Arkitera Mimarlık Merkezi - Görüş http://www.arkitera.com/gorus 2000 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösteren Arkitera Mimarlık Merkezi, mimarlık kültürünün gelişmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışan Türkiye'nin ilk bağımsız mimarlık merkezidir. Film Mekanları: Gerçekle Taklidin Sınırları http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/film-mekanlari--gercekle-taklidin-sinirlari/1278 Hakan Yörük <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/000.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p class="Default">Oyunculuk, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;, ışık, tasarım, kurgu, ses... Bir filmi izlerken bunlardan herhangi birinin varlığı ya da ger&ccedil;ekliği aklınızı kurcalamamış ise, film yapımcıları bunu kendileri i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir başarı olarak sayar. Zira modern anlamda sinema, yaratıcılarından olabildiğince dikkat &ccedil;ekmemeyi, hatta g&ouml;r&uuml;nmez olmayı ister. &Ouml;zellikle set tasarımı konusu i&ccedil;in aşılması beklenen en b&uuml;y&uuml;k engel de bu noktada ortaya &ccedil;ıkar. Tasarımcı kendisine sorar: <b>Film st&uuml;dyosunda eski bir hangarın i&ccedil;ine inşa ettiğimiz bu ofisi, nasıl olur da şehrin g&ouml;beğinde yer alıyormuş gibi g&ouml;steririm? </b></p> <p class="Default">Şehir merkezinde birka&ccedil; sahne &ccedil;ekilir; st&uuml;dyoda yer alan sette bazı sahneler &ccedil;ekilir. İki farklı mekan, filmin akışı i&ccedil;erisinde yan yana gelir ve seyircinin g&ouml;z&uuml;nde bir b&uuml;t&uuml;n olarak g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Peki ama nasıl? Cevap kimi zaman epey basit, kimi zaman ise sorunun kendisi kadar &ccedil;etrefillidir.</p> <p class="Default">Bazı tasarımcılar sorunu ortaya &ccedil;ıkmadan &ccedil;&ouml;zme yanlısıdır ve bu noktada iki mekanın da (&ccedil;oğu zaman ofis ve şehir &ouml;rneğinde olduğu gibi i&ccedil; ve dış) aynı konumda bulunmasını savunur. Film setlerinin bir st&uuml;dyoda değil de dışarıda, yapılı ya da doğal &ccedil;evre ile i&ccedil; i&ccedil;e inşa edilmesini gerektiren bu yaklaşım, kendi i&ccedil;inde pek &ccedil;ok avantaj ve dezavantajı beraberinde getirir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n en &ouml;nemli yapım tasarımcılarından olan Jack Fisk, bir r&ouml;portajında bunu ş&ouml;yle savunur: &ldquo;St&uuml;dyonun konforu dışında tasarlamak, benim i&ccedil;in her zaman daha keyif verici olmuştur. Mekanın ger&ccedil;ekliği, &ouml;zellikle doğası, havası ve t&uuml;m bunların tahmin edilemezliği, s&uuml;rece fiziksel ve de zihinsel pek &ccedil;ok engeli beraberinde getirebileceği gibi tasarımın kalbinde kendine olduk&ccedil;a &ouml;zg&uuml;n bir yer de edinebilir.&rdquo;</p> <p class="Default"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/001.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">The Revenant (2015)</span></p> <p class="Default">Elde edilmek istenen, seyirciyi kandırabilecek inandırıcılıkta olan bir mekan tasarlamak ise; hi&ccedil;bir konuda hileye başvurmaya gerek kalmadan ger&ccedil;ek (?) malzemelerle ger&ccedil;ek (?) bir mekana film seti inşa etmek neden m&uuml;mk&uuml;n olmasın? Fakat şu noktayı atlamamak gerekir: St&uuml;dyo, her ne kadar &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lse de t&uuml;m film ekibine işlerini rahatlıkla yapacakları ve yaratıcılıklarını tam kapasite ortaya koyabilecekleri bir ortam sağlar. Aynı r&ouml;portajda Fisk, 2015 yapımı The Revenant filmine dair şu anısını da paylaşır: &ldquo;İnşa ettiğimiz b&uuml;t&uuml;n setler, Kanada&rsquo;da bir dağın yamacına konuşlanmıştı ve kışın ortasıydı. Y&ouml;netmen dahil t&uuml;m ekip prova i&ccedil;in sete geldiğinde &ccedil;ok ge&ccedil;meden yanıma gelip bu soğukta &ccedil;ekim yapmanın imkanız olduğunu, her şeyin tekrardan st&uuml;dyoda inşa edilmesi gerektiğini s&ouml;ylediler. Fakat mekanın ger&ccedil;ekliğinin provalar &uuml;zerindeki etkisi o kadar a&ccedil;ıktı ki! Oyuncuların ve etraftaki hayvanların soğuk havaya olan tepkilerindeki inandırıcılığı ve &ccedil;aresizliği hi&ccedil;bir st&uuml;dyoda bu g&uuml;zellikte yakalamak m&uuml;mk&uuml;n değildi.&rdquo;</p> <p class="Default">Fisk&rsquo;in The Revenant &ouml;zelinde tariflediği bu durumun pek de sık&ccedil;a rastlanmadığını s&ouml;ylemek yanlış olmaz. Zira yapım s&uuml;recinde &ouml;zellikle b&uuml;t&ccedil;e ve izinler konusunda karşılaşılan pek &ccedil;ok engel, tasarımcıları &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları film mekanlarını genellikle iki grupta incelemeye itmektedir: st&uuml;dyoda inşa edilmesi gereken setler, yani <b>taklit mekanlar </b>ve &ccedil;oğunlukla dış &ccedil;ekimler i&ccedil;in kullanılan <b>ger&ccedil;ek mekanlar</b>.</p> <p class="Default"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/002.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">The Shape of Water (2017)</span></p> <p class="Default">Hal bu olunca, ger&ccedil;ek ve taklit mekanların film i&ccedil;erisindeki etkileşimlerine ve de birbirlerini nasıl besleyeceklerine ayrı bir parantez a&ccedil;mak gerekir. Avustralyalı yapım tasarımcısı Felicity Abbott konuya ilişkin bir yazısında şunu der: &ldquo;Genel anlamda renk ve dokunun devamlılığı epeyce &ouml;nemli. İnşa edeceğimiz sette bu iki olguyu devamlılık adına olabildiğince etkili kullanmaya &ouml;zen g&ouml;steririm. Eğer ger&ccedil;ek mekanda &ccedil;ok&ccedil;a ilgimi &ccedil;eken herhangi bir renk ve ya desen/doku varsa, bunlar st&uuml;dyodaki taklit mekanlarda da g&ouml;r&uuml;lmeli ki, seyirci iki mekanı birbirine bağlayarak bir b&uuml;t&uuml;nm&uuml;ş&ccedil;esine algılayabilsin.&rdquo; The Shape of Water (2017)&rsquo;ın tasarımcısı Paul Austerberry ise bu noktaya ilişkin k&uuml;tle, oran ve detay konusuna değinir: &ldquo;Seyirciyi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; apartman dairesinin bir film st&uuml;dyosunda değil de, az evvel dışını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir binanın i&ccedil;inde yer aldığına inandırmalısınız. Pencere doğramalarının, kapı detaylarının, &ouml;l&ccedil;eğin vs. iki mekanda da eşleşiyor olması &ouml;nemli.&rdquo;</p> <p class="Default"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/003.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">The Fall (2006)</span></p> <p class="Default">Bahsi ge&ccedil;en inandırıcılığı ve mekanlar arası devamlılığı fiziksel olanın yanında, d&uuml;ş&uuml;nsel ve soyut kavramlar ile de yakalamak pekala m&uuml;mk&uuml;n. Zira The Fall (2006), kullandığı i&ccedil; ve dış mekanları d&uuml;şvari bir yaklaşımla başaralı bir bi&ccedil;imde birbirine bağlamış bir filmdir. Filmde karakterler Pekin&rsquo;de bulunan Yazlık Saray&rsquo;a girer, fakat mekanın i&ccedil;i Aya Sofya&rsquo;dır. Renk, doku, desen, mimari gibi noktalar hi&ccedil;bir bi&ccedil;imde eşleşmez, fakat filmin ana konsepti olan &ldquo;peri masalı&rdquo; olgusu, tam da bu t&uuml;rden tezatlıklardan beslenir. Dolayısıyla ton ya da atmosfer gibi soyut etmenler arasındaki tutarlılık da ger&ccedil;ek ve taklit mekanın arasındaki paralelliğin sağlanmasında olmazsa olmazdır.</p> <p class="Default"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/004.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Alice in Wonderland (2010)</span></p> <p class="Default">Eğer koşullar el veriyorsa, bir filmin tamamını st&uuml;dyoda, her etmenin tamamen kontrol altında olduğu bir &ccedil;evrede tasarlamak ve &ccedil;ekmek de m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z teknolojisi, kullanılan g&ouml;rsel efektler sayesinde koca bir evreni yeşil bir arka plana sığdırmaya olanak sağlamaktadır. Dijital ve reelin her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da i&ccedil; i&ccedil;e girdiği bu yıllarda bazı film yapımcıları, hakiki olanın beraberinde getirdiği hi&ccedil;bir k&uuml;lfete katlanmaksızın, hikayelerini tamamen dijital imajlarla bezedikleri mecralarda anlatmayı tercih ederler. Ortaya &ccedil;ıkan &uuml;r&uuml;n&uuml;n ge&ccedil;erliliği ise, -g&ouml;rsel inandırıcılığı bir yana- hala tartışılmaktadır. Zira Fisk başta olmak &uuml;zere &ccedil;oğu tasarımcının da savunduğu gibi &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k, ger&ccedil;ek mekanlar ve barındırdıkları spontane enerjiyle b&uuml;y&uuml;k oranda ilişkilidir.</p> <p class="Default"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/005.jpg-605287719.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">The Florida Project (2017)</span></p> Wed, 23 Jan 2019 15:30:00 +03 Sivas Eski Fuar Alanı Arsa Geliştirme Süreci http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/sivas-eski-fuar-alani-arsa-gelistirme-sureci/1274 Didem Üner Püşman <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/sivas eski fuar alani_eti.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><h3 style="text-align: left;">1.Giriş</h3> <p style="text-align: left;">Yaklaşık 500 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir alanı kaplayan Eski Fuar Alanı olarak bilinen &ccedil;alışma alanı 1960&rsquo;lı yıllardan beri Sivas kenti i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir mesele haline gelmiştir. O d&ouml;nemde yapılan imar planında bu b&ouml;lge Fuar Alanı olarak planlanmıştır. Ancak uzun yıllar Sivas Belediyesi&rsquo;nin de yaklaşık 90 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir arsaya sahip olduğu b&ouml;lgede m&uuml;lkiyet sahipleriyle bir anlaşmaya varılmamış ve proje i&ccedil;in uygun adımlar atılamamıştır. Aynı zamanda yerel y&ouml;netimin el değiştirmesi ile bu alan i&ccedil;in farklı fikirler ortaya konulup o y&ouml;nde ilerlenmeye &ccedil;alışılmıştır. 2010 yılında bu alan i&ccedil;in yerel y&ouml;netimin &ccedil;&ouml;z&uuml;m odaklı adımlar atma &ccedil;abası ile konu tekrardan g&uuml;ndeme gelmiştir. Ancak Mimarlar Odası Sivas Temsilciliğinin &ouml;ng&ouml;r&uuml;len plana karşı &ccedil;ıkması ve dava a&ccedil;ması ile imar planı tekrardan askıya alınmıştır. T&uuml;m bu karmaşık s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;ersin de gerek belediye gerekse Mimarlar Odası ve yerel kamuoyu tarafından bir&ccedil;ok &ouml;neri sunulmuştur. Son olarak kent i&ccedil;in geliştirilen imar revizyon planında bu alan i&ccedil;inde yeni bir plan &ccedil;ıkarılmıştır ve halihazırda bu b&ouml;lge imara a&ccedil;ılmıştır. Bu &ccedil;alışmanın amacı da Sivas kenti eski fuar alanı arsa geliştirme s&uuml;recini inceleyip durum değerlendirmesinde bulunmaktır.</p> <h3 style="text-align: left;">2.Sivas Kenti</h3> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik1" align="left">Sivas kenti&nbsp;28.488 km<sup>2</sup>&rsquo;lik y&uuml;z&ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; ile T&uuml;rkiye'nin toprak bakımından ikinci b&uuml;y&uuml;k ilidir. İl topraklarının b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml; Kızılırmak, bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; de Yeşilırmak ve Fırat havzalarına girer. Sivas, &ccedil;evre illere g&ouml;re kendine has bir iklim &ouml;zelliğine sahiptir. &Ccedil;evresine g&ouml;re bir mikro klima iklim b&ouml;lgesidir. Bu &ouml;zelliği sağlayan temel unsurlar; &ccedil;evre illere g&ouml;re daha y&uuml;ksek oluşu, kuzey r&uuml;zg&acirc;rlarına a&ccedil;ık oluşu, enge&shy;beli bir yapıya sahip oluşu, yıl i&ccedil;inde değişen basın&ccedil; farkı, il topraklarının farklı coğrafi b&ouml;lgelerde yer almasıdır. İklim yapısı karasal iklimdir. &nbsp;Kışları soğuk ve sert ge&ccedil;er, genelde kış ayalarında bol kar yağışı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ve il 3-5 ay karla &ouml;rt&uuml;l&uuml;d&uuml;r. Yazları sıcak ve kurak, ilkbahar ve sonbahar ayları yağmurlu ge&ccedil;er. Sivas Genel n&uuml;fusu 631,112 ve Sivas il merkezi n&uuml;fusu 359.219(2015)dur. Şehirde 62 mahalle mevcuttur. Sivas 16 il&ccedil;esi ve 1245 k&ouml;y&uuml; ile &ouml;nemli bir idari yapıya sahiptir. Kentte bulunan Cumhuriyet &Uuml;niversitesi, Cumhuriyetin kuruluşunun 50. yılı anısına 1974 yılında T&uuml;rkiye&rsquo;nin 13. &uuml;niversitesi olarak kurulmuş olup bug&uuml;n şehrin sağlık, k&uuml;lt&uuml;r, eğitim alanında gelişmesinde &ouml;nc&uuml; olan kuruluşlardan birisidir. Sivas Merkezinde 160 ilk &ouml;ğretim, 22 Lise ve dengi okul mevcuttur. Sivas İli, Orta Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz ile G&uuml;neydoğu Anadolu illeri arasında bir ge&ccedil;iş mekanı &uuml;zerinde bulunmaktadır. İl konum itibariyle ulaşım ağı &uuml;zerinde bir kavşak noktası g&ouml;revindedir (1).</p> <h3 style="text-align: left;">3.Alanın Konumu ve Genel &Ouml;zellikleri</h3> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik1" align="left">Eski fuar alanı olarak adı ge&ccedil;en &ccedil;alışma alanı Sivas merkezine yaklaşım 1,5 km uzaklıkta bulunmaktadır. Eski Fuar alanının G&uuml;ney sınırı Kızılırmak&rsquo;a dayanmaktadır. Bu &ccedil;alışma kapsamında detaylı incelemeye alınan b&ouml;l&uuml;m&uuml;n G&uuml;ney sınırından ise Sivas-Erzincan karayolu ge&ccedil;mektedir. Kızılırmak&rsquo;ın karşı tarafında iste Cumhuriyet &Uuml;niversitesi&rsquo;nin Kuzey sınırı mevcuttur. &Ccedil;alışma alanının batısında Sivas Şehirler Arası Otob&uuml;s ve K&ouml;y Terminali bulunmaktadır. &Ccedil;alışma alanı yaklaşık 450 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k yeşil alanı kapsamaktadır ve planda fuar alanı olarak g&ouml;r&uuml;nmesine rağmen g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde halen &ccedil;oğunluğu kadastral parsel halindedir. Arazide bulunan yaklaşık 1000 hissedarın hak sahibi olduğu alanda Sivas Belediyesi&rsquo;nin 84 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k, Milli Emlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;n ise 16 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k alanı bulunmaktadır (6).</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%201.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 1. Eski Fuar Alanı Konumu (&Uuml;ner, 2017)</span></p> <h3 style="text-align: left;">4.Arsa Geliştirme S&uuml;reci</h3> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik1" align="left">Cumhuriyetin kuruluşuna kadar &ouml;nemli bir gelişme g&ouml;steremeyen ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir Anadolu şehri olarak kalan Sivas 1930&rsquo;lu yıllarda gelişmeye başlamıştır. 1930&rsquo;da Belediye Başkanı olan Hikmet Işık şehre elektriği getirmiş ve bu da Sivas&rsquo;ın kentleşmesini &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de etkilemiştir. &Ouml;nemli gelişmeler olarak kabul edilebilecek şehir haritası uygulaması, yeni yollar ve lağımların yapılması ve İn&ouml;n&uuml; Caddesinin a&ccedil;ılması gibi faaliyetler Sivas&rsquo;ı şehircilik a&ccedil;ısından ileri g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Bu yıllarda Sivas&rsquo;ta hektar başına 156 kişi d&uuml;şmekteydi. Şehir merkezine ait imar planı ilk defa 1932 yılında yaptırılıp uygulamaya başlanmıştır (2). Şehir i&ccedil;in 1934 yılında 1/2000, 1/1000 ve 1/500 oranlarında olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; plan hazırlanmıştır (3). İkinci d&uuml;nya Savaşı yıllarında yavaşlayan kentleşme hareketi, 1950 sonrası ivme kazanmış ve etkilerini g&ouml;stermeye başlamıştır. Sivas şehri 1960&rsquo;lı yıllarda her y&ouml;n&uuml;yle imar planı dışına taşmış durumdaydı. T&uuml;m Anadolu şehirlerinde olduğu gibi Sivas da teknik imkansızlıklar y&uuml;z&uuml;nden planlı şehirciliğin gereklerini yerine getirememiştir.1967 yılında Sivas Ana İmar Planı yarışmasını Sivas İmar Planı i&ccedil;in en &ouml;nemli adımların atıldığı s&uuml;recin başlangıcı kabul edebiliriz. Sivas&rsquo;ın ilk İmar Ana Planı bu yarışma ile yaptırılmıştır. 1/25.000 &Ouml;l&ccedil;ekli &Ccedil;evre D&uuml;zeni Planına uygun olarak 1/5.000 &Ouml;l&ccedil;ekli Nazım İmar Planı ve daha sonra da 1/1.000 &Ouml;l&ccedil;ekli Uygulama Planları yapılarak 14.03.1972 yılında onanmıştır. Şehrin g&ouml;&ccedil; alarak b&uuml;y&uuml;mesi nedeniyle 1985 yılında belediyenin m&uuml;racaatı ile İmar ve İskan Bakanlığı&rsquo;nca imar planı revizyonu ve ilaveleri yapılmıştır. 3194 Sayılı İmar Yasası ile belediyeler kendi imar planlarını yapma ve yaptırma imkanlarına kavuşmuştur. İmar planında bug&uuml;ne kadar yapılan değişiklik ve ilavelerle plan alanı 7.200 ha alana &ccedil;ıkarılmıştır (4).</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik1" align="left">Eski fuar alanı arsa geliştirme s&uuml;recini bu &ccedil;er&ccedil;evede incelediğimizde yaklaşık 50 yıllık bir zaman dilimini i&ccedil;ermektedir. Bu olduk&ccedil;a uzun s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde alan bir&ccedil;ok farklı fikir, &ccedil;alışma ve uygulamalara maruz kalmıştır. Değişen yerel y&ouml;netimlerin s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde bir&ccedil;ok farklı hedef ve &ccedil;alışması b&ouml;lgenin uzun yıllar kamuoyunda &ouml;nemli bir yer elde etmesine sebep olmuştur. B&ouml;lge i&ccedil;in yapılan en somut &ccedil;alışmaları 2010&rsquo;lı yıllarda g&ouml;rmekteyiz. Eski fuar alanını sırası ile 1967, 1982, 2012 ve 2014 planları &ccedil;er&ccedil;evesinde incelemek s&uuml;recin olumlu ve olumsuz y&ouml;nlerini en doğru şekilde değerlendirmeye yardımcı olacaktır.</p> <h4 style="text-align: left;">4.1. 1967 Tarihli Sivas İmar Planında Alanın Durumu</h4> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik1" align="left">Aralık 1967 tarihinde İller Bankası tarafından a&ccedil;ılan yarışmada Beh&ccedil;et Baykut ve Fahri Yetman tarafından birincilik &ouml;d&uuml;l&uuml; kazanılmıştır (5) ve Sivas İmar Planında alan ilk defa fuar alanı olarak tanımlanmış (Şekil 2). Kentin ilk ana imar planı olması &ouml;zelliği ile bu plan &ouml;nemli bir yere sahiptir. Planda fuar alanı, a&ccedil;ık amfi tiyatro, luna park, suni g&ouml;l ve sosyal tesisler bulunmaktadır. Ancak bu yıllarda uygulama ama&ccedil;lı hi&ccedil;bir adım atılmamış olup yıllarca kadastral parsel olarak kalmıştır.</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%202.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 2. 1967 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Eski Fuar Alanı (Sivas Mimarlar Odası Temsilciliği Arşivi)</span></p> <h4 style="text-align: left;">4.2. 1985 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Alanın Durumu</h4> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">1985 tarihinde Sivas kentinin g&ouml;&ccedil; almaya başlaması ve kentin yapısal &ccedil;evre olarak bu ihtiyacı karşılayamaması sebebi ile Sivas Revizyon İmar Planı yapılmıştır (Şekil 3). Bu planda fuar alanı korunmuştur. Alanın alt kısmında kalan b&ouml;l&uuml;m i&ccedil;in ise şehir stadyumu ve spor yapılarını i&ccedil;inde bulunduran bir plan &ouml;ng&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Yakın &ccedil;evresinde belediye hizmet birimleri i&ccedil;inde tanımlamalar s&ouml;z konusudur. Şehirler arası otob&uuml;s terminali ve Yenişehir Konut b&ouml;lgesi bu planda g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Kızılırmak tarafına uzanan b&ouml;l&uuml;m&uuml;n ise 1985 planında halen kadastral parsel durumunda olduğu belirlenmiştir. Bu revizyon imar planından sonra fuar alanı uygulaması i&ccedil;in atılan adımlar doğrultusunda alanın hazineye ait kısmından geriye kalan b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n 2010&rsquo;lı yıllara kadar yaklaşık 90 bin m<sup>2 </sup>si kamulaştırılmıştır olup 282 bin m<sup>2</sup> lik alanı &ouml;zel m&uuml;lkiyet durumda kalmıştır (6).</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%203.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 3. 1985 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Eski Fuar Alanı (Sivas Belediyesi Emlak ve İstimlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;)</span></p> <h4 style="text-align: left;">4.3. 2012 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Alanın Durumu</h4> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">2009-2014 yılları arasında faaliyet g&ouml;steren Sivas Belediye y&ouml;netimi kentin ihtiya&ccedil;larının var olan imar planı ile karşılanamadığı gerek&ccedil;esi ile Revizyon İmar Planı &ccedil;alışmalarında bulunmuştur. 2012 yılında g&uuml;ndeme gelen Revizyon İmar planı hem Eski Fuar alanı hem de revizyona giden diğer alanlar a&ccedil;ısında olumlu ve olumsuz bir&ccedil;ok tartışmaya neden olmuştur (7). Ancak fuar alanının hemen batısında bulunan &lsquo;Yenişehir Konut B&ouml;lgesi&rsquo; ve &lsquo;Şehirler Arası Otob&uuml;s Terminali&rsquo; fuar alanı i&ccedil;in &ccedil;alışmalar başlamadan bir s&uuml;re &ouml;nce bazı &ccedil;alışmalar ile g&uuml;ndeme &ccedil;ıkmıştır. 2008 yılında Sivas Belediyesi Sivas Şehirler Arası Otob&uuml;s Terminalinin imar planı tadilatı ile kısmen ticari alan fonksiyonu verilmek istenmesi ve buna karşılık yeni Terminal Alanı oluşturulmasına y&ouml;nelik imar tadilatı hedeflemiştir. Ancak Mimarlar Odası Sivas Temsilciliği;</p> <ul style="text-align: left;"> <li>Fiziki konumu itibari ile şehir i&ccedil;i ve şehirler arası ulaşım ağının kesiştiği noktada olması</li> <li>Terminale şehir i&ccedil;inden ulaşım kolaylığının gelen ve giden yolcu i&ccedil;in &ouml;nem taşıması</li> <li>Sivas Cumhuriyet &Uuml;niversitesi ile bağlantısının g&uuml;&ccedil;l&uuml; olması</li> <li>&Ccedil;evre yolu bağlantılarının doğru kurgulanmış olması</li> </ul> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">&nbsp;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">sebepleri ile terminalin taşınma gerekliliği olmadığını savunarak &ouml;nce itiraz etmiş, itiraz sonu&ccedil;lanmayınca dava a&ccedil;mıştır. Dava y&uuml;r&uuml;tmeyi durdurma kararı ile sonu&ccedil;lanmıştır (8).</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">Sivas Belediyesi Eski Fuar Alanını 2009 yılının son aylarında yine plan tadilatı ile g&uuml;ndemine almıştır. 2010 yılının Nisan ayında b&ouml;lgeyi imara a&ccedil;ma girişiminde bulunacaklarını kamuoyuna duyurmuştur. Revizyon planında yaklaşık 450 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k yeşil alanın yapılaşmaya a&ccedil;ılması (konut+ticaret+bha) ve terminalin bulunduğu alana yine konut, ticaret ve belediye hizmet alanlarının eklenmesi &ouml;ng&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.2008 yılındaki plan tadilatının iptalinden sonra alandaki tadilat hedefi genişletilmiş, terminal binası kaldırılmamış ancak terminal sahası i&ccedil;indeki alanlar yapılaşmaya a&ccedil;ılmıştır. Aynı d&ouml;nemde Sivas Belediyesi 1982 yılında yapılan Sivas İmar Planının yetersiz olması sebebi ile &lsquo;Sivas İmar Planı Revizyonu&rsquo; yapılabilmesi i&ccedil;in ihale ger&ccedil;ekleştirerek revizyon imar planı &ccedil;alışmalarını başlatmıştır. Bu sebeple imar planı revizyonu &ccedil;alışmalarının başlatıldığı bir d&ouml;nemde b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekteki bir alanın revizyon planına dahil edilmesi yerine kısmı bir uygulamanın tadilat ile yapılması &ouml;zellikle Mimarlar Odası tarafından doğru bulunmamıştır. O d&ouml;neme kadar b&ouml;lgede 90 bin m<sup>2</sup>&rsquo;lik alan kamulaştırılmış ancak 280 bin m<sup>2&rsquo;</sup>lik alan halen &ouml;zel m&uuml;lkiyette bulunmaktaydı.</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">Mimarlar Odası İmar Tadilatı yapılan b&ouml;lgeye ilişkin değerlendirmelerinde;</p> <ul style="text-align: left;"> <li>İmara a&ccedil;ılması planlanan yeşil alan fiziki konumu itibari ile Sivas kent merkezinde akciğer &ouml;zelliği g&ouml;steren tek yeşil alandır ve belediye tarafından kent i&ccedil;inde b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğe sahip olmayan par&ccedil;alı yapıda eşdeğer g&ouml;sterilen alanlar ise zaten kent i&ccedil;inde var olan ve &ccedil;ok ufak ekleri i&ccedil;eren yeşil alanlar olmakla beraber ulaşım kolaylığı, erişilebilirlik, fiziki konum, rant değeri ile yapılaşmaya a&ccedil;ılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len alana kesinlikle eşdeğer olmadığını</li> <li>İmar planları kamu yararını hedefleyen planlar olmalıdır ve burada kamu yararı g&ouml;zetilmediğini</li> <li>Fuar alanının yakın tarihte imar planında askeriye b&ouml;lgesinin kamuya terki ile elde edilen alana taşınmış olması ancak askeriye b&ouml;lgesindeki fuar alanı gerekli b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki yeşil alanı b&uuml;nyesinde barındırmadığını ve ilgili mevzuatlarda &ouml;ng&ouml;r&uuml;len fuar alanı niteliğini taşımadığını (3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Y&ouml;netmeliğinin sosyal ve k&uuml;lt&uuml;rel alt yapı alanlarının a&ccedil;ıklandığı 14.madde)</li> <li>Kişi başına d&uuml;şen yeşil alan miktarının Sivas kentinde ilgili y&ouml;netmeliklerde belirtilen 10m<sup>2</sup>&rsquo;nin altında olduğunu </li> <li>Yapılan İmar Revizyon Planı b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n bu b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekteki İmar Tadilat Planı ile bozulacağını </li> <li>B&ouml;lgenin zemin yapısının &ccedil;ok katlı yerleşim i&ccedil;in uygun olmadığını</li> <li>B&ouml;lgenin imara a&ccedil;ılma sebebinin Belediye tarafından buradaki hak sahiplerinin yaşamış olduğu mağduriyetler olarak g&ouml;stermesi ancak kamu yararının belirli bir grubun mağduriyetini gidermek değil genelin ihtiya&ccedil; ve yararı g&ouml;zetilerek m&uuml;mk&uuml;n olabileceğini </li> </ul> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">&nbsp;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">belirterek İmar Tadilat Planına dava a&ccedil;mıştır. Dava sonucunda yargının y&uuml;r&uuml;tmeyi durdurma kararı sonrasında Sivas Belediyesi 6 Temmuz 2011 meclis kararı ile yaklaşık 450 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k yeşil alanı &lsquo;Kentsel D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m Alanı&rsquo; ilan etmiştir. Mimarlar Odası &lsquo;Kentsel D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m Alanı&rsquo; ilan edilen Eski Fuar Alanı i&ccedil;in bu karardan sonrada itiraz ve dava s&uuml;re&ccedil;lerinde bulunmuştur (9).</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">İhale sonucu &ccedil;alışmaları başlatılan&nbsp; 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli Revizyon İmar Planının ilk hali &nbsp;7.03.2012 tarihinde 86 sayılı kararı ile onaylanmış ve askıya &ccedil;ıkarılmıştır. Daha &ouml;nce aynı alan i&ccedil;in Tadilat planı ve Kentsel D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m Alanı ilanı ile yapılan &ccedil;alışmalara itiraz ve davalardan sonra ufak detaylar dışında bir değişiklik yapılmadığı g&ouml;zlemlenmiştir. Bunun &uuml;zerine Mimarlar Odası 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli Revizyon İmar Planı i&ccedil;in dava a&ccedil;mıştır (6).</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%204.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 4. 2012 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Eski Fuar Alanı (Sivas Belediyesi Emlak ve İstimlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;)</span></p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">Mimarlar Odasının a&ccedil;tığı davada Revizyon İmar Planı i&ccedil;in,</p> <ul style="text-align: left;"> <li>1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli revizyon imar planının y&uuml;r&uuml;rl&uuml;kteki &uuml;st &ouml;l&ccedil;ekli &ccedil;evre planına uygun olup olmadığı </li> <li>Planın, Sivas&rsquo;ın ekonomik, demografik, sosyal, k&uuml;lt&uuml;rel, tarihsel, fiziksel &ouml;zelliklerine ilişkin araştırmalara ve verilere dayalı olup olmadığı</li> <li>Beldenin ve b&ouml;lgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutularak sosyal ve teknik donatı alanlarında belirtilen asgari standartlara uyulup uyulmadığı</li> <li>Şehrin n&uuml;fus yoğunluğu, eğitim, ulaşım, ticari gelişim ve tarımsal hususların dikkate alınıp alınmadığı</li> <li>Konut alanlarının şehrin doğal gelişimine uygun olarak planlanıp planlanmadığı</li> </ul> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">&nbsp;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">gibi sorular ile dava s&uuml;recinde bilirkişi raporu istenmiştir.</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde Sivas Belediyesi yalnızca Mimarlar Odası tarafından değil Defterdarlık, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası, Askeriye gibi bir&ccedil;ok kuruluşun a&ccedil;tı davaların yanı sıra vatandaşlar tarafından da y&uuml;ksek yoğunlukta şikayetle karşılaşmıştır. &nbsp;07 Ocak ve 13 Ocak 2014 tarihlerinde yapılan meclis toplantılarında toplamda 60 adet karar alındığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken, bu kararların 50&rsquo;sinin revizyon imar planlarıyla ilgili olması olduk&ccedil;a dikkat &ccedil;ekmiştir ve Belediye gelen bu şikayetlerin &ccedil;oğuna ret yanıtı ile karşılık vermiştir (11).</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">S&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde Sivas İdare Mahkemesi tarafından g&ouml;r&uuml;len davada karara ilişkin şu ifadelerde bulunulmuştur;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">&lsquo;&rsquo;Olayda; mahkememizin 23.10.2012 tarihli kararı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, 01.03.2013 tarihinde yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu d&uuml;zenlenen raporda, sonu&ccedil; olarak planın imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı g&ouml;r&uuml;şlerine yer verildiği, raporun taraflara tebliği &uuml;zerine davalı idare tarafından yapılan itiraz dilek&ccedil;esinde bilirkişi heyetinde yer alan bilirkişilerden C.S.&rsquo;nin Mimarlar Odası Trabzon Şubesi&rsquo;nin Y&ouml;netim Kurulu &uuml;yesi olduğu belirtildiği, bunun &uuml;zerine bilirkişi raporu h&uuml;kme esas alınmayarak mahkememizin 15.08.2013 tarihli kararıyla konunun uzmanı İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi Mimarlık Fak&uuml;ltesi Şehir ve B&ouml;lge Planlama B&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğretim &uuml;yeleri Prof. Dr. Handan T&uuml;rkoğlu, Prof. Dr. Nilg&uuml;n Ergun ve Do&ccedil;. Dr. Şevkiye Şence T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n katılımıyla yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda &ouml;zetle;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">1/100.000 &ouml;l&ccedil;ekli Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama b&ouml;lgesi &ccedil;evre d&uuml;zeni planının 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli Sivas ilave revizyon nazım imar planından sonra y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girdiği, bu nedenle 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli Sivas ilave revizyon imar planının 1/100.000 &ouml;l&ccedil;ekli Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama b&ouml;lgesi &ccedil;evre d&uuml;zeni planına uygunluğunun beklenemeyeceği, ancak buna rağmen genel olarak plan kararları arasında her iki plan arasında uyumsuzluk olmadığı, plana sekt&ouml;rel hedeflerle uyumlu mekandaki yansıması incelendiğinde imalat ve hizmetler sekt&ouml;rlerinin sekt&ouml;rel hedeflerle uyumlu bir mekansal gelişme g&ouml;sterdiği mevcut, hizmet ve sanayi alanları korunurken &ouml;ng&ouml;r&uuml;ye paralel olarak &ouml;zellikle ana ulaşım bağlantılarıyla uyumlu olarak yeni ticaret alanlarının geliştirildiği ifade edildi.&rsquo;&rsquo;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Sivas İdare Mahkemesi tarafından verilen karara g&ouml;re;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">&ldquo;Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelen ile &ouml;zetlenen bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden Sivas Belediye Meclisi tarafından kabul edilen 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli revizyon imar planında; plan yapımına ait esaslara dair y&ouml;netmeliğin eğitim, sağlık, sosyal ve k&uuml;lt&uuml;rel tesis alanlarının b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k olarak plan yapımına ait esaslara dair y&ouml;netmeliğin Ek1 maddesinde belirtilen standardın altında olduğu, plan yapımına ait esaslara dair y&ouml;netmeliğin Ek2 maddesinde tanımlı olmayan &ldquo;Kentsel D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m ve Gelişim Alanı&rdquo;, &ldquo;&Ouml;zel Proje Alanı&rdquo; ve &ldquo;Kentsel Servis Alanları&rdquo; gibi alanlara y&ouml;nelik yoğunlukların tanımlanmadığı anlaşılmakla, 1/5000 &ouml;l&ccedil;ekli revizyon imar planının imar mevzuatında belirtilen ilkeler, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. A&ccedil;ıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı a&ccedil;ık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi g&uuml;&ccedil; zararlar doğurabileceğinden 2577 sayılı kanunun 27. Maddesi uyarınca teminat alınmaksızın y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmenin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren 7 g&uuml;n i&ccedil;erisinde Sivas B&ouml;lge Mahkemesi&rsquo;ne itiraz yolu a&ccedil;ık olmak &uuml;zere 29.01.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.&rdquo; (10)</p> <h4 style="text-align: left;">4.4. 2014 Tarihli Sivas İmar Planında Alanın Durumu</h4> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">2014 yılında değişen ve halen devam eden yerel y&ouml;netim Sivas kenti i&ccedil;in yapılan plan &ccedil;alışmalarının devamlılığını getirmiştir. Y&uuml;r&uuml;tme durdurma kararının ardından yine 2014 yılında Revizyon İmar Planı yapılan ufak değişiklikler ile tekrardan hazırlanmış ve kamu oyuna sunmuştur ( Şekil 5- Şekil 6).</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">Bu planda,</p> <ul style="text-align: left;"> <li>Yeni Belediye Hizmet Binasının buraya taşınması</li> <li>Planlanan bulvar ile kent merkezinden Kızılırmak &uuml;zerine yapılacak k&ouml;pr&uuml; ile &uuml;niversiteye doğru ge&ccedil;işin a&ccedil;ılması</li> <li>A&ccedil;ılan bulvar &uuml;zerinde getirilen fonksiyonun ticaret olarak belirlenmesi</li> <li>Yeşil alanlarda herhangi bir artış olmadığı yalnızca alan i&ccedil;inde kesintiye uğratmadan devam ettirilmeye &ccedil;alışıldığı </li> <li>Yeterli miktarda sosyal donatı alanının planda belirtilmediği </li> </ul> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">&nbsp;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">gibi bazı hususlar dikkat &ccedil;ekmektedir.</p> <p style="text-align: left;" class="PSMBaslik2" align="left">2012 yılında hazırlanın revizyon planının mahkeme kararı ile iptalinden sonra 2014 yılına ait planda yapılan değişikliklerin y&uuml;r&uuml;tmeyi durdurma kararına neden olan konuları halen tam anlamıyla karşılamadığı a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;lmektedir. Ancak 2012 planının ilk halinde sadece eski fuar alanı değil yakın &ccedil;evresinin de dahil olduğu kısımlar tamamen imara a&ccedil;ılmıştı.2012 planının son halinde yeşil alan miktarı artırılmış ancak yeterli g&ouml;r&uuml;lmeyip iptali s&ouml;z konusu olmuştu. 2014 planında &ouml;nerilen plan kamuoyunun istediği oranda sosyal donatı alanına sahip olmamasına rağmen 2012 planının ilk halinden daha iyi durumdadır. Yapılaşma yoğunluğu azaltılmış ve eski fuar alanı ve yakın &ccedil;evresinde yaklaşık 300 d&ouml;n&uuml;m yeşil alan ve 280 d&ouml;n&uuml;m ise imara a&ccedil;ılan alan olması kararı ile Mimarlar Odası ve Sivas Belediyesi arasında anlaşmaya varılmıştır (6,12).</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%205.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 5. 2014 Tarihli Sivas İmar Planında Eski Fuar Alanı (Sivas Belediyesi Emlak ve İstimlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;)</span></p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%206.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şekil 6. 2014 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Eski Fuar Alanı-Kızılırmak İlişkisi (Sivas Belediyesi Emlak ve İstimlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;)</span></p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">2014 planının 30 Kasım 2015- 30 Aralık 2015 tarihleri arasındaki Revizyon Askı S&uuml;reci sonunda kesinleşmesi ile alan i&ccedil;in gerekli uygulama &ccedil;alışmaları başlamıştır. Planın kesinleşmesinin ardından &ccedil;alışma alanı ve yakın &ccedil;evresine ait uygulama &ccedil;alışmaları kapsamında Sivas Kızılırmak K&ouml;pr&uuml;s&uuml; Ulusal Mimari Proje Yarışması 4 Ocak 2016 tarihinde ilan edilmiştir. Bu proje eski fuar alanının i&ccedil;inden ge&ccedil;en ve 2014 planında a&ccedil;ılan bulvarın Kızılırmak &uuml;zerinden Cumhuriyet &Uuml;niversitesi ve yine &uuml;niversitenin i&ccedil;inden ge&ccedil;en İsmet Yılmaz bulvarını birleştirecek bir k&ouml;pr&uuml; &ouml;zelliği taşımaktadır. Yarışma İlker Fatih &Ouml;zorhon, G&uuml;liz &Ouml;zorhon ve Berke Hatipoğlu m&uuml;ellifliğindeki projenin birincilik &ouml;d&uuml;l&uuml; alması ile sonu&ccedil;lanmıştır. Aynı zamanda Kızılırmak ve &Ccedil;evresi Fikir Projesi Yarışması Sivas Belediyesi tarafından 15 Ocak 2016 tarihinde ilan edilmiştir ve 31 Temmuz 2016 tarihinde Y. Şehir Plancısı Can Kubin&rsquo;in ekip liderliğindeki grubun birincilik &ouml;d&uuml;l&uuml; kazanması ile sonu&ccedil;lanmıştır ( Şekil 8). Projenin eski fuar alanı ile olan ilişkisi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde kent i&ccedil;in &ouml;nemli bir yere sahip olduğunu s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%207.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 7. Sivas Kızılırmak K&ouml;pr&uuml;s&uuml; Ulusal Mimari Proje Yarışması 1. &Ouml;d&uuml;l (13)</span></p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">&nbsp;</p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sivas-eski-fuar-alani/%C5%9Eekil%208.jpg.jpeg" border="0" /><span class="fotograf-yazi"><br />Şekil 8. Kızılırmak ve &Ccedil;evresi Projesi Yarışması 1.&Ouml;d&uuml;l (14)</span></p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left"><span class="fotograf-yazi">2014 planının 30 Kasım 2015- 30 Aralık 2015 tarihleri arasındaki Revizyon Askı S&uuml;reci sonunda kesinleşmesi ile alan i&ccedil;in gerekli uygulama &ccedil;alışmaları başlamıştır. Gerekli parseller i&ccedil;in 3194 sayılı imar kanunun 18.madde imar uygulama &ccedil;alışması yapılarak Sivas Belediyesi Enc&uuml;men&rsquo;inin 6/09/2016 tarih ve 2012 sayılı kararı ile onaylanarak askı s&uuml;reci sonunda kesinleşmiştir (Şekil 9). Plan &uuml;zerinde sosyal donatı alanı olarak g&ouml;r&uuml;nen kısımlar i&ccedil;in ise belediye tarafından kamulaştırma yapılacağı &ouml;ng&ouml;r&uuml;lmektedir. Konut alanları i&ccedil;in Emsal: 1.40 H: serbest olacak şekilde bir emsal hakkı tanınmıştır.</span></p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">18.madde uygulaması kapsamında 377 d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir alanda &ccedil;alışılmıştır ve bunun 354.600 m<sup>2</sup> si toplam d&uuml;zenlemeye giren alanı kapsamaktadır. Bu alanda yapılan 18.madde &ccedil;alışmaları sonucunda 6 Eyl&uuml;l 2016 tarihinde Sivas Belediye Enc&uuml;meni tarafından;</p> <ul style="text-align: left;"> <li>&Ouml;zet cetvelinde ve dosya i&ccedil;eriğinde g&ouml;sterilen yoldan ihdasların mevzuat gereği Sivas Belediyesi adına tescili ve daha sonra kamuya ayrılan alana terk ve terkinine,</li> <li>D&uuml;zenleme ortaklık payı oranı mevcut haliyle %40&rsquo;ı aştığından İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılacak arazi ve arsa d&uuml;zenlemesi ile ilgili esaslar hakkındaki y&ouml;netmeliğin 32.maddesi gereğince &ouml;zet cetvelinde g&ouml;sterildiği şekliyle; m&uuml;lkiyetleri belediyemize ait 301 ada 5 nolu parselin 10210.00 m2&rsquo;lik kısmı ile 301 ada 44,50 nolu, 302 ada 15 nolu, 304 ada 3 nolu ve 307 ada 1-124-126 nolu parsellerin tamamının DOP fazlası olarak yola terk ve terkine,</li> <li>Uygulama alanındaki bazı parsellerde, 1985 yılı &ouml;ncesi hisse satış yapılması, bu satışlara g&ouml;re arazide fiilen kullanım alanlarının oluşması ve fiilen kullandıkları allarında yeni oluşan imar ada/parsellerine isabet etmesi nedeni ile pay b&ouml;l&uuml;m&uuml; yapılmasına </li> </ul> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">&nbsp;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">karar verilmiştir (15).