezli firmasının (HK Nicaragua Canal Development Group) i&ccedil;inde bulunduğu ekonomik sorunlar işaret ediliyor ve sonradan 50 milyar dolar olarak revize edilen proje b&uuml;t&ccedil;esinin ger&ccedil;ek&ccedil;i temeller &uuml;zerine oturtulmadan hesaplandığı belirtiliyor.&nbsp;</p> <p>Yağmur ormanlarının b&uuml;y&uuml;k kısmını tahrip edecek, Nikaragua G&ouml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n ortasından ge&ccedil;erek, &uuml;lkenin temiz i&ccedil;me su kaynağını tamamen(!) ortadan kaldıracak ve kuşkusuz &ouml;l&uuml;mc&uuml;l &ccedil;evresel sonu&ccedil;larının tahminlerin &ouml;tesine ge&ccedil;emediği bu &ccedil;ılgın proje i&ccedil;in y&uuml;kselen sesler, &ouml;zellikle &Ccedil;inli firmanın bu ekonomik g&uuml;c&uuml;n&uuml;n nerden geldiği, Ortega&rsquo;nın nasıl bir ekonomik anlaşma yaptığı, kontrol&uuml;n kimde olacağı gibi pek &ccedil;ok &ouml;nemli ve cevapsız kalan soru i&ccedil;in de y&uuml;kseliyor. Konu ile ilgili en son haberler ge&ccedil;tiğimiz yıl yayınlanmış, şu anda ise kara bir sessizlik ve belirsizlik hakim, projenin akıbeti bilinmiyor.&nbsp;</p> <p>İstanbul&rsquo;un &ccedil;ılgın kanal projesine d&ouml;nersek, ge&ccedil;tiğimiz yıl projenin et&uuml;t ihalesini tek başına alan Y&uuml;ksel Proje, bir yıl i&ccedil;inde projenin g&uuml;zergahını ve temel taşlarını hazırlamayı taahh&uuml;t etti. H&uuml;k&uuml;met tarafından yapılan son a&ccedil;ıklamalarda proje bedelinin 10 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bu hesap kulağa sanki en taze &ouml;rnek olan Nikaragua Kanalı i&ccedil;in telaffuz edilmiş b&uuml;t&ccedil;eden basit bir oranlama yapılarak belirlenmiş gibi geliyor; &ouml;yle ya, hen&uuml;z et&uuml;d projesi tamamlanmamış bir projenin b&uuml;t&ccedil;esini nereden bilebiliriz? Ve nasılsa T&uuml;rk halkı da bu t&uuml;r detayları pek &ouml;nemsemiyor değil mi?&nbsp;</p> <p>Diğer yandan T&uuml;rkiye&rsquo;de de proje a&ccedil;ıklandığından bu yana pek &ccedil;ok akademik &ccedil;alışma, sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml; raporları gibi tepkiler y&uuml;kselmedi değil. Yetkililer sunulan raporların dikkate alınmadığını, hemen hemen her ortamda belirtiyor. Oysa bu raporlar, doğal hayatın g&ouml;receği zararların yanısıra geri d&ouml;n&uuml;lemez bi&ccedil;imde değişecek iklim koşullarından, İstanbul&rsquo;un &ccedil;ok &ouml;nemli su kaynaklarınını kuruyacak olmasından, o b&ouml;lgede aktif olan deprem fayından bahsediyor. Bahsediyor da ediyor.&nbsp;</p> <p>T&uuml;m bu tehlikelere g&ouml;z&uuml;, kulağı ve vicdanı kapalı olarak devam eden proje sonucunda, bir yandan da b&ouml;lgeye milyonlarca insanın yerleşecek olaması g&ouml;z ardı edilmemeli.&nbsp;</p> <p>B&uuml;t&uuml;n bu &ouml;ng&ouml;r&uuml;len olumsuzluklara rağmen, Ocak ayında a&ccedil;ıklanan g&uuml;zergaha g&ouml;re 45 km uzunluğunda olacak kanal projesi, kuzeyde yeni havaalanı ile ilişkilendirilmiş bir bi&ccedil;imde, Terkos, Durusu, Arnavutk&ouml;y, Sazlıdere, K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece g&uuml;zergahından ge&ccedil;ecek, ve yine gazete haberlerine dayanarak 250 milyar dolarlık bir yatırım ağını da beraberinde getirecek. H&uuml;kumet tarafından &ldquo;T&uuml;rkiye&rsquo;nin stratejik projesi&ldquo; olarak nitelendirilen kanal ile birlikte, 3. havalimanı, 3. boğaz k&ouml;pr&uuml;s&uuml; ve hen&uuml;z proje aşamasında olan Karadeniz kıyısındaki end&uuml;striyel liman, Sazlıdere Limanı, K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece Marinası ve en az kanal kadar &ccedil;ılgın olan 3 adet dolgu ada projesinin de entegre bi&ccedil;imde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gerekiyor. Projeler elbette &ldquo;yap-işlet-devret&rdquo; modeli ile 2018 yılından itibaren ihaleye &ccedil;ıkacak ve kimbilir hangi &uuml;lkenin firmaları bu yatırımlara ve buradaki kontrollere sahip olacak?&nbsp;</p> <p>2016 da S&uuml;veyş kanalından ge&ccedil;en 16.800 gemiye karşılık İstanbul Boğazı&rsquo;ndan aynı yıl 42.000 gemi ge&ccedil;işi yapılmış. Panama Kanalı&rsquo;ndan benzer bir ge&ccedil;iş oranı ile elde edilen yıllık yaklaşık 2 milyon dolarlık gelir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, entegre projelerle birlikte hesaplar gayet a&ccedil;ık.&nbsp;</p> <p>Bu hesaplar, inşaat yatırımcılarından m&uuml;teahhitlere, m&uuml;hendislerden mimarlara, lojistikten peyzajcılara, tasarımcılardan reklamcılara kadar, ilgili t&uuml;m sanayi ve sekt&ouml;rlerin iştahını kabartıyor olmalı. Terkos&rsquo;un tehlike altında olması, denizler arasındaki akıntı y&ouml;nlerinin değişimi, iklimsel değişimler, farklı t&uuml;rlerlerdeki canlıların toplu &ouml;l&uuml;mleri bu hesaplar arasında, aynı tarihte ve farklı coğrafyalarda olduğu gibi bir &ldquo;hi&ccedil;&rdquo; olarak kalacak.&nbsp;</p> <p>Aynı gen&ccedil; mimar, Dereli&rsquo;nin &ccedil;izimi gibi, rantın inşası birbirinin &uuml;st&uuml;nde y&uuml;kselerek, birbirine dayanarak, birbirinden g&uuml;&ccedil; alarak, kapağı kanalın karşısına atacak.</p> <p><span class="fotograf-yazi">Edit&ouml;r&uuml;n notu: Cenk Dereli'nin &ccedil;izimlerinin &ouml;d&uuml;l aldığı yarışmanın sitesine <a href="http://competitions.archplatforma.ru/konkurs.php?kact=2&amp;knid=19&amp;rbid=3887" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</span></p> Wed, 20 Jun 2018 14:38:00 +03 Bir Modern Mimari Örneği Olarak, Kâbe http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/bir-modern-mimari-ornegi-olarak-kabe/1200 Ahmet Turan Köksal <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/KANALISTANBUL_01_R.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>T&uuml;vitır'da az sayıda takip&ccedil;im var. Mimar olduğumu bilenler eğer pek bir iddialı "mimari" konuda ahkam kesilmiş paylaşım g&ouml;r&uuml;rlerse bana soruyor ya da onay verip vermeyeceğimi merak ediyorlar. H&uuml;r irademle ve tabii referans &ccedil;er&ccedil;eveme g&ouml;re fikrimi beyan ediyorum.</p> <p>&Ouml;mer Lekesiz isimli yazarın olduk&ccedil;a iddialı bir <a target="_blank" href="https://twitter.com/OmerLekesiz/status/1004527093705859072">paylaşımı</a> &ouml;n&uuml;me geldi.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/omerlekesiz_twitter.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>İran'daki bir mescidin i&ccedil; mekanından bir fotoğrafla</p> <blockquote> <p>Kemer, duvarın r&uuml;k&ucirc; halidir.<br />Modern mimarinin kemer karşıtlığı, ibadet imgesine karşıtlıktır.</p> </blockquote> <p>diye buyurmuş.</p> <p>Sayın Lekesiz'in ismini duymamıştım. Yeni Şafak Gazetesi yazarıymış. Takip etmiyordum kendisini. Ankara Meslek Y&uuml;ksekokulu Kamu Sevk ve İdaresi B&ouml;l&uuml;m&uuml; mezunu olduğunu &ouml;ğrendim. Kişileri eğitimlerine g&ouml;re kategori etmem ama Sanat Tarihi ve Mimarlık okumuş mu yani bu denli cesur ve iddialı bir yorumu yapan uzman olması gereken kişinin konu hakkında mektepli mi, alaylı mı olduğunu bilmem gerekliydi.</p> <p>Ben 25 yıla yaklaşan mimarlık mesleğimle "kemer" gibi olduk&ccedil;a tanımlı bir taşıyıcı elemanın, dini bir "ibadet imgesi"ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;renle karşılaşmıştım ama b&ouml;yle tabiri tabii ki caiz "f&uuml;tursuzca" ortaya koyan g&ouml;rmemiştim.</p> <p>Sonra "duvar", "kemer", "modern mimari", "kemer karşıtlığı" ve "ibadet imgesi karşıtlığı" kavramlarının ne olduğunu irdelemeye ve size sunmaya karar verdim.</p> <p>Amacımın kendisini yermek olmadığını bilmesi gerekir. M&uuml;ellifi olduğunu sandığım (Kaynak belirtmeden sunduğuna g&ouml;re kendisi &ccedil;ekmiş olmalı) ilgi &ccedil;ekici, renkli fotoğraflar ile &ccedil;eşitli laflar sıralayıp duruyor. Diğer paylaşımlarını hızlıca baktım. Benim &ouml;n&uuml;me d&uuml;şen bu t&uuml;vitle aslında &ouml;nemli bir sanat dalının (mimarlık), kavramlarını t&ouml;hmet altına alıyor ve bundan zerre haberi yok.</p> <p>Ben "Kamu sevk ve idaresi" mesleğinin inceliklerini kendisinin mimarlığı bildiği kadar bilmiyorum. Zaten "Memleketten bir Mimar Sinan ge&ccedil;miş ama aynı zamanda milyonlarca kendini Mimar Sanan var" &ouml;z s&ouml;z&uuml; de &uuml;nl&uuml;d&uuml;r. Sayın Lekesiz'den İDDİALI Kamu sevk ve idaresi uzmanlık alanına giren herhangi bir konuda bir ahkam kestiğimde beni uyarmasını da istirham ederi.</p> <p>Şimdi kavramları sunayım. Siz kendinizi bilirsiniz, ger&ccedil;ekten aşine olduğunuzu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsanız atlayabilirsiniz.</p> <p><strong>DUVAR</strong></p> <p>Etimolojisi:</p> <p>~ Fa dīvār/divār ديوار/دوار a.a.</p> <p>de&gamma;a-vāra- kerpi&ccedil; duvar</p> <p>vāra- korumak, etrafını &ccedil;evirmek</p> <p>Yani kerpi&ccedil; ve kilden bir yerin veya şeyin etrafını &ccedil;evirmek korumak demektir.</p> <p><strong>KEMER</strong></p> <p><strong></strong>Etimolojisi:</p> <p>~ Fa/OFa kamar كَمَر 1. kuşak, 2. mimaride kemer veya kubbe</p> <p>Mimarideki kemer, a&ccedil;ıklık ge&ccedil;mek i&ccedil;in kullanılan bir y&ouml;ntemdir. Yazarın garip tanımı gibi "Duvarda r&uuml;k&ucirc;" olsun diye değil, taşıyıcı zorunluluk olduğu i&ccedil;in yapıldığı ortadadır. İlk amacı duvarı ta&ccedil;landırmak i&ccedil;in değil bilin&ccedil;li olarak statik (teknik) zorunluluklar i&ccedil;in tercih edildiğini bilinir. Aslında o kadar basittir ki sebebi...</p> <p>Bakınız aşağıdaki eskizlere solda bildiğiniz bir duvar. Buna bir boşluk a&ccedil;mak gerek. Eh yukarıdaki taşlar ya da tuğla d&uuml;şer. Bunu engellemek i&ccedil;inse daha &ouml;r&uuml;l&uuml;rken lento denilen yapı elemanları kullanılır. Hala aynı teknik hazır ateş tuğlası ya da gazbeton duvarlar i&ccedil;in de kullanılıyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/duvar-lento.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Fakat zamanında &ouml;yle şantiyede lento gibi TEK ve B&Uuml;Y&Uuml;K yapı elemanı kullanmak m&uuml;mk&uuml;n değil. Daha kolay bir yol bulunmuş. Kemer.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/kemer-ciz.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Hatta en son bir kilit taşı konur, b&ouml;ylece sistem kendini taşır. İşte buna "kemer" deniyor. Bir s&uuml;r&uuml; kemer &ccedil;eşidi vardır.</p> <p>Yalnız biz "Duvarın i&ccedil;ine kemer koyunca o r&uuml;k&ucirc;ya niye vardığını" ger&ccedil;ekten anlamadık. Eğer duvar bir mek&acirc;nı kapatıyor koruyorsa d&uuml;z duvar (ki biz buna sağır duvar deriz) konulur, ışık girsin diye veya başka bir ge&ccedil;iş i&ccedil;in gerekiyorsa bir a&ccedil;ıklık konulur. Tamamen fiziki taşınma sorunu y&uuml;z&uuml;nden form kemere d&ouml;ner.</p> <p>Yine bir bilgi daha vermek gerekir ki, bu taşıyıcı zorunluluk, ibadethane, askeri bina, mesken ve hatta zindan i&ccedil;in bile yapılır. &Ouml;lesiye işkence edilen ve hatta ceza infazı yapılan zindanlarda dini ibadet simgesinin ne işi varsa artık. Ahşap binalarda yapılmaz &ccedil;&uuml;nk&uuml; taşıyıcı i&ccedil;in gerek yoktur.</p> <p>Kubbe ise daha başka bir formdur ve &uuml;&ccedil; boyutlu kemer &uuml;retimidir, tonoz da b&ouml;yledir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/kubbe.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Kemerin ya da kubbenin aslında dini bir referansı yoktur. Eskiden yığma taş yapılar i&ccedil;in kullanılırmış. Şimdi muhafazak&acirc;r ibadet yapıları yapanlar, kalıp &ccedil;akıp i&ccedil;ine beton d&ouml;k&uuml;yorlar. Her taraf kemerden ge&ccedil;ilmiyor. &Ouml;rneğin &Ccedil;amlıca Camii'ndeki gibi.</p> <p>Betondan d&ouml;kecekseniz ne gerek var kemere, kubbeye?</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/camlicacamisi.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>A&ccedil;ık&ccedil;ası yazar kemerin ne olduğunu pek bilmeden, duruma dini biri referansla kutsallık katmak istiyor ama olmuyor tabii.</p> <h3>Modern Mimari</h3> <p>Sayın yazar Lekesiz'in rahat&ccedil;a takip&ccedil;ilerine tespit ettiği ama tam olarak anlamını bilmediği baş konu bu. Ben yine de modern mimariyi hızla anlatayım.</p> <p>19. y&uuml;zyılda End&uuml;stri Devrimi her şeyi değiştirdiği gibi mimariyi de etkiledi. Fabrikalar ve end&uuml;stri tesisleri, onlarda &ccedil;alışan iş&ccedil;ilerin bazı ihtiya&ccedil;ları y&uuml;z&uuml;nden daha kolay seri &uuml;retim mekan &uuml;retimi istenecekti. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n gereksinmelerine, sanat anlayışına ve yapı teknolojisine uygun mimarlık i&ccedil;in modern mimari diyebiliriz.</p> <p>Sadelik ve işlevsellik &ouml;nemli bir kıstas olunca tarihteki eski bi&ccedil;imlerin kopyaları yerine &ouml;zg&uuml;n tasarıma değer veriliyor modern mimaride. Taklit &ouml;ğelere ve oradan buradan toplayıp tekrar etmeye dayalı akımlarından (Yeni grek, Yeni r&ouml;nesans, Yeni gotik) sonra 20. y&uuml;zyılın başlarında "Art Nouveau" ile modern mimari hayata giriyor.</p> <p>Sullivan'ın (1850-1924) isimli bir mimarın modern mimarlık bildirgesinde "bi&ccedil;im işlevi izler" savı ge&ccedil;er. 1920'lerde W. Gropius'un &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;yle, Bauhaus ayrıca Le Corbusier d&uuml;ş&uuml;nceleri etkili olmaya başlamıştır. 1933 sonrası Amerikan mimarlık okulları, Nazilerin baskısı sonucu Avrupa'dan g&ouml;&ccedil; eden mimarlık ustalarına imk&acirc;n sağladılar.</p> <p>2. D&uuml;nya Savaşı'ndan sonra ise, yıkılmış kentlerin ve konutların yeniden kurulması g&uuml;ndeme gelince modern mimarlık daha fazla hayata girmiştir.</p> <p>Yazarın modern mimariyi bu denli ince tarifleyeceğini zannetmiyorum. Genel kanı şu,</p> <p>Eğer d&uuml;z &ccedil;izgiler varsa, s&uuml;sl&uuml; p&uuml;sl&uuml; değilse sadelik takıntısı varsa ve tabii kendi sevdikleri şaşalı eskiyi tekrar eden bir formu yoksa, &ouml;rneklenen şey modern mimaridir. Ayrıca Modern mimari dini reddeder ya da ne bileyim ruhsuzdur filan. Yani modern mimariye, dini &ouml;ğeleri reddeder arg&uuml;manıyla saldırırsak, muhakkak yerini bulur. Fakat ne yazık hasıl olan şey bilgisizlik ve tabii yanında gelen rahatlıktır.</p> <p>Bir kere "kemer" denen yapı elemanı sonuna kadar moderndir. İşlevi &uuml;stteki y&uuml;k&uuml; zamanın imkanlarına g&ouml;re taşımaktır. Bunu da kendisi bir s&uuml;s &ouml;gesi olarak değil, formun fonksiyonu takip etmesiyle alır.</p> <p>Modern mimari, kemeri reddetmez efendim. Yeri gelirse kullanır, gelmezse kullanmaz. &Ouml;rneğin Roma'daki Fendi binası. D&ouml;rt cephesi sadece kemerden oluşur.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/fendi.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Hatta size kendi &ccedil;ektiğim fotoğrafı da sunayım.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/fendi2.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Bu bir &ouml;rnek olamaz filan diyenlere daha fazla eğri formlu hem de kemerli &ouml;rnek veririm. Sadece modern mimarinin &ccedil;ınarlarından Oscar Niemeyer yeter de artar bile.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/oscarniemeyer01.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/oscarniemeyer02.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img style="border: 0px;" height="487" width="730" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/oscarniemeyer03.jpg.jpeg" /></p> <p>Tabii ki yazarımızdan bu &ouml;rnekleri bilmesini beklemiyoruz. Fakat bilmeden bu kadar keskin yazmasına da şaşırıyoruz.</p> <p>Modern mimarinin kemer karşıtlığı yoktur. Fakat s&ouml;z konusu t&uuml;vitine cevap verirken, yani kemerin taşıyıcı bir mimari eleman olduğundan, islama &ouml;zg&uuml; olmadığından (Roma ve Bizans'ta dahi kullanılmıştır) aslında dini bir referans, ibadet imgesi sunmadığını belirtince, "Kare, daire, tavaf nedir?" gibi bir soruyla yanıt vermiştir. Fakat sonra silmiş ki şimdi bulamıyorum.</p> <p>Kemer formunun bir ibadet imgesi olmadığını g&ouml;rd&uuml;kse, modern mimarinin ibadet imgesi karşıtı olduğunu iddia etmenin garip olduğunu da anlamışızdır. Modern mimari kesinlikle dine ya da ibadet imgesine karşı değildir. En belirgin modern mimarlık &ouml;rnekleri ibadet yapılarında verilmiştir.</p> <p>Kısaca biraz da teknik zorunluluklar y&uuml;z&uuml;nden ibadet yapılarında &ccedil;ok kullanılan kemeri, betondan kalıpla d&ouml;k&uuml;p &uuml;zerini taş kaplayanların, "r&uuml;k&ucirc;" diye &ouml;vd&uuml;ğ&uuml; formu yerle bir ettiğini anlamak &ccedil;ok mu zordur. Minareleri bile betonarme f&uuml;ze şeklinde yapıp, sonra şerefeleri balkon niyetine ge&ccedil;irenlerin yaptığı camilere toptan mimari olarak değersiz saymak gerekmez mi? Uzakta aramayın, ilki greksiz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ile &Ccedil;amlıca Camii, diğeri de yaparken Osmanlı &ouml;l&ccedil;&uuml;lerini kullandığı i&ccedil;in kendini &ouml;ven Sayın Şenalp'in Ataşehir Mimar Sinan Camii.</p> <h3>K&acirc;be Aslında Modern Mimari &Ouml;ğesidir</h3> <p>Evet, formu ve sadeliğiyle ve tabii işlevselliği ile K&acirc;be aslında &ccedil;ok belirgin bir modern mimari &ouml;ğesidir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/kabe.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Şaşırmayın Lekesiz ve diğer muhafazakar kemer sevenler. Kemeri olmayan kutu şeklindeki sade yapı ne denli kutsaldır ve &uuml;zerinde bir adet bile kemer yoktur. Etrafında onu boğan yapılara ise ayrıca bakalım.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/kabe_cevresi.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Suudilere mi kızalım? Merak etmeyin K&acirc;be bu &uuml;lke toprağı i&ccedil;inde olsa bundan farklı olmazdı.</p> <p>Muhafazakarların bilmedikleri konuda nasıl bu kadar cesur iddialar ortaya atabildiklerini ve isterlerse her şeyi dine karşı ilan edebildiklerine aklım ermiyor. Dinin huzur, barış ve inan&ccedil;la gelen ahlaki olumlamalarını nasıl da yerle bir ediyorlar hem de b&ouml;yle bilmiş şekilde.</p> <p>Şimdi Sayın Asım C&uuml;neyd K&ouml;ksal'ın yine sosyal medyada binlerce kez beğenilmiş bir <strong><a target="_blank" href="https://twitter.com/lazamani/status/1002516002394001408">tespiti</a></strong> ile yazıyı kapamak isterim.