</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Bu kapsamda D&uuml;zenleme Ortaklı Payı Hesabına bakıldığında son durum şu şekildedir;</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Kamuya Ayrılan Alan = 354600.44 &ndash; 212900.93 = 141699.59</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">D&uuml;zenleme Ortaklık Payı = 141699.59 / 354600.44 (12)</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/sekil_9_sivas.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Şekil 9. 2014 Tarihli Sivas Revizyon İmar Planında Eski Fuar Alanında 18.madde Uygulaması (Sivas Belediyesi Emlak ve İstimlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;)</span></p> <h3 style="text-align: left;">5. Sonu&ccedil;</h3> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Kent planlamasının yasal boyutu a&ccedil;ısından &uuml;lkemizde bir&ccedil;ok arsa geliştirme s&uuml;recinde sorunlar g&ouml;zlemlenebilmektedir. Sivas Eski Fuar Alanını g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne aldığımızda da alan 60&rsquo;lı yılların sonundan itibaren Sivas kent planında &ouml;nemli bir g&uuml;ndeme sahip olmuştur. Yerel y&ouml;netimlerin farklı d&uuml;ş&uuml;nce ve bakış a&ccedil;ıları ve uygulama i&ccedil;in atılmayan adımlar s&ouml;z konusu olmuştur. Ayrıca yapılan d&uuml;zenlemeler standartlar ve yasal boyut a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a sıkıntı s&uuml;re&ccedil;leri beraberinde getirmiştir.</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Alanda yapılan &ccedil;alışmalar sosyal donatı eksikliği, kamu yararı g&ouml;zetmediği, kent i&ccedil;erisinde halihazırda eksik olan yeşil alan yoğunluğunun daha da d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmek istenmesi gibi sebeplerle bir&ccedil;ok dava ve itiraz s&uuml;recinden ge&ccedil;miştir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki kabul edilen hali kamuoyu tarafından istenilen kalitede olmasa bile &ouml;zellikle Mimarlar Odasının &ccedil;abaları ile kamu yararı tamamen g&ouml;z ardı edilmiş ve rant ama&ccedil;lı yapılan bir &ccedil;alışma olmanın &ouml;tesine az da olsa ge&ccedil;meyi başarmıştır. Alan i&ccedil;in uygulama d&uuml;zenlemeleri hen&uuml;z yeni olgunlaşmaya başlamıştır ve kent planlamalarında arsa ve arazi geliştirme s&uuml;re&ccedil;lerinde ağırlıklı olarak kullanılan 18. madde uygulaması ve kamulaştırmanın bu b&ouml;lge i&ccedil;inde kullanıldığını g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Sivas kentinin gelişimine ve stratejik planına baktığımız zamanda b&ouml;lgenin &ouml;nemi daha da iyi anlaşılmakta ve alanın başarılı bir plana sahip olması i&ccedil;in kamuoyu tarafından g&ouml;sterilen &ccedil;abanın haklı olduğu s&ouml;ylenebilmektedir. Ancak&nbsp; ne yazık ki g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kabul edilen halinin 50 yıllık bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde atıl kalmış bu alanın Sivas kentinin gelişimi g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutulduğunda yeterli kalitede olmadığını s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p> <p style="text-align: left;" class="PSMSekiller" align="left">Bu &ccedil;alışma kent i&ccedil;in değerli ve &ouml;nemli olan bu alanın ge&ccedil;irdiği s&uuml;re&ccedil; ve son durum hakkında kamuoyunu ve meslek ortaklarını bilgilendirme a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir. Alanda bundan sonra ger&ccedil;ekleşecek olan t&uuml;m uygulamalarda &ccedil;alışmadan faydalanılması ve atılacak her adımda bu alanın değer ve &ouml;neminin &ouml;n plana &ccedil;ıkarılması umut edilmektedir.</p> <h3 style="text-align: left;">6. Kaynaklar</h3> <ol> <li style="text-align: left;"><a href="http://www.sivas.bel.tr/icerik/38/12/sivasimiz.aspx" target="_blank">http://www.sivas.bel.tr/icerik/38/12/sivasimiz.aspx</a></li> <li style="text-align: left;">İller Bankası (1967), Sivas Analitik Et&uuml;dler, Sivas.</li> <li style="text-align: left;">Sivas Gazetesi, 19 temmuz 1934</li> <li style="text-align: left;">Sivas Belediyesi 2007-2011 Stratejik Plan, 2006, Sivas</li> <li style="text-align: left;">Mimarlık, 1967/10, sf. 2, Mimarlar Odası Arşivi </li> <li style="text-align: left;">İnce S., (Kişisel G&ouml;r&uuml;şme, 12 Aralık 2016)</li> <li style="text-align: left;">Kılı&ccedil; A., (25 Eyl&uuml;l 2013), Sivas Belediyesi İmar Revizyon Planı, <a href="http://www.sivasmedya.net/" target="_blank">http://www.sivasmedya.net</a></li> <li style="text-align: left;">Basın Bildirisi (Ağustos 2008), TMMOB Ankara Şubesi Sivas Temsilciliği</li> <li style="text-align: left;">TMMOB Sivas Temsilciliği Dergisi Eski Fuar Alanı &Ouml;zel Sayısı, 2011/11, Sf. 30-34, Sivas</li> <li style="text-align: left;">Sivas Postası, (3 Şubat 2014), Balon Patladı,&nbsp;<a href="http://www.sivaspostasi.com.tr/" target="_blank">http://www.sivaspostasi.com.tr</a></li> <li style="text-align: left;">Sivas Postası Gazetesi, (18 Şubat 2014&nbsp;), İmar Planına Şikayet Yağmuru,&nbsp;<a href="http://www.sivaspostasi.com.tr/" target="_blank">http://www.sivaspostasi.com.tr</a></li> <li style="text-align: left;">Uzun M. ,(Kişisel G&ouml;r&uuml;şme, 12 Aralık 2016)</li> <li style="text-align: left;">Bayhan B., 23 Mart 2016, 1. <a href="http://www.arkitera.com/proje/5914/1-odul-sivas-kizilirmak-koprusu" target="_blank">&Ouml;d&uuml;l, Sivas Kızılırmak K&ouml;pr&uuml;s&uuml; Ulusal Mimari Proje Yarışması</a>,&nbsp;http://www.arkitera.com</li> <li style="text-align: left;">Bayhan B., 17 Ağustos 2016, 1. &Ouml;d&uuml;l, <a href="http://www.arkitera.com/proje/6500/1-odul-sivas-kizilirmak-ve-cevresi-fikir-projesi-yarismasi" target="_blank">Sivas Kızılırmak ve &Ccedil;evresi Fikir Projesi Yarışması</a>, http://www.arkitera.com</li> <li style="text-align: left;">T.C. Sivas Belediye Enc&uuml;meni 2012 sayılı Karar, Sivas Belediyesi Emlak ve İstimlak M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;</li> </ol> <p>--</p> <p>[Edit&ouml;r&uuml;n notu: Yukarıdaki &ccedil;alışma, yazarın İT&Uuml; Kentsel Tasarım Y&uuml;ksek Lisans Programı'nda y&uuml;ksek lisans &ouml;ğrencisi olduğu esnada, 2016-17 G&uuml;z d&ouml;nemi &ldquo;KET 522 Arsa Geliştirme S&uuml;reci&rdquo; dersi kapsamında yapılmıştır.]</p> Thu, 17 Jan 2019 12:25:00 +03 Bruno Taut'un Mimarlık Anlayışı Üzerine http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/bruno-tautun-mimarlik-anlayisi-uzerine/1273 esma dolgun dağdelen <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber-02/2019/01/15/bruno_taut_ilk.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p><span class="fotograf-yazi">Cam Pavyon, Bruno Taut</span></p> <p>1914 yılında, K&ouml;ln' de d&uuml;zenlenen Werkbund Sergisi i&ccedil;in, Franz Hoffmann ile birlikte tasarlayıp inşa ettiği "Cam Ev" adlı pavyon, malzemesiyle ve i&ccedil; mek&acirc;nıyla, modern mimarlık alanında dikkate alınması gereken bir yapıdır. Glashaus/Camev, bir yandan teknik ilerlemenin bir &ouml;rneği, &ouml;te yandan toplumu yenilemenin manifestosuydu. Bruno Taut'un bir yapıya ilişkin vizyonu, o yapının m&uuml;zik de dahil b&uuml;t&uuml;n sanatları ışık ve renk tarafından aydınlatılan bir mekan kompozisyonunda eritmekten başka bir işlevinin olmadığı yolundaydı. Alman cam end&uuml;strisi i&ccedil;in bir reklam niteliğinde olan bu yapıt, Taut'un kendisine &ouml;rnek olarak se&ccedil;tiği dışavurumcu şair ve yazar Paul Scheerbart'in (1863-1915) Glasarkitektur (1914) adlı kitabında cam ve beton mimarlığı &uuml;zerinde yazdığı d&uuml;ş&uuml;ncelerin &uuml;&ccedil; boyutta ger&ccedil;ekleşmesiydi. Taut'un Scheerbart'a armağan ettiği bu yapıtı, beton bir kaide &uuml;zerine oturan ond&ouml;rt k&ouml;şeli beton ve cam tuğladan bir kasnak ve bunların taşıdığı &ccedil;ift &ccedil;eperli cam kubbeden oluşuyordu. Jeodezik yapıda olan bu yapı ve bunları birleştiren ince beton &ouml;ğelerden, i&ccedil; kubbe ise renkli camlardan yapılmıştı. Cam, katı duvar sınırlarını kaldırarak i&ccedil; ve dış mek&acirc;n arasındaki bağıntının camla sağlanması ve ge&ccedil;mişte g&ouml;r&uuml;lmeyen bir kubbe str&uuml;kt&uuml;r&uuml;n&uuml;n kullanılması yapıyı &ouml;nemli kılan etmenlerdendir. Taut'un, bir yapı malzemesi olarak camla ilişkisi bu kadarla kalmamış olup; bir y&ouml;n&uuml;yle hayli ger&ccedil;ek&ccedil;i d&uuml;ş&uuml;nen ve &ouml;yle davranan bu mimar, y&uuml;ksek bir dağın en tepesine kondurulmuş bir cam kubbeyi de i&ccedil;eren ve "Alpin Architektur" adını taşıyan bir &uuml;topya geliştirmiştir. Aslında, Taut sadece bir mimar değil, aynı zamanda kendi kendini yetiştirmiş bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;r. Sanatta piramidi andıran bir hiyerarşi olduğunu ve bu hiyerarşiden kurtulmanın yolunun inşadan ge&ccedil;tiğini savunur.&Uuml;topya nedir? Hi&ccedil; ol(a)mayacak olanın hayalini yaratmak mıdır? Bu hayali ger&ccedil;eğe aktarmak i&ccedil;in y&ouml;ntemler bulmak mı? Taut'a g&ouml;re g&uuml;venilir, ger&ccedil;ek &uuml;topya, ill&uuml;zyonun bataklıklarında y&uuml;zmez; inancın ve bilginin ışığında varolur. End&uuml;stri devriminin sonucunda, yok olmaya y&uuml;z tutan şehirler sıkıcılık kaynağı olmuştur. İşte bu sıkıcılığı ancak, ışıklı, transparan yapılar ve şiir giderebilir. Alpine Architektur kitabında; d&uuml;nyayı d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rerek dağları binalara &ccedil;eviren hayal&icirc; bir şehir &ouml;ng&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. Bu şehrin amacı halkı birleştirmek olup, planın atom merkezli tasarlanmasından dolayı kent-merkezlidir. Taut aynı zamanda insanların bir arada yaşadıkları evler, kendi ihtiya&ccedil;larını kendi &uuml;rettikleri bir şehir hayal eder. Işıldayan bu kristal yapının i&ccedil;inde opera, k&uuml;t&uuml;phane, tiyatro, m&uuml;ze ve restoranlar yer alır. Taut'un mimariye &ouml;zg&uuml; bu d&uuml;ş&uuml;nceleri daha sonra oluşturduğu şehircilik ilkelerine de yansımıştır. Bah&ccedil;e-kent ilkesiyle oluşturduğu şehir planlarında, y&uuml;ksek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;yle kentin &uuml;st&uuml;nde etkili olabilecek, &uuml;zerinde g&uuml;neş ışınlarının parlayacağı, &ccedil;evresinde t&uuml;m kentsel &ouml;ğeleri barındıran rengarenk kristal bir yapı &ouml;ng&ouml;rmektedir.</p> <p>1921 yılında Magdeburg kentinin baş mimarı olan Taut, bozulan eski kent merkezini yeniden canlandırmada, bu &uuml;topik d&uuml;ş&uuml;ncelerini az da olsa uygulayabilme yollarını aramıştır. 1925'den 1932 yılına dek, &ccedil;oğu bug&uuml;n de duran onbinden fazla konut yapmıştır. Berlin-Britz'deki (1925-31) ve Berlin-Zehlendorf'taki (1926-31),15 toplu konutu d&ouml;nemin en iyi &ouml;rneklerindendi.</p> <p>Bruno Taut, T&uuml;rkiye ile ilişkisini ilk olarak 1916 yılında Werkbund &uuml;yelerinin de mensup olduğu on bir ileri gelen mimarların rol aldığı "İstanbul'daki Dostluk Evi" yarışmasında geliştirme fırsatı bulur. Taut, 1927 yılında uluslarası yapı sergisiyle Werkbund mimari ve &uuml;r&uuml;n tasarımı yenilik&ccedil;isi olarak &ouml;d&uuml;l almıştır. O zamanda yenilik&ccedil;i ve tasarruflu y&ouml;ntemler kullanarak konut yapımlarında gelişim sağlandı ve konutun eski sanayi tipi yapılardan ayrıştırılması sağlandı. Bu arayışa katılan mimarlar şunlardı: Victor Bourgeois, Le Corbusier, J.J. P. Oud, Mart Stam, Peter Behrens, Walter Gropius, Ludwig Mies van der Rohe, Hans Poelzig, Hans Scharoun, Max ve Bruno Taut. 1929 yılında yazdığı 'Avrupa ve Amerika'da Yeni Yapı Sanatı' adlı kitabında fonksiyonel olanın daha g&uuml;zel olacağını vurgularken, modern mimarlığın gitgide artmasından dolayı ortaya &ccedil;ıkacak sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel &ccedil;eşitliliğin sorun &ccedil;ıkaracağını o tarihte &ouml;ng&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. 1930'lu yıllar dikkatle incelendiğinde, Taut yapılarında oran ve işlevi &ouml;n plana &ccedil;ıkartır.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/Haber-02/2019/01/15/bruno_taut2.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bruno Taut&rsquo;un boğaza bakan evi</span></p> <p>Bruno Taut 1931 yılında Sovyetler Birliği'ne bağlı bir acentanın a&ccedil;tığı otel yarışması sebebiyle bir s&uuml;re Moskova'da kalmıştır. Buradaki ortamın karmaşık olduğunu g&ouml;r&uuml;nce tekrar Berlin'e d&ouml;nme kararı almıştır. Fakat 1933 yılında, Almanya'da ortaya &ccedil;ıkan politik sorunlar ve nazi iktidarı orada kalmasına fırsat vermez. Bunun &uuml;zerine 1930'lu yıllarda bir&ccedil;ok mimar, bilim insanı, sanat&ccedil;ı gibi Taut' da Almanya'dan ka&ccedil;mıştır. B&ouml;ylece Taut i&ccedil;in yurtsuz bir d&ouml;nem başlamış olur. 1933 yılında İsvi&ccedil;re &uuml;zerinden Japonya'ya gider. Orada i&ccedil; mekan ve cephe tasarımı dışında mesleki pratiğini yapamaz ancak Japon k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve yapı geleneği onu &ccedil;ok etkiler. Yaşadığı s&uuml;re i&ccedil;inde Japonya'nın bir&ccedil;ok şehrini gezen Taut "Mimari &Ouml;ğreti"yi kaleme alır. Bu yazısında "Proportion/Oran" kavramı d&uuml;ş&uuml;ncelerinde ve kentsel ilkelerinde &ouml;nemli bir yer tutmaya başlar. 1936da, Prof.Dr. Hans Poelzig'in &ouml;l&uuml;m&uuml; &uuml;zerine Taut, Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Mimarlık B&ouml;l&uuml;m&uuml;'ne &ouml;ğretim &uuml;yesi olarak atanmıştır (Bazı yazılarda b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak atandığı yazılır). Aynı zamanda T&uuml;rkiye Cumhuriyet Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat B&ouml;l&uuml;m&uuml; Şefi rol&uuml;n&uuml; &uuml;stlenmiş olup, kendi yenilik&ccedil;i fikirlerini eski yapılarda geliştirme fırsatı bulmuştur. T&uuml;rk Mimarlık alanında hem eğitici hem de uygulamacı bir yere sahip olan Bruno Taut, 1938 yılında basılan 'Mimari Bilgisi' kitabında mimarlığın kuramsal alanını kaleme almıştır. Taut'un eğitimci y&ouml;n&uuml; Almanya'da Charlotten Y&uuml;ksek Fen Okulu'nda profes&ouml;rl&uuml;k yaptığı yıllardan gelmektedir. Almanya da iken dogmatik d&uuml;ş&uuml;nceleri benimsemeyip &ouml;ğrencileri ile arkadaş gibi ilişkiler kurduğu i&ccedil;in insanları sevdiği s&ouml;ylenmektedir. T&uuml;rkiye kısa s&uuml;re akademi alanında olmasına rağmen, &ouml;ğrencilerin de onu &ccedil;ok sevdiği bilinmektedir. T&uuml;rkiye'de sadece 2 yıl ge&ccedil;irmesine rağmen 24 projeyi uygulamaya ge&ccedil;irmiştir. Bu projeler anlattığı t&uuml;m kuramsal yazıların pratiğe ge&ccedil;irilmiş halidir. Yazdığı yazılarda da belirttiği &uuml;zere, yapılarında modern ve geleneksel mimariyi birlikte kullanmış olup; renk kullanımı, sa&ccedil;aklar, g&uuml;neş kırıcılar gibi etmenleri iklim koşullarını da g&ouml;ze &ouml;n&uuml;ne almıştır. En &ouml;nemli yapılarından; Ankara'daki Dil ve Tarih-Coğrafya Fak&uuml;ltesi binasıdır. Rebii Gorbon aynı yapıt hakkında, "...T&uuml;rk mimarisinden esinlenmek hevesinde idi ve T&uuml;rk mimarisinin k&ouml;kenini &ouml;zel bir altın kesit araştırmalarına bağlı gibi tel&acirc;kki ediyordu. b&ouml;yle bir &ccedil;alışmanın &ccedil;abaları i&ccedil;inde hazırlanmıştı," der. Fak&uuml;lte binasının sol giriş kanadındaki Erken Osmanlı duvar &ouml;rg&uuml; bi&ccedil;imlerinin değişmesinden oluşan duvar şekli Mimar Sinan' a duyduğu hayranlığa &ouml;rnektir. Taut bu yapıya &ccedil;ok &ouml;nem vermektedir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; modernizmi ve geleneksel mimariyi sentezleme &ccedil;abası bu yapıda g&ouml;r&uuml;lmektedir. Ankara'nın ana aksı Atat&uuml;rk Caddesi'ne bakan cephesi anıtsallık &ouml;zelliği taşımaktadır. &Ouml;n cephede giriş y&uuml;kseltilmiş, merdivenler ve sa&ccedil;akla vurgulanmıştır. Dil ve Tarih Coğrafya Fak&uuml;ltesi, ana aksına bakan anıtsal cephe, T&uuml;rkiye'nin modernleşme ve batılılaşma d&ouml;neminde bir simge rol&uuml; olmasını hedeflemiştir. Taut'un kendi evi T&uuml;rkiye'de yaptığı yapılardan &ouml;zg&uuml;nd&uuml;r. İstanbul'da Ortak&ouml;y Emin Vakfı Koruluğun'da tasarlanmış olan yapı Boğaz'a bakar. Yapı arkadan toprağa otururken, &ouml;n kısmı iki ayaklı betonarme kolon &uuml;zerinde boğaz manzarasını g&ouml;rmektedir. Taut bu yapısında hem doğu hem de batı k&uuml;lt&uuml;rlerinden esinlenerek bir yapı tasarlamak ister. iki kolona oturan &ouml;n taraf iki katlı ve sekizgen planlıdır. Alt kısım tek kat olarak tasarlanırken, manzarayı g&ouml;rme ama&ccedil;lı pencerelerin sıraları daha a&ccedil;ık bi&ccedil;imde tasarlanmıştır. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı i&ccedil;in, "eskinin gelenekleriyle &ccedil;ağdaş uygarlık arasında bir sentez yakalamaya &ccedil;alışmalı, ancak bu arayışın tek taraflı olmasından kesinlikle ka&ccedil;ınmalıyız" demiştir. Taut'un en son tasarladığı yapı, Atat&uuml;rk'&uuml;n &ouml;l&uuml;m&uuml; &uuml;zerine yaptığı katafalktır. Atat&uuml;rk ile aynı yıl, 24 Aralık 1938'de vefat etmiştir. İstanbul'da, Edirnekapı Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.</p> <p>Taut'un hayatı g&ouml;ze alındığında, t&uuml;m yaşamını mimarlığa ayırması ve aynı zamanda mimarlığın toplum &uuml;zerindeki etkileri &uuml;zerinde durması dikkat &ccedil;eker. Bu y&ouml;n&uuml;, hem hayatı boyunca kaleme aldığı yazıları hem de uygulamaya koyulan binalarıyla mimarlık ortamına bulunduğu katkı ile anlaşılmaktadır. Aynı zamanda, 1930'lu yıllarda T&uuml;rkiye'nin gelişmesi ve ilerlemesi a&ccedil;ısından &ouml;nemli olan anıtsal, neo-klasik tarz yapılar ile devletin otoritesini g&ouml;stermek d&ouml;nemin mimarları tarafından hedeflenmiştir. Fakat Taut bu g&ouml;ndermeyi kesinlikle reddedip, 1930'lu yılların neo-klasik havasına karşı koyan tek alman mimardır. Taut'un erken &ouml;l&uuml;m&uuml; nedeni ile, fikirleri, mimari anlayışının mimarlık d&uuml;nyasında &ouml;nemsenmediği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Bruno Taut T&uuml;rkiye ve D&uuml;nya mimarisinde, gerek kaleme aldığı yazıları gerek ise d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde yapılmış olan yapıları bizlere kattığı en g&uuml;zel &ouml;rneklerindendir.</p> <p>&nbsp;</p> <p>KAYNAK&Ccedil;A</p> <p>1. Boyacıoğlu, E. Bruno Taut&nbsp;<a href="https://www.academia.edu/29585692/BRUNO_TAUT_.docx?auto=download" target="_blank" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.academia.edu/29585692/BRUNO_TAUT_.docx?auto%3Ddownload&amp;source=gmail&amp;ust=1547709704089000&amp;usg=AFQjCNElj6YJNpw-mhxOaOkC9426qFtmzA">https://www.academia.edu/<wbr></wbr>29585692/BRUNO_TAUT_.docx?<wbr></wbr>auto=download</a></p> <p>2. Kunak, G. (2014)&nbsp;&nbsp;Bruno Taut: Bir &Uuml;topya D&uuml;şk&uuml;n&uuml;,&nbsp;<a href="http://www.e-skop.com/skopbulten/bruno-taut-bir-utopya-duskunu/2260" target="_blank" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://www.e-skop.com/skopbulten/bruno-taut-bir-utopya-duskunu/2260&amp;source=gmail&amp;ust=1547709704089000&amp;usg=AFQjCNF-P7o-j2wxyhBFTbC0vr_LQJqKFw">http://www.e-skop.com/<wbr></wbr>skopbulten/bruno-taut-bir-<wbr></wbr>utopya-duskunu/2260</a></p> <p>3. Aslanoğlu, İ. Dışavurumcu ve Us&ccedil;u Devrinde Bruno Taut. ODTU Mimarlık Fak&uuml;ltesi Dergisi, cilt 2, sayı 1, 1976.&nbsp;<a target="_blank" href="http://jfa.arch.metu.edu.tr/archive/0258-5316/1976/cilt02/sayi_1/35-48.pdf">http://jfa.arch.metu.edu.tr/archive/0258-5316/1976/cilt02/sayi_1/35-48.pdf</a></p> <p>4. &Ccedil;ift&ccedil;i, K. Bir Cumhuriyet Sevdalısı Alman Mimar Bruno Taut&nbsp;<a href="https://www.marketingasya.com/icerik/bir-cumhuriyet-sevdalisi-alman-mimar-bruno-taut-50.aspx" target="_blank" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.marketingasya.com/icerik/bir-cumhuriyet-sevdalisi-alman-mimar-bruno-taut-50.aspx&amp;source=gmail&amp;ust=1547709704089000&amp;usg=AFQjCNEL6PaqwsN_r8L3dgCECOakTrmXPA">https://www.marketingasya.com/<wbr></wbr>icerik/bir-cumhuriyet-<wbr></wbr>sevdalisi-alman-mimar-bruno-<wbr></wbr>taut-50.aspx</a></p> <p>5. T&uuml;mer, G. (2007).&nbsp;Taut&rsquo;un &ldquo;Mimar&icirc; Bilgisi&rdquo; &Uuml;zerine Notlar. Mimarlık Dergisi, sayı 337, 2007.</p> <p>6. S&Ouml;ZEN, M. ve TAPAN, M. 50 Yılın T&uuml;rk Mimarisi. İstanbul: İş Bankası K&uuml;lt&uuml;r Yayınları, n.122, 1973.</p> <p>7. Tek ve Sıra Evler. Arkitekt, n.8, 1937, ss. 211-218.</p> Wed, 16 Jan 2019 11:00:00 +03 Bir Başkası Gibi Çizmek http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/bir-baskasi-gibi-cizmek/1271 Hakan Yörük <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/bir-baskasi-gibi-cizmek/03.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p><span class="fotograf-yazi">Ken Adam'a ait iki eskiz. The Madness of King George (1994) ve The Spy Who Loved Me (1977)</span></p> <p>Kalina Ivanov bir rop&ouml;rtajında ş&ouml;yle diyor: "Belki de İngilizce ana dilim olmadığından, d&uuml;ş&uuml;ncelerimi aktarırken kelimeler yerine eskizlerime daha &ccedil;ok g&uuml;veniyorum. Bir par&ccedil;a parş&ouml;men kağıdı alıyorum; başlıyorum &ccedil;izmeye. Kağıt &uuml;zerinde kabaca denemeler yaparken yakaladığım ritm, bir s&uuml;re sonra tasarımın yavaş yavaş belirginleşmesine yardımcı oluyor. Bu &ouml;yle bir s&uuml;re&ccedil; ki, sadece kafamdakiler ve tuttuğum kalem dışında her şeyi unutup kendimi kaybettiğim &ccedil;ok oluyor. Kimi zaman bir bakmışım konseptimi &uuml;zerine kurduğum onca &ouml;rnek g&ouml;rselden tamamen farklı, fakat daha tatmin edici bir yerde bitiriyorum eskizleri. Kimi zaman ise kalem oynatmaktan aciz &ouml;n&uuml;mdeki kağıda &ouml;ylece bakakalıyor ve en nihayetinde başa d&ouml;nmeye karar veriyorum."</p> <p>Eskiz, -t&uuml;m tasarım dallarında olduğu gibi- set tasarımının da en b&uuml;y&uuml;k vazge&ccedil;ilmezlerinden. &Ouml;nemi ve değeri tartışılmaz bir bi&ccedil;imde yerini koruyadursun, tarzı ve amacı film yapım s&uuml;reci i&ccedil;erisinde pek &ccedil;ok etmene bağlı olarak değişkenlik g&ouml;sterebiliyor. Elde edilmek istenen sonu&ccedil; &uuml;r&uuml;n, projenin &ouml;l&ccedil;eği ve kapsamı, tasarımcının yaklaşımı ya da y&ouml;netmenin beklentisi, eskizin hangi aşamada ne ama&ccedil;la kullanılacağını belirleyen pek &ccedil;ok durumdan yalnızca birka&ccedil;ı. Ivanov'un da tariflediği gibi eskiz, araştırma ve d&uuml;ş&uuml;nme s&uuml;recinin hemen ardından konsept arayışının bir par&ccedil;ası olarak kağıt &uuml;zerinde hızlıca ve kabaca belirebileceği gibi, detay ve kompozisyon yolunda tasarımcının en b&uuml;y&uuml;k yardımcılarından biri de olabiliyor. S&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde y&ouml;netmen ve tasarımcı arasındaki iletişimin olmazsa olmazı olan eskiz, bazense s&uuml;recin sonunda elde edilmek istenen &uuml;r&uuml;n&uuml;n ta kendisi olarak da hedeflenebiliyor.</p> <p>Ivanov r&ouml;portajının sonunda şunu ekliyor: "Eskizlerimden hi&ccedil;biri dokunulmaz değil. &Ccedil;izim tarzımda da hi&ccedil;bir zaman inat&ccedil;ı olmadım. Hikayenin konusu ve t&uuml;r&uuml;ne bağlı olarak, gerekli havayı yakalamak adına bir başkası gibi &ccedil;izdiğim de &ccedil;ok oldu." Bu nokta epey &ouml;nemli; zira Ivanov, film tasarımı a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a kritik, uygulaması ise o kadar zor olan bir konuda yorum yapıyor: bir başkası gibi &ccedil;izmek. Konu asla taklit&ccedil;ilik değil; tam aksine en hakiki olanı aramak adına ortaya konmuş olduk&ccedil;a d&uuml;r&uuml;st bir &ccedil;aba. Peki ya neden? Ivanov'un iki eskizi &uuml;zerinden durumu &ouml;rnekleyelim.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/bir-baskasi-gibi-cizmek/04.jpg.jpeg" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">&copy; Kalina Ivanov</span></p> <p>Eskizlerden ilki, Abraham Lincoln suikastini konu alan Robert Redford imzalı The Conspirator (2010) filmi i&ccedil;in &ccedil;izilmiş. Lincoln'un vurulduktan hemen sonra tiyatro salonundan sokağa taşındığı an g&ouml;sterilmeye &ccedil;alışılıyor. Zafer G&uuml;n&uuml; kutlamaları ve coşkusu, dakikalar &ouml;nce ger&ccedil;ekleşen suikastin neden olduğu korku ile harmanlanıyor ve ortaya coşku ile h&uuml;zn&uuml; tek potada eriten kaotik ve de ironik bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; &ccedil;ıkıyor. Ivanov, i&ccedil;inde bulunulan karanlık ve karmaşık havayı taraması bol, zengin bir kompoziyonda, k&ouml;m&uuml;r ve kurşun kalem yardımıyla yakalıyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/bir-baskasi-gibi-cizmek/05.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">&copy; Kalina Ivanov</span></p> <p>İkinci eskiz ise Edith Bouvier Beale'ın hayatının anlatıldığı 2009 yapımı bir HBO filmi olan Grey Gardens i&ccedil;in. Kaygısız, bohem bir hayatı merkezine alan, 1930'ların dekorunu &ouml;n plana &ccedil;ıkaran bir eskiz bu. İlkine kıyasla daha anlaşılır ve temiz bir kompozisyon tercih edilmiş. Soldaki lezbiyen &ccedil;ifti, etrafa sa&ccedil;ılmış i&ccedil;ki şişe ve bardaklarını, sağda keyifle sigarasını i&ccedil;en adamı ya da m&uuml;ziği kolaylıkla diğerlerinden ayırt etmek m&uuml;mk&uuml;n. Doygun renk se&ccedil;imi ve desen &ccedil;eşitliliği ise siyah arka plan &uuml;zerinde bir adım daha &ouml;n plana &ccedil;ıkıyor, periyodun yansıtılmasında aktif bir rol oynuyor.</p> <p>Bu iki &ouml;rnekten de anlaşılabileceği &uuml;zere eskiz, i&ccedil;inde barındırdığı hikaye unsurlarının ve bağlamının yanı sıra, tarzı ve dışavurumu ile etkisini katbekat artırabiliyor. Farklı tasarım dallarına g&ouml;re avantaj ve dezavantajları &ccedil;eşitlilik g&ouml;sterebilecek bu durum, konu film olunca yerini bir nebze daha g&uuml;&ccedil;lendirmiş durumda. Zira, film tasarımcıları i&ccedil;in "bir başkası gibi &ccedil;izme" konusu pek de yabancı değil; hatta &ccedil;oğu tarafından sık&ccedil;a kullanılan bir konsept. Pek &ccedil;ok film kendi i&ccedil;inde farklı bir anlayış ve yaklaşım gerektirdiğinden, tasarımcılar da her projede kendilerini yenileme, bazense tamamen değiştirme ihtiyacı duyuyor. Bu sebeple, salt hikaye ve karakter odaklı, ger&ccedil;ek ve inandırıcı bir mekan tasarlamak adına kişisel zevk ve yaklaşımlarından arınıp bir başkası (&ccedil;oğu zaman bahsi ge&ccedil;en karakter ya da temsil edilen d&ouml;nem ve mekanın tasarımcıları) gibi d&uuml;ş&uuml;nmeyi ve tasarlamayı kendine ama&ccedil; edinenler, bir başkası gibi &ccedil;izme konusunda pek de zorlanmıyor. Tarkovsky'nin de dediği gibi yedinci sanat, bu noktada tarihin en b&uuml;y&uuml;k sahtekarlarının omuzlarında y&uuml;kseliyor.</p> Thu, 10 Jan 2019 11:38:00 +03 Bahçedeki Ağaç Yapı Enerji Kullanımına Nasıl Etki Eder? http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/bahcedeki-agac-yapi-enerji-kullanimina-nasil-etki-eder_/1269 Oğuzhan Koral <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/agac_enerji/enerji_agac_deney.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Department of Energy'nin (DOE) geliştirdiği EnergyPlus ve Lawrence Berkeley National Laboratory tarafından geliştirilen Radiance a&ccedil;ık kaynak yazılımları kullanılarak yapıların ısıtma ve soğutma y&uuml;kleri, y&uuml;zeylerinde oluşan sıcaklık değerleri, g&uuml;neşlenme ve g&ouml;lgeleme saatleri, i&ccedil; ortam aydınlatma miktarları, şeklinde detaylı n&uuml;merik hesaplamalar yapılabilmektedir.</p> <p>T&uuml;m bu hesaplamalar yıllık olarak (8760 saat i&ccedil;in) yapı malzeme bilgisinin(kalınlıklar, ısı iletkenlik değerleri, y&uuml;zey ışınım miktarları vb.), iklim verilerinin, konum bilgilerinin tanımlanmasıyla iteratif yollarla &ccedil;&ouml;zd&uuml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/bKidsvpN8nQ" width="730" height="410" frameborder="0"></iframe></p> <p>Yapının konfor mertebesi ve enerji t&uuml;ketimi arasındaki denge noktası, hen&uuml;z tasarım aşamasındayken bu analizlerin yapılmasıyla iyileştirilmektedir. D&uuml;nya'da t&uuml;ketilen enerjinin yaklaşık %40'ının binalardan kaynaklandığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde tasarımın enerji ve konfor performansını artırıcı Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (CFD-Computational Fluid Dynamics) ve Yapı Enerji Sim&uuml;lasyonları (BES-Building Energy Simulation) gibi metodlar g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e &ouml;nem kazanmaktadır. Bu iki y&ouml;ntemin birleştirilmesiyle kurgulanacak tasarım konfor&amp;enerji tasarrufu a&ccedil;ısından &ccedil;ok daha iyi bir seviyeye erişecektir. Sim&uuml;lasyonlar esnasında &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k detaydaki farklı pasif ya da aktif sistem değişikliklerinin dahi ciddi kazanımlar sağlayabileceği hesaplanabilmektedir.</p> <p>Bu &ccedil;alışmada, &ccedil;evresel fakt&ouml;rlerin yapının ısıtma ve soğutma y&uuml;klerindeki enerji t&uuml;ketimine nasıl etkisi olabileceği &uuml;zerine yoğunlaşılmıştır. İlk olarak &ouml;rnek proje evinin bah&ccedil;esine dikilecek bir ağacın yerinin ve t&uuml;r&uuml;n&uuml;n BES y&ouml;ntemiyle parametrik olarak analiz edilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef iki temel soru altında birleştirilmiştir; Enerji t&uuml;ketimini azaltabilmek i&ccedil;in bah&ccedil;enizdeki ağacın en uygun:</p> <p>1)Yeri neresidir?<br />2)Yaprak d&ouml;kme mevsimi hangisidir?</p> <p>İki farklı analizin &ccedil;aprazlanarak optimize edilmesi bu iki sorunun cevapları ile m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.</p> <p>İkincil olarak ise enerji etkin sonu&ccedil; veren durumda, ağacın olması ve olmaması durumunda sadece tek ağa&ccedil; &uuml;zerinden r&uuml;zgar dağılımının nasıl değiştiği CFD analiziyle &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmiştir.</p> <p>Analiz yapılan &ouml;rnek evin bulunduğu konum Bursa'nın İznik il&ccedil;esindedir. Yıllık iklim verilerinin &ccedil;alışma b&ouml;lgesine en yakın istasyondan alınması ve doğru bir şekilde analize girdi olarak aktarılması sonu&ccedil;ların tutarlılığı a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Bursa Yenişehir Havalimanı'ndan alınan uzun d&ouml;nem iklim verisi &ouml;rnek evin bulunduğu konuma 26 km kuş u&ccedil;uşu uzaklıktadır.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/iznik%20map.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>G&uuml;neşin yıl i&ccedil;inde izlediği yol her enlemde farklılık g&ouml;stermektedir. Dolayısıyla &ccedil;evresel etmenlerin &ouml;rnek ev &uuml;zerinde oluşturacağı g&ouml;lgeleme de her enlemde farklı olmaktadır. Bu durum da farklı konumdaki optimizasyonların ayrı ayrı ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Aşağıdaki g&ouml;rselde yıl i&ccedil;inde g&uuml;neşin izlediği yolun farklı enlem/boylamlarda nasıl değiştiğini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/sunpaths.jpg.jpeg" /></p> <p>Ağacın olduğu ve olmadığı durum arasındaki oransal farkı anlamak adına ilk analiz ağa&ccedil; olmadan ger&ccedil;eklenmiştir, sonu&ccedil; olarak 83540 kWh yıllık t&uuml;ketim bunulmuştur. Bundan sonra yapılacak optimizasyon analizlerinde bu sonu&ccedil; kıstas alınarak y&uuml;zdelik karşılaştırmalar verilmiştir.</p> <p>828 farklı opsiyonun denendiği birinci analiz sonucunda, birbirine yakın 6 en iyi konum se&ccedil;ilmiştir. G&ouml;rselde belirtilen 1,3 ve 5'inci konumlar bah&ccedil;enin g&uuml;neybatısında, 2 ve 4'&uuml;nc&uuml; konumlar g&uuml;neydoğusunda ve 6'ncı konum g&uuml;neyinde kalmaktadır.</p> <p>Enerji t&uuml;ketimindeki d&uuml;ş&uuml;ş bu konumlar i&ccedil;in %2.44 ile %2.73 arasındadır. Birinci analizde ağacın yaprağını hi&ccedil; d&ouml;kmediği 8760 saat i&ccedil;in g&ouml;lgeleme yaptığı varsayılmıştır. &Ouml;n analizin bir diğer amacı da ikincil yapılacak analizin s&uuml;resini azaltmaktır. Eğer iki analiz beraber yapılsaydı 9 farklı ağa&ccedil; i&ccedil;in 7452 farklı analiz yapılmak zorunda kalınacaktı.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/best%20locations.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Bu &ccedil;alışmadaki 9 ağa&ccedil; tipi Bursa mevsiminde yetişebilen 7'si yapraklarını d&ouml;ken 2'si iğne yapraklı ağa&ccedil; t&uuml;rleridir. G&uuml;neşin her enlemde farklı yolu izlemesi gibi ağa&ccedil;ların yaprak d&ouml;kme mevsimleri de her iklimde farklılık g&ouml;stermektedir. Bu ağa&ccedil;lar belli bir hacme ulaşabilen &ccedil;ınar, s&ouml;ğ&uuml;t, karaağa&ccedil;, g&uuml;rgen, dut, ıhlamur, kavak, &ccedil;am ve selvidir. Yetişkin bir ağacın ortalama hacmi 73,5m<sup>3</sup> (3.5m x 3.5m x 6m) olarak kabul edilmiş ve analizlerde bu hacim esas alınmıştır. İkinci analize ge&ccedil;meden &ouml;nce bu ağa&ccedil; tipleri i&ccedil;in yaprak d&ouml;kme algoritması ağacın saydamlık oranları 8760 satırlık kod şeklinde saatlik analiz i&ccedil;in hazır hale getirildi.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/a%C4%9Fa%C3%A7lar.jpg.jpeg" /></p> <p>Ağa&ccedil;ların ge&ccedil;irgenlik değerlerine g&ouml;re hazırlanan plandan sonra ikinci analiz 54 farklı opsiyon (6 en iyi konum x 9 farklı ağa&ccedil;) i&ccedil;in başlatılmıştır. Analiz sonucunda enerji t&uuml;ketimindeki azalma ağa&ccedil; tipleri i&ccedil;in %2.50 ile %2.63 arasındadır. Her iki analizin sağladığı enerji t&uuml;ketimindeki kazanımlarını topladığımızda elde ettiğimiz değer %5.30'a ulaşabilmektedir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/coalesence%20genomes.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Enerji analizinin tamamlanması ve tek tip ağa&ccedil; ve konum i&ccedil;in ideal yerin belirlenmesiyle birlikte ağa&ccedil;lı ve ağa&ccedil;sız durumda yapı etrafında r&uuml;zg&acirc;r nasıl dağılım g&ouml;stermiş, analiz edilmiştir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/a%C4%9Fa%C3%A7s%C4%B1z%20cfd%20analizi.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Yapının g&uuml;neyinde ağa&ccedil; olmadığı durumda, insan boyu ortalamasındaki kesit &uuml;zerinde g&ouml;sterilen hız dağılımı</span></p> <p>10m referans y&uuml;kseklikte 5m/s ile esen g&uuml;ney r&uuml;zg&acirc;rının dağılımı analiz edilmiştir. Akabinde ise enerji analizinde belirlenen konuma ağacın oluşturacağı basın&ccedil; kayıp etkisi de eklenerek analiz aynı koşullarda tekrarlanmıştır.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/agac_enerji/a%C4%9Fa%C3%A7l%C4%B1%20cfd%20analizi.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Ortalama insan boyu y&uuml;ksekliğinde alınan kesitte hız dağılımı</span></p> <p>İki durum neticesinde basın&ccedil; b&ouml;lgelerinin değişmesiyle birlikte bir tek ağa&ccedil; dahi olsa hava hareketlerinin değişimi g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Ouml;zellikle yapı g&uuml;ney &ouml;n b&ouml;lgesinde hızlarda yavaşlama olmuştur. Bununla birlikte CFD analizlerinden ilerleyen d&ouml;nemde &ccedil;&ouml;z&uuml;mleme hızlarının artmasıyla, yapının r&uuml;zg&acirc;r tarafından y&uuml;zeylerinde oluşan ısı taşınım katsayılarının (U değeri) değişimi de mevsimsel olarak hesaplanıp, enerji analizlerine adapte edilebilir hale gelecektir.</p> <p>Tamamlanan bu &ccedil;alışmada yapı dışındaki peyzaj değişikliğinin, enerji t&uuml;ketimine olan etkisi &uuml;zerinde durulmuştur. Aynı sayısal y&ouml;ntemle cephe şekli, se&ccedil;ilen camlar, g&uuml;neş kırıcılar, i&ccedil; ortamda yer alan malzemelerin yerleşimi vb. senaryolar da analiz edilebilir. Ayrıca CFD analizleriyle de yaya seviyesinde r&uuml;zg&acirc;r konforu ve y&uuml;zey ısı taşınım katsayılarının değişimleri irdelenebilir. Burada belirtilen BES metoduyla tasarım aşamasındaki optimizasyon &ccedil;alışmaları enerji etkin binaların performansını belirlemede &ouml;nemli ara&ccedil;lar haline gelecektir. B&ouml;ylece uzun vadede alt yapısı kurulmuş yapının dijital halinin, işletilmeye başlamasıyla birlikte karşılaştırmalı geri bildirimleri de analiz yazılımlarına geriye işlenerek sistem &ccedil;alışırken de gerekli optimizasyonlara olanak sağlayacaktır. Buradan elde edilecek doğrulanmış veri ise bir sonraki tasarım i&ccedil;in &ccedil;ok daha y&uuml;ksek nitelikli yapıların tasarlanabilmesinin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıp, s&uuml;recin hızlanmasını da sağlayacaktır. Artan şehirleşme, buralardaki kullanıcı yoğunluğu ile beraber insan yaşam kalitesinin arttırılması ve karbon ayak izinin d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi bu ve benzeri veri işleme y&ouml;ntemleriyle m&uuml;mk&uuml;n hale gelecektir.</p> Fri, 04 Jan 2019 13:53:00 +03 Yeni Mezun Bir Mimar. Aynen! http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/yeni-mezun-bir-mimar-aynen/1265 İki Mimar <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/aynen.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Ben 2017 yılında diplomasını almış yeni mezun bir mimarım. Bu yazıyı mimar, i&ccedil; mimar, şehir b&ouml;lge planlamacı fark etmez, geleceğin tasarımcıları olacak sizler i&ccedil;in yazdım. Eğer başka meslekten kişiler, yeni veya eski mezunlar, mimarlığı se&ccedil; se&ccedil;me diye &ouml;ğ&uuml;t veren b&uuml;y&uuml;klerim, maddi kazancı iyi olan m&uuml;teahhit &ouml;z dayım, felsefe do&ccedil;enti k&uuml;&ccedil;&uuml;k amcam, beli, dizi ağrısı bitmeyen ananem, &uuml;niversitede edindiğim sevgililer ve sonunda ayrıldıklarım ve hatta mimarlık fak&uuml;ltesindeki hocalar, mimarlık &ouml;ğrencilerinin velileri, lise hocalarım, yeni adını bilmiyorum ama eskiden adı TEOG'tu ya, onun i&ccedil;in &ouml;zel ders aldığım hocam ve &Ouml;SS sınavı i&ccedil;in gittiğim eskiden dershane şimdiyse &ouml;zel lise olan kurumun y&ouml;neticileri, yanında staj yaptığım mimar patronlar, CAD yazılımı kursları eğiticileri, yazılım ve donanım satanlar, ders &ccedil;alışmayışımın en b&uuml;y&uuml;k sebebi &ccedil;evrimi&ccedil;i ve dışı bilgisayar oyunu &uuml;reticileri, adamı kanser eden tuttuğum futbol takımının başkanı ve teknik direkt&ouml;r&uuml;, bedelli askerliği bir ayla ka&ccedil;ırmama sebep olanlar, &ccedil;izim ve maket malzemesine y&uuml;kl&uuml;ce paraları bayıldığım kırtasiyeciler ayrıca Mimarlar Odası Y&ouml;neticileri, mimarlık okulları b&ouml;l&uuml;m başkanları, dekanlar hatta hatta koca koca rekt&ouml;rler, siz de okuyorsanız... Amenna.</p> <p>Sevgili mimarlık &ouml;ğrencisi, sen de benim gibi bir şekilde sıkıcı lise eğitimini tamamlayıp bir fak&uuml;lteye girdin. Tahmin ettiğin gibi olmadı, fak&uuml;lteye kapağı atınca tam olarak rahatlayamadın değil mi? Sebeplerini ortaya d&ouml;keriz de mezun olduğunda daha da sıkıcı ve boğucu bir ortama d&uuml;şeceğini yavaş yavaş kavrıyorsun sanırım. Şimdi o kavradıklarını bir de ben a&ccedil;ık edeyim.</p> <p>&Ccedil;ok merak ettiğin ve bu y&uuml;zden ilk cevaplayacağım soru şu: Neden hocalar bize kızıyorlar? Ayrıca yaşları arttık&ccedil;a kızgınlıkları daha da artıyor. Hoca kısmı belki daha kolay &uuml;niversite kazandığımıza, onlardan daha &ccedil;ok se&ccedil;eneğe sahip olduğumuza kızıyorlar, belki de bu yolla pek hak etmediğimizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri halde zahmetsizce kendilerine meslektaş olduğumuza... Yoksa onlara piyasada değer verilmediği i&ccedil;in mi? Belki de onları sıkboğaz eden b&ouml;l&uuml;m başkanına, dekana ve hatta rekt&ouml;re hi&ccedil;bir isteklerini kabul ettirememeleri y&uuml;z&uuml;nden devamlı sinirliler ve bizim yaptığımız hi&ccedil;bir şeyi beğenmiyorlar.</p> <p>&Uuml;niversite y&ouml;netiminin hocalara k&ouml;t&uuml; davrandıklarını, eğitim &ouml;ğretim yerine para, makamı &ouml;nemsediklerini s&ouml;yl&uuml;yorlar devamlı. Ayrıca &uuml;niversiteye akademisyen alınırken, liyakat esaslı se&ccedil;im yerine torpile &ouml;nem verdiklerini bazen a&ccedil;ık a&ccedil;ık belirtirler. Okulun fiziki şartlarını beğenmezler, şehri beğenmezler, imar ve şehircilik faaliyetlerini beğenmezler, y&ouml;netimi beğenmezler, bunda da haklıdırlar &ccedil;oğunlukla. Fakat ne yazık &ccedil;oğu hoca (bazılarının hakkını vermek, onları ayrı tutmak gerek) sınıfın dışına &ccedil;ıkınca seslerini y&uuml;kseltemezler. Gazeteye yazı yazsalar, r&ouml;portaj verseler, sosyal medyada yazsalar, meslekleri icabı az da olsa eleştirel olsalar, okuldan atılmaları ve başka bir okulda iş bulamamaları işten bile değildir. Eh bu durumu biz &ouml;ğrenciler mi yarattık? Hayır. Yine de eleştirilerini sadece bize iletirler ve kendileri de &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; bilmediklerinden topluca &ccedil;aresiz kalırız. Sonra sanki tek su&ccedil;lu bizmişiz gibi bir daha bize kızarlar. Bu nesilden mimar filan olmaz ya...</p> <p>Liseye ne demeli? Sadece sınavlarda "net" yapmayı hedefleyen garip bir eğitim sisteminden &ccedil;ıkan biziz. Bir kere devlet okullarının &ccedil;oğunda eğitim kalitesinin d&uuml;ş&uuml;k olması kanıksanmıştır. Mecburen &ouml;zel okullara gider, ailemize yıllar boyu y&uuml;k oluruz. &Ouml;zel ya da devlet liselerinde genelde &ouml;ğrenciye araştırma becerisi doğru d&uuml;r&uuml;st verilmez. Ama&ccedil; "&uuml;niversiteye" hazırlanmak değil, "&uuml;niversite sınavına" hazırlanmaktır. Tek arzulanan, bizim neresi olursa olsun bir yeri kazanmamız, fak&uuml;lteye kapağı atmamızdır. Sanki girdikten sonra her sorun hemen &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;yormuş gibi.</p> <p>Sınava girmeden &ouml;nce ve sonra puanlar a&ccedil;ıklanınca herkes ama herkes mesleğimizin ne olacağına karar vermeye kalkar. &Ouml;rneğin mimar olmak istiyorsunuz, yeni mezunlar "okul &ccedil;ok zor, &ccedil;ok zooorrr, gezmeyi tozmayı, eğlenmeyi unut" derler. Gezip tozmak, eğlenmek bizim kuşak i&ccedil;in &ouml;nemlidir, bunu kabul ediyorum. Hemen ardından gezme tozmanın vatan hainliği olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen genelde meslekte 20 yılını doldurmuş abi ve ablalardan fır&ccedil;a geliyor. Bizim farklı bir kuşak olduğumuzu ve onlara hi&ccedil; benzemediğimizi kabul etmiyorlar. Biz hayatta neyin gerekli olduğunu hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k m&uuml;? &Ouml;n&uuml;m&uuml;ze geldi, biz de faydalandık. Birilerinin &ouml;n&uuml;m&uuml;ze bu fırsatları &ccedil;ıkardığını, hatta fedak&acirc;rlık yaptığını dahi bilmiyorduk. Tabii ki değerini sizler kadar bilemeyiz. Ben gittiğim &ouml;zel lisede &ouml;ğretmenden ne zaman şik&acirc;yet etsem annem okula geldiğinde hep benim haklı olduğumu varsaydı. Babam "Bu okulun &uuml;creti y&uuml;ksek, daha iyi bir okulu kazansaydı keşke, ben fahiş eğitim &uuml;cretlerini sorgusuz sualsiz &ouml;demek zorunda mıyım?" deyince ayıplandı. Fak&uuml;lteye girdim diye bu ger&ccedil;ekleri kavramam m&uuml;mk&uuml;n değil. Bunu kabul edin. Ben okurken de yaşarken de zorlanmak istemiyorum. Ne okuyacaksam, ne g&ouml;receksem olabildiğince az efor sarf etmeli, hi&ccedil; zorlanmamalı, ekonomik şekilde kafa yormalıyım, kafam m&uuml;mk&uuml;nse hi&ccedil; yorulmasın... Hi&ccedil; endişelenmemeli hi&ccedil; zorlanmamalıyım. Bilin ki bu bir yetiştirilme meselesidir. Hem "bizim &ccedil;ektiklerimizi &ccedil;ocuklarımız &ccedil;ekmesin diye &ccedil;alışıyoruz" deyip, hem de bir fak&uuml;lte kazanınca, "bu &ccedil;ocuklar da hi&ccedil; hizaya gelemiyorlar" diye hayıflanılır mı? Biraz tutarlı olsanız iyi olur. Bu sonu&ccedil; basit bir şımarıklık değil, bir s&uuml;recin doğal &ccedil;ıktısıdır.</p> <p>Neyse, bana dediler ki "yanlış kişilerden tavsiye alıyorsun. Senin kuşağına yakın gen&ccedil;lerin işi g&uuml;c&uuml; aylaklık, mesleği bilmiyorlar, usta bir mimarın yanına git". Oradan buradan sordurduk, bizim eniştenin yan komşusu yılların mimarıymış, ger&ccedil;i genelde belediyeye ruhsat projesi &ccedil;izmiş hayatı boyunca. Beni b&uuml;rosunda kabul etti ama her şeyden şikayet&ccedil;iydi, mensubu olduğu mesleği k&ouml;t&uuml;leyip durdu ve &ccedil;ok keskin bir dille "sakın mimar olma" diye uyardı beni. Ailem bu tavsiyeye uymama d&uuml;nden razıydı zaten.</p> <p>Muhakkak sizin de ana babanız tıp doktoru olmanız konusunda ısrarcıdır. Hatta siyatiği y&uuml;z&uuml;nden her daim bı&ccedil;ak saplanması gibi acılar (acaba ka&ccedil; kere bı&ccedil;ak saplamışlar da bunun nasıl bir şey olduğunu biliyor) &ccedil;eken ananeniz, torunu doktor &ccedil;ıkıp ona &ouml;mr&uuml; boyunca bakacak diye hayaller kuruyordur. Mimar olacağım dediğinizde g&ouml;n&uuml;l koyar. Etrafımızdakiler kendilerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, biz hayatımızda iyi kazanacağımız rahat edeceğimiz bir meslek isteriz.</p> <p>İşte bu doğal isteği kefeye koyunca diğer kefedeki Mimarlık mesleği tartıyı bir t&uuml;rl&uuml; eşitleyemiyor aslında. "O zaman ananı, babanı, dedeni nineni dinleyip neden tıp se&ccedil;medin" diyorsanız, &ouml;yle bir puan alamamıştım ama bir ara ek kontenjandan girme şansım bile oldu. &Uuml;lkedeki &uuml;niversitelerin boşluğunu g&ouml;r&uuml;yor musunuz? İş ciddiye binince tıp mezunu olmak i&ccedil;in yıllarca okumak gerekliliği de aklıma geldi ve bu karar mizacıma uygun d&uuml;şmedi. Yine mimarlığı se&ccedil;meyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m, bu sefer mesleğine &acirc;şık bir mimar buldum. Bana mimarlığı &ouml;ven tavsiyeler verecekti. Verdi de: sonlanmaz şekilde maddi sıkıntı i&ccedil;inde ancak bir asker gibi, her daim m&uuml;cadeleden, devrimden filan bahsediyor. Yok aslında bu da bana uygun değil, devamlı neden ve kime karşı m&uuml;cadele edeceğimiz ve mimarinin neden bu kadar siyasi bir mesele olduğunu anlayamadım.</p> <p>Artık kararsız kaldım, olayları akışına bırakınca bir şekilde bir &uuml;niversiteye hem de bir mimarlık fak&uuml;ltesine girmiş bulundum. Daha başından farklı bir ortamdı burası. Elişi dersleri dışında elime makas, uhu almamış, resim dersleri yerine m&uuml;zik derslerini tercih etmiş (plastik fl&uuml;tle iki &uuml;flesem ge&ccedil;er not alabiliyordum) elyazım pek bir k&ouml;t&uuml; ve &uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k lise ikinci sınıftaki geometri dersinden sonra elime cetvel değmemişti. Teknik resimde bir t&uuml;rl&uuml; istenenleri d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;izemiyordum. Boynum ağrımaya başlamıştı. Sonra hoca geldi "Herkes mimar olmak zorunda değil. Senden mimar olmaz" dedi. Haydaaa!</p> <p>Cevaben, "Senden hoca olmuş mu peki" diyemedim. Nasıl bir kendini &uuml;stten g&ouml;rmeydi bu, nasıl bir zevzeklikti! Sen misin buna karar veren, seni buraya b&ouml;yle kararlar veresin ve &ouml;ğrenciyi meslekten soğutasın diye mi diktiler? Ne yani, ben senin bu &ccedil;emkirmeni ciddiye alıp mimarlıktan vazge&ccedil;sem bilimsel bir gelişmeye yardım mı etmiş oluyorsun?</p> <p>Yalnız bu aşağılanma bende tam ters etki yaptı, bana faydalı oldu. Hırslandım. İnat&ccedil;ıydım ama projelerden bir t&uuml;rl&uuml; ge&ccedil;emiyordum, her şeyden &ouml;nce araştırma yapmayı bilmiyordum ki... Hocalar yine bizi ilgisizlikle su&ccedil;luyor, internet dışında bir kaynak bulamadığımız i&ccedil;in aşağılıyorlardı. K&uuml;t&uuml;phaneye gitmeye karar verdim, bizim fak&uuml;ltenin kendine ait bir k&uuml;t&uuml;phanesi yoktu ki, s&uuml;resiz tadilattaymış. Ben okuduğum s&uuml;rece &ccedil;ok az a&ccedil;ık kaldı. Merkez k&uuml;t&uuml;phanesi de mimarlık alanında bomboştu. Devlet &uuml;niversitelerinin k&uuml;t&uuml;phanelerine gitmek gerekiyordu ama oraları da dışarıdan gelenlere kapalıydı. Başka &uuml;niversitelerden &ccedil;ok fazla kişi geliyormuş, baş edemiyorlarmış.</p> <p>Proje bir t&uuml;rl&uuml; oturmuyordu, hocaların aşağılamaları s&uuml;rerken ben de &ccedil;alışmamaya devam ediyordum. Bir keresinde neden &ccedil;alışmadığımı soran hocaya "Tembellik hakkımı kullanıyorum" deyince &ccedil;ok ilgilendi, nihilizmden girdi başka felsefi kavramlardan &ccedil;ıktı. Lafarque gibi laflar etti. Hi&ccedil;birine uygun cevabı vermemiş olmalıyım ki heyecanlandığı şey fos &ccedil;ıkmış gibi hayal kırıklığına uğradı. Bense aslında hi&ccedil;bir a&ccedil;ıklamaya gerek olmayacak şekilde, hi&ccedil; de felsefi yanı olmadan "tembel" olmak istiyordum. Hem Lafarqueder?</p> <p>Sonra hoca &ccedil;ekti &ouml;n&uuml;ne eskiz kağıdını, kendisi ş&ouml;yle b&ouml;yle yoldan git, şu b&ouml;l&uuml;mleri kendin araştır dedi. Ben dediğini yapıp kursta &ouml;ğrendiğim i&ccedil;in AutoCAD'te &ccedil;izdim, sonra bir daha d&uuml;zeltti, ben temize ge&ccedil;tim, sonra bir daha filan... &ouml;yle &ouml;yle kendimden pek bir şey katmadan verdim projeleri ge&ccedil;tim.</p> <p>Bazen j&uuml;riler oluyordu, kendi hocamın dediğini yapıyordum ama j&uuml;ride diğer hocalar eleştirirken o kolayca aradan sıyrılıyordu. Yahu hocam, sen demedin mi şurasını ş&ouml;yle yap? Kendi tavsiyelerini kendisi g&ouml;m&uuml;yor, su&ccedil;lu ben oluyorum! Asistanlar daha fena. Hocaların yanında ayrı, tek başına kaldığımızda ayrı konuşuyorlar.</p> <p>Bir de hocaların kendi aralarında &ccedil;ekişmeleri var. Bazen olayları a&ccedil;ık a&ccedil;ık bize anlatırlar, sonra bir yorum yaptığımızda (biz de gıybet yapmayı seviyoruz :) "Sen &ouml;ğrencisin, sen karışma" derler. Aslında k&uuml;&ccedil;&uuml;k hesaplar peşinde olanlar biz değiliz galiba.</p> <p>&Ouml;devlere ne demeli? Her hoca kendi dersini mimarlığın temeli olarak g&ouml;r&uuml;yor. Muhakkak &ouml;yledir ama faydasız &ouml;devler, peşinden ezbere dayalı sorularla dolu vizeler sınavlar gelir. Yahu şehircilik var, sanat tarihi, mimarlık tarihi, mukavemet, statik, yapı fiziği ya da iklimlendirme, ince yapı, eski eser restorasyon, bazen arka arkaya &uuml;st &uuml;ste &uuml;zerimize geliyorlar. Bazı hocalar derste slaytı a&ccedil;ıyor ve onu okuyor. Evet, koskoca &ouml;ğretim g&ouml;revlisi hayatını adadığı konuyu dersi karanlık ortamda sınıfta, slayttan birebir okuyor. Doğal olarak bizim de o derslerde uykumuz geliyor, uyuyanları tespit edip derste yoklamadan ismini siliniyor. Başkasının adına imza atanı kontrol etmek yok ama uyuyanı ya da ge&ccedil; kalanı sınıfın &ouml;n&uuml;nde azarlamak tatlı. Derste uyuyan değil uyutan su&ccedil;ludur bence. Hoca kendi uzmanlık alanıyla ilgili iki c&uuml;mle kuramıyor ama bizden yaratıcılık istiyor ve bu sıkıcı konuları s&uuml;nger gibi &ccedil;ekip kendi projemizle birleştirip sonu&ccedil; &ccedil;ıkarmamızı emrediyor. Sanki o dersler mimarlık i&ccedil;in değil, başka bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n zorunlu dersi, ge&ccedil;ilmesi gereken farklı konular gibi... Inkilap Tarihi bile ezberlenmez ya da slayttan okunmaz.</p> <p>Bir de inek arkadaşlar var. Not i&ccedil;in her şeyi yaparlar. Hatta az not almışlarsa hocayla gidip &ouml;zel olarak konuşup ne gerekiyorsa onun yalanını s&ouml;ylerler. Ne &uuml;st&uuml;n yetenekli ne de bu mesleğe g&ouml;n&uuml;l vermişlerdir. &Ccedil;ok not almaları gerekir. Eğer ben bir dersi &ccedil;ok sevip hasbelkader ondan y&uuml;ksek almışsam &ccedil;ıldırır. Bir g&uuml;n hocanın odasına gidip benim notumum (kendisinin değil benim) d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesini talep etmiş. Hoca odasında bu arkadaşı kışkışlamış, ertesi ders g&uuml;n&uuml; "Sadece kendi notunuz sizi ilgilendirir, resmi olarak aldığınız nota itiraz edebilirsiniz. Ancak başkalarının notunu indirin arttırın diye bana gelmeyin" dedi.</p> <p>Sonra ders notları ve &ouml;devlerin i&ccedil;eriklerini saklarlar bazı sınıf arkadaşları. Şaşırmayın, ger&ccedil;ekten saklarlar, &ccedil;ok hırslıdırlar. Bir g&uuml;n birine sordum "şu derste neler isteniyor &ouml;dev olarak, derse katılmadım o g&uuml;n" diye. "Gelseydin, ben sana s&ouml;yleyip de kendime rakip yaratamam" dedi. "Sen neyin kafasını yaşıyorsun" dediğimde herkesin onun başarısını kıskandığından şikayet&ccedil;i oldu. Ben de "2019 yılı besi hayvanları i&ccedil;in otlak ve mera metrekare kullanım fiyatlarını, resmi gazeteden bakabilirim sana ihtiyacım yok" şeklinde anlaşılması zor bir ironi yaptım. Anlamadı.</p> <p>Ben kendi keyfime bakmalıyım, onunla mı uğraşacağım. &Uuml;niversitenin &ouml;n&uuml;nde vale var. Bir kere dayımın Passat'ına el koydum, kız arkadaşımı evinden aldım, &uuml;niversiteye geldik, park yeri arıyorum, park edip &uuml;niversiteye gireceğiz. Arabanın klima ayarını defalarca değiştiren sonra hızını alamayıp radyo istasyonlarını kurcalayan, &ouml;n koltuğa kurulmuş sadece 17 g&uuml;n kız arkadaşım olacak hatun kişi "valeye versene aşkım" deyiverdi. Kız i&ccedil;in de &ouml;nemli belli ki vale hizmeti alacak kadar zengin olmam. Mecburen dediğini yaptım, vale teslim noktasına nazır kafede oturan aynı kafadaki kız arkadaşlarına nispet yapar bir havayla arabadan indi. Benim har&ccedil;lığın b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml; ilim irfan yuvasının kapısında &ccedil;alışmasına izin verdiği bu gereksiz hizmete gitti. Dayıma s&ouml;yleyemedim, har&ccedil;lık istediğimi zannederdi, felsefe do&ccedil;enti amcama anlattım, hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden "o kızı hemen bırak ve kendine gel" diye beni sert&ccedil;e uyardı. Ona g&ouml;re &ouml;n&uuml;nde vale hizmeti olan &uuml;niversiteden hayır gelmezmiş.</p> <p>Mezun olduğum &uuml;niversitenin rekt&ouml;r&uuml; neredeyse her hafta televizyondaki a&ccedil;ık oturumlarda iktidar lehine siyasi g&ouml;r&uuml;ş bildirirdi. Fakat biliyorduk ki hocalar bir sorunu &ccedil;&ouml;zmek i&ccedil;in onunla g&ouml;r&uuml;şmek istediklerinde hi&ccedil; ilgilenmezdi. Sekreteri "kesin size geri d&ouml;neceğiz" dese bile... Biz diğer fak&uuml;ltelerle birlikte t&uuml;m eğitimimizi depreme dayanıklılığı tartışmalı kat otoparkından devşirme bir binada g&ouml;rd&uuml;k. Mimarlık b&ouml;l&uuml;m&uuml; kadrolu hocaların odası, eskiden arabaların katlara inip &ccedil;ıkmalarını sağlayan rampa &uuml;zerindeydi. Bildiğin %20 eğimli d&ouml;ner rampa. Allahtan demir doğrama &uuml;zerine OSB kaplama ile zemini d&uuml;zeltmişler. Yoksa d&uuml;ş&uuml;nsenize, tekerlekli ofis sandalyesine otursalar eğer masaya kendilerini bağlamazlarsa bir boş anlarında hepsi en alt kota toplanırlardı! T&uuml;m mimarlık b&ouml;l&uuml;m&uuml; i&ccedil;in ayrılan yer, 7-8 metrelik uzunluğu ve genişliği 2.50 olan yay şeklinde bir mek&acirc;ndı. B&ouml;l&uuml;m başkanının odası yoktu, yani &ouml;nemli bir konu konuşmak i&ccedil;in &ouml;zel bir mek&acirc;n bulamazdınız. &Ccedil;oğu proje dersimizi ikinci bodrum katta penceresiz havalandırması olmayan bir st&uuml;dyoda yapardık. Birinci bodrumda yemekhane olduğundan bazen ortalığı koku basardı. Yan tarafta mescit olduğundan Cuma g&uuml;nleri koridorda &ccedil;ınlanan ezan sesiyle kapıdan &ccedil;ıkarken bırakılmış ayakkabı yığınına basmadan koridordan ge&ccedil;memiz gerekirdi. Kamp&uuml;s i&ccedil;indeki ortak mek&acirc;nlarda orta yaş &uuml;st&uuml; teyzelerin salon takımı gibi s&uuml;sl&uuml; varaklı, garip lake koltuklar ve masalar g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k. M&uuml;tevelli heyeti başkanının batan bir hastanesi varmış, onun koltuklarıymış. Kendisi kış g&uuml;n&uuml; beyaz pantolon ve beyaz deri ayakkabılarla okulun her tarafında herkese g&uuml;l&uuml;c&uuml;k dağıtırdı.</p> <p>Evet, bu dersliklerde, bu koltuklarla bizden iyi mek&acirc;n tasarlamamızı isterler. Hocalar devamlı fır&ccedil;a atar durur. Biz &ccedil;izdiğimiz mek&acirc;nı tahayy&uuml;l edemeyiz ki, "kesit b&ouml;yle mi &ccedil;izilir" diyen hocalar bizden mimar filan olmayacağını beyan ederler ama kimse de sormaz ki bize kesit &ccedil;izmeyi &ouml;ğreten oldu mu hi&ccedil;? Kendi kendimize &ouml;ğrenebilsek onlara ihtiya&ccedil; kalmayacak. Ş&uuml;kretsinler ki bizler tembellik hakkımızı korumak gibi kutsal bir ama&ccedil; i&ccedil;in didinip uğraşıyoruz.</p> <p>Onların zamanında &ouml;ğrencilik b&ouml;yle miymiş, &ccedil;izmek i&ccedil;in cetvel, kalem, k&acirc;ğıt dahi bulamazlarmış. Şimdi bilgisayar varmış...mış. Biz &ccedil;ok şanslıymışmışız.</p> <p>Pek değiliz aslında: Bir kere o bilgisayardan herkeste var. Kullanmamız yasak. Sch&ouml;ller marka k&acirc;ğıt isterler, &ccedil;ıktıları fotoblok &uuml;zerine getirmeyene kızarlar, &ccedil;ok pahalı kırtasiye malzemesi isterler, bilgisayar kullanırsak kızarlar. Onlara para yetiştirmek de b&uuml;y&uuml;k dert. Sadece kaliteli malzeme kullanmak da olmaz, o malzemeye gereği gibi davranmak gerekir. Yine de yaranamayız.</p> <p>Bir de hocalar konuşmamıza takmışlar. &Ccedil;ok "kanka, kanki, kankito" diyormuşuz. İnanmadım saydım, g&uuml;n i&ccedil;inde 127 kez kanka demişim. &Ccedil;okmuş ger&ccedil;ekten de d&uuml;zelteceğim inşallah. Bak harbiden yapacağım, kanka!</p> <p>Bir hoca da taktı "aynen" lafına. Bizim i&ccedil;in "evet, tamam, olur, uygun, yaparım, yapacağım, doğru, gelirim, giderim..." ve bunlar gibi t&uuml;m olumlu kelimeler i&ccedil;in "aynen" kelimesini kullanmak doğru ve moda olanı. Dil tembelliğiymiş, p&ouml;h. Bir şey diyecektim ama &uuml;şendim şimdi.</p> <p>Maket yaptırmakta, projede sağdan soldan biraz yardım almakta ne gibi bir yanlış olabilir ki? İşsiz bir s&uuml;r&uuml; yapı teknikeri var. Onlar &ouml;ğrenci projeleri &ccedil;izebiliyorlar, ben paramla onlara iş imk&acirc;nı sağlıyorum, mezun olduğumda da aynı adamı &ccedil;alıştırabilecek durumdayım belki. Amcama &ccedil;aktırmadan, dayımın iş yerinde &ccedil;alışan, yeni &ccedil;ocuğu olmuş ve paraya &ccedil;ok ihtiyacı olan bir abiye yapı projemi &ccedil;izdirdim. Hoca yine beğenmedi ama durumu &ccedil;akozlamadı; ben de dersten ge&ccedil;ince herkes kazanmış olmadı mı? Tekniker bebeğine zıbın alıyor, dayım yeğenine koltuk &ccedil;ıkıyor, hoca daha az sinirleniyor ve ben de mezun oluyorum, diplomam oluyor, &uuml;lke bir mimar daha kazanıyor, annem babam iktidardaki partiye "yiyorlar ama &ccedil;alışıyorlar. Bak liseyi bitiremez denen oğlan, mimar &ccedil;ıktı" diye s&ouml;zde istemeye istemeye oy veriyorlar. Ne var ki bunda, win-win işte. Kazı kazan...</p> <p>Bazı &uuml;niversitelerde mezuniyete kadar, bazılarında &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıfa kadar, bazılarında ise ikinci sınıfa kadar bilgisayar ile tasarlamak &ccedil;izmek yasaktır. Neden? Bazı hocaların bilgisayarla &uuml;retmeyi k&uuml;&ccedil;&uuml;msemeleri hi&ccedil; bilgisayar bilmemelerinden kaynaklanıyor olamaz mı? Yok efendim, eskiz &ccedil;izmek d&uuml;ş&uuml;nme şekliymiş. Anladık ve onun i&ccedil;in pek kullanmasam da rulo eskiz k&acirc;ğıdı aldım ve bir de kalın portmin kalemim var. Fakat bunlara sahip olunca eskiz &ccedil;ıkmıyormuş. O zaman bırakı eskiz &ccedil;izmeyelim. Alın dediler aldık, eskiz malzemeleri bir kenarda duruyor işte.</p> <p>Başka bir mesele de staj yapacak yerin bulunmasıdır. Dayım yine imdada yetişir ve "Naylon bir tane ayarlarım" der. Bense amcamın gazına gelir, "Ger&ccedil;ek bir tasarımcı mimarın yanında iş &ouml;ğreneceğim" deyince, işvereni olduğu bir mimari b&uuml;roya beni sokar. Diğer stajyerler genelde ozalit&ccedil;iye, belediye ruhsat işini takibe ve hatta patronun karısının elbiselerini kuru temizlemeciden almaya g&ouml;nderildiği halde ben orada da torpilliyimdir. B&uuml;roda &ccedil;izim yaparım, genelde &ccedil;izdiklerimi TOKİ tipi konutlardır. İmar mevzuatı değiştiği i&ccedil;in, eski mevzuattaki haklarını kaybetmemek telaşıyla m&uuml;teahhitler &ccedil;ıldırmış&ccedil;asına iş buyururlar. Ay sonu geldiğinde maaş almak gibi bir h&uuml;lya ile dolup taşarım ama verilmez bir şey. "İşi &ouml;ğreniyormuşum, bundan daha iyi maaş mı olurmuş?" SGK primini zaten devlet &ouml;d&uuml;yor, bari &ouml;ğle yemeklerini verselermiş diye i&ccedil;imden ge&ccedil;iririm. Dayıma gider, durumu anlatırım, "Sana boşuna stajı naylon halledelim dedim, sen inat ettin." deyip konuyu kapatır.</p> <p>Mimarlar Odası'na gidersin, &ouml;ğrenci inisiyatifi filan vardır ama orada da mimarlık mesleğiyle ilgili ve tabii mezun olduktan sonra iş bulma konularında ve tabii maaşlı mimarlar i&ccedil;in destek pek yoktur. Etkinliklere katıl, etkinlikte g&ouml;rev al. Tamam anladık, sonra? Sonrası yok. Onlar i&ccedil;in &ouml;nemli konu, oda y&ouml;netiminin "dincilerin" eline ge&ccedil;memesidir. 30 yıldır aynı gruptan, genelde aynı kişilerden oluşan y&ouml;netim, iktidarı kaybetmemek i&ccedil;in se&ccedil;im zamanları &ouml;yle bir cevvalleşir ki sormayın.</p> <p>Mezun oldum, iş yok. Dayımın da durumu fenalaştı, ekonomik durgunluk sonrası geri d&ouml;nen &ccedil;ekler y&uuml;z&uuml;nden şirkete bile nadir gelmeye başladı. L&uuml;ks konutlar elde kaldı, yaprak kıpırdamıyor. Konkordato ilan etti edecek. Amcam, "Ne olur ne olmaz, o şirkette durma, evde kalman daha hayırlı" demeye başladı. Ben de y&uuml;ksek lisans yapmaya karar verdim. Babam ve annem anaokulundan beri eğitimime &ccedil;uval dolusu para verdiklerini ve bir de y&uuml;ksek lisans i&ccedil;in vakıf &uuml;niversitesine para ayıramayacaklarını s&ouml;ylediler. Burs bulmam gerekiyordu ama benim daha bir portfolyom dahi yoktu. ALES'te &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k not almıştım, dil puanım da iyi değildi. Puan y&uuml;kseltmek i&ccedil;in kurs bakındım ama bulamadım. Yine de babam, parti il teşkilatına daha sık gitmeye başladı, belki bir burs bulabilirmiş benim i&ccedil;in. Evde bilgisayar oyunları oynamaya devam ediyorum ama boş değilim, &uuml;reticiyim. Oyunlarla ilgili bir Youtube kanalı a&ccedil;tım. Dediklerine g&ouml;re oradan para &ccedil;ok &ccedil;ok &ccedil;ok kazanılıyormuş. Fakat bir t&uuml;rl&uuml; gerekli abone sayısına ulaşamadığım i&ccedil;in para kazanamaya başlayamadım. B&ouml;yle giderse Youtuberlığın da peşini bıraktım bırakacağım.</p> <p>Pek bir olumsuz yazdım, farkındayım. Nasıl &uuml;şenmedim, hayret. Bu yazıyla lin&ccedil; edilme ihtimalim dahi var. Fakat yine de canın sıkılmasın. B&uuml;t&uuml;n bunların mizansen olduğunu bilmeni isterim. &Ouml;rneğin, mezun olduğum &uuml;niversite İstanbul'un ortasında Metrob&uuml;s yolundan g&ouml;r&uuml;nen bir bina değildir. Zaten yukarıda anlatılan her şey Patogonya'da ge&ccedil;iyor. Patagonyalı gen&ccedil;leri uyarmak istedim ama sadece T&uuml;rk&ccedil;e bilebildiğimden uyarılarımı T&uuml;rk&ccedil;e yazdım. Kimse &uuml;zerine alınmasın, bunlar &uuml;lkemizdeki mimarlık eğitimi ve sonrasında mimarlık meslek pratiği detayları değil. Rahat olun.</p> <p>Haa, unutmadan, kankalar videomu beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın! Aynen.</p> <div class="mcePaste" data-wd-pending="" id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"></div> Tue, 25 Dec 2018 16:48:00 +03 Good Vibes Only* ve Hollanda Tasarım Alemi http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/rotterdam_tasarim_hollanda/1255 Burcu Bilgiç <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/madurodam-1.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Hollanda tasarımının toz pembe dünyasına nefes kesen bir yolculuk.<br><br><p>T&uuml;rkiye&rsquo;den bir gazeteci grubu olarak, Hollanda tasarım alemine Ekim ayında yaptığımız gezinin ilk iki g&uuml;n&uuml;nden kısa notlar:</p> <p>1. Hollanda'daki mimarlık firmaları kendi vizyonlarını d&uuml;nyaya pazarlama konusunda olduk&ccedil;a &ccedil;alışkanlar.&nbsp;Bu vizyonlar &ccedil;oğunlukla, Hollanda'nın &uuml;rettiği teknoloji odaklı tasarım bilgisiyle ilişkili.</p> <p>2. Hollanda'nın kendine bir tasarım k&uuml;lt&uuml;r&uuml; inşa edebilmesi i&ccedil;in Het Nieuwe Instituut'de sıkı bir arşiv tutuluyor.</p> <p>3. Hollanda Devleti, 2017-2020 arası k&uuml;lt&uuml;r politikaları &ccedil;er&ccedil;evesinde, T&uuml;rkiye ile tasarım ve yaratıcı end&uuml;striler &uuml;zerinden ilişkiler kuruyor (yazının sonunda bir a&ccedil;ık &ccedil;ağrı duyurusu var).</p> <p>4. Good Vibes Only.</p> <p>Bu notları elimden geldiği kadar a&ccedil;maya &ccedil;alışacağım ama &ouml;nce geziye dair birka&ccedil; detay vermek istiyorum. Hollanda Devleti'nin davetlisi olduğumuz (bkz. yukarıdaki &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; madde) gezi programı olduk&ccedil;a detaylı ve &ouml;zenli planlanmıştı. Hen&uuml;z Hollanda&rsquo;ya varmadan, t&uuml;m gezi programını online takip edebildiğimiz uygulamayı telefonlarımıza y&uuml;kledik (b&ouml;ylece geziye başlamadan Hollanda devletinin b&ouml;yle bir uygulama &ldquo;tasarlatmış&rdquo; olmasından etkilenmiş halde u&ccedil;ağa bindim). Farklı &ouml;l&ccedil;eklerde ve alanlarda &uuml;reten tasarımcılarla g&ouml;r&uuml;şt&uuml;k ve nesnelerin tasarımının &ouml;tesinde; s&uuml;re&ccedil;lerin, kullanımların, geleceğe dair fikirlerin tasarlandığı bir alana girdik. Hollanda Devleti'nin davetlisi olarak gittiğimiz i&ccedil;in g&ouml;rd&uuml;klerimiz &uuml;lkenin tasarıma dair hangi fikirleri ve kişileri &ouml;ne &ccedil;ıkarmayı tercih ettiğine dair fikir verecektir.</p> <p style="text-align: right;"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/hamburger_rotterdam_2.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;">Rotterdam'daki Mc Donald's hamburgeri.<br /></span><span style="font-size: 12px;">T&uuml;rkiye'dekinin bir benzeri.</span></p> <p>İlk iki g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Rotterdam'da, OMA (Office for Metropolitan Architecture) ve MVRDV'nin ofislerini ve Hollanda'nın yeni nesil muciti Dan Roosegaarde'nin st&uuml;dyosunu (ve aşağıda sayacağım bir&ccedil;ok başka kurumu) ziyaret ettik. &Uuml;st&uuml;nk&ouml;r&uuml; bir karşılaştırma yapacak olursam, uluslararası tasarım vitrininde uzun zamandır Hollanda'yı temsil eden starkitekt ofislerinde heyecanın biraz azaldığını; Dan Roosegaarde'nin ise D&uuml;nya'nın y&ouml;r&uuml;ngesindeki uydulardan kopan atık par&ccedil;aları havai fişeklere d&ouml;n&uuml;şt&uuml;recek projesini b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla anlattığını s&ouml;yleyebilirim. Mimarların şehir denilen devasa icadın sorumluluğunu hala sırtlarında taşıdıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek karşılaştırma&nbsp;<span>yapmak fuzuli olacaktır. &Ouml;te yandan Roosegaarde'nin</span> (mimar olmadığından olsa gerek) t&uuml;m o ağırlığı sırtından hop atarak: "Şehirlerin havasını temizleyip &ccedil;ıkan tozdan y&uuml;z&uuml;k yapıyoruz." demesinde mimarlığın dertlerini unutturan bir &ccedil;abasızlık var.</p> <p style="text-align: right;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/600.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p style="text-align: right;"><span class="fotograf-yazi">Rotterdam'ın eski bir hangar yapısının &ccedil;atısına yerleşmiş <a target="_blank" href="http://ophetdak.com/">Op Het Dak</a>'ta dertlerimizi <br />unutmuş ve &ccedil;abasız bir &ouml;ğlen yemeği sonrası&nbsp;</span><span class="fotograf-yazi">&ccedil;atı bah&ccedil;esinde gezinirken<br /> (fotoğraftaki ben değilim). Yaklaşık yirmi yıl &ouml;nce yıkılıp yerine yeni bir bina inşa edilmesi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len&nbsp;bina yıkılmamış&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">ve tasarım alanında <br />&ccedil;alışan gen&ccedil; firmaların kullanabilecekleri ofislere d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş.&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">Rotterdam'a yolunuz d&uuml;şerse Op Het Dak'a mutlaka gidin <br />(&ouml;zellikle vejeteryanlar).</span></p> <p>&Ouml;nceliği OMA'ya veriyorum ve ciddileşiyorum. Proje geliştiricileri, kamu ve yerel y&ouml;netimler&nbsp;gibi &ccedil;ok partili proje y&ouml;netimi konusunda deneyimli&nbsp;Mariano Sagasta ile OMA'nın&nbsp;<a target="_blank" href="http://oma.eu/projects/bajes-kwartier">Bajes Kwartier</a> projesi &uuml;zerine&nbsp;konuşma fırsatımız oldu. Amsterdam'ın g&uuml;neybatısında 1970'lerde inşa edilen hapishane yerleşkesini, mahkum sayısının azlığı nedeniyle d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren proje, Hollandalı gayrimenkul geliştiricisi AM tarafından geliştiriliyor. OMA projenin master planını ve bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n mimari tasarımını &uuml;stleniyor. Hazırlanan master plan, bağdaşmaz g&ouml;z&uuml;ken işlevlerin yan yana, &uuml;st &uuml;ste, i&ccedil; i&ccedil;e kullanıldığı karma programlı yapılar &ouml;neriyor.&nbsp;Yapı programlarındaki cambazlıklar OMA tasarımlarının alametifarikası.&nbsp;Yaklaşık beş senedir proje &uuml;zerinde &ccedil;alışan Mariano Sagasta proje paydaşlarının iletişimi, herkesin memnun edilmesi, paranın nasıl geri d&ouml;neceği, halkın nasıl mutlu olacağı, kentsel yoğunluğun ne şekilde arttırılacağı, sosyal donatılar, alanın kentle kuracağı ilişki &uuml;zerine net fikirlere sahip ve sorularımıza bir teknotrat eminliğinde cevaplar veriyor ancak Evrim Altuğ'un sorduğu, hapishaneden konuta d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n manidarlığına dem vuran soru havada bırakıyor.</p> <p>Hollanda mimarlığında OMA ile başlayan ve OMA'dan t&uuml;reyen ofislerle devam eden ekol&uuml;n&uuml;n global &ouml;l&ccedil;ekte piyasa ile yakaladığı mutlu birlikteliği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, Mariano'nun kendinden emin ve detaylara hakim tavrı beni de etkisi altına alıyor. OMA'nın tasarladığı bir kent par&ccedil;asının i&ccedil;inde kendimi mutlu bir vatandaş olarak hayal ederken uyanıyorum... Rem Koolhaas ofiste değil. Koolhaas'ın vizyonunu anmadan ge&ccedil;memek adına şuraya bir&nbsp;<a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=H7qFd3Vcp54">videosunu</a>&nbsp;bırakıyorum.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/H7qFd3Vcp54" width="560" height="315" frameborder="0"></iframe></p> <p><span style="font-size: 12px;">Videodan: &ldquo;Mimarlık başkasının d&uuml;rt&uuml;lerini destekleyen&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">bir meslek<br /></span><span style="font-size: 12px;">olduğundan kritik mimarlık yapmanın m&uuml;mk&uuml;n olduğunu&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum;&nbsp;<br /></span><span style="font-size: 12px;">fakat yaptığımız mimarlık, her girdiyi analiz edip masaya yatırarak <br />yeni bir yolla&nbsp;</span><span style="font-size: 12px;">tasarlamayı aradığı i&ccedil;in kritik."</span></p> <p>MVRDV... Birka&ccedil; sene &ouml;nce T&uuml;rkiye'ye de gelen Winy Maas'ın kurucularından olduğu ofis (Bjarke Ingels gelmeden &ouml;nce) bir s&uuml;re Kuzey Avrupa'nın en hızlı ve hınzır ekibiydi. Winy Maas'ın Why Factory'sinin, 10 sene &ouml;nce şehirlere tarım ve hayvancılığı entegre etmek i&ccedil;in &ouml;nerdiği ahır/g&ouml;kdelenleri ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde etkilendiğimi hatırlıyorum (domuzların kaldığı g&ouml;kdelenler değil ama şimdilerde Hollanda'da ineklerin otladığı y&uuml;zen meralar inşa ediliyor). Ofisin, kente (ve kent olmayana) dair alışkanlıkları yıkan fikirleri ile mimari tasarımları u&ccedil;lara taşıyan provakatif ve oyuncu tavrı hala hoşuma gidiyor. MVRDV'nin &ccedil;alışma mekanı, d&uuml;nyanın her yanına ithal ettikleri projeleri gibi, zihni ve duyuları gıdıklayan mimari unsurlara sahip. 2009'da TU Delft'in i&ccedil;inde inşa edilen The Why Factory trib&uuml;nlerini andıran b&uuml;y&uuml;k merdivenlerle asma kata &ccedil;ıkılan geniş hacimde, at&ouml;lye benzeri bir atmosferde &ccedil;alışan proje ekiplerinin &ccedil;oğu gen&ccedil;lerden oluşuyor. Eski bir yapının i&ccedil;ine yerleşen ofisin geniş &ccedil;alışma mekanından ayrılan toplantı, maket, dinlenme odalarının tavan ve zemin de dahil t&uuml;m y&uuml;zeyleri&nbsp;MVRDV'nin dikkat &ccedil;ekici paletinden se&ccedil;ilen renklerle boyanmış.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/copy_paste_resize_4.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><span class="fotograf-yazi">The Why Factory'nin provokatif başlıklı kitaplarından biri.</span><br /><span class="fotograf-yazi">Dijital tasarım &ccedil;ağında kopyalamanın anlamı ne olabilir?</span><br /><span class="fotograf-yazi">Hollanda mimarlığında da kopyalamak T&uuml;rkiye'deki kadar tabu mu?</span></p> <p style="text-align: left;">T&uuml;rkiye'den gelen bizler, baştan aşağı Hollanda turuncusuna boyanmış toplantı odasına alınıyoruz. Turuncu d&uuml;nyanın dışarıya a&ccedil;ılan bant pencerelerinden ağa&ccedil;ların yeşili g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. MVRDV ekibinden Arjen Ketting bize &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları projelerden bir se&ccedil;ki sunuyor. Renderlarda OMA'ya kıyasla daha fazla renk, ağa&ccedil;, &ccedil;i&ccedil;ek ve otlak g&ouml;r&uuml;yoruz. Arjen Hollanda'da enerji d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;ne verilen &ouml;nemden, 1950'lerde inşa edilen binaların enerji d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;ne uyum sağlamazlarsa gelecek 50 yıl i&ccedil;inde yıkılmak zorunda kalacaklarından bahsediyor. Bug&uuml;nlerde Hollanda'ya giderseniz b&uuml;t&uuml;n tasarımcılardan duyacağınız bir kavram olan d&ouml;ng&uuml;sellik (&ouml;yle ki ya kavramın i&ccedil;i biraz boşalmış ya da hakikaten bir norm halini almış, bilemiyorum) MVRDV'nin de g&uuml;ndeminde. Tasarımcıların iktisat&ccedil;ılardan &ouml;d&uuml;n&ccedil; aldığı d&ouml;ng&uuml;sellik kavramı, d&uuml;nyadaki kaynakların yeni &uuml;r&uuml;nler i&ccedil;in t&uuml;ketilmesi yerine elde olanların sonsuz kere d&ouml;n&uuml;şerek kullanım d&ouml;ng&uuml;s&uuml;nde tutulmasını &ouml;neriyor. Hollanda'daki yapı sekt&ouml;r&uuml; de, kullanıldıktan sonra kolayca d&ouml;ng&uuml;ye katılabilecek malzemelerin ve binaların (s&ouml;k&uuml;l&uuml;p başka yapılara d&ouml;n&uuml;şebilecek şekilde tasarlanan yapılar) tasarımına y&ouml;nelmiş g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. MVRDV'nin ofisinden ayrılmadan &ouml;nce, Hollanda kırsalındaki arsa sahiplerinin kendi enerjilerini de &uuml;zeten otonom bir modele ge&ccedil;melerini &ouml;neren <a target="_blank" href="https://www.mvrdv.nl/en/projects/oosterwold">Almere Oosterworld</a> projesinin birka&ccedil; fotoğrafını &ccedil;ekiyorum. Ofisi gezmek isteyenler i&ccedil;in <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=xIY_arpbdv4">link</a> bırakıyorum.</p> <p style="text-align: right;"><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/IMG-7499.jpg.jpeg" /></p> <p style="text-align: right;"><span class="fotograf-yazi">Minke van Wingerden'in&nbsp;Rotterdam'da hayata ge&ccedil;irmeyi planladığı&nbsp;</span><br /><span class="fotograf-yazi"><a href="https://www.bbc.com/news/business-45130010" target="_blank">Floating Farm / Y&uuml;zen &Ccedil;iftlik</a>&nbsp;projesinin kartpostalını elimde tutarken.</span></p> <p style="text-align: left;"><span style="text-align: left;">Ardından Hollanda'nın mimarlık ve tasarım arşivini tutan </span><a href="https://hetnieuweinstituut.nl/" target="_blank" style="text-align: left;">Het Nieuwe Instituut</a><span style="text-align: left;">'e (T&uuml;rk&ccedil;esi: Yeni Enstit&uuml;)&nbsp;ge&ccedil;iyoruz. Devlet tarafından finanse edilen arşivin koleksiyonunda Hollandalı mimar ve plancılardan &ccedil;izimler, maketler ve fotoğraflar bulunuyor. İnternet sitesinde d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k mimarlık arşivlerinden olduğu s&ouml;z edilen koleksiyon 1.4 milyon &ccedil;izim, 2.500 maket, 70.000 kitap ve dergiyi kapsıyor. Bunun yanında enstit&uuml; Hollandalı tasarımcıların d&uuml;nya tasarım sahnesiyle olan ilişkilerinde arabuluculuk g&ouml;revini &uuml;stleniyor; &ouml;nemli etkinlik ve sergilere Hollanda katılımını koordine ediyor (yani İKSV'nin Venedik Bienali s&uuml;recinde yaptığı işi Hollanda'da&nbsp;Het Nieuwe Instituut y&uuml;r&uuml;t&uuml;yor). Bir de m&uuml;ze b&ouml;l&uuml;m&uuml; bulunan Enstit&uuml;'de şu an devam eden </span><a href="https://speculatief-design-archief.hetnieuweinstituut.nl/en" target="_blank" style="text-align: left;">Spek&uuml;latif Tasarım Arşivi</a><span style="text-align: left;">&nbsp;sergisi, &uuml;nl&uuml; tasarımcıların elinden &ccedil;ıkmış objelerden kimsenin bilmediği bir maket malzemesi koleksiyonuna, oradan artık kullanılmayan video kasetlere uzanan bir yelpazede "</span><span style="text-align: left;">Kim, neyi -ve neden, ve nasıl- gelecek jenerasyonlar i&ccedil;in koruyacak?</span><span style="text-align: left;">" sorusunu ortaya atıyor.</span></p> <p style="text-align: left;"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/vazo.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Het Nieuwe Instituut'te beğendiğim bir s&uuml;rahi fotoğrafı</span></p> <p style="text-align: left;">Serginin k&uuml;rat&ouml;r&uuml; Job Meihuizen bizi gezdiriyor ve bitmek bilmez sorularımıza cevap veriyor. B&uuml;t&uuml;n cevaplar Hollanda'nın tasarımının ge&ccedil;mişinden gelen referanslarla kendisine bir tasarım k&uuml;lt&uuml;r&uuml; oluşturmasında ve bunu geleceğe taşımasında arşivlemenin &ouml;nemini vurguluyor. B&ouml;ylelikle, bir &ccedil;eşit tasarım tarihi yazılıyor. T&uuml;rkiye'de devlet eliyle inşa edilen yapılar ve s&ouml;ylemler &uuml;zerinden yazıldığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z tarihten farkı, iyi tutulan (ve &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;) bir arşivin beslemesiyle meslek insanları tarafından yazılıyor olması. Atlamadan: devlet eliyle olmasa da T&uuml;rkiye'de de bazı bağımsız ve kapsamlı arşivler oluşturuluyor; son yıllarda SALT'ta toplanan mimar ve tasarımcı arşivleri ve 3. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında başlayan &ldquo;<a target="_blank" href="http://bizinsanmiyiz.iksv.org/turkiye-tasarim-kronolojisi-deneme/">T&uuml;rkiye Tasarım Kronolojisi | Deneme</a>&rdquo; adlı proje, meseleyi ecdadımıza kadar g&ouml;t&uuml;rmeyen daha g&uuml;ncel tasarım bilgisinin geleceğe taşınmasında &ouml;nemli olacak. T&uuml;rkiye Tasarım Kronolojisi &ccedil;er&ccedil;evesinde Studio X'te başlayan <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=OFPAbvooJKo&amp;t=140s">oturumlar</a>, <a target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=dRnn49enogI">Meraklısına Tasarım Tarihimiz</a> serisi ile devam ediyor (2016'da yapılan tasarım kronolojisi sergisi i&ccedil;in hazırlanan metne de <a target="_blank" href="http://bizinsanmiyiz.iksv.org/sergi/turkiye-tasarim-kronolojisi-deneme/">şuradan</a> ulaşabilirsiniz).</p> <p style="text-align: right;"><span style="white-space: pre;"> </span><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/open_Call2.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">&nbsp;</span>&nbsp;<span class="fotograf-yazi">Creative Industries Fund NL tarafından yapılan<br /></span><span style="font-size: 12px;">son başvuru tarihi 21 Ocak 2019 olan &ccedil;ağrıının duyuru g&ouml;rseli</span></p> <p style="text-align: left;">Hollanda'ya d&ouml;nersek, gezinin T&uuml;rkiye'deki tasarımcı ve mimarları doğrudan ilgilendiren bir sonraki durağı <a target="_blank" href="https://stimuleringsfonds.nl/en/the_fund/organization/about_the_fund/">Creative Industries Fund NL</a>'in Rotterdam ofisi. Ofiste T&uuml;rkiye doğumlu olup Hollanda'ya yerleşmiş iki tasarımcı tarafından karşılanıyoruz: <a target="_blank" href="http://arkiv.com.tr/mimar/arman-akdogan/4794">Arman Akdoğan</a> ve <a target="_blank" href="https://www.playthecity.nl/page/7838/dr-ekim-tan">Ekim Tan</a>. Arman ve İlkay, Hollanda'nın 2017-2020 arası i&ccedil;in a&ccedil;ıkladığı k&uuml;lt&uuml;r politikası &ccedil;er&ccedil;evesinde, The Creative Industries Fund NL tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len d&ouml;rt senelik "Tasarım Yoluyla S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir ve Kapsayıcı Şehirler" programı dahilinde yapılan a&ccedil;ık &ccedil;ağrıya&nbsp;katılıp fon alan T&uuml;rkiye-Hollanda grubu projelerin Hollanda partnerleri. Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nın fonladığı programda partner &uuml;lkeler her d&ouml;nem değişiyor. Bu da demek oluyor ki 2017-2020 arasında Hollanda devletinin fonladığı, T&uuml;rkiye ve Hollanda tasarım alemleri arasındaki ortaklıkları g&uuml;&ccedil;lendirmeye y&ouml;nelik <a href="https://www.netherlandsworldwide.nl/latest/news/2018/09/12/turkish-and-dutch-design-inspire-at-co-design" target="_blank">bir dizi proje</a> hayata ge&ccedil;ti ve ge&ccedil;ecek. Benim yakından takip edebildiğim Eindhoven Design School'da eğitmenlik yapan Jan Boelen tarafından k&uuml;rate edilen 4. İstanbul Tasarım Bienali oldu (bienaldeki Hollanda etkisini hepimiz fark ettik sanırım). Fon programının temelinde, kentleşmeyi ve doğurduğu sosyal sonu&ccedil;ları tasarım yoluyla sorgulamak ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retmek var. Bir diğer ama&ccedil; partner &uuml;lke ile Hollanda arasında ortaklık fırsatları yaratmak. Yapılan <a target="_blank" href="https://stimuleringsfonds.nl/en/grants/open_calls/open_call_turkey_1/a.vansintfiet@stimuleringsfonds.nl">ilk a&ccedil;ık &ccedil;ağrı</a> sonucu T&uuml;rkiye partnerli &uuml;&ccedil; proje se&ccedil;ilmiş. 2007'de Rotterdam'da kurduğu ofisi&nbsp;IND [Inter.National.Design] ile mimarlık pratiğini s&uuml;rd&uuml;ren Arman Akdoğan'ın bize sunumunu yaptığı proje, d&ouml;ng&uuml;sel bir tarım ve hayvancılık kurgusu &ouml;neren bir &ccedil;iflik bilgisi &uuml;retmek (ve tekrarlanabilecek bazı standart y&ouml;ntemler geliştirmek) &uuml;zerine. Proje hayata ge&ccedil;erken T&uuml;rkiye'den yerel bir yetiştiriciyle &ccedil;alışılması &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Fon alan diğer projenin y&uuml;r&uuml;t&uuml;c&uuml;s&uuml; Ekim Tan, "akıllı ve sosyal şehirler i&ccedil;in ciddi oyunlar" sloganıyla kent oyunları tasarlayan <a href="https://www.playthecity.nl/" target="_blank">Play the City</a> isimli oluşumun kurucusu. Tan'ın &ouml;nerdiği proje Mersin'de y&uuml;r&uuml;t&uuml;lecek <a target="_blank" href="https://www.playthecity.nl/page/15801/mersin-citylab">CityLab</a>'ler aracılığıyla şehir planlaması alanında iş birliğine dayalı karar vermeye y&ouml;nelik bir k&uuml;lt&uuml;r oluşturmayı hedefliyor. Se&ccedil;ilen &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; proje (o g&uuml;n detaylı sunumu yapılmadı), a&ccedil;tığı yarışmalarla adından s&ouml;z ettiren L&uuml;leburgaz'da yapılması planlanan bisiklet yolları ağı. Projelerin heyecan verici olduklarını s&ouml;yleyerek yetiniyorum ve detaya girmiyorum. Turkiye partnerli a&ccedil;ık &ccedil;ağrıların ikincisi ge&ccedil;tiğimiz aylarda ilan edildi. Son başvuru tarihi 21 Ocak 2019 olan &ccedil;ağrıya <a target="_blank" href="https://stimuleringsfonds.nl/en/grants/open_calls/">buradan</a> ulaşabilirsiz.&nbsp;</p> <p style="text-align: left;">Hollanda tasarım ve mimarlık aleminin toz pembe yanını deneyimlediğimiz seyahatimizin ikinci b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; ikinci bir yazıya bırakıyorum. İkinci b&ouml;l&uuml;mde daha az mimar ve daha &ccedil;ok eğlence olacak (<span>Dan Roosegaarde ikinci b&ouml;l&uuml;me kaldı)</span>. Rotterdam'dan &ccedil;ıkıp Eindhoven Tasarım Festivali'nin kıpırtılı alemine dalacağız ve hep politik doğrucu olacağız. Hollanda tasarım aleminden aldığım bir izlenim ile bitiriyorum: Good vibes only.</p> <p style="text-align: left;">*<span class="fotograf-yazi">Ortama sadece pozitif enerji ve motivasyonların n&uuml;fuz etmesine izin veren, koruyucu kalkan benzeri s&ouml;z &ouml;beği. Tureng &ccedil;evirisi: sadece yapıcı d&uuml;ş&uuml;nceler.</span></p> Mon, 24 Dec 2018 14:42:00 +03 Yüzyılın Özgürlük Hediyesi Oodi: Mimarlıktan Daha da Fazlası http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/yuzyilin-ozgurluk-hediyesi-oodi--mimarliktan-daha-da-fazlasi/1264 Hüseyin Yanar <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_152533 b.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Finlilerin ata sporlarından biri y&ouml;n bulma yani "Suunnistus" dedikleri spordur. Oyun gibidir ama aslında &ccedil;ok ciddi ve zor bir iştir. İnişli &ccedil;ıkışlı ormanların derinliklerinde yapılır. Her sporcunun eline detaylı, &uuml;zerinde topağrafyanın okunduğu birer harita verilir. S&uuml;rprizlerle dolu ormanda, ağa&ccedil;ları saran doğada, yarışmanın yapıldığı yerin &ouml;zel k&ouml;şelerine k&uuml;&ccedil;&uuml;k bayraklı noktalar konulur. Ama bunlar &ouml;zellikle gizli yerlerdedir. G&ouml;r&uuml;lmesi kolay olmaz. Yarışmacılar bu saklı noktaları bulup oraya geldiklerini kanıtlayan izler bırakırlar. Y&ouml;n bulma saatlerce s&uuml;rer. &Ccedil;ok yorucu bir yarıştır. En erken bu noktaları bulan yarışı kazanır. Finlandiya'da farklı yaş gruplarında, tek tek ya da takım halinde, erkek ve bayanlarda farklı katagorilerde yarışmalar yapılır. Uluslararası şampiyonalar ise bir başka heyecandır. Bu spor dalı Kuzey &uuml;lkelerinde &ccedil;ok pop&uuml;lerdir. İlk ve orta okullarda ve &uuml;niversiteler de bu spora &ouml;zendirilir, &ouml;ğrenciler birileriyle kıyasıya yarışırlar. Finliler y&ouml;nlerini bulmada ustadırlar.</p> <p>***</p> <p>5 Aralık 2018... Finlandiya'nın bir y&uuml;zyıl &ouml;nce kazandığı bağımsızlığının en son g&uuml;n&uuml;... Yarın b&uuml;t&uuml;n &uuml;lkede yine mavi beyaz bayraklar asılacak, yine şenlikler yapılacak. İşte her yıl kutlanan bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n en &ouml;nemli sembollerinden biri, yıllar &ouml;nceki bir yarışma sonucu yapılan Baba Siren'in tasarladığı Fin Parlementosunun dev kolonlarının olduğu yerdeyim. Tam karşımda, ileride bug&uuml;n resmen a&ccedil;ılan Helsinki Merkez Kitaplığı "Oodi" var. Son aylarda Fin Medyası'nda dillerden d&uuml;şmeyen, b&uuml;t&uuml;n gazetelerin, televizyonların haberlerini verdiği bu yapı, şimdiden unutulmazlar arasında girdi bile. O da y&uuml;z&uuml;nc&uuml; yılın bir sembol&uuml; oldu. Bug&uuml;n ışıklarını ve b&uuml;t&uuml;n kapılarını ardına kadar herkese a&ccedil;ıyor. Girişindeki dev ekranda anonslar yapılıyor. Ekranda &ccedil;alan senfoni orkestrasının m&uuml;ziği bana kadar geliyor. Hava soğuk. Kar geldi gelecek. Bir baştan bir başa Oodi'ye ve etrafındaki binalara ve her birinin farklı hikayeleri olan bu tarihi mimari kolleksiyona bakıyorum.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_154223%20b.jpg.jpeg" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_134251.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Nasıl da bu &uuml;lkenin efsanesi Alvar Aalto, Steven Holl'un tasarladığı Modern Sanatlar M&uuml;zesi Kiasma'nın yerinde yıllar &ouml;nceki ger&ccedil;ekleşmeyen projesinde, kentin adeta terasını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş, T&ouml;&ouml;l&ouml; K&ouml;rfezine doğru merkezi a&ccedil;mak istemişti. &Uuml;&ccedil;l&uuml; yelpazelenen dev platformları orada projelendirmişti. Herşeyi de bunların altına almıştı. Karşımdaki bu dizide T&ouml;&ouml;l&ouml; K&ouml;rfezi'nin kıyısında, Fin Milli M&uuml;zesi'nin karşısında tasarladığı, yapımı ger&ccedil;ekleşen konser salonu Finlandiya Evi'nin uzantısında neler neler de hayal edip projelendirmişti. Ama b&uuml;t&uuml;n bunlar ger&ccedil;ekleşmedi. Buna &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Aalto devri a&ccedil;ılışını g&ouml;remediği Finlandiya Evi ile sona erdi ve artık &ccedil;ok gerilerde kaldı. Daha sonra b&uuml;t&uuml;n bu g&ouml;rd&uuml;klerim i&ccedil;in T&ouml;&ouml;l&ouml; K&ouml;rfezine dek kentsel &ouml;l&ccedil;ekte yapılanlar dahil, M&uuml;zik Merkezi, Oodi, Helsinki Sanomat Binası, Modern Sanatlar M&uuml;zesi Kiasma'nın olduğu yerler hep yarışmalar sonucu yapıldı. Şimdi karşımda duran mimari, politik, k&uuml;lt&uuml;rel, kent yaşamı a&ccedil;ısından ve burada yaşayan kentliler a&ccedil;ısından &ccedil;ok &ouml;nemli, tarihi hatta ders verici &ouml;yle bir tablo var ki bu binalar, bu mekanlar bir kısmına ge&ccedil;tiğimiz yıllarda yakından tanık olduğum bu tartışmalar arasında nasıl da kendi yollarını, y&ouml;nlerini, k&ouml;şelerini buldular ve hayata ge&ccedil;tiler diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;yor insanı. Ve sonunda ortaya &ccedil;ıkan bu dev resim, tek bir mimarın ya da tek bir ofisin değil bir &ccedil;ok mimari ofisin emeği olan, diğer katılımcılar ve kentte yaşayanlar a&ccedil;ısından demokratik bir &uuml;lkeye &ouml;zg&uuml; rengarenk bir resim olarak &ouml;n&uuml;m&uuml;ze seriliyor ve bu &uuml;lkedeki &ccedil;ok şeyi &ouml;zetliyor. Meydanın ismi de "Yurttaşlar Meydanı" olarak ger&ccedil;ek anlamını buluyor, sanatın, m&uuml;ziğin, basının, kitabın, politikanın, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n mabetleri arasında. Keşke parlamentonun &ouml;n&uuml;ndeki yol da aşağı alınsa ve s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim meydan buraya kadar tasarlanıp bir şekilde uzansa diye hayal ediyorum. Şimdi karşıya ge&ccedil;ip bu demokratik meydana bakan ve demokrasiyi ve Fin değerlerini derinden yansıtma hedefinde olan Oodi'yi medyadaki projesinin ve imajlarının &ouml;tesinde daha yakından o kalabalıkta insanlarla birlikte tanımanın ve hissetmenin tam zamanı.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_150158.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Daha i&ccedil;ine girmeden uzaklardan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarı ile b&ouml;yle bir kolleksiyon i&ccedil;inde Oodi kendi mimarlığı ve karekteri adına daha işin başında yolunu &ccedil;izmiş g&ouml;z&uuml;yor. Hatta daha da &ouml;tesinde kendi kurallarını &ccedil;ok c&uuml;retkar ve cesur bir şekilde ortaya koyuyor. Vaziyet planında verilen uzun bir kutu olma kaderi bambaşka bi&ccedil;imde yorumlanmış ve hassas bir şekilde bir heykeltraşın adeta esere dokunduğu gibi &ouml;n taraftan vol&uuml;m&uuml;n altında &uuml;st&uuml;nde sıvazlanarak, ileri geri &ccedil;ekilerek şiirsel hale getirilmiş ve &ouml;zellikle meydana bakan y&uuml;z&uuml;nde kutu kutuluktan &ccedil;ıkarılmış, bambaşka bir mesaj verme isteği ile binaya sanki adını vermiş. Bir bina olmanın &ouml;tesinde dev bir installasyon ve adeta &ouml;zel ve zarif bir heykel olarak tasarlanmış. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; se&ccedil;en bir bina olmuş kendi sınırları i&ccedil;inde sanki. B&uuml;t&uuml;n bunlar, i&ccedil; d&uuml;nyasının yorumu ile birlikte eminim ALA Architects'in 2013 yılında yapılan yarışmada b&uuml;y&uuml;k &ouml;d&uuml;l&uuml; almasının da nedeni. Formu ile biraz &ouml;tesindeki diğer şiirsel vol&uuml;ml&uuml; Kiasma'ya da bir anlamda adeta nazire yapıyor. Oodi'nin etrafındaki bazı binalara hi&ccedil; aldırmadan yaptığı u&ccedil;arı ama vakur bir dalgalanması var. Bu dalgalanmanın altından davetkar ve olduk&ccedil;a &ouml;zel bir giriş tasarlanmış. Yapı en &uuml;st katta en yukarıda g&ouml;zlerini kısmış gibi. Sanki hafif bir kısmı buzlanmış hissi veren camlarıyla etrafa bakıyor, b&uuml;t&uuml;n panaromayı i&ccedil;indeki g&ouml;lgelerle s&uuml;z&uuml;yor, buraları dahil &ccedil;epe&ccedil;evre her yeri g&ouml;r&uuml;yor Altındaki g&ouml;vdesi ise sağ tarafı hala bitmemiş kaplamalarıyla d&ouml;rt bir yanını kaplayan dev bir ahşap. Kısacası daha şimdiden buralara &ouml;zg&uuml;, buraların y&uuml;reğinden, buraların kalbinde ve buram buram buraları kokan bir yapıt. Uzun yıllar konuşulacak, Fin Mimarlığına damgasını vuracak bir yapıt.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181210_181129.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181210_182201.jpg.jpeg" /></p> <p>Yurttaşlar Meydanına bakan dev bombeli camların yanına yerleştirilmiş d&ouml;ner kapılarından i&ccedil;ine giriyorum. Olduk&ccedil;a kalabalık. Aynı mimarların tasarladığı Kilden projelerini biraz hatırlatıyorsa da ileriledik&ccedil;e &ccedil;ok daha başkalaşıyor. Hemen sağda camların ve cam dikmelerin &ouml;n&uuml;nde bug&uuml;n i&ccedil;in kurulan bankodan sıraya girip oradaki orta yaşlı bayanlardan yılbaşı i&ccedil;kisi gl&ouml;gi ve yılbaşı &ccedil;&ouml;reği alıyorum. Ama mademki bu bir y&ouml;n bulma işi, haritam nerede deyip informasyon bankosuna yaklaşıp &uuml;zerinde şematik olarak kat planlarını ve fonksiyonları g&ouml;steren arkalı &ouml;nl&uuml; bir kağıt elimde oturup etrafa bakınıyorum. Aslında amacım &ouml;nce soluklanmak ve mimarlığa pek de dalmadan hatta belki de biraz ondan uzaklaşarak sıradan bir kişi gibi ilk hissi duymak. Ama bir s&uuml;re sonra hızla &ccedil;aresiz, mimarlığın tam i&ccedil;ine, tam g&ouml;beğine d&uuml;ş&uuml;yorum.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_145811%20b.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Oodi'de konstr&uuml;ksiyon taşıyıcı olarak kullanılan beton, &ccedil;elik ve hatta ana girişteki cam y&uuml;zeylerine destek veren yine şeffaf cam dikmeler aracılığı ile yapılmış. &Ouml;zellikle bombeli i&ccedil;eri girip dışarı &ccedil;ıkan ana giriş ve &uuml;st katlarda, bilin&ccedil;li olarak alışılagelmiş biribirini aşağıdan yukarıya takip eden kolon kiriş sisteminden katları bağımsızlaştırılma hatta bilerek farkılılaştırılma &ccedil;abası g&ouml;steriliyor. Adeta bu yolla kendi i&ccedil;inde yeni ve enteresan bir deneyin de &ouml;n&uuml; a&ccedil;ılıyor. &Ccedil;ok alışılmadık bi&ccedil;imde her katın ayrı bir hikayesi var. Ama sonunda b&uuml;t&uuml;n bir hikayenin ayrı par&ccedil;aları oluyorlar. Bir filmin i&ccedil;inden se&ccedil;ilmiş &uuml;&ccedil; ayrı par&ccedil;anın fragmanı gibi. Bu &uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml; birleştirdiğimiz zaman ana hikaye de ortaya &ccedil;ıkıyor. Burası&nbsp;farklı katları ile sanki her an değişen farklı karekterlere b&uuml;r&uuml;nen Fin Doğası'nın ve bu &uuml;lkenin her yanında bulunabilecek ormanların bir par&ccedil;ası. Bu par&ccedil;a par&ccedil;a karekterize edilmiş, tiyatral bir bi&ccedil;imde tasarlanmış bir mimari olarak da sergileniyor. Alttaki girişten en &uuml;ste &ccedil;ıkıldığında bu hissediliyor. Yurttaşlar Meydanı'na bakan ana girişten sanki ormanlarda yerde bulduğunuz sıradan bir ağa&ccedil; kabuğunun hafif&ccedil;e d&ouml;nd&uuml;r&uuml;l&uuml;p burularak dalgalandırılmasıyla &ouml;l&ccedil;eği değiştirilen, devleştirilen koca bir cephenin y&uuml;kseltilen girişinin altından, sağda solda sıfıra inen ve yukarıya doğru ortadan yanlardan y&uuml;kselen fuaye adeta b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle buradaki doğanın, ormanın abartılı, meydana a&ccedil;ılan prestijli ve şiirsel bir girişi olmuş. Al&ccedil;alan sol u&ccedil;ta kafe, lokanta, sinema ve &ccedil;ocuk b&ouml;l&uuml;m&uuml; var. Olduk&ccedil;a etkili ana lobiye geldikten sonra karşınıza &ccedil;ıkacak asans&ouml;rleri bir kenara bırakırsanız yukarı &ccedil;ıkmak ya da baştaki hikayemizde olduğu gibi yolunuzu bulmak i&ccedil;in iki se&ccedil;eneğiniz bulunuyor. Ya &ouml;n&uuml;n&uuml;ze &ccedil;ıkan kentle ilgili projelerin g&ouml;sterildiği asma katlı duvarın sağ tarafında, arka girişin k&ouml;şesinde parlak sarı kolları ile adeta bağıran y&uuml;r&uuml;yen merdivenleri ya da girişin solundaki cafenin &ouml;n&uuml;nde, alışılmadık formu ve tasarımı ile sağır korkulukların dış y&uuml;zlerine Fince bir s&uuml;r&uuml; g&uuml;nl&uuml;k kelime yazan, oradan inen ve &ccedil;ıkanları adeta okuyunca g&uuml;l&uuml;mseten siyah d&ouml;ner merdivenleri se&ccedil;iyorsunuz. Se&ccedil;ilen merdivenlerden birini takip ederek doğrudan en &uuml;ste &ccedil;ıkılmaz ise ikinci kat daha da kaybolmaya uygun saklı k&ouml;şeleri, saklı mekanları olan yol bulma oyunundaki yerler gibi. Burada kalın, abartılı kısa ama yatayda da uzayarak biribirine bağlanan dikd&ouml;rtgen ağa&ccedil; taşıyıcılar var. Zigzag olarak sıralanmalarında ritmik g&ouml;r&uuml;nseler de bazı a&ccedil;ılardan yine abartılı, soyut, dekonstriktivist kompozisyon hissi veren dikmeler, karekterize edilmiş ağa&ccedil;lar gibi sanki. Elimdeki kağıda yani y&ouml;n bulma haritama yine yan g&ouml;zle bakıyorum. B&uuml;t&uuml;n bu zigzagların altında y&uuml;kseltileri ile bana doğru bombelenen bir topoğrafya eğrileri var. Topoğrafyayı sembolize eden kademelendirmeleri ile, herkesin kendi k&ouml;şesini bulacağı k&ouml;şeler de birileri bilgisayarlarıyla, tabletleri ile şilteler &uuml;zere oturmuş bile. Odalar bu kolonların ve kat kat y&uuml;kselen arkaya doğru daha da al&ccedil;ak, kademeli olan yerin etrafına yerleştirilmiş, hobi, &ccedil;alışma, kurs, workshop, aktivite, oyun, aile, &ouml;ğrenme, karşılıklı etkileşim, aktif yurttaşların bir arada olacakları tartışma mekanları olarak merak uyandırıcı k&ouml;şeler olarak planlanmış. Robot teknolojilerinden, kodlamalara, &uuml;&ccedil; boyutlu vol&uuml;metrik modelleme ve anında basımlardan, kitap gibi tablet ve bilgisayar &ouml;d&uuml;n&ccedil; almalara kadar &ccedil;ağdaş yenilikler de devreye giriyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/panorama2.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Her iki merdivenin birinden son kata ana kitaplık b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne &ccedil;ıkıldığında ise b&uuml;t&uuml;n bu hikayenin finali ile karşılaşılıyor. Sanki alttaki herşey bu kat i&ccedil;in. Hikaye alttakilerin devamı ama burada bir başka. Ormanda mıdır? A&ccedil;ıklıkta mıdır? Herkese g&ouml;re değişebilir belki ama ağa&ccedil;lar yerini boşluğa bırakıyor ya da kolonlarıyla ya da tek t&uuml;k ağa&ccedil;ları ile b&uuml;t&uuml;n bu &ouml;rt&uuml;y&uuml; tutan dev bir i&ccedil; mekan, olduk&ccedil;a soyut bir peyzaj haline geliyor. Bakıyorsunuz, hayal ediyorsunuz, d&ouml;n&uuml;şt&uuml;k&ccedil;e d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor değişen ışık ile birlikte. Hele kalabalıkta kent mekanı oluyor, toplanılıyor, pazar yeri hayaline bile d&ouml;n&uuml;yor, daha kalabalıklaşıyor sonra sakinleşiyor ve sonunda tekrar doğaya d&ouml;n&uuml;yor.&nbsp;<span>Hatta koca bulut &ouml;rt&uuml; bile oluyor...</span> Dingin ve sanki bitmeyecek bir mekan hissi veriyor. Yuvarlak dairesel oyuklardan gelen doğal ışık ve kolonlardan tavana vurulan suni beyaz led ışıklar y&uuml;zeyde beyazın tonlarını yansıtan bir gizemli ve bir baştan bir başa uzanan akışkan ama sakin ama bu sakinlikte &ccedil;ok c&uuml;retkar. Yukarı da dalgalanan bembeyaz bir &ouml;rt&uuml;, bembeyaz bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml; var. Acaba bu mekan g&ouml;lgelerin uzun olduğu zaman, ilk baharda, yaz aylarında nasıl olacak diye merak ediyorum?</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_140525.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181205_143931.jpg-908150961.jpeg" /></p> <p>Harita gibi kağıt hala elimde dolaşırken &uuml;st katta ortalık bir yerde mimar arkadaşım Oliver'e (Walter) rastlıyorum. &Ccedil;ok sevin&ccedil;li, sarılıyoruz. "Hi&ccedil; bu kadar mutlu insanı bir arada g&ouml;rmedim" diyor. Herkesin y&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yl&uuml;yor. Oradaki birka&ccedil; saatlik zaman diliminde bazı dostlarla meslekdaşlarla karşılaşıyorum. Bir ara T&ouml;&ouml;l&ouml; K&ouml;rfezi tarafındaki u&ccedil;da sanki topoğrafyadaki bayırlar gibi iki taraftan y&uuml;kselen galerilerin ortasında kalabalıkla birlikte bir edebiyat anlatısına tanık oluyorum. Bir Finli tanınmış yazar Jari Tervo konuşuyor. Koca &ouml;rt&uuml; altında sesin yer yer yutulması hissediliyor. Sadece olduğunuz yerin sesleri kulağınıza geliyor. Her yer a&ccedil;ılışa gelenlerle dolu. Her yer bembeyaz, &uuml;zerimizde dalgalanan dev bir &ouml;rt&uuml;, altındaki kitap rafları, rafların aralarındaki i&ccedil;lerine gen&ccedil; ağa&ccedil;lar yerleştirilmiş b&uuml;y&uuml;k silindir &ccedil;i&ccedil;eklikler de. G&ouml;lgeleri ile değişen bembeyaz bir d&uuml;nya. Yine beyaz Eero Aarnio'nun tasarladığı i&ccedil;inde kulaklıklarla m&uuml;zik dinlenen "ball chair"lerden birine oturup botlarını, kışlık paltolarını yerde yanına koymuş o g&uuml;r&uuml;lt&uuml;de ev &ouml;devlerini yapmaya &ccedil;alışan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpıyor. Başka bir kız &ccedil;ocuk cep telefonu ile aynı koltuğun birinde kimbilir kimle sohbet ediyor. O kalabalıkta o kadar kendilerini işlerine vermişler ki! Tam karşıda biraz &ouml;nce olduğum Oodi'nin tam ekseninde yer alan Fin Parlamentosu g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpıyor. Oradan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m resmin tam tersi buradan da y&uuml;z seksen derece panaroma olarak etkili bir şekilde sergileniyor. Hatta bir o kadar da binanın arkasında da devam ediyor. Sanki b&uuml;t&uuml;n Helsinki'nin merkezi T&ouml;&ouml;l&ouml; K&ouml;rfezi de dahil bir baştan bir başa kitaplık mekanının &uuml;ste kattaki hemen her yerinden kesintisiz hissediliyor. Bu camın &ouml;n&uuml;nde de ileri &ccedil;ıkan dalgalı konturu ile yazın kullanılacak uzun ahşap bir balkon mekanı var.</p> <p>Uzun &uuml;st kat mekanının y&uuml;kselen, yukarı doğru hafif&ccedil;e kaldırılmış u&ccedil;larında etkinlik odaları, dinlenme k&ouml;şeleri, &ccedil;ocuk ve aileler i&ccedil;in yerler, gazete okuma mekanları var. Diğer taraftaki başka bir etkinliğin olduğu yere doğru giderken ALA Architect'den Juho Gr&ouml;nhold ile karşılaşıyorum. Tebrik ediyorum kimbilir ka&ccedil; kişi gibi. Diğer iki ortak Samuli Wollston ve Antti Nousjoki acaba kimbilir binanın neresindeler? Juho'da daha &ouml;nce bina a&ccedil;ılmadan &ouml;ncesi bir seminerde karşılaştığım Samuli gibi olumlu tepkilerden ve sonu&ccedil;tan olduk&ccedil;a memnun. Bu binadan s&ouml;z ederken demokrasi, eşitlik kavramların &ouml;ne &ccedil;ıkarıyor. Yeni renovasyonlarını bitirdikleri &ouml;zel bir bina Pietil&auml;'ların Otaniemi'deki Dipolisi'den de s&ouml;z ediyoruz. Yıllar &ouml;nce d&uuml;nya &ouml;l&ccedil;eğinde dikkat &ccedil;ektikleri Norve&ccedil;'deki "Kilden Performing Art Center" yapıları da ayak &uuml;st&uuml; sohbete giriyor. Ama Oodi'yi yaptıktan sonra sadece &uuml;lkede değil d&uuml;nya &ccedil;apında şimdiden bu kadar baş d&ouml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; olumlu tepkileri alıp bu proje ile adeta kariyerlerinde zirveye vurduktan sonra bu baskı altında "belki de en iyisi hepinizinin ilk &ouml;nce birer psikoloğa g&ouml;r&uuml;nmeniz lazım" deyip şaka yapmak istesem de vazge&ccedil;ip Juho'ya bundan sonra şimdi sırada, tezgahta ne var olduğunu soruyorum. Yine yapıldığında &ccedil;ok &ouml;nemli bir projeleri olacak olan Helsinki Havaalanı ekinden s&ouml;z ediyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181210_175204.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Biraz daha etrafı diğer k&ouml;şeleri gezdikten sonra bu defada geldiğim yerden değil siyah d&ouml;ner merdivenlerden en aşağı iniyorum. Kalabalık karanlığın da bastırması ile daha da yoğunlaşıyor. &Ccedil;ıkmadan &ouml;nce en alttaki danışma bankosunun yanında gen&ccedil; bir kitaplık g&ouml;revlisiyle konuşuyorum. Ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz bu bina hakkında deyince bakıyor ve &ccedil;ok sevdiğini s&ouml;yl&uuml;yor. Nedenini soruyorum. Ağa&ccedil; ve ormanların Fin insanı i&ccedil;in &ouml;nemli olduğunu vurguluyor. "Biz ormanları &ccedil;ok severiz" diyor. Sağdan sola savrulan ağa&ccedil; y&uuml;zeyli tavanı g&ouml;steriyor. Aynı fikirdeyim hatta bu ormana benzer bu binada y&ouml;n bulma halindeydim demeden karşımızda ışıklarını a&ccedil;mış Fin Parlamentosu g&ouml;z&uuml;me takılıyor. Kolonlarlarıyla yine tam eksenimizde. Elimle onu g&ouml;steriyorum. Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden "Artık Parlemento ile aynı seviyedeyiz" diyor. Ve g&uuml;l&uuml;mseyerek o da "Fin Eşitliği" s&ouml;zc&uuml;klerini ilave ediyor. Ben de spontane olarak "yani Kitapların Parlamentosu" diyorum. Birlikte g&uuml;l&uuml;yoruz.</p> <p>Bir bina d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n daha yapılmadan, projesiyle herkesi heyecanlandırsın, i&ccedil;ine girildiğinde gelenlerin y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&uuml;ld&uuml;rs&uuml;n, mutlu etsin hatta &uuml;lkeleri adına onları &ccedil;ok ama &ccedil;ok onurlandırsın. A&ccedil;ılış g&uuml;n&uuml;nde ve daha sonraki g&uuml;nlerde oluk oluk oraya gelsinler ve ortaya &ccedil;ıkandan adeta g&uuml;ler y&uuml;zleriyle gurur duysunlar. Bir bina d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n belki de herkesin kendi hikayesini yazacağı, yolunu bulacağı bir yer olsun. İşte a&ccedil;ılış g&uuml;n&uuml;nde herkesin sevincine ortak olduğum ve sonra yazıyı yazarken bir kez daha sakin bir vaziyette ziyaret ettiğim Helsinki merkez kitaplığı Oodi b&ouml;yle bir yer. Orada Mimarlığın g&uuml;c&uuml;n&uuml; hissediyorsunuz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/huseyin-yanar_oodi/IMG_20181210_192123.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p>Oodi klasik bir kitaplıktan da &ouml;te bir s&uuml;r&uuml; fonksiyonu b&uuml;nyesinde barındırıyor. Burada yaşayan, ne yaşta olursa olsun &ouml;ğrenmek isteyen insanların &ccedil;ağdaş teknolojiyi de kullanarak yaşam boyu &ouml;ğrenecekleri, kendilerini geliştirip yenileyecekleri, toplanacakları, biribirleriyle iletişim kurup konuşacakları, tartışacakları, eleştirecekleri, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerini s&ouml;yleyecekleri, aktif yurttaşlar olarak &uuml;lkelerine katkıda bulunacakları, ailelerin birlikte olacakları, insanların relax olma gereksinimlerini karşılayacakları, dinlenecekleri demokratik bir yer. B&uuml;y&uuml;k bir forum. Sineması, saunası, yeme i&ccedil;me yerler, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukların belli s&uuml;re bırakılabilecek yerler var. Girişte kafenin karşısında birbu&ccedil;uk, iki kat d&ouml;nen beton bir merdivenden inilerek gidilen ortak bir tuvalet yeri var ki g&ouml;r&uuml;lmeye değer. Kısacası binayı gezen birinin Oodi'yi &ccedil;ok sevip sosyal medyada birinin yazdığı işte bizden toplanan vergiler b&ouml;yle yerlere harcanmalı demesi gibi &ouml;vg&uuml;ler hakeden bir yer.</p> <p>Dışarı &ccedil;ıkıyorum. Biraz ileri gittikden sonra geri d&ouml;n&uuml;p binaya tekrar bakıyorum. Okullarından hocalarıyla gelen kalabalık bir grup k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;ğrenci karşıdan karşıya ge&ccedil;iyor Oodi'nin arka kapısına doğru y&ouml;neliyorlar. Her yer kararmaya başlamış. Neol zamanı. Başkentin k&ouml;şelerindeki ışıklandırılmış k&ouml;şeler şimdi daha da belirgin. Oodi aynen y&ouml;n bulma oyununda olduğu gibi, benim onu bulduğum gibi y&ouml;n&uuml;n&uuml; buluyor ve başkentliler i&ccedil;in bir Noel s&uuml;rprizine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Başta mimarların, onu inşa edenlerin kent planlama ofisinin, sosyal projeleri savunan politik partilerinin, politikacıların, parlamentonun, belediye ile binanın programını bile hatırladığım kadarı ile halka danışarak workshoplar ile oluşturan organizasyon komitesinin, yarışmada bu binayı se&ccedil;en ve halka da fikrini soran j&uuml;rinin ve adını binlerce isim arasında se&ccedil;en isim j&uuml;risinin ve bu keyifli ismi bulan Mirja Lounameri ve katkıda bulunan diğerlerinin &ccedil;abaları ile "Lirik Şiir" anlamına gelen Oodi bağımızlıklarını kutladıkları y&uuml;z yılın en son g&uuml;n&uuml; bu &uuml;lkeye adeta &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerinin hediyesi oluyor.</p> <p>Eve d&ouml;nerken tramvayda Fin dilinde dalga anlamına gelen Aalto yine aklıma geliyor. Bir zamanlar d&uuml;nyayı ayağa kaldıran o u&ccedil;arı dalgaları, o romantik duvarları, o d&ouml;n&uuml;şleri, o bombeleri yaşasaydı nasıl yapardı, ne hale getirirdi diye aklımdan ge&ccedil;iyor. Belki de bıraktığı miras bu topraklarda hala &ccedil;ok derinde bir yerlerde yaşıyor. Finli mimarların hassas ellerinde ve bambaşka yorumlarıyla bambaşka hale geliyor. Bayrak yarışı s&uuml;r&uuml;yor. Dalgalar hala devam ediyor..</p> <p><span>Sanki umulmadık bir fırtına &ccedil;ıkmış deniz kabarmış, taa buralara kadar&nbsp;</span><span>gelmiş. Herşey alabora olmuş, dalgalar y&uuml;kseldik&ccedil;e y&uuml;kselmiş, &ouml;n&uuml;ndeki&nbsp;</span><span>her şeyi s&uuml;p&uuml;rm&uuml;ş bir ileri bir geri gidip gelmiş, bir daha, bir daha&nbsp;</span><span>bir daha... İşte kıyıya arda arda vuranlardan biri daha da doruklara&nbsp;</span><span>&ccedil;ıkmış, &ccedil;ıkmış da &ccedil;ıkmış. Ve tam bu binanın olduğu yerin kıyılarına&nbsp;</span><span>&ccedil;arpmış ve sonra d&ouml;nerken herşey birden bire donmuş. Zaman durmuş,&nbsp;</span><span>nefesler kesilmiş ve sonra ortaya sanki hala devam eden hızı kesilen&nbsp;</span><span>sularının arasından bu bina, bina olmaktan &ccedil;ıkan Oodi bu y&uuml;z&uuml;yle ortaya&nbsp;</span><span>&ccedil;ıkmış...</span></p> <p>2006 yılında yazdığım ALA'nın Hikayesi başlıklı makaleden* yaklaşık on iki yıl sonra ALA Architects, sevgili Juho, Antti ve Samuli &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir iş &ccedil;ıkarıyorlar, yaşamın taa i&ccedil;inden Oodi'yi yaratıyorlar, belki de mimarlığın daha da &ouml;tesine giderek, mimarlıkdan da daha fazla...<br />* <a target="_blank" href="http://v3.arkitera.com/k105-ala-nin-hikayesi-yerellikten-global-okyanusa-yolculuk.html">http://v3.arkitera.com/k105-ala-nin-hikayesi-yerellikten-global-okyanusa-yolculuk.html</a></p> Fri, 14 Dec 2018 15:20:00 +03 Kıyı Alanlarına Dolgu Yapılmasının Kentsel Tasarım Bağlamında Değerlendirilmesi http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/kiyi-alanlarina-dolgu-yapilmasinin-kentsel-tasarim-baglaminda-degerlendirilmesi/1263 esma dolgun dağdelen <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/dolgu_alanlari.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze s&uuml;regelen yerleşik yaşam olgusu insanların bir arada olma arzusunu oluşturmuştur. Bu oluşum da kentlerin meydana gelmesindeki ana sebeplerden biridir. Kentte her durumda beş duyumuz tarafından algılanabilenden fazlası vardır. &Ccedil;evresiyle s&uuml;rekli bir bağlantı i&ccedil;erisinde olması, ge&ccedil;miş olayların etkilerinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;z tarafından da algılanabilmesi kenti kent yapan fakt&ouml;rlerdendir. Kentin i&ccedil;inde hem hareketli &ouml;ğeler hem de sabit fiziksel nesneler de vardır. Her ikisi de kentin kurulmasında ve planlanmasında b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir rol oynamalıdır. Kentsel Tasarım bu rol&uuml;n başlıca ger&ccedil;ekleştirilmesinde temel ara&ccedil;tır. Kentsel Tasarım kentin ihtiyacına y&ouml;nelik yapılan &ccedil;alışmalara aracı olacak, mek&acirc;nsal stratejileri ele alarak denetleyici bir rol &uuml;stlenecektir. Kentin karakterinin ve kimliğinin oluşmasındaki s&uuml;reci değerlendirirken aynı zamanda kentlinin &ccedil;evreye uyumu, birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendirmede de bir yol g&ouml;sterici olacaktır. Alt &ouml;l&ccedil;eğe bakıldığında kentin fiziksel olarak &ouml;ne &ccedil;ıkan unsurlardan beş konu &uuml;zerinde durabiliriz. Bunlar: yollar, sınırlar/kenarlar, b&ouml;lgeler, odak noktalar ve işaret &ouml;ğeleridir. Kevin Lynch'e g&ouml;re, "Aslında bu &ouml;ğeler genel kullanımlara y&ouml;neliktir, &ccedil;evresel imgelerin pek &ccedil;ok t&uuml;r&uuml;nde tekrar tekrar karşılaşılır." şeklindedir.</p> <p>Kenar &ouml;ğelerinin en g&uuml;&ccedil;l&uuml;lerinden biri olan kıyı alanları kentin planlanmasına &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de katkı sağlamaktadır. Kıyı alanlarının mekanları birbirleriyle birleştirme etkisi yaratması kentte b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me olanak verir. Aynı zamanda keskin bir ayrıştırma etkisi de vardır. Suyun ve karanın tam olarak ayrıldığı yer konumunda olması da diğer bir &ouml;zelliğidir. Kıyı alanları ve kenar &ccedil;izgileri kentin haritasını &ccedil;ıkarmada bir yol g&ouml;sterici olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Kıyı alanlarında sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel, coğrafi fakt&ouml;rler bu alanların s&uuml;rekli bir değişim i&ccedil;inde olmasını sağlamaktadır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde artan n&uuml;fus yoğunluğu kıyıların kullanımını g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e arttırmaktadır. Artan olumsuz fakt&ouml;rler, kıyı alanlarının zamanla tahrip olunmasına neden olmuştur. Kentsel tasarım alanında bu tahriplerin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmalıdır. Kıyı alanlarında yapılan dolgular temel sorunlardan biridir.</p> <p>Son yıllarda coğrafi, fiziki etkenler dikkate alınmadan yapılan planlamalar kıyı alanlarında &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de tahribata yol a&ccedil;mıştır. G&uuml;n ge&ccedil;tikte artan n&uuml;fus yoğunluğu sonucunda kıyılarda yapılan dolgu sonucunda kazanımlar bir&ccedil;ok olumsuz sonu&ccedil; doğurmakla birlikte kentin yanlış planlamasına aracı olmuştur. Bunun yanında gerek d&uuml;nyadan gerek ise, &uuml;lkemizde limanlara verilen &ouml;nemde kıyı alanlarında b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de m&uuml;dahalelere yol a&ccedil;mıştır. T&uuml;m bunların etkisiyle, fiziki, beşeri ve coğrafi gelişimlerde b&uuml;y&uuml;k değişmeler olmuştur. Deniz ve kara ekosisteminde sorunlar her ge&ccedil;en g&uuml;n y&uuml;zeye &ccedil;ıkmaktadır. T&uuml;m bunlar sonucunda, kentsel tasarımı oluşturan planlama ve tasarımın entegrasyonu kullanılarak, &uuml;st &ouml;l&ccedil;ekten alt &ouml;l&ccedil;eğe kadar olan s&uuml;re&ccedil;lerin detaylı bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Kentin &ccedil;evresiyle olan ilişkisi g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurularak b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir tasarım oluşturulmalıdır. Bu bağlamda, yapılacak &ccedil;alışmaların amacı; d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde yapılmış olan kıyı alanlarındaki dolgular sonucunda oluşan tahribatları ele alıp bunları kentsel tasarım ve planlama ilkeleri kapmasında g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınmasıdır. Mimari tasarım ve kentsel tasarım arasındaki alt ve &uuml;st &ouml;l&ccedil;ek arasındaki ge&ccedil;işi değerlendirerek, iyileştirmeler yapılmalıdır. Son yıllarda yapılmış olan kıyı alanındaki &ccedil;alışmaların kenti olumsuz etkilemesi, yapılan dolguların hem karadan denize hem de denizden karaya bir ilerleme g&ouml;stermesi, deniz dolguları yapılırken flora ve faunanın etkisinin kaybolması, bu alanın tekrar ele alması gerektiğini vurgulamaktadır. Son olarak yapılacak olan t&uuml;m değerlendirmeler sonucunda, kentsel tasarımın &ouml;nemli etmenleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutularak bir rol model &ouml;nerisi oluşturulmalıdır.</p> <p>Ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze meydana gelen m&uuml;dahaleler, kentin kıyı &ccedil;izgisinin değişimi ve etkileri kronolojik olarak ele alınmalıdır. Ayrıntılı olarak ge&ccedil;mişten şu ana kadar olan kıyı alanlarına yapılan hem mimari hem kentsel değişmeler değerlendirilmelidir. Kentlinin bu yeni m&uuml;dahalelere g&ouml;sterdikleri uyum veya kıyı b&ouml;lgelerine karşı tutumları da gerekli analizler arasındadır.</p> <p>Kentlinin ihtiya&ccedil;ları doğrultusunda kıyı dolgu alanlarının yeniden kente dahil olabilme fikri, &ccedil;eşitli rekreasyon alanlarının olabilirliği, doğallık esas alınarak kentsel tasarım ilkeleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınmalıdır. Kenti su ile buluşturmada kıyı alanlarının yumuşak bir ge&ccedil;iş olması esas kavramlardan biri olup, kıyı alanlarının kamusal alana daha &ccedil;ok dahil olması ve kentlinin bu kavram ile bilin&ccedil;lenmesi hedeflenmelidir.</p> <p>Kaynak&ccedil;a</p> <p><span class="fotograf-yazi">Abulnour, A. (2012). User-friendly waterfronts: a dialogue of responsiveness and placemaking. 1st International Conference on Architecture &amp; Urban Design, Proceedings</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Alexandria Waterfront Small Area Plan, (2012). City of Alexandria Department of Planning and Zonning, USA</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Bender, R., 1993, Where the City Meets the Shore, in Waterfronts, A New Frontier for Citieson Water pp. 32-35 ed. Rinio Bruttomesso, Citta'd' Aqua Venice</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Ertan M., 1989, İstanbul Kent B&uuml;t&uuml;n&uuml;nde Kıyı Kullanımı ve Kararlarıyla ilgili Yeni Plan Kararlarının irdelenmesi, Lisans Bitirme Tezi, MSGSU, İstanbul s:18</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fisher, B. (2004). Waterfront Design. In: ULI-the Urban Land Institution, Editor, Remaking the Urban Waterfront, ULI-the Urban Land Institution, Washingto, D.C.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Fishmann, R., 2002, "20.y&uuml;zyılda Kent &Uuml;topyaları: Ebenezer Howard, Frank Lloyd Wright, Le Corbusier", Der., &Ccedil;ev.: B&uuml;lent Duru, Ayten Alkan, 20. Y&uuml;zy&Otilde;l Kenti, &oslash;mge Kitabevi, Ankara</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Gospodini, A. (2001). Urban waterfront redevelopment in Greek cities. Cities,18 (5), 285-295.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Ko&ccedil;, H. (2000). Yaşanabilir &ccedil;evreler arayışında tasarım politikalarının yeri, kentsel tasarım &ccedil;evreye &ccedil;ok disiplinli bir yaklaşım aracı. 12 Kasım 2015, http://www.mmfder gi.gazi.edu.tr/article/view/1061000247/106100021</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Lang, S., (2012). Striving for sustainability on the urban waterfront: the case of newtown creek, In: J.N. Desena, T. Shortell, Editors, The World in Brooklyn: Gentrification, Immigration, and Ethnic Politics in a Global City, published by Lexington Books</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">Montgomery, J., 1998, "Making a City: Urbanity, Vitality and Urban Design", Journal of Urban Design, basım 3, no.1</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">River management society, (2013). Guidelines for assessing, designing and building launch sites for carry-in watercraft. 4 Kasım 2015, http://www.slideshare.net/rshimoda2014/prepare-to-launch-guidelines-foraccessing-designing-and-building-launch-sites-for-carryin-waterfract</span></p> Thu, 13 Dec 2018 10:08:00 +03 Güncel Peyzaj Mimarlığı Konuları http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/guncel-peyzaj-mimarligi-konulari1/1261 Kaya Kızılkaya <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/kaya_kizilkaya/peyzaj_mimarligi1.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Ge&ccedil;tiğimiz on yıl boyunca, peyzaj mimarlarının kabuklarından &ccedil;ıktıklarını ve konut projelerinden, kentsel tasarıma, tasarım ya da şehrin herhangi bir boşluğunun yeniden d&uuml;zenlenmesi gibi kentsel tasarım ve iklim değişikliği konularında giderek daha fazla projeye &ouml;nc&uuml;l&uuml;k ettiklerini g&ouml;rd&uuml;k. Peyzaj mimarlığı mesleğinin &ouml;nemi artmış ve aynı zamanda şehirlerimizi ve &ccedil;evreyi yeniden tasarlamada etkili olmuştur.</p> <p>2018 sonuna doğru yaklaşırken g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde hızla gelişmekte olan peyzaj mimarlığı disiplinini yakın gelecekte etkileyecek konuların birka&ccedil;ı aşağıda sıralanmıştır.</p> <p><b>İklim Kontrol&uuml;</b></p> <p>Hepimizin bildiği &uuml;zere, ortalama k&uuml;resel sıcaklık ciddi derecede artmaktadır. İklimimizin değiştiği ve bu değişikliklerin insan faaliyetinin bir sonucu olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. 2007&rsquo;de IPCC tarafından yayınlanan &ldquo;İklim Değişikliği 2007: Sentez Raporu&rdquo; (bkz. kaynak 1) genel olarak şu sonuca varmaktadır:</p> <p>- CO2 seviyeleri 650.000 yılın en y&uuml;ksek seviyededir.</p> <p>- İklim değişikliği kesinlikle ger&ccedil;ekleşiyor.</p> <p>- Bu durum muhtemelen %90 insan faaliyeti sonucudur. &nbsp;</p> <p>- Emisyonları azaltmaya başlamak ve ciddi &ouml;nlemler almak i&ccedil;in 10-15 yıl kaldı.