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/benceoyledegil02.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Meseleye &ouml;mr&uuml;n&uuml; adayanların okuduğu bir mecraya, konu hakkında bilgisi olmayan biri bu t&uuml;viti yazabiliyor. &Ccedil;ok şahane...</p> <p>Bu sendromun ismi de "bence&ouml;yledeğilizm"miş.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/ahmet-turan-koksal/kabe/benceoyledegil01.jpg.jpeg" border="0" /></p> Wed, 13 Jun 2018 15:26:50 +03 Kaygılarını Başkalaştırmadan Gerçek Ol http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/kaygilarini-baskalastirmadan-gercek-ol/1199 Barış KÖKSAL <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/ww_resize.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Gerçeğin en zarif haline ithafen...<br><br><p>Yeni olanın yaşantımızda var edilebilmesi i&ccedil;in, hi&ccedil;bir &ouml;n koşulun gerekmediği, harcama esasına dayalı bu yaşam formu i&ccedil;erisinde, kimlik ve aidiyet kavramlarına bağlı tasarım uslubunu masaya serebilecek ve sana &ouml;zg&uuml; olanın, senin i&ccedil;in yeniden yapılmasını zorunlu kılacak bir ilkeyi var etmek istiyorum.</p> <p>&Ccedil;ağlar &ouml;nce topraktan &ccedil;ıkan bir besini ve o besinin pişirilmesi sonucunda sindirimden ve zamandan tasarruf edildiğini anlayabildiğimiz s&uuml;re ile, bir cihaz tasarlayıp o cihaz ile neredeyse b&uuml;t&uuml;n yaşamda kalma fonksiyonlarımızın giderilebilir olduğunu anladığımız s&uuml;re arasında muazzam farklar olduğunu idrak edebiliyoruz artık. Yeni kelimesi bile bu anlamda g&uuml;ncelliğini malesef yitirmiş durumda.</p> <p>Beyin kabuğumuzun bizi frenleme ger&ccedil;eğine fırsat vermeden, idlerimizin buyruklarını sorgulamadan kabul ediyor ve yeni olanın muhakeme s&uuml;recimize uğramasına fırsat vermeden satın alıyoruz. Farkında mısınız, "satın alıyoruz" dediğimde insanın varoluşuna ne kadar yabancı bir kelime kullandığımın? Kendimiz i&ccedil;in yapmayı, g&uuml;&ccedil; elde etmek i&ccedil;in bize dayatılana satmış durumdayız. İhtiya&ccedil;larımızı isteklerimizle, ger&ccedil;eklerimizi manip&uuml;le edilen ile değiştirdik. Konforsuz ve rahatsız hissettiğimizde artık hızlı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler alıyoruz ve bu hızlı &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin bizde bağımlılıklar yarattığını umursamıyoruz bile.</p> <p>Bu rahatsız edici kaygı girdaplarımızda, bağımlılık yaratan hızlı ve etkili &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin tahribatları, kimliksiz bir toplum zuhur etmesine son derece uygun bir ortam yaratmış oluyor.</p> <p>T&uuml;m bu boşvermiş kalabalık g&uuml;zeli değerlerimizi, olduğumuz sorgulama becerisi y&uuml;ksek canlıdan uzaklaştırarak, bize daha yakın ve bize daha &ouml;zg&uuml; olduğunu bildiğimiz şeye, doğa ya bırakmanın zamanı artık...</p> <p>Doğanın size b&uuml;t&uuml;n hoşg&ouml;r&uuml;s&uuml;yle sunduğu, kokusunu dahi duyabildiğiniz, sade tasarım nesnelerini etrafınızda var etmek, mutlu olmadığınızda a&ccedil;lıktan &ouml;leceğinize sizi ve bizi &ccedil;oktan inandırmış bu sisteme karşı sergileyeceğiniz en zarif tutumdur.</p> <p>Ol Tasarım</p> Fri, 08 Jun 2018 09:50:00 +03 Feneri Sönmeyecek Elmas Kent Zonguldak ve XIV. Docomomo-tr http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/elmasini-arayan-fenerli-kent-zonguldak-ve-xiv-docomomo-tr/1192 Devrim YÜCEL BESİM <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak/Foto 1b.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 1: Zonguldak kenti&rsquo;nin genel g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Zonguldak&rsquo;ta d&uuml;zenlenen XIV. Docomomo-tr<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn1">[i]</a> i&ccedil;in &ldquo;iş&ccedil;inin emek&ccedil;inin bayramı&rdquo; &ouml;ncesi, emeğin başkentindeyim. Etkinlik, &ldquo;end&uuml;striyel yapılar, madencilik ve mimarlık, korumadaki değer, yaklaşım ve roller&rdquo; başlıklarını i&ccedil;eren bir panelle başladı. Katılımcılar arasında en fazla yol kat eden olarak bu kıymetli b&ouml;l&uuml;m&uuml; ka&ccedil;ırarak &ouml;ğledensonra yetişebildim. Orhan Veli&rsquo;nin &ldquo;masmavi g&ouml;receğiz&rdquo; dediği Karadeniz &uuml;zerinde bir perde vardı Zonguldak&rsquo;a geldiğimde. Meğerse buraların vazge&ccedil;ilmez sevdalısıymış gri bulutlar. Ertesi g&uuml;n de, daha ertesi g&uuml;n de bırakmadılar peşimizi. Koca ozan yalan s&ouml;ylemiyordur ya; Akdeniz&rsquo;in İncisi&rsquo;nden gelenlere elbet g&ouml;sterir kara elmasının parıltılarını. (Fotoğraf 1)&nbsp;</p> <p>Konuttan otele, tekel binasından banka şubesine, şadırvandan vapur iskelesine, fabrikadan şehir kul&uuml;b&uuml;ne uzanan farklı işlev ve &ouml;l&ccedil;eklerdeki yapı/yerleşkenin yer aldığı Docomomo-tr<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn2">[ii]</a> programı olduk&ccedil;a yoğundu. Etkin bir katılımla 2002&rsquo;den beri s&uuml;reklilik kazanan organizasyon, &ldquo;<i>belgeleme ve tescil &ccedil;alışmasının yaygınlaştırılması</i>&rdquo; yanı sıra, <i>&ldquo;&uuml;lkemizdeki modern mimarlık mirasına dikkat &ccedil;ekme ve geniş &ccedil;evrelerce paylaşılmasını sağlama</i>&rdquo; ama&ccedil;larına bu defa da başarıyla erişti.&nbsp;</p> <p>Herbirinde yaklaşık yirmi modernin sunulduğu beş oturumun sonuncusuna ben de memleketimden bir vaka ekledim. K&uuml;tle etkisi ve cephe nitelikleriyle modern mimarinin &ouml;zelliklerini taşıyan Bodrum Halk Eğitim Merkezi<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn3">[iii]</a>, 1960larda yıkılan Aziz Nikolas Kilisesi&rsquo;nin yerine yapılmış. Ben &ccedil;ocukken &uuml;st katında dil ve zanaat kursları verilir; zemindeki salonda ise etkinlikler d&uuml;zenlenirdi. İlk piyanoya oradaki sahnede dokunmuş; şiir &ouml;d&uuml;l&uuml; alan ağabeyimin heyecanını perde arkasında paylaşmıştım. Annemin Yaşar Kemal ve &Uuml;lk&uuml; Tamer gibi değerli yazarların arasındaki duruşunu hayranlıkla izlemiştim ahşap sandalyelerinde. Eminim bir&ccedil;ok Bodrumlu&rsquo;nun belleğinde daha da derindedir bu beyaz sade yapı. İlk sinemaya ka&ccedil;ışlar, m&uuml;samere sonu alkışları, birka&ccedil; İngilizce kelime &ouml;ğrenebilmenin heyecanı, anılarının i&ccedil;indedir.&nbsp;</p> <p>&Ouml;nce bulunduğu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n par&ccedil;ası olan dini bir yapı, sonrasında inşa edildiği d&ouml;nemi simgeleyen modern eğitim yapısı, sonra bir&ccedil;ok tartışmayla 2014 yılında yıktırılan ve turistlere g&ouml;sterilecek bir objeye bile d&ouml;n&uuml;şememenin hikayesiydi aktardığım. Olay mahalli Bodrum gibi herkesin bildiği ve sevdiği bir yer olunca, bu koygun &ouml;yk&uuml; ilgi uyandırdı sanırım.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%202.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 2: Bodrum Halk Eğitim Merkezi (Y&uuml;cel Besim, 2015)</span></p> <p>Bana g&ouml;re, Halk Eğitim Merkezi, Bodrum&rsquo;daki bir&ccedil;ok yeni yapıya g&ouml;re &ccedil;ok daha naif duruşluydu. &Ccedil;evresindeki dokuya aykırı da olsa, etrafındakilerden daha &ouml;zenliydi. Şimdiki g&uuml;nlerine g&ouml;re ise &ccedil;ok daha mutlu! En azından ait olduğu yere, kendi insanlarına hizmet veriyordu. &Ccedil;in&rsquo;den gelen hediyeliklerin satıldığı ticari mekan iken de olmadı, ucube &uuml;r&uuml;nlerin bulunduğu sergi alanıyken de. Artık ne ge&ccedil;mişine, ne kendine, ne de bulunduğu k&uuml;&ccedil;&uuml;k meydanına bir faydası var. (Fotoğraf 2)&nbsp;</p> <p>Sunumlardan sonra ulu ağa&ccedil;ların arasında yapıların sezilmediği kıvrımlı yoldan şehir kulub&uuml;ne geldik. Sarp kayalardan s&uuml;z&uuml;l&uuml;p denize vuran ışıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ledik &ouml;nce. Protokolu hissedilen mekanda, biraz yol yorgunluğundan, biraz da yeni tanışmışlığın verdiği &ccedil;ekingenlikten sakince yedik yemeğimizi. Huzurlu kıyıdaki mekanda sohbetler koyulaştı ilerleyen zamanda. Kent merkezindeki bakımsız otelime ayaklarım zor gitti. Sabah, penceremdeki manzara, Zonguldak&rsquo;ın omuzlarındaki y&uuml;k&uuml;n ağırlığını g&ouml;steriyordu.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%203a.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 3: Zonguldak Madenci Anıtı &ccedil;evresi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Al&ccedil;ak salondaki kahvaltımdan sonra Zonguldak&rsquo;ı tanımak i&ccedil;in sunumlar başlayana kadar biraz dolandım etrafta. Dışarıdaki hareketlilikten heyecanlı birşeylerin olduğu belliydi. Aralıksız d&uuml;kkanlarla sınırlı dar ana caddede bayraklar salınıyor, <i>&ldquo;g&ouml;zleri yıldız gibi, kaşları hilal&rdquo;</i> nakaratlı t&uuml;rk&uuml;ms&uuml; bir marş &ccedil;alınıyordu. Meğer kentin telaşı, se&ccedil;im arifesi bir miting i&ccedil;inmiş. Madenci Anıtı&rsquo;nın olduğu meydanlaşamamış alanın k&ouml;şesinde, duvarında &ldquo;Fenerimiz S&ouml;nmeyecek&rdquo; sloganı yazan taş fırından &ouml;ğrendim. Her yerde sivil polisler, parti g&ouml;revlileri, &ccedil;evik kuvvet! Yolda sık&ccedil;a yapılan kimlik kontrolleri de bundandı herhalde. (Fotoğraf 3)&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%204a.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 4a: Zonguldak&rsquo;ta merdivenli dik sokaklar (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%204b.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 4b: Zonguldak&rsquo;ta merdivenli dik sokaklar (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Kalabalıktan sıyrılıp geldiğimden beri beni şaşırtan diklikteki sokaklarına dalıyorum şehrin. Ne &ccedil;ok merdiven var burada? Fotoğraf &ccedil;ekerken farketmeden tırmandığım yokuşun inişinde kaymaktan &uuml;rk&uuml;yorum. &Ouml;n&uuml;mde belki de sağlığını bir maden kazasında kaybetmiş olan bastonlu orta yaşlı hızla ilerliyor. Sanki ben su&ccedil;luymuşum gibi utanıyor, &ldquo;Ne yapıyorsunuz kış yağışlarında buralarda?&rdquo; diye soramıyorum. &ldquo;Merdiven de neymiş maden ocağına inip &ccedil;ıkmanın yanında&rdquo; dercesine g&uuml;l&uuml;mseyerek erkenden kapısını a&ccedil;mış sendika lokaline giriyor. (Fotoğraf 4a ve b)&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%204c.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 4c:Zonguldak&rsquo;ta eski bir konak ve yeni apartmanlar (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>&Ccedil;ok katlıların arasında kalmış beyaz s&ouml;veli bordo boyalı konak yokuşun s&uuml;rprizi. Arka camında <i>&ldquo;y</i><i>&uuml;ksek yerlerde a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;eğim&rdquo;</i> tasvirli ay yıldızla kaplanmış eski model bir kartal duruyor &ouml;n&uuml;nde. Bu darlıklara nasıl park edildiğine şaşıyorum; iyi ş&ouml;for demek ki bu Karadenizliler. İnşaat işlerindeki başarılarının yanında bu &ouml;zellikleri de var! Kolay mı buralara TOKİ gibi meskenleri dikmek, yarım yamalak da olsa... (Fotoğraf 4c)&nbsp;</p> <p>Sonra kentin yeşil alanına doğru y&ouml;neliyorum. Birbiriyle rekabette olan &ccedil;am, palmiye ve &ccedil;ınarlarla g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n kapandığı parkta, bir de birbiriyle yarışan &uuml;&ccedil; heykel var. Yeni yapıldığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m, elinde makinalı t&uuml;feği olan komando heykeli; &ouml;n&uuml;nde Atat&uuml;rk ve denize paralel duran İn&ouml;n&uuml; heykeli<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn4">[iv]</a>. Son heykelin kaidesindeki <i>&ldquo;Bir &uuml;lkede namussuzlar kadar namuslular da cesaretli olmadık&ccedil;a o &uuml;lkede kurtuluş zordur&rdquo;</i> s&ouml;z&uuml;yle mesajımı alıyorum.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%205a.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 5a: Zonguldak Valilik Binası yanındaki Madenci Heykeli (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%205b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 5b: Zonguldak Valilik Binası yanındaki Barış Heykeli (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%205c.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 5c: Zonguldak Liman Caddesi&rsquo;ndeki Kız &Ccedil;ocuğu Heykeli (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Burada birbirine yakın, anıtlaşamamış başka heykeller de var. Ne yazık ki &ccedil;oğu, bizimkiler gibi yol kavşaklarında. K&uuml;tlesel yapısıyla dikkat &ccedil;eken Valilik Binası&rsquo;nın yanında koca k&ouml;m&uuml;r par&ccedil;asını taşırken toprağına g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş madenci heykeli. (Fotoğraf 5a) Hemen ilerisinde kuğulu havuz yerine yeni yapılan, d&uuml;nyanın &uuml;zerine konmuş barış kuşları. Yanında birazdan başlayacak olan se&ccedil;im g&ouml;sterisinin g&uuml;venliğinden sorumlu Toma duruyor. (Fotoğraf 5b) Mevsiminde hareketli olduğu belli olan Liman Caddesi&rsquo;nde Mustafa Kemal&rsquo;in 1931'de Cumhuriyet&rsquo;in ilk kentini ziyaret ettiği yerde bir başka heykelcik. Gazi&rsquo;nin yerine Ona &ccedil;i&ccedil;ek veren kız &ccedil;ocuğunun temsil edilmiş olması hoşuma gidiyor. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızlara yapılan ayıpların halen yaşandığı &uuml;lkemde, ge&ccedil;en sene saldırıya uğrayan bu eserin parmaklıklarla &ccedil;evrilmiş olmasına şaşırmıyorum. (Fotoğraf 5c)&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%206a.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 6a:. Zonguldak Limanı&rsquo;ndaki TTK Şarj&ouml;man (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%206b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 6b: Zonguldak Limanı (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%207.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 7: Zonguldak &Ccedil;arşısı (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Limanın komutanı Şarj&ouml;man ve piyadeleri deniz fenerlerini g&ouml;recek bir noktada soluklanıyorum. Meşhur İstanbul Pastanesi&rsquo;nden aldığım Selanik gevreklerini yiyorum tavşan kanı &ccedil;ayın yanında. (Fotoğraf 6a ve b). &Uuml;z&uuml;lmez Deresi &uuml;zerindeki k&ouml;pr&uuml;de, amblemi Sovyetler&rsquo;in orak ve &ccedil;ekicini andıran K&ouml;m&uuml;rspor&rsquo;un satış b&uuml;fesinden ge&ccedil;iyorum. Geniş yolun altına yerleşmiş &ccedil;arşı kalabalık, ne istersen var. Selamlaştığım g&uuml;lery&uuml;zl&uuml; esnaf, bu karışık yeri bile alımlı kılıyor. Semaver, mangal ve k&ouml;m&uuml;r torbalarının dizildiği parlak camekanı kareleyip biraz ilerideki balık ekmek&ccedil;iye &ldquo;akşama buradayım&rdquo; s&ouml;z&uuml; veriyorum. (Fotoğraf 7) Mevsiminden erken gelmiş meyvelerin &ouml;zenle sıralandığı manava yanaşıyorum. Sohbetimiz Kıbrıs&rsquo;taki askerlik anılarıyla başlıyor; bize g&ouml;re &ccedil;ok daha ucuz bulduğum &uuml;r&uuml;nlerin buraya da Mersin&rsquo;den geldiğini &ouml;ğreniyorum. Zonguldak&rsquo;tan alınabilecek birşey olmadığını s&ouml;ylese de, Karadenizliler&rsquo;in hamur işlerinde başarılı olduğunu bilerek el kıyımı erişteyi &ccedil;antama atıyorum.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%208a.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 8a: Zonguldak Kent Merkezi&rsquo;nden g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%208b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 8b: Zonguldak Kent Merkezi&rsquo;nden g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%209a.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 9a: Zonguldak Kent Merkezi&rsquo;nden &uuml;niversiteye giden g&uuml;zergah (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%209b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 9b: Zonguldak&rsquo;taki İstanbul Parkı (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%209c.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 9c: Zonguldak Kent Merkezi&rsquo;nden &uuml;niversiteye giden g&uuml;zergah (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Artık akademik ortama d&ouml;neyim kararını alarak yukarıdaki yola &ccedil;ıkıyorum. Bu b&ouml;lgenin &uuml;st&uuml;n&uuml;n de altı gibi nizamı yok. Sıralanmış dolmuşlar, işportacılar, pazar yeri hepsi birbirine girmiş. D&uuml;zenleme &ccedil;alışmaları ise hızla s&uuml;r&uuml;yor. &Ccedil;oğu &ouml;ğrenci yurdu olan yapılar arasında, &uuml;zerinde &ldquo;12 Katlı İş Merkezi&rdquo; yazanı, kentin Ziggurat&rsquo;ı adeta (Fotoğraf 8a ve b). &Uuml;&ccedil; kardeşmişcesine duran bacaları ge&ccedil;erek İstanbul Eski Belediye Başkanı&rsquo;nın kente hediye ettiği parktan sahil boyunca &uuml;niversiteye doğru ilerliyorum. Yama&ccedil;lara oturmuş yeni apartmanların altından yer yer sular d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor. Sağımdaki yoğun trafikle aramdaki yeşil kuşağın filizileri, sonrasındaki &ccedil;ılgın denizin lacisiyle karışıyor. (Fotoğraf 9a ve b) Kıyıya inen merdivenlerde birbirine dolanmış gen&ccedil;ler, &uuml;niversiteye yaklaştığımın işareti. En aşağıdaki kuytu sahilde ise &ldquo;bu diklik bize vız gelir&rdquo; diyenler uzanmış. Kara elmaslarının yanında, nefes alacakları mekanları bol buralıların! (Fotoğraf 9c)&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/foto%2010a.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 10a: B&uuml;lent Ecevit &Uuml;niversitesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2010b.