</p> <p>İklim değişikliğinin azaltılması, sera gazı emisyonlarının kaynaklarını azaltmak veya bu gazları depolanma kapasitesini artırmak olarak tanımlanabilir. Peyzaj mimarları, azaltma stratejilerinin ve programlarının arazi kullanım bileşenlerini tasarlamak ve uygulamak i&ccedil;in &ccedil;alışır. Parklar gibi yeşil a&ccedil;ık alanlar, d&uuml;ş&uuml;k karbonlu kentsel yaşamı desteklemektedir. Ayrıca peyzaj mimarları, ağa&ccedil;ların stratejik olarak yerleştirilmesi, yeşil &ccedil;atıların ve yalıtımlı duvarların birleştirilmesiyle binaların enerji verimliliğini artırmak i&ccedil;in mimarlarla birlikte &ccedil;alışmaktadır.</p> <p><strong>S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir Ulaşım</strong></p> <p>Ulaştırma hatları ve tesisleri bir &uuml;lkenin peyzajının ve kamusal alanın başlıca bileşenlerindendir. S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir kentler yaratmak i&ccedil;in ulaşım planlamasının doğal sistemler ve arazi kullanımı ile b&uuml;t&uuml;nleştirilmesi gerekir. Bu sistemler şehir merkezinin &ouml;l&ccedil;eğini, karakterini, kentsel formunu ve yerel algısını &ouml;nemli bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de etkilemektedir. Sokaklar ve ara&ccedil; yolları, &ouml;zellikle yayalar, bisikletliler ve engelli insanlar i&ccedil;in birbiriyle bağlantılı se&ccedil;enekler sunmalıdır. T&uuml;m &ccedil;ok katmalı ulaşım sistemleri g&uuml;venli, verimli, kullanışlı ve g&ouml;rsel olarak g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmalıdır. S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir kentler, &ccedil;ekici, g&uuml;venli, rahat, &ccedil;evresel kaliteyi destekleyen, ekonomik, iyi bağlanmış, kolayca erişilebilen ulaşım ağlarına sahiptir.(sahip olmalıdır?)</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/kaya_kizilkaya/peyzaj_mimarligi2.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Zidell Yards District-Scale Green Infrastructure Scenario, GreenWorks, 2014</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"></span><strong>G&uuml;venlik</strong></p> <p>Global ter&ouml;rizmin &ccedil;ağımızın belirli bir fakt&ouml;r&uuml; haline geldiği g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, tasarımcıların ve diğer profesyonellerin, işlevsel ve estetik olarak b&uuml;t&uuml;nleşik olan binaların ve kamusal alanların savunma ve g&uuml;venlik &ouml;zelliklerinin ortaya &ccedil;ıkarılmasına ve tasarlanmasına ihtiya&ccedil; duyulmaktadır. &Ouml;zelikle b&uuml;y&uuml;k şehirlerde peyzaj mimarları, g&uuml;venliği arttırmaya y&ouml;nelik alanlar yaratmak i&ccedil;in daha yaratıcı y&ouml;ntemler geliştirmeye başlamak zorunda kalacaklar.</p> <p><b>B&uuml;y&uuml;k &Ouml;l&ccedil;ekli Projeler</b></p> <p>Kentlerdeki yoğunluklar arttık&ccedil;a, artan n&uuml;fusların (barınma, ulaşım, sosyal, yeşil alan, iş yaratma) ihtiya&ccedil;larını yerel d&uuml;zeyde karşılamak adına daha b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekli projeler de artacaktır. Ancak, bu projeler, yerel d&uuml;zeyde &ouml;zel sekt&ouml;r ve belediyeler desteği ile oluşturulacak ve metropollerin yanı sıra daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve orta &ouml;l&ccedil;ekli şehirlerde daha yaygın hale gelecektir. Bu şehirler, artan n&uuml;fusların baskısı ile birlikte &ccedil;oğalan altyapı ve &ccedil;evre sorunlarına par&ccedil;a par&ccedil;a &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulacaklardır. Aynı zamanda daha iyi bir şehirler ve toplum yaratmak i&ccedil;in profesyonellerin yanı sıra h&uuml;k&uuml;metlerin desteğini alan halktan girişimciler de olacaktır.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/kaya_kizilkaya/peyzaj_mimarligi3.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Tianjin Qiaoyuan Park, Turenscape, 2008</span></p> <p><b>S&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir Kentsel Planlama</b>&nbsp;</p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z gelişen şehirlerinde kentsel gelişim, birbirine bağlı yeşil alan, &ccedil;ok katmanlı bir ulaşım sistemi ve karma kullanımlı gelişmeyi destekleyen s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir bir planlama ve y&ouml;netim vizyonuyla y&ouml;nlendirilmelidir. Tarihsel, k&uuml;lt&uuml;rel ve &ccedil;evresel kaynakları koruyan s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir ve yaşanabilir topluluklar oluşturmak i&ccedil;in kamunun ve &ouml;zel sekt&ouml;r&uuml;n bir anlamda iş birliği geliştirmeleri gerekiyor. Buna ek olarak, politikacılar ve iş geliştiriciler, kirliliği azaltan, yerel ve doğal sistemler arasında bir denge yaratabilen s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir planlama ve yapım tekniklerini desteklemelidir.</p> <p>Bu yenilikler, peyzaj mimarları ve mimarların, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilir şehirler ve kamusal alanlar yaratmak i&ccedil;in daha yaratıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler geliştirmelerini gerektirecektir.</p> <p><b>Konut Peyzajı</b></p> <p>İnsanların bah&ccedil;elerde dinlenmelerini ve rahatlamalarını sağlayan yeşil duvarlar, geniş su &ouml;ğeleri, sert zeminden &ccedil;ıkan nozzlelar, ateş &ccedil;ukurları, oled aydınlatmalar gibi unsurların kullanımı giderek artacak. Ayrıca, yapay y&uuml;zeylerin kullanımını artacak ve aynı zamanda yabani otların kullanımı ile d&uuml;ş&uuml;k bakım gerektiren bah&ccedil;elerin sayısı artmaya devam edecektir. Genel olarak, temiz ve mat yerel elemanlar ve değişen dokular &uuml;zerinde daha fazla vurgu yapılacaktır.</p> <p><strong>BIM</strong></p> <p>BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) tasarımcılara, farklı kompleks datalardan oluşan tasarımları m&uuml;şterilere, danışmanlara, y&uuml;klenicilere, ortaklara 2D veya 3D formatında paylaşma olanağı verir. &Ouml;zellikle uluslararası projelerde BIM kullanımını teşvik edilmekte ve bu eğilimle birlikte, peyzaj mimarları BIM'i projelere adapte ederek giderek daha fazla kullanılmaları gerekeceği g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p> <p>Ancak arazi ve alan modellemesi, tasarımcıların istediği kadar p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z olmadığı i&ccedil;in BIM hala soru işareti olarak kalmış ve genellikle peyzaj mimarları i&ccedil;in iyi geliştirilmiş bir Sketchup modelinden &ccedil;ok farklı değildir.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/kaya_kizilkaya/peyzaj_mimarligi4.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Jack Layton Ferry Park, West 8, 2015</span></p> <p><b>Sahil Parkları</b></p> <p>&Ouml;zellikle b&uuml;y&uuml;k şehirlerde sahil bantları, kentliler, turistler, ziyaret&ccedil;iler ve her yaştan insan grupları giderek ilgi odağı haline geliyor. Peyzaj mimarlığındaki &ouml;nemli alanlardan biri, kullanıcılar i&ccedil;in dinlenme, rekreasyon, spor, manzara seyir alanları i&ccedil;eren yeni gelişen anlayışa g&ouml;re tasarlanmış sahil parklarıdır. Gelişen ekolojik yaklaşımı kıyı ile entegre etme, alan ile ilişkili ulaşım ağalarının geliştirilmesi ve yaygınlaşması, toplumun benimseyebileceği alanların oluşturulması, esneklik ve yeşilin yaygın olarak kullanılması bu başlıktaki &ouml;nemli noktalardır.</p> <p>Bunlar, peyzaj mimarlığı konulardan sadece birka&ccedil;ıdır. Akıllı şehirler, artan şehir yoğunluğu, su kıtlığı, sosyal eşitsizlik, iklim değişikliği gibi kentlerde meydana gelen d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerin sağlıklı yaşanması adına g&ouml;r&uuml;şlerimizim dile getirmemiz &ouml;nem arz etmektedir. Aynı zamanda peyzaj mimarları bu sorunlara &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulmak i&ccedil;in mesleğimizin geniş ve kapsamlı becerilerini, bilgisini ve uzmanlığını kullanmalıdır.</p> <p>Kaynaklar:</p> <ol> <li><a target="_blank" href="https://www.researchgate.net/publication/281006532_Climate_Change_2007_Synthesis_Report_Contribution_of_Working_Groups_I_II_and_III_to_the_Fourth_Assessment">https://www.researchgate.net/publication/281006532_Climate_Change_2007</a></li> </ol> Tue, 11 Dec 2018 10:50:31 +03 Sınır Tanımayan Fikirler: Brandweek 2018’in Ardından http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/sinir-tanimayan-fikirler--brandweek-2018-in-ardindan/1260 Özlem Yalım <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/sinir-tanimayan-fikirler_ozlem-yalim/ozlem_yalım_brandweek_res.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p><span class="fotograf-yazi">not defterinden Brand Week 2018 eskizi</span></p> <p>Kentin ve &uuml;lkenin en kapsamlı marka etkinliği ge&ccedil;tiğimiz hafta 5-9 Kasım tarihleri arasında ger&ccedil;ekleşti. &ldquo;En&rdquo; leri pek sevmem, ne var ki bu etkinliğin kapsamı hakkında &ccedil;ekinmeden bu tanımı kullanabilirim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; etkinlik 3 g&uuml;n boyunca&nbsp; sayabildiğim kadarı ile 10 kadar noktada, 100&rsquo;&uuml;n &uuml;zerinde konuşmacı, onlarca sunum, at&ouml;lye, buluşma ve deneyim sundu.</p> <p>&ldquo;<i>Sınır tanımayan fikirler</i>&rdquo; mottosu altında ger&ccedil;ekleşen etkinliklerde iletişim, pazarlama ve marka y&ouml;netiminden dijital d&uuml;nyaya, spordan gastronomiye, grafik tasarımdan reklamcılığa, ekonomiden animasyona ve sinemaya kadar pek &ccedil;ok konu masaya yatırıldı. M&uuml;lteciler, kadınlar, sosyal girişimcilik gibi g&uuml;ncel alanlar da ihmal edilmedi. Etkinliğin son g&uuml;n&uuml;, T&uuml;rkiye&rsquo;de ilk kez d&uuml;zenlenen <b>Youtube Pulse</b> etkinliği ger&ccedil;ekleşirken sahneyi gen&ccedil;ler istila etti ve salondaki izleyici profili de tamamen farklılaştı; ortam birden başka bir habitata d&ouml;n&uuml;şt&uuml;.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sinir-tanimayan-fikirler_ozlem-yalim/IMG_5617.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Soldan sağa: İbrahim Selim, Aysu Nur Dağgecen, Serap Balkan, M&uuml;ge Albayrak</span></p> <p>Bir tasarımcı-marka y&ouml;neticisi olarak, bu &uuml;&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;erisinde işlerim izin verdiğince (&ouml;d&uuml;l t&ouml;renleri ve partiler hari&ccedil; olmak &uuml;zere) izleyebildiğim etkinlik, dolu doluydu. Marka tarafında olduk&ccedil;a tatminkar olan i&ccedil;eriğin; bir tasarım profesyoneli i&ccedil;in de olduk&ccedil;a ilham verici olduğunu belirtmeme gerek olmaz sanırım. Ne var ki yıllardır katıldığım pek &ccedil;ok etkinlikte g&ouml;zlemleyebildiğim kadarı ile mimarlar, &uuml;r&uuml;n tasarımcıları, grafik ve moda tasarımcıları gibi profesyoneller bu t&uuml;r etkinliklerde pek g&ouml;r&uuml;nmezler. Genellikle kendi mesleki alanlarını ilgilendiren etkinliklere ilgi g&ouml;sterir; kurumsallaşma, markalaşma, pazarlama, y&ouml;netim gibi alanlardaki bu &ndash;bana g&ouml;re- &ouml;ğrenim kozunu pek kullanmazlar.Oysa işi yaratıcılık olan insanlar, kendi işletmelerinde y&ouml;netim organizasyonu, reklam, pazarlama, iletişim gibi konulardan ka&ccedil;ınamıyor; kendi başlarına &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retmeye y&ouml;neliyorlar. Bu &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; en alt seviyede &ndash; ilgili alanlarda faaliyet g&ouml;stermeyerek ;-)))&ndash; en &uuml;st seviyede ise o alandaki başka bir profesyonel şirketten destek alarak sağlıyorlar. Biliriz ki, bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m ortağını da y&ouml;netmek i&ccedil;in ilgili konuda yine de donanım gereklidir. &Ouml;zetle, bizlerin de bu alanlardaki g&uuml;ndemi takip etmemizde yarar olduğunu savunanlardanım.&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sinir-tanimayan-fikirler_ozlem-yalim/IMG_5622.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Youtube Pulse sunumları</span></p> <p>Konferanslardan izlediğim bir ka&ccedil; konu başlığını bu bakış a&ccedil;ısı ile mimar ve tasarımcılara y&ouml;nelik olarak uyarlayıp aktarmaya &ccedil;alışıyorum: Ayağımın tozu ile izlediğim ilk oturum &ldquo;<b>davranışsal bilim</b>&rdquo; hakkında idi. İngilitere h&uuml;kumeti b&uuml;nyesinde &ccedil;alışan BIT&lsquo;in (Behavioural Insights Team). &nbsp;y&ouml;netim kurulu koltuğunda oturan direkt&ouml;rlerden biri olan Simon Ruda&rsquo;nın verdiği konferans kapsamında, h&uuml;k&uuml;metin topluma hizmet ederken davranışsal bilimden faydalanmasının yararlarını, &ouml;rnekleri ile izledik. Bir toplumu y&ouml;netmek her ne kadar diğerlerine g&ouml;re fazlaca kompleks bir denklem ise de, y&ouml;netim işi &ouml;z&uuml;nde hep aynıdır. Bir fabrikayı, bir işletmeyi, bir st&uuml;dyoyu hatta aileyi de aynı denklem ile y&ouml;netebilirsiniz; sadece değerler değişebilir, artabilir, azalabilir. Bu prensiple, bu sunumdan &ouml;ğreneceklerimiz olabilir. İngiltere bakanlar kabinesinin alt destekleyici kurumu olarak faaliyet g&ouml;steren bu takım da, &ccedil;alışmaları ile toplumun y&ouml;netilmesi sırasında aşağıdaki şu alanlarda başarılı olmayı hedefliyor:</p> <p>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamusal hizmetlerin daha uygun maliyetlerle &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi</p> <p>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamusal hizmetlerin vatandaşlar tarafından daha kolay kulanılabilir olması</p> <p>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan davranışlarını inceleyerek somut &ccedil;ıktılar elde edebilmek ve bunu kamusal politikalar i&ccedil;in kullanmak (olabildiği yerlerde)</p> <p>-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanların &ldquo; kendileri i&ccedil;in daha iyi se&ccedil;imler yapmalarını&rdquo; sağlamak.&nbsp;</p> <p>Şimdi hep birlikte, ister mimar ister tasarımcı olalım, bu hedefleri kendi işlerimiz i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nerek okuyalım: Verdiğimiz hizmetleri daha uygun maliyetlerle verebiliyor olmak &uuml;zere kendi i&ccedil; işleyişimize derinlemesine bakalım. Buradan tasarruf fırsatları &ccedil;ıkarabileceğimize eminim.</p> <p>Ekibimizin davranışlarının d&uuml;zenli takibi ve analizi de bizler i&ccedil;in yarar noktaları &ccedil;ıkarabilir. Bu g&ouml;zlemlerden &ccedil;ıkardığımız somut &ccedil;ıktılar doğrultusunda ekip &ccedil;alışmalarımıza yeniden bir d&uuml;zen &ouml;nermek verimliliğimizi arttıracaksa neden olmasın?&nbsp;</p> <p>Aklıma ilk gelen &ouml;rnek nedense şu oldu: &Ouml;rneğin ofis olarak bir proje yetiştiriyoruz&hellip;Geceleri ge&ccedil; saatlere kadar &ccedil;alıştırdığımız ekip arkadaşlarımız, her proje d&ouml;neminde ka&ccedil;ınılmaz olduğu gibi (!) belki de sabahları kahvaltı dahi yapamadan koşa koşa yeniden ofise geliyorlar. Yoğun proje d&ouml;nemlerinde onlara keyifli bir kahvaltı-kahve&nbsp; servisi sunmak, ilk bakışta ekstra masraf gibi algılanabilir. Ama bu servis ile, ekibiniz ile empati kurmuş olur; ona &ldquo;<i>ben seni anlıyorum ben de buralardan geldim</i>&rdquo; deme fırsatını yakalarsınız. Onun &ouml;nceliklerinin sizin i&ccedil;in de &ouml;nemli olduğu mesajını verirsiniz; bu konuda samimiyseniz iyi bir iletişim kurmuş olur; ciddi bir bağlılık sağlarsınız. Diğer yandan bu sebepten verimsiz, mutsuz, a&ccedil;, yorgun &ccedil;alışan kişilerin de verimliliklerinin artmasını sağlar, zamandan da tasarruf edersiniz, fena mı? Bunun gibi ekip ile ilgili alanlardan, bir işletmenin en temel konusu olan finans konusuna kadar davranışsal bilimden faydalanmak m&uuml;mk&uuml;n. Konferansı takiben İngiltere h&uuml;kumetinin ilgili departmanının web sitesinde biraz gezindim ve yayınladıkları bir ka&ccedil; raporu okudum. Tavsiye edebileceklerimden biri &ldquo;para y&ouml;netimi&rdquo; konusunda yayınladıkları ekteki rapor ve pekala kendi işletmelerimize uyarlanabilir: <a href="https://fincap-two.cdn.prismic.io/fincap-two%2Fd5312602-e0b0-4d6e-890b-249d408b608c_financial-capability-lab-report-may18.pdf">https://fincap-two.cdn.prismic.io/fincap-two%2Fd5312602-e0b0-4d6e-890b-249d408b608c_financial-capability-lab-report-may18.pdf</a></p> <p>&Uuml;lkemizde kavramları hop diye alıp, &ccedil;iğneyip daha tadını bile almadan dışarı t&uuml;k&uuml;rmek gibi bir &ouml;zellik var. İnovasyon ve tasarım odaklı d&uuml;ş&uuml;nme bana g&ouml;re bunların başında geliyor (korkarım tasarım kavramı da &ouml;yle! Ama bu başka bir yazı konusu). Bunu neden yazdım &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;zellikle bu paylaştığım raporda, toplumun para ile olan sorunlarına &ccedil;&ouml;z&uuml;m getirmek isteyen, onların bor&ccedil; yapılandırmaları i&ccedil;in &ouml;nermeler sunan ve hatta gelecekteki ideallerine kavuşmaları i&ccedil;in yaratıcı fikirler sunan İngiltere h&uuml;kumetinin bu raporunun da pek &ccedil;ok diğer &ccedil;alışması gibi tamamen <b>design tinking / tasarım odaklı d&uuml;ş&uuml;nme</b> prensibi ile &ccedil;alıştırıldığını g&ouml;receksiniz. Gelişmiş toplumların uyguladığı metodları bir avu&ccedil; insan, &uuml;lkemizde işletmelere anlatmaya, yaymaya &ccedil;alışırken diğer yandan, daha anlaşılıp &ouml;z&uuml;msenmeden hemen &ldquo;tu &ndash; kaka&rdquo; konumuna getirmek, bir tek bizde yaygın olan bir milli spordur. Siz bir ara bu rapora bir vakit ayırın, herhangi bir vatandaşın anlayabileceği dilden yazılmış olan bu &ccedil;alışma eminim pek &ccedil;oklarımızın finansal konularına bakışını bir &ldquo;uzman&rdquo;a&nbsp; gereksinim duymadan rahatlatmasına yarayacaktır.&nbsp;</p> <p>İyi mimarlık ve tasarım ofisilerinde sosyologların, tarih&ccedil;ilerin, iletişimcilerin &ccedil;alışmasının yararlarını bir s&uuml;redir konuşup tartışıyoruz. Davranışsal bilim profesyonelleri de bu ekiplerin en &ouml;nemli yapıtaşlarından biri; ihmal etmeyelim. Ekiplerimizi b&uuml;y&uuml;t&uuml;rken dikkate alalım.&nbsp;</p> <p>İlk g&uuml;n&uuml;n takip eden diğer sunumları &ldquo;<b>data y&ouml;netimi&rdquo;</b> ve &ldquo;<b>n&ouml;robilim&rdquo;</b> &uuml;zerineydi. Uzaktan her iki başlık da yaratıcı end&uuml;strilerle nasıl alakalı olabilir ki? diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Diğer yandan sunumda bahsedilen t&uuml;m vakalar aslında mimarlık ve tasarım projelerine de uyarlanabilir idi; hatta pek &ccedil;ok uyarlanmış &ouml;rnekleri ile karşılaşıyoruz.&nbsp;</p> <p>Akıllı telefonlar tarafından yayılan &ccedil;eşitli veriler, kalabalıkların y&ouml;nelimleri hakkında son on yılda en &ccedil;ok izlenen meta-datadır. Bu data &uuml;zerinde yapılan analizler ile, kentsel planlamadan mimari tasarımda dolaşım &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerine kadar pek &ccedil;ok alanda faydalanmak m&uuml;mk&uuml;n. Teknoloji kanalı ile elde edilen veri insanların &ouml;ncelikle nerede ne zaman bulundukları, ve bu hareketin rutini ile ilgili somut &ccedil;ıktılar sağlıyor. &Ouml;rneğin, kat y&uuml;ksekliklerini m&uuml;teahhitlerin, pencere boyutlarını belediye mevzuatlarının belirlemediği gelişmiş toplumlarda, mimarlar &ouml;zg&uuml;n tasarım iradelerinin yanında bu t&uuml;r verilerden de faydalanabiliyorlar. &Uuml;lkemizde de eminim bu verileri dikkate alan ve yapılabilecekler doğrultusunda tasarım geliştiren pek &ccedil;ok ofis var ve imkanlar doğrultusunda bu bilimsel verileri işlerinin bir par&ccedil;ası haline getirmeye &ccedil;alışıyorlar. Konferansta Do&ccedil;. Dr.Yves- Alexandre de Montjoye, sunmunda bu alanda fayda sağlanması i&ccedil;in &ouml;zellikle kişisel verilerin gizlilğinin kalkmasının yararlı olduğuna dikkat &ccedil;ekti. Ben ise bu sunumdan ilham ile sizlere <b>bigdata </b>ve <b>metadatayı</b> işlerinize daha &ccedil;ok entegre edin diyeyim.&nbsp;</p> <p>Diğer konuşmacılardan Prog.Dr. Moran Cerf ise konuyu insanın bilin&ccedil;altı davranış odağına taşıdı. S&ouml;z konusu t&uuml;ketim alışkanlıkları ve davranışsal rutinler olduğunda insanların s&ouml;yledikleri ile yaptıkları arasında ciddi bir fark oluşabiliyor. Pazar araştırma gruplarında ve &ccedil;eşitli anketlerde insanlar aslında olduğu gibi değil de olmasını arzu ettikleri gibi y&ouml;nelimlenerek tepki veriyorlar. Yeni bir &uuml;r&uuml;n&uuml; piyasaya s&uuml;rmeden &ouml;nce başvurduğumuz fokus gruplarının artık daha farklı y&ouml;ntemlerle &ccedil;alışmasından bahsediyoruz. &Ouml;rneğin bir ev robotu tasarladınız. Grubunuza bu &uuml;r&uuml;n&uuml; dağıttınız ve bir s&uuml;re kullandıktan sonra onlara bir anket yaptırdınız. Buradaki sonu&ccedil;lardan sağlıklı veri almanız &ccedil;ok zor. Burada n&ouml;robilim devreye giriyor. N&ouml;robilimciler insanların kendilerinin bile farkında olmadıkları, pek &ccedil;oğu bilin&ccedil; altından gelen davranışlarını ve eğilimlerini &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerken, bu veri t&uuml;ketici alışkanlıklarını y&ouml;nlendirmede, elbet teknoloji yardımı ile kullanılabiliyor. Cerf sunumunda daha &ccedil;ok g&ouml;z ile beyin arasındaki senkronik bağdan ve bu ilişkiyi anlamlandırdıkları bir ka&ccedil; &ouml;rnekten bahsetti. S&ouml;zgelimi bir derginin kapağında veya bir afiş tasarımda hangi alana ne konacağı bize &ouml;ğretildiği gibi basic design ilkelerine g&ouml;re değil de, artık insan g&ouml;z&uuml;n&uuml;n ilk saniyelerde refleksle y&ouml;neldiği noktalara g&ouml;re yapılıyor.&nbsp;</p> <p>&Ouml;zetle tasarımın algılar b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde estetik bir objeden &ouml;teye taşındığı g&uuml;n&uuml;m&uuml;z anlayışında, insanların doğal tepkileri, y&ouml;nelimleri, eğilimleri, dikkate alınması gereken bir &ouml;nemli unsur olarak &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. T&uuml;m yaratıcı alanlarda nesneden deneyime doğru bir değer kayması yaşıyoruz. N&ouml;robilim &ouml;zellikle, bizlerin bile fark etmediği tercihlerimizi ortaya &ccedil;ıkarması ile ilgili &ccedil;alışmalarda &ccedil;ok farklı &ccedil;ıktılar ortaya koyabiliyor, takip&ccedil;isi olmakta fayda var.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sinir-tanimayan-fikirler_ozlem-yalim/IMG_5575.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Sedar Erener konuşmasını yaparken</span></p> <p>Bu &uuml;&ccedil; konu daha ilk g&uuml;n&uuml;n ilk &uuml;&ccedil; sunumundan. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ki diğer onlarca sunumda neler neler konuşuldu. Ben konferansa ikinci kez gidebildiğimde &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ve son g&uuml;n ancak tek bir salondaki sunumları baştan sona takip edebildim. Bunları tek tek anlatmam imkansız; ancak &ouml;zellikle bu g&uuml;nde vakit ayırma sebeplerim arasında <b>Serdar Erener</b> ve Mickey&rsquo;i Mickey yapan adam <b>Eric Goldberg&rsquo;i</b> izlemek başta geliyordu. Erener, beyaz bir &ouml;nl&uuml;kle &ccedil;ıktığı sunumunda bunun sebebi olarak kendini geleceğin &ldquo;datascientist&rdquo;ı ( veri bilimcisi ) olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nden bahsetti ve hepimizin bildiği &uuml;zere asıl başarının &nbsp;belirli bir metodoloji &uuml;zerinden &ccedil;alışmakta, ama &ccedil;ok &ccedil;alışmakta olduğundan bahsetti. Bu metodolojik &ccedil;alışma prensibi, ajans olarak ger&ccedil;ekleştirdikleri &uuml;retimin uzun vadelerde tutarlı olabilmesini de sağlayan başlıca fakt&ouml;r. Bu pek &ccedil;ok tasarım markası ve marka olmuş mimar i&ccedil;in de ge&ccedil;erli elbette. S&uuml;reklilik ve tutarlılık sanıldığının aksine estetik &ccedil;izgi ile değil, o işi bir araya getiren yapıtaşlarının her seferinde aynı form&uuml;l &uuml;zerinde yerleştirilmesi ile sağlanabiliyor. Bu ufuk a&ccedil;ıcı sohbetin ardından izlediğimiz Goldberg&rsquo;i sunmak &uuml;zere sahneye k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir arkadaşımız ile &ccedil;ıkan sunucumuz Yekta Kopan ise, başlıbaşına etkinliğin başarı unsurlarından biriydi, bir etkinlik tasarımı i&ccedil;in etkinliği y&ouml;neten ve y&ouml;nlendiren insanın ne denli &ouml;nemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu Kopan. Ve Eric!</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/sinir-tanimayan-fikirler_ozlem-yalim/IMG_5587.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Soldan sağa: Ece Tonbul, Ayhan Sicimoğlu,&nbsp;Yekta Kopan.</span></p> <p>Goldberg, ilk olarak telefonla veya başka bir cihaz ile kayıt yapılmamasını rica etti. Yaratıcı sekt&ouml;rlerde ekmek yiyen bir sorumlu kişi olarak bu &ccedil;ağrıya uydum ve an be an sosyal medyadan paylaştığım g&ouml;rsellere bir ara verdim. &Uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m ise maalesef aynı duyarlılığı herkesin benimsememiş olmasıydı. Kendimize yapılmasını istemediğimizi başkasına yapmamalıyız bana g&ouml;re. Instagramdan live yayınlayan bile g&ouml;rd&uuml;m! Neyse.</p> <p>Mickey 90 yaşında ve bizler sunum sırasında bu animasyonun ilk orjinal karalamalarından sayfalar g&ouml;r&uuml;p, en yeni yapılan filmlere kadar izleme şansı bulduk. Sempatik, kendiyle barışık, d&uuml;nya tatlısı bir adam imiş Goldberg. Bizde azıcık &ldquo;&uuml;nl&uuml;&rdquo; olup, bir ka&ccedil; &ouml;d&uuml;l kazandıktan sonra bir mağrur ifadeye b&uuml;r&uuml;nen ağır abi/abla mimar ve tasarımcılarımızı d&uuml;ş&uuml;nmeden edemedim bu d&uuml;nya &uuml;nl&uuml;s&uuml; sempatik amcamızı izlerken. İ&ccedil;ten ve m&uuml;tevazı olduğu i&ccedil;in karizmasından kaybetmemiş; aksine daha da karizmatik olmuştu. Kendime not.</p> <p>Takiben izlediğim bir s&uuml;r&uuml; sunumun ve sohbetin ardından g&uuml;n son derece g&ouml;rkemli bir a&ccedil;ılış şovu ile başlayan Youtube Pulse ile sona doğru yol aldı. Google, Youtube ve Facebook&rsquo;un &uuml;lkemizde de ne kadar aktif olduklarını, ne inanılmaz işlere imza attıklarını, nasıl bir kitle ile &ccedil;ığ gibi b&uuml;y&uuml;d&uuml;klerini sanırım anlatmaya gerek yok; olduk&ccedil;a heyecanlı, dinamik ve ilgi &ccedil;ekiciydi. Bir o kadar da ilham verici. Ben ise o saatlerde başka bir programa doğru yola koyuldum. Kendime aldığım &ouml;dev ise, program broş&uuml;r&uuml;ndeki isimleri tek tek araştırıp, izleyemediğim kişi ve konuları online takip edebilmek. Umarım başarabilir ve yepyeni konularda biraz daha zenginleşebilirim.&nbsp;</p> <p>Bligi paylaştık&ccedil;a &ccedil;oğalıyor; insan okuduk&ccedil;a zenginleşiyor.&nbsp;</p> <p>Bana izlenimlerimi paylaşma fırsatı veren arkitera ya her zamanki gibi teşekk&uuml;rlerimle!</p> Wed, 14 Nov 2018 14:00:00 +03 Geçmişin Hayaletlerinin Peşinde: Berlin Tempelhof Havalimanı http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/gecmisin-hayaletlerinin-pesinde--berlin-tempelhof-havalimani1/1259 Banu Uçak Güneş <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/ana_gorsel.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Kız kardeşimin d&ouml;rt yıl &ouml;nce Berlin'e taşınmasıyla, sık&ccedil;a seyahat ettiğim bu şehir benim i&ccedil;in bir yavru vatana d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Berlin'i tanımlamak i&ccedil;in tek kelime se&ccedil;mem gerekse, bu "&ouml;zg&uuml;rl&uuml;k" olurdu. Ancak kentte biraz zaman ge&ccedil;irdikten, turistik vaatlerini t&uuml;ketip g&uuml;ndelik yaşama karıştıktan sonra kentin g&ouml;r&uuml;nmeyen katmanlarını, yakın tarihin hayaletlerini, bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k hissinin arkasında yatan derin y&uuml;zleşmeyi daha yakından tanıma fırsatı buldum.</p> <p>Berlin, iki d&uuml;nya savaşından yenik &ccedil;ıkmış, 1945'de neredeyse tamamen yıkılarak tam kalbinden ikiye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş, 1989'da duvarın yıkılmasının ardından bir kez daha inşa edilen, tarih boyunca b&uuml;y&uuml;k ideallere sahne olmuş, t&uuml;m makyajına rağmen kalben hala yorgun bir başkent. Almanya'nın II. D&uuml;nya Savaşı'ndaki tutumunun bug&uuml;n d&uuml;nyanın bi&ccedil;imlenişi &uuml;zerindeki yadsınamaz ağırlığının hissettiğim kadarıyla Berlinli gen&ccedil; kuşağın &uuml;zerinde karmaşık etkileri var. &Ouml;nemli bir kısmının, kendi b&uuml;y&uuml;kanne ve b&uuml;y&uuml;kbabalarının II. D&uuml;nya Savaşı'nda bilerek veya bilmeyerek oynadıkları role ilişkin bir su&ccedil;luluk duygusu taşıdığını sezinliyorum. Almanya'nın her yerinde ortalama %12 civarında seyreden sağ hareketin dışında kalanlar, herhangi bir ulusalcı s&ouml;yleme mesafeli ve bir ulusun &ccedil;ocuğu olmaktan duyulan gururu kategorik olarak reddetmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar. Bunun Berlin'in &ccedil;ok uluslu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; destekleyen bir yanı olduğu s&ouml;ylenebilir. Ancak yaşananların, birka&ccedil; satırla &ouml;zetlenemeyecek kadar derin etkisi, sokaklara, ağa&ccedil;lara, evlere, hayatın i&ccedil;ine dolayısı ile fiziksel &ccedil;evreye ve mimarlığa işlemiş durumda. Ge&ccedil;mişle y&uuml;zleşme, kendini temize &ccedil;ekme, tarihi t&uuml;m zalimlik ve acısı ile tekrar tekrar &ouml;ğrenip &ouml;ğretme &uuml;zerine kentsel ve k&uuml;lt&uuml;rel yaşam yeniden inşa edilmiş. Bunun evlerin &ouml;n&uuml;nde parke taşlarına kazınmış toplama kamplarına g&ouml;nderilen insanların isimlerinden, m&uuml;zelerden, anıtlardan olduğu kadar bir&ccedil;ok tekil yapıdan a&ccedil;ık&ccedil;a okumak m&uuml;mk&uuml;n.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_1.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Berlin sokaklarında, evlerinden zorla alınıp toplama kamplarında &ouml;l&uuml;me g&ouml;nderilen Berlinlilerin isimlerinin yazılı olduğu taşları g&ouml;rmek, ge&ccedil;mişi unutturmayarak y&uuml;zleşmeyi, acılara sahip &ccedil;ıkmayı simgeliyor.</span></p> <p>&Uuml;nl&uuml; Berlin Duvarı'nın yıkılmasının &uuml;zerinden yirmi dokuz yıl ge&ccedil;ti. Almanya Avrupa'da &ouml;rneği g&ouml;r&uuml;lmemiş bi&ccedil;imde başkentini neredeyse yeniden inşa etti. Kenti ortadan ikiye b&ouml;len duvarın yıkılmasının ardından oluşan kıymetli boşluğun işlevlendirilmesinin yanı sıra bambaşka ideolojilerle inşa edilen iki kent par&ccedil;asının b&uuml;t&uuml;nleştirilip, yalnızca Almanya'nın değil Avrupa birliğinin başkenti olma iddiası ile konumlandırılma isteği nedeniyle kent 2000'ler boyunca neredeyse bir laboratuvar, dev bir şantiyeydi.</p> <p>Berlinliler, kentsel bellek ve kayıp konularında (anlaşılabilir bi&ccedil;imde) son derece duyarlılar. Belki de bu nedenle Berlin'in neredeyse son y&uuml;zyılına şehadet eden ve artık asıl işleviyle kullanılmayan Tempelhof Havalimanı etrafında b&uuml;y&uuml;k bir mit oluşması da son derece normal. Ge&ccedil;tiğimiz aylarda, kapatılmasından on yıl sonra ilk kez halkın ziyaretine a&ccedil;ılan havalimanı terminal binası, Berlinliler'in yoğun ilgisine mazhar oldu. G&uuml;venlik ve kapasite aşımı nedeniyle binaya giremeyen y&uuml;zlerce insan saatlerce kapıda bekledi. Sadece toplumsal bellek a&ccedil;ısından değil, mimari olarak da son derece &ouml;nemli bir yapı olan Tempelhof'u Norman Foster, t&uuml;m havaalanlarının anası olarak değerlendiriyor. Ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde havalimanına yapılan rehberli bir turla binanın cephesinin ardında gizlenenleri g&ouml;rme şansı buldum. Almanya'nın bu gen&ccedil; hareketli başkentini kavramama yardımcı olan katmanlar bu gezi sayesinde belirginleşti.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/sekil1.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Tempelhof Maketi, Ernst Sagabiel</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_2.jpg.jpeg" border="0" style="font-size: 13px;" /><br />Kartal kollarından esinlenen Tempelhof maketi, Ernst Sagabiel</span></p> <p>20.y&uuml;zyıl başında Wright kardeşlerin g&ouml;steri u&ccedil;uşları yaptığı bir havacılık merkezi olan ve ilk kez 1927 yılından kullanıma a&ccedil;ılan Tempelhof, d&uuml;nyanın en eski havalimanlarından biri. Yapının bug&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z hali, mimar Ernst Sagebiel (1892&ndash;1970) tarafından 1934&ndash;1936 yılları arasında Nazi Almanyası'nın baş mimarı Albert Speer denetiminde tasarlandı. 1941'de II. D&uuml;nya Savaşı'nın yarattığı ekonomik bunalım nedeni ile inşaat durdurulan ve tamamı hi&ccedil;bir zaman hayata ge&ccedil;emeyen Tempelhof, Adolf Hitler'in mimarı Albert Speer'in, Germania adını alacak yeni Berlin hayalinin &ouml;nemli ikonlarından biri olarak planlanmıştı. Tempelhof, inşa edilecek yeni Germania (Welthauptstadt Germania) kent meydanında, g&ouml;rkemli Nazi bakanlık binalarının girişini vurgulayacak şekilde kanatlarını a&ccedil;mış bir kartal formundan esinlenilerek konumlandırılmıştı. Bakanlık binalarından hala ayakta olan Goering'in kıymetli Hava Kuvvetleri Bakanlığı da mimar Ernst Sagabiel tasarımıdır ve halen Maliye Bakanlığı olarak kullanılmaktadır.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_3.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Havaalanı ile aynı dilde tasarlananan, Germania hayalinin kent merkezinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşan par&ccedil;alarından Maliye Bakanlığı, Berlin, mimarı Ernst Sagabiel</span></p> <p>Tempelhof Havalimanı 300.000 metrekarelik kapalı alanı, 1.2 km'lik oluşan g&ouml;rkemli apron ve hangar binaları ile bir d&ouml;nem d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k yirmi yapısı arasında yer alıyordu. Apronun &uuml;zerinde yer alan 80.000 kişi kapasiteli trib&uuml;nlerin bug&uuml;n yalnızca inşa edilebilmiş birka&ccedil; kulesi g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Sadece bu trib&uuml;nlerin dolup taştığı anın hayali bile, bir yapıya y&uuml;klenen ideolojik y&uuml;k&uuml;n boyutunu hayal etmek i&ccedil;in yeterli. Bu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;rmek benim i&ccedil;in Nazi rejiminin g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş ideallerini fiziksel olarak somutlaştıran ilgin&ccedil; bir deneyim oldu. Alman m&uuml;hendisliğini iliklerinize kadar hissettiğiniz bu str&uuml;kt&uuml;r&uuml;n bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; II. D&uuml;nya Savaş'ı sırasında Berlin'in i&ccedil;indeki tek toplama kampı olarak &uuml;cretsiz iş g&uuml;c&uuml; ile savaş u&ccedil;ağı &uuml;retimi yapılan bir fabrikaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_4.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">D&ouml;nemin m&uuml;hendislik harikası, &ccedil;elik str&uuml;kt&uuml;rl&uuml;, apronlar</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_5.jpg.jpeg" border="0" style="font-size: 13px;" /><br />Apronların devamı hangar binaları</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_6.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Hi&ccedil;bir zaman inşa edilmemiş de olsa, Nazi toplantıları i&ccedil;in tasarlanan 80.000 kişilik trib&uuml;nlerin izi ve tamamlanmamış merdiven kuleleri bug&uuml;n hala g&ouml;r&uuml;lebilir.</span></p> <p>Tempelhof Havalimanı ve Hava Kuvvetleri Bakanlığı'nın mimarı Ernst Sagabiel'in, Nasyonal Sosyalistlerin iktidara geldikten sonra Yahudilere uyguladıkları baskı nedeniyle kariyerinin zirvesinde İngiltere'ye iltica eden Erich Mendelsohn'un ofisinin bir s&uuml;re y&ouml;neticiliğini yaptığını da belirtmek gerek. Zira Tempelhof, hem &ouml;l&ccedil;ek, hem cephesiyle tipik faşist Alman mimarisi &ouml;rneği olsa da &ouml;zellikle ana salon ve terminalin i&ccedil; &ouml;rg&uuml;tlenmesinde, 1920'lerde Almanya'da filizlenen, Mendelsohn'un da temsil ettiği modernist akımın izlerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n. Aslında Nazi Almanyası'nın ideallerini yansıtma hevesindeki &ouml;l&ccedil;ek ve cephe tasarımını bir kabuk olarak g&ouml;r&uuml;rsek, s&uuml;sten arındırılmış g&ouml;rkemli &ccedil;elik iskelet ve fonksiyonel tasarımı ile 1930'ların en modern ve ihtiraslı havaalanı yapısı olduğunu s&ouml;ylenebilir.<br />Filmlerden g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, havaalanının ana yolcu salonu g&ouml;z okşayan ve biz T&uuml;rklere Cumhuriyet d&ouml;neminde Alman mimarların T&uuml;rkiye'ye kazandırdığı yapılar nedeni ile son derece tanıdık oranlarla zaman i&ccedil;inde donmuş gibi duruyor. Galeri katında bir restoran, yanında asimetrik bir kompozisyonla yerleştirilmiş b&uuml;y&uuml;k bir saatin s&uuml;slediği galerili ana salon, ikinci d&uuml;nya savaşında bombalardan epeyce zarar g&ouml;rm&uuml;ş ve aslına uygun olarak onarılmış.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_7.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Yolcu salonu i&ccedil; mekan</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/r_figure_7_2.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Yolcu salonu merdivenler</span></p> <p>Savaşın ardından Berlin halkı i&ccedil;in hayati &ouml;nem taşıyan ve adeta &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kle &ouml;zdeşleşen Tempelhof, Sovyet ambargosuna karşı Amerikan hava kuvvetlerinin şehri ayakta tutmak i&ccedil;in taşıdığı yakıt ve gıda yardımının &uuml;ss&uuml; olarak hizmetini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. D&ouml;nemin en &ouml;nemli simgelerinden biri olan "Candy Bomber" u&ccedil;aklardan biri hala apronda sergileniyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_8.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;">Candy Bomber</span></p> <p>Propaganda konusunda Nazilerden kalır yanı olmayan Amerikalılar, tesisi devraldıklarında halkın sevgisini kazanmak, bombalamalar nedeni ile u&ccedil;ak sesi duyduğunda korkan &ccedil;ocukları sakinleştirmek i&ccedil;in mini paraş&uuml;tlerle bu u&ccedil;aklardan 80.000 ton şekeri Berlin semalarından şehre dağıtmışlar. Belli yaştaki Berlin'liler i&ccedil;in bu anılar hala canlılığını koruyor. Bizimle birlikte gezen Alman arkadaşımız, anneannesinin bu şekerleri toplamak i&ccedil;in Tempelhof etrafında beklediğini anlattı. Berlin'de Amerikan desteği ile 1948-49 yılları arasında s&uuml;ren direnişin anısına yapılan duvar resmi, ana terminal binasının i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_8_2.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;">Ana terminal binası duvar resmi</span></p> <p>II. D&uuml;nya savaşının sonlarında artan bombalamalar ve kimyasal silah tehdidinden korunmak i&ccedil;in bazen d&ouml;rt g&uuml;ne varan s&uuml;relerle saklanılan sığınaklar da bug&uuml;ne kadar korunmuş. İnsanları sakinleştirmek i&ccedil;in duvarlarına resimler &ccedil;izilmiş, sloganlar yazılmış, hava ge&ccedil;irimsiz, br&uuml;t beton bu duvarların imalatındaki presizyon maalesef 2018 T&uuml;rkiye'sinin &uuml;st segment yapılarını bile kıskandıracak d&uuml;zeyde.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_9.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Tempelhof Sığınakları</span></p> <p>Yapının katmanlarını daha net anlamak i&ccedil;in ikinci d&uuml;nya savaşı sonrasında Berlin'de bulunan havalimanlarının durumu ve kullanım amacını kavramak b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Berlin'in ikinci havalimanı Tegel, Tempelhof &uuml;zerinden y&uuml;r&uuml;t&uuml;len ve kentin can damarı olan hava koridoruna destek amacıyla 1948'de hizmete alındı. 1975 yılına kadar Berlin'de batıda Tegel ve Tempelhof, doğuda ise Sch&ouml;nefeld olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; havalimanından ticari u&ccedil;uşlar s&uuml;rmekteydi. Pan Am ve British Airways'in gelişen teknoloji ve b&uuml;y&uuml;yen u&ccedil;aklar i&ccedil;in daha kullanışlı, g&uuml;venli ve uzun pistlere sahip Tegel Havalimanı'nın tercih ederek Tempelhof'u kullanmamaya karar vermesinden sonra Tempelhof bir Amerikan Askeri &uuml;ss&uuml;ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Berlin duvarının yıkılmasının ardından kısa mesafe i&ccedil; u&ccedil;uşlar i&ccedil;in kullanılmak &uuml;zere 1981'de tekrar ticari u&ccedil;uşlara a&ccedil;ılan Tempelhof, bug&uuml;n kırk yaş ve &uuml;st&uuml;ndeki Berlinlilerin anılarında canlılığını korumasına rağmen 2008'de tamamen kapatıldı.</p> <p>Tahmin edileceği gibi, Amerikan kuvvetleri 1945'de havaalanını devraldıklarında yapı bombalamadan dolayı ciddi şekilde zarar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Yapının bu d&ouml;nemki restorasyonu sırasında giriş hol&uuml;n&uuml;n ana yolcu salonuyla aynı y&uuml;kseklikteki tavanı neredeyse 10m'den fazla al&ccedil;altılarak, &uuml;st kotta kalan taşlar s&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş ve tamir i&ccedil;in kullanılmış. Halen &uuml;st kota eklenen d&ouml;şeme &uuml;zerine &ccedil;ıkıp, hayal edilen grandiy&ouml;z girişin izlerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/r_figure_10.