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 10b: B&uuml;lent Ecevit &Uuml;niversitesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Parkın sonunda, &ouml;nceki ismi kente şimdiki ismi kişiye ait olan &uuml;niversiteye ulaşıyorum. Karşısındaki deniz manzaralı AVM, &uuml;niversitenin sembol&uuml;nde de yer alan &ldquo;&Uuml;&ccedil; Mehmet Anıtı&rsquo;nı&rdquo; kapatmış<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn5">[v]</a>. Kentin yeni buluşma yeri oluvermiş. İbni-Sina, Farabi ve 15 Temmuz Kamp&uuml;sleri&rsquo;nden oluşan yerleşke, olduk&ccedil;a yeşil ve bakımlı; yapılar ise farklı mimari dillerde. Geniş bir meydan etrafındaki hizmet binalarının cephelerinden ve Docomomo-tr sergisinin yer aldığı fak&uuml;ltenin mermer d&ouml;şeli koridorlarından buralara olduk&ccedil;a iyi yatırım yapıldığı hissediliyor. Burada en dikkatimi &ccedil;eken ise spor salonunun &ouml;n&uuml;ndeki hareketli ortam. Sadece gen&ccedil;lerin bolluğu değilmiş bu şenlikli havayı yaratan. Kentliler de burada vakit ge&ccedil;iriyorlarmış. &ldquo;Herkesin kullanımına a&ccedil;ık bir kamp&uuml;s&rdquo; ile &uuml;niversitelerin temel g&ouml;revlerinden biri olan &ldquo;topluma hizmet vermek&rdquo; burada başarılmış. (Fotoğraf 10 a ve b)&nbsp;</p> <p>Docomomo-tr&rsquo;nin yoğun g&uuml;ndemli ikinci g&uuml;n&uuml; tamamlandığında herkes yorgun ama artık birbiriyle kaynaşmıştı. Akşam birlikteliği, kendimi başka bir &uuml;lkedeymişcesine hissettiğim Fener Mahallesi&rsquo;ndeki Doktorlar Kul&uuml;b&uuml;&rsquo;ndeydi. Burada meslek gruplarına ait mekanlar bol g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. &Ouml;nce Jazzla başlayan sakin ortamda coşkumuz m&uuml;ziğin ritmiyle arttı. Herkesin derdi benzer, &ouml;ğretisi birdi: &ldquo;<i>D&uuml;nyayı g&uuml;zellikle kurtaracak</i>&rdquo; ve &ldquo;<i>Ne yaparsak yapalım, AŞK ile yapacaktık.</i>&rdquo;&nbsp;</p> <p>Zonguldak&rsquo;taki son g&uuml;n&uuml;m&uuml;z ise teknik bir geziyle ta&ccedil;landı. &Ouml;nce k&uuml;&ccedil;&uuml;k balık&ccedil;ı teknelerinin yanaştığı kıyıdaki eski kasap Coşkunoğlu&rsquo;nda silme masalarda ettik kahvaltımızı. Gezi boyunca bize rehberlik edecek Ekrem Murat Zaman ile tanıştık. Olduk&ccedil;a bilgili ve heyecanlı birine benziyordu. Daha sonra Onun değerli diğer niteliklerini de &ouml;ğrendim. Zonguldaklı araştırmacı yazar, <i>"Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden g&ouml;&ccedil; eder</i>"&nbsp;s&ouml;z&uuml;yle ortaya &ccedil;ıkan İbn-i Sina &ouml;d&uuml;l&uuml;ne layık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş. Bu ş&ouml;valye ruhlu maden m&uuml;hendisiyle &Uuml;z&uuml;lmez, Eğitim Ocağı, Merkez At&ouml;lyeleri, Maden M&uuml;zesi ve Fener Mahallesi olan rotamız olduk&ccedil;a keyifliydi. İşleyişlerini dışarıdan bilemeyeceğimiz ve tek başımıza gittiğimizde i&ccedil;ine giremeyeceğimiz yapıları yerinde inceledik.&nbsp;</p> <p>İlk olarak asıl kullanımı &ccedil;evresindeki doğadan anlaşılan Rombaki Konağı&rsquo;ndaydık. Boyumu ge&ccedil;en &ccedil;alılar ve bah&ccedil;ede dolanan uyuz k&ouml;pek eşlik ediyordu huzurevinin yalnızlığına. Bir kuşlar umursuzdu onlara kalmış mekanda. Mermerleri yosunlaşmış Atat&uuml;rk b&uuml;st&uuml;n&uuml;n &uuml;zerindeki <i>&ldquo;...</i><i>Ge&ccedil;mişte g&uuml;&ccedil;l&uuml;yken, t&uuml;m g&uuml;c&uuml;yle &ccedil;alışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan milletin, geleceğe g&uuml;venle bakmağa hakkı yoktur." </i>s&ouml;zlerini zorlukla okuyabiliyorum. G&ouml;rkemli yapının i&ccedil;indeki bordo kadife kanapede poz verirken ayağımın altındaki muntazam mozaikler, anneannemin evindekilerinin s&ouml;k&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml; hatırlatıyor. Huzur ve h&uuml;zn&uuml;n birarada olduğu bu yerden ayrılırken, &Ccedil;ocuk Bilim Merkezi&rsquo;ne<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn6">[vi]</a> d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde şenleneceğine inansam mı bilemiyorum.&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2011a.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 11a: Zonguldak &Uuml;z&uuml;lmez Lavuarı ve At&ouml;lyeleri (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2011b.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 11b: Zonguldak &Uuml;z&uuml;lmez Lavuarı ve At&ouml;lyeleri (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2011c.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 11c: Zonguldak &Uuml;z&uuml;lmez Lavuarı ve At&ouml;lyeleri (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Yahya Kemal&rsquo;in bile adına şiir yazdığı mimar Seyfi Arkan&rsquo;a ait yapıları<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn7">[vii]</a> g&ouml;r&uuml;nce heyecanlandığım yolumuz kısa s&uuml;r&uuml;yor. &Uuml;z&uuml;lmez Lavuarı<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn8">[viii]</a> ve At&ouml;lyeleri&rsquo;ne geldiğimizde biraz &ouml;nceki duygularıma geri d&ouml;n&uuml;yorum. Kendimi -neyse ki sadece filmlerde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m- Nazi kampındaymış gibi hissediyor; yatay uzanan ocağın kapısını yakılacak insanların ge&ccedil;tiği fırınların kapağına benzetiyorum. B&uuml;y&uuml;k korkular ge&ccedil;irmişcesine duran duvarlar, kırık pencereler, yamuk bacalar &uuml;rk&uuml;m&uuml; artırıyor. Yine de taşın gri sertliğiyle tuğlanın kızıl cazibesinin yanyana olduğu cephelerde artık &ccedil;ıplak kalmış iskelet elemanlarının birlikteliği g&uuml;zel geliyor. (Fotoğraf 11a, b ve c)&nbsp;</p> <p>Sonra dağın i&ccedil;inden fırlamış gibi duran yeni Maden M&uuml;zesi&rsquo;ne ulaşıyoruz.<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn9">[ix]</a> Bizi &ldquo;Zonguldak Havzası Maden Şehitleri&rdquo; karşılıyor. Bir g&uuml;n &ouml;nce Liman&rsquo;da, asıl konumunda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ve bakımsızlığını anlayamadığım anıtın orada kalmış olmasını yeğlerdim. Herşey yeriyle bağ kurar &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Tasarlanırken kısmen d&uuml;şlenen bu ilişki, yaşarken gelişir.&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2012a.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 12a: Zonguldak Maden M&uuml;zesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>&Uuml;&ccedil; katlı olan m&uuml;ze k&uuml;&ccedil;&uuml;k, ama &ccedil;ok şeyi barındıran ve m&uuml;kemmel aktaran bir yapı. Birbirinden ayırmak yanlış da olsa; i&ccedil;i dışından daha başarılı diyebilirim. Kullanılan renk ve dokular, yaratılan mekan boşlukları, ışıklandırma ve zengin sergileme bi&ccedil;imleriyle son yıllarda beni &ccedil;ok etkileyenlerden. (Fotoğraf 12a).&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2012b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 12b: Zonguldak Maden M&uuml;zesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2012c.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 12c: Zonguldak Maden M&uuml;zesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2012d.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 12d: Zonguldak Maden M&uuml;zesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Yapı, k&ouml;m&uuml;r ve kent arasındaki ilişkinin anlatıldığı ferah fuayesiyle hoşgeldin diyor. Ortada ışıldayan kara elmaslarla dolu el arabası taşınmayı bekler gibi. G&uuml;n ışığının d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;yle varsıllanan mekanda g&ouml;zlerim, yukarıdan sarkan aydınlatmalardan siyah boyalı y&uuml;zeylere değiyor. Sarıyla &ccedil;er&ccedil;evelenmiş yazılarda durup duvara asılı kasklara ve yerde dizililere takılıyor. Soma&rsquo;da &ldquo;&Ccedil;izmelerim kirletmesin sedyeyi&rdquo; diyen erkeğinki de burada mı acaba? (Fotoğraf 12b, c ve d).&nbsp;</p> <p>Girişin k&ouml;şesinde başka bir odak noktası. &Ouml;d&uuml;ll&uuml; kadın sanat&ccedil;ı, eserinde &ldquo;<i>hayalinde mutlu ailesini yaşatmak i&ccedil;in y&uuml;zlerce metre aşağılara inen ekmek parasını &ccedil;ıkaran maden iş&ccedil;isini&rdquo;</i> anlattığını yazmış. Bence &ccedil;ok daha fazlasını sığdırmış bu heykelciğe: &ldquo;Maden değilmiş taşıyıp &ccedil;ıkardığı; inerken yanına alsa da sevdalarını, g&uuml;n&uuml; g&ouml;remeyecekmişcesine yaşadığı korkuları Onu bırakmazmış&rdquo;.&nbsp;</p> <p>Fuayeden tanıtım odasına ge&ccedil;iyor; rehberimizin hazırladığı kısa filmi izliyoruz. Ana mekanın giriş kapısı maden ocağına girer gibi kemer şeklinde. İş g&uuml;venliğiyle ilgili uyarıları okumadan buradan ge&ccedil;emezsiniz. En aklımda kalanı <i>&ldquo;Başladığın işi yarım bırakma!</i>&rdquo;. Kendinizi yerin altındaymış gibi hissedeceğiniz karanlığın ortasında, iş&ccedil;i &ccedil;ocuklarına yaptırılan bir kent maketi var. Burayı tanımlayan kolonlara, kimi kazmacı kimi d&uuml;ğmeci olan madencilerin numaralarıyla vesikalıkları dizilmiş.&nbsp;</p> <p>Balmumu heykel, r&ouml;lyef ve sim&uuml;lasyon gibi &ccedil;ok farklı teknik ve malzemenin iyi detaylarla biraraya geldiği sergilemelerde k&ouml;m&uuml;rc&uuml;l&uuml;k hakkında her t&uuml;rl&uuml; tarihi ve teknik bilgi veriliyor. İnsanoğlunun sabırla kazışını, &ccedil;ıkarışını, işlemesini izliyor; ama bunların yetmediğini; taşınmasının da &ouml;nemini kavrıyorum. En son katta bulunan taş ve fosil koleksiyonuyla bu madenin değişik hallerini g&ouml;r&uuml;yorum. Se&ccedil;im &ouml;ncesi dağıtılan yakıt diye bildiğim k&ouml;m&uuml;r&uuml;n, elimdeki cep telefonunun da hammaddesi olduğunu cahilliğime ayıplanarak &ouml;ğreniyorum.&nbsp;</p> <p>&Ccedil;ıkışta hemen yandaki Eğitim Ocağı&rsquo;na bir miktar girmemize izin &ccedil;ıkıyor. Bu kara deliğin kokusunu, nemini, sessizliğini, derinliğini, soğukluğunu sığdırmak tabii ki m&uuml;mk&uuml;n değildi hayatımızın on dakikalık diliminde. Kısa da olsa t&uuml;nelde yaşadığımız ilgin&ccedil; tecr&uuml;bemizi anılarımıza katarak kente y&ouml;neliyoruz.&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2013%20a.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 13a: Zonguldak Merkez At&ouml;lyesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2013b.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 13b: Zonguldak Merkez At&ouml;lyesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>D&ouml;n&uuml;ş saatime bir kala başka bir end&uuml;striyel yerleşkeye ulaştık. Bah&ccedil;edeki paslanmış metal yığınları, instagram paylaşımlarımıza d&ouml;n&uuml;şt&uuml; ilk. Sonrasında pembemsi kabuğuyla yeşilin arasından boynunu uzatmışcasına bakan Merkez At&ouml;lyesi ile &ccedil;arpıldım. İ&ccedil;inde yaratılan ruha akmamızla bulunduğumuz yer ve zamanı unuttuk. Bir heykeltıraş duyarlılığıyla incelikli formlar yaratan Modernizm&rsquo;in aykırısı Saarinen&rsquo;leyim sanki. Pedestal&rsquo;in ters durmuş hallerindeki kırmızı mantar kolonlarla benzer bir dizem tutturulmuş. Galerideki duvarda asılı kare saatin yelkovanı tam da akrebini yakalayacakken ne zaman duruvermiş? Aynı b&ouml;lgedeki CNC makinalarının olduğu yeni at&ouml;lye ise bundan sonra tatsız geliyor. (Fotoğraf 13a ve b)&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrim-yucel-besim_zonguldak2/Foto%2014.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 14: Zonguldak panoromik g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Yolumun uzunluğundan dolayı gezinin son ayağı olan Fener Mahallesi&rsquo;ne gidemiyorum. Aklım biraz kalmıyor değil. İki akşamdır i&ccedil;inden ge&ccedil;tiğim b&ouml;lgeyi b&ouml;yle bir aydın ekiple g&uuml;nd&uuml;z g&ouml;z&uuml;nde g&ouml;rmek kesinlikle başka olurdu. Buralara yeniden gelmem i&ccedil;in bir sebep diyerek teselli buluyorum. Ayrılırken ilkokulda &ldquo;67, T&uuml;rkiye&rsquo;nin sonuncu ili&rdquo; diye ezberlediğim kente selam bırakıyorum. (Fotoğraf 14)&nbsp;</p> <p>Yolculuk boyunca zihnimde hen&uuml;z taze olan kente dair notlarımı d&uuml;zenliyorum. Esmer tadında bir g&uuml;zellik Onunkisi. &Uuml;zerine ansızın &ccedil;&ouml;k&uuml;veren sisi, kara g&ouml;zlerinin &uuml;st&uuml;ndeki kuzguni z&uuml;l&uuml;fleri. Biriktirdiği emeklerle sertleşen kalkerlere oturmuş. Biraz vahşi dursa da koynuna almış herkesi. Hır&ccedil;ın Karadeniz bile saygı durmuş sabrına. Maden kuyularına g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şleri ise bereketi olmuş toprağının. Şimdilerde biraz h&uuml;z&uuml;nl&uuml;, biraz kızgın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir değişim yaşıyor<a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_edn10">[x]</a>. Asıl sevenleri g&ouml;&ccedil;&uuml;yor; derinliklerinde yatan kara elması başkalarına yar edilmek isteniyor. Yeni cevherler peşine d&uuml;şenler tekin değil.&nbsp;</p> <p>Uzun yolda dinlenmişim. Keyifli d&ouml;n&uuml;yorum yuvama, yurduma. Ekmek paramı kazandığım masama yerleştiriyorum elinde fener tutan minyat&ouml;r madenciği. Odam epey aydınlık da olsa &ouml;nderliklerine ihtiyacım olanları daha yanımda hissettirecek bana. Ve akla karayı ayırt edemediğimiz şu zamanlarda, &uuml;lkemin iş&ccedil;ilerinin bir IŞIK tutacağını d&uuml;şlemeye devam ediyorum.&nbsp;</p> <div data-wd-pending=""><br clear="all" /> <hr width="33%" size="1" align="left" /> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref1">[i]</a> Docomomo: DOcumentation and COnservation of Buildings, Sites and Neighborhoods of the MOdern Movement. Docomomo-tr: T&uuml;rkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel A&ccedil;ılımları</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref2">[ii]</a> http://docomomo2018.67.gov.tr/</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref3">[iii]</a> Y&uuml;cel Besim, D. (2018). Docomomo-tr, BE&Uuml;, Zonguldak, 27-29 Nsan 2018, &Ouml;zet Kitap&ccedil;ığı, s. 111.</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref4">[iv]</a> https://isteataturk.com/g/icerik/Atli-Ataturk-Aniti-Zonguldak/1522</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref5">[v]</a> http://www.pusulagazetesi.com.tr/arsiv_43021/uc-mehmet-in-hikayesi/</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref6">[vi]</a> http://proje.67.gov.tr/2018/04/05/ttk-rombaki-cocuk-bilim-merkezi/</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref7">[vii]</a> http://web.beun.edu.tr/maden/files/2014/03/mad225_903_ders_notlari.pdf</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref8">[viii]</a> https://xxi.com.tr/i/emegin-izlerine-eklemlenmek</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref9">[ix]</a> http://www.zonguldakkulturturizm.gov.tr/TR,186810/zonguldak-maden-muzesi.html</p> </div> <div data-wd-pending=""> <p><a href="file:///C:/Users/burcu.bilgic/Downloads/G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F_2018/Devrim_Y%C3%BCcel_Besim/zonguldak/Zonguldak-arkitera-son.doc#_ednref10">[x]</a> http://www.arkitera.com/gorus/1168/zonguldak-in-kentsel-kimligi-uzerine-notlar--kara-elmas-diyarindan-universite-ve-turizm-kentine-dogru</p> </div> </div> <p>&nbsp;</p> <div data-wd-pending=""> <div data-wd-pending=""></div> </div> Tue, 29 May 2018 10:50:00 +03 Mersin "Tevfik Sırrı Gür Stadyumu ile Çamlıbel Limanı Arası Kıyı ve Rekreasyon Düzenlemesi Fikir Projesi Yarışması" Üzerine Düşünceler http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/mersin-tevfik-sirri-gur-stadyumu-ile-camlibel-limani-arasi-kiyi-ve-rekreasyon-duzenlemesi-fikir-projesi-yarismasi-uzerine-dusunceler/1191 Tolga Ünlü <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/mersin_selvi_tolgo_unlu/manset_mersin_unlu.jpg.jpeg" width="615" /><br/><br><br><br>Mersin'de açılan yarışma üzerine bu yazı, Tolga Ünlü ve Tülin Selvi Ünlü tarafından ortak kaleme alınmıştır.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">&Ccedil;amlıbel Sahili 1930'lar,&nbsp;Ali Murat Merzeci Koleksiyonu</span></p> <p>Yumuktepe'de ger&ccedil;ekleştirilen arkeolojik araştırmalar, bug&uuml;n Mersin olarak adlandırdığımız kent sınırları i&ccedil;inde neolitik d&ouml;nemden itibaren bir yerleşimin olduğunu g&ouml;stermiş olsa da kent, on dokuzuncu y&uuml;zyılın ilk yarısında kurulmuştur. O d&ouml;nemde kıyıda birka&ccedil; kul&uuml;beden (Beaufort, 1817) oluşan yerleşim yaklaşık iki y&uuml;zyıllık hızlı bir gelişme d&ouml;neminin ardından g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde geniş bir alana yayılmış, n&uuml;fusu bir milyon kişinin &uuml;zerine &ccedil;ıkmıştır.</p> <p>Mersin, Osmanlı modernleşmesi ve beraberindeki s&uuml;re&ccedil;le gelişmeye başlamış, ilk hızlı b&uuml;y&uuml;mesini on dokuzuncu y&uuml;zyılın ikinci yarısında g&ouml;stermiştir. Bu b&uuml;y&uuml;mede kentin sanayileşmiş merkez &uuml;lkelerle kurduğu ilişki etkili rol oynamıştır. Kent bu d&ouml;nemde art alanındaki hammaddenin, sanayileşmiş &uuml;lkelere, sanayileşmiş &uuml;lkelerde &uuml;retilmiş &uuml;r&uuml;nlerin ise art alanına aktarılmasında işlev g&ouml;ren bir liman kenti olarak gelişmiştir. S&ouml;z konusu işlev, iki y&ouml;nl&uuml; aktarımın hızlandırılması i&ccedil;in ger&ccedil;ekleştirilmiş demiryolu ve liman gibi altyapı yatırımları ile g&uuml;&ccedil;lenmiştir.</p> <p>Kentin bug&uuml;nk&uuml; tarihi merkezi de bu d&ouml;nemde bi&ccedil;imlenmeye başlamıştır. Anadolu'daki pek &ccedil;ok kentten farklı olarak, Osmanlı d&ouml;neminde gelişmiş bir tarihi &ccedil;ekirdeği olmadığından, Osmanlı modernleşmesi ile g&uuml;ndeme gelen kentlere y&ouml;nelik d&uuml;zenlemelerin (Yenişehirlioğlu, 2010) etkisi Mersin tarihi kent merkezinde g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, kent geometrik olarak daha d&uuml;zenli bir kentsel &ouml;r&uuml;nt&uuml;ye sahip olmuştur. Tarihi merkezin doğu sınırını, her ikisi de halen kullanılmakta olan istasyon ve Latin Katolik Kilisesi oluştururken, doğu sınırını Arap Ortodoks Kilisesi oluşturmuştur. Tarihi merkezin omurgasını ise istasyon ile ana iskele olan G&uuml;mr&uuml;k İskelesi ve bu iskeleyle ilişkili olan G&uuml;mr&uuml;k Meydanı'nı birbirine bağlayan, &uuml;zerindeki dekovil hattı ile &uuml;r&uuml;nlerin iskele ile istasyon arasında taşındığı ana bağlantı olarak Uray Caddesi oluşturmuştur (Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2009; Selvi &Uuml;nl&uuml; T., G&ouml;ksu E., 2018).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin_selvi_tolgo_unlu/Mersin-Ataturk_Heykeli_Cumhuriyet_Meydani-Palmiyeler-1950ler.