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Giriş hol&uuml; &uuml;st kot, &ccedil;ıplak kolonları, taşlar s&ouml;k&uuml;l&uuml;p, tamirat i&ccedil;in kullanılmış</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/r_figure_11.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Sonradan kapatılan giriş hol&uuml;n&uuml;n orjinal tasarımı</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/r_figure_12.jpg.jpeg" border="0" style="font-size: 13px;" /><br />Eklenen d&ouml;şemeyle al&ccedil;altılan alan giriş</span></p> <p>Amerikalıların CIA dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok kurumu ile Tempelhof''ta ge&ccedil;irdiği yetmiş yıl boyunca kullandıkları spor salonu, bowling alanı gibi b&ouml;l&uuml;mlerin bir kısmı da hala g&ouml;r&uuml;lebiliyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_13.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Havaalanının en &uuml;st katında bulunan Amerikan askerlerinin kendileri i&ccedil;in yaptığı spor salonu</span></p> <p><span class="fotograf-yazi"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/r_figure_14.jpg.jpeg" border="0" style="font-size: 13px;" /><br />1970'lerin dilini yansıtan bowling salonu</span></p> <p>Kent merkezinde, Tiergarden'a 15 dakikalık bisiklet mesafesinde olan Tempelhof Havalimanı arazisi &uuml;zerine bir&ccedil;ok farklı proje geliştirildikten sonra yapılan oylamada; Berlin halkı, alanın park olarak kullanılmasına karar verdi. 7 km'lik pistte bisiklete, kaykaya binen, piknik yapan ve akla gelmeyecek bin t&uuml;rl&uuml; aktivitesiyle &ouml;zg&uuml;rce vakit ge&ccedil;iren Berlinlilerle Tempelhof'ta buluşabilirsiniz.</p> <p>Mimari olarak &ouml;nemi yadsınamaz Tempelhof Havalimanı Avrupa'nın en &ouml;nemli ve yeniden inşa edilmiş başkenti olan Berlin'in t&uuml;m d&ouml;nemlerini eş zamanlı yaşatan bir zaman t&uuml;neli gibi. Berlin halkı i&ccedil;in ise ulusun t&uuml;m yara izlerini apa&ccedil;ık g&ouml;steren bir simge niteliğinde.<br />Son d&ouml;nemde bazı b&ouml;l&uuml;mleri ge&ccedil;ici m&uuml;lteci kampı olarak da kullanılan Tempelhof bizim alışkın olmadığımız bir t&uuml;r y&uuml;zleşme, sorgulama ve rehabilitasyon anıtı olarak kentin ortasında t&uuml;m ihtişamı ile ayakta duruyor. Mimarlığın g&uuml;c&uuml;, yıkıcılığı ve iyileştiriciliğini tek hamlede insanın y&uuml;reğinde hissetmesini sağlayan Tempelhof Havalimanını gezmek, yeni d&uuml;nya d&uuml;zeninin hemen her adımına şahitlik etmek, her g&uuml;n kentte kendi kişisel ge&ccedil;mişine dair bir anıyı toprağa vermek zorunda kalan benim gibi bir fani i&ccedil;in adeta taze bir nefes.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/banu-ucak_tempelhof/figure_15.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Havalimanının son sakinleri, m&uuml;lteciler</span></p> <div class="mcePaste" data-wd-pending="" id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"> <p class="MsoTitle"><span>Ge&ccedil;mişin Hayaletlerinin Peşinde; </span>Berlin <span>Tempelhof Havalimani<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-language: TR;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"> <v:stroke joinstyle="miter" /> <v:formulas> <v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0" /> <v:f eqn="sum @0 1 0" /> <v:f eqn="sum 0 0 @1" /> <v:f eqn="prod @2 1 2" /> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth" /> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight" /> <v:f eqn="sum @0 0 1" /> <v:f eqn="prod @6 1 2" /> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth" /> <v:f eqn="sum @8 21600 0" /> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight" /> <v:f eqn="sum @10 21600 0" /> </v:formulas> <v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect" /> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t" /> </v:shapetype><v:shape id="Resim_x0020_15" o:spid="_x0000_i1043" type="#_x0000_t75" style='width:452.25pt;height:266.25pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image001.jpg" o:title="" croptop="-2f" cropbottom="8132f" cropright="-54f" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_15" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image002.jpg" height="355" width="603" /><!--[endif]--></span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Kız kardeşimin d&ouml;rt yıl &ouml;nce Berlin&rsquo;e taşınmasıyla, sık&ccedil;a seyahat ettiğim bu şehir benim i&ccedil;in bir yavru vatana d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Berlin&rsquo;i tanımlamak i&ccedil;in tek kelime se&ccedil;mem gerekse, bu &ldquo;&ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&rdquo; olurdu. Ancak kentte biraz zaman ge&ccedil;irdikten, turistik vaatlerini t&uuml;ketip g&uuml;ndelik yaşama karıştıktan sonra kentin g&ouml;r&uuml;nmeyen katmanlarını, yakın tarihin hayaletlerini, bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k hissinin arkasında yatan derin y&uuml;zleşmeyi daha yakından tanıma fırsatı buldum.</span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Berlin, iki d&uuml;nya savaşından yenik &ccedil;ıkmış, 1945&rsquo;de neredeyse tamamen yıkılarak tam kalbinden ikiye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş, 1989' da duvarın yıkılmasının ardından bir kez daha inşa edilen, tarih boyunca b&uuml;y&uuml;k ideallere sahne olmuş, t&uuml;m makyajına rağmen kalben hala yorgun bir başkent. Almanya&rsquo;nın II. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;ndaki tutumunun bug&uuml;n d&uuml;nyanın bi&ccedil;imlenişi &uuml;zerindeki yadsınamaz ağırlığının hissettiğim kadarıyla Berlinli gen&ccedil; kuşağın &uuml;zerinde karmaşık etkileri var. &Ouml;nemli bir kısmının, kendi b&uuml;y&uuml;kanne ve b&uuml;y&uuml;kbabalarının II. D&uuml;nya Savaşında bilerek veya bilmeyerek oynadıkları role ilişkin bir su&ccedil;luluk duygusu taşıdığını sezinliyorum. Almanya&rsquo;nın her yerinde ortalama %12 civarında seyreden sağ hareketin dışında kalanlar, herhangi bir ulusalcı s&ouml;yleme mesafeli ve bir ulusun &ccedil;ocuğu olmaktan duyulan gururu kategorik olarak reddetmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar. Bunun Berlin&rsquo;in &ccedil;ok uluslu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; destekleyen bir yanı olduğu s&ouml;ylenebilir. Ancak yaşananların, birka&ccedil; satırla &ouml;zetlenemeyecek kadar derin etkisi, sokaklara, ağa&ccedil;lara, evlere, hayatın i&ccedil;ine dolayısı ile fiziksel &ccedil;evreye ve mimarlığa işlemiş durumda. Ge&ccedil;mişle y&uuml;zleşme, kendini temize &ccedil;ekme, tarihi t&uuml;m zalimlik ve acısı ile tekrar tekrar &ouml;ğrenip &ouml;ğretme &uuml;zerine kentsel ve k&uuml;lt&uuml;rel yaşam yeniden inşa edilmiş. Bunun evlerin &ouml;n&uuml;nde parke taşlarına kazınmış toplama kamplarına g&ouml;nderilen insanların isimlerinden, m&uuml;zelerden, anıtlardan olduğu kadar bir&ccedil;ok tekil yapıdan a&ccedil;ık&ccedil;a okumak m&uuml;mk&uuml;n.</span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_14" o:spid="_x0000_i1042" type="#_x0000_t75" alt="https://lh5.googleusercontent.com/MXh5QhmT2keeb3TGymgUwF323z9Q-RxWGEJZvAf5HuJhhB-PgUWfsx_Je6qLUhXFQQHhAtZEuscreZZVnAf31sDdWJKXa5_uxHEl7RYFOODd0QntE5CJsml4Ob9WWE6U3NfSdS8u" style='width:453.75pt;height:340.5pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image003.jpg" o:href="https://lh5.googleusercontent.com/MXh5QhmT2keeb3TGymgUwF323z9Q-RxWGEJZvAf5HuJhhB-PgUWfsx_Je6qLUhXFQQHhAtZEuscreZZVnAf31sDdWJKXa5_uxHEl7RYFOODd0QntE5CJsml4Ob9WWE6U3NfSdS8u" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_14" alt="https://lh5.googleusercontent.com/MXh5QhmT2keeb3TGymgUwF323z9Q-RxWGEJZvAf5HuJhhB-PgUWfsx_Je6qLUhXFQQHhAtZEuscreZZVnAf31sDdWJKXa5_uxHEl7RYFOODd0QntE5CJsml4Ob9WWE6U3NfSdS8u" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image004.jpg" height="454" width="605" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">1</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--> Berlin sokaklarında, evlerinden zorla alınıp toplama kamplarında &ouml;l&uuml;me g&ouml;nderilen Berlinlilerin isimlerinin yazılı olduğu taşları g&ouml;rmek, ge&ccedil;mişi unutturmayarak y&uuml;zleşmeyi, acılara sahip &ccedil;ıkmayı simgeliyor<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-language: TR;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">&Uuml;nl&uuml; Berlin Duvarı&rsquo;nın yıkılmasının &uuml;zerinden yirmi dokuz yıl ge&ccedil;ti. Almanya Avrupa&rsquo;da &ouml;rneği g&ouml;r&uuml;lmemiş bi&ccedil;imde başkentini neredeyse yeniden inşa etti. Kenti ortadan ikiye b&ouml;len duvarın yıkılmasının ardından oluşan kıymetli boşluğun işlevlendirilmesinin yanı sıra bambaşka ideolojilerle inşa edilen iki kent par&ccedil;asının b&uuml;t&uuml;nleştirilip, yalnızca Almanya&rsquo;nın değil Avrupa birliğinin başkenti olma iddiası ile konumlandırılma isteği nedeniyle kent 2000'ler boyunca neredeyse bir laboratuvar, dev bir şantiyeydi.</span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Berlinliler, kentsel bellek ve kayıp konularında (anlaşılabilir bi&ccedil;imde) son derece duyarlılar. Belki de bu nedenle Berlin&rsquo;in neredeyse son y&uuml;zyılına şehadet eden ve artık asıl işleviyle kullanılmayan Tempelhof Havalimanı etrafında b&uuml;y&uuml;k bir mit oluşması da son derece normal. Ge&ccedil;tiğimiz aylarda, kapatılmasından on yıl sonra ilk kez halkın ziyaretine a&ccedil;ılan havalimanı terminal binası, Berlinlilerin yoğun ilgisine mazhar oldu. G&uuml;venlik ve kapasite aşımı nedeniyle binaya giremeyen y&uuml;zlerce insan saatlerce kapıda bekledi. Sadece toplumsal bellek a&ccedil;ısından değil, mimari olarak da son derece &ouml;nemli bir yapı olan Tempelhof&rsquo;u Norman Foster, t&uuml;m havaalanlarının anası olarak değerlendiriyor. Ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde havalimanına yapılan rehberli bir turla binanın cephesinin ardında gizlenenleri g&ouml;rme şansı buldum. Almanya&rsquo;nın bu gen&ccedil; hareketli başkentini kavramama yardımcı olan katmanlar bu gezi sayesinde belirginleşti.<span style="background: yellow;"><o:p></o:p></span></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_27" o:spid="_x0000_i1041" type="#_x0000_t75" style='width:453.75pt;height:258.75pt;visibility:visible; mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image005.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_27" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image006.jpg" height="345" width="605" /><!--[endif]--></span><span><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoCaption">Şekil <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Şekil \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">1</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]-->Tempelhof Maketi, Ernst Sagabiel<o:p></o:p></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_12" o:spid="_x0000_i1040" type="#_x0000_t75" alt="https://lh4.googleusercontent.com/VxlZogeCN1tqlwYu4HIq3TSy2QWfyb62HTNLen19eCexluFyGV51nd5Umke-8OlS4Ar4_FW0oO1eQBEzPFOlg1TIkmKdP2JJRsaVi_1VmlRvAOkL8fPGb1Pffa6_3Bcg-vMnKKtt" style='width:453.75pt;height:338.25pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image007.jpg" o:href="https://lh4.googleusercontent.com/VxlZogeCN1tqlwYu4HIq3TSy2QWfyb62HTNLen19eCexluFyGV51nd5Umke-8OlS4Ar4_FW0oO1eQBEzPFOlg1TIkmKdP2JJRsaVi_1VmlRvAOkL8fPGb1Pffa6_3Bcg-vMnKKtt" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_12" alt="https://lh4.googleusercontent.com/VxlZogeCN1tqlwYu4HIq3TSy2QWfyb62HTNLen19eCexluFyGV51nd5Umke-8OlS4Ar4_FW0oO1eQBEzPFOlg1TIkmKdP2JJRsaVi_1VmlRvAOkL8fPGb1Pffa6_3Bcg-vMnKKtt" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image008.jpg" height="451" width="605" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">2</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">.</span> Kartal kollarından esinlenen Tempelhof maketi, Ernst Sagabiel<o:p></o:p></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">20.y&uuml;zyıl başında Wright kardeşlerin g&ouml;steri u&ccedil;uşları yaptığı bir havacılık merkezi olan ve ilk kez 1927 yılından kullanıma a&ccedil;ılan Tempelhof, d&uuml;nyanın en eski havalimanlarından biri. Yapının bug&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z hali, mimar Ernst Sagebiel (1892&ndash;1970) tarafından 1934&ndash;1936 yılları arasında Nazi Almanyası&rsquo;nın baş mimarı Albert Speer denetiminde tasarlandı. 1941'de II. D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nın yarattığı ekonomik bunalım nedeni ile inşaat durdurulan ve tamamı hi&ccedil;bir zaman hayata ge&ccedil;emeyen Tempelhof, Adolf Hitler&rsquo;in mimarı Albert Speer&rsquo;in, Germania adını alacak yeni Berlin hayalinin &ouml;nemli ikonlarından biri olarak planlanmıştı. Tempelhof, inşa edilecek yeni Germania (Welthauptstadt Germania)&nbsp;kent meydanında, g&ouml;rkemli Nazi bakanlık binalarının girişini vurgulayacak şekilde kanatlarını a&ccedil;mış bir kartal formundan esinlenilerek konumlandırılmıştı. Bakanlık binalarından hala ayakta olan Goering&rsquo;in kıymetli Hava Kuvvetleri Bakanlığı da mimar Ernst Sagabiel tasarımıdır ve halen Maliye Bakanlığı olarak kullanılmaktadır.</span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_28" o:spid="_x0000_i1039" type="#_x0000_t75" style='width:453.75pt;height:294pt; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image009.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_28" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image010.jpg" height="392" width="605" /><!--[endif]--></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">3</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">. </span>Havaalanı ile aynı dilde tasarlananan, Germania hayalinin kent merkezinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze ulaşan par&ccedil;alarından Maliye Bakanlığı, Berlin, mimar Ernst Sagabiel<span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Tempelhof Havalimanı 300.000 metrekarelik kapalı alanı, 1.2 km&rsquo;lik oluşan g&ouml;rkemli apron ve hangar binaları ile bir d&ouml;nem d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k yirmi yapısı arasında yer alıyordu. Apronun &uuml;zerinde yer alan 80.000 kişi kapasiteli trib&uuml;nlerin bug&uuml;n yalnızca inşa edilebilmiş birka&ccedil; kulesi g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Sadece bu trib&uuml;nlerin dolup taştığı anın hayali bile, bir yapıya y&uuml;klenen ideolojik y&uuml;k&uuml;n boyutunu hayal etmek i&ccedil;in yeterli. Bu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;rmek benim i&ccedil;in Nazi rejiminin g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş ideallerini fiziksel olarak somutlaştıran ilgin&ccedil; bir deneyim oldu. Alman m&uuml;hendisliğini iliklerinize kadar hissettiğiniz bu str&uuml;kt&uuml;r&uuml;n bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; II. D&uuml;nya Savaş&rsquo;ı sırasında Berlin&rsquo;in i&ccedil;indeki tek toplama kampı olarak &uuml;cretsiz iş g&uuml;c&uuml; ile savaş u&ccedil;ağı &uuml;retimi yapılan bir fabrikaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş.</span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_8" o:spid="_x0000_i1038" type="#_x0000_t75" alt="https://lh3.googleusercontent.com/EXkg4eVEXkA_skViiitXKQv_bkypjfZIq1AbUQnHpJh5Tvm9Ip5MiwoBOhI9pNhQG79tic8nrRmL6fa6-B6yJS81mL5z0fNjLNSIWjO0awm1QtZ0TnRF7dfONKsZFWO-RDywgb57" style='width:453.75pt;height:340.5pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image011.jpg" o:href="https://lh3.googleusercontent.com/EXkg4eVEXkA_skViiitXKQv_bkypjfZIq1AbUQnHpJh5Tvm9Ip5MiwoBOhI9pNhQG79tic8nrRmL6fa6-B6yJS81mL5z0fNjLNSIWjO0awm1QtZ0TnRF7dfONKsZFWO-RDywgb57" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_8" alt="https://lh3.googleusercontent.com/EXkg4eVEXkA_skViiitXKQv_bkypjfZIq1AbUQnHpJh5Tvm9Ip5MiwoBOhI9pNhQG79tic8nrRmL6fa6-B6yJS81mL5z0fNjLNSIWjO0awm1QtZ0TnRF7dfONKsZFWO-RDywgb57" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image012.jpg" height="454" width="605" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">4</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">. </span>D&ouml;nemin m&uuml;hendislik harikası, &ccedil;elik str&uuml;kt&uuml;rl&uuml;, apronlar<o:p></o:p></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_7" o:spid="_x0000_i1037" type="#_x0000_t75" alt="https://lh5.googleusercontent.com/CM_FDyOL6nWTIARnti7S4IkyVV6B043EmgRsv0sWDTN5W2nm2gr2mdgcjV4BmlUz-pqnLeIEnstJDr5NR7VKarsMJnMV8IeOth6S8yq5Wy6d4gvbg6axx5mGtcYgiZWXOT4pxtcO" style='width:453pt;height:339.75pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image013.jpg" o:href="https://lh5.googleusercontent.com/CM_FDyOL6nWTIARnti7S4IkyVV6B043EmgRsv0sWDTN5W2nm2gr2mdgcjV4BmlUz-pqnLeIEnstJDr5NR7VKarsMJnMV8IeOth6S8yq5Wy6d4gvbg6axx5mGtcYgiZWXOT4pxtcO" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_7" alt="https://lh5.googleusercontent.com/CM_FDyOL6nWTIARnti7S4IkyVV6B043EmgRsv0sWDTN5W2nm2gr2mdgcjV4BmlUz-pqnLeIEnstJDr5NR7VKarsMJnMV8IeOth6S8yq5Wy6d4gvbg6axx5mGtcYgiZWXOT4pxtcO" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image014.jpg" height="453" width="604" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">5</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">.</span> Apronların devamı hangar binaları<span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_6" o:spid="_x0000_i1036" type="#_x0000_t75" alt="https://lh5.googleusercontent.com/H83f0FVv_7pFPEZvGcNRJ46zHxydM_DS5hXrUNsedSNOxb1DkpnfPZ_WfBxPUSBTXJOV88dOHb1oNdspMV5bYVt37vxTDz7BkpsBT5exCfiW-8pHiqOxJOEvzloxqrKVlYwo7J9w" style='width:453.75pt;height:340.5pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image015.jpg" o:href="https://lh5.googleusercontent.com/H83f0FVv_7pFPEZvGcNRJ46zHxydM_DS5hXrUNsedSNOxb1DkpnfPZ_WfBxPUSBTXJOV88dOHb1oNdspMV5bYVt37vxTDz7BkpsBT5exCfiW-8pHiqOxJOEvzloxqrKVlYwo7J9w" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_6" alt="https://lh5.googleusercontent.com/H83f0FVv_7pFPEZvGcNRJ46zHxydM_DS5hXrUNsedSNOxb1DkpnfPZ_WfBxPUSBTXJOV88dOHb1oNdspMV5bYVt37vxTDz7BkpsBT5exCfiW-8pHiqOxJOEvzloxqrKVlYwo7J9w" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image016.jpg" height="454" width="605" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">6</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">. </span>Hi&ccedil;bir zaman inşa edilmemiş de olsa, Nazi toplantıları i&ccedil;in tasarlanan 80.000 kişilik trib&uuml;nlerin izi ve tamamlanmamış merdiven kuleleri bug&uuml;n hala g&ouml;r&uuml;lebilir. <span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Tempelhof Havalimanı ve Hava Kuvvetleri Bakanlığı&rsquo;nın mimarı Ernst Sagabiel&rsquo;in, Nasyonal Sosyalistlerin iktidara geldikten sonra Yahudilere uyguladıkları baskı nedeniyle kariyerinin zirvesinde İngiltere&rsquo;ye iltica eden Erich Mendelsohn&rsquo;un ofisinin bir s&uuml;re y&ouml;neticiliğini yaptığını da belirtmek gerek. Zira Tempelhof, hem &ouml;l&ccedil;ek, hem cephesiyle tipik faşist Alman mimarisi &ouml;rneği olsa da &ouml;zellikle ana salon ve terminalin i&ccedil; &ouml;rg&uuml;tlenmesinde, 1920'lerde Almanya&rsquo;da filizlenen, Mendelsohn&rsquo;un da temsil ettiği modernist akımın izlerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n. Aslında Nazi Almanyası&rsquo;nın ideallerini yansıtma hevesindeki &ouml;l&ccedil;ek ve cephe tasarımını bir kabuk olarak g&ouml;r&uuml;rsek, s&uuml;sten arındırılmış g&ouml;rkemli &ccedil;elik iskelet ve fonksiyonel tasarımı ile 1930&rsquo;ların en modern ve ihtiraslı havaalanı yapısı olduğunu s&ouml;ylenebilir. </span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Filmlerden g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, havaalanının ana yolcu salonu g&ouml;z okşayan ve biz T&uuml;rklere Cumhuriyet d&ouml;neminde Alman mimarların T&uuml;rkiye&rsquo;ye kazandırdığı yapılar nedeni ile son derece tanıdık oranlarla zaman i&ccedil;inde donmuş gibi duruyor. Galeri katında bir restoran, yanında asimetrik bir kompozisyonla yerleştirilmiş b&uuml;y&uuml;k bir saatin s&uuml;slediği galerili ana salon, ikinci d&uuml;nya savaşında bombalardan epeyce zarar g&ouml;rm&uuml;ş ve aslına uygun olarak onarılmış. </span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_5" o:spid="_x0000_i1035" type="#_x0000_t75" alt="https://lh4.googleusercontent.com/spDwACt5OemnSI0uVZXsQMmQrgt19qjsX1tqSQ-6F7RRzOMM8upDfaNxpYEm6xeet1CkBp7l4-eQQVo2vFbRdw_vQE5i5tDgadpk1jhGfEdSOmA-A4eophJ6TMNpZlHo-O2vmRkU" style='width:453.75pt;height:340.5pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image017.jpg" o:href="https://lh4.googleusercontent.com/spDwACt5OemnSI0uVZXsQMmQrgt19qjsX1tqSQ-6F7RRzOMM8upDfaNxpYEm6xeet1CkBp7l4-eQQVo2vFbRdw_vQE5i5tDgadpk1jhGfEdSOmA-A4eophJ6TMNpZlHo-O2vmRkU" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_5" alt="https://lh4.googleusercontent.com/spDwACt5OemnSI0uVZXsQMmQrgt19qjsX1tqSQ-6F7RRzOMM8upDfaNxpYEm6xeet1CkBp7l4-eQQVo2vFbRdw_vQE5i5tDgadpk1jhGfEdSOmA-A4eophJ6TMNpZlHo-O2vmRkU" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image018.jpg" height="454" width="605" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">7</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">.</span> Yolcu Salonu i&ccedil; mekan<span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_1" o:spid="_x0000_i1034" type="#_x0000_t75" alt="https://lh6.googleusercontent.com/JhZdvayy7zG55-vW5hmFitkQP5QFgFJaJNOWkrms5hLwtJVw3axqwy1OcBQaZO_u3_Q7MKRifob7tkGeuk9-CU8MiElJKNRdECo6F8Z5UtRBY3Lo44nBD0Ab-YfAHenJM2Gn8W5M" style='width:453.75pt;height:604.5pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image019.jpg" o:href="https://lh6.googleusercontent.com/JhZdvayy7zG55-vW5hmFitkQP5QFgFJaJNOWkrms5hLwtJVw3axqwy1OcBQaZO_u3_Q7MKRifob7tkGeuk9-CU8MiElJKNRdECo6F8Z5UtRBY3Lo44nBD0Ab-YfAHenJM2Gn8W5M" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_1" alt="https://lh6.googleusercontent.com/JhZdvayy7zG55-vW5hmFitkQP5QFgFJaJNOWkrms5hLwtJVw3axqwy1OcBQaZO_u3_Q7MKRifob7tkGeuk9-CU8MiElJKNRdECo6F8Z5UtRBY3Lo44nBD0Ab-YfAHenJM2Gn8W5M" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image020.jpg" height="806" width="605" /><!--[endif]--></span></span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Savaşın ardından Berlin halkı i&ccedil;in hayati &ouml;nem taşıyan ve adeta &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kle &ouml;zdeşleşen Tempelhof, Sovyet ambargosuna karşı Amerikan hava kuvvetlerinin şehri ayakta tutmak i&ccedil;in taşıdığı yakıt ve gıda yardımının &uuml;ss&uuml; olarak hizmetini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. D&ouml;nemin en &ouml;nemli simgelerinden biri olan &ldquo;Candy Bomber&rdquo; u&ccedil;aklardan biri hala apronda sergileniyor. <o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_23" o:spid="_x0000_i1033" type="#_x0000_t75" style='width:453pt;height:339.75pt; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image021.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_23" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image022.jpg" height="453" width="604" /><!--[endif]--></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">8</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">.</span> Candy Bomber<span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Propaganda konusunda Nazilerden kalır yanı olmayan Amerikalılar, tesisi devraldıklarında halkın sevgisini kazanmak, bombalamalar nedeni ile u&ccedil;ak sesi duyduğunda korkan &ccedil;ocukları sakinleştirmek i&ccedil;in mini paraş&uuml;tlerle bu u&ccedil;aklardan 80.000 ton şekeri Berlin semalarından şehre dağıtmışlar. Belli yaştaki Berlin&rsquo;liler i&ccedil;in bu anılar hala canlılığını koruyor. Bizimle birlikte gezen Alman arkadaşımız, anneannesinin bu şekerleri toplamak i&ccedil;in Tempelhof etrafında beklediğini anlattı. Berlin&rsquo;de Amerikan desteği ile 1948-49 yılları arasında s&uuml;ren direnişin anısına yapılan duvar resmi, ana terminal binasının i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;lebilir. <o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_17" o:spid="_x0000_i1032" type="#_x0000_t75" style='width:700.5pt;height:394.5pt;rotation:90; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image023.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_17" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image024.jpg" height="934" width="526" /><!--[endif]--></span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">II. D&uuml;nya savaşının sonlarında artan bombalamalar ve kimyasal silah tehdidinden korunmak i&ccedil;in bazen d&ouml;rt g&uuml;ne varan s&uuml;relerle saklanılan sığınaklar da bug&uuml;ne kadar korunmuş. İnsanları sakinleştirmek i&ccedil;in duvarlarına resimler &ccedil;izilmiş, sloganlar yazılmış, hava ge&ccedil;irimsiz, br&uuml;t beton bu duvarların imalatındaki presizyon maalesef 2018 T&uuml;rkiye&rsquo;sinin &uuml;st segment yapılarını bile kıskandıracak d&uuml;zeyde.<o:p></o:p></span></p> <p style="page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span><span style="mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_18" o:spid="_x0000_i1031" type="#_x0000_t75" alt="page2image40796368" style='width:468.75pt; height:256.5pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image025.png" o:href="/var/folders/7x/jsnhds9d0t92r8p8jfyj89qc0000gn/T/com.microsoft.Word/WebArchiveCopyPasteTempFiles/page2image40796368" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_18" alt="page2image40796368" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image026.png" height="342" width="625" /><!--[endif]--></span></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">9</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">. </span>Tempelhof Sığınakları<span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Yapının katmanlarını daha net anlamak i&ccedil;in ikinci d&uuml;nya savaşı sonrasında Berlin&rsquo;de bulunan havalimanlarının durumu ve kullanım amacını kavramak b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Berlin&rsquo;in ikinci havalimanı Tegel, Tempelhof &uuml;zerinden y&uuml;r&uuml;t&uuml;len ve kentin can damarı olan hava koridoruna destek amacıyla 1948&rsquo;de hizmete alındı. 1975 yılına kadar Berlin&rsquo;de batıda Tegel ve Tempelhof, doğuda ise Sch&ouml;nefeld olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; havalimanından ticari u&ccedil;uşlar s&uuml;rmekteydi. <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Pan Am ve British Airways&rsquo;in gelişen teknoloji ve b&uuml;y&uuml;yen u&ccedil;aklar i&ccedil;in daha kullanışlı, g&uuml;venli ve uzun pistlere sahip Tegel Havalimanı&rsquo;nın tercih ederek Tempelhof&rsquo;u kullanmamaya karar vermesinden sonra Tempelhof bir Amerikan Askeri &uuml;ss&uuml;ne d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Berlin duvarının yıkılmasının ardından kısa mesafe i&ccedil; u&ccedil;uşlar i&ccedil;in kullanılmak &uuml;zere 1981&rsquo;de tekrar ticari u&ccedil;uşlara a&ccedil;ılan Tempelhof, bug&uuml;n kırk yaş ve &uuml;st&uuml;ndeki Berlinlilerin anılarında canlılığını korumasına rağmen 2008&rsquo;de tamamen kapatıldı.<o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Tahmin edileceği gibi, Amerikan kuvvetleri 1945&rsquo;de havaalanını devraldıklarında yapı bombalamadan dolayı ciddi şekilde zarar g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Yapının bu d&ouml;nemki restorasyonu sırasında giriş hol&uuml;n&uuml;n ana yolcu salonuyla aynı y&uuml;kseklikteki tavanı neredeyse 10m&rsquo;den fazla al&ccedil;altılarak, &uuml;st kotta kalan taşlar s&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş ve tamir i&ccedil;in kullanılmış. Halen &uuml;st kota eklenen d&ouml;şeme &uuml;zerine &ccedil;ıkıp, hayal edilen grandiy&ouml;z girişin izlerini g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n.<o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_20" o:spid="_x0000_i1030" type="#_x0000_t75" style='width:453pt;height:604.5pt; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image027.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_20" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image028.jpg" height="806" width="604" /><!--[endif]--></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">10</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">. </span>Giriş hol&uuml; &uuml;st kot, &ccedil;ıplak kolonları, taşlar s&ouml;k&uuml;l&uuml;p, tamirat i&ccedil;in kullanılmış<o:p></o:p></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_21" o:spid="_x0000_i1029" type="#_x0000_t75" style='width:453pt;height:604.5pt; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image029.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_21" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image030.jpg" height="806" width="604" /><!--[endif]--></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">11</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]-->. Sonradan kapatılan giriş hol&uuml;n&uuml;n orjinal tasarımı<o:p></o:p></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_22" o:spid="_x0000_i1028" type="#_x0000_t75" style='width:453pt;height:604.5pt; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image031.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_22" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image032.jpg" height="806" width="604" /><!--[endif]--></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof: yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-begin" _mce_style="mso-element: field-begin;"></span><span style="mso-spacerun:yes" _mce_style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>SEQ Figure \* ARABIC <span style="mso-element: field-separator" _mce_style="mso-element: field-separator;"></span></span><![endif]--><span style="mso-no-proof: yes;">12</span><!--[if supportFields]><span style="mso-no-proof:yes" _mce_style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-element:field-end" _mce_style="mso-element: field-end;"></span></span><![endif]--> Eklenen d&ouml;şemeyle al&ccedil;altılan alan giriş<span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;">Amerikalıların CIA dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok kurumu ile Tempelhof&rsquo;&rsquo;ta ge&ccedil;irdiği yetmiş yıl boyunca kullandıkları spor salonu, bowling alanı gibi b&ouml;l&uuml;mlerin bir kısmı da hala g&ouml;r&uuml;lebiliyor.</span><span><o:p></o:p></span></p> <p style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span><o:p>&nbsp;</o:p></span></p> <p style="line-height: 150%; page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Resim_x0020_24" o:spid="_x0000_i1027" type="#_x0000_t75" style='width:453pt;height:339.75pt; visibility:visible;mso-wrap-style:square'> <v:imagedata src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image033.jpg" o:title="" /> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--><img v:shapes="Resim_x0020_24" src="file:///C:/Users/BURCU~1.BIL/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image034.jpg" height="453" width="604" /><!--[endif]--></span><o:p></o:p></p> <p class="MsoCaption">Figure <span style="mso-no-proof: yes;">13.</span> Havaalanının en &uuml;st katında bulunan Amerikan askerlerinin kendileri i&ccedil;in yaptığı spor salonu<o:p></o:p></p> <p style="page-break-after: avoid;" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-language: TR; mso-no-proof: yes;"><!--[if gte vml 1]><v:shape id="Res--></span></p> </div> Mon, 12 Nov 2018 13:32:00 +03 Kuruluş, Kurtuluş ve Diriliş Arasındaki Bilecik ve XXIII. ETAK Toplantısı http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/kurulus-kurtulus-ve-dirilis-arasindaki-bilecik-ve-xxiii-etak-toplantisi/1257 Devrim YÜCEL BESİM <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto13.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>ETAK toplantısının XXIII.s&uuml; 15-16 Mayıs 2018&rsquo;de Bilecik&rsquo;te ger&ccedil;ekleşti. Bu sebeple Kıbrıs&rsquo;tan ulaşımı zor da olsa hem meslektaşlarımı g&ouml;rmek hem de tarih derslerinden merakımı uyandırmış bu b&ouml;lgeyi gezebilmek amacıyla yollardaydım. İstanbul&rsquo;a u&ccedil;tuktan sonra minib&uuml;sle İzmit&rsquo;e geldim. Hi&ccedil; bilmediğim bir firmanın eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; otob&uuml;s&uuml;n&uuml;n en arkasında &uuml;&ccedil; saat kadar daha yolcuydum. Lise ve &uuml;niversite yıllarımda memleketime gidebilmek i&ccedil;in sıklıkla yaptığım uzun yolculuklarımı anımsadım. Uyuyabilmeyi isterdim; ancak m&uuml;mk&uuml;n olmadı. Her ne kadar koltuk arkalarında oyalayacak ekranlar olsa da, kucakta giden mavi g&ouml;zl&uuml; oğlan &ccedil;ocuğunun istekleri hi&ccedil; bitmedi. Yanımdaki gen&ccedil; annenin huzursuzluğu bana da bulaştı.</p> <p>Bilecik&rsquo;e geldiğimde kentin epey dışındaki yeni terminalde inip yeniden dolmuşa bindim. Beni ilk karşılayan <i>kitsch</i> denilebilecek yapıdan kentte g&ouml;rebileceklerimi tahmin etmeye başlamıştım. Bitmemiş detaylarıyla hen&uuml;z inşa edildiği anlaşılan otelin ana caddeye bakan penceresinden g&ouml;rd&uuml;klerim sezgilerimin doğruluğunu ispatlar gibiydi.</p> <p>G&uuml;n ışığı gitmeden kısa bir şehir turu atabilirim diyerek dışarı &ccedil;ıktım. İnternet taramasında &ouml;n&uuml;me ilk &ccedil;ıkan yapı olan t&uuml;rbeye gidip &lsquo;Sağ salim gelebildim&rsquo; diye ş&uuml;kretmek de istedim. Caddenin hemen altındaki B&ouml;lge &Ccedil;arşısı&rsquo;nı ve İstiklal Mahallesi Konağı&rsquo;nı ge&ccedil;erek aşağıya doğru inmeye başladım. Yayalarla ara&ccedil;ların birbirine karıştığı kesişme noktalarında kentlilerin soluklanma yerleri vardı. &nbsp;</p> <p>Biraz daha ilerleyince &ccedil;ınarların g&ouml;lgelendirdiği cami avlusu hızımı yavaşlattı. Aralarında kendi ana dillerinde konuşan &ccedil;ocuklar saklamba&ccedil; oynuyorlardı iri g&ouml;vdelerin arkasına gizlenerek. Bakışları biraz tedirginleşen esmerciklere g&uuml;l&uuml;msedim. Cesedi kıyıya vuran Aylan&rsquo;dan şanslıydılar. Kimilerinin halen savaşın i&ccedil;inde &ccedil;ırpındığı ger&ccedil;eğiyle ayıpladım hepimizi.</p> <p>Suriyeli g&ouml;&ccedil;menlerle ilgili &uuml;&ccedil; yıl &ouml;nce Bodrum&rsquo;da, bu yıl ise Ankara&rsquo;da şaşkınlıkla yaşadığım olaylar geldi aklıma. Tepecik Camii&rsquo;nin yanındaki kahvede otururken d&ouml;rt yaşlarındaki oğlan &ccedil;ocuğunun kızımın elindeki yarı dolu i&ccedil;eceği alıp ka&ccedil;ışı... Kızılay Meydanı&rsquo;nda eşimin de oturduğu masadan iki kardeşin yemek &ccedil;alışları... G&ouml;rd&uuml;kleri yokluk ve yoksunluklar, iri kara g&ouml;zlerini daha da karartmış, ellerini &ccedil;irkinliklere bulaştırmıştı. Bu insanların yaşadıklarını bizim kavramamız zor. Tek bildiğim, &ccedil;ocukların benimkiler gibi aynı oyunları oynadıkları!</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto1b.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto1c.jpg.jpeg" /><br /><span style="font-size: 12px;">Fotoğraf 1: Şeyh Edebali T&uuml;rbesi yolundaki yapılar, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>T&uuml;rbeye doğru dik yokuştan salınırken i&ccedil;lerine sığılmadığını belli eden evlerin samimiyetlerini g&ouml;rd&uuml;m. Plastik terlikler dizilmişti demirli al&uuml;minyum kapıların &ouml;n&uuml;ne. &Ccedil;ift cam olsun diye yeni değiştirildiği belli olan pencereler sıvası d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şlere yabancı. Paslı &ccedil;amaşır tellerinde delik &ccedil;arşaflar. Su basmanların &uuml;zerinde bir onların g&ouml;lgeleri, bir de dolanan doğal gaz boruları. Ay yıldız ve kurtbaşları ise bakımsız cephelerin vazge&ccedil;ilmezleri.</p> <p>T&uuml;rbeyi bulmak pek zor olmadı; <i>&ldquo;İnsanı yaşat ki devlet yaşasın&rdquo;</i> tabelaları pek bol. Şeyh Edebali, mekanını sanki hem aşağıdaki koyu yeşil vadiyi b&uuml;t&uuml;nyle seyretmek hem de pek farkedilmemek istercesine konumlandırmış. Tepedeki t&uuml;rbe, karşı sırttaki mezarlık ve &ouml;ylece kalakalmış yıkık minareler; hepsi birbirlerinin yalnızlığına eşlik eder gibi.</p> <p>T&uuml;rbenin girişinin algısını artırmak i&ccedil;in elden gelen yapılmış; hatta tevazunun terkedilmiş olduğu a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Yolun bir yanında yaldızlı parmaklıklar, diğer yanında efsanesiyle zihin karıştıran Zincirli Kaya. Kapısında &ldquo;<i>D&uuml;nyayı bize b&uuml;y&uuml;k g&ouml;steren bizim k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zd&uuml;r&rdquo; </i>&ouml;ğ&uuml;d&uuml;n&uuml; veren Şeyh &lsquo;nasıl isterdi acaba?&rsquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto2a.jpg.jpeg" /></p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto2c.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto2d.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 2: Şeyh Edebali T&uuml;rbesi ve &ccedil;evresi, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>T&uuml;rbenin genel olarak iyi bakıldığı, etrafındaki temizlikten anlaşılıyor. Ancak girişteki hediyelik&ccedil;iler ve otağ şeklindeki derme &ccedil;atma cafe bir alaturkalık hissettiriyor. Mangal yapanların dumanları arasında kalmış park yeri d&uuml;zensiz. Arabaların &uuml;st&uuml;nden tepeye dikilmiş direklere kadar her yerde Kayı boyu bayrakları var. Derin vadide gezinenlerin sesleri ulaşıyor yukarıya. Buradan bakılınca y&ouml;renin mesire yerleri ve ormanları bakımından &ccedil;ok zengin olduğu a&ccedil;ık.</p> <p>Şeyh&rsquo;in mezarına &ccedil;ıkmadan &ouml;nce Osmanlı Padişahları Tarih Şeridi&rsquo;nin bulunduğu parktan ge&ccedil;iyorum. U&ccedil;an halıyı andıran sa&ccedil;ağın altında y&uuml;r&uuml;rken tarihimizin o d&ouml;nemiyle ilgili bilgileri izliyorum. Tavaf edercesine etrafında d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m alanın aktifliği &ouml;z&ccedil;ekim yapma derdinde olanlardan kaynaklı. Kırmızı g&uuml;llerle bezenmiş parkta, aşk ve tutkudan &ccedil;ok &ldquo;sadakatin temsil edilmiş&rdquo; olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto3.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 3: Osmanlı Padişahları Tarih Şeridi ve park, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Park i&ccedil;inde &ouml;z&ccedil;ekim yapılan bir diğer kalabalık nokta ise &ldquo;BİLECİK&rdquo; yazısının &ouml;n&uuml;. İlk olarak Amsterdam&rsquo;da m&uuml;zeler b&ouml;lgesinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m, şimdilerde ise bizim Kıbrıs&rsquo;taki Alsancak &ccedil;emberine d&uuml;şecek bollukta, neredeyse her şehrimizde bulunan yapısal peyzaj elemanına &ldquo;Dirilişin şehri&rdquo; a&ccedil;ıklaması da eklenmiş.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto4.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 4: Şehy Edebali T&uuml;rbesi yanındaki BİLECİK yazısı (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Parktan sonra karşıda Orhan Gazi Camii, kendisine uygun k&uuml;&ccedil;&uuml;k ahşap sa&ccedil;ağıyla hoş karşılıyor. Tuğla iş&ccedil;iliği &ouml;ne &ccedil;ıkan yapının naif duruşu ve minarelerinin narinliği etrafındaki kara selvilerle dengeyi oluşturmuş.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto5.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 5: Orhan Gazi Camii, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Bir solukta t&uuml;rbeye tırmanan merdivenlerin sonunu buluyorum. Kapıda Ertuğrul Gazi&rsquo;nin <i>&ldquo;Bak Oğul&rdquo;</i> hitaplı vasiyetini okuyorum. İ&ccedil;eride, tabutların sarıldığı &ouml;rt&uuml;lerdeki Arap&ccedil;a yazılarla yerdeki halıların karışık desenleri g&ouml;z&uuml;m&uuml; yoruyor. Sessizce duruyorum kendinden ge&ccedil;erek dua eden kadının arkasında. T&uuml;rbenin altında mezarlarından b&uuml;y&uuml;k olan dikililer adeta birer sanat eseri. Aralarından ge&ccedil;erken hem cinsimin ellerini hangi d&uuml;nya i&ccedil;in a&ccedil;tığını merak ediyorum.