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Mersin Ataturk Heykeli, Cumhuriyet Meydani, 1950'ler,&nbsp;Ali Murat Merzeci Koleksiyonu</span></p> <p>On dokuzuncu y&uuml;zyıl boyunca ve yirminci y&uuml;zyılın başında kentin kurgusu Uray Caddesi ve &ccedil;evresinde gelişmiş, kent b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e batıya doğru genişlemiş, bu genişlemede Uray Caddesi'nin uzantısı niteliğindeki Kışla Caddesi ana omurgaya eklemlenmiştir. Kışla Caddesi, adını kentin batısında, Mersin Deniz Feneri ile birlikte 1960'lı yıllara kadar, kentin batıdaki sınırını işaret eden Kışla Binası ve Kışla alanından almıştır. Kentin b&uuml;y&uuml;mesiyle birlikte, yirminci y&uuml;zyılın başında, bug&uuml;n de aynı adla anılan "&Ccedil;amlıbel" yerleşimi gelişmiştir. &Ccedil;amlıbel bu d&ouml;nemde, tarihi kent merkezini batı y&ouml;n&uuml;nden atlayarak, Arap Ortodoks Kilisesi ile Kışla alanı arasında gelişmeye başlamıştır.</p> <p>Kentteki sermaye birikiminin ger&ccedil;ekleşmesi ile birlikte &Ccedil;amlıbel, yeni oluşmaya başlayan burjuvazinin de mekanı olmuştur. Hatta bu nedenle, Fransız Devlet Arşivleri'ndeki belgelerde, "Burjuva Mahallesi" olarak adlandırılmıştır (&Uuml;nl&uuml; ve Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2012). Tarihi kent merkezinin dışında gelişen ilk yerleşim olarak &Ccedil;amlıbel'de, yirminci y&uuml;zyıldan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze dek yaklaşık bir y&uuml;zyıllık s&uuml;re&ccedil;te &uuml;&ccedil; &ouml;nemli değişim/d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m d&ouml;nemi gelişmiş ve semt, kentte morfolojik değişimin en fazla yaşandığı kentsel alan olmuştur (&Uuml;nl&uuml; ve Baş, 2017).</p> <p>On dokuzuncu y&uuml;zyılın ilk yarısındaki kuruluşundan itibaren T&uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına kadar, yaklaşık bir y&uuml;zyıllık s&uuml;re&ccedil;te Mersin, Uray Caddesi ve Kışla Caddesi'nin ana omurgasını oluşturduğu tutarlı ve b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; bir kentsel yapı oluşturmuştur. Bu yapının g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir şekilde kurgulanmasında kamusal mekanlar da etkin roller &uuml;stlenmişlerdir. G&uuml;mr&uuml;k İskelesi'nin uzantısındaki G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, kentin uluslararası ticari ilişkisinde merkezi rol &uuml;stlenirken, G&uuml;mr&uuml;k İskelesi'nin kuzeyinde (kentin ana g&uuml;ney-kuzey bağlantısı &uuml;zerinde) yer alan Yoğurt Pazarı ise bir yerel pazar alanı ve ticaret meydanı olarak işlev g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. &Ouml;te yandan batıda, tarihi merkez ile &Ccedil;amlıbel arasında, Arap Ortodoks Kilisesi'nin g&uuml;neyinde yer alan Millet Bah&ccedil;esi ise k&uuml;lt&uuml;r ve rekreasyon odağı olarak şekillenmiş, &Ccedil;amlıbel'deki Aşıklar Parkı bir mahalle parkı olarak gelişmiştir. Dolayısıyla bu d&ouml;nemde kent doğu- batı y&ouml;n&uuml;nde, Uray Caddesi, G&uuml;mr&uuml;k Meydanı, Kışla Caddesi, Millet Bah&ccedil;esi ve Aşıklar Parkı'nın b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k i&ccedil;inde oluşturduğu ana eksen ve kuzey-g&uuml;ney bağlantısı (bug&uuml;nk&uuml; Hastane Caddesi) &ccedil;evresinde bi&ccedil;imlenmiştir (Selvi &Uuml;nl&uuml; ve &Uuml;nl&uuml;, 2009).</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin_selvi_tolgo_unlu/Mersin-Camlibel_Sahili-1930lar.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi</span></p> <p>T&uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından Erken Cumhuriyet d&ouml;neminde de bu ilişkisel kurgu korunmuş ve g&uuml;&ccedil;lendirilmiştir. Gen&ccedil; cumhuriyetin yeni bir toplum oluşturma amacı doğrultusunda gelişen mek&acirc;nsal m&uuml;dahaleler bu s&uuml;re&ccedil;te etkili ve &ouml;zellikle 1940 ile 1946 yılları arasında kentte valilik g&ouml;revini &uuml;stlenen Tevfik Sırrı G&uuml;r d&ouml;neminde yoğunlaşmıştır. Bu d&ouml;nemde, Millet Bah&ccedil;esi ile Arap Ortodoks Kilisesi'nin bulunduğu alanda Halkevi Binası a&ccedil;ılmış, Halkevi'nin doğusundaki b&ouml;lgede, daha sonra Tevfik Sırrı G&uuml;r Lisesi adını alacak olan Mersin Lisesi ile birlikte T&uuml;ccar Kul&uuml;b&uuml; ve Belediye Binası inşa edilmiştir. Kentin doğu girişinde, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de kullanılmakta olan İstasyon Binası'nın yanı sıra &ccedil;eşitli k&uuml;lt&uuml;r ve eğitim yapıları bu d&ouml;nemde ger&ccedil;ekleştirilmiştir. Tevfik Sırrı G&uuml;r'&uuml;n kente m&uuml;dahaleleri sonucu &uuml;retilen diğer bir yapı ise, kentin ve Kışla Alanı'nın batısında yer alan g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kendi adıyla anılan Tevfik Sırrı G&uuml;r Stadı'dır. Halkevi binası ile birlikte binanın g&uuml;neyinde inşa edilen Atat&uuml;rk Heykeli Kışla Caddesi'nin adının Atat&uuml;rk Caddesi olarak değişmesini sağlamıştır. Ayrıca, Halkevi binasının g&uuml;neyinde yer alan Millet Bah&ccedil;esi bu d&ouml;nemde d&uuml;zenlenerek Cumhuriyet Meydanı adını almıştır.</p> <p>Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi'nde kentte inşa edilen yapılar, Osmanlı modernleşmesi d&ouml;neminden itibaren s&uuml;ren kentsel yapı i&ccedil;inde, kentin simge yapıları haline gelmiştir. &Ouml;zellikle Halkevi, Mersin Lisesi, İstasyon ve Tevfik Sırrı G&uuml;r Stadı yalnızca Cumhuriyet modernleşmesinin simge yapıları olarak değil, kentte mekanın kolektif &uuml;retilme bi&ccedil;im ve s&uuml;re&ccedil;leriyle de kent belleğinde &ouml;nemli yeri ve anlamları olan yapılardır (Selvi &Uuml;nl&uuml;, 2016). S&ouml;z konusu yapılar ve alanlar, &uuml;lkede Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi'nde diğer bir&ccedil;ok kentte de &uuml;retilmiştir. &Ouml;rneğin ilk adı Cumhuriyet Meydanı olan Taksim Meydanı ve İzmir Cumhuriyet Meydanı da tıpkı Mersin'de olduğu gibi Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi &uuml;r&uuml;nleridir.</p> <p>Mersin B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi tarafından, doğu sınırını Cumhuriyet Meydanı, batı sınırını Tevfik Sırrı G&uuml;r Stadı'nın oluşturduğu, i&ccedil;inde Kışla Alanı ve Deniz Feneri ile birlikte g&uuml;neyde sahil boyunca Askeri Alan'ın da yer aldığı alanda, "Tevfik Sırrı G&uuml;r Stadyumu ile &Ccedil;amlıbel Limanı Arası Kıyı ve Rekreasyon D&uuml;zenlemesi Fikir Projesi Yarışması" adıyla bir fikir yarışması a&ccedil;ılmıştır. Dolayısıyla Yarışma, temel olarak Mersin kentinin Osmanlı'nın son d&ouml;neminde başlayan ve Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi'nde devam eden modernleşme s&uuml;recinde &uuml;retilmiş, s&ouml;z konusu d&ouml;nemde kentin kurgusunun temel taşları olan alanları kapsamaktadır. Yine yarışma şartnamesine g&ouml;re "&Ouml;zg&uuml;n tasarımlara dayalı mekanların elde edilmesi ile g&uuml;zel sanatların desteklenmesi"ni ama&ccedil;layan proje yarışmasının esas aldığı kentsel alan,</p> <blockquote> <p>Kentin ana ulaşım omurgalarından biri olan İsmet İnönü Bulvarı yarışma alanını ikiye bölmekte olup, kuzeyinde; yeni stadyumun açılmış olması nedeni ile günümüzde kullanılmayan Tevfik Sırrı Gür Stadyumu, Müftü (Efrenk) Deresi'nin sonlanmaya başladığı bölümü, askeri alanlar (askerlik şubesi ve lojmanları), doğal ve tarihi sit alanı, Çamlıbel semtinin Atatürk Caddesi güneyinde kalan parçası ile Cumhuriyet Meydanı</p> </blockquote> <p>olarak belirtilmiştir. Yarışma şartnamesinin, "Yarışmanın Amacı, T&uuml;r&uuml;, Şekli ve Konusu" başlıklı birinci maddesinde, yarışma ile,</p> <blockquote> <p>farklı işlevlere sahip olan yarışma alanının, b&uuml;t&uuml;nsel bir yaklaşımla ele alınarak kente katılması ve kent kimliğinin zenginleşmesine katkıda bulunması, niteliği artırılmış kıyı ve diğer alt alanların kentlinin kullanımına sunulması</p> </blockquote> <p>nın ama&ccedil;landığı ifade edilmiştir. &Ouml;ncelikle, s&ouml;z konusu şartnamede, yarışma amacı ile belirlenen alan arasında &ouml;nemli bir &ccedil;elişki bulunduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Yarışmanın amacı s&ouml;z konusu şartnamede, "yarışma alanının, b&uuml;t&uuml;nsel bir yaklaşımla ele alınarak kente katılması" olarak ifade edilmiş ancak,</p> <p>-belirlenen yarışma alanının, kuzeyindeki kentsel alandan kopartılarak, yalnızca kıyıdaki, Tevfik Sırrı Gür Stadyumu, askeri alanlar (askerlik şubesi ve lojmanları), doğal ve tarihi sit alanı gibi, sahip oldukları doğal ve tarihi değerler ile kentin yakın ge&ccedil;mişinde &ouml;nemli yeri olan alan, yapı ve kullanımları,</p> <p>-yine sahip olduğu semt k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, ge&ccedil; Osmanlı ve erken Cumhuriyet d&ouml;neminin temsili niteliğinde kendi i&ccedil;inde bir b&uuml;t&uuml;n olan &Ccedil;amlıbel Semti'ninin, yalnızca "Atat&uuml;rk Caddesi g&uuml;neyinde kalan par&ccedil;ası" ve Cumhuriyet d&ouml;nemi'nin kentteki en &ouml;nemli simgesel yapısı olarak inşa edilmiş, g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze Mersin K&uuml;lt&uuml;r Merkezi adını taşıyan Halkevi binasının ayrılmaz par&ccedil;ası olan Cumhuriyet Meydanı'nı,</p> <p>i&ccedil;ine aldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Şartnamede de belirtildiği gibi Cumhuriyet Meydanı, Kışla Alanı (Askerlik Şubesi ve askeri lojmanların bulunduğu alan) ve Tevfik Sırrı Gür Stadyumu yarışma alanının &ouml;nemli bileşenlerindendir. Bu alanlar, k&ouml;kleri ge&ccedil; Osmanlı d&ouml;nemine uzanan, ancak temel olarak erken Cumhuriyet d&ouml;neminde &uuml;retilmiş ve t&uuml;m kentlilerce ortak olarak kullanılmıştır.</p> <p>Cumhuriyet Meydanı, yukarıda belirtildiği gibi, Millet Bah&ccedil;esi'nden Cumhuriyet Meydanı'na d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;recinde modernleşmenin simgesi kentsel mekanlardan biri olmuştur. Yarışmada Cumhuriyet Meydanı'nın "korunması, gerektiğinde t&ouml;ren alanı işlevini s&uuml;rd&uuml;rmesi ve yakın &ccedil;evresinde yer alan K&uuml;lt&uuml;r Merkezi, Arap Ortodoks Kilisesi, Atat&uuml;rk Evi M&uuml;zesi ve Kent M&uuml;zesi (Belediye Binası) gibi k&uuml;lt&uuml;rel değerlerle ilişkilendirilerek tasarlanması" &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;rken yarışmacılardan Cumhuriyet Meydanı'nda "bir yeraltı otoparkı &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne ilişkin ilkesel ulaşım &ouml;nerileri" geliştirmeleri beklenmektedir. Diğer bir anlatımla, Cumhuriyet Meydanı kentsel ulaşım sistemi i&ccedil;inde bir genel otopark haline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin_selvi_tolgo_unlu/Mersin-Cumhuriyet_Meydani.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi</span></p> <p>Ancak bu yaklaşım, İstanbul'da Taksim Meydanı ve/veya İzmir'de Cumhuriyet Meydanı'nda bir yeraltı otoparkı yapılmasından farksızdır. Mersin Cumhuriyet Meydanı, yalnızca bir kamusal mekan değil, kuzeyinde yer alan Halkevi ve Atat&uuml;rk Heykeli ile b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k g&ouml;steren, Erken Cumhuriyet D&ouml;nemi'nde &uuml;retilmiş, halen Mersin K&uuml;lt&uuml;r Merkezi olarak kullanılan, &uuml;lkenin altı Devlet Opera ve Balesi'nden birine ev sahipliği yapan Halkevi binasının g&uuml;neyindeki meydandır. Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren, resmi ve sivil her t&uuml;rl&uuml; kutlama, t&ouml;ren ve g&ouml;steriler i&ccedil;in kentteki birincil toplanma alanı olan bu kamusal mekan, giderek yoğunluğu artan kent merkezinde, ara&ccedil; trafiğinin işgal edemediği tek a&ccedil;ık alandır. Kentin gelişmeye başladığı ilk d&ouml;nemden itibaren, doğudaki &ccedil;alışma alanı ile batıdaki konut alanı arasındaki iş-konut ilişkisi hattının odağında, bir rekreasyonel ve k&uuml;lt&uuml;rel odak olarak, kentteki yaşam pratikleri ile şekillenmiş bu alanın kuzey sınırında, Cumhuriyet d&ouml;neminde Halkevi ve Vali Konağı inşa edilmiş ve aynı d&ouml;nemde &ccedil;ok sayıda, şu anda tescilli olarak koruma altında bulunan palmiye ağacı dikilmiştir.</p> <p>Dolayısıyla, kent merkezindeki otopark sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi i&ccedil;in, gerek ilişkisel kurgu i&ccedil;indeki konumu ve gerekse yaya kullanımının kent merkezinde kalmış son alanının se&ccedil;ilmesi, kentin ge&ccedil;mişten gelen ve kentsel pratiklerle şekillenmiş, tarihsel gelişme s&uuml;recinde oluşmuş b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n zedelenmesi anlamına gelecektir. &Ouml;te yandan, Meydanda bir yeraltı otoparkı inşası, s&ouml;z konusu alanın kendi i&ccedil; b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bozacağı gibi, Mersin gibi sıcak iklime sahip bir kentte, tasarlanacak bir meydanda gereksinim duyulacak peyzaj d&uuml;zenlemesini, alandaki mevcut ağa&ccedil; ve bitki varlığını da olumsuz etkileyecektir.</p> <p>Yarışma şartnamesinde belirtildiğine g&ouml;re "kent belleğinde bir toplanma ve buluşma alanı" olarak tanımlanan Tevfik Sırrı Gür Stadyumu'nun da yıkılması ve bu alanın bir meydana d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi &ouml;ng&ouml;r&uuml;lmektedir. Şartnamede, 6 hektar b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ndeki bir alanın meydan olarak tanımlanmasının g&uuml;&ccedil; olacağının d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;, bundan dolayı "yeme, i&ccedil;me, eğlence ve k&uuml;lt&uuml;rel işlevlere d&ouml;n&uuml;k sınırlı bir yapılaşmanın kent meydanı fikri ile &ouml;rt&uuml;ş&uuml;r bir bi&ccedil;imde alanda yer alabileceği ... &ouml;nerilecek yapı b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k ve y&uuml;ksekliklerinin yarışmacılara bırakılacağı" belirtilmiştir. Şartnamede yapılaşmaya ilişkin belirsizlik bulunduğu gibi ve meydan olarak nitelenen bir mekanda yapılaşmanın hangi koşullarla ger&ccedil;ekleşeceği de belirtilmemiştir. Bu tutum en basit ifadeyle, Tevfik Sırrı Gür Stadyumu'nun bulunduğu alanın yapılaşmaya a&ccedil;ılmasına y&ouml;nelik girişimleri y&uuml;reklendiricidir. Mersin kamuoyu da ge&ccedil;miş d&ouml;nemde yakından takip etmiştir ki Tevfik Sırrı Gür Stadyumu'nun bulunduğu alanın, daha &ouml;nce bir&ccedil;ok kentte &ouml;rnekleri g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, yeni stadyumun inşa edilmesinin ardından TOKİ tarafından konut ve alışveriş merkezi işlevi ile d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi ama&ccedil;lanmıştır. Bu d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n engellenmesi i&ccedil;in meslek odaları tarafından kampanyalar y&uuml;r&uuml;t&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Yarışma, Tevfik Sırrı Gür Stadyumu'nun yıkılmasını kabul ederek dolaylı olarak bu girişimlerin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;maktadır.</p> <p>Erken Cumhuriyet d&ouml;neminde gelişmiş bir konut alanı olan &Ccedil;amlıbel'in Atat&uuml;rk Caddesi'nin g&uuml;neyindeki b&ouml;l&uuml;m&uuml; yarışma alanına dahil edilmiştir ve kuzeyindeki b&ouml;l&uuml;m yarışma alanının dışında bırakılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi, &Ccedil;amlıbel, yirminci y&uuml;zyılın başında oluşmaya başlayan erken Cumhuriyet d&ouml;neminde oluşumunu tamamlayan, kentin kent merkezinin dışındaki ilk yerleşim alanıdır. Daha sonraki d&ouml;nemlerde &Ccedil;amlıbel'de m&uuml;stakil konutların yerini apartman bloklarına bıraktığı bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m ger&ccedil;ekleşmişse de semt, Mersin kent tarihi i&ccedil;inde ve kentsel bellek a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir yere sahiptir. Yine yukarıda belirtildiği gibi, Atat&uuml;rk Caddesi tarihi kent merkezinin omurgası olan Uray Caddesi'nin batıya doğru devamı niteliğinde gelişmiş ve kentin ana kurgusunun bozulmadan gelişmesini sağlamıştır. Dolayısıyla Atat&uuml;rk Caddesi, tarihi kent merkezini ve onun batıya doğru uzantısı olan &Ccedil;amlıbel yerleşim kurgusunun ana taşıyıcısıdır ve kuzeyindeki ve g&uuml;neyindeki b&ouml;lgeler ile b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k g&ouml;stermiştir. Bu nedenle Atat&uuml;rk Caddesi'nin, &ccedil;evresindeki konut alanından soyutlanarak salt bir sınır olarak ele alınması, yarışma alanının tanımlanması konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mersin_selvi_tolgo_unlu/Mersin-Tevfik_Sirri_Gur_Stadyumu.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">T&uuml;lin-Tolga &Uuml;nl&uuml; Arşivi</span></p> <p>Kentsel mekanın nitelik kazanması y&ouml;n&uuml;nde etkin bir ara&ccedil; olarak kullanılabilecek kentsel tasarım ve planlama yarışmaları, "Tevfik Sırrı G&uuml;r Stadyumu ile &Ccedil;amlıbel Limanı Arası Kıyı ve Rekreasyon D&uuml;zenlemesi Fikir Projesi Yarışması" &ouml;rneğinde Mersin kentinin kimlik ve karakteri ile &ouml;rt&uuml;şmeyen ve kentin hafızasında yer etmiş kentsel alan, yapı ve kullanımlar ile kamusal mekanların niteliklerinden uzaklaştırılmasına neden olabilecek bir boyut kazanmıştır. Yarışma şartnamesinde belirtilmiş olan beklentiler, kentin Osmanlı modernleşmesi s&uuml;recinden itibaren kentsel pratikler, g&uuml;ndelik yaşam ve kolektif olarak &uuml;retilmeye başlanan ve erken Cumhuriyet d&ouml;neminde de g&uuml;&ccedil;lenerek s&uuml;ren kentsel kurguya ve &ouml;zellikle stadyum gibi, meydan gibi kentlilerce ortak olarak kullanılan kamusal mekan ve kentsel alanların bu niteliklerini ve b&uuml;t&uuml;nselliklerini kaybetmesine yol a&ccedil;abilecektir.</p> <p>Bu yazı, toplumsal ve mesleki bir sorumlulukla kaleme alınmış, yarışma alanının Mersin kenti i&ccedil;in taşıdığı anlam ve değerini, s&ouml;z konusu yarışmanın t&uuml;m taraflarının, meslek insanlarının ve kamuoyunun dikkatine sunmak i&ccedil;in yazılmıştır. Ama&ccedil;, ge&ccedil;mişin katı bir savunuculuğu değil, kentsel mekana y&ouml;nelik &ouml;zellikle kentli haklarını ve kamu yararını hedef alan m&uuml;dahalelerin son derece arttığı bu g&uuml;nlerde, kent kimliği ve hafızasının s&uuml;rekliliğini ve dolayısıyla kent kimliğini g&uuml;&ccedil;lendirecek ve kentsel mekanın niteliğini artıracak girişim ve uygulamaların kent g&uuml;ndeminde tartışılması ve birlikte &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retilmesinin yolunu a&ccedil;maktır.</p> <p>Yazıda bahsi ge&ccedil;en "<a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/yarisma/1013/tevfik-sirri-gur-stadyumu-ile-camlibel-limani-arasi-kiyi-ve-rekreasyon-duzenlemesi-fikir-projesi-yarismasi">Tevfik Sırrı G&uuml;r Stadyumu ile &Ccedil;amlıbel Limanı Arası Kıyı ve Rekreasyon D&uuml;zenlemesi Fikir Projesi Yarışması</a>"nın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.</p> <p>Kaynaklar</p> <p>Beaufort F. (1817) Karamania or a Brief Description of the Southeast Coasts of Asia Minor and the Remains of the Antiquity, Printed for R. Hunter, London.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml;, T. (2009) Bir İskeleden Liman Kentine Doğu Akdeniz'in &Ouml;nemli Bir Limanı Olarak On Dokuzuncu Y&uuml;zyılın İkinci Yarısında Mersin'de Mekansal Gelişim, Planlama (3/4), 5-26.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml;, T. (2016) Mersin'in Cumhuriyet Modernleşmesi S&uuml;recini Bir Eğitim Yapısı &Uuml;zerinden Okumak: Mersin Lisesi (Tevfik Sırrı G&uuml;r Lisesi), Megaron 11(3), 449-466.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml; T., G&ouml;ksu E. (2018) Osmanlı'dan ulus devlete Doğu Akdeniz liman kentlerinde mekana m&uuml;dahale ve kent kimliğindeki değişim: Mersin ve Volos &ouml;rneği, DOİ.10.4305/METU.JFA.2018.1.3.</p> <p>Selvi &Uuml;nl&uuml; T., &Uuml;nl&uuml; T. (2009) İstasyon'dan Fener'e Mersin, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Kitapları Serisi-1, Mersin.</p> <p>&Uuml;nl&uuml;, T., Selvi &Uuml;nl&uuml;, T. (2012) Gelişen Ticaret Değişen Kent: Mersin, 1850-1950, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Kitapları Serisi-2, Mersin.</p> <p>&Uuml;nl&uuml; T., Baş Y. (2017) Morphological processes and the making of residential forms: morphogenetic types in Turkish cities, Urban Morphology 21(2): 105-122</p> <p>Yenişehirlioğlu, F. (2010) Urban textures and architectural styles after the Tanzimat. In Baruh L.T. and Kechriotis V. (eds.) Economy and society on both shores of the Aegean, Alpha Bank Historical Archives, Athens, 487-526.</p> Wed, 16 May 2018 16:58:41 +03 Toplumcu bir Alman Mimarı: Bruno Taut http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/toplumcu-bir-alman-mimari--bruno-taut/1189 Cengiz Bektaş <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber-02/2018/05/04/taut_730.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Mimarlığı toplumsal gereksinimlere yönelik sanat olarak gören bir mimar...<br><br><p><span>Bruno Taut (1880 K&ouml;nigsberg, 24 Aralık / 1938 İstanbul).&nbsp;</span>Naziler y&ouml;netime gelinceye dek &ccedil;ağdaş mimarlığa yol a&ccedil;ıcı yapılar, yapıtlar ger&ccedil;ekleştirmiştir &uuml;lkesinde. Magdeburg kentinin baş mimarlığını yapar. Toplu konutun ilgin&ccedil; &ouml;rneklerini verir.</p> <p><span>T&uuml;rkiye&rsquo;ye ilk kez 1916&rsquo;da gelir. İstanbul&rsquo;da yapılacak T&uuml;rk-Alman Dostluk Evi yarışmasına &ccedil;ağrılmıştır. Yarışmanın koşulu gereği, yapılacak yapının yerini g&ouml;recektir.</span></p> <p><span>&Uuml;lkesinde Naziler y&ouml;netime gelince, i&ccedil;tenlikle inanmış bir sosyalist olan Taut, &ldquo;soluk alamaz&rdquo; duruma d&uuml;şer. O yıl (1933) Japon Mimarlar Birliğinin &ccedil;ağrısıyla, Moskova &uuml;zerinden Japonya&rsquo;ya gider. &Ccedil;ok etkilendiği bu &uuml;lkede 3 yıl kalır.</span></p> <p><span>1936 da T&uuml;rkiye&rsquo; den aldığı &ccedil;ağrıya uyar.</span></p> <p><span>Burada Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisinde &ouml;ğretim g&ouml;revi &uuml;stlenir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığında danışman olur. Birbirinden başarılı okul yapıları yapar:</span></p> <p><span>Ankara&rsquo;da Dil Tarih Coğrafya Fak&uuml;ltesi (1936-38)</span><br /><span>Atat&uuml;rk Lisesi (1937-38)</span><br /><span>Trabzon Lisesi (1937-38)</span><br /><span>İzmir Cumhuriyet Kız Enstit&uuml;s&uuml; (1938).</span></p> <p><span>Ayrıca,</span><br /><span>İstanbul&rsquo;da kendi evi (1938)&nbsp;</span><br /><span>Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n katafalkı (1938).</span></p> <p><span>Taut&rsquo;un bir &ccedil;ok &ouml;nemli yayını vardır. Bizi ilgilendiren, Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisince yayınlanan &ldquo;Mimarlık Bilgisi&rdquo; yapıtı 1938 de yayınlanır. Bu, T&uuml;rkiye&rsquo;de mimarlık &uuml;zerine yayınlanmış ilk deneme betiğidir. Benim de okuduğum ilk mimarlık yapıtıdır. Bu g&uuml;ne bile &ouml;nemli iletileri vardır.</span></p> <p><span>Kısacası yazdıklarıyla, yaptıklarıyla bir sosyalisttir.</span></p> <p><span>Bruno Taut, &ldquo;Mimarlık Bilgisi&rdquo; yapıtının daha başında, &ldquo;kost&uuml;m&rdquo; giydirilen yapılardan, onlara bunları bi&ccedil;em (&uuml;slup) adına giydiren mimarlardan s&ouml;z ediyordu. Bu g&uuml;nden mi s&ouml;z ediyor diye d&uuml;ş&uuml;nebilirsiniz. Hayır, daha 1938&rsquo;de yazıyor bunları&hellip; Oysa bug&uuml;n yapıları &ldquo;maskeli balo&rdquo; ya gidecekmiş gibi giydiriyorlar. Boya ile mimarlık yaptıklarını sanıyorlar.</span></p> <p><span>&ldquo;Mimarlık Bilgisi&rdquo; mimarlık eğitimimin başında okuduğum ilk mimarlık betiğiydi.</span></p> <p><span>Soruyordu Taut, mimarlıkta giysi ile bi&ccedil;eme (&Uuml;slup&rsquo;a) ulaşılabilir miydi?</span></p> <p><span>O mimarlığın, teknik- konstr&uuml;ksiyon- işlev (fonksiyon) &uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;ne dayandığını s&ouml;yleyip, b&uuml;t&uuml;n bunları becerseniz bile sonucun mimarlık olmayabileceğini savunuyordu. Bunları m&uuml;hendis de becerebilirdi. Eğer mimarlık bir sanat ise, b&ouml;yle yavan kavramlara dayandırılması olanaklı olmamalıydı.</span></p> <p><span>Ş&ouml;yle yazıyordu:</span><br /><br /><span>&ldquo;Mimarinin tekniğe, konstr&uuml;ksiyona, veya fonksiyona bağlı bulunacak kadar bu &uuml;&ccedil;birliğe dayandığı hi&ccedil;de kabul edilemez.&rdquo;</span><br /><br /><span>Ekliyordu sonra,</span><br /><br /><span>&ldquo;Ger&ccedil;i normal surette bunların yardımile bir ev meydana gelirse de yalnız bu &uuml;&ccedil; unsura istinad eden bir evin mutlaka bir mimari eseri olması icab etmez.&rdquo;</span></p> <p><span><span>Epey ilerdeki sayfalarda bu konuyu s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor:</span><br /><br /><span>&ldquo;Teknik, konstr&uuml;ksiyon ve fonksiyonu bir binada birbirile en g&uuml;zel surette imtiza&ccedil; (uyuşturmak) ettirmek m&uuml;mk&uuml;n bir şeydir ve bu hi&ccedil; ş&uuml;phe g&ouml;t&uuml;rmez. Bu imtiza&ccedil; ve ahenk g&uuml;zel ise, artık hem teknik, hem konstr&uuml;ksiyon ve de hem fonksiyon unutulur; artık mimari vardır, artık sanat vardır ve bu diğer iptidai şeylerden &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. O kadar &uuml;st&uuml;nd&uuml;r ki onlara h&uuml;kmetmesi ve onları sevk ve idare etmesi hakikaten m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.&rdquo;</span><br /><br /><span>Bruno Taut, gene &ldquo;Mimarlık Bilgisi&rdquo; yapıtında diyordu ki,</span><br /><br /><span>&ldquo;&hellip;&hellip;.insanlarda g&ouml;z, kulak, burun ve saire dediğimiz duygu uzuvlarından başka hususi bir uzuv daha vardır ve bu uzuv k&uuml;tlelerin ve nisbetlerin intizamına karşı uyanıktır, hem aktif&nbsp; yani harekete gelip izleyici, yaratıcı olarak uyanıktır. İşte buudlar, &ouml;l&ccedil;&uuml;ler ve taksimat karşısında duygulu bulunmamıza yarayan bu hususi uzuv sayesindedir ki bir yerin, bir odanın, bir salonun zeminini, duvarlarını ve tavanını hep birden ve birlik halinde kavrayabiliyoruz. Bu kavradığımız şeye Alman nazariyecileri m&uuml;cerret (soyut) bir mefhum (kavram) olarak &ldquo;Raum&rdquo; yani &ldquo;mahal&rdquo; yahut &ldquo;hacim&rdquo; ismini vermişlerdir. Fakat bu kelime m&uuml;cerret&nbsp; bir mahal yani boşlukta nazari bir hacim mefhumunu kasdeder, bir tecerr&uuml;t (soyutlama) tazammum (i&ccedil;ermek) eder. Bu sebeple daima riyazicilerin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ş&uuml;ne uyan bir tarifdir. Sanat&ccedil;ılara asla uygun gelemez. Sanatkarı alakadar eden m&uuml;cerred şeyler olmayıp m&uuml;şahhas (somut) olan, yani duygularımızla anlamaklığımız kabil bulunan şekildir. &ldquo;Raum&rdquo; yani mefhum hacim, sanatkar i&ccedil;in mahiyetsiz bir hi&ccedil;liktir. Biz sanatkarları alakadar eden şey bir odanın veya salonun m&uuml;cerret bir hacim oluşu değildir. Biz, o oda veya salon ile ancak, onun i&ccedil;ine b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş olduğu şeylerin, duvarlarının, tavanının ve zemininin, birbirleriyle iyi bir tenas&uuml;b halinde bulunduğunu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman alakadar oluruz.&rdquo;</span><br /><br /><span>Bana g&ouml;re Taut, Raum&rsquo;u anlatırken, mimarlığın en &ouml;nemli &ouml;zelliğinin, dışarıdan algıladığımız iki boyutlu y&uuml;zeyler, &ldquo;cephe&rdquo; ler değil, bizi i&ccedil;ine alan &uuml;&ccedil; boyutlu oylum olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor.</span><br /><span>Kendi yarattığı işlerin en &ouml;nemli &ouml;zellikleri de budur. Buna sizi daha yapının dışından hazırlar. Dil Tarih Coğrafya Fak&uuml;ltesine dışarıdan yaklaşırken, yapının cephesindeki &ccedil;izgilerin yerdeki kaplamanın &ccedil;izgilerinde de s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; algılarsınız. D&uuml;şeyde, hem de yatayda s&uuml;ren bu &ccedil;izgiler sizi bir oylumun i&ccedil;ine alırlar.</span><br /><br /><span>Bu kimilerine ters gelebilir. Oysa benim i&ccedil;in ilk yıllardan beri uyarıcı oldu. Mimarlık elbette iki boyutla anlatılamaz bir olguydu.</span><br /><br /><span>Mimarlığın &uuml;&ccedil; boyutlu yaratış olduğunu hi&ccedil; unutmadım.</span><br /><span>Bu g&uuml;n, &ouml;zellikle bilgisunar (internet) iki boyutlu g&ouml;sterimle, mimara yarattığını g&ouml;stermekte yetersiz kalıyor. Onun i&ccedil;in bir &ccedil;okları gibi ben de maketle &ccedil;alışmayı yeğledim hep. Gider defterlerinden anladığımız gibi, Mimar Sinan da maketle &ccedil;alışmış.</span></span></p> <p><span><span>Bruno Taut&rsquo;un inanışına g&ouml;re mimarı mimar yapan ilk şey oran (proporsiyon) dır. &ldquo;Teknik, konstr&uuml;ksiyon, fonksiyon ise ancak proporsiyon sayesinde mimarinin birer sanat vasıtası haline geliyorlar.&rdquo;</span><br /><br /><span>&ldquo;Pro-portio latincedir. Ger&ccedil;ek anlamı da 'bir şey i&ccedil;in taksim' dir.&rdquo;</span><br /><span>&ldquo;Ne i&ccedil;in?&rdquo; diye soruyor Bruno Taut.</span><br /><span>Sonra da yanıtlıyor:</span><br /><span>&ldquo;En iyi tasiri yapmak i&ccedil;in.&rdquo;</span><br /><span>Bu s&ouml;z İngilizce&rsquo;de, Almanca&rsquo;da, Fransızca&rsquo;da da ayni zamanda &lsquo;&ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;l&uuml;k&rsquo; anlamında kullanılırmış.</span><br /><br /><span>&ldquo;Mimaride ise bittabi g&uuml;zel bir taksimat, &ouml;l&ccedil;&uuml;lerin imtizacı ve ahengi, yani &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;l&uuml;k manalarında kullanmak lazımdır.&rdquo;&nbsp;</span><br /><span>diyor Bruno Taut.</span><br /><br /><span>Aslında gene onun s&ouml;ylediği gibi, felsefe yapıp t&uuml;m yaşamda kullanılmasını bir yana bırakarak biz, mimarlığın somut &ouml;l&ccedil;&uuml;lerinde anlamalıyız bu s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;.</span><br /><span></span></span></p> <p><span><span>Onun bir s&ouml;z&uuml;n&uuml; daha aktarmak istiyorum.&nbsp;</span><span>Ş&ouml;yle diyor:</span><br /><br /><span>&ldquo;Bir proje ve inşaattaki her şey pratik ve teknik bakımdan gayet m&uuml;kemmel olabilir. Harici g&ouml;r&uuml;ş itibarile de pek iyi bulunabilir. Yani pek tenkidkar olmayanlar i&ccedil;in kafidir. Fakat mimariyi bir proporsiyon sanatı olarak g&ouml;renler i&ccedil;in, onu insandaki pek hassas bir duyguyu tatmin etmekle m&uuml;kellef telakki edenler, onu pek y&uuml;ksek bir san&rsquo;at, musiki, şiir ve b&uuml;t&uuml;n diğer san&rsquo;atlar kadar y&uuml;ksek bir san&rsquo;at sayanlar i&ccedil;in kafi değildir. Salim ve iyi bir eseri b&ouml;yle bir san&rsquo;at haline y&uuml;kseltmek i&ccedil;in ona bir şey daha ilave etmek icab eder.Bu şey tarifi g&uuml;&ccedil; bir şey olup ancak hissin tekas&uuml;f ve temerk&uuml;z ettirilebilmesiyle meydana getirilebilir.&rdquo;</span><br /><span></span></span></p> <p><span><span>Sonra gene ekliyor Bruno Taut:</span><br /><br /><span>&ldquo;&hellip;&hellip;mimardan binanın alelade sadeliğinden &ccedil;ok daha fazla şeyler beklenir. Yeni yapılacak binanın sade kullanılmaya yarar olmasını değil ayni zamanda daha iyi, daha g&uuml;zel bir hayata imkan vermesini, isterler.&rdquo;</span><br /><br /><span>Mimarın, feldefe yapmağa kalkışmadan, kendi alanı &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmesine&nbsp; Bruno Taut&rsquo;dan bir &ndash;iki &ouml;rnek vermek istedim. Belki, kimileri, anamalcılığın aldatmalarından kendilerini kurtarabilirler. Kendilerini, işlerini pazarlamayı bırakabilirler. Kendilerine, işlerine saygıyı yeniden kazanabilirler.</span><br /><br /><span>Bruno Taut yalnız yazdıklarıyla değil, yaptıklarıyla da diyor ki,</span><br /><br /><span>&ldquo;Okuyun, g&ouml;r&uuml;n, tartışın&hellip;Başkalarından &ouml;nce kendinizle&hellip;&rdquo;</span><br /><br /><span>Son olarak kimilerinin mimarlıktan bile saymayacağı, onurlu bir işinden s&ouml;z etmek istiyorum: Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n katafalkından&hellip;</span><br /><br /><span>&Ouml;n&uuml;nden saygı ge&ccedil;işi yapılması i&ccedil;in, B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisinin &ouml;n&uuml;nde bir tak kurulması istenir. Bunu tasarlaması i&ccedil;in Bruno Taut&rsquo;a&nbsp; baş vurulur. &ldquo;Bu benim i&ccedil;in onurdur.&rdquo; diyerek kabul eder.</span><br /><br /><span>Yalın, al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;, Mustafa Kemal&rsquo;e yakışan, &uuml;lkenin koşulları i&ccedil;inde bir &ccedil;&ouml;z&uuml;md&uuml;r katafalk. Yalnız mimarların değil, Mustafa Kemal&rsquo;in yanında &ldquo;hi&ccedil;&rdquo; sayılacak kişilerin de ders almaları gereken bir yapıt&hellip;</span><br /><span></span></span></p> <p><span><span>Bu yapıtla Bruno Taut da yıllar &ouml;ncesinden seslenir gibidir:</span><br /><br /><span>&Ouml;L&Ccedil;&Uuml;L&Uuml;L&Uuml;K, &Ouml;L&Ccedil;&Uuml;L&Uuml;L&Uuml;K, BİR DAHA &Ouml;L&Ccedil;&Uuml;L&Uuml;L&Uuml;K&hellip;</span><br /></span></p> Fri, 04 May 2018 14:33:38 +03 Bana Mutluluğun Resmini Çizer Misin? http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/bana-mutlulugun-resmini-cizer-misin_/1187 Saim Can Beritan <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/mutluluk_res.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Son yıllarda sıkça referans gösterilen yaşam memnuniyeti olgusu bizler için ne anlam ifade ediyor? <br><br><p style="text-align: left;" align="center">T&uuml;rkiye İstatistik Kurumu (T&Uuml;İK), her yıl d&uuml;zenli olarak s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; &ldquo;Yaşam Memnuniyeti Araştırması&rdquo;nın 2017 sonu&ccedil;larını ge&ccedil;tiğimiz aylarda kamuoyuyla paylaştı. [1] Peki, son yıllarda sık&ccedil;a referans g&ouml;sterilen yaşam memnuniyeti olgusu bizler i&ccedil;in ne anlam ifade ediyor? Londra Kolej &Uuml;niversitesi (UCL) Psikoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;nden Profes&ouml;r Andrew Steptoe <b>mutluluk ile uzun yaşam arasında</b> olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir korelasyonun bulunduğuna dikkat &ccedil;ekiyor. 52 ile 79 yaşları arasında 3800&rsquo;den fazla insanla beş yıl s&uuml;ren Steptoe&rsquo;nun araştırması mutlu insanların &ouml;l&uuml;m olasılığının %35&rsquo;e kadar daha d&uuml;ş&uuml;k olduğu sonucunu ortaya koyuyor. [2] Ancak Amerikalı sosyal psikolog Angus Campbell ve arkadaşları mutluluğu <b>kısa s&uuml;reli </b>ve son derece <b>g&ouml;receli</b> bir duygu durumu olarak ifade ediyorlar. [3] Bu bakımdan ikame kavramlar olarak literat&uuml;rde benzer manalarda yaygın bir şekilde kullanılan mutluluk ve yaşam memnuniyetinin aslında farklı i&ccedil;erikleri barındırdığı s&ouml;ylenebilir. Steptoe araştırmasına konu olan &ouml;rneklemin duygu durumlarını her ne kadar g&uuml;nl&uuml;k olarak kaydetmiş olsa da elde ettiği mutluluk verilerini beş yıllık bir periyot sonrasında yorumladığından &ccedil;alışmasının aslında daha geniş bir anlatıma sahip olan yaşam memnuniyeti araştırması olarak değerlendirilebilir.</p> <p>Yaşam memnuniyeti yukarıda s&ouml;z edildiği &uuml;zere mutluluğu &ccedil;evreleyen bir insanlık durumu olduğu kadar aynı zamanda yaşam kalitesi gibi &ccedil;ok daha kapsayıcı bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me karşılık gelen &ldquo;yaşam kalitesi&rdquo; kavramsalının temel g&ouml;stergelerinden biridir. Yazının hemen başında atıf yapılan T&Uuml;İK&rsquo;in yaşam memnuniyeti araştırmasının da bu noktada aslen <b>&ldquo;Genel Yaşam Endeksi&rdquo;</b> &ccedil;alışmasının 11 temel g&ouml;stergesinden biri olarak ele alındığını s&ouml;ylemekte yarar var. Bunun yanı sıra yaşam memnuniyeti İktisadi Kalkınma ve İşbirliği &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo;n&uuml;n (OECD) <b>&ldquo;Daha İyi Yaşam Endeksi&rdquo;</b> (Better Life Index) ve bir Avrupa Birliği (AB) kuruluşu olan EuroStat&rsquo;ın <b>&ldquo;Avrupa&rsquo;da Yaşam Kalitesi&rdquo;</b> (Quality of Life in Europe) araştırmalarının benzer şekilde yine 11 g&ouml;stergesi arasında yer alıyor. [4] [5] &nbsp;</p> <p>Buradan hareketle bahsi ge&ccedil;en &uuml;&ccedil; kavram şu şekilde denklemleştirilebilir: <b>Yaşam kalitesi </b><b>&gt;</b><b> yaşam memnuniyeti </b><b>&gt;</b><b> mutluluk &nbsp;&nbsp;</b></p> <p align="center">***</p> <p>Bu yazıda yaşam kalitesini belirleyen temel fakt&ouml;rlerden mutluluk ve yaşam memnuniyeti olguları &ccedil;er&ccedil;evesinde T&Uuml;İK, OECD ve EuroStat&rsquo;a ait bulguları mukayeseli olarak ele almaya &ccedil;alışacağım. &nbsp;</p> <p align="center">***</p> <p>T&Uuml;İK yaşam memnuniyeti bağlamında 2003 yılından itibaren d&uuml;zenli olarak veri paylaşıyor. Bu doğrultuda 5&rsquo;li bir mutluluk skalası kullanan T&Uuml;İK, mutluluk oranlarını kendisini &ccedil;ok mutlu ya da mutlu olarak tanımlayanlar &uuml;zerinden hesaplıyor. 