</p> <p>Biraz &ouml;nce kolaylıkla indiğim yokuştan tırmanarak t&uuml;rbeden ayrılıyorum. Kentin bu geniş yeşil alanını her an talan edebilecekmiş cesaretinde duran yeni apartmanların kalabalıklığını farkediyorum. S&ouml;ğ&uuml;t ve kavakları besleyen dereyi manzara edinmişler. Altlarında ezilmiş olan evlerin bah&ccedil;elerinde ceviz, kiraz ve incir ağa&ccedil;ları birarada.</p> <p>&nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto6b.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 6: Apartman t&uuml;r&uuml; yeni yapılar, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Hi&ccedil; beklemezken ilgin&ccedil; bir yapı durduruyor beni &ouml;n&uuml;nde. Dar girişinin bir yanı grafiti, &ouml;teki yanı aynı renklerin devam ettiği cam tuğlalardan. Pansiyonun aynalı kapısında kendi yansımı g&ouml;r&uuml;yorum; yorulmuşum, belli. Yemeğimi k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir Konya lokantasında yedikten sonra otele d&ouml;n&uuml;yorum.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto7.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 7: Yeni bir apartmanın girişi, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>ETAK toplantısı i&ccedil;in ertesi g&uuml;n erkenden Bilecik Şeyh Edebali &Uuml;niversitesi&rsquo;ne gidiyorum. Kentten kopuk yerleşkeye Ankara&rsquo;nın şehir kapılarına benzer kubbeli ulu bir tak altıdan giriyorsunuz. Oysa yıllar &ouml;nce Prof. Dr. Atilla Y&uuml;cel&rsquo;in bir konuşmasından net olarak aklımda kaldığıyla <i>&ldquo;Hi&ccedil;bir &uuml;niversite kamp&uuml;s&uuml;ne nizamiyeden girilmemeli!</i>&rdquo;. Sel&ccedil;uklu ve Osmanlı bi&ccedil;imlerinin yeni malzemelere b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; eğitim yapıları, i&ccedil;lerine kapalı ve sert bir duruştalar. Etrafına dizildikleri meydan, farklı a&ccedil;ılardaki teraslardan oluşuyor. Bitişi yokmuşcasına g&ouml;r&uuml;nen desenlerle kaplı d&ouml;şemenin yarattığı karmaşıklık &ouml;ğrencileri de rahatsız etmiş olacak ki fazla kullanıcısı yok. İki ay &ouml;nce Zonguldak&rsquo;taki &uuml;niversite bah&ccedil;esinde de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m tamamlanamamış daire bi&ccedil;imindeki birimlerde sanki hapsedilmiş gibi oturuyor gen&ccedil;ler. Ellerindekine bağımlılar arasında bakışma az, tartışma hi&ccedil; yok belki de...</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto8a.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto8b.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 8: Bilecik Şeyh Edebali &Uuml;niversitesi Kamp&uuml;s&uuml; (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>ETAK toplantısı B&ouml;l&uuml;m Başkanı Prof. Dr. B&uuml;lent Yılmaz&rsquo;ın &ouml;nderliğinde resmi bir a&ccedil;ılışla başlıyor. Toplantının işleyişi bu defa biraz daha farklı. Hem oturum başkanının hem de bizlerin sunumları var. Son derece inceliklerle hazırlanmış olduğu belli olan toplantının g&uuml;ndemi yoğun. 20 farklı katılımcının arasında Uluslararası Kıbrıs &Uuml;niversitesi olarak en uzaktan katılan &uuml;nvanımı koruyorum. Beyaz saten &ouml;rt&uuml;l&uuml; masalardan mı, yoksa k&uuml;rs&uuml;ye &ccedil;ıkacak olmamdan mı; bilemiyorum, biraz gerginim. Ama hep samimi olan toplantımızın ciddi b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; verimli bir &ccedil;alışmanın sonunda kolaylıkla tamamlıyoruz. Bazı &uuml;niversitelerin b&ouml;l&uuml;nmesi g&uuml;ndeminden &ouml;t&uuml;r&uuml; gelecek toplantının yeri i&ccedil;in ilk kez hi&ccedil; talip &ccedil;ıkmıyor. Belirsizlikler hoşumuza gitmese de ortadaki kubbeli boşlukta g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yoruz kameraya. Parlak gri zemin &uuml;zerindeki siyah deri koltuklara oturup protok&ouml;le uygun yeni bir ETAK anı &ccedil;ekimi&nbsp; yapıyoruz.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto9.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 9: XXIII. ETAK toplantısı, Bilecik, 2018</span></p> <p>Toplantıdan ayrılmadan &ouml;nce G&uuml;zel Sanatlar ve Tasarım Fak&uuml;ltesi&rsquo;ni detaylıca gezdiriyor B&uuml;lent hocamız. &Ouml;zellikle End&uuml;stri Tasarım B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;ne &ouml;zendirici fiziksel olanaklar sağlanmış. 3 boyutlu yazıcılar, b&uuml;y&uuml;k ekranlı bilgisayarlar, cam at&ouml;lyesi, seramik at&ouml;lyesi gibi aslında olması doğal olan donatı ve mekanlara bazılarımız imrenerek bakıyor. Sanki hi&ccedil; dokunulmamış gibi steril ve tertipli g&ouml;r&uuml;nen tasarım st&uuml;dyolarındaki yere sabitlenmiş masaları beğenmiyorum doğrusu.</p> <p class="baslik">Kamp&uuml;ste eğitmenlere de g&uuml;zel olanaklar verilmiş. Her birinin bilimsel &ccedil;alışmalarına odaklanabilecek kişisel odaları da var, sosyalleşebilecek mekanları da. Hatta biz de bunlardan birinde yemiştik &ouml;ğlen yemeğimizi. Maalesef bahar festivali sebebiyle uzaktan gelen arabesk m&uuml;zik eşliğinde. Buradaki terastan bakınca aynı Kıbrıs&rsquo;taki gibi Bilecik etrafındaki dağların da ocaklarla gaspedildiğini g&ouml;zledim. Y&ouml;redeki porselen &uuml;retim yerlerine hammadde &ccedil;ıkarılıyormuş buralardan. Koruyamadan &uuml;retmek &uuml;z&uuml;c&uuml;!</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto10.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 10: Bilecik etrafındaki dağlar ve taş ocakları, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Her ne kadar &ouml;ğrencilik yıllarımdan alışık olduğum manzaraları bulamasam da &uuml;niversiteden memnun ayrılıyorum. Bu kadar misafirperverlikle mutlu olmamak, hatta şımarmamak m&uuml;mk&uuml;n değil. Ayrıca toplantının bi&ccedil;iminden &ccedil;ok; i&ccedil;erik a&ccedil;ısından &ccedil;ıtasının y&uuml;kseldiğini g&ouml;rmek de kıvan&ccedil; veriyor.&nbsp;</p> <p>ETAK toplantılarının en sevdiğim b&ouml;l&uuml;m&uuml; olan gezi programı ertesi g&uuml;n. Turumuz başlamadan geldiğim g&uuml;nden beri ilgimi &ccedil;eken kent i&ccedil;indeki heykelleri yakından g&ouml;rmek istiyorum. İlki otele en yakın olan bulvar &uuml;zerindeki Atat&uuml;rk heykeli. İn&ouml;n&uuml; zaferlerinden sonra &ldquo;<i>Siz orada yalnız d&uuml;şmanı&nbsp;değil, Milletin makus&nbsp;talihini de yendiniz&rdquo;</i> diyerek bu y&ouml;renin Kurtuluş Savaşı&rsquo;ndaki &ouml;nemini vurgulayan &ouml;nderin &ouml;n&uuml;nde, &ldquo;S&uuml;s havuzuna girmek tehlikeli ve yasaktır&rdquo; yazısı gelişmişlik d&uuml;zeyimizin kanıtı adeta. Kentte anlam kargaşasının devam ettiği fig&uuml;ratif başka heykeller de var. Ana caddenin sonundaki Şehit Asker heykeli de farklı değil. Etrafta şarkılı t&uuml;rk&uuml;l&uuml; asker uğurlaması yapan arabaların arasında &ccedil;ember heykellerinin anıta d&ouml;n&uuml;şmesi zor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto11.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 11: Bulvar &uuml;zerindeki Atat&uuml;rk heykeli, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto12.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 12: Bulvar &uuml;zerindeki Şehit Asker heykeli, Bilecik&nbsp; (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Ara sokaklara dalarak resmi yapıların olduğu tarafa geri d&ouml;n&uuml;yorum. Tepedeki Şelale Park kına, nişan, d&uuml;ğ&uuml;n gibi kutlamalar i&ccedil;in kullanılan kentin g&ouml;zde mekanlarından. Kale bur&ccedil;larına benzetilmiş cephesiyle başka bir <i>kitsch</i> yapı. Yeniyle eskinin karıştığı yerlerden ge&ccedil;erek Cumhuriyet Meydanı&rsquo;na ulaşıyorum. Buradaki Atat&uuml;rk Heykeli ise b&uuml;y&uuml;k boy poster ve bayraklarla donanmış. Anıtın simetrisini bozan ve Atamızın <i>&ldquo;</i><i>T&uuml;rk &ouml;v&uuml;n, &ccedil;alış, g&uuml;ven&rdquo;</i> s&ouml;z&uuml;n&uuml;n vurgusunu azaltan yazıda ise BİLECİK bu sefer &ldquo;Kurtuluşun şehri&rdquo;.&nbsp; &nbsp;</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto13.jpg-1588848689.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 13: Cumhuriyet Meydanı ve BİLECİK yazısı, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p class="baslik">Hemen yanında g&ouml;sterişiyle uzaktan dikkatimi &ccedil;ekmiş olan H&uuml;k&uuml;met Konağı, meydanın baş rol oyuncusu. I. Ulusal Mimarlık D&ouml;nemi&rsquo; ne ait olduğunu &ccedil;ok net ifade eden yapı, ilk kez 1905-1907 yıllarında; daha sonra 1922-1924 yılları arasında yeniden inşa edilmiş. &ldquo;Yer teslimi, 600 iş g&uuml;n&uuml;&rdquo; yazan tabelası restorasyon işinin uzadığını g&ouml;steriyor.&nbsp;</p> <p>Meydanın ilerisinde, sarı bir konak yer edinmiş k&ouml;şeyi kendine. &Uuml;zerindeki <i>&ldquo;Yine i&ccedil;meye daldık ve o kızıl sa&ccedil;lara yağdık&rdquo;</i> duvar yazısı g&uuml;l&uuml;msetiyor sabah sabah. Geniş sa&ccedil;ağı, cumbası, kemerli kapısıyla geleneksel T&uuml;rk evi gibi duran, ancak pencere oranları farklı olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k, kendinden en az &uuml;&ccedil; kat y&uuml;ksek olan komşusuna tamahsız. Karşıdaki a&ccedil; g&ouml;zl&uuml;lere ise yetmemiş, en &uuml;stleri de camla kapatılmış.&nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto14.jpg-1568588725.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 14: Cumhuriyet Meydanı yakınındaki yapı, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Meydandan ayrılırken cadde &uuml;zerindeki kent m&uuml;zesine uğramak istiyorum. Ancak o g&uuml;n de kapalı olduğundan bah&ccedil;esindeki eserleri g&ouml;rmekle yetiniyorum. Dışardan bakımlı g&ouml;r&uuml;nen yapı, etrafını kuşatan yeni yapılara boynu b&uuml;k&uuml;k. M&uuml;zenin karşısında pencere boyutları ve k&ouml;şe odaları ile konağa benzetilmeye &ccedil;alışılmış lila renkli ilkokul ise başka bir c&uuml;mb&uuml;ş. &nbsp;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto15a.jpg-501536675.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto15b.jpg-1642682033.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 15: Bilecik Kent M&uuml;zesi karşısındaki ilkokul ve &ccedil;evresi, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Sabah y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;mde her kentteki gibi bana eşlik eden kediler var ayaklarımına dolanan. &Ccedil;i&ccedil;ek&ccedil;inin &ouml;n&uuml;n&uuml; mesken edinmiş sevimliler, belli ki komşularından &ccedil;ok farklı duran k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;kkan sahiplerini de mutlu ediyorlar. Hemen fotoğraflarını &ccedil;ekip yeni y&ouml;ntem &lsquo;g&uuml;naydınımı&rsquo; g&ouml;nderiyorum evdekilere.</p> <p>Sonra &ccedil;ocukluğumda sınavlar i&ccedil;in Bodrum&rsquo;dan kalkıp Muğla&rsquo;ya gittiğim zamankilere benzer aile &ccedil;ay bah&ccedil;esine oturuyorum. Kısa sa&ccedil;larından asker oldukları belli olan gen&ccedil;ler var kırmızı naylon &ouml;rt&uuml;l&uuml; masalarda. Mozaik kaplı havuzun &ccedil;alışmayan fıskiyelerine bakarak evimde kullanmaya kıyamadığım cinsten el işi bir &ccedil;ini fincanda i&ccedil;iyorum kahvemi. ETAK&rsquo;ın ikinci g&uuml;n etabına keyifle hazırım.</p> <p>Gezimizin ilk durağı, bazı meslektaşlarımızın kalmak i&ccedil;in tercih ettiği, havası da suyu da farklı olan S&ouml;ğ&uuml;t il&ccedil;esi&rsquo;ndeki İ&ccedil;meler. Kuş seslerinin yoğunluğundan neredeyse uyuyamadıklarını belirten hocalarımız, bu g&uuml;zelliği telefonlarına kısmen kaydedebilmişler. Buradaki &ccedil;eşmelerden akan ve t&uuml;rl&uuml; dertlere deva olduğu kanıtlanan sulardan &ldquo;fazla karıştırmayın&rdquo; uyarılarını duymazlıktan gelip şişelerini dolduranları yararak şifa y&uuml;kl&uuml;yorum kendime.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto16a.jpg-152346311.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto16b.jpg-2133922824.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 16: S&ouml;ğ&uuml;t ve İ&ccedil;meler tesisleri (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Sonraki durağımız &ldquo;Osmaneli&rdquo; il&ccedil;esi. Burada &ccedil;ok g&uuml;zel ağırlandık doğrusu. Belediye Başkanı&rsquo;nın g&ouml;sterdiği yakın ilgi hoşumuza gitti. Yerli bir g&ouml;revliyle &ouml;nce belediyeye ait kurs merkezini gezdik. Daha &ccedil;ok kadınların eğitim aldığı ve yerel &uuml;r&uuml;nlerin yapımlarının &ouml;ğretildiği merkezde, kimimiz dokuma tezgahlarına oturdu kimimiz takı tornalarına. Daha sonra kentin i&ccedil;ine daldık. Dar sokaklar 16 ve 17. y&uuml;zyıldan kalan sivil mimari &ouml;rneklerden oluşmuş. 150si tescilli 300&rsquo;e yakın konağın insani &ouml;l&ccedil;eklerine bir kez daha hayran kalıyorum. Genelde &uuml;&ccedil; kat olan yapıların en karakteristik &ouml;zelliklerinin kırma k&ouml;şeleri ve cephe s&uuml;slemeleri olduğunu s&ouml;yleyebilirim.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto17a.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto17b.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto17c.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 17: Osmaneli sokaklarındaki eski evler (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Osmaeli&rsquo;nde yeni bir s&uuml;re&ccedil; başlamış. Eskinin kıymetlilerinin &uuml;zerine gayrimenkul ilanları &ccedil;oktan asılmış, fiyatlar artmış. &Ouml;nce terk edilmiş ve unutulmuşken şimdi yeni konuk ve kullanışlarını bekliyorlar. Bazıları ise halen uykuda. Son sahiplerinin isteklerine uyum sağlayamamış olanlar da var. Uydu antenlerini g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle taşıyor ahşap &ccedil;ıkmaların payandaları.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto18a.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto18b.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto18c.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 18: Osmaneli sokaklarındaki eski evlerden detaylar (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Yenilenme şansını elde etmişlerinden birinin i&ccedil;ine giriyoruz. Necla Hanım Konağı, evin g&uuml;&ccedil;l&uuml; hanımefendisi gibi vakur bir duruşta. Avlusundaki ha&ccedil;lı mezar taşı sahibi hakkında daha &ouml;zel bilgiler veriyor. Konağın odaları o d&ouml;nemin yaşam hikayesini anlatacak bi&ccedil;imde d&uuml;zenlenmiş. Seyvanaltında 1914&rsquo;te Ertuğrul Sancağı&rsquo;na bağlı Lefke Nahiyesi&rsquo;nin adının Osmanili olarak değiştirilmesi i&ccedil;in Padişah&rsquo;ın iznini g&ouml;steren &ouml;nemli bir belge asılı. Konağın &ldquo;b&ouml;ceklik&rdquo; denilen en son katına &ccedil;ıkıyoruz. Bir zamanlar y&ouml;renin en &ouml;nemli gelir kaynağı olan ipek b&ouml;cek&ccedil;iliğine ayrılan alanı şu anda belediye tarafından nikah salonu olarak kullanılıyor. A&ccedil;ık bırakılmış mikrofondan anons yapıyorum ETAKlılara. Kıbrıs&rsquo;ın en sevdiğim, ender kıvrak t&uuml;rk&uuml;lerinden birini mırıldanıyorum; <i>&ldquo;Dolama dolamayı, getirin bağlamayı, nerden alıştın yavrum...&rdquo;</i> Alkışları topluyorum bitirmeden. M&uuml;ziğe meraklı meslektaşım ise bana aynı t&uuml;rk&uuml;n&uuml;n Rumcasını dinletiyor. Bedri Rahmi&rsquo;nin deyimiyle <i>&ldquo;Ana s&uuml;t&uuml; gibi temiz, ana s&uuml;t&uuml; kadar candan&rdquo;</i> t&uuml;rk&uuml;lerimiz ortak; i&ccedil;imi aynı şekilde kıpırdatıyor.</p> <p>Konaklardan sonra kentin ibadet yerini geziyoruz. R&uuml;stem Paşa Camii ahşap tavan iş&ccedil;iliği ile beni b&uuml;y&uuml;l&uuml;yor. Geometrik bi&ccedil;imlerin ve renklerin biraraya gelişi muhteşem. Yerdeki bordo halı ve kemerlerdeki s&uuml;slemeler de tamamlayıcı. Keşke olmasalardı dediğim ama rehberimizin &ouml;v&uuml;nerek anlattığı yeni yol d&ouml;şemelerindeki motiflerin referansı buradan alınmış olsa gerek.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto19a.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto19b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 19: R&uuml;stem Paşa Camii i&ccedil;inden detaylar, Osmaneli (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Kentin yukarılarına doğru ilerledik&ccedil;e yapılar, dokular, kokular değişiyor. Duvarlar &uuml;zerinde bir yılan gibi s&uuml;r&uuml;nerek &ccedil;ıkan tuğla bacalar; g&ouml;ğe salınan tezek dumanlarıyla yarışır gibiler. Bakımsız kerpi&ccedil; evlerin arasından ge&ccedil;ip tanıtım &ccedil;ekimi i&ccedil;in gezi boyunca hep tepemizde dolanan drone ile bir başka viraneye ulaşıyoruz. Rum Ortodoks Kilisesi olan Aya Yorgi, uğradığı vandalizmle biraz vahşileşmiş. Yine de ayakta kalan kilisenin yalın ve narin str&uuml;kt&uuml;r&uuml; &lsquo;bu &ccedil;ıplaklığıyla mı kalsa acaba&rsquo; dedirtiyor.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto20a.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto20b.jpg.jpeg" /></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto20c.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 20: Aya Yorgi Kilisesi, Osmaneli (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Etrafındaki gelinciklerle arkadaş olmuş tarihi eser par&ccedil;alarını toz duman i&ccedil;inde bırakarak minib&uuml;s&uuml;m&uuml;zle daha da tepeye tırmanıyoruz. Belediyeye ait seyir yerinde bir sabah kahvesi daha i&ccedil;iyorum. Arada bir apartmanlar y&uuml;kselse de kırmızı &ccedil;atılarla bezenmiş manzarayı beğeniyorum. Zaten eski adı Kıbrıs&rsquo;taki &ldquo;Lefke&rdquo; ile aynı olan Osmaneli ile daha gelmeden &ouml;nce g&ouml;n&uuml;l bağı kurmuştum. Geleceğini tam kestiremesem de umutla ayrılıyorum bu şirin kasabadan.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto21.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 21: Osmaneli kentinin seyir yerinden g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Sakarya nehri manzaralı yerde yemek yedikten sonra gezimiz Ertuğrul Gazi T&uuml;rbesi&rsquo;ne doğru devam ediyor. Bu defa bize eşlik eden t&uuml;rbenin bayan rehberi; ilk olarak akademisyenler karşısındaki heyecanını dile getiriyor. Etrafdaki kalabalıktan bu mekanın g&ouml;zde bir ziyaret yeri olduğu anlaşılıyor. &Ccedil;evresinde hemen yeni oluşumlar gelişmiş; pazar kurulmuş, anı fotoğraf &ccedil;ekimleri yapılıyor, g&ouml;steriler i&ccedil;in bir de b&uuml;y&uuml;k hipodrum var.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto22a.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto22b.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 22: Ertuğrul Gazi T&uuml;rbesi (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>T&uuml;rbe, kapısında n&ouml;bet tutan Alperenlerle hi&ccedil; izlemediğim o meşhur dizinin bir sahnesi sanki. Arka bah&ccedil;e &ccedil;ok g&uuml;zel olsa da son iki g&uuml;nd&uuml;r g&ouml;rd&uuml;klerimin tekrarı; g&uuml;ller, mezartaşları ve <i>&ldquo;Bak oğul&rdquo;</i> diye başlayan yazılar... Hepimiz yorulmuşuz ki t&uuml;rbenin yanındaki y&ouml;r&uuml;k &ccedil;adırında i&ccedil;ilecek demli &ccedil;aya kimse hayır demiyor. &Ccedil;ocukken ninemin evinde hızlıca kuruverdiğim gibi bağdaşarak oturuyorum kilimin &uuml;zerine. Bir&ccedil;ok arkadaşımız ayrılacağı i&ccedil;in bundan sonrasında gezimiz hızlanarak sona eriyor.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/devrimyucelbesim_bilecik/Foto23.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Fotoğraf 23: Tren garı, Bilecik (Y&uuml;cel Besim, 2018)</span></p> <p>Ben de ertesi g&uuml;n yandan bir file benzettiğim gardan başlıyorum geri d&ouml;n&uuml;ş yolculuğuma. Hızlı trene binerek gelişime g&ouml;re &ccedil;ok daha konforlu ge&ccedil;iriyorum yolculuğumu. Yol boyu bir yandan t&uuml;rk&uuml; dinleyip bir yandan Bilecik ile ilgili izlenimlerimi diziyorum zihnime. Kısır ve karışık kent merkezine rağmen halen koruduğu sakin, huzurlu kasaba havasını not ediyorum. Bug&uuml;nlerde &ldquo;Kuruluş, Kurtuluş ve Diriliş&rdquo; arasında kalmış kentin dinginliği, k&ouml;klerinin derinliğinden gelse gerek. &nbsp;&Ccedil;evresindeki bereketin ve hayran kaldığım doğal g&uuml;zelliklerinin farkında. Nazım&rsquo;ın <i>&ldquo;Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma, K&ouml;k&uuml;m sağlamdır, sarsılsam da kopmam dalımdan... Ben baharıyım yarınlarımın. &Ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;arım her kışın ardından...&rdquo; </i>s&ouml;zlerini t&uuml;rk&uuml; yapmış kendine; mırıldanıyor kulağıma.&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p><b>Kaynaklar:</b></p> <p>Bilecik Gezi Rehberi, İl K&uuml;lt&uuml;r ve Turizm M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; Yayınları, 2014.</p> <p>1075 Yılından G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze Kesintisiz T&uuml;rk Kenti Osmaneli, Osmaneli Belediyesi Yayınları, 2018.</p> <p>https://www.osmaneli.bel.tr</p> Mon, 05 Nov 2018 14:11:00 +03 Mimar Adayının Sitemleri http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/mimar-adayinin-sitemleri/1253 kasım günay <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/future_architect1.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p>Kurulan c&uuml;mlelerin etkili olabilmesi i&ccedil;in ilgi duyduğunuz alanın sizinle olan bağlarının ne boyutta olduğunu &ouml;nemsemeniz gerekir. T&uuml;rkiye'deki saklanamaz mimari problemin y&uuml;zlerce eleştirilerin muhatabı olmasına rağmen giderek b&uuml;y&uuml;mesinin sebebi bu bağların zayıflığından kaynaklanıyor zannımca. B&uuml;y&uuml;k bir kısır d&ouml;ng&uuml; var. Sunulan &ccedil;&ouml;z&uuml;mleri vasıfları ne olursa olsun i&ccedil;indeki &ccedil;embere hapseden bir kısır d&ouml;ng&uuml;. Tek taraflı yaklaşımların sebebiyet verdiği bir sanat kaosunun etkilerini yaşıyoruz. Tartışmaların havada kaldığı, verilen eğitimin ve tavsiyelerin zayıf temeller &uuml;zerine inşa edildiği derin bir teknik hata var. Mimarlık kalıplardan kurtulabilir mi? Mimarlık doğa kanunlarıyla b&uuml;t&uuml;nleşebilir mi? Belki de her mesleğe hitap eden bu sorulardan yola &ccedil;ıkmak gerekir.</p> <p>Mimarlık, insanları başarılı bir sonuca saf ve samimi işlemlerden sonra ulaştırabilir. İnsanları ve d&uuml;nyayı birbirleri ile ilişkilendirebildiğimizde, fıtrat kavramını kabullendiğimizde, mimari anlamda daha doğru bir yaşantıya sahip olabiliriz. B&uuml;t&uuml;n karmaşaların, g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha da &ccedil;ıkılmaz hale gelen rant ger&ccedil;eğinin &uuml;st&uuml;n&uuml;; işe yaramayan, bizi yansıtmayan kalıp kurallar ve prosed&uuml;rlerle &ouml;rtemeyiz. Bir birikmeden sonra patlama ger&ccedil;ekleşecek ve k&uuml;lt&uuml;r dediğimiz yapıcı, onarıcı, aidiyet&ccedil;i g&uuml;&ccedil; yok olacak. Aslında olaya insan olarak yaklaşmak zorundayız. D&uuml;r&uuml;stl&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;c&uuml;ne, sanatın renkli etkisine, mimarlığın ehemmiyetine teslim olmak zorundayız. Mimarlık sanatının, insanın psikolojik ve fiziksel bağlamda daha konforlu bir yaşam s&uuml;rmesi i&ccedil;in var olduğunu temel felsefemiz haline getirmeliyiz. Mutluluğun nasıl elde edildiğini, ne olduğunu biliyoruz. Bu bilginin bizi insan-doğa ilişkisi ile bağlamlar kurmaya zorladığının farkındalığına sahip olmalıyız. Peki nereden bağlanırsak bağlanalım, yolun mimari felsefeyi g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yer hep aynı olmasına rağmen neden başka sonu&ccedil;lar bekliyoruz? Belki de kimsenin farklı sonu&ccedil;lar beklediği yoktur; &ccedil;&uuml;nk&uuml; durum yeterince a&ccedil;ık. Kimsenin bilgisizlikten yaptığı hatalar olduğunu sanmıyorum. Ger&ccedil;ek&ccedil;i davranmamakla alakalı bir durumun i&ccedil;indeyiz. Daha &ccedil;ok para kazanmak, daha &ccedil;ok para kazandırmak uğruna psikolojimizi alt &uuml;st eden şehirciliklerin kurbanları oluyoruz.</p> <p>Mevcut duruma yataklık eden o kadar &ccedil;ok hata var ki, saklamak, umut beslemek maalesef m&uuml;mk&uuml;n değil. Kendimizi su&ccedil;lamaya başlayarak bir &ccedil;ıkışa ulaşabiliriz. Sorun varsa &ccedil;&ouml;z&uuml;mde vardır ger&ccedil;eğini arkamıza alarak ilerlemeliyiz. Bir&ccedil;ok mimarın ve mimarlık &ouml;ğrencisinin i&ccedil;inde biriken anlaşılır, haklı bir &ouml;fke var. İşleri sadece konuşmak olan hocalarımıza, teknik hi&ccedil;bir gerek&ccedil;eleri olmadan kentsel tasarımı mahveden siyasilere, duruma tek taraflı yaklaşan her mimara duyduğumuz bir &ouml;fke besliyoruz. Bir şeyler yapmalıyız. Prestij kaybeden mimarlık mesleğinin ne derece &ouml;nemli olduğunu ispatlayan, piyasada can acıtan maaşlarla &ccedil;alışan mimarları bilin&ccedil;lendirmeliyiz. &Ouml;te yandan mimarları bu duruma sokan, her yıl beş binin &uuml;zerinde mezun veren vasıfsız &uuml;niversitelere ruhsat veren sistemi bu kısır d&ouml;ng&uuml;den kurtarmalıyız. Avrupa'nın k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;, inancımızı bozan onlarca yanını &ouml;rnek alıp, işimize ger&ccedil;ekten yarayan mimari birikimlerinden uzak durup, aynı sonu&ccedil;ları bekleyerek bir yere varamayız. Profesyonellik &uuml;lkemizde sadece diplomaya ve alanımızı yansıtmayan sınav sonu&ccedil;larına bakılarak karar verilen bir tanımlamaya sahip. Bu yanlış algının sonu&ccedil;larıyla boğuşuyoruz.</p> <p>Ge&ccedil;mişimiz y&uuml;zlerce sanat yapıtıyla doluyken, UNESCO d&uuml;nya mirası listesine giren şehirlerimiz varken, &ouml;rnek almamız gereken Osmanlı şehirciliği gibi bir birikimimiz varken, neden yanlış y&ouml;ntemlere başvurduğumuzu anlayamıyorum. Y&uuml;r&uuml;rken sağımıza solumuza bakarak zevk alacağımız yeni mekanlarımızla ne zaman &ouml;v&uuml;neceğiz? Mimarlık b&ouml;l&uuml;mlerinde &ouml;ğrencilere &ouml;rnek almaları gereken mahalle yapılanmasına, il, il&ccedil;e d&uuml;zenine ne zaman kavuşacağız? Şehrin mimarisine ve &ccedil;evreye uyum sağlayın diyen proje hocalarını ne zaman haklı &ccedil;ıkaracağız şu &ccedil;arpık planlamada? Benim bir derdim var. Birka&ccedil; ay sonra mezun olup mimar olacak biri olarak, doğayı, d&uuml;nyayı seven bir insan olarak derdim var. Yeni fikirlere, &ccedil;&ouml;z&uuml;mlere a&ccedil;ık olan şehirciler ve belediye başkanlarından yoksun olan bir vatandaş olarak derdim var. Bir şeyler d&uuml;zeltilebilir diyerek yola &ccedil;ıkmak istiyorum. &Ouml;nce yazmakla başlıyorum, sonra konuşmakla ve &ccedil;izmekle devam etmek istiyorum. Her anlamda yıpratan bir eğitim s&uuml;recinin ardından okul bittikten sonra kendi işimi yapamamanın korkusu ile yaşayan bir durumdayım. Mimarlık gibi bir mesleğin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;ne şahitlik eden bu nesilden olmanın acısıyla yaşıyorum. Bir yerlerden başlamalı. D&uuml;nyaya derin ve yıkılmaz izler bırakan, bizleri g&uuml;zel şeylerin m&uuml;mk&uuml;n olacağına inandıran ve umut kaynağımız olan Mimar Sinan'lara, Frank Lloyd Wright'lara, Le Corbusier'lara, Zaha Hadid'lere saygılarla.</p> Wed, 31 Oct 2018 10:13:00 +03 90'larda Genç Bir 3D Tasarımcısı Olmak http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/90larda-genc-bir-3d-tasarimcisi-olmak/1251 Evren Arın <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/evren-arin/1992-MTV-video-postproduksiyon-Evren.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br><br><br><p><span class="fotograf-yazi">MTV post-produksiyon st&uuml;dyosu, Evren Arın (1992)</span></p> <p>Pek &ccedil;oğumuzun ge&ccedil;mişinde meslek se&ccedil;imimizi dolayısıyla yaşamımızın akışını etkilemiş olan &ouml;zel bir an, bir deneyim vardır. Ben bu anı 1993 yılının bir sonbahar g&uuml;n&uuml;nde yaşadım. O sırada İT&Uuml;&rsquo;den elektronik ve haberleşme m&uuml;hendisi olarak yeni mezun olmuştum ve &ouml;ğrenciliğimden beri &ccedil;alıştığım aile şirketimizde tam zamanlı g&ouml;reve başlamıştım. T&uuml;rk belgesel sinemasının piri olarak bilinen rahmetli amcam Suha Arın&rsquo;ın kurduğu ve daha sonra babamın da ortak olduğu MTV Film Televizyon, o yıllarda &uuml;lkemizin &ouml;nde gelen yapım şirketlerinden biriydi. Ana işimiz olan belgesel film &uuml;retiminin yanı sıra, d&ouml;nemin &uuml;nl&uuml; TV programlarının canlı yayınlandığı bir b&uuml;y&uuml;k st&uuml;dyo ve post-prod&uuml;ksiyon sistemlerinin yer aldığı bir de k&uuml;&ccedil;&uuml;k st&uuml;dyo işletiyorduk. Dolayısıyla teknik ekipman satışı yapan firmalar kapımızdan hi&ccedil; eksik olmazdı.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/MTV-01.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">MTV post-prod&uuml;ksiyon st&uuml;dyosu. Soldan sağa: Evren Arın, Reha Arın, Şehnaz Arın, Suha Arın, Dr. Suphi Saat&ccedil;i, Nergis Eren (Mayıs 1996).</span></p> <p><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/MTV-03.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">MTV post-prod&uuml;ksiyon st&uuml;dyosu. Soldan sağa Suha Arın, Reha Arın, G&uuml;lnur Alptekin, Evren Arın (Mayıs 1996).</span><br /></span></p> <p>İşte o g&uuml;nlerde koltuğunun altında bir bilgisayar kasasıyla &ccedil;ıkagelen bir adam bize farklı bir şey g&ouml;stermek istediğini s&ouml;yleyerek bilgisayarını kurdu, bir program a&ccedil;tı, &ouml;nce ekrana MTV yazdı, sonra buna boyut verdi, mermer t&uuml;r&uuml; bir malzemeyle kapladı, ve son olarak iki ışık kaynağıyla bir kamera koyup ger&ccedil;ek gibi g&ouml;r&uuml;nen bir sahne ortaya &ccedil;ıkardı! G&ouml;zlerimize inanamıyorduk. Doğrusu o tarihte b&ouml;yle bir g&ouml;steriden herkes &ccedil;ok etkilenirdi ama eğer Sinema-TV sekt&ouml;r&uuml;ndeyseniz ve o hantal, pahalı kamera-ışık ekipmanıyla ger&ccedil;ek bir sahne kurmanın zorluklarını yaşamışsanız, o zaman bu yeni teknoloji sizin i&ccedil;in bambaşka şeyler ifade ediyordu. O sıralar şartlarımız da uygun olduğundan, MTV b&uuml;nyesinde bir 3D &ouml;zel efektler merkezi kurulması i&ccedil;in hemen harekete ge&ccedil;tik. Ve amcamın &ouml;nerisiyle, merkeze &ldquo;Dile Benden Ne Dilersen!&rdquo; sloganından hareketle &ldquo;DBND&rdquo; adını verdik.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/MTV-05.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">MTV DBND St&uuml;dyosu. Soldan sağa: Murat Eren, Evren Arın, Dr. Aras Neft&ccedil;i, Nergis Eren (Mayıs 1996).</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/MTV-06.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">MTV DBND St&uuml;dyosu. Murat Eren 3D modelleme yaparken (Mayıs 1996).</span></p> <p>İlk iki yılımız &ouml;ncelikle 3D Studio ve Photoshop&rsquo;a hakim olup &ccedil;eşitli reklam ve tanıtım filmleri i&ccedil;in g&ouml;rsel efektler oluşturmakla ge&ccedil;ti. &Ouml;te yandan işin i&ccedil;ine girdik&ccedil;e, video kayıt cihazları ile birlikte ciddi bir rakama malolan PC tabanlı sistemimizin &ouml;yle her dileği ger&ccedil;ekleştirmeye uygun olmadığını g&ouml;rmeye başlamıştık. 3D hesaplama işlemleri &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bilgisayarlar istiyordu. O d&ouml;nemde bu işin tam hakkını verebilmek i&ccedil;in 50 bin dolarlık bir Silicon Graphics iş istasyonu alıp, yazılımlar i&ccedil;in de en az bir o kadar daha harcamak gerekmekteydi. İki kişi aynı anda &ccedil;alışmak i&ccedil;in bu rakamları ikiyle &ccedil;arpmalıydınız!</p> <p>O sıralarda, 1996 yılında İstanbul&rsquo;da d&uuml;zenlenecek olan HABITAT II konferansı i&ccedil;in hazırlıklar başlamıştı ve konferans kapsamında yer alacak olan &ldquo;D&uuml;nya Kenti İstanbul&rdquo; sergisinin d&uuml;zenleme komitesi, i&ccedil;erik &uuml;retimi i&ccedil;in bizimle de temasa ge&ccedil;mişti. Ancak 1995&rsquo;in sonlarına doğru bu ekipten bir uzman MTV&rsquo;yi ziyaret ettiğinde PC tabanlı &ouml;zel efekt merkezimizden pek etkilenmiş gibi g&ouml;r&uuml;nmedi. Zaten uzun s&uuml;re ses soluk &ccedil;ıkmadı. Ancak daha sonra ne olduysa, 1996&rsquo;nın Nisan ayında bizimle tekrar temasa ge&ccedil;erek, D&uuml;nya Kenti İstanbul sergisi i&ccedil;in biri belgesel, diğeri 3D canlandırma olmak &uuml;zere iki ayrı film yapmamızı istediler. Serginin Genel Koordinat&ouml;r&uuml; Prof. Dr. Afife Batur, Suha Arın ve ekibine g&uuml;veniyor ve sergiye katkı sağlamamızı istiyordu. 14 Nisan Pazar akşamı kendi aramızda bir değerlendirme toplantısı yapıp her iki projeyi de almaya karar verdiğimizde HABITAT II konferansının başlamasına sadece altı hafta vardı!</p> <p>Bizden istenen projeye g&ouml;re, İstanbul&rsquo;un 5 bin yıllık tarihinin Bizans ve Osmanlı d&ouml;nemlerini canlandıran 5 dakikalık bir kısa film hazırlamamız gerekiyordu. Filmin &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; bilgisayarda &uuml;retilmiş 3D sahnelerden oluşmalıydı, ancak bu planlarla uyumlu olacak şekilde ger&ccedil;ek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler de kullanılabilirdi.</p> <p>Bu filmde o d&ouml;nem i&ccedil;in deneysel sayılan 3D g&ouml;rselleştirme tekniği kullanılacak olsa da, &uuml;retilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler tarihi verilere uygun olmalıydı. Bu nedenle akademik danışmanlarla birlikte &ccedil;alışmamız gerekiyordu. Dr. Aras Neft&ccedil;i Osmanlı d&ouml;nemi, Dr. Engin Aky&uuml;rek ise Bizans d&ouml;nemi eserleri konusunda bize rehberlik edecekti. Ayrıca Afife Batur hocamızın da ara sıra bizi ziyaret edip &ccedil;alışmaları bizzat izlediğini ve &ouml;nerilerde bulunduğunu hatırlıyorum.</p> <p>Daha &ouml;nce bazı k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;aplı projelerde birlikte &ccedil;alıştığım sevgili dostlarım Nergis-Murat Eren ile birlikte, &uuml;&ccedil; kişilik bir ekip olarak hemen &ccedil;alışmaya başladık. &Ouml;ncelikle filmde yer alması gereken t&uuml;m anıt yapıların bir listesini &ccedil;ıkardık. Bir yapının modellemesi bittiğinde, st&uuml;dyonun beyaz tahtasındaki isminin &uuml;zerine bir &ccedil;izik atıyorduk. Nergis ve Murat o altı hafta i&ccedil;inde AutoCAD ve 3D Studio ile onlarca yapı modellediler ama bunların bazılarını filmde kullanamadık. &Ouml;rneğin b&uuml;t&uuml;n k&ouml;şkleri ile olduk&ccedil;a detaylı modellenen Topkapı Sarayı&rsquo;nı filmde ancak bir-iki saniye boyunca g&ouml;sterme fırsatımız oldu.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/AyaSul-image-01.jpg.jpeg" border="0" /></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/AyaSul-image-07.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Ayasofya'dan S&uuml;leymaniye'ye belgesel filminden kareler</span></p> <p>Bu kısıtlamaların nedeni o zamanki PC teknolojisinin istediğimiz sonu&ccedil; i&ccedil;in yetersiz kalışıydı. 32MB bellek ve i486 işlemciye sahip iki adet PC ile &ccedil;alışıyorduk. Bilgisayarların birinde yapıları modelliyor, diğerinde ise bu yapıları İstanbul&rsquo;un topoğrafik haritası &uuml;zerinde tarihi d&ouml;nemlere g&ouml;re biraraya getiriyorduk. Tek başına bu harita bile bilgisayardaki belleğin &ouml;nemli bir kısmını yutmaktaydı. Herhangi bir sahneden tek bir kare render g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; almak dakikalar s&uuml;r&uuml;yordu.</p> <p>Bug&uuml;nk&uuml; imkanlara bakıldığında anlaşılması zor gelen bir başka dert ise, o zamanki PC&rsquo;lerin bir video dosyasını ger&ccedil;ek zamanlı olarak oynatamaması durumuydu. Render işlemi ile &uuml;rettiğimiz bir 3D g&ouml;rsel dizisini hareketli izleyebilmek i&ccedil;in diziyi bir Betacam profesyonel video kayıt cihazı ile banta kaydetmek gerekiyordu. Bunun i&ccedil;in bilgisayardaki dijital g&ouml;rselleri video sinyaline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren TARGA, FAST gibi &ouml;zel kartlar vardı. Bizim kullandığımız FAST aynı zamanda Betacam kayıt&ccedil;ıyı da kontrol edebildiğinden g&ouml;rselleri kare-kare kayıt denilen y&ouml;ntemle kaydediyorduk. S&uuml;re&ccedil; kabaca ş&ouml;yle işliyordu: G&ouml;rsel dizisinden bir kare video kartın &ccedil;ıkışına verilir. Kayıt&ccedil;ı senkronize olabilmek i&ccedil;in bandı 8 saniye geriye sarar, bant okunmaya başlar ve 8 saniye sonra tam doğru nokta geldiğinde o tek kare banta kaydedilir. Kartın &ccedil;ıkışına bir sonraki kare verilir, bant geriye sarar ve otomatik d&ouml;ng&uuml; bu şekilde devam eder. Bu y&ouml;ntemle 25 kareden oluşan 1 saniyelik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n banta kaydedilmesi 6-7 dakikayı buluyordu. Bu arada manyetik bantlarda sık rastlanan ve &ldquo;drop&rdquo; denen tek karelik arızalı b&ouml;lgeye denk gelinirse, o kayıt &ccedil;&ouml;p olduğundan baştan başlamak gerekiyordu.</p> <p>G&uuml;nışığı almayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k st&uuml;dyomuzda ekran başında aralıksız &ccedil;alıştığımız, ağır uykusuzlukla boğuştuğumuz ve giderek artan bir panik halinde zamana karşı yarıştığımız o d&ouml;nemde, g&uuml;nd&uuml;z-gece algımız da zayıflamıştı. Elbette bu proje yetiştiren herkesin, &ouml;zellikle de mimarların aşina olduğu bir deneyimdir. Ama t&uuml;m d&uuml;nyanın merakla beklediği bir konferansa iş yetiştirmek i&ccedil;in, tamamen bağımlı olduğumuz bilgisayarların sınırlarını zorlayarak bilinmeyen sularda seyrettiğimizi de hesaba katmak gerekiyor.</p> <p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/I7sH8m5uVk8" width="560" height="315" frameborder="0"></iframe><br /><span class="fotograf-yazi">Ayasofya'dan S&uuml;leymaniye'ye belgesel filmi</span></p> <p>Her zamanki gibi en b&uuml;y&uuml;k destek&ccedil;imiz, akıl hocamız, moral kaynağımız sevgili amcam Suha Arın&rsquo;dı. Kendisi ekibiyle birlikte aynı sergi i&ccedil;in hazırladığı &ldquo;Altın Kent İstanbul&rdquo; belgeselini tamamlamış ve teslime kısa bir s&uuml;re kala dikkatini bize yoğunlaştırmıştı. Sona yakın sabahlamalardan birinde, bilgisayar başında &ouml;nemli ve uzun bir planın sanal kamera hareketlerini vermeye &ccedil;alışıyordum. Artık panik ve yorgunluktan &ccedil;&ouml;kmek &uuml;zere olduğumu g&ouml;ren amcam, yanımda oturup o her zamanki babacan tavrıyla bana sinemanın 5C kuralını anlatmaya başladı. Gecenin &uuml;&ccedil;&uuml;nde aynı zamanda bir hoca olan o b&uuml;y&uuml;k y&ouml;netmenden sinema dersi alıyordum! Daha etkili bir sahne i&ccedil;in 3D Studio&rsquo;nun sanal kamerasına izletmem gereken yolu, onun g&ouml;sterdiği sinema kurallarını bilgisayardaki sahneye uygulayarak &ccedil;&ouml;zd&uuml;k. Daha sonra ger&ccedil;ek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler ile 3D canlandırmaları biraraya getirip, Nadir G&ouml;kt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &ldquo;Altın Kent&rdquo; İstanbul belgeseli i&ccedil;in hazırladığı &ouml;zg&uuml;n m&uuml;zikten de yararlanarak, &ldquo;Ayasofya&rsquo;dan S&uuml;leymaniye&rsquo;ye&rdquo; adını verdiğimiz filmimizi sergiye yetiştirmeyi başardık.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/Suha_Arin_1999_MTV_Masasi_basinda.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Suha Arin, 1999, MTV, Masası başında</span></p> <p>Altı haftanın sonunda hepimiz &ccedil;ok yorulmuş ve yıpranmıştık ama MTV b&uuml;nyesinde hazırlanan her iki filmin de sergide b&uuml;y&uuml;k beğeni g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; haberi yorgunluğumuzu unutturmuştu. Daha sonra &ldquo;D&uuml;nya Kenti İstanbul&rdquo; sergisi Genel Koordinat&ouml;r&uuml; Prof.Dr. Afife Batur&rsquo;un bize g&ouml;nderdiği teşekk&uuml;r yazısı, benim i&ccedil;in hala b&uuml;y&uuml;k bir anlam ve &ouml;neme sahiptir.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/evren-arin/Afife-Batur-Tesekkur-Yazisi_500.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Prof.Dr. Afife Batur&rsquo;un g&ouml;nderdiği teşekk&uuml;r yazısı</span></p> <p>MTV&rsquo;deki DBND maceramız y&uuml;ksek lisans &ccedil;alışmalarımın yoğunlaşması nedeniyle sekteye uğrasa da, 2000 yılına kadar bazı &ouml;zel projelerle devam etti. YouTube&rsquo;a y&uuml;klediğim şu <a href="https://youtu.be/2dvr8R1vVpc">showreel</a> altı yıllık maceranın bir &ouml;zetini yansıtıyor. O tarihten sonra kendim doğrudan 3D tasarım yapmasam da kariyer yolum bu d&uuml;nya ile hep kesişti. Meslek hayatımın en başında beni derinden etkileyen Photoshop&rsquo;un yapımcısı Adobe Systems ve 3D Studio&rsquo;nun (3ds Max) yapımcısı Autodesk firmalarının her ikisinde uzun yıllar &ccedil;alışma fırsatım oldu. Nitekim Autodesk&rsquo;deki g&ouml;revim halen devam ediyor ve Orta Doğu Afrika b&ouml;lgesinden sorumlu Eğitim Y&ouml;neticisi olarak, gen&ccedil; kuşakların en yeni 3D tasarım ara&ccedil;larına erişimini sağlamak i&ccedil;in &ccedil;alışıyorum.