2017 verilerine g&ouml;re <b>T&uuml;rkiye&rsquo;de yaşayan insanların %58&rsquo;inin mutlu olduğu</b> ya da en azından &ouml;yle hissettiği anlaşılıyor. Şimdiye kadar en y&uuml;ksek mutluluk oranı 2011 yılında %62.1 ile ger&ccedil;ekleşirken en d&uuml;ş&uuml;k oran ise 2009&rsquo;da g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş (%54.3). Ayrıca mutluluk oranında bir &ouml;nceki yıla g&ouml;re %3.4&rsquo;l&uuml;k bir gerileme yaşandığı dikkat &ccedil;ekiyor. AB, ise en son 2013 yılında mutluluk araştırması verilerini kamuoyuyla paylaştı. T&Uuml;İK&rsquo;te olduğu gibi yine %5&rsquo;li bir &ouml;l&ccedil;ek kullanan EuroStat&rsquo;ın elde ettiği bulgulara g&ouml;re AB&rsquo;ye &uuml;ye olan 28 &uuml;lkenin mutluluk oranının %59.5 olarak ger&ccedil;ekleştiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. T&uuml;rkiye&rsquo;nin 2013 yılındaki mutluluk d&uuml;zeyi %59.1.</p> <p><a href="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim_can_beritan_tablolar/1.jpg.jpeg?m=1524820406" target="_blank"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim-can-beritan/1.jpg.jpeg" /></a></p> <p>Genel mutluluk durumuna yaş bağlamında bakıldığında ise <b>T&uuml;rkiye&rsquo;de en mutlu yaş aralığının 65 yaş ve &uuml;st&uuml;</b> olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor (%66.1). AB &uuml;lkelerinde ise 65 yaş ve &uuml;zerindeki bireyler toplumun en mutsuz ikinci grubu olarak T&uuml;rkiye&rsquo;den farklılaşma eğilimi g&ouml;steriyor (%55.5). <b>AB&rsquo;de en mutlu kesimi 16-24 yaş grubu</b> oluştururken (%71.6) T&uuml;rkiye&rsquo;de bu yaş grubundaki mutluluk oranının %61.3 olarak ger&ccedil;ekleştiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. T&uuml;rkiye ile AB &uuml;lkeleri arasındaki mutluluk oranlarındaki dağılımsal farklılık yine bu iki yaş aralığında kendini g&ouml;stermesi bakımından kayda değer. Dikkat &ccedil;ekici bir diğer nokta ise &ccedil;alışma hayatının hemen başında olan kesim (25-34) ile ilgili. Bu yaş gurubunda AB, T&uuml;rkiye&rsquo;ye oranla &ccedil;ok daha mutlu g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor (fark: %7.2). T&uuml;m bu veriler ışığında karşılaştırmanın en &ccedil;arpıcı detayı olarak T&uuml;rkiye&rsquo;de &uuml;retim s&uuml;recinin dışında kalan yaşlı n&uuml;fusla AB&rsquo;de &uuml;retim s&uuml;recinin i&ccedil;erisinde yer alan gen&ccedil; n&uuml;fusun &uuml;lkelerinin en mutlu insanları olması g&ouml;sterilebilir. &nbsp;</p> <p><a target="_blank" href="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim_can_beritan_tablolar/2.jpg.jpeg?m=1524820408"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim-can-beritan/2.jpg.jpeg" border="0" /></a></p> <p>Mutluluk verileri cinsiyet y&ouml;n&uuml;nden incelendiğinde EuroStat&rsquo;ın bu bağlamda genel bir ayrıma gitmediği yaşam memnuniyeti a&ccedil;ısından b&ouml;yle bir karşılaştırma yaptığını g&ouml;r&uuml;yoruz. &nbsp;Bu bakımdan T&Uuml;İK verilerine kısa bir ara vererek bu noktada OECD ve EuroStat araştırmalarının sonu&ccedil;larına bakacağız. OECD&rsquo;nin &ldquo;Daha İyi Yaşam Endeksi&rdquo; araştırmasında 35 &uuml;ye ve 6 partner &uuml;lkeye yer verilmesine karşın yaşam memnuniyeti kapsamında; Litvanya, Kosta Rika ve Kolombiya&rsquo;ya ait veri bulunmuyor. 38 &uuml;lke cinsiyet değişkeni &uuml;zerinden değerlendirildiğinde <b>T&uuml;rkiye d&acirc;hil 21 &uuml;lkede kadınların erkeklere oranla yaşamlarından daha memnun oldukları</b> g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bu bağlamdaki oransal farklılığın en y&uuml;ksek olduğu &uuml;lkeler Kore ve Finlandiya. Erkek memnuniyetinin &ouml;nde olduğu &uuml;lkelerde ise İtalya, Rusya ve L&uuml;ksemburg başı &ccedil;ekiyor. EuroStat&rsquo;ın AB genelinde yaptığı yaşam memnuniyeti araştırma sonu&ccedil;larına g&ouml;re ise erkekler kadınlara g&ouml;re yaşamlarından daha memnun g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar (fark: %1.3). Ancak kadınların memnuniyet veya memnuniyetsizlik algısının erkeklere oranla daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz bu araştırmada. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <p><a href="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim_can_beritan_tablolar/3.jpg.jpeg?m=1524820410" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim-can-beritan/3.jpg.jpeg" border="0" /></a></p> <p>OECD ve EuroStat&rsquo;ın verileri bir arada incelendiğinde hayatından en &ccedil;ok memnun insanların yaşadığı &uuml;lkeler sırasıyla; Norve&ccedil;, Danimarka, Finlandiya, İsve&ccedil;, İzlanda ve İsvi&ccedil;re iken yaşam memnuniyeti oranlarının en d&uuml;ş&uuml;k olduğu &uuml;lkelerde ise; Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan, Macaristan ve T&uuml;rkiye &ouml;ne &ccedil;ıkıyor.</p> <p>Daha &ouml;nce vurgulandığı &uuml;zere bu noktada mutluluğun yaşam memnuniyetine g&ouml;re daha anlık bir insanlık durumu olduğunu hatırlatarak EuroStat&rsquo;ın &ldquo;Avrupa&rsquo;da Yaşam Kalitesi&rdquo; araştırmasında mutluluk ve yaşam memnuniyeti bulguları arasında b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Buna karşın T&Uuml;İK ve EuroStat&rsquo;ın mutluluk oranları birbirine yakın sonu&ccedil;lar verirken OECD&rsquo;nin yaşam memnuniyeti araştırmasında <b>T&uuml;rkiye&rsquo;nin 5.5 puanla ortalamanın altında kaldığı</b> g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor (OECD ortalaması 6.5).</p> <p>Tekrar T&Uuml;İK&rsquo;in &ccedil;alışmasına d&ouml;necek olursak OECD&rsquo;nin yaşam memnuniyeti verilerinde olduğu gibi kadınlar T&uuml;rkiye&rsquo;de erkeklerden yine daha mutlu (fark: %8.8). Daha da ilginci bu tablonun yaşam memnuniyeti araştırması tarihi boyunca hi&ccedil; değişmemiş olması!</p> <p><b>Peki mutluluğun temel kaynağı nedir?</b> Bu soruya hem T&Uuml;İK hem de EuroStat aynı yanıtı veriyor: <b>Aile ve sağlık.</b> T&uuml;rkiye&rsquo;deki bireylerin %70.6&rsquo;sı Avrupa&rsquo;dakilerin ise %66.8&rsquo;i aileyi mutluluk kaynağı olarak g&ouml;r&uuml;yor. Hem de geniş olanından! Aile fertlerinin sayısı azaldık&ccedil;a mutluluk oranlarında g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bir şekilde d&uuml;ş&uuml;ş yaşanıyor. Diğer taraftan T&uuml;rkiye&rsquo;de evli olmayan kadınların mutluluk oranının hi&ccedil; de azımsanmayacak d&uuml;zeyde olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor (%55.8). Bu oran evli erkeklerin mutluluk oranından neredeyse daha y&uuml;ksek (fark: %0.1). AB &uuml;lkelerinde ise tam tersi bir tablo ortaya var. Orada evli olmayan erkekler evli olmayan kadınlara g&ouml;re daha mutlu g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor (fark: %3,3). Daha da şaşırtıcı olanı; Avrupa&rsquo;da evli olmayan bireyler cinsiyet bağlamında incelendiğinde erkeklerde 65 yaş ve &uuml;st&uuml;, kadınlarda ise 65 yaşın altında olanlar &ccedil;ok daha mutlular. Burada son s&ouml;z olarak şu noktanın altı &ccedil;izilebilir. T&uuml;rkiye&rsquo;de eşler anne ve/veya babaya; &ccedil;ocuklar ise eşlere oranla daha &ouml;nemli bir mutluluk kaynağı olarak tanımlanırken kişinin bizatihi kendisi; aile, &ccedil;ocuk ve eşin ardından 4. sırada &ouml;nem atfedilen mutluluk kaynağı olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bununla birlikte mutluluk kaynağı olarak bir kişinin kendisine verdiği &ouml;nemin derecesi T&uuml;rkiye&rsquo;de yıldan yıla artıyor olması dikkat &ccedil;ekici bir başka husus olarak değerlendirilebilir (değişim: 2011&rsquo;den itibaren; + %1.6).</p> <p><a target="_blank" href="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim_can_beritan_tablolar/4.jpg.jpeg?m=1524820413"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim-can-beritan/4.jpg.jpeg" /></a></p> <p>T&Uuml;İK ve EuroStat&rsquo;ın yapmış olduğu araştırmalarda sağlık, aile birlikte en &ouml;nemli mutluluk kaynakları arasında g&ouml;steriliyor. EuroStat, Avrupa&rsquo;da gen&ccedil; n&uuml;fusun yaşlı n&uuml;fusa oranla daha mutlu g&ouml;r&uuml;nmesinin nedenleri arasında &ouml;zellikle sağlığı &ouml;n plana &ccedil;ıkarıyor. EuroStat&rsquo;ın verilerine g&ouml;re AB &uuml;lkelerinde yaşayanların %67.7&rsquo;si genel sağlık durumlarını &ccedil;ok iyi ya da iyi olarak ifade ediyor. Bununla birlikte yaşamlarından genel itibarıyla memnun olanların %36.9&rsquo;unun &ccedil;ok iyi bir sağlığa sahip olduğu %21.9&rsquo;unun da iyi bir sağlığa sahip olmasına karşın yaşam memnuniyeti d&uuml;ş&uuml;k olanların %65.9&rsquo;unun sağlık durumlarını &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; olarak nitelendirdiğine y&ouml;nelik istatistiksel g&ouml;r&uuml;n&uuml;m birlikte değerlendirildiğinde <b>mutluluk ile sağlık arasındaki doğrusal bağlantı</b> daha net olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Sağlık ile mutluluk ilişkisine T&uuml;rkiye penceresinden bakıldığında sağlığın Avrupa&rsquo;da olduğu gibi &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir mutluluk kaynağı olarak algılandığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. &nbsp;&Ouml;yle ki sağlık ile &ndash; mutluluk kaynağı olan değerler sıralamasında ikinci sırada yer alan &ndash; sevgi arasında %51.4 oranında bir fark bulunuyor. OECD &uuml;lkelerinde bireylerin sağlık algısı AB &uuml;lkelerine benzer bir portre &ccedil;iziyor. OECD&rsquo;nin &ldquo;Daha İyi Yaşam Endeksi&rdquo; &ccedil;alışmasına g&ouml;re %69&rsquo;luk bir kesim sağlık durumlarını &ccedil;ok iyi ya da iyi olarak değerlendiriyor. &nbsp;OECD &uuml;lkelerinde sağlık g&ouml;stergelerinin cinsiyet değişkeni a&ccedil;ısından farklılaştığını s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n. Erkekler kadınlara oranla daha sağlıklı olduklarını ifade ediyorlar (fark: %4). Bu sonu&ccedil; itibarıyla kadınlar, en azından sağlık algıları bakımından, OECD ortalamasının gerisinde g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar (%67). &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <p><a href="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim_can_beritan_tablolar/5.jpg.jpeg?m=1524820414" target="_blank"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim-can-beritan/5.jpg.jpeg" border="0" /></a></p> <p>OECD ve EuroStat verileri bağlamında sağlık a&ccedil;ısından memnuniyet d&uuml;zeyinin en y&uuml;ksek olduğu &uuml;lkeler; Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Finlandiya ve Danimarka iken madalyonun diğer tarafında; G&uuml;ney Afrika, Rusya, Bulgaristan, Macaristan ve Letonya&rsquo;nın olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. &nbsp;</p> <p><b>Mutluluğa etki eden</b> temel g&ouml;stergelerden biri de <b>eğitim</b> kuşkusuz. T&Uuml;İK verilerine g&ouml;re T&uuml;rkiye&rsquo;de eğitim d&uuml;zeyi ile mutluluk arasında negatif bir ilişki ortaya &ccedil;ıkıyor. &Ouml;rg&uuml;n &ouml;ğretim sistemine hi&ccedil; girmemişler ile ilkokul mezunları diğer seviyelerde eğitim alanlara oranla daha mutlu g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. &Ouml;zellikle hi&ccedil; okula gitmemiş ya da temel eğitimlerini yarıda bırakmış olanların mutluluk d&uuml;zeylerinin T&uuml;rkiye ortalamasının &uuml;zerinde olması olduk&ccedil;a dikkat &ccedil;ekici (%62.5). Eğitim seviyesi arttık&ccedil;a mutluluk oranlarındaki d&uuml;ş&uuml;ş g&ouml;ze &ccedil;arpıyor. Y&uuml;ksek&ouml;ğretim mezunu olanlar ile herhangi bir okuldan mezun olmayanlar arasında %5.6 oranında bir mutluluk farklılaşması bulunuyor. AB&rsquo;nin bu &ccedil;er&ccedil;evede yine T&uuml;rkiye&rsquo;den ayrıldığını g&ouml;r&uuml;yoruz. EuroStat&rsquo;ın &ldquo;Avrupa&rsquo;da Yaşam Kalitesi&rdquo; araştırmasındaki veriler eğitimle yaşam memnuniyeti [*] arasında g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ilişkinin varlığına işaret ediyor. Avrupa&rsquo;da eğitimin derecesi y&uuml;kseldik&ccedil;e yaşam memnuniyeti algısının da kademeli olarak arttığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. AB&rsquo;ye &uuml;ye &uuml;lkelerde en d&uuml;ş&uuml;k eğitim seviyesine sahip olanların yaşam memnuniyeti oranı T&uuml;rkiye&rsquo;dekinin aksine Avrupa ortalamasının bir hayli altında altında (%53.9). Y&uuml;ksek&ouml;ğretim diplomasına sahip olanlar ile yalnızca temel eğitim almış ya da okul &ouml;ncesi &ouml;ğrenim g&ouml;rm&uuml;ş olanlar arasındaki yaşam memnuniyeti farkı %9.7. Peki, eğitimin mutluluğa etkisi bakımından T&uuml;rkiye ile AB neden ayrışıyor olabilir? Bu sorunun yanıtı i&ccedil;in yaş aralıklarına g&ouml;re mutluluk verilerini yeniden hatırlamakta yarar var. 25-34 yaş aralığı Avrupa&rsquo;da en mutlu ikinci grupken (%65.8) T&uuml;rkiye&rsquo;de &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sırada yer alıyor (%58.6). Eğitim ve yaş verileri bir arada değerlendirildiğinde <b>ekonomik g&ouml;stergelerin</b> mutluluk &uuml;zerindeki belirleyiciliği daha net bir bi&ccedil;imde ortaya &ccedil;ıkıyor. Bu bağlamda T&uuml;rkiye ile Avrupa&rsquo;nın &ouml;zellikle eğitim ve yaş grubu &ouml;zelinde kendini g&ouml;steren mutluluk tablosundaki farklılaşmayı T&uuml;rkiye ve AB &uuml;lkelerinin genel ekonomik g&ouml;r&uuml;n&uuml;mleri ışığında okumak m&uuml;mk&uuml;n.</p> <p><a target="_blank" href="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim_can_beritan_tablolar/6.jpg.jpeg?m=1524820417"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/saim-can-beritan/6.jpg.jpeg" border="0" /></a></p> <p align="center">***</p> <p><b>Sonu&ccedil; yerine;</b><span>&nbsp;T&Uuml;İK ve EuroStat&rsquo;ın yazıya konu olan araştırma sonu&ccedil;larından hareketle mutluluk a&ccedil;ısından belirleyici rol oynayan&nbsp;</span><b>iki temel değer</b><span>&nbsp;olarak&nbsp;</span><b>aile (manevi) ve sağlık (maddi)</b><span>&nbsp;başlıklarını yeniden hatırlayarak mutluluğun kadrajına giren g&ouml;r&uuml;n&uuml;mden bahsettik şimdiye kadar ağırlıkla. Oysaki istatistiksel olarak dikkatleri &ccedil;ok &uuml;zerine &ccedil;ekmese de mutluluk &uuml;zerindeki etkisi tartışma g&ouml;t&uuml;rmez bir ger&ccedil;ekliğe daha dikkat &ccedil;ekilebilir:&nbsp;</span><b>Gelir durumu.</b><span>&nbsp;T&Uuml;İK verilerine g&ouml;re T&uuml;rkiye&rsquo;de %3.9&rsquo;luk oranla&nbsp;</span><b>5. derecede bir mutluluk kaynağı</b><span>&nbsp;olarak nitelendirilen gelir durumu bu kadar &ouml;nemsiz bir fakt&ouml;r m&uuml;d&uuml;r hakikaten? Bu noktada OECD ve EuroStat&rsquo;ın araştırma bulgularına g&ouml;re en mutlu insanların Kuzey Avrupa&rsquo;da yaşaması bir tesad&uuml;f olabilir mi diye sorulabilir elbette. Eurostat, bir &uuml;lkenin genel ekonomik durumu ile yaşam memnuniyeti arasındaki pozitif ilişkiye dikkat &ccedil;ekiyor. EuroStat&rsquo;ın elde etiği sonu&ccedil;lara g&ouml;re en d&uuml;ş&uuml;k gelir grubu i&ccedil;erisinde yer alan bireylerin yalnızca %16.7&rsquo;si yaşamlarından memnunken en y&uuml;ksek gelir grubunu oluşturanların yaşam memnuniyeti oranı %27.2 olarak karşımıza &ccedil;ıkıyor. &Ouml;yle ki işsizlik, Avrupa&rsquo;da t&uuml;m sosyo-demografik değişkenler arasında yaşam memnuniyetini en olumsuz seviyede etkileyen bir durum olarak değerlendiriliyor.&nbsp;</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Edit&ouml;r&uuml;n notu: Yazı i&ccedil;indeki imajların b&uuml;y&uuml;k versiyonlarını g&ouml;rmek i&ccedil;in &uuml;zerlerine tıklayabilirsiniz.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </span>&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p> <p>___________</p> <p>[*] Eğitim, EuroStat&rsquo;ın araştırmasında cinsiyet değişkeninde olduğu gibi yalnızca yaşam memnuniyeti &uuml;zerinden analiz edilmiş. OECD&rsquo;nin &ldquo;Daha İyi Yaşam Endeksi&rdquo; &ccedil;alışmasında ise eğitim, ne mutluluk ne de yaşam memnuniyeti bağlamında ele alınmadığından eğitim karşılaştırmasını T&uuml;rkiye&rsquo;de mutluluk AB&rsquo;de ise yaşam memnuniyeti verilerini referans alarak yaptım.&nbsp;</p> <p>[1] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27590</p> <p>[2] https://edition.cnn.com/2011/10/31/health/happiness-linked-longer-life/index.html</p> <p>[3] Robert W. Marans ve Robert Stimson, &ldquo;An Overview of Quality of Urban Life&rdquo;, Robert W. Marans ve Robert J. Stimson (ed.), <b>Investigating Quality of Urban Life: Theory, Methods and Empirical Research</b> i&ccedil;inde (1-29), Dordrecht: Springer, 2011, s. 6-8.</p> <p>[4] http://www.oecdbetterlifeindex.org/#/00000005000</p> <p>[5] http://ec.europa.eu/eurostat/cache/infographs/qol/index_en.html</p> Fri, 27 Apr 2018 11:54:57 +03 Alternatif Bir Yapı Malzemesi Olarak Toprak http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/1185 Serkan Duman <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/01-Betonla İnşaat.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Toprak hala en sağlıklı ve en iyi ısı yalıtım malzemesi olma özelliğini koruyor. Üstelik nefes aldığından ortamın nemini dengeliyor. Bir toprak yapının inşası tamamen lokal malzemelerle yapıldığından oldukça da ekonomik.<br><br><p><!-- [if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> </w:Compatibility> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val=" " /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!-- [if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true" DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99" LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!-- [if gte mso 10]> <mce:style><! /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;} --> <!