</p> <p>&Ouml;te yandan 2004&rsquo;te kaybettiğimiz sevgili amcam Suha Arın&rsquo;ın adını ve eserlerini yaşatmak i&ccedil;in &ccedil;aba g&ouml;stermeye devam ediyoruz. &Uuml;retken meslek yaşamında meydana getirdiği 36 belgeselin şu ana kadar &uuml;&ccedil;te birini yeniden yayınlayarak yeni nesiller ile buluşturmayı başardık. Bu eserlerden HD formatında yayınlama imkanı bulduklarımızı YouTube <a href="https://www.youtube.com/mtvfilm">Suha Arın Belgeselleri</a> kanalında izleyebilirsiniz.</p> <p>&nbsp;</p> <div data-wd-pending=""> <hr size="2" width="100%" align="center" /> </div> <p><span class="fotograf-yazi">Evren Arın 1993 yılında İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi&rsquo;nden Elektronik ve Haberleşme M&uuml;hendisliği dalında lisans, 1998 yılında Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi'nden aynı dalda y&uuml;ksek lisans derecelerini aldı.</span></p> <p><span class="fotograf-yazi">İş hayatına sinema-televizyon sekt&ouml;r&uuml;nde başlayan Arın, dijital medya alanında 7 yıl boyunca tasarımcı, eğitimci ve y&ouml;netici olarak g&ouml;rev aldı. 2000-2006 yılları arasında ise Siemens&rsquo;in Bilgi ve Haberleşme Ağları b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde sistem m&uuml;hendisi ve teknik satış y&ouml;neticisi olarak &ccedil;alıştı. Ardından Adobe Systems firmasında altı yıl boyunca iş geliştirme ve kurumsal satış g&ouml;revleri &uuml;stlendi. Evren Arın 2013 yılından beri Autodesk firmasının T&uuml;rkiye Orta Doğu ve Afrika b&ouml;lgesinden sorumlu Eğitim Y&ouml;neticisi olarak &ccedil;alışmaktadır.</span></p> Mon, 22 Oct 2018 11:03:00 +03 Önerilen Bodrum Çevre Yolu Yarımada'ya Kötülüktür http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/haydar-karabey_-bodrum/1248 Haydar Karabey <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/004.jpg.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Önerilen yeni "Bodrum Çevre Yolu" bütün yarımadaya yapılacak en büyük kötülüktür.<br><br><p><span class="fotograf-yazi">Pedasa</span></p> <p><em>Karayolları 2. B&ouml;lge M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; tarafından Bodrum'da yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len &ldquo;Yeni &Ccedil;evre Yolu&rdquo; ile ilgili olarak 7 Eyl&uuml;l Cuma G&uuml;n&uuml; BODTO Konferans Salonu'nda <a target="_blank" href="http://www.arkitera.com/haber/30749/bodrumun-yol-ayrimi">&ldquo;Bodrum&rsquo;un Yol Ayrımı&rdquo;</a> başlıklı bir etkinlik yapıldı. Bu etkinliğe benimle beraber, Prof. Dr. Ergun Gedizlioğlu (İT&Uuml; İnşaat Fak&uuml;ltesi Ulaştırma Ana Bilim Dalı), Prof. Dr. Adnan Diler (MSK&Uuml; Karya Araştırma ve Uygulama Merkezi Md-Pedasa Kazı Bşk.), Ersen G&uuml;rsel (Y&uuml;ksek Mimar), Erhan &Ouml;nc&uuml; (Şehir Y&uuml;ksek Plancısı-Muğla B&uuml;y&uuml;kşehir Bel. Ulaşım Ana Planı Danışmanı), Serdal Argen (Şehir Plancısı-Muğla B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi Ulaşım Planlama Şube Md.), Semra Kutluay (Şehir Y&uuml;ksek Plancısı-Bodrum 1/25.000 &Ccedil;evre D&uuml;zeni Plan M&uuml;ellifi) ve Levent Kalyon (Harita M&uuml;hendisi-TMMOB Bodrum İKK &uuml;yesi) katıldı.</em></p> <p><em><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/albums/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/ic_bodrum_yol_ayr%C4%B1m%C4%B1_haydarkarabey.jpg.jpeg" border="0" /><br /></em></p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde s&uuml;regiden &ccedil;evre tahribatı karşısında &ldquo;yapmayın, etmeyin&rdquo; diye protestolar d&uuml;zenlemek yerine d&uuml;ş&uuml;nmek, tartışmak, alternatifler aramak son derece &ccedil;ağdaş ve yapıcı bir davranış. Bu yaklaşım ile &ccedil;alışmalar yapan, raporlar hazırlayan Bodrumlu meslektaşlarımıza &ouml;ncelikle teşekk&uuml;r etmek gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; konu, burada arkeolojik, doğal sitler de g&ouml;zetilerek MO-İMO ve başka STK&rsquo;lar tarafından derinlemesine irdelenmiş, tartışılmış. &Ouml;zellikle Pedasa Yerleşimleri konusunda bilgilenmemiz &ccedil;ok &ouml;nemliydi. Bizlere neredeyse s&ouml;yleyecek s&ouml;z kalmamış. Yine de bilindikleri tekrarlamak yerine bir iki yeni s&ouml;z s&ouml;ylemeye &ccedil;alışalım.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/003.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Pedasa sırtlarından</span></p> <p>Ama bilelim ki bizler ne yaparsak, ne edersek, ne &ouml;nerirsek kimilerine yaranamayız: Herdurumda bizlerle zaten &ldquo;Tree Hugger&rdquo; (ağa&ccedil; kucaklayıcı) diye dalga ge&ccedil;erler.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/001.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">&ldquo;Tree Hugger&rdquo;, Ağa&ccedil; Kucaklayıcılar!</span></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/002.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">&ldquo;Yola Devam&rdquo;</span></p> <p>Ben burada konuyu, kısa kısa Bodrum- Turizm- İnşaat&ccedil;ılık- &Ccedil;evre Yolu başlıklarında irdeleyip birka&ccedil; basit d&uuml;ş&uuml;nce sunacağım.</p> <p><strong>BODRUM</strong></p> <p>Aslında Bodrum yeni yol konusundaki tartışmayı a&ccedil;an yerel meslektaşların s&ouml;ylediği gibiger&ccedil;ekten bir b&uuml;t&uuml;n olarak &ldquo;yol ayrımında&rdquo;. Bodrum&rsquo;un gelişimi artık bı&ccedil;ak sırtında (niteliknicelika&ccedil;ısından) karar verelim: Gidişat hangi y&ouml;nde olacak?</p> <p>Ucuz sitelerle t&uuml;m&uuml; y&uuml;klenmiş bir yarımada, mahvolmuş bir &ccedil;evre mi?</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/005.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Binlerce boş kutu kutu, ne kadar h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir yaşam!</span></p> <p>Yoksa daha nitelikli -ve belki biraz daha pahalı, ama hak ederek pahalı- mutlu, dingin, d&uuml;zenlibir &ccedil;evre, sevilen ve mutlulukla deneyimlenen bir Ege destinasyonu mu?</p> <p>Konuya yaklaşımımız nostaljik olmamalı, elbette zamanla &ccedil;evremizde bir şeyler değişecek.Konumuz durmadan daha &ccedil;ok y&uuml;klenen Bodrum yarımadasının intihar edip etmediğinin ve nezaman t&uuml;keneceğinin tartışılması olmalı. Elbette, her yaz g&uuml;nlerce tam sayfa &ldquo;ikoncan&rdquo;yayınlayan, t&uuml;m &uuml;lkenin dedikodusunu buraya taşıyan ana akım medya bu konuyla ilgili değil.Dolayısıyla, yorulmadan, yılmadan konuyu g&uuml;ndemde tutmamız gerekiyor.</p> <p><strong>TURİZM VE İNŞAAT, KRİZLERDE EN KIRILGAN İKİ SEKT&Ouml;RD&Uuml;R:</strong></p> <p><strong>TURİZM</strong></p> <p>&ldquo;Turizm sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;, kendi yerel k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n, yaşamımızın &ouml;n&uuml;ne koşup, bunca tavizvermeyelim&rdquo; diye yıllardır anlatmaya &ccedil;alışıyoruz. Turist kimdir, turist denen şahıstan, buhassas sekt&ouml;rden kısa vadeli &ccedil;ıkarlar i&ccedil;in bunca medet ummak doğru mudur?</p> <p>D&uuml;nyanın bir&ccedil;ok &uuml;lkesi, kenti artık daha ger&ccedil;ek&ccedil;i yaklaşıyor turizm sekt&ouml;r&uuml;ne: Barselona kentte yeni turizm yatırımlarını yasaklıyor, Dubrovnik ve Venedik turistlerin kente girişlerinekota koyuyor, Monako kente yabancı ara&ccedil; sokmuyor&hellip;</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/006.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Turizmin &ccedil;evreye verdiği zarar artık t&uuml;m d&uuml;nyada tartışılıyor</span></p> <p>Turizm, bizde anlaşıldığı gibi daha &ccedil;ok insanı paralarını almak &uuml;zere bir yerlere yığmak,durmadan tesis yapmak ve dolayısıyla t&uuml;m &ccedil;evreyi, g&uuml;zellikleri inşaata boğmak değildir. D&uuml;nya&ccedil;apında turizm destinasyonları (Roma, Floransa, Paris, Cote d'Azure, Costa Brava, Santorini, Mykonos, Leningrad, Barcelona, Nil kıyıları, Dalma&ccedil;ya veya Kuzey Fiyordları...) rekabet etmek i&ccedil;in durmadan yeni tesisler inşa etmiyorlar.</p> <p>&Uuml;lkemizde de Bodrum gibi kimi &ouml;zellikli y&ouml;reler artık yapılaşmaya doymuştur. Buralarda yapılaşma ve doluluk oranları artarken, rantabilite yanı sıra &ccedil;evre ve hizmet niteliği de hızla d&uuml;şmektedir.</p> <p>Turizmi y&ouml;netemiyoruz: İspanya Benidorm &ouml;rneğine bakın, t&uuml;m İspanya kıyılarında ucuz turizm i&ccedil;in ayrılmış aşırı yapılaştırılmış neredeyse tek &ouml;rnek.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/007.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">İspanya, Benidorm&rsquo;da turizm? İngilizler &ldquo;burada &ccedil;ok İspanyol var&rdquo; diye şikayet ediyormuş</span></p> <p class="Default">Oradaki- buradaki gibi &ccedil;ok ağır yapılaşma baskısı altında olan y&ouml;relerde aşırı talebi y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in her zaman kırılgan y&ouml;relerin dışında, daha geride, &ouml;tede g&uuml;&ccedil;l&uuml;-destek y&ouml;reler yoğunlaşma alanları oluşturulabilir, mevcutlar geliştirilebilir.&nbsp;</p> <p>Mazeret olarak &ouml;ne s&uuml;rebileceğimiz bir kaynak sorunumuz da olmamalı: Yaklaşık 6 milyon geceleme yapılıyor Bodrum&rsquo;da. Buradaki &ouml;demelerden ek olarak on lira katkı payı alınsa yıllık 60 milyonluk bir &ccedil;evre koruma fonu oluşturulabilir.</p> <p><strong>İNŞAAT</strong></p> <p class="Default">&ldquo;İnşaata dayalı gelişme olamaz&rdquo; diyoruz ama hala (bir&ccedil;ok nedenle ama &ouml;ncelikle sermayenin baskısı ile) akıl dışı bir arz var inşaatta. Biliyoruz Bodrum&rsquo;da da boş-satılık binlerce kutu kutu yapı var ve hala yenileri yapılıyor.&nbsp;</p> <p>Yol inşaatı konusuna gelelim: biliyor musunuz ki, &uuml;lke olarak d&uuml;nya &ccedil;apında lider &uuml;lkeyiz yol yapmakta. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu en kolay inşaat y&ouml;ntemidir, teknolojik uzmanlık gerektirmeyen en kaba inşaat sekt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Makine girer, beton d&ouml;k&uuml;l&uuml;r, iş biter. T&uuml;m inşaat sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;n de en az katma değer &uuml;reten bi&ccedil;imidir.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/009.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Yeni &ouml;nerilen yolun spek&uuml;lasyona a&ccedil;acağı asgari alan ve yaratacağı değer artışı ağızsulandırıcı</span></p> <p>Yeni ve gereksiz yollar yalnızca &ldquo;ulaşamadığın yer senin değildir&rdquo; sloganı uyarınca spek&uuml;lasyon &uuml;retir. Bu anlamda spek&uuml;latif olarak Bodrum&rsquo;da yapımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len &ldquo;yeni yol&rdquo; en az 60 milyon metrekarelik bir doğal alanı etkileyecek, buraları arsaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;recektir: erişilebilirlik ve değer artışı a&ccedil;ısından.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/010.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">D&uuml;nya &ldquo;yol yapma&rdquo; şampiyonluğu kimde? Bakımda sonuncu, yapımda ikincilik onuru bize ait</span></p> <p>Boşaltmadan doldurarak, yıkmadan yaparak doğayı, geleceğimizi ve aslında kendimizi cezalandırıyoruz. G&ouml;z&uuml;n&uuml;zde bir canlandırın: Yol yapımı sırasında doğal sitleri, arkeolojik sitleri (Bodrum arkeolojisini kale ve antik tiyatrodan ibaret sanmayıp biraz araştırmak gerekir), kırsal yaşamı (yine Bodrum doğasını plajlardan ve kekikten ibaret sanmayıp biraz dağ y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; &ouml;neririm)&hellip; Derken hayvanların, ağa&ccedil;ların, bitkilerin t&uuml;kenişini&hellip; makinaları, kamyonları, tozu, g&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml;&hellip; karbon salınımını.<strong><br /></strong></p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/011.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Geleceğimizin felaketi olacak karbon salınımını d&uuml;ş&uuml;nen yok</span></p> <p class="Default"><span>Bu yollar konusunda bir de kandırmaca vardır: &ldquo;Yolumuz dışarıya erişim vermeyen transit, ekspres bir yol olacak, merak etmeyin!&rdquo;. Bu iddia da &ccedil;alışmıyor; yolların &ccedil;evresinde yapılaşma yasağı vaatleri ge&ccedil;erli olamıyor. Bakın 1. Boğaz k&ouml;pr&uuml;s&uuml; ve artık s&ouml;zde kalan &ldquo;&ccedil;evre yolu&rdquo; bir kent i&ccedil;i otoyol oldu, ardından ikincisi de &ouml;yle. Hala &ccedil;ıkışlar, kavşaklar veriliyor bu yollara. Yalnızca bir gazetecinin oturduğu evden hareket ile, s&uuml;rekli baskısı ile 2. &Ccedil;evre yoluna bile son derece kritik ve zor bir konumdan yeni bir bağlantı verildi, Etiler&rsquo;den, bilen bilir.</span>&nbsp;</p> <p class="Default"><span>Topraklarımızda bu t&uuml;r mesnetsiz mega yatırımlardan -en azından bir s&uuml;re- sakınılması, korunması gereken Rezerv Alanlara ihtiyacımız var, daha doğrusu geleceğe aktarmamız gereken bir namus borcumuz var. &Uuml;lke d&uuml;zleminde doğal, tarihi ve k&uuml;lt&uuml;rel kesin koruma alanları (yeniden ve genişletilerek) kesin sınırları ile tanımlanmalıdır. Bu alanlar gelecekte rezerv olarak turizm yanı sıra hepimiz i&ccedil;in de gerekli olacaktır. Uzlaşılmış bu alanlara dokunulmazlık sağlanmalıdır. &Ouml;nerilen yolun Bodrum Yarımadasının el değmemiş b&ouml;lgelerinde de aşırı yapılaşmaya neden olacağını &ouml;ng&ouml;rmemek saflık olacaktır. Bence Bodrum da artık bir b&uuml;t&uuml;n olarak korunsun, zor erişilsin ve hak ederek de pahalı olmaya devam etsin.</span></p> <p class="Default"><span><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/012.jpg.jpeg" /><br /></span><span class="fotograf-yazi">Bir b&uuml;t&uuml;n olan Yarımada&rsquo;da saldırgan yapılaşma, yeni yol ve olası yapılaşma etkisi</span></p> <p><strong>&Ccedil;EVRE YOLU MU DEDİNİZ?</strong></p> <p class="Default"><span>&Ouml;nerilen bu yol nerden nereye gidiyor, anlayan var mı? &Ouml;nerilen yolun belirli bir hedefi yok, tanımlı, anlamlı iki konumu birbirine bağlamıyor, &ouml;neriye bakılırsa bu yol nerdeyse hızını alamayıp Yunan Adalarına sı&ccedil;rayacak gidecek! T.D. Kurumu s&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re yol <i>&ldquo;&hellip;bir yerden bir yere gitmek i&ccedil;in&hellip;&rdquo; </i>i&ccedil;in yapılır.</span>&nbsp;</p> <p class="Default"><span>Mevcut plan elbette eleştirilebilir ama burada bir &ccedil;evre d&uuml;zeni planı var. Ama plana (&Ccedil;evre D&uuml;zeni Planı bir b&ouml;lgenin yapılaşmasının Anayasası&rsquo;dır! Ne ilgin&ccedil; ki biz anayasaları da sevmiyoruz!) uyumun T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;nemi yoktur.</span>&nbsp;</p> <p class="Default"><span>Şimdi bir bakalım: Bodrum yarımadasında (ve planda) bu sa&ccedil;ma yol yok ama tam bir &ccedil;evre yolu var aslında. Şimdi &ldquo;&ccedil;evre yolu&rdquo; adı altında keskin ve i&ccedil;eriden, tepelerden de yeni bir yol a&ccedil;mak tam da bize g&ouml;re bir &ldquo;oksimoron&rdquo; davranış (yani iki zıt kavramı bir araya getirip birilerine yutturmaya &ccedil;alışmak). Tekrarlıyorum, burada bir &ccedil;evre yolu var ve yarımadayı &ccedil;evreliyor, &ccedil;alışıyor&hellip;<o:p></o:p></span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/013.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">D&uuml;zenlenmesi pek akıllıca olacak olan Ger&ccedil;ek Bodrum &Ccedil;evre Yolu aslında var. &Uuml;zerinde bir ring sistem ile t&uuml;m yarımada yerleşimlerine erişiyor. Her birinin arası en &ccedil;ok on dakika. Turgutreis&rsquo;te liman desteği, Torba&rsquo;da otogar ve yan hizmetleri ger&ccedil;ekleştirilirse değerli kent i&ccedil;i b&ouml;lgeleri de rahatlıyor, merkezdeki gereksiz trafik de elbette azalıyor.</span></p> <p>Yaklaşık 50 kilometrelik bu yolu kullanarak t&uuml;m yarımadanın &ccedil;evresinin d&ouml;n&uuml;lmesi şimdilerde bir saat kadar s&uuml;rer. Bu yol &uuml;zerinden nerdeyse t&uuml;m mevcut yerleşim birimlerine erişebilirsiniz.Yol biraz d&uuml;zenlense t&uuml;m &ccedil;evreyi dolanmak 40 dakika kadar s&uuml;recektir. Yani en uzak erişim noktasına yirmi dakikada varabileceksiniz. Her iki y&ouml;nde &ccedil;alışacak bir kamu ulaşım sistemi sizi istediğiniz noktaya kolay, g&uuml;venli, ekonomik, &ccedil;evreci ve hızlı olarak taşıyabilecek.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/015.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Ger&ccedil;ek &ccedil;evre yolunun m&uuml;kemmel &ccedil;alışması i&ccedil;in yalnızca 40 metre genişliğinde bir bantyeterlidir ve bu genişlik t&uuml;m yol boyunca mevcuttur.</span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/016.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Yol gibi bir yol, kamu ulaşımı da var, yanlarda &ldquo;insanca&rdquo; erişim de var. Ticaret, tabela filan yok ama. Belki de ekonomisi &ccedil;ok zayıftır bu &uuml;lkenin?</span></p> <p class="Default">Hem de yazın daha sık, kışın daha seyrek &ccedil;alışacak kamu ulaşım ara&ccedil;ları ile son derece esnek bir sisteme sahip olacaksınız. Yalnızca 6 kilometrelik bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; (Yokuşbaşı-Konacık) yılda en &ccedil;ok iki ay ve bazı saatlerde tıkanan bir yolu &ouml;ne s&uuml;rerek transit otoyol cinayeti işlemek yerine bu daha akıllıca bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil mi?&nbsp;</p> <p class="Default"><b>KİMİ &Ouml;NERİLER</b>&nbsp;</p> <p class="Default">&Ouml;ncelikle belirteyim, elbette burada s&ouml;ylediklerim, yapılmalı-edilmeli olarak anlaşılmamalıdır. Bunlar ancak demokratik, katılımcı bir toplumda tartışılabilecek kimi alternatif d&uuml;ş&uuml;nce &ouml;nermeleridir.&nbsp;</p> <p class="Default">Apa&ccedil;ık bi&ccedil;imde orada duran &ccedil;evre yolunu doğru d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışacak bi&ccedil;imde, akış şeritlerine bakarak, yan yollar ile, bilimsel kavşaklar ile, yavaş yavaş, k&uuml;&ccedil;&uuml;k dokunuşlar ile d&uuml;zenlersiniz. Bunu programlı bir bi&ccedil;imde uygularsınız. Kimi noktalara erişimler uzarmış. Uzasın zaten!</p> <p class="Default">Ayrıca yol diye &uuml;zerinden gittiğimiz asfaltın hi&ccedil;bir kamusal mek&acirc;n değeri yok. Belki g&ouml;z&uuml;m&uuml;z alıştı ama bir daha bakın bu yola: yollara taşan ticarethaneler dizisi, korkun&ccedil; iri &ccedil;ığırtkan tabelalar, inşaat artıkları, inşaat malzemecileri, hurdacılar&hellip; Servis yolları işgal altında, nereye park edileceği, nerede durak yapılabileceği belli değil. Bu yol da t&uuml;m Bodrum gibi bir yağma ve &ccedil;irkinlik mek&acirc;nı yani.&nbsp;</p> <p class="Default">Yol d&uuml;zenlemesine destek olarak, Kentler arası Terminali ve destek hizmetlerini Yarımada girişine &ccedil;ekersiniz; b&ouml;yle bir taşınma ile kent merkezinde -hem de arkeolojik- b&ouml;lgede 200.000 metrekare a&ccedil;ık alanımız olur.</p> <p class="Default"><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/014.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span style="font-size: 12px;">Otogarın ve kent i&ccedil;indeki oto sanayinin yarımada girişine taşınması ile merkezde 200.000 metrekare bir alan &ldquo;temizleniyor&rdquo; ve şahane bir arkeopark (belki de bir millet bah&ccedil;esi?) oluşuyor.</span></p> <p class="Default"><span>Kimi liman hizmetlerini de -kısmen- Turgutreis&rsquo;e alarak kent i&ccedil;indeki yığılmayı hafifletirsiniz.&nbsp;</span>Ring-&ccedil;evre sistemi olarak &ccedil;ift y&ouml;nl&uuml; &ccedil;alışan konforlu ve &ccedil;evre dostu bir kamu ulaşım sistemi kurarsınız. Ger&ccedil;ek &ccedil;evre yolunun tasarımına entegre edilecek bu kamu ulaşım sistemi tekerlekli ve ileride belki de raylı olacak bi&ccedil;imde tasarlanabilir. Bu yolu bisiklet, yaya dostu detaylar ile de desteklersiniz. Bu konuda tam da 60 kilometrelik, yani aynı uzunluktaki Bel&ccedil;ika kıyı d&uuml;zenlemesi ve kıyı tramvayı ilgin&ccedil; bir &ouml;rnektir.</p> <p><img border="0" src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/017.jpg.jpeg" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bel&ccedil;ika kıyı tramvayı: 60 kilometrelik 60 duraklı t&uuml;m &uuml;lke kıyısını izleyen bir kamu hizmeti, hayal edebiliyor musunuz?</span></p> <p class="Default"><span>Yetmedi mi? &Ccedil;ok sıkışık zamanlarda (belki bayramlarda) Yarımadaya &ldquo;yabancı&rdquo; &ouml;zel oto girişini &uuml;cretli yaparsınız. Bu durumda en yoğun zamanlarda kente yığılan &ouml;zel taşıtların yarıdan fazlası belki dışarıda kalır. Londra&rsquo;da &ouml;zel ara&ccedil; kısıtlı b&ouml;lgeye giriş i&ccedil;in g&uuml;nl&uuml;k 11.5 pound (100 TL kadar!) &ouml;deniyor. İşte bizim koruma fonuna bir katkı daha!<o:p></o:p></span></p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/018.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Londra kent merkezine oto girişi: G&uuml;nl&uuml;k 100 TL &ouml;demek gerek. Belki?</span></p> <p>Acaba t&uuml;m yarımadada İstanbul suri&ccedil;inin &ldquo;40 rakımı&rdquo; gibi, yapılaşma kotu &uuml;st&uuml; sınır getirilebilir mi? Veya Yunan adalarında uygulandığı gibi 4.000 metrekare asgari ifraz şartı getirilebilir mi? B&ouml;ylece belki yolsuz, susuz tepelere tırmanan &ldquo;arsız&rdquo; ve yoğun yapılaşmanın da &ouml;n&uuml; alınabilir.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/019.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Susuz, yolsuz tepelere tırmanan arsız yapılaşmayı durdurmanın bir yolu olmalı?</span></p> <p>PR&rsquo;ımız (Kamuoyu İlişkilerimiz) &ccedil;ok zayıf. &Ouml;rneğin Bodrum havalimanında, inenleri karşılayan onlarca satılık gayrimenkul broş&uuml;r&uuml;nden oluşan utan&ccedil; verici ilan duvarına karşın &ldquo;hassas bir doğal k&uuml;lt&uuml;rel alana hoş geldiniz, l&uuml;tfen elinizden geldiğince &ccedil;evre sorunlarına karşı duyarlı olun&rdquo; yazan en ufak bir ilan g&ouml;rebilseydik!</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/020.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Bodrum havalimanında gelenleri karşılayan &ldquo;utan&ccedil; duvarı&rdquo;, hayallerinizin spek&uuml;lasyontopraklarına hoş geldiniz mi diyor?</span></p> <p>Burada cennet gibi yerde konforlu bi&ccedil;imde konuşlanmış olan &uuml;niversitenin de Bodrum&rsquo;a borcunu &ouml;demesi, bu konuda araştırmalar yapıp, toplantılar d&uuml;zenleyerek kurumsal &ouml;l&ccedil;ekte bilimsel, sağlıklı g&ouml;r&uuml;şler &uuml;retmesi, bunları kamuoyu ile paylaşması gerekmez mi?</p> <p>Tekil olarak bilgi &uuml;retip bizlerle paylaşan akademisyen dostlara elbette &ouml;zel teşekk&uuml;rler!</p> <p>Sonu&ccedil;:T&uuml;m Bodrum i&ccedil;in &ldquo;Kent Hakkı&rdquo; evet ve biraz da &ldquo;Doğa Hakkı&rdquo;.</p> <p><img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/haydarkarabey_bodrum/021.jpg.jpeg" border="0" /><br /><span class="fotograf-yazi">Ağa&ccedil; Sevici değiliz, &ldquo;Kent Hakkı&rdquo;, &ldquo;Doğa Hakkı&rdquo; savunucusuyuz.</span></p> Thu, 11 Oct 2018 16:57:52 +03 Yol Ayrımı http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/ersen-gursel-_-bodrum-cevre-yolu/1247 Ersen Gürsel <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/ersen_gursel_bosrum_yol_ayrimi.jpg-1881879298.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Bodrum Yarımadası yararına olmadığı belli, arazi kullanım kararları ile ilgisiz, ormanları ve su havzalarını yok ederek, Bodrum'un geleceği için onarılmaz zararlar doğuracak bir rant projesi niteliğindeki yeni çevre yolu yapımı gündemden çıkarılmalıdır.<br><br><p>Karayolları Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;n Bodrum Yarımadası&rsquo;na girişinde Torba kavşağından Turgutreis&rsquo;e en kısa yol ve zamanda ulaşmak i&ccedil;in &ouml;nerdiği projenin Bodrum trafiği ile Turgutreis b&ouml;lgesinde yoğunlaşan turizm yerleşme b&ouml;lgelerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla &ouml;ng&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; anlaşılmaktadır.</p> <p>Karayollarının &ouml;nerdiği &ccedil;evre yolu projesinin, hayata ge&ccedil;mesi i&ccedil;in yarımadanın en iyi korunmuş doğal ve k&uuml;lt&uuml;rel kalıntıları barındıran alana 18 km uzunluğunda bir yol aksı boyunca yapılacak t&uuml;nel, k&ouml;pr&uuml; ve viyad&uuml;kler ile, bug&uuml;ne dek benzeri g&ouml;r&uuml;lmemiş şekilde fiziki bir m&uuml;dahale yapılacak, b&ouml;lgenin tarihi ve doğal peyzaj değerleri tamamen yok olmakla kalmayıp b&ouml;lgenin gelecekte k&uuml;lt&uuml;r ve doğa turizminde değerlendirilecek potansiyeli de ortadan kalkacaktır.</p> <p>Bodrum Yarımadası&rsquo;nda kentsel planlama kararlarından bağımsız olarak geliştirilmesi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len ulaşım projesinin, doğal sit ve arkeolojik alanlar &uuml;zerinde yapacağı telafisi m&uuml;mk&uuml;n olmayacak tahribatla birlikte, Turgutreis, Ortakent anayol g&uuml;zerg&acirc;hı &ccedil;evresinde araziler ekonomiye değer &uuml;retmek amacıyla yapılaşmaya a&ccedil;acaktır. Benzer gelişmeler arkeolojik b&ouml;lgenin Ege Denizi&rsquo;ne bakan G&uuml;ney- Kuzey yama&ccedil;larının kısa s&uuml;rede yatırım alanlarına d&ouml;n&uuml;şmesi s&uuml;rpriz olmayacaktır. Yol deyip ge&ccedil;memek gerekir. &Ccedil;ok boyutlu sosyal mekanlar olan ulaşım projelerini &ccedil;evre ve kentsel bağlamın dışında m&uuml;hendislik y&ouml;ntemleriyle &ccedil;&ouml;zmeyi d&uuml;ş&uuml;nmekle Bodrum Yarımadası&rsquo;nda nelerin kaybedileceğinin farkında mıyız?</p> <p>Bodrum Yarımadası&rsquo;nın ulaşım sorunu Torba- Turgutreis&rsquo;i bağlayan yeni bir yol projesi ile &ccedil;&ouml;z&uuml;lemez. Sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; yarımadanın t&uuml;m&uuml;n&uuml; kapsayan 1/25000 &ouml;l&ccedil;ekli &ccedil;evre d&uuml;zeni planı kapsamında, ulaşım planlamasını fiziksel planlamanın konusu olarak d&uuml;ş&uuml;nerek bulmak gerekir</p> <p>Ege coğrafyasında Bodrum Yarımadası, olağan&uuml;st&uuml; doğal &ouml;zellikleri, tarihi ve k&uuml;lt&uuml;rel varlıkları ile Bodrum&rsquo;un ve &ccedil;evresinin kimliğidir. Bu coğrafyanın değerlerinin s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi gerekir. Kentin yol g&uuml;zerg&acirc;hlarına, cadde ve sokaklarına, yani b&ouml;lgede yaşayanlara ait mekanlara &ouml;nerilen projelerin kamuoyu ile paylaşılması gerekir.</p> <p>Muğla &Uuml;niversitesi Pedasa Antik Kenti Kazı Araştırma Başkanlığı <a href="https://we.tl/t-mVsjt6EO1o">raporunda</a>, TC Bakanlar Kurulu Onayı (17.09.1999) ile Arkeolojik Mirasın Korunmasına ilişkin Avrupa S&ouml;zleşmesi (16 Ocak 1992)&rsquo;ne g&ouml;re arkeolojik mirasın tanımı yapılmıştır. S&ouml;zleşmenin amacı Avrupa&rsquo;nın ortak anı kaynağı olduğu kadar, bilimsel ve tarihi araştırma gereği olarak da arkeolojik mirasın k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;evresiyle birlikte korunması, s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesidir. Arkeolojik mirasının &uuml;lkelerin saygınlığı a&ccedil;ısından &ouml;nemli olduğu belirtilirken, kamu yararı a&ccedil;ısından da gerekli olduğu hususu &uuml;lkemizin de kabul ettiği uluslararası s&ouml;zleşme ve anlaşmalarla kayıt altına alındığı belirtilmektedir.</p> <p>TMMOB Bodrum il&ccedil;e Koordinasyon kurulunun Eyl&uuml;l 2018&rsquo;de Bodrum da d&uuml;zenlediği &ldquo;Yol Ayrımı&rdquo; panelinde &ouml;ne &ccedil;ıkan konular şunlardır:</p> <ul> <li>Bodrum TMMOB, &ouml;nerilen &ccedil;evre yolu projesinden, Karayolları Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;n Bodrum Belediyesi ile Muğla K&uuml;lt&uuml;r Varlıkları Koruma Kurulu&rsquo;dan g&ouml;r&uuml;ş istemesi ile haberdar olmuştur. &Ouml;nerilen Proje Aydın, Muğla, Denizli 1/100.000 &ouml;l&ccedil;ekli &Ccedil;evre D&uuml;zeni ile Muğla 1/25000 &ouml;l&ccedil;ekli Nazım İmar Planı&rsquo;nda yer almamaktadır.</li> <li>Projenin Nazım İmar Planı&rsquo;nın ilke ve stratejileri dışında hazırlanmış olduğu anlaşılmıştır.</li> <li>Ulaştırma yatırımları, geri d&ouml;n&uuml;lmesi imk&acirc;nsız yatırımlardır ve o nedenle &ccedil;ok iyi et&uuml;t edilmelidir. Kış ayı hareketine g&ouml;re yol yapılması yetersiz kapasite doğuracağı gibi, yaz ayı hareketine g&ouml;re yol yapılırsa kapasite fazlalığından dolayı pahalı bir yatırım yapılmış olur. Sonu&ccedil; olarak, b&uuml;y&uuml;k paralar harcanıp, yapılan yolun kapasitesini tam kullanılmaz ve yatırımından zarar edilir.</li> <li>Yapılacak yeni yeni yolun &ccedil;oğunluğu t&uuml;nel, kalanı da viyad&uuml;klerle ge&ccedil;ilecek olduğundan masraflı bir yatırım olacağı kesindir. Ş&ouml;yle ki yapım maliyeti yaklaşık kilometresi 30 milyon dolar olarak hesaplandığında, yaklaşık 540 milyon dolarlık bir yol yatırımın olduğu g&ouml;z&uuml;kmektedir. Yapılacak yeni yolun iki ucundan başka da kavşak g&ouml;r&uuml;nmemektedir.</li> <li>KGM&rsquo;nin temel aldığı g&uuml;nl&uuml;k, iki y&ouml;nden ge&ccedil;en ara&ccedil; ge&ccedil;işi 35.000 adettir (YOGT değeri). Bu değer, Bodrum merkez ile Ortakent arasındadır. </li> <li>Bodrum merkez ile Torba kavşağı arasında, iki y&ouml;nden ge&ccedil;en ara&ccedil; ge&ccedil;işi 19.000 adettir (KGM verilerinden). Yolun projelendirmesinde kullanılan, g&uuml;nde 35.000 adet ara&ccedil; ge&ccedil;işi verisi &ccedil;ok y&uuml;ksektir. Ayrıca, yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len yeni yol, merkezden olduk&ccedil;a uzakta olduğu i&ccedil;in bu sıkışan trafiğe bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m değildir.</li> <li>Muğla B&uuml;y&uuml;kşehir Belediyesi m&uuml;lkiyetinde olan Torba kavşağı-Yalıkavak hattının, Orman Bakanlığı m&uuml;lkiyet yetkisinde olan kısımlarındaki hukuki ve maddi sorunlar &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;p, mevcut yol g&uuml;zerg&acirc;hına d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len standart ve teknikte yeni bir proje &uuml;retilerek soruna &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulabilirdi.</li> <li>Belirlenen g&uuml;zerg&acirc;hın oluşumundan sonra &ccedil;evrede yapılaşma baskısı ka&ccedil;ınılmazdır. Karayolları kamulaştırma maliyetine karşı &ouml;nerdiği yol g&uuml;zerg&acirc;hı arkeolojik ve doğal SİT alanıdır. </li> </ul> <p><br />Anlaşılan o ki Karayolları, Ege k&uuml;lt&uuml;r coğrafyasındaki Leleg- Karya- k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne ait Pedasa Antik Kenti&rsquo;nin ya farkında değil ya da &ouml;nemsememektedir.</p> <p>Bodrum Yarımadası yararına olmadığı a&ccedil;ık&ccedil;a belli olan, arazi kullanım kararları ile ilgisiz, ormanları ve su havzalarını yok ederek, Bodrum' un geleceği i&ccedil;in onarılmaz zararlar doğuracak bir rant projesi niteliğindeki yeni &ccedil;evre yolu yapımı g&uuml;ndemden kesinlikle &ccedil;ıkarılmalıdır.</p> <p>Bodrum Yarımadası&rsquo;na ait değerlerden yabancılaşan gelişmelerden, yarımadanın doğal ve kentsel peyzajından oluşan kimliğini olumsuz etkileyecek projelerden ka&ccedil;ınılmak gerekir. Kentlerin geleceğini etkileyecek ulaşım g&uuml;zerg&acirc;hlarının planlanması s&uuml;reci şeffaf ve katılımcı y&ouml;ntemlerle y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmelidir.&nbsp;</p> <p>Yeni Yol g&uuml;zerg&acirc;hı projesi ger&ccedil;ekleştiğinde, telafisi m&uuml;mk&uuml;n olmayan &ccedil;ok şey kaybedilecektir. Maddi kaynaklar zamanla yenilenebilir fakat&nbsp; topluma ait evrensel k&uuml;lt&uuml;r değerleri para ile &ouml;l&ccedil;&uuml;lemezler. Toprak gibi arkeolojik ve k&uuml;lt&uuml;rel değerler-varlıklar yeniden &uuml;retilemez.</p> Thu, 11 Oct 2018 16:52:59 +03 Arşive Dalmak... http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/arsive-dalmak/1245 pinar gokbayrak <img src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/gorus-02/ersen_gursel_bosrum_yol_ayrimi.jpg-1881879298.jpeg" width="640" /><br/><br><br><br>Meslek hayatımızın en ilginç, en keyifli ve beklenmedik deneyimler ve tanışıklıklarla dolu dönemini Türkiye’nin ilk mimarlık veri tabanı olan ARKIV, o zamanki adıyla AMV yani Arkitera Mimarlık Veritabanı için çalışarak geçirdik diyebiliriz.<br><br><p>[Edit&ouml;r&uuml;n notu: aşağıdaki yazı <a href="http://arkiv.com.tr/" target="_blank">ARKIV</a>'in ilk edit&ouml;rlerinden, <a href="http://www.arkiv.com.tr/mimar/pinar-gokbayrak/4297" target="_blank">Pınar G&ouml;kbayrak</a> ve <a href="http://www.arkiv.com.tr/mimar/burcin-yildirim/4299" target="_blank">Bur&ccedil;in Yıldırım</a> tarafından ortak kaleme alınmıştır.]</p> <p>Hen&uuml;z mimarlık &ouml;ğrencisi iken, Taşkışla&rsquo;da yeni kurulmuş olan Arkitera&rsquo;yı &ouml;ğrencilere tanıtmaya gelen &Ouml;mer Kanıpak ve &Ouml;mer Yılmaz&rsquo;dan bir randevu almış; mimarlık bilgisinin &uuml;retimine dair alternatif bir s&ouml;z s&ouml;ylemeye niyetli bu gen&ccedil; ekibin bir par&ccedil;ası olmak arzusuyla bir hafta sonra ofislerinde soluğu almıştık bile. Bu tanışmanın ardından ise, 2002 yazında, yaz stajını Arkitera&rsquo;da yapmıştık. Staj sırasında ise, t&uuml;m ekibin b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla &uuml;zerinde &ccedil;alıştığı dijital bir mimarlık arşivinin hazırlık aşamasına tanık olduk, katkı koyduk. Bu s&uuml;re&ccedil;te bizzat tanıştığımız d&ouml;nemin usta ve gen&ccedil; mimarlarının ve hen&uuml;z yeni kurulmuş olan Arkitera&rsquo;nın gen&ccedil; ve dinamik ortaklarının ileride kuracağımız kendi mimarlık ofisimize ilham ve model olabileceklerini asla tahmin edemezdik.</p> <p>T&uuml;rkiye&rsquo;de bir mimarlık arşivi kurmak, &uuml;stelik bu arşivi, hen&uuml;z sekt&ouml;rde dijitalleşmeye ge&ccedil;ilmemiş bir d&ouml;nemde, daha web siteleri bile olmayan ya da d&uuml;zenli bir arşivleme alışkanlığı bulunmayan mimarlarla oluşturmak ve herkesin ulaşabileceği dijital bir platforma d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek o d&ouml;nem i&ccedil;in ilk olmanın &ouml;tesinde aynı zamanda olduk&ccedil;a zorlu bir işti. Arkitera kurucularının m&uuml;thiş vizyonu ve dirayetiyle &uuml;lkemiz mimarlığının &ccedil;ok geniş ve kapsayıcı bir resmini &ccedil;ekmek m&uuml;mk&uuml;n oldu. Ciddi bir emek, teknik altyapı ve b&uuml;t&ccedil;e gerektiren bu işi 15 yıldır s&uuml;rd&uuml;rebilmek Arkitera&rsquo;nın mesleğimize yaptığı ş&uuml;phesiz en b&uuml;y&uuml;k katkılardan biri.</p> <p>Hazırlık aşamasında, konunun birden &ccedil;ok y&ouml;n&uuml; vardı. Arşivleme alışkanlıklarının fazla olmadığını -şaşkınlıkla- farkettiğimiz mimarlardan veri toplayabilmek, bir arşiv sistematiği kurmak, bunları daha &ouml;nce yapılmamış bir şekilde dijital bir altyapıya entegre edip herkes tarafından erişilebilir kılmak ve t&uuml;m bunların &ouml;tesinde hen&uuml;z yeni kurulmuş olan Arkitera&rsquo;yı tanımayan mimarlara &ouml;nce Arkitera&rsquo;yı tanıtıp, g&uuml;ven verip ardından bu proje i&ccedil;in kendi arşivlerini a&ccedil;malarına ikna etmek... Bu noktada Aydan Balamir, Aykut K&ouml;ksal, Belkıs Uluoğlu, İhsan Bilgin ve Uğur Tanyeli&rsquo;den oluşan danışma kurulunun katkıları kuşkusuz hepimizin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;mıştı. Arşivin adından, arşive dahil edilecek projenin niteliğine, projenin arşivde nasıl temsil edileceğinden, g&ouml;rsel kimliğine değin pek &ccedil;ok konuda olduk&ccedil;a titiz davranılmış, saatlerce s&uuml;ren toplantılarda arşivin kimliği tartışılmıştı. Bu toplantılara tanık olmak, projelerin nasıl değerlendirildiğini, arşiv sistematiğinin nasıl kurgulandığını g&ouml;rmek ise kuşkusuz bir mimarlık &ouml;ğrencisi i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;ğretici ve &ccedil;ok heyecan vericiydi.</p> <p>İ&ccedil;erik oluşturma kısmında, Arkiv projesini tanıtmak ve mimarlardan projelerine ait dok&uuml;manları toplayabilmek i&ccedil;in mimarlık ofislerinin ziyaret edilmesi g&ouml;revi iki hevesli mimar adayı olarak bize verilmişti. Hen&uuml;z 3. sınıfta eğitim g&ouml;ren iki mimarlık &ouml;ğrencisinin o d&ouml;nemde İstanbul&rsquo;da aktif olarak &ccedil;alışan ve nitelikli işleriyle bilinen neredeyse b&uuml;t&uuml;n mimarlık ofislerine bizzat girip &ccedil;ıkmasının m&uuml;thiş bir deneyim olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bir mimarlık &ouml;ğrencisi, &ouml;ğrencilik hayatı boyunca ancak birka&ccedil; mimarlık ofisinde staj yapıp o ofisi deneyimleme şansına erişmişken, biz bir staj d&ouml;neminde onlarca ofis ziyareti ile, farklı ofis d&uuml;zenlerine, farklı mimarlık yapma bi&ccedil;imlerine, farklı ilgi alanlarına ve farklı jenerasyonların farklı yaklaşımlarına tanık olmuş, kimi zaman da yakın ge&ccedil;mişimizin tozlu raflarında bekleyen hikayaleri ya da dedikoduları dinlemiştik.</p> <p>Her bir ofis ziyareti bizim i&ccedil;in ayrı bir heyecan, ayrı bir keşifti. Bir kısmı bug&uuml;n hayatta olmayan Atilla Y&uuml;cel, Abdurrahman Hancı, Hamdi Şensoy, Yılmaz Sanlı, Cengiz Bektaş, Tekeli-Sisa, Metin Hepg&uuml;ler gibi ustalar, Mutlu &Ccedil;ilingiroğlu, Adnan Kazmaoğlu, Reşit Soley, G&ouml;khan Avcıoğlu ve Haydar Karabey gibi d&ouml;nemin &uuml;retken mimarları, T&uuml;lin Hadi-Cem İlhan, Kerem Erginoğlu-Hasan &Ccedil;alışlar ve B&uuml;nyamin Derman gibi o zamanın gen&ccedil; ve başarılı mimarları... Bu tanışıklıklar sayesinde, Taşkışla&rsquo;da Beyazduvar dergisi i&ccedil;in bir dizi etkinlik yapmış ve o d&ouml;nemde sayıca fazla olmayan bir &ouml;ğrenci etkinliği ile mimar s&ouml;yleşileri serisi organize ederek tanıştığımız mimarların bir kısmını okula davet etmiştik. Bizim tanık olduğumuz heyecanlı d&uuml;nyayı Taşkışla&rsquo;ya taşımaktı derdimiz...</p> <p>Bu ofis ziyaretleri aynı zamanda hen&uuml;z Arkitera&rsquo;yı tanımayan ve interneti sık kullanmayan eski kuşaklara Arkitera&rsquo;yı da tanıttığımız ziyaretlere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Hamdi Şensoy&rsquo;un &ldquo;Gen&ccedil;ler, bu bina milli &uuml;sluptadır,&rdquo; diyerek anlattığı Nişantaşı&rsquo;ndaki kendi tasarımı olan yapısındaki toplantımızda Arkitera&rsquo;yı isminden dolayı İtalyan bir firma sanması en ilgin&ccedil; anılarımızdan biridir. Mimarların en &ccedil;ok sorduğu sorulardan biri Arkiv&rsquo;de proje yayınlamanın &uuml;cretli olup olmadığıyken bir diğeriyse başvuran bu projeleri kimin hangi yetkiyle se&ccedil;ip eleyeceğiydi. Bir ilk olmasının getirdiği t&uuml;m teredd&uuml;tleri ve belirsizlikleri adım adım aşarak Arkiv&rsquo;i bug&uuml;n artık ilk akla gelen kaynak haline getirmek, ancak g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ekip ve kararlılıkla m&uuml;mk&uuml;n olabilirdi.</p> <p>İ&ccedil;erik yavaş yavaş toplanmaya başladık&ccedil;a bu bilgilerin nasıl sistematize edileceği, nasıl dijitalleşeceği ve nasıl bir yazılıma adapte edileceği g&uuml;ndeme geldi. Etiketleme y&ouml;ntemi hen&uuml;z dijital i&ccedil;eriklerde yaygın değilken, arşiv, etiket sistemi &uuml;zerine kuruldu. Onlarca excel tablosuna girilen verileri, farklı kategorilere ayırıp kullanıcılar i&ccedil;in &ccedil;oklu bir taramayı m&uuml;mk&uuml;n kılacak bir altyapı sistemine oturtmak &ccedil;ok da kolay olmadı. Bilginin sistematize edilmesi ama kapsayıcılığını yitirmemesi i&ccedil;in ve &ouml;n&uuml;m&uuml;zde benzer bir &ouml;rnek olmaması sebebiyle de kimi zaman deneme-yanılma y&ouml;ntemiyle &ccedil;ok emek harcandı. İlk a&ccedil;ıldığı g&uuml;nden bu yana da Arkiv s&uuml;rekli kendisini i&ccedil;erik ve altyapı anlamında g&uuml;ncelleyerek bug&uuml;ne geldi.&nbsp;</p> <p>Arkiv sayesinde mimarlık ofislerinin &ccedil;oğunda ciddi bir tarama yapıldığı, kendi arşivlerinin d&uuml;zenlendiğini ve hatta dijitale ge&ccedil;irildiğini s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n. Bug&uuml;n, &uuml;lkedeki arşivleme &ccedil;alışmalarının artması, farklı kurumlar tarafından benzer projelerle bu coğrafyadaki mimarlık &uuml;retiminin kayıt altına alınır olması olduk&ccedil;a sevindirici. Arkitera&rsquo;ya ise, dijitalleşmenin ilk d&ouml;nemlerinde koyduğu vizyonla ilk &ouml;rnek olması, kurduğu ekip ve danışma kuruluyla titiz ve prensipli tavrı, kararlılıkla projeye sahip &ccedil;ıkması ve bug&uuml;nlere getirmesi nedeniyle herhalde &ouml;ncelikle mimarlık &ouml;ğrencileri ve daha sonra t&uuml;m mimarlık camiası &ccedil;ok şey bor&ccedil;lu. Nice yıllara Arkiv!</p> Thu, 11 Oct 2018 12:25:00 +03