--[endif] --></p> <p class="MsoNormal"><span class="fotograf-yazi">Betonla inşaat</span></p> <p class="MsoNormal">&Ccedil;ok teknikmiş gibi duran bu başlığın altında yazılacak olanlar sadece inşaat sekt&ouml;r&uuml;nde olanları değil, nefes alan herkesi ilgilendiriyor. Evet nefes alan... İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, kısacası yaşayan herkesi. Bu s&ouml;zlerle ilgini &ccedil;ekmiş olmalıyım nitekim yazının girişi, haber sitelerinde &ouml;rneğin "cep telefonu olanlar dikkat" ya da "banka hesabı olanlar mutlaka okusun" gibi zaten herkesin sahip olduğu nesneler &uuml;zerinden, sadece okuyan kişiyi ilgilendiriyormuş&ccedil;asına yapılan haberler gibi oldu. Fakat şimdi anlatacaklarımı okuduktan sonra bana hak vereceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p class="MsoNormal"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/02-%C3%87atalh%C3%B6y%C3%BCk%20toprak%20evler.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">&Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k toprak evler</span></p> <p class="MsoNormal">Markete gidip aldığımız &ccedil;ikolatanın bir gıda &uuml;r&uuml;n&uuml; olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu &uuml;r&uuml;n birtakım işlemlerden ge&ccedil;irilip ambalaja konulup satışa &ccedil;ıkartılmış. Bunu aklımızda tutalım. Şimdi bir topluluğa aydınlatıcı bir konuşma yapan birini g&ouml;zlerimizin &ouml;n&uuml;ne getirelim. Mesela bu kişi TED'de konuşuyor olsun. Sahnenin altından g&uuml;zel bir a&ccedil;ıyla &ccedil;ekilmiş fotoğrafında konuşmacı, ellerinde seyirciye g&ouml;sterdiği iki şeyi tutuyor. Bunlardan biri meşhur bir markanın &ccedil;ikolatası iken diğeri bir elma. Fotoğraf ilgimizi &ccedil;ekiyor, tıklayıp videoyu a&ccedil;ıyoruz. Bu kişinin &ccedil;ikolata ve elma ile ne anlatmak istediğini hemen &ouml;ğrenmek istediğimizden videoyu o ana getiriyoruz. Konuşmacı diyor ki: "Bu &ccedil;ikolatayı bir şirket fabrikada &uuml;reterek paketledi ve satışa sundu, bu elmayı ise doğa kabuğunun i&ccedil;inde bize verdi." Konuşmacı bize elmanın da bir &uuml;r&uuml;n olarak değerlendirilebileceğini anlatmaya &ccedil;alışıyormuş meğer. Aynı konuşmacı muhtemelen bu iki &uuml;r&uuml;n&uuml;n hem v&uuml;cudumuzla hem de ambalajlarının doğayla olan uyumundan da bahsediyor olmalı. &Ccedil;ikolatanın i&ccedil;indeki rafine şeker ile elmadaki meyve şekerinin farklarından, &ccedil;ikolatanın paketinin doğada &ccedil;&ouml;z&uuml;nmediğinden, oysa elmanın kabuğunun hem yenilebildiğinden hem de doğaya geri karıştığından...</p> <p class="MsoNormal"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/03-Yemen%20%27%C3%87%C3%B6l%C3%BCn%20G%C3%B6kdelenleri%27%20y%C3%BCzy%C4%B1llard%C4%B1r%20ayakta.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Yemen '&Ccedil;&ouml;l&uuml;n G&ouml;kdelenleri' y&uuml;zyıllardır ayakta</span></p> <p class="MsoNormal"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/04-Libya%27da%20toprak%20bir%20yerle%C5%9Fim.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Libya'da toprak bir yerleşim</span></p> <p class="MsoNormal">Yapı malzemesi mevzusuna d&ouml;necek olursak, tıpkı &ccedil;ikolata ve elma durumunda olduğu gibi, &uuml;rettiğimiz yapılar da doğa ile uyumlu değil. Bu yapılar daha inşa edilmeye başlanmadan, binaları ortaya &ccedil;ıkaracak malzemelerin &uuml;retim aşaması bile &ccedil;evreye olduk&ccedil;a zararlı. &Uuml;stelik &ccedil;ikolata gibi yenmediğinden olsa gerek &uuml;reticiler sağlığa zararlı maddeleri yapı malzemelerine doldurmaktan &ccedil;ekinmiyorlar. Biz insanlar her ge&ccedil;en g&uuml;n yaşamak i&ccedil;in yeni yapılar &uuml;retirken, ekosistemin alanını biraz daha daraltıyoruz.</p> <p class="MsoNormal"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/05-Avusturya%27da%20bir%20toprak%20ev.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Avusturya'da bir toprak ev</span></p> <p>"&Uuml;lkemizde inşa &ccedil;alışmaları i&ccedil;in en &ccedil;ok kullanılan yapı malzemesi hangisidir?", diye sorsam, sanırım "beton" cevabını almakta zorlanmam. Bu cevabı ev hanımları, &ccedil;ocuklar, CEO'lar, otob&uuml;s şof&ouml;rleri, &ouml;ğrenciler velhasıl herkesten rahatlıkla duyabiliriz diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Verilere bakacak olursak, Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) raporuna g&ouml;re, 2011 yılına ABD'yi yakalayan T&uuml;rkiye, bug&uuml;n ise d&uuml;nyada &Ccedil;in ve Hindistan'dan sonra en &ccedil;ok &ccedil;imento kullanan &uuml;lke konumunda. ABD'nin n&uuml;fusunun 300 milyonun &uuml;st&uuml;nde olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım.</p> <p>Kısacası yeri g&ouml;ğ&uuml; betonlaştırıyoruz. &Ccedil;imento &uuml;retilirken, taşınırken ve beton olarak kullanıldıktan sonra bile &ccedil;evreye zararlı. G&ouml;rsel zararından bahsetmiyorum bile.</p> <p>Peki ne yapılabilir. Doğaya uyumlu ve d&ouml;n&uuml;şebilen yapılar yapmak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;? Elbette m&uuml;mk&uuml;n. Dışarıya &ccedil;ıktığında (eğer bulabilirsen) toprağın &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;. Evet işte o &uuml;zerine bastığın topraktan yapılar &uuml;retip i&ccedil;inde oturabilirsin.</p> <p class="MsoNormal"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/06-Banglade%C5%9F%27te%20okul.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bangladeş'te okul</span></p> <p>Yeni bir şeyden bahsetmiyorum aslında. İnsanlık tarihinde toprak ile &uuml;retim M.&Ouml;. 9000 yıllarına kadar gidiyor. Anadolu'da da M.&Ouml;. 8000 yıllarında Aşıklı H&ouml;y&uuml;k ve M.&Ouml;. 7500 yıllarında &Ccedil;atalh&ouml;y&uuml;k yerleşimleri ilk toprak yapıların g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; yerler. M.&Ouml;. 1300 yılında inşa edilmiş II. Ramses'in tonoz &ccedil;atılı toprak tahıl depoları hala ayakta.</p> <p>Toprak hala en sağlıklı ve en iyi ısı yalıtım malzemesi olma &ouml;zelliğini koruyor. &Uuml;stelik nefes aldığından ortamın nemini dengeliyor. Bir toprak yapı inşası tamamen lokal malzemelerle yapıldığından olduk&ccedil;a ekonomik. &Uuml;stelik beton ile &uuml;retilen konutlar gibi, n&uuml;kleer santral mi yoksa ev mi inşa ediliyor karmaşasını yaşatmıyor.</p> <p class="MsoNormal"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/alternatif-bir-yapi-malzemesi-olarak-toprak/07-ABD%27de%20topraktan%20in%C5%9Fa%20edilmi%C5%9F%20bir%20kamu%20binas%C4%B1.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">ABD'de topraktan inşa edilmiş bir kamu binası</span></p> <p class="MsoNormal">Bug&uuml;n uzmanlar tarafından, geleneksel y&ouml;ntemlerle modern teknikler birleştirilerek toprak yapılar yapılıyor. &Ouml;zellikle gelişmiş &uuml;lkeler bu tekniklerin araştırılması ve uygulanması i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ccedil;aba harcıyorlar. Bizler ise toprak mimarlığının ana vatanında olmamıza rağmen unuttuğumuz geleneksel teknikleri yeniden hayata d&ouml;nd&uuml;rmek i&ccedil;in bile hala emekleme durumundayız.</p> <p class="MsoNormal">Mars'a gitmek iyi hoş peki, ama doğa ile uyumlu malzemelerden yapılar inşa etmek ve hala &uuml;zerinde yaşadığımız d&uuml;nyayı kirletmeyen, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir ve sağlıklı yapılar inşa etmek de &ouml;nemli bir inovasyon olsa gerek ne dersin?</p> Tue, 24 Apr 2018 17:46:00 +03 Taklitler Aslını Öldürür http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/taklitler-aslini-oldurur/1184 Mohamed Abdellatif <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/Taklitler_aslını_oldurur_resize.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Mimari kuramcılar &ldquo;Tektonik: Mimarlığın sanatı&rdquo;<sup>1</sup> kavramını, binanın işlevi ve sanatsal tasarımıyla ilgili olan inşa sanatı olarak g&ouml;rd&uuml;. Ger&ccedil;ek anlamıyla yapı sanatı, mimarlığın bize bilin&ccedil;li bir şekilde neyi i&ccedil;erdiğini anlatır; bilin&ccedil;siz yapı fikrinin, hi&ccedil;likten fiziksel bir nesne yaratmanın y&uuml;zeysel d&uuml;ş&uuml;ncesinin &ouml;tesindedir. &Ouml;yle ki bilin&ccedil;li mimari daha sonra bu blokları fizikselden metafiziksele, tefekk&uuml;r ve keyif almaya değer bir hale getirmektedir.</p> <p>&ldquo;&Ccedil;oğu binanın sessiz olduğunu, bazılarını konuştuğunu ama k&uuml;&ccedil;&uuml;k, sadece k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmının şarkı s&ouml;ylediğini g&ouml;rmedin mi!&rdquo;<sup>2</sup></p> <p>Tektonik, binanın kendisinin bir &ouml;zelliğidir; ancak aynı zamanda sosyal, politik, ekonomik, k&uuml;lt&uuml;rel ve diğer boyutları da olan, genelin bir par&ccedil;asıdır. İnşaat malzemeleri, inşa teknikleri ve bunun gibi fiziksel, g&ouml;rsel &ouml;zellikler yukarıda bahsedilen metafizik d&uuml;nyaya aktarımımızdaki başarıya katkıda bulunabilir. Farklı bir deyişle, mimariyi sadece g&ouml;rsel bir &uuml;r&uuml;n olarak g&ouml;rmek bir indirgemedir. &Ouml;rneğin, bir bina tasarlanıp &uuml;st&uuml;nde geleneksel motiflerden alınan bir dekorasyon yapıldığı zaman, bu bina ger&ccedil;ek anlamı ile bir değer taşır mı? Hayır bence.</p> <p>Mimari; zaman, mekan ve nitelikte i&ccedil;seldir ve mimaride yer alan &ouml;rt&uuml;l&uuml; anlamlar farklı kişisel yorumlara sebep olabilir. Ancak bu &ouml;znelliğinin yanında nesnel olma durumu, zaman i&ccedil;inde mimarinin etik veya sembolik değerlerinin değişme olasılığını da beraberinde getirebilir.</p> <p>Şekil ve i&ccedil;eriği birbirinden ayıran &ouml;nc&uuml;l mimari akımlardan biri postmodernizm hareketidir. Postmodern mimarinin iki ayrı y&ouml;n&uuml; vardır. Birincisi tarihin yok edilmesi, ikincisi ise senografiyi kullanma eğilimidir. Tarihin yok edilmesi -bulanıklaşması- iki aşamada ger&ccedil;ekleşir: birincisi tarihsel belirti serilerinin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;; ikincisi, tarihsel referansların gelişig&uuml;zel yer değişmesidir. Tarihsel belirti serilerinin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml; mimarinin zamansal organizasyonunun problemidir ve bir şeyin zamansal ve mekansal k&ouml;klere sahip olduğunun apa&ccedil;ık bir g&ouml;stergesidir.</p> <p>Tarihten gelen mimari &ouml;gelerin rastgele yer değişimini iki başlık altında sınıflandırabiliriz. İlki "bir zaman olarak tarih<sup>"3,</sup> yani zamana &ouml;zg&uuml; anlamın sorgulanmasıdır. &Ouml;zellikle de zamanın belirlenmesi zor olduğunda, Kevin Lynch gibi, "Bu mekan hangi zamanın? - What time is that place?"<sup>4</sup> diye sormalıyız. ikincisi ise, s&uuml;slemeleri ve fikirleri &uuml;retildikleri koşullardan bağımsız olarak kullanılmasıdır. Bu ikincisi, birinci başlığa g&ouml;re daha fizikseldir.</p> <p>İkinci y&ouml;nde -o da postmodernist mimaride en &ccedil;ok karşılaştığımızdır- &ccedil;ağrıştırılan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin bazen bağlamla ilgisi olmadğı gibi; bazen de g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler, birbirleriyle tarihsel ve &ouml;rt&uuml;k olarak ilgisi olmayan bir&ccedil;ok kaynaktan gelmektedirler.</p> <p>&Uuml;nl&uuml; Mimar Frank Lloyd Wright diyor ki: "B&uuml;t&uuml;n&uuml;n i&ccedil;indeki her şey tek bir bağlantıya sahipse, aynı dili konuşuyorsa, her şeyi kapsayan tek bir ifadeye sahip olur. Yapınızın bir kısmı Fransızca konuşurken diğer kısmı İngilizce konuşuyorsa, istenen sonu&ccedil;, istenen g&uuml;zellikte değildir."<sup>5</sup></p> <p>Bu sayede binalar tanınabilir semboller ve metaforlardan oluşan bir araya getirilmiş mozaikler haline gelir ve bu binalar elbette boş bir parodiden &ouml;teye gidemez. Ve sonu&ccedil; &uuml;r&uuml;n, serinin s&uuml;reklilik belirtisi olmaksızın, diyalogsuz mimarlık olup, sadece alıntılar ve parantezlerden oluşan anlamsız bir &uuml;r&uuml;n haline gelmektedir! Bir referans olarak ge&ccedil;miş yavaş yavaş kendisini parantez i&ccedil;inde bulur ve zamanla tamamen silinerek yok olur ve ardında da boş bir metinden başka hi&ccedil;bir şey bırakmaz.</p> <p>Postmodern mimarinin bir başka y&ouml;n&uuml; de, bir meta haline gelmek i&ccedil;in mimarlığın anlamını azaltmaya&nbsp; yani &uuml;r&uuml;nleştirmeye y&ouml;nelik genel eğilimdir. Ki bu eğilimde t&uuml;m ger&ccedil;ek, imgeler haline gelir ve mimariyi i&ccedil; madde (bina) ve dış madde (imge) olarak ayırarak &uuml;r&uuml;nleştirmek kolaylaştırılmıştır; tıpkı Robert Venturi&rsquo;nin dekore edilmiş sığınak benzetmesi gibi.</p> <p>Mimarlık kendi i&ccedil;inde bir varlıktır ve yokluğun bir alternatifi değildir. Ya da, Heidegger&rsquo;in dediği gibi, &ldquo;Binanın kendisi onu diğerlerinden ayıran &ouml;zelliklerin taşıyıcısıdır."<sup>6</sup>. Mimari, bağlama anlam eklemeden &ouml;nce, onu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leyen i&ccedil;in daha g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelebilmek amacıyla bir ortamın potansiyelini kullanır.</p> <p>Gelin birlikte d&uuml;ş&uuml;nelim, Postmodernist hareket zaten Modern hareketin sıkı kurallarına bir reaksiyon olarak ortaya &ccedil;ıktı, tarihe d&ouml;n&uuml;ş&uuml; ve ge&ccedil;miş mimarinin mirasını gerekli bağlantılar ve g&ouml;ndermelerle anımsatarak yeni bir akım başlattı. Ama yukarda belirttiğimiz gibi, o mimarların unuttuğu &ccedil;ok &ouml;nemli bir nokta var, o tarihin simgeleri artık &ccedil;ağırılmaz &ccedil;&uuml;nk&uuml; zamanı ge&ccedil;miş, bug&uuml;nle bağlantısı kopuktur.</p> <p>Postmodern mimarlar antik ve klasik mimariden alıntılar yaparak bunları binalarının cephelerine yerleştirmişlerdir, &uuml;stelik bunun sebebi de mimarlık tarihine saygı g&ouml;stermek, yeniden bu değerleri yaşatmaktır. Ancak yeniden canlandırma fikrinin, bazı sembollerin ve imgelerin sadece g&ouml;rsel metaforunun kopyalanmasını aşamadığı gibi, net plastik veya işlevsel hedefler olmaksızın cephelere eklenmekten &ouml;teye ge&ccedil;emediğini g&ouml;rmekteyiz. Aynı zamanda teknoloji ile birlikte gelen değişiklikler ile b&uuml;t&uuml;nleşen bu mimari sonu&ccedil;ta belirsiz bir kimliğe sahiptir.</p> <p>Bilindiği gibi postmodern hareket yavaş yavaş mimarlar arasında eski parıltısını kaybedip s&ouml;n&uuml;kleşmiş, geleceğe doğru farklı g&ouml;r&uuml;şler doğmaya başlamıştır. Yani mimari kuramcılara ya da sofistike mimarlara g&ouml;re, postmodernist mimari artık eski bir modadır. Yine de ilgin&ccedil; bir ikilem var, neden mimarlar vazge&ccedil;erken insanlar bu tarz &ndash;eskiye doğru- hareketleri beğenmektedir? Buradaki ikileme, mimari kuramcılar g&ouml;z&uuml;nden bakacak olursak postmodernizm &ouml;ld&uuml;, &ouml;lmek &uuml;zere ya da artık &ouml;lmeli! Ancak halk, yine de ge&ccedil;mişten gelen bu tarihi g&ouml;ndermeleri sever. Aslında bu taklitler asla aslını y&uuml;celtmeyip tam tersine &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ouml;ld&uuml;r&uuml;rd&uuml;r.</p> <p>Şimdiki durumu beğenmeyip ge&ccedil;mişe ka&ccedil;mak istiyorsak veya ge&ccedil;mişten gelen kimliklere sahip olan bir mimariyi istiyorsak, &ccedil;&ouml;z&uuml;m boş alıntılar yapmak değildir..</p> <p>Peki ne yapmamız gerekiyor? İlk &ouml;nce mirasımızdaki mimarinin anlamını anlayalım? Geleneksel mimaride formun 3 işlevi vardır: estetik, str&uuml;kt&uuml;r ve i&ccedil;erik. Şu anki taklitlere bakacak olursak, ne estetiği var, ne i&ccedil;eriği ne de str&uuml;kt&uuml;rel işlevi! Ve tahmin ediyorum ki o boş alıntıları yapanlar, ger&ccedil;ek bir &uuml;r&uuml;n ortaya koyamazlar, ki ortaya koydukları da ge&ccedil;mişe bir hakaret niteliğindedir. O kadar zengin bir mimarinin anlamını yalnızca dekor ya da motif haline indirgemek &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; ve yanlıştır.</p> <p>&Ccedil;ağdaş mimarimiz maalesef Doğu ve Batı arasında sıkışmış durumdadır. Bug&uuml;n İslam toplumlarının mimarisinden alınan y&uuml;zeysel alıntılarla sık sık karşılaşmaktayız. Ancak bahsettiğim gibi, Sel&ccedil;uklu ya da Osmanlı mimari elemanlarının g&uuml;n&uuml;m&uuml;z mimarisine y&uuml;zeysel aktarımı ve bunun modern bir İslam mimarisi olduğu iddiası &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir yanılgıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, yukarıda da belirtildiği gibi, sadece anlamı y&uuml;zeyselleştirmekle birlikte, mimarinin &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de silmektedir. Hele İslam&rsquo;a referans veren bir mimariyi ger&ccedil;ekleştirmek istiyorsak, İslam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n ışığında toplumlarımıza uygun bir mimarlık yaratmak zorundayız; ki bu mimarlık, sarayları ve l&uuml;ks otelleri s&uuml;sleyen hazır formlarından uzak olmalıdır. Ve bence, yereldeki &ouml;zg&uuml;n naif motifler bile bunlardan &ccedil;ok daha anlamlıdır. Diğer yandan, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;ze zamanla dahil olan ancak bizle alakası olmayan ithal modellerle, kimliksiz bir mimari oluşmaktadır.</p> <p><span class="fotograf-yazi">Kaynaklar:</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">1. Tectonics in architecture: from the physical to the meta-physical, Robert Maulden, 1968.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">2. Talk About Contemporary Architecture, Gilles De Bure, 2010.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">3.&nbsp; 1&rsquo;e bakınız.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">4. The Image of The City, Kevin A. Lynch, 1960.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">5.&nbsp;&nbsp;<a href="https://en.wikiquote.org/wiki/Frank_Lloyd_Wright">https://en.wikiquote.org/wiki/Frank_Lloyd_Wright</a></span></p> <p><span class="fotograf-yazi">6.&nbsp; Heidegger For Architects, Adam Sharr, 2007.</span></p> Tue, 17 Apr 2018 14:47:44 +03 Kent Hakkının İğfal Edilmesi: Kanal İstanbul Projesi Üzerine http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/kent-hakkinin-igfal-edilmesi--kanal-istanbul-projesi-uzerine/1183 Mimar Meclisi-MM <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/mimar_meclisi_04_18/kent_kimin_hakkı.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>İlk olarak 27 Nisan 2011 tarihinde bir animasyonla birlikte kamuoyuna "&ccedil;ılgın proje" olarak duyurulan Kanal İstanbul projesinin g&uuml;zergah olarak Avcılar - K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece Lag&uuml;n Havzası - Sazlıdere - Durusu kent koridoru &uuml;zerinde olacağı bilgisi 15 Ocak 2018 tarihinde &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanı Ahmet Arslan tarafından kamuyla paylaşıldı. 45 kilometre uzunluğunda, 25 metre derinliğinde ve 250 ila 1000 metre arasında olmakla beraber farklı kaynaklarda &ccedil;eşitli genişlikler duyurulan projeye dair 27 Şubat 2018 tarihinde &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmede, projenin &Ccedil;evresel Etki Değerlendirmesi (&Ccedil;ED) başvuru dosyasının uygun bulunarak &Ccedil;ED s&uuml;recinin başladığı kamuoyuna duyuruldu. Bu paylaşımın hemen ardından bir&ccedil;ok meslek odası, sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml;, platform, inisiyatif ve &ccedil;eşitli medya organları tarafından Kanal İstanbul projesinin ger&ccedil;ekleşmesi halinde, bilimsel veriler ve araştırmalar ışığında ortaya &ccedil;ıkması mutlak ekolojik sorunlar hakkında endişeler ve hatta uyarılar dile getirildi. Elbette, bahsedilen ekolojik sorunların sadece &uuml;lkemizi değil, geniş &ouml;l&ccedil;ekte t&uuml;m ekosistemi &ccedil;ok ciddi olarak olumsuz etkileyecek olması bu projeyi her anlamda &ccedil;ok tehlikeli kılmakta. Bu anlamda Kanal İstanbul projesinin ger&ccedil;ekleşmesi halinde ne denli sarsıcı ekolojik tahribata neden olacağının kamuoyu tarafından anlaşılmasının &ccedil;ok &ouml;nemli olduğu bir ger&ccedil;ek. Bununla birlikte, bu projeye ilk başta neden gerek duyulduğuna, neye dayanarak b&ouml;ylesi bir projeye girişildiğine tekrar ve ısrarla dikkat &ccedil;ekmenin de aynı &ouml;l&ccedil;&uuml;de &ouml;nem taşıdığına inanıyoruz. Kanal İstanbul projesinin, kentin ve kentlinin ihtiya&ccedil;larından kopuk olduğunun ve yalnızca yoktan yeni bir kentsel odak var ederek, bu alanlardan "rant elde etmek" amacı taşıdığının altını bir kez daha &ccedil;izmek istiyoruz.</p> <p>&Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanı Arslan'ın a&ccedil;ıklamalarında olsun, &ccedil;eşitli medya organlarındaki projeyi olumlayan haberlerde olsun, Kanal İstanbul projesinin esas amacı "İstanbul Boğazı'ndaki riskli ge&ccedil;işleri azaltmak ve İstanbul'un cazibesini arttırmak" olarak sunuluyor. Bunun dayanağı olarak da hem İstanbul Boğazı'ndan her g&uuml;n ge&ccedil;en, bazıları tehlikeli madde taşıyan transit y&uuml;k gemilerinin kent i&ccedil;in teşkil ettikleri kaza riskleri, hem de Montreaux Boğazlar S&ouml;zleşmesi'yle d&uuml;zenlenen transit gemi ge&ccedil;işlerinin &uuml;cretsiz olmasının ekonomik faydasızlığı g&ouml;steriliyor. D&uuml;nyadaki diğer kanal d&uuml;zenlemelerinden, &ouml;zellikle Panama Kanalı ve S&uuml;veyş Kanalı'ndan &ouml;rnekler verilerek Kanal İstanbul'a kentin ihtiya&ccedil; duyduğu algısı yaratılsa da, rıza &uuml;retmeye y&ouml;nelik bu taktikler proje hakkındaki ger&ccedil;ekleri uzaktan yakından yansıtmıyor.</p> <p>&Ouml;ncelikle Kanal İstanbul, Panama veya S&uuml;veyş Kanalı gibi deniz ulaşımında ciddi anlamda mesafe kısaltan bir alternatif sunmayacağı i&ccedil;in, &uuml;cretsiz ge&ccedil;iş hakkı uluslararası bir s&ouml;zleşmeyle korunan İstanbul Boğazı'ndan ge&ccedil;mek yerine Kanal İstanbul'dan ge&ccedil;ilmesi hem anlamsız hem de uluslararası hukuka ters d&uuml;şecek bir &ouml;neridir. Marmara Denizi'nden Karadeniz'e ge&ccedil;işlerden (ya da tam tersi) bahsedildiği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rse Kanal İstanbul da deniz ulaşımı bakımından yasal olarak Montreaux S&ouml;zleşmesine riayet etmek zorunda olacaktır. Aksi durumda uluslararası bir kriz yaşanacağı ve hatta &uuml;lkenin yasal yaptırımlarla y&uuml;z y&uuml;ze gelmesinin s&ouml;z konusu olacağı aşikardır. Fakat projenin &uuml;lke ekonomisine fayda sağlayacağı &uuml;zerine kurulu bu &ccedil;arpık s&ouml;ylemle, projenin halk tarafından meşru ve hatta gerekli bulunması ama&ccedil;lanmaktadır.&nbsp;</p> <p class="MsoNormal"><strong>Kent Hakkı Kimin Hakkı? Kent Hakkının İğfali</strong><o:p></o:p></p> <h2 style="margin-top: 0cm; mso-list: none;"><b style="font-size: 2em;"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 107%;"><br /><br /></span></b></h2> <p><img style="text-align: justify;" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/mimar_meclisi_04_18/yeni_kent_alanlar%C4%B1_2.jpg.jpeg" border="0" /><br />Bakan Arslan'ın konuşmasında ge&ccedil;en bir diğer ama&ccedil; ise b&ouml;lgede yaşayan vatandaşlar i&ccedil;in modern bir yaşam sağlamak, kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mle b&ouml;lgedeki &ccedil;arpık kentleşme sorunun &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mek olarak karşımıza &ccedil;ıkmakta. Projenin g&uuml;zergahındaki semtlerde &ccedil;oğunlukla kentsel &ouml;l&ccedil;ekte yoğun bir yerleşim bulunmaması, kent merkezindeki arazilerin değişim değeri artışlarına neden olan ulaşım kolaylığı, merkezi iş alanına yakınlık, sosyal donatı ve kamusal hizmetlerin dağılımı gibi etkenlerin azlığı ya da yokluğu a&ccedil;ısından &ccedil;arpık kentleşmenin s&ouml;z konusu olamayacağı bir ger&ccedil;ektir. &Ccedil;arpık kentleşme kentin geneline dair makro &ouml;l&ccedil;ekte bir sorun olup uzun yıllardır &ccedil;eşitli y&ouml;netimlerce neden olunmuş bir sonu&ccedil;tur. Bu sorunun, noktasal olarak, ve hatta kentleşmeyi teşvik eden bir mega projeyle asla &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyeceği; aksine &uuml;st &ouml;l&ccedil;ekte kentleşmeyi arttırmak yerine kontrol altına alan projeksiyonlar oluşturulup planlamanın buna g&ouml;re yapılıp hayata ge&ccedil;irilmesiyle uzun vadede &ccedil;&ouml;z&uuml;lebileceği meslek uzmanlarınca sabittir. Adeta aklımızla alay eden bu propaganda s&ouml;ylemleri halkı d&uuml;ped&uuml;z yanıltmaya ve bu projeyi olduğunun tam tersi olarak yansıtmaya y&ouml;neliktir.</p> <p>Bakan Ahmet Arslan'ın ve Kanal İstanbul proje koordinat&ouml;r&uuml; Bora Erdem'in yaptığı a&ccedil;ıklamalarda projenin 2011 yılındaki kurgudan farklı olarak 8-11 k&ouml;pr&uuml; yerine 6 k&ouml;pr&uuml;ye, 1.200.000 n&uuml;fus yerine 500.000 n&uuml;fus i&ccedil;in bir şehir planlamasına, kanalın yapımında &ccedil;ıkacak hafriyat toprağıyla yapılacak yapay adalara, g&ouml;kdelenler yerine 6 katlı, silueti bozmayan kademeli yapılaşmaya ve "cam mimari" yerine Anadolu Sel&ccedil;uklu motifleriyle "geleneksel" mimariye sahip olacağı bilgileri verildi. Bu bilgilerden anlaşılan İstanbul'un i&ccedil;inde bir kent daha kurulmasına girişildiğinden başka bir şey değildir. Son zamanlarda sıklıkla tartışmalara konu olan İstanbul siluetinin bozulmasından duyulan kaygı giderilmiş, sanki projeyle ilgili tek sorun "milli kimlik" ve kentsel siluetmiş gibi bunlar &uuml;zerinden projeye karşı &ccedil;ıkanlar konsolide edilmiştir. B&ouml;ylece k&ouml;t&uuml;n&uuml;n iyisine razı etme y&ouml;ntemi izlenmiş, kamuoyuna 500.000 n&uuml;fuslu bir yeni bir şehrin neden yoğunluktan yaşanamaz hale gelmiş bir metropole kurulmaya kalkışıldığı a&ccedil;ıklanmamıştır.</p> <p>Burada kent i&ccedil;inde kent &uuml;retmeye kalkışan Kanal İstanbul projesinin neden bu amacı g&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; biraz a&ccedil;mak gerekiyor. Fransız d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r Henri Lefebvre yapıtlarında g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kentsel mekanın &uuml;retiminin kullanım değerindense değişim değeri &uuml;zerinden belirlendiğini, bu değişim değeri &uuml;zerinden &ccedil;ıkar sağlayan sermaye sınıfının halkı kentsel yaşamın dışına ittiğine ve halkın kente m&uuml;dahil olma olanağını yitirmesine neden olduğunu a&ccedil;ıklar. Kanal İstanbul projesi, kentte hızla değişim değeri &uuml;retecek alanların t&uuml;kenmesinden &ouml;t&uuml;r&uuml; yeni rant alanları a&ccedil;mak i&ccedil;in kentin t&uuml;m dengelerini alt &uuml;st eden, ideal durumda halkın sahip olması umulan kent hakkının sermaye tarafından ele ge&ccedil;irildiği bir proje olarak tam da bu durumu &ouml;rnekler. Sermaye sahipleri değişim değeri &uuml;zerinden elde ettikleri artı-değeri artı &uuml;r&uuml;ne &ccedil;evirmek, sonrasında da bu artı &uuml;r&uuml;n&uuml; daha &ccedil;ok artı-değer meydana getirebilmek i&ccedil;in yatırıma d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek zorundadır. Bu y&uuml;zden sermaye sahipleri kentsel &ouml;l&ccedil;ekte s&uuml;rekli yeni yatırım yapacakları alan ararlar; fakat kent doğal sınırlarına yaklaştığından dolayı zamanla bu alanlar azalarak son bulur. Bu noktada da Kanal İstanbul Projesi'nde olduğu gibi, sermaye sahipleri tarafından yeni rant alanları yaratılması ihtiyacı doğar. Artık kentsel mekan b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de sermayenin kentsel mekanı t&uuml;ketimi &uuml;zerinden şekillenmektedir; kentli safdışı bırakılmıştır. Kentliler, "kullanıcı ve kentin niteliklerini &uuml;retici olma durumundan, devasa bir t&uuml;ketim d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n fig&uuml;ranlarına" indirgenmiştir.</p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><b><span>Kanal İstanbul&rsquo;un G&uuml;zergahındaki Mahalleler<br /><br /></span></b></p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal">&nbsp;&nbsp;<img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/thumbs/gorus-02/mimar_meclisi_04_18/3.jpg.jpeg" />&nbsp; &nbsp;<img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/thumbs/gorus-02/mimar_meclisi_04_18/4.jpg.jpeg" />&nbsp;</p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal">&nbsp;&nbsp;<img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/thumbs/gorus-02/mimar_meclisi_04_18/5.jpg.jpeg" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;<img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/thumbs/gorus-02/mimar_meclisi_04_18/6.jpg.jpeg" /></p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><br />&Ccedil;ED y&ouml;netmeliği gereğince 27 Mart 2018 tarihinde &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yetkililerince ger&ccedil;ekleştirilen Halkın Katılımı toplantısında verilen bilgiye g&ouml;re, "4 il&ccedil;e sınırları i&ccedil;inde, 37 mahallede bulunan 273 bin hanedeki 996 bin kişiyi ilgilendiren proje" i&ccedil;in rezerv alanı ilan etme s&uuml;re&ccedil;leri hızla yaşanmaya başlandı. Rezerv alanı ilanları &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanlığı'na dilediği gibi plan ve proje yapma yetkisi vermek i&ccedil;in hukuki zemin oluşturmaktadır. B&ouml;ylece rant odaklı kentsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m uygulamalarının &ouml;n&uuml; a&ccedil;ılarak, İstanbul'un &ccedil;eşitli mahallelerinde ger&ccedil;ekleştirilen mahallenin yerli halkını yerinden edilmesi s&uuml;reci tekrarlanacaktır., kent toprağının değişim değeri kısa s&uuml;relerde katlanmasını getiren l&uuml;ks ve b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli projeler &uuml;st gelir grubuna parlak bir yaşam stili resimleyen vaatlerle pazarlanarak kent soylulaştırılmaktadır. Yakın ge&ccedil;mişte yaşanan Sulukule ve Tarlabaşı mahallelerindeki m&uuml;dahalelerden de benzer s&uuml;re&ccedil;leri hatırlayabiliriz. Bu mahallelerde verilen hukuk m&uuml;cadeleleri ve daha da &ouml;nemlisi kamuoyunun yarattığı baskı meyvesini vermiş, bu m&uuml;dahaleler projede yer alan "star mimarların" dahi s&uuml;re&ccedil;ten ayrılmak zorunda kaldıkları, topal kalmış bir projeye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r.</p> <p>Burada esas nokta, kent hakkında verilen kararların hi&ccedil;bir şekilde kentlilerin ihtiya&ccedil;larına dayanmayıp, yeni bir ekonomik &ccedil;ark olması amacıyla yoktan bir kıyı yaratılıp, bu kıyıya koca bir şehrin keyfen yapılmaya kalkışılmasıdır. &Uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k bu projenin Varlık Fonu &uuml;zerinden, yani halkın vergileriyle finanse edileceği de bilinmektedir. B&ouml;ylesi tehlikeli ve m&uuml;thiş pahalı girişim, halihazırda yapı fazlası bulunmasına karşın daha fazla yapı &uuml;reterek hem halkı daha da fakirleştirecek, hem de dengesiz bir ekosistemin sonu&ccedil;larına maruz bırakacaktır. Barınma hakkı, yaşama hakkı gibi temel haklardan olan kent hakkına sahip &ccedil;ıkılırsa kentleşme ve sermaye arasındaki bağlantı tersine &ccedil;evrilip kent hakkında s&ouml;z s&ouml;yleme, kentsel mekanı şekillendirme hakkı halk tarafından yeniden kazanılabilecektir. Kanal İstanbul projesi kadar tehlikeli, yıkıcı etkileri olacağı uzmanlarca ısrarla ortaya koyulan bir rant projesinin iptal edilmesi i&ccedil;in, kentliler olarak hepimiz, ama en &ccedil;ok da bu projenin ger&ccedil;ekleştirilmesinde payı olan meslek uzmanlarının alanlarından (kentsel tasarım, şehir ve b&ouml;lge planlama, mimarlık, peyzaj mimarlığı, inşaat m&uuml;hendisliği, &ccedil;evre m&uuml;hendisliği, sosyoloji...) olan kişiler, kent hakkımıza sahip &ccedil;ıkıp kentsel mekandan adil olarak yararlanma talebimizi y&uuml;kseltmek sorumluluğunu taşıyoruz.</p> <p>Kanal İstanbul projesi sosyal, ekonomik ve ahlaki olarak yanlış ve sermayenin &ccedil;ıkarları i&ccedil;in &uuml;retilmiş bir projedir ve iptal edilmelidir! Mimar meclisi olarak t&uuml;m mimarları, mimarlık &ouml;ğrencilerini, akademisyenleri "rant i&ccedil;in değil, halk i&ccedil;in mimarlık" yapmaya &ccedil;ağırıyoruz!</p> <div class="mcePaste" data-wd-pending="" id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><span>İlk olarak 27 Nisan 2011 tarihinde bir animasyonla birlikte kamuoyuna &ldquo;&ccedil;ılgın proje&rdquo; olarak duyurulan Kanal İstanbul projesinin <span style="background: white;">g&uuml;zergah olarak Avcılar - K&uuml;&ccedil;&uuml;k&ccedil;ekmece Lag&uuml;n Havzası - Sazlıdere - Durusu kent koridoru &uuml;zerinde olacağı bilgisi 15 Ocak 2018 tarihinde &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanı Ahmet Arslan tarafından kamuyla paylaşıldı. 45 kilometre uzunluğunda, 25 metre derinliğinde ve 250 ila 1000 metre arasında olmakla beraber farklı kaynaklarda &ccedil;eşitli genişlikler duyurulan projeye </span>dair 27 Şubat 2018 tarihinde &Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmede, projenin &Ccedil;evresel Etki Değerlendirmesi (&Ccedil;ED) başvuru dosyasının uygun bulunarak &Ccedil;ED s&uuml;recinin başladığı kamuoyuna duyuruldu. <span style="background: white;">Bu paylaşımın hemen ardından bir&ccedil;ok meslek odası, sivil toplum &ouml;rg&uuml;t&uuml;, platform, inisiyatif ve &ccedil;eşitli medya organları tarafından Kanal İstanbul projesinin ger&ccedil;ekleşmesi halinde, bilimsel veriler ve araştırmalar ışığında ortaya &ccedil;ıkması mutlak ekolojik sorunlar hakkında endişeler ve hatta<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>uyarılar dile getirildi. Elbette, bahsedilen ekolojik sorunların sadece &uuml;lkemizi değil, geniş &ouml;l&ccedil;ekte t&uuml;m ekosistemi &ccedil;ok ciddi olarak olumsuz etkileyecek olması bu projeyi her anlamda &ccedil;ok tehlikeli kılmakta. Bu anlamda Kanal İstanbul projesinin ger&ccedil;ekleşmesi halinde ne denli sarsıcı ekolojik tahribata neden olacağının kamuoyu tarafından anlaşılmasının &ccedil;ok &ouml;nemli olduğu bir ger&ccedil;ek. Bununla birlikte, bu projeye ilk başta neden gerek duyulduğuna, neye dayanarak b&ouml;ylesi bir projeye girişildiğine tekrar ve ısrarla dikkat &ccedil;ekmenin de aynı &ouml;l&ccedil;&uuml;de &ouml;nem taşıdığına inanıyoruz. Kanal İstanbul projesinin, kentin ve kentlinin ihtiya&ccedil;larından kopuk olduğunun ve yalnızca yoktan yeni bir kentsel odak var ederek, bu alanlardan <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ldquo;rant elde etmek&rdquo; amacı taşıdığının altını bir kez daha &ccedil;izmek istiyoruz. <o:p></o:p></span></span></p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><span>&Ccedil;evre ve Şehircilik Bakanı Arslan&rsquo;ın a&ccedil;ıklamalarında olsun, &ccedil;eşitli medya organlarındaki projeyi olumlayan haberlerde olsun, Kanal İstanbul projesinin esas amacı &ldquo;İstanbul Boğazı&rsquo;ndaki riskli ge&ccedil;işleri azaltmak ve İstanbul&rsquo;un cazibesini arttırmak&rdquo; olarak sunuluyor. Bunun dayanağı olarak da hem İstanbul Boğazı&rsquo;ndan her g&uuml;n ge&ccedil;en, bazıları tehlikeli madde taşıyan transit y&uuml;k gemilerinin kent i&ccedil;in teşkil ettikleri kaza riskleri, hem de Montreaux Boğazlar S&ouml;zleşmesi&rsquo;yle d&uuml;zenlenen transit gemi ge&ccedil;işlerinin &uuml;cretsiz olmasının ekonomik faydasızlığı g&ouml;steriliyor. D&uuml;nyadaki diğer kanal d&uuml;zenlemelerinden, &ouml;zellikle Panama Kanalı ve S&uuml;veyş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Kanalı&rsquo;ndan &ouml;rnekler verilerek Kanal İstanbul&rsquo;a kentin ihtiya&ccedil; duyduğu algısı yaratılsa da, rıza &uuml;retmeye y&ouml;nelik bu taktikler proje hakkındaki ger&ccedil;ekleri uzaktan yakından yansıtmıyor.<o:p></o:p></span></p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;" class="MsoNormal"><span>&Ouml;ncelikle Kanal İstanbul, Panama veya S&uuml;veyş Kanalı gibi deniz ulaşımında ciddi anlamda mesafe kısaltan bir alternatif sunmayacağı i&ccedil;in, &uuml;cretsiz ge&ccedil;iş hakkı uluslararası bir s&ouml;zleşmeyle korunan İstanbul Boğazı&rsquo;ndan ge&ccedil;mek yerine Kanal İstanbul&rsquo;dan ge&ccedil;ilmesi hem anlamsız hem de uluslararası hukuka ters d&uuml;şecek bir &ouml;neridir. Marmara Denizi&rsquo;nden Karadeniz&rsquo;e ge&ccedil;işlerden (ya da tam tersi) bahsedildiği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rse Kanal İstanbul da deniz ulaşımı bakımından yasal olarak Montreaux S&ouml;zleşmesine riayet etmek zorunda olacaktır. Aksi durumda uluslararası bir kriz yaşanacağı ve hatta &uuml;lkenin yasal yaptırımlarla y&uuml;z y&uuml;ze gelmesinin s&ouml;z konusu olacağı aşikardır. Fakat projenin &uuml;lke ekonomisine fayda sağlayacağı &uuml;zerine kurulu bu &ccedil;arpık s&ouml;ylemle, projenin halk tarafından meşru ve hatta gerekli bulunması ama&ccedil;lanmaktadır.<o:p></o:p></span></p> </div> Fri, 13 Apr 2